Geçenlerde bir dostum beğeneceğinizi umduğum bir hikâye göndermiş.
Her çiçeğin bir hikâyesi vardır ya, bu da krizantem çiçeğinin sevdalı hikâyesi…
Küçük ve şirin bir kasabada, Ante isminde soylu ve güzel bir kız yaşarmış…
Bir güzel bahar sabahı bahçeye çıktığında, bir gencin çiçekler arasında dolaştığını görür.
Genç krizantem çiçeğinin önünde durur.
Eğilir ve yüreğindeki bütün sevgisiyle dudaklarını dokundurur.
Ante çiçekleri kendi gibi seven bu gence bir anda sevdalanır.
Ne yazık ki genç geldiği gibi ansızın kaybolur.
Sevda ateşi yakar Ante'yi, alevlere atılmış taze bir gül gibi yanar.
Gencin öptüğü krizantem çiçeğinin yanına gider gencin az önce durduğu yerde durur ve eğilerek onun öptüğü yerden öper.
Gencin busesinin sıcaklığı hâlâ durmaktadır.
Ante utanır, yanakları al al kızarır. Bu haliyle o kadar güzel olur ki, Krizantem onun güzelliğini kıskanır.
Antenin dudaklarından bütün kanını bitinceye kadar emer.
Yapraklarından başlayarak kırmızılaşır krizantem…
Ortasına geldiğinde Ante'nin kanı biter ve krizantemin ortası sarı kalır.
Canını bir buse uğruna feda eden Ante, krizantem çiçeğinin altına gömülür.
Yaptığına pişman olan krizantem her bahar bir sürü tomurcuk açar ve Ante'nin üzerine yapraklar dökerek onun yeniden dirileceğine inanır.
Ay yıldızlı bayrağımız, krizantem çiçeği gibi gelir bana.
Nice yiğitler bir buse uğruna feda etmiştir canlarını.
Ante'nin vücudundaki kanını içine çektikçe kırmızılaşan bir krizantem çiçeği gibidir.
Ante gibi, nice kınalı kuzular kanlarını Gök bahçemizde açan bu sevdalı çiçek için vermiştir.
O sarılır da, öper şehidin sımsıcak dudaklarından.
O buseyle yeniden dalgalanır. Yeniden canlanır özgürlük çiçeğimiz.
O buseyle yeniden dirilir şehitlerimiz.
Onun sarıldığı şehitler hep diridir.
Abanır şehidin üzerine de kimselere vermez onu.
Kıskanır onu anasından, babasından, nazlı yârinden bile.
Şehit, o bayrak için terk etmiştir her şeyini.
Onun için akıtmıştır kanını, onun için vermiştir canını.
Kansızlıktan solgunlaşan bedenine kan verir kırmızılığından…
Şehidini ısıtır kendi kızıllığında, son yolculuğunda.
Ben bayrağımızı Krizantem çiçeğine benzetiyorum.
Kaç kendine sevdalı gencin dudağından içine çekmiştir kanlarını.
Nice analar kınalayıp yollamıştır, onun uğruna baharındaki yiğitlerini,
Nice gençler dul bırakmıştır taze gelinlerini.
Bizim insanımız kadar ülkesini, bayrağını seven ikinci bir millet var mıdır? Bilmiyorum.
Vatan yoluna, kınalanır nice yiğitler.
Bayrak uğruna kanlarını sebil eder nice civanlar.
O, hep özgürce dalgalanmıştır.
Rüzgarlar ondan aldığı özgürlük kokularını taşımıştır Anadolu'ya.
Dün 19 Mayıs'tı.
İstiklal meşalemizin hiç sönmemek üzere parladığı gün.
Milletimizin haksızlığa baş kaldırdığı, bağımsızlığa yürüdüğü gündür.
Gandi'nin dediği gibi; “Kahraman Anadolu İnsanı, ipi kendi bükmüş, kendi eğirmiş, kendi dokumuş, kendi giymiştir.
Gönlünü herkese, elini de sadece Allaha açmıştır.
Bu fakir ve çaresiz millet akıl almaz bir fedakarlık örneği sergilemiştir.”
İşte! Bayrak özgürce dalgalansın diye kocasının, kardeşinin ve iki ciğer paresinin ardından, son evladını da cepheye yollayan bir ananın oğluna söylediği son sözleri;
Yer Bilecik istasyonu…
Rüzgarın uğultularına karışmaktadır trenin acı ıslığı
Kimi babalar, annelerinin omuzlarından yavrularını alarak son defa öpüp koklamaktadır.
Kimi taze gelinler, “Gelinceye kadar bebeğimiz olur” diye kocalarını gözyaşlarıyla teselli eder.
Akşamın alaca karanlığında beyaz yaşmaklı bir ana belirir.
Hafif kamburlaşmış belini duvara dayamış, vatanı gibi derin düşüncelerin kuşatması altında
Kırışıklılar derin çizgiler oluşturmuş mübarek yüzünde
Bir komutan yaşlı anayı uzaktan fark eder ve yanına yaklaşır;
“Ana ne bekliyorsun burada ?”
“Hüseyin'imi bekliyorum, o nu cepheye uğurluyorum”
“Son defa görmek ister misin oğlunu?”
“İstemem mi komutan bey yavrum.”
Aslan Köylü Hüseyin biraz sonra koşarak gelir. Önce komutanına selam çakar, sonra da Anasının elini öper ve “Buyur anacığım” der.
“Hüseyin'im, yavrum benim! Babanı Dömeteke'de, dayını Şıpka'da, iki ağabeyini de Çanakkale'de şehit verdim. Sen benim son can yongamsın, sen de dönmezsen anan ömrünü yapa yalnız geçirecek. Tarlayı bu yaşlı anan sürecek, ekini kendi ekecek ama olsun, ben bunlara da katlanırım.”
Belini hafifçe doğrultarak;
“Git oğlum git! Minareler ezansız, camiler kuransız, Vatan bayraksız kalacaksa seni de istemiyorum, sen de git Hüseyin'im”.
Bilecik İstasyonuna her uğradığımda, akşamın alaca karanlığında Aslan Köylü Yiğit Hüseyin'i anasının mübarek elini öperken görürüm.
Yorumlar dilek çelik kalpak ne saçmalıyorsun ya... ne kadar da basmakalıp sözler bunlar , içi boş slogan gibi..mesnetsiz atıyorsun. Gerçekten uzaksın hayal kuruyorsun.ABD veriyormuş da. Zaten Türkiye' de neye akıl ardirilemiyorsa o muhakkak abd tarafından yapılmştır diye boş bir kanı var. Sen de bu boş kanıya dayanarak saçmalıyorsun...kalpak turkcu.net:
Fetullah Medyasına Dikkat!!!
Amerikan imamı fetullah AKP iktidarı döneminde medyadaki gücünü çok arttırdı. Zaman gazetesinden sonra Bugün gazetesini kurdu ve bu 2 gazeteyi ABD'den aldığı destekle bedava dağıtıyor. Bu 2 gazetenin toplam tirajı 850.000 civarında. Ayrıca Barzani ve Fetullah'ın ortağı olduğu Star gazetesini ve Kanal 24'ü de unutmamak gerekiyor.
Fetullah medyası sürekli yönlendirici ve yanlış bilgi verici haberler yapıyor. Özellikle son terör oayında yaptıkları dezenformasyon son derece gülünç. Kürdün biri kendini patlatıyor ve fethullahçı basın bunu "derin devlet yaptı" gibi son derece komik bir imada bulunuyor. Derin devletin kendini patlacak elemanları mı var ki bu salaklar böyle bir imada bulunuyor? Terör olayları iktidara zarar verir çünkü terörü engelleme yükümlülüğü iktidarlarındır. Bu neden fettoşçı basın PKK örgütünü temize çıkarmak ve suçu devlete atmak için elinden geleni yapıyor.
Diğer yandan fethullahçı medya son 2 yıldır Barzani propagandası yapıyor. Barzani'yi iyi göstermeye çalışıyor.
Bayram "İstanbul'un Fethine Muhteşem Kutlama"
İstanbul’un fethinin 554’üncü yılı daha önce görüşmemiş görkemli gösterilerle kutlanacak.
Büyükşehir Belediyesi, Haliç’te unutulmayacak lazerli ışık, ses ve su gösterilerine hazırlanıyor. 29 Mayıs’ta saat 21.00’de başlayacak gösterilerde Haliç üzerine kurulacak 3 platform kullanılarak 50 metre uzunluğunda, 25 metre yüksekliğinde 200 metre uzunluğunda “sudan görüntü perdesi” oluşturulacak. Bugüne kadar Avrupa’da kullanılmış en büyük sudan görüntü perdesine 3 boyutlu hazırlanan Fetih filmi yansıtılacak. Haliç’in üzeri 50 kilometre uzaktan görülebilen lazer ışıklarıyla kaplanacak. 3 tekneden havai fişek gösterisi ve top patlama efektleri yapılacak.
bülent meşeli Bir rica, bir istirham: Lütfen seviyesiz, sloganik, suçlayıcı yazılar yazmayalım. Bilgiye veya mantığa dayalı güzel yorumlar, analizler yapalım. Bu anlamda sancar tekin'in yazısı-yorumu muhteşemdi.Aslında her şeyi içten veya dıştan özetlemiş.Ben de aşağı yukarı öyle düşünüyorum. Düşmanca ve kışkırtıcı beyanlar, sözler; ajan-majan gibi ipe sapa gelmez ithamlar yakışıksız, yararsız.ABD ajanlarının yetiştirildiği misyoner tarikat okulları, kuruluşları var ülkemizde. Sağlık ve Eğitim Vakfı çatısı altında toplanan kurumlar var; bunların ÇEV, ÇYDD, ADD gibi işbirlikçileri var. Belki bir yerlerde ajan-majan aranacaksa buralarda aranırsa kolay bulunabilir. Ama bu işi yapacak, yapan kurumlar(MİT vs.) vardır. Biz işimize bakmalıyız. Bu ülke insanını, birbirimizi sevmeli, saygılı olmalıyız.Aşırı siyasal, ideolojik ayrışmalar da yanlış. Hele din ve ilim adamlarını, gönül dostlarını, herkesin muhabbetini kazanmış kanaat önderlerini yalan, iftira, saçma sapan ithamlarla çamur atmak çok büyük insafsızlık ve vebaldir. Herkes "Ben bu ülke için, Türklük veya insanlık için ne yapıyorum, ne üretiyorum, ben ne kadar iyi, sevilen-sayılan bir güzel insanım?" diye düşünmeli, kendine dönüp bakmalı.Atatuta mı tatatutamısın nesin mesele sen deil mesele gerçekten İslami hassasiyete sahip insanlar.gerçekten İslam aşığı ama aldatılan insanlar.Hadisle sabit olduğu üzere fahişe bir kadın bile bir kelbe merhamet ettiğinden cennete layık oluyorsa gitmek ve İslamı anlatmak lazım.KUR'ANda öyle bir ayet varki eğer diyor MÜSLÜMAN olmadan önce kendi kızkardeşine bile kötü gözle baktı isen o bile MÜSLÜMAN olunca senin kurtulmanı engellemiyor.insanoğlu ""zayıftır""kendisine bir tokat atanı 50 yıl geçse ve o insan bin yıllık hayır yapsa affetmeyebilir O yüzden insanların merhametinden değil ALLAH'ın Rahmetinden umarak ehl-i küfrle usulünce diyalog kurulmalı.hee ayettede belirtildiği gibi yandan laf atanlara Onlar selam deyip geçerler.selamAtaullah samimi ise ya diyen yani o yorumu yapan):öyle bir yorum yapki yazarın yazısından çok yorum yapılsın demiş atalarımız.yazarmı olsam ne!kasımpaşaspor leylililleyleyley!bu son bilmemne saniye nokta net de sancar tekin ula destan yazmışsın kusura bakma kimse okumaz.len adamdan saysan Ataullah nikli zat(saymassan eeeeee sayma)ne salatalığın diğer vasfı ile anılacak yorumlar yapıyorsun.püh işim gücüm var daha sonra yorum yaparımSancar Tekin Nihal Atsız Ata'ya saygımız sonsuz. Büyük düşünce adamı, büyük dava adamı, büyük şair.. Ne yazık ki küçük-marjinal bir grubun elinde hapsedildi, tecride mahkum edildi, yeterince anlaşılamadı. O marjinal grup veya kişiler de O'nu ne yazık ki "Türk'ün karşısına çıkan, Türkçü(!) azılı bir İslam düşmanı" olarak görmek istediler ve özellikle ordu içinde bu yönüyle bir propaganda malzemesi olarak kullandılar. Özellikle Türkiye'nin NATO'ya girmesiyle, NATO konsept ve projeleri bağlamında... Evet, resmen, bu kelime hoşuma gitmez ama, Atsız Ata'yı kullandılar ve hala da kullanıyorlar; hem de saygısızca tüketiyorlar! O'nun sadece uzmanı olmadığı bir alanla; İslam dini ve Bediüzzaman'la ile ilgili yazdıkları eksik bilgiden kaynaklanan bazı yazılarını sürekli öne sürerek, kopyeleyerek; güya Türklüğe hizmet ettiklerini sanıyorlar; geniş kitlelerin O'nun diğer güzel düşüncelerinden yararlanmasını da engellemiş oluyorlar.. Bu ülkede bir Nihal Atsız gerçeği, bir de Nazım Hikmet gerçeği var. Sevsek de, sevmesek de. İdeolojilerinde değil; ama en azından sanat ve edebiyatlarında bu iki kişi barışmadığı sürede, gereksiz kavga ve gerilimler devam edecektir. Ve, unutmayalım ki; bu iki kişi, iki şahsiyet de ne din adına çıkmış dini bir kişilik, ne de doğrudan din karşıtı olarak çıkmış dinsiz(ate) bir kişilik, bir sembol..Sanat ve düşüncenin ötesinde, aslında belli dönem ikisinin de Kuvvayi Milliye'de buluştukları, bana göre talihsiz iki şahsiyet!.. Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'e gelirsek; Başbuğ, Nihal Atsız'ın düşünce dünyasından etkilenmiş olmakla birlikte A. Arvasi Hoca'dan, Ziya Uygur'dan, Ziya Nur Aksun'dan Dündar Taşer'e, Ziya Gökalp'ten Nurettin Topçu'ya Türklüğü tarihi süreci içerisinde et ile kemik gibi kaynaştıran yeni bir orjinal beyin! Başbuğ'un yanında bundan dolayı hep İslami kimliği sağlam, bilge insanlar ve tasavvuf büyükleri olmuştur. Başbuğ'un bir farklı özelliği de Doğu'dan Batı'ya büyük bir dış tecrübeye sahip olması, dünyayı, gidişatı çok iyi algılaması...Bundan dolayıdır ki; SSCB sonrası Türk dünyası hayalleriyle yanıp tutuşmuş; ancak SSCB dağıldıktan sonra hem telaş içerisinde acilen bir şeyler yapılması gerekliliğini vurgulayıp ilgili devlet erkanına akıl vermiş, hem de bu arada fiilen okullarıyla Türk dünyasına doğru yola çıkmış bulunan Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketini ilgiyle, merakla, takdir ve sitayişle takip etmiştir.. Aslında Başbuğ; Gülen'e hiç yabancı ve uzak da değildi. Erzurum'da daha gençliğinde milliyetçi görüşleriyle tanınan Gülen'in ılımlı, hoşgörülü, diyaloğa açık, sevgi merkezli İslam anlayışına çok sıcak bakıyor; O'nun başlattığı değişik diğer din adamlarıyla olan diyaloglarını da övgüyle değerlendiriyordu. Kendileri de Türkiye'den, Ermenistan'tan ve İsrail'den önemli bazı kişilerle görüşmüştü... Başbuğ'un hayalleri Gülen hareketiyle gerçeğe dönüşürken; Atsız Ata'yı tekellerine alan bir grup Gülen'e karşı açık cephe aldı, O'nun İslam ve Bediuzzaman'la ilgili yazdıklarını(muteber bir İslam eseri gibi) çoğaltıp elden ele dağıtarak, özellikle ordu içinde fitne ve fesat hareketleri oluşturmaya çalıştılar. Başbuğ Türkeş; bu grubu iyi tanıyordu..27 Mayıs İhtilali sonrası, Başbuğ'a çelme takanlar da aslında "komünistler"den çok, o marjinal gruptu..Ve O'nlar Atsız Ata'ya da haksızlık ve saygısızlık yapıyorlardı aslında.. Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi; doğrudan siyasi ve ideolojik bir hareket olmadığı için, belki bazı Ülkücülerin aktif destek beklentileri hiçbir zaman karşılık bulmadı; ama ben öyle zannediyorum ki, cemaatten her seçimde hatırı sayılır bir kitle oyunu MHP'ye verdi ve veriyor..Duyarlılık noktaları genelde aynı çünkü..Evrensel ilkelerle birlikte milli ve manevi duyarlılık... Ama Bediuzzaman merkezli, tamamen bilgisizliğe ve önyargıya dayalı marjinallerin ideolojik propagandalarının gölgesi altında Gülen'le ilgili yakışık almayan beyanlarda bulunanlar da olmadı değil. Belki kıskançlıktan, belki yine bilgisizlikten, belki de bazı hamasi-geçici arzular veya başka nedenlerden... Bediuzzaman'la ilgili tezvirat ve iftiralara varan düşünce ve yaklaşımlarda; genellikle(kasıtlı veya kasıtsız) Şeyh Said ile Said Nursi'nin birbiriyle karıştırılması rol oynamıştır. Halbuki, Bediuzzaman Said Nursi; Mustafa Kemal Atatürk'ün bile çok takdir ettiği; görüşlerinden yararlanmak için Ankara'ya çağırdığı; ama O'nun dünyaya yönelik bir iddiası olmadığı için farklı kutuplar olarak ayrı faaliyet alanlarında kaldıkları bilenlerce malum... Nursi'yi ve Gülen'i daha iyi anlamak için eserlerini, önyargısız olarak, dikkatlice okumanın yararlı olacağına inanıyorum..Ancak Başbuğ Türkeş, nasıl ki Atsız Ata'nın bir başka versiyonu ise Gülen de sanırım Nursi'nin bir başka versiyonu. Yani; aynı misyon değil asla.. Gülen; pragmatik, insanlığı kuşatacak ve kucaklayacak akıllıca barış ve birlik projeleri geliştiren bir kişilik. Tabii O da Nursi gibi siyasi ve ideolojik bir kişilik değil.. Bu ülkede Türklük, İslam'ın karşısına çıkarılmış salt bir ırkçılık olarak algılanmazsa; Türklük ile sevgi ve hoşgörüye dayalı İslam anlayışı barışırsa(ki, zaten barışık aslında!) Türkiye ve Türk milleti; birlik-beraberlik içerisinde, üniter devlet ve laik Cumhuriyet yapımızı koruyabilir, geleceğe emin olarak yürüyebilir. Gelecek on yıllar, yarınlar; hem Türklük, hem de insanlık adına bizim olur!..Dünya barışı da; Türk'ün barışına ve dünyayı barıştırmasına bağlı...Tonguç Börtüböcek Site yönetiminden özür diliyorum. Karşı yorumlarım yayınlanmayınca (geç yayınlanmış)antidemokratik makas var diye şirazeden çıktım. Kendimi dün Abdullah Gül gibi hissettim, ama onun soğukkanlılığını taşıyamadım. Demekki benden cumbaba olmaz. Saygılarentel dantel Sofra örtüsü kardeşim, doğru diyon. ne işimiz var böyle haber sitelerinde. Bazı münafıklar açıyo işte, bizde giriyoz. kusura bakma.yalak Ataullah samimi ise ya
yani öyle biliyorsa ya oda benim gibi zamanında bunlara inandırılmışsa.Şakirtlere bak işi bıraktı laf yetiştirmeye başlamışlar.aferin ne akıllı ne dahiyane sözler onlar.HOCAEFENDİDENMİ ÜSTADDANMI ÖĞRENDİNİZ BU ÜSLUBU.belli bunlar BAMTELİNİ DİNLEMEYE KIRIK TESTİ OKUMAYA VAKİT AYIRAMAYAN ENTEL DANTEL ŞAKİRTLER.Ataullah samimi isen İSLAMİ hassasiyette EYVALLAH kardeşimizsin ama sadece bilmiyor bazılarının suizannına kanıyorsun,yok fitne ise amacın bilki kervan yürüyor,yürüyecek!cansel rejisör bazı yorumları neden yayınlamıyorsun. olmuyor ama böyle yaparsan girmeyiz bir daha bu siteye.Tonguç Börtüböcek Binbir çeşit yalaka var. İnsan hangisiyle uğraşacağını şaşırıyorTonguç Börtüböcek rejisör sizden ricam siteye saf filtresi koymanız. Maazallah bozulurlar burada.Ataullah Şimdiye kadar bilmiyodum. Beni aydınlattın. Hep bu entel danteller yüzünden bu zamana kadar gerçekleri göremedim. Eşhedü.....Ataullah samimi ise ya yani öyle biliyorsa ya oda benim gibi zamanında bunlara inandırılmışsa.Şakirtlere bak işi bıraktı laf yetiştirmeye başlamışlar.aferin ne akıllı ne dahiyane sözler onlar.HOCAEFENDİDENMİ ÜSTADDANMI ÖĞRENDİNİZ BU ÜSLUBU.belli bunlar BAMTELİNİ DİNLEMEYE KIRIK TESTİ OKUMAYA VAKİT AYIRAMAYAN ENTEL DANTEL ŞAKİRTLER.Ataullah samimi isen İSLAMİ hassasiyette EYVALLAH kardeşimizsin ama sadece bilmiyor bazılarının suizannına kanıyorsun,yok fitne ise amacın bilki kervan yürüyor,yürüyecek!Tonguç Börtüböcek meftuncum bu ata onu da bırakamaz gibime geliyor.Meftun Ataullah'a:
İnsan ölür eser bırakır, Eşek ölür semer bırakır. M.Akifkartal SAYIN ATAULLAH EFENDİ YAPTIKLARINIZ DUYSAK DA BİRŞEYLER ÖĞRENSEK.AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ.TABİİ VARSA BİR ESERİNİZ.UKAN KALEMINE SAGLIK NADANALR ANLAMASA DA.. SOZ SAHIBININDIR,, Murat Arkadaslar, ayiya cicek vermisler, o da alip bilmem ne yapmis babindan anlamadiginiz/ anlayamadiginiz yazilari okumayin, abuk supuk yorumlar da yazmayin. Lutfen. Cahilliginiz ve insanliktan nasip alamamisliginiz kendinize kalsin.MYUXCELL TERÖRÜ BİTİRMEK ORALARA EGİTİM GÖTÜRMEKLE OLUR.İNŞALLAH KRİZANTEM ÇİCEKLERİ BİRĞÜN YEŞERECEK.VE BİZİM NE KADAR DOGRU İŞLER YAPTIGIMIZI ŞİMDİ PERVASIZCA ELEŞTİRENLER UTANARAK GÖRECEKAdem ulan alçak herif o şehidler, dünyanın yüzlerce ülkesinde bayrağımızı şanla şerefle dalgalandıranlardanmı, yoksa senin gibi dangalaklardanmı hesap sorar.
Git bir dağın başına çıkta iyice düşünataullah böyle edebiyat parçala ondan sonra papazları dost edin. o şehitler bunun hesabını sormazmı beyefendi.yutmaz bu millet artık.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.