Acaib bir ülke olduk... sonumuz iyi olur inşallah!
Bu YÖK kendini ne sanıyor acaba?
Bütün dünyayı kendi ideolojik gözlüklerinden gören ve herkesi kendileri gibi görmek isteyen YÖK yönetimi bir acayipliğe daha imza attı. Nuh Gönültaş
Yurt dışında öğrenim görmüş kişilerin öğrenim gördükleri üniversitelerden aldıkları diplomaların denklikleri ile ilgili yapılan yeni bir düzenleme ile YÖK dünyada eşi benzeri görülmeyen, acaib mi acaib bir tuhaflığı hayatımıza sokuyor.
Bakın ne diyorlar:
“Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin programlarında; programın müfredatı ile ilgisi olmayan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Temel İlkeleri ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4 üncü ve 5 inci maddelerinde belirtilen amaç ve ilkelerine aykırı dersler bulunması halinde, alınan diplomalara denklik verilmez.”
Nasıl ya… Bu ne demek şimdi?
Diyelim ki, Amerikanın, Avrupa’nın ya da dünyanın diğer büyük üniversitelerini bitirdiniz. Büyük başarı kazandınız ve ülkenize dönüp öğrendiklerinizi kendi ülkenizde kullanmak istiyorsunuz.
Ne yapacaksınız?
Önce YÖK’başvurup diplomanıza denklik alacaksınız.
Ama YÖK sizin karşınıza “Size diploma veren okul TC Anayasası’nın temel ilkeleri ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 4 ve 5. maddelirende belirtilen amaç ve ilkelere aykırı olduğu için diplomanıza denklik vermiyoruz…
Haydaaa…
Evet, 11 Mayıs’da yayınlanan yönetmelikte yer alan cümle böyle.
Nasıl olur demeyin. Oluyor işte. Ve tabii ki burası Türkiye…
YÖK bu!
Nasıl YÖK’ü yöneten seculer fundamentalistler üniversitelerimizi bilimin ilkelerine gore değil bir yerel ideolojinin ilkelerine gore yönetiyorlarsa, dünyadaki bütün üniversitelerin kendileri gibi olmalarını istiyorlar.
Eğer yurt dışında bir okulda okuyorsanız o okulun Atatürkçü ilkelere göre yönetilmesi gerekiyor.
Bir de TC Anayasasının temel ilkelerine gore eğitim vermesi gerekiyor.
Çaktınız köfteyi!
İyi de… Bu sübjekif ilke YÖK’e denklik konusunda tamamen objektif olmayan bir kısım ideolojik kurallara gore davranma yetkisi veriyor…
Kaldı ki, Türkiye’de bile bazı konuların anayasaya uygun olup olmadığını, Atatürk ilkelerine ters düşüp düşmediğini tartışıp duruyoruz. Zaten bu konularda bütün Türkiye’de bir mutabakat olsaydı o zaman bugün yaşadığımız sorunlarımız da olmazdı.
Yerel bir ideolojiyi uluslararası dolaşıma sokmanın bir yolu mu?
Değil tabi, asla mümkün olmaz böyle bir şey. Ama YÖK öğrencileri ideolojik olarak ayırabilmek için böyle bir yönetmelikle dünyadaki bütün üniversitelere Atatürk ilke ve inkilapları ile TC Anayasası’nın temel ilkelerine uymaları gereğini bildiriyor.
Valla çok acaip bir mantık, müthiş derecede acaib bir uygulama.
İşte Türkiye’den bir acaiplik daha…
Silah üzerine yemin ettirerek üye kaydeden Kuvayi Milliye Derneği yöneticilerinin bu davranışlarında herhangi bir suç kasdı görülmedi.
Adam yemin ettirirken “ölmek de var öldürmek de var” diyor ama bilirkişi bu ifadelerde suç kastı görmüyor.
Fikri Karadağ ve arakadşları hakkında dernekler Kanununa muhalefetten yürütülen soruşturma bu konudaki bilirkişi raporu ile kapanıyor.
O halde artık silah üzerine, ölmek ve öldürmek üzerine yemin etmek serbest… Üstelik bu serbesti ulusalcıların hiç de takdir etmediği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kişilere tanıdığı eleştiri sınırları içinde olduğu için serbest miş!
Yorumlar Zeynel Abidin Hedefleri belli; AB fonlarından kaç para aldıkları da:
"Şeriata karşı mücadelede, bir tek kum tanesine dahi ihtiyacımızın olduğunu düşünüyoruz.
Bu birliktelik, bir cem olacaksa, biz orada süpürgeci olmaya hazırız."
Av. Kazım GENÇ.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Genel Başkanı.
NOT: Şeriat: İslam dini. Yukarıdaki söz, müslüman-inançlı Alevileri bağlamaz'
kutay KÜRSÜDE KONUŞANLARLA YÜRÜYENLER FARKLI.
Yaptığı belgesellerle dikkatleri çeken başarılı gazeteci Banu Avar Brüksel’de Atatürkçü Düşünce Derneği’ndeki konferansında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile ilgili ilginç iddialar ortaya attı. “Mitingde yürüyenlerle kürsüde konuşanları ayrı değerlendirmeliyiz” diyen Avar’ın ilginç konuşması…
TRT´de yayınlanan ´SINIRLAR ARASINDA´ programının yapımcısı gazeteci yazar Banu Avar Sınırlar arasında programı için hazırlayacağı ´Washington´un Başkenti Brüksel´ bölümü için Belçika´ya gitti. Brüksel’de Atatürkçü Düşünce Derneği salonunda bir de konferans veren Banu Avar Cumhuriyet mitingleri ve ÇYDD Başkanı Türkan Saylan ile ilgili ilginç iddialar ortaya attı. “Türkiye’de laik-gerici çatışması yok” diyen Avar, “mitingler bunun için yapılmamıştı” dedi.
Bu arada konferans sırasında ilginç bir gelişme yaşandı. Avar "Türkiye'de yürüyenler başka birşey söylediler, kürsüdekiler başka bir şey söylediler" dedi. Kürsüdekilerin Türkiye'ye kutuplaştıracak şeyler söylediğini belirten Avar, meselenin "dinci-laik ayrımı" olmadığını belirtti. "Bunu yapanlar ÇYDD ve başka kimselerdi" diyen Avar "bir takım mihraklar büyük coşkulu halk hareketlerini kanalize etmek için kullanılmıştır. Kanalize edenlere çok dikkat etmek gerekir" dedi. Banu Avar konuşmasını ADD şubesinde yaptı. Dahası o mitinglerin düzenleyicilerinden birisi de ADD'ydi. İşte o konferanstan ilginç bir kesit.
Videoyu izlemek için lütfen tıklayın (Videonun bulunduğu Belçika kaynaklı siteye yönlendirileceksiniz)
iyibilgi.com
Unutulmaz yazılar EKREM DUMANLI:
"Subaylar Hacıbektaş'ta"
Önceki gün Anadolu Ajansı kısa bir haber geçti abonelerine. Başlık şöyle: "Subaylar Hacıbektaş'ta".
Haberin spotlarına göz atalım: "Hacıbektaş Belediye Başkanı Selmanpakoğlu, Korgeneral Dursun Bak'ın başkanlığındaki subaylara brifing verdi.", "Korgeneral Bak: Bizler de ülke genelinde siyasete atılmalıyız. Ülkemize hizmetin çeşitli alternatif yolları bulunmaktadır. Ali Rıza Paşa'mız bir ilki gerçekleştirmiştir."
Gerçekten de Ali Rıza Selmanpakoğlu bir ilki gerçekleştirmiştir. Emekli olduktan sonra CHP'den belediye başkan adayı olmak istemiş; ancak partinin konuya sıcak bakmaması nedeniyle bağımsız aday olarak siyasete atılmıştır. Böylece halkın desteğini alarak Hacıbektaş belediye başkanlığı yapan ilk paşa unvanını kazanmıştır.
CHP'nin Ali Rıza Bey'e soğuk davranmasının bazı nedenleri olduğu iddia edilmişti. 1970'li yıllarda Doğu Perinçek'in başını çektiği Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'nin iki üsteğmen sanığından biriydi o. Yani Selmanpakoğlu, öteden beri siyasetin uzağında değildi. Hatta iddianameye göre "devrimci subaylar" adlı bir örgüte mensup olmakla suçlanıyordu. Neyse ki bu badireleri aştı ve mesleğinde yükseldikçe yükseldi. 28 Şubat sürecine girildiğinde o dimdik ayakta, görevinin başındaydı. 2000 yılında emekli olduğunda tuğgeneral rütbesi taşıyordu...
Emekliliğin tadını çıkarma yerine Selmanpakoğlu, siyasete atıldı. İyi de oldu. Başkan seçildi. Her yıl düzenlenen Hacı Bektaş'ı anma törenlerinin ev sahibi oldu. Emekli askerlerin siyasete atılabileceğini, hatta bu yolda başarı elde edilebileceğini gösterdi. O yüzden Korgeneral Dursun Bak "Ali Rıza Paşa'mız bir ilki gerçekleştirmiştir." diyor.
Aslında tevazu gösteriyor Korgeneral. Çünkü asıl bir ilki gerçekleştiren kendisi. Düşünsenize Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanı sıfatı taşıyan bir Paşa'mız, 149 subay ve eşiyle bir belediye başkanını ziyaret ediyor. Başkanın Hacıbektaş Kültür Sitesi'nde verdiği brifingi dinliyor. Brifingde emekli Paşa'mız, Hacı Bektaş-ı Veli'nin 13. yüzyılda verdiği mesajları dile getiriyor. AA'ya göre "Hacı Bektaş-ı Veli'nin insanlığa verdiği mesajların bugüne de ışık tuttuğu" ifade edilmiş. 149 subay ve eşinin katılımıyla gerçekleştirilen törenin sonunda Korgeneral Bak, Selmanpakoğlu'na Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın şildini takdim etmiş... Duygulu anlar yaşanmış olmalı o esnada...
Gazeteler geniş yer vermedi, televizyonlara geniş bir haber konusu olmadı bu ziyaret. Aslında ilginç bir haber sayılmalı ve belki devamı da beklenmeli. Komutanlar, subaylar ve eşleri bazı belediyeleri ziyaret ediyor, yöneticilerden sıcak bir ortamda brifingler alıyor, onlara şiltler veriyor; kamuoyu bu tür faaliyetleri merak etmez mi?
Unutmadan söyleyeyim; siyasetçiler Hacıbektaş ile ilgili hatalar yaptı. Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma toplantısına katılmayan politikacı kalmadı neredeyse. Doğru bir tercihti bu. Ancak başta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olmak üzere Hacıbektaş'ta boy gösteren devlet erkânı, iş Mevlana etkinliklerine gelince ortada gözükmedi. Oysa Mevlana da 13. yüzyıldan insanlığa ışık saçan kültürel bir figürdü...
Benzer hatanın komutanlarımız tarafından yapılacağına ihtimal vermiyorum. Madem Hacı Bektaş ile başlandı Mevlana ile, Yunus ile, Nasreddin Hoca ile vs. devam edilebilir.
Önceki gece Hasan Celal Güzel, HaberTürk'te yayınlanan Basın Kulisi programının konuğuydu. Güzel "Hâlâ darbe ihtimali var, darbe isteyen subaylar var." türünden şeyler söyledi.
İnanmıyorum; inanmak istemiyorum. Emekli olup, başarıyla siyaset yapan subaylar ve onları muvazzafken bile destekleyen komutanların olduğu bir ülkede, darbe yapmak kadar kötü bir tercih düşünülebilir mi?
08 Haziran 2004, Salı.
NOT: Şu sıralar Hurşit Tolon Paşa ile birlikte çalışan Dursun Bak Paşa ile bugün Erzurum'da bayrak sayısını az bulan Nejat Bek Paşa akraba veya aynı mezhepten mi acaba? Mavi Aydem Evet acaip bir ülke olduk! Yakinimizda anayurdumuz olan, ayni soydan geldigimiz kardeslerimiz (Türkmenbaşinin sık sık söyledigi gibi bir millet iki devlet) in gazini kullanmak yerine (ki rahmetli Türmenbaşı, o vakit Demirel'in metreküpünü 53 dolara aliriz yerine ben size 45 dolara satacagim! demistir, 8 dolarinida anadolu icin kullanilmasini söylemistir ve Asgabatta yasamis bir kisi olarak Türkmen halki cok zengin bir millet degil, Türkmenbasi bu bonkörlügü gönül bagi olan biz Türkler icin yapmistir) biz ne yaptik, mavi akimla pahali rus gazina talim ediyoruz, oysa bagimliligimiz Rusya yerine soydaslarimiza olsaydi, parayi onlar kazansaydi ama hayir!.. Her konuda treni kaciracak miyiz biz? Kartlarin enerjiye oynandigi, savaslarin enerji kaynaklari yüzünden yapildigi günümüzde, niye ayagimizdaki firsati tepiyoruz, niye Avrupaya Türkmen ve Kazak gazini Türkiye üzerinden tasimak yerine Rusya'yla anlasma yapiliyor? Devletimiz bu gelismeler icin ne yapiyor? Yok irtica yok laiklik, yok cumhuriyet, yok seçim, yok yök derken HÖNK diye kalacagiz yine ortada! Nabucco'nun üstünede bu gidisle bir bardak su icecegiz. Göre göre pisti olmak böyle birsey galiba.. Ne zaman figüran olmayi birakip, esasoglani oyniyacagiz biz? Tolga o ZAMAN HİC KİMSE DENKLİK ALAMAYACAK. cunku TURKİYE HARİÇ HİÇBİR ÜLKEDE ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI YOK...BEN TÜRKİYE'DE ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLURKEN DİPLOMA YEMİNİ ETTİM..ATATÜRK İLKELERİNİ KORUYACAĞIMA DİYE..O GÜNDÜR BU GÜNDÜR YEMİNİM YEMİN. TÜRKÜM İNSANIM İÇİN ÇALIŞIYORUM MİLLETİMLE ÖVÜNÜYORUM VE MİLLETİME GÜVENİYORUM YANİ GERİSİNİ SİZ ANLAYIN.Çıplak uyarıcı Elbiseyle vucut arasında boşluk bırakmayın!..
"Kenelerden uzak durun uyarısı"
"Amaçları kan emmek!"
Enfeksiyon Hastalıklarından Korunma ve Savaşım Derneği Başkanı Doç. Dr. Kemalettin Aydın, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından korunmak için özellikle bahar ve yaz aylarında kene bulunan alanlardan uzak durmak, kırsal alana çıkarken keneye, elbise ile vücut arasında kan emebileceği boşluk bırakmamak gerektiğini söyledi.
8sutun İkinci gizli görüşmeyi açıklıyoruz!
CHP - DSP İŞBİRLİĞİNİN ARDINDAKİ GENERALİ AÇIKLIYORUZ!
CHP ve DSP' nin seçim ittifakı kararı almaları, basında ve genelde muhalefet çevrelerinde alkışla ve bir parça da hayret kokan seviçle karşılandı. Yıllardır gündeme gelip düşen, iki parti arasındaki işbirliği birden bire Deniz Baykal'ın kimsenin beklemediği tavizleri ve DSP'nin uysallaşmasıyla sonuca bağlandı. Peki bu işbirliğini neye borçluyuz? Her iki liderin ağız birliği içinde söyledikleri gibi "halka, meydanlara" mı kulak verildi? İki partinin de baraj korkusu mu var yoksa? CHP açısından böyle bir korkunun söz konusu olmadığı ortada.
8sutun'un edindiği bilgiye göre, CHP - DSP ittifakının arkasında bu dönemde çok etkin bir emekli general bulunuyor. Bugünkü komuta kademesi üzerinde de önemli tesiri bulunan ve seçimde muhtemel AKP zaferini önlemeye yönelik ittifak ve blok oluşturma işini üstlenen bu emekli general, eski genelkurmay başkanı Doğan Güreş'ten başkası değil.
Tıkanma notasına gelen CHP - DSP işbirliği görüşmelerinin önünü yeniden açan isim de Doğan Güreş. Güreş, Mayıs ayının ilk haftası içinde çok önemli iki telefon görüşmesiiyle hem CHP'ye hem de DSP'ye mesajını iletti. Güreş'in "olmaz" denilen CHP-DSP ittifakını sonuca ulaştıran telefon trafiğinin iki muhatabı CHP'den Onur Öymen, DSP'den ise Ahmet Tan oldu.
Doğan Güreş telefonla aradığı iki isme de aynı mesajı verdi: Genel başkanlarınıza söyleyin bu ittifakı geçekleştirsinler. Aksi takdirde, ben bizzat her ikisini de ziyaret edeceğim. Bu ziyaretin de kamuoyunda nasıl yorumlanacağını tahmin edebilirsiniz.
Nitekim Güreş'in imalı mesajını alan CHP ve DSP, birçok kimse için sürpriz koşullarda bir işbirliği kararını önceki gün ilan ettiler. DSP, birleşme ve işbirliği için bünyesinde baş gösteren il başkanları isyanını bastırdı; CHP ise, DSP'li adayların CHP'ye katılmalarını koşulundan bie vazgeçti.
8sutun, dün de 10 Mayıs'ta Doğan Güreş'in ofisinde gerçekleşen ve Saadet partisinden Recai Kutan, Ertan YÜlek ve Numan Kurtulmuş'un katıldığı gizli toplantıyı ifşa etmiş, toplantıda Güreş'in Saadet'e de mutlaka BBP ve/veya Genç Parti'yle ittifaka gitmesini telkin ettiğini kamuoyuna duyurmuştu.
Doğan Güreş'in, AKP iktidarına muhali açıklamaları, bu arada özellikle de Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ihtimaline karşı "aklından bile geçirmesin" diyerek sert şekilde itiraz edişi gündeme gelmiş ve genelkurmay çevrelerinde sıcak karşılanmıştı.
mansur Hürriyet bela arıyor! Hürriyet gazetesi, bugünkü 19 Mayıs kutlamalarını bakın internetten sürmanşet nasıl verdi (Ancak diktatörlüklerde böyle haber yazılır!):
Selçuk Şenyüz Ankara 19 Mayıs Stadyumu’ndan bildiriyor...
Ankara 19 Mayıs Stadyumu’ndaki törenlerde ilginç manzaralar yaşandı.
- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 19 Mayıs Stadyumuna geldiği anda tüm stad ayağa kalkarak alkışladı. Normalde protokol tribünü kalkar. Ancak protokol tribünü ayağa kalkınca bütün tribün kalktı ve Cumhurbaşkanı’nı alkışladı.
- 19 Mayıs Stadyumu’nda Ankara’da değişik okullarından gelen öğrenciler şiirler okudu. Bir öğrenci Atatürk’ün Gençliğe Hitabı’nı okudu. Stadyumdakiler “…iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler” kısmına gelince alkış ve ıslık yağmuruna tuttu.
- Cumhurbaşkanı Sezer’in görevdeki son 19 Mayıs kutlaması olduğu için normalde görülmeyen bir uygulama gerçekleştirildi. Stadyumdaki ”Türkiye ve Cumhurbaşkanı için” diye anons edildi. Tüm öğrenciler “Sağol sağol sağol” diye cevap verdi. Normalde “Türkiye için” diye yapılan anonsta Sezer’e jest yapıldı.
ede_okkes matıksızlık içinde mantıksızlık şu YÖK'
teki durum.haydin hayırlısı...uydurma yazi formatini kücülttünüz yine...
teveccühte bulunayip yorumumu yazayim.:)
Nuh BEY; YÖK ÖYLE SEY!Altan F. Gürbulak TÜRKİYE'DEKİ OPERASYONLARIN PERDE ARKASINDA KİMLER VAR???...
Türkiye'de zina, içki ve mayo yasağı tartışılıyorsa ve ortalık bu tartışmalar yüzünden alevlenmişse; bilin ki bunun arkasında dış güçler vardır! Evet, evet; komplo değil bu! İşte ABD'nin en ünlü Yahudi-siyonist gazeteci-yazarı, düşünce kuruluşu duayeni Daniel Pipes böyle buyuruyor:
Ana hedefi ABD'nin Ortadoğu bölgesindeki çıkarlarını ilerletmek olan ve Middle East Quarterly adlı dergisi ile de tanınan Middle East Forum'un direktörü Daniel Pipes, İsrailli Jerusalem Post gazetesinde "Türkiye'de Laikleri Destekleyin" başlıklı bir makale yayınladı.
Merkezi Philadelphia kentinde olan Middle East Forum direktörü Pipes, Türkiye'deki son gelişmeleri değerlendirirken, ülkenin giderek İslamcı yollara dönüş yaptığını, bunun da İslamcıların parlamentodaki temsil gücünü artırdığını kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin, 1996-1967 döneminde yaşanan "fiyasko"dan ders alarak daha ihtiyatlı bir tavır benimsediklerini, ekonomi, AB ve Kıbrıs gibi konularda iyi bir performans gösterdiklerini belirten Pipes, ancak geçen ay Erdoğan'ın "fazla ileriye giderek" Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı adayı göstermesi üzerine laiklerin sokaklara döküldüklerinı, askerlerin darbe iması yaptıklarını yazdı.
Daniel Pipes, AKP'nin "gizli bir gündemi"nin olup olmadığının sorulduğunu belirtirken, anketlerin Türklerin oldukça kararsız olduğunu gösterirken yabancı hükümetlerin AKP'ye destek çıktığını, Avrupa Konseyi'nin de askerlerin müdahalesini kınadığını kaydetti.
RİCE DAHA İLERİ GİTTİ
Ancak ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın "daha ileri giderek" Avrupa'ya yakınlaştırdığı gerekçesiyle AKP'yi övdüğüne dikkat çeken Pipes, Rice'nin açıklamalarında ise, AKP'nin zina, içki yasağı, kara para ve dini azınlıklar gibi konulardaki tutumunu gözardı ettiğini öne sürdü.
AB'nin, paradoksal olarak Türkiye'nin aşırı derece laik askerlerinin siyasi rolünü azaltarak, İslami hukukun uygulanması yolunu kolaylaştırdığını iddia eden Pipes, Rice'ın da, AKP'nin ABD-Türk ilişkilerinde yol açtığı gerilimleri görmezlikten geldiğini savundu. Pipes şöyle devam etti:
"Buna karşın, (Rice'ın) düzeysel analizinin istenmeyen bir yararı var: Türkiye'nin bu günlerdeki Amerikan karşıtlığı dikkate alınırsa, AKP'ye yönelik Amerikan desteği, onun oy kaybetmesine yol açabilir. Sinik mizahı bir kenara bırakırsak, Washington, AKP'yi güçlendirmekten vazgeçmeli ve bunun yerine doğal müttefiki olan laiklerin yanında yer almalı."
anka
GÜNER AKMANSOY Modern Türkiye'de "crypto-Jewish" üzerine dehşet bir yazı-yorum! İşte Steve Sailer'in makalesi ve yorumlar:
http://isteve.blogspot.com/2006/06/was-mustafa-kemal-ataturk-founder-of.htmlMürteci İşte kolay kolay hiçbir yerde bulamayacağınız masonik nikah ve evlenme töreni resimleri:
http://www.phoenixmasonry.org/Masonic%20Wedding.htmsayın gönültaş,sayın yönetmen Biliyorum yazının konusu değil ama.yurt dışındaki türk okullarıyla ilgili sık sık sorularla karşılaşıyorum.bu sorulardan bir tanesi benimde merak ettiğim bir konudur .o da şudur.bu okullarda türkçe seçmeli yada zorunlu olarak okutulmakta mıdır.zorunlu türkçe okutulan yerler varmı dır varsa kaç tanedir? türkçe nin seçmeli yada zorunlu okutulmadığı türk okulu var mıdır? bu konuda aydınatırsanız memnun olurum.bu konuya vakıf okurlarda yazarsa sevinirim.. yılmaz demirVEDAT ÇELİK Vuran, vurana; VURUN KAHPEYE!...
Masonlar ayaklandı! NATO-Gladio ajanları ayaklandı! Mandacılar ayaklandı! Şu hale bakın ki; bu ülke birden Afrika ülkelerini bile rahmet okutacak derecede itibar ve irtifa kaybetti!
Genelkumay vuruyor, yüksek yargı vuruyor, YÖK vuruyor, cuntacı parti ve STK'lar vuruyor, cuntacı barolar ve sendikalar vuruyor ve medya vuruyor, hem de alçakça!...
Hepsinin de tek düşmanı; Türk ulusu, laik Cumhuriyet!..
İşte egemen medya; Hürriyet, Posta, Radikal, CNN, Güneş, Akşam, Tercüman, NTV... müslümanları haince vuruyor! Yok haremlik-selamlık 19 Mayıs'mış! Yok MAYO krizi imiş!..Bu iğrenç yayınlar, yalan ve iftiralar ne zamana kadar sürecek böyle? Bunların maskelerini kim indirecek? Bunlar KIPKIZIL TÜRK düşmanı, İslam düşmanı!
Şu NTV; bir aydır; fiilen ve resmen iç savaş kışkırtıcılığı, etnik ve dini bölücülük yapıyor; bu ülke insanını aşağılıyor! Neden kimse ses çıkarmıyor?PUSUDAKİ KURT 19 Mayıs'ta Gülhane Parkında Bir Rezalet Olacak!
Milli bayramımızda, Atatürk'ün olası doğumgününde "Genç Siviller Platformu" adında zavallı bir oluşum Gülhane Park'ında üstü kapalı olarak alışageldiğimiz dinci/kürtçü/liberal ittifakı olarak boy gösterecektir.
Bence rezalet olan böyle bir gösterinin olması değildir. Olabilir. İtler ürür kervanlar yürür. Ancak bu gösteriyi 19 Mayıs'a koyanlar, hakikaten belalarını arıyor demektirler.
Bu saçma sapan pasifist, teslimiyetçi, ve laikliği koruyan yüce Ordu'muzu eleştiren gösteriyi düzenleyenler, 19 Mayıs'a eğer bu gösteriyi koyuyorsa, orada 19 Mayıs'ı ve temsil ettiklerini kutlayan Türk vatandaşlarını tahrik etmiyorlar da ne ediyorlardır?
Bu olay19 Mayıs'ın milletimiz ve Ordu'muz için kutsallığına açıkça ve yüzsüzce büyük bir hakarettir.
Başka gün mü bulamadınız hainler?!
Kendiniz programa bakın, takdir sizin:
Etkinliğin Adı: Demokrasi Sınıfı
Yer ve Zaman: 19 Mayıs 2007 Cumartesi, Darphane-i Amire
İçerik ve Saatleri:
-----------------------------------------------------------------
10:30 HİST 101 Resmi İdeoloji’ye Giriş- (Mete Tunçay)
10.45 DEM 101 Demokratlığa Giriş (Etyen Mahçupyan)
11.00 POL 101 Siyaseti Savunmak (Fatmagül Berktay)
11.15 İSL 101 Şeriat Nedir?, İrtica Nedir? Kim İster? (İhsan Eliaçık)
11.30 Teneffüs- HAAYT PARK
11.45 DEM 367 27 Nisan Sonrası Hasar Raporu (Ali Bayramoğlu)
12.00 DEM 600 Beş Darbe, Bir Hikaye (Ömer Laçiner)
12.15 PSY 301 Ankara Sendromu: Darbecisine Aşık Olmak (Mehmet Altan)
12.30- HAAYT PARK (Katılımcıların söz alabileceği serbest kürsü bölümü)
13.00 Beslenme Saati
13.30 Sosyal Aktivite Saati: Konser Avam Garde – Sabancı Üniversitesi
14.30 SOC 101 Merkezde Çevre Korkusu (Ferhat Kentel)
14.45 SAĞ-SOL 100 Sağın-Solun Muhtıra ile İmtihanı
(Mustafa Karaalioğlu)
15.00 MED 000 Medyanın Muhtıra İle İmtihanı (Kürşat Bumin)
15.15 HAAYT PARK (Katılımcıların söz alabileceği serbest kürsü bölümü)
15.30 Atölye Çalışmaları
16.00 FORUM- “NE DARBE NE DARBE”
Kolaylaştırıcılar: Nihal Bengisu Karaca, Emre Aköz, Mebuse Tekay
17.30 Demokrasi Sınıfı Karne Töreni
18.00 KONSER – Fasıl: “Bir Gece Ansızın Gelebilirim”
19.00 Beslenme saati
20.00 FİLM GÖSTERİMİ: Beynelmilel – Yönetmenin katılımıyla
Gün Boyunca
Slogan Atölyesi
Anayasayı Tamir Atölyesi
Demokrasi Duvarı:
Postalmetre İçin Adaylar
En İyi 367 Esprisi Bulma Yarışması
En iyi Darbe Metni Oylaması
Kaynak:
turkcu.net8sutun Ankara'daki çok gizli görüşme!
EMEKLİ GENERALLERDEN SAADET'E ÖZÜR VE İLGİNÇ TEKLİF!
Saadet partisinin en önemli üç ismi, geçtiğimiz hafta aralarında eski genelkurmay başkanı Doğan Güreş'in de olduğu bir grup emekli generalle bir araya geldi. 10 Mayıs günü Ankara'da Doğan Güreş'in ofisinde gerçekleşen gizli toplantıda, emekli generallerden Saadet partisinin en önemli üç ismine şok bir itiraf ve teklif geldi.
8sutun'un edindiği bilgiye göre generaller 28 Şubat döneminde Erbakan'a yönelik operasyonla ilgili günah çıkarttılar. Erbakan'dan özür dileyen generaller "Erbakan'ı şimdi anlıyoruz. Erbakan'ın ne kadar milli bir duruşu olduğu şimdi anlaşılıyor" dediler. Erbakan ile bugünkü AKP'yi kıyaslayan generallerin, daha milli olduğunu ısrarla vurguladıkları Saadet partili en üst düzey üç isme şok bir telkinde de bulundular. Generaller Saadet Partisinden AKP'ye karşı mutlaka ittifaka gidilmesini, bir blok oluşturulmasını istediler. Generaller BBP'yle, Genç Parti'yle, DSP'yle, kimle olursa olsun mutlaka bir ittfaka gidilmesini telkin ettiler.
8sutun'un edindiği bilgiye göre toplantıda Saadetli yetkililer de generallerin AKP'yle ilgili endişelerine hak verdiklerini belirttiler.
bahri erdem sonumuz hayr olduktan sonra hayra giden yollar da hayr sayılır herhalde ama biz hayrın ne olduğunu bilemeyiz belki başımıza gelecek kötü şeylerde hayr olabilir bu arada meşhur bir sözü hatırlatmakta fayda var herşey zıddıyla bilinir ismiyle meşhur zat vazifesi gereği ortalığa fitne tohumları ekiyor ama bu onun vazifesi ona o şekilde bir vazife verilmiş aynızatın başka yönleride var ama zannedersem o herşeyi bizim iyiliğimiz adına yapyığı için kkötülük gibi gözüken şeyler aslında hayr olbilir ne kadar kötülük varsa derecesine göre iyilikte oderece biline bilir ama hayrın onun elinde olduğunu unutmayalım selamlarne diyelim tonguççuğum , üniversitelerimizin denk olmadığını bilmiyor musun?Tonguç Börtüböcek hasbünallahS.Özkan Pülümür Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a sitem...
Son yıllarda bazı marjinal aşırı sol ve sağ kesimlerin yoğunlaştırılmış ortak propagandaları sonucu Türk devletinin, Türk ordusunun hemen her kademesinde, her biriminde Fethullah Gülen ve Türk Gönüllüler Hareketi üzerine evham ve cinnete dayalı bir alarm, bir karşı duyarlılık oluşturuldu. Bu propaganda, telkin ve empoze yöntemlerin etkisiyle bazı insanlar neredeyse; ağaçtan düşen her yaprağın arkasında dahi Fethullah Gülen'i ve sevenlerini arar hale geldi...
Fethullah Gülen ve Türk Gönüllüler Hareketi; bir defa nev-zuhur bir uzaylılar hareketi değil. Kökleri ta Orta Asya'ya kadar giden, bin küsur yıllık bir tecrübe ve geçmişi olan bir sosyolojik hareket. Salt İslami hareket değil; bir sosyolojik hareket; bir insan ve insanlık sevgisi projesi. Elbette özünde İslam sevgisi, hoşgörüsü, barışı, adaleti var. Ama her kesimi kucaklayan; çatışmacı değil, uzlaşmacı olan; diyaloğa açık bir gönüllüler hareketi! Siyasi veya ideolojik bir proje, hele yönetim projesi hiç değil...
İşte bu gerçeğe rağmen, hatta bu gerçeği ABD'den Rusya'ya, Almanya'dan Japonya'ya, Fransa'dan Kenya'ya kadar bütün dünyanın, hatta ve hatta en duyarlı kurumların görmesine rağmen içeride, ülkemizde bazı kurum ve kuruluşlar ve bunları temsil eden kişiler adeta bir paranoya, bir cinnet hali yaşıyorlar:
Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi hakkında hiçbir şey dinlemiyor, bilmek istemiyor, içten gözlemleme ve bilgilenme yoluna gitmek istemiyor. Sadece belli odakların, kin-nefret ve çatışmaya odaklanmış bazı marjinal kesimlerin akıllara ziyan yalan-dolan, düzmece, tamamen gerçekdışı komplolara ve iftiralara dayalı, saçma-sapan propaganda malzemelerine güveniyor, onlara dayanıyor, buna göre ahkam kesiyor, hatta bunlarla devleti, sistemi kilitlemeye çalışıyorlar!.
Şimdi ne yazık ki Türkiye ve Türk dünyası için, bilhassa demokratik-laik sistemimiz için bir büyük şans ve fırsat olabilecek olan sosyolojik bir hareket; Türkiye'yi ayağa kaldırma yerine, ayağa düşürme yolunda heba ediliyor! Çok yazık!isim yok demokrası yok çünki mhp mi amerıkan kuklası 1980 de onlar olmasaydı ..o kadar ınsan olmeyecektı.sımdı ınsanlar neden ınanca hakaretler edılıyorda sokaga cıkmıyor anladınızmı.basıretlı mılletımız bu tıpden sokak ta kı ıhlallere prım vermeyecekte o yuzden..askerın ıstedıgı sokak varı başkaldırış bunuda bulamayınca mıtıngler yada sanal vede yalan alem le gonderme yapmakla meşguller..ne alaka nuh beye rejım dusmanı demıssın ..bende sana dıyorumkı sozde rejımı tehlıkede gorenler mıllet ve din düsmanlarıdır.sende bunu gormekten acızssın galıba.ince tonguç saçmalama
oralarda önce türkçe dersini bir seçmeli ders koysunlarda ondan sonra dediklerini savun . kim takar senin ikıklap tarihini. evet türküz ama sizin gibi çağdaşlaşma adına taş devrine gidenlerle türkiyeyi dünyay nasıl kabul ettireceğiz. ve inan sizin türklüğünüz kadar TÜRK OĞLU TÜRKLÜĞÜMÜZÜN GÖLGESİ VAR. ASLINI SEN DÜŞÜN..... tebrikler nuh gönültaş hukuk yok adalet yok sayenizde.
Fethullahçıların yaptıklarına, yöneticilerinin davranışlarına herhangi bir kast görülüp bir işlem yapıldı mı? savcılık sayfalarca yazıyor, yazmış,kimler elebaşı, hangi görevlerde açıklamış, ne yapıldı?
Sonra bu TBMM 301.i tartışsın. Gülmeyin ağlanacak halimize.
eyup öztürk aa nuh bey olurmu az bile yapmışlar...hatta benim bir iki teklifim var . ulu yökümüz bütün dünyaya el atmalı bütün okulların diplomalarını kontrol etmelidir. hatta anaokullarına denetmen ve kontrolör göndermelidir..hatta en güzeli ana babalara analık babalık yapabilme sertifikası vermelidir yoksa mazaallah bunlar çocuklarını yanlış yetiştirirler olmaz yani değilmi denklikte neymiş hem dünya ne anlar eğitimden yök herkesi eğitir.........denklemekte ulan "yok"cular,dusunemiyorum o halde yok'um...yerim ulan sizin denkliginizi,gelip rus devlet universitesinide kapatamazsiniz ki?üniversitelerde bilimden başka her şey var. öncedende pek iyi sayılmazdı ünviversitelerin durumu.yökle birlikte iyice dejenere oldu.ögrencilik bir sınıf olmamasına rağmen ilk sınıfsal kavga ünviversitelerde yaşanmıştı.bilim üretimekten öte ideoloji üretim merkezi.siz hiç duydunuz mu yeni bir buluşa imza attıklarını?çokda umurmuzda değil yök ün onay vermemesi.köpeğin önüne atsan köpek yemiyor bunların diplomasını.Tonguç Börtüböcek Sayın Gönültaş siz rejim düşmanısınız heralde. Oysa bir türk gazetecisi olarak harvırda sorbonda oxforda TÜRK İNKLAP TARİHİ dersi okutulması gereğini savunmanız beklenirdi. Bilmiyorsunuz heralde ben size söyliyim. her insan türk doğar daha sonra bazılarını anne babaları düşman haline getirir. BİRGÜN DÜNYADA HERKES TÜRK OLACAK. ve biz evrenin diğer yerlerinde düdükleyecek uzaylı arayacağız.hakan aydin nuh abai bir kac günden beri yeni asya gazetesini takip ediyorumda secime girerken yine dp yi ön planda tutuyorlar sanirim. ben daha onlari anlayabilmis degilim. daha önceleri darbecilerin karsisinda yer almalarina ragmen muhtiraya boyun egen dp ye mi oy atacaklar yoksa. hasan korkmaz yurt disinda yasayan bir vatandas olarak son günlerde olan olaylara cok üzülüyorum.Bence herkes isini yapmamali,asker askerligini profesör profesörlügünü biz Türkiye düzelirde günün birinde döneriz diye beklerken birileri kalkinmakta olan Türkiyenin önüne tas koyuyor
bisiri ben yurt disinda okuyorum suan, yok kurumunun diploma denkligi sahsen hic de seyimde degil, vermezlerse vermesinler...cehenneme kadar yollari var...Cengiz Durak YÖK'ü ayakta tutan parti veya zihniyet; zannedildiği gibi sadece CHP değil; ağırlıklı olarak da MHP! Kemal Gürüz'ün arkasında kapı gibi MHP vardı; şimdi de öyle..Peki MHP nereye gidiyor? Başbuğ'un partisi yani...
MHP; mason, mafya ve militarizm(MMM) partisi mi oluyor?!..Ülkücüler oylarını hangi partiye verecekler?..
MHP'ye bakın, evlere şenlik! Milliyetçi-Ülkücü parti değil; mason partisi! Genel Sekreter Cihan Paçacı üst düzey mason değil mi? Ya yeni adaylar Ercan Çitlioğlu mesela. İsrail'e aşırı yakınlığıyla bilinen Çitlioğlu; kirlitezgah.com'daki mason listesine göre üst düzey bir mason aynı zamanda. Gündüz Aktan kim? O da ABD-İsrail ve İngiltere ile ilişkileri pek sıkı, Bilderberg'çi bir monşer! MHP'ye hayırlı olsun efendim! Hala MHP'liler ülkücü-milliyetçi oyların peşindeler mi? Haydi başka kapıya! Büyük Mason locasının 15 bin; rotaryen ve lionsların 10 bin oyu yeter size!Herşey vatan için,vesselam! Ordu yapımı Anayasamızın, AB parlementosundan vize aldığı halde Fransa ve Hollanda'daki halk oylamalarından dolayı önü tıkanan AB Anayasası'na örnek olması bakımından muhtemel 12 Mayısta Jose Manuel Barroso başkanlığında toparlanacak AB üyesi ülkelerinin düzenleyeceği 'Bu Anayasa'yla nereye kadar'adlı gayrıresmi toplantıya bir heyet gönderilmesini öneriyoruz.Heyetin GK temsilcisi,ulusal parti temsilcileri,anayasama prof. ve YÖK temsilcisinden müteşekkil olması gayet yerinde olacaktır.NAZİ ALMANYASINI ARATMAYAN UYGULAMA Nazi almanyasını aratmayan uygulamalara doğru hızla yol alıyoruz.ilkel kokuşmuş bir ideoloji, tüm kurum ve kuruluşlarımızı esir aldı nerdeyse.ne diyelim YÖK YOK OLL
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: