gasteci.com
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Aylardır yurt dışında olan işadamları!
Bir süre once bir dostum bazı önemli işadamlarının aylardır yurt dışında olduğunu, Türkiye’...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Camiye saldıran, çocukları öldüren İsrail…
İsrail'in Gazze Katliamı kara harekatıyla devam ediyor. Bir haftadır süren hava bombardımanında ...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kürtler 10 Eylül 1979 - Birileri 12 Eylül 1980
PKK Terör Örgütü’nün ivme kazanmaya başladığı tarihler 1982-1983’lere rastlar. Kırılma n...

Harun Tokak

Harun Tokak Son akşam yemeği...
Hepsi on iki kişiydi. Bu onlarla son akşamıydı. Son akşam yemeği… ...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Türkiye’de Dengeler Değişirken…
CHP lideri Deniz Baykal’ın bir süre önce başlattığı ‘Türban’ açılımını nasıl yor...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk İsrailoğulları'nın kaderi
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırısı her şeyi altüst etti. İşaretler kara harekatının da ba...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Angela Roosevelt!
Dünya bu denli büyük global bir ekonomik krizle yeni karşı karşıya değil. 1933 Mart'ında yaşanan ve ...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Sistemin tanrısına dokunmak!
Her sistemin bir tanrısı vardır. Adı ‘Nemrut’ (bir türlü ölmedi)tur, ‘Firav...

Sezai Şen

Sezai Şen AK PARTİ GÖKÇEK'İ YENİDEN ADAY GÖSTERMEZSE CHP'YE BÜYÜK İYİLİK YAPMIŞ OLACAK!
AK Parti bugünkü tabloda Melih Gökçek'i Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı göstermezse sanki AK...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

E-muhtıra sonrası 5+5

Halit Esendir 1946’da açık oy(!), gizli tasnif (!) ile başlayan genel seçimlerde yıllardır oligarşi taraftarlarınca cahil olduğu ve doğru karar veremeyeceği düşünülen milletin sadece 4 yılda bir fikrine başvurularak en az düzeyde temsil edilen Cumhuriyet adı verilen şekli bir demokrasiye 60 yıldır mahkum edilmişiz.
Halit Esendir

Cumhuriyet tarihimiz boyunca özellikle Cumhurbaşkanı seçimleri hep sancılarla darbe ve muhtıralar sonrası antidemokratik baskı ortamında zoraki uzlaşma ile Meclis tarafından seçilebilmiştir. 11. Cumhurun reisini Meclis kararı ile seçme meselesi askeri vesayet tarafından gece yarısı verilen e- muhtıra sonrasında Anayasa mahkemesinin tartışılan kararı ile bu sefer cumhurun reisi olması beklenen Abdullah Gül eşi başörtülü olması sebebiyle seçilememiştir.
Halbuki ilk cumhurbaşkanı ve cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün Batıda eğitim almış modern düşünceli ve evlendiğinde başı açık olan eşi Latife hanım Çankaya’da ve Atatürk’ün bütün yurt gezilerinde milletin milli, manevi ve dini değerlerine bir saygı ifadesi için başörtüsü kullanmıştır. Atatürk’ün kadınların daha çağdaş ve toplum içinde olmasını istediği bir dönemde bile Latife hanım Laikçilerin iddia ettiği gibi asla takiyye yapmamıştır. Bazen manto üzerine hatta o gün için çok modern kabul edilen pantolon üzerine bile Halka saygının gereği başını örtmüştür.
85 yıl sonra ise 11. Cumhurbaşkanı adayı şahsen kendisi askeri kesim dahil olmak üzere kabul gören Abdullah Gül eşinin gayet modern etek tayyör kıyafetinin üzerinde pekte rahatsız etmeyen zarif başörtüsü yüzünden cumhurun reisi (şimdilik) olamamıştır. ADD destekli çağdaş laikçi kesimin kadınlarının düzenlediği mitinglerde ‘Çankaya’da başörtüsü istemiyoruz’ ifadesi açıkça kullanılabilmiştir. halkımızın %99’u Müslümanım dediği ülkemizde annesi isviçreli hristiyan olan ve 1965 te Papap tarafından özel kabul edilerek belki de kutsanan(!) Prof. Türkan Saylan’ın milletin yüzüne karşı açıkça ifade ettiği ‘ Kızlarımızın namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz.. ve çağdaş orkestranın şefininin adının Muhammet olması ironidir’ sözü aslında asıl (ironi) çelişki budur. Bu millet 85 yıldır bu oligarşi taraftarı laikçi elitlerden çekmektedir.
Muhalefetin Meclisi 367 bulunamadığı zaman kilitleme ihtimali Ak Parti Kurmayları tarafından göz ardı edilerek %99 oranında Abdullah Gül’ün 3.turda seçileceği düşünülerek Tek adayla girilmesi AK Parti İktidarının elinin kolunu bağlamış ve Milleti yeni bir badirenin eşiğine getirmiştir. Neyse ki AK Parti iktidarı bu sefer e- muhtıraya dik durmuş ve gereken cevabı vererek milletin takdirini ve dış dünyanın desteğini almıştır.
23 Nisan 1920’de Milli Mücadeleyi başlatan ve Atatürk’ün ‘(Milli) Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir.’ Sözünü serlehva yapan bu Meclis 11. Cumhurun reisini seçmesine oligarşik ve bürokratik elitlerin engellemesi üzerine 28 şubat benzeri 27 Nisan e-muhtırasına 5+5 formülü ile Halk tarafından cumhurun reisinin seçilmesine karar vermiştir.
Bu meclis darbe ve muhtıra dönemlerine son vermeye ve 85 yıllık cumhuriyetin daha demokratik yapıya gitmesine yol açacak olan Milleti oluşturan asillere Cumhurun reisini seçme konusunda direkt reyine başvurma kararını Muhalefetin ve bağımsızların desteği ile almayı başarmıştır. 10. Cumhurun reisinin vetosuna rağmen aynı kararlılıkla aynen iade edilirse ve yine onaylamaması halinde Halkın bizzat kendisine Oligarşi taraftarlarının gereksiz bir oyalama taktiği ile Cumhurun reisini seçmek isteyip istemediği sorulacaktır. Oigarşi taraftarları kendilerince ‘çıkmayan candan ümit kesilmez’ hükmünce 3-4 ay daha zaman kazanacaklardır. İnşaallah bir mani yine ortaya konmaz ise DP zamanında ‘Yeter söz Milletindir’ ifadesi 57 yıl sonra tüm engellemelere rağmen tam olarak gerçekleşebilecektir.
Süresi dolan Cumhurbaşkanı 367 sınırını aşarak kabul edilen Anayasa değişikliklerini onaylayarak bu gereksiz uzatmaları oynatmaktan vazgeçerde 22 temmuzda Millet hem iktidarı hem de kendisini temsil edecek Cumhurun reisini seçme şansını bulur.


11.Mayıs.2007 10:05:43

Puan: 3.2/5 (18 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   ORAY BALCI
İŞTE O OLAY MEKTUP!..Çok sıcak günler yaşıyoruz!..Daha düne kadar Cumhuriyet mitinglerinde beraber olan sivil-askeri bürokrat darbeci gruplardan aşırı sol-komünist ve Baas'çı kanat; Amerikancı-İngilizci-İsrailci kanadı devre dışı bırakıyor!..En son sağ kanadı, mandacılıkla suçladılar ve Halide Edip Adıvar'ın Mektubunu yayınladılar! "Bugünki AB-D güdümlü kafalardan hiç bir farki olmayan Manda'nin kabul edilmesini isteyen Halide Edip'in mektubu..." Mustafa Kemal Pasa Hazretleri'ne, Saygideger Efendim, Memleketin siyasî durumu en son kertesine geldi. Kendimize bir yön çizebilmek için, Türk milletinin zarini atip olumlu bir durum alma zamani ise geçmek üzere bulunuyor. Dis durum Istanbul'da söyle görünüyor : Fransa, Italya, Ingiltere, Türkiye'nin mandaterlik meselesini Amerikan Senatosu'na resmen teklif etmis olmakla birlikte, Senato'nun bu teklifi kabul etmemesi için bütün güçlerini kullaniyorlar. Taksimden pay kaçirmak elbette islerine gelmiyor. Suriye'de aradigini bulamayan Fransa, zararini Türkiye'den kapatmak istiyor. Italya namuslu bir emperyalist oldugundan, savasa ancak Anadolu'nun bölüsülmesinde pay almak için girdigini açiktan açiga söylüyor. Ingiltere'nin oyunu biraz daha incedir. Ingiltere, Türk'ün birligini, çagdaslasmasini, gerçek bir bagimsizlik kazanmasini, gelecekte bile istemiyor. Yeni imkân ve görüslerle; tamamen çagdas ve kuvvetli bir Müslüman-Türk hükümeti basinda hilâfet de olursa, Ingiltere'nin elindeki müslüman esirleri için kötü bir örnek olur. Ingiltere Türkiye'yi bütünü ile ele geçirebilse, kafasini kolunu koparir, birkaç yilda sadik bir sömürge durumuna sokar. Buna, memleketimizde en basta ve özellikle dinî siniflar çoktan taraftardirlar. Fakat bunu Fransa ile dövüsmeden yapabilmek mümkün olamayacagindan taraftar olamaz. Fakat, Türkiye'yi bütün olarak korumak geregi duyulursa, yani bölüsmenin büyük askerî fedakârliklarla yapilabilecegini anlarsa Lâtinleri sokmamak için Amerikan görüsünü tutar ve destekler. Nitekim Ingiliz siyasetçileri arasinda zaten bu görüse egilimli olanlar vardir. Morisson (Morison) gibi ünlü kimseler Amerika'nin Türkiye'de manda kurmasini istiyorlar. Baska bir çözüm yolu da, Türkiye'yi Trakya'dan, Izmir'den, Adana'dan, belki de Trabzon'dan ve hele Istanbul'dan yoksun biraktiktan sonra, eski Kapitülasyonlari ve bogulmaya mahkûm iç sinirlariyla basbasa birakmak. Biz Istanbul'da, kendimiz için, bütün eski ve yeni Türkiye sinirlarini içine almak üzere geçici bir Amerikan mandasini ehven-i ser olarak görüyoruz. Dayandigimiz noktalar sunlardir : 1- Aramizda, hangi sartlar altinda olursa olsun, Hiristiyan azinliklar kalacaktir. Bunlar hem Osmanli vatandasi olma haklarindan yararlanacaklar hem de disarida bir Avrupa devletine dayanarak karisiklik çikaracaklar, sürekli olarak müdahaleye yol açacaklar ve zaten göstermelikten ibaret olan bagimsizligimizdan azinliklar adina her yil bir parça daha kaybedecegiz. Güçlü bir hükümet ve çagdas bir idare kurulabilmesi için, patrikhanenin siyasî imtiyazla, azinliklarin kuvvetli devletler vasitasiyla yaptiklari sürekli tehditler ortadan kalkmalidir. Küçük ve zayıf bir Türkiye bunu basaramayacaktır. 2 - Biribirini yok eden, çikar saglama, hirsizlik, macera ve söhret için yasayanlarin hirsini doyuran bu hükümet anlayisi yerine, milletin refah ve kalkinmasini saglayabilecek, halki ve köyleri, sagligi ve zihniyeti ile çagdas bir halk durumuna getirebilecek bir hükümet anlayis ve uygulamasina ihtiyacimiz var. Bunun için gerekli olan paraya uzmanliga ve kudrete sahip degiliz. Siyasî dis borçlar, siyasî esareti artiriyor. Taraf tutma, cahillik ve çok konusmaktan baska olumlu bir sonuç veren yeni bir hayat yaratamiyoruz. Bugünkü hükümet, adamlarini takdir etmese bile, halki ve halk hükümeti kurulmasini yararli gören Filipin gibi vahsî bir memleketi, bugün kendi kendini idareye muktedir çagdas bir makine haline koyan Amerika, bu konuda çok isimize geliyor. On bes yirmi yil sikinti çektikten sonra yeni bir Türkiye'yi, her ferdi ögrenimi ve zihniyetiyle gerçek bagimsizligi kafasinda ve cebinde tasiyan bir Türkiye'yi, ancak yeni dünyanin kabiliyeti yaratabilir. 3 - Yabanci devletlerin Türkiye üzerindeki rekabetlerini ve kuvvetlerini memleketimizden uzaklastirabilecek bir yardimciya ihtiyacimiz var. Bunu ancak Avrupa disinda ve Avrupa'dan daha güçlü bir elde bulabiliriz. 4 - Bugünkü oldu bittileri ortadan kaldirmak ve davamizi sür'atle dünyaya karsi savunabilmek için, gerekli güce sahip bir devletin yardimini istemek lâzimdir. Yayilma siyaseti güden Avrupa'nin basvurdugu binbir yol ve alçakça siyasetine karsi böyle bir vekil olarak Amerika'yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek, Dogu Meselesi'ni de Türk Meselesi'ni de gelecek için kendimiz çözümlemis olacagız. Bu sebeplerden dolayi, bir an önce istememiz gereken Amerikan mandasi da, elbette sakincasiz degildir. Haysiyetimizden epeyce fedakârlik etmek mecburiyetinde bulunuyoruz. Yalniz, bazilarinin düsündügü gibi, Amerika'nin resmî sifatinda dinî egilim ve taraf tutma yoktur. Hiristiyanlara para verecek misyoner kadin Amerika'si, Amerika'nin yönetim mekanizmasinda bir yer tutmaz. Amerika'nin yönetim mekanizmasi dinsiz ve milliyetsizdir. O, türlü cins ve mezhepten insanlari çok uyumlu ve kaynasmis olarak bir arada tutmanin yolunu biliyor. Amerika, Dogu'da mandaterlik yapmak Avrupa'da basina dert açmak niyetinde degildir. Fakat onlarin onur meselesi yaptiklari sey, yöntemleri ve idealleri ile Avrupa'dan daha üstün bir millet olmak iddiasidir. Bir millet içtenlikle Amerikan milletine basvurursa, Avrupa'ya, girdikleri memleket ve milletin yararina nasil bir idare kurduklarini göstermek isterler. Amerikan resmî mahfillerinin önemli sahsiyetleri arasinda epey lehimize bir hava olustu. Istanbul'a Ermeni dostu olarak gelen birçok hatiri sayili Amerikali, Türk dostu ve Türk propagandacisi olarak döndüler. Bu akimi temsil eden resmî ve gayrî resmî Amerikan görüsünün altinda yatan gizli düsünce sudur: Türkiye'yi parçalamamak, eski sinirlari içinde bir bütün halinde oldugu gibi korumak sartiyla genel ve tek bir mandaya baglamak. Suriye, Amerikan Komisyonu orada iken, genel bir kongre toplayarak Amerika'yi istemistir. Suriye'nin bu istegi Amerika'da çok iyi karsilanmistir. Amerika, bizim topraklarimiz üzerinde Ermenistan kurmaya niyetli görünmüyor. Eger mandayi alirlarsa, bütün milletleri esit sartlar altinda bir memleket evlâdi olarak kabul edip alacaklarini önemli çevrelerden haber aldim. Ne var ki, Avrupa, mutlaka bir Ermenistan meselesi ortaya çikarmak -özellikle Ingiltere- Ermenilere tavizler vermek istiyor. Amerikan kamuoyunda zulüm görmüs Ermeniler adina bir oyun oynamaya çalisiyor. Avrupa korkusu bizim fikir adamlarini düsündürüyor. Resat Hikmet Bey gibi, Câmi Bey gibi, hattâ millî birlige sekil veren diplomatlarimizin, Ermeni meselesi için bir çözüm yolu tavsiyeleri var. Resmen size yaziliyor. Çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. Anadolu'daki mücadeleyi dikkat ve sevgiyle izleyen bir Amerika var. Hükümet ve Ingilizler, bunun Hiristiyanlari öldürmek, Ittihatçilar getirmek için yapilan bir hareket oldugu düsüncesini Amerika'ya elbirligi ile benimsetmeye çalisiyorlar. Her an bu Millî Mücadele'yi durdurmak için kuvvet gönderilmesi tasarlaniyor; bunun için Ingilizleri kandirmaya çalisiyorlar. Millî Mücadele sür'atle ve olumlu isteklerle kendini ortaya koyarsa ve Hiristiyan düsmanligi gibi bir rengi de olmazsa Amerika'da hemen destek bulacagini yine çok önemli çevreler garanti ediyorlar. Sivas Kongresi toplanincaya kadar, Amerikan komisyonunu alikoymaya çalisiyoruz. Hattâ, kongreye Amerikali bir gazeteci göndermeyi de belki basarabilecegiz. Iste bütün bunlar karsisinda, dâvâmizda bize yardimci olabilmesi için, bu firsat dakikalarini kaybetmeden, bölüsülme ve çözülme korkusu karsisinda, kendimizi Amerika'ya basvurmaya mecbur görüyoruz Vasif Bey kardesimizle bu hususta birlestigimiz noktalari kendisi de ayrica yazacaktir. Türkiye'yi azim ve irade sahibi genis görüslü bir iki kisi belki kurtarabilir. Macera ve bogusma devri artik geçmistir. Gelecek için kalkinma ve birlik savasi açmaya mecburuz. Sinirlarinda bu kadar çok evladi ölen zavalli memleketimizin düsünce ve medeniyet savasinda kaç tane sehidi var. Biz Türkiye'nin hayirli evlâtlarindan, yarinin kuruculari olmalarini istiyoruz. Sizin, Rauf Bey kardesimizle birlikte, temelleri bile çöken zavalli memleketimiz için uzaklari görerek düsünüp çalismanizi bekliyoruz. Saygilarimi gönderir, basariniza dua ederim. Millî dâvâda caniyla basiyla çalisanlar arasinda, sade bir Türk askerinin alçak gönüllülügü ile, sizinle birlikte oldugumu ifade ederim. 10.8.1919 Halide Edip. Bu mandaci görüsü savunanlar, ABD Baskani Wilson'un ünlü 14 ilkesinden 12.'sinin Türklerin çogunlukta bulundugu topraklarda bagimsiz bir Türk devletinin kurulmasina uygun oldugunu savunarak "Türk-Wilson Cemiyeti" kurdular. Bu dernek, 5 Aralik 1918 tarihinde, Halide Edip Adivar, Yunus Nadi Abalioglu, Ahmet Emin Yalman gibi kisilerin imzalariyla ABD Baskani Wilson'a Amerikan mandasi istemiyle basvurdu. Mektupta, azinliklarin haklarinin güvence altinda olacagi, önemli bakanliklara birer Amerikali Bas Müstesar atanacagi, yine Amerikali Bas Müstesar Baskanligi'nda toplanacak bu Müstesarlar Kurulu'nun ülkeyi gelistirecek reformlari saptayip, uygulamaya koyacagi, reformlarin yürütülmesi hakkinda milletçe güvence verilecegi, polis ve jandarmanin bir Amerikali genel müfettise baglanacagi belirtiliyordu. kaynak: http://kemalistler.net/viewtopic.php?t=9641
   oray balcı
Haydar Tunçkanat, Talat Turhan, Erol Bilbilik, Mehmet Emin Değer gibi eski darbeci, fanatik Amerikan ve CIA karşıtı, hatta KGB ajanı olarak bilinen emekli subaylar bugünlerde neredeler biliyormusunuz? Şu anki cunta oluşumlarının, darbeci ve muhtıracı ekiplerin yanındalar! Ordu içindeki ateist-komünist-bölücü-mezhepçi-kemalist gruplarla ve kişilerle pek samimiler! Ortak toplantılar yapıyorlar, kitap ve broşürler yazıyorlar! Orduda DERİN BAAS derinden ilerliyor ve 12'den atış yapmak üzere; az kaldı efendiler, az kaldı! Hanifi Altaş, Anıl Çeçen, İ. Çetin Yetkin, Ertuğrul Zekai Ökte..grubu; aşırı sol ve mezhepçiler çok başarılılar!.. NOT: Talat Turhan'ın kitapları şimdi aşırı ulusalcı bir yayınevinden çıkıyor ha!
   AYNI KAYNAK
Hızlarını alamadılar!... IŞIK Üniversitesi Rektöründen şok edici sözler! Rektör Kalaycıoğlu, "Cumhurbaşkanlığı seçimi gene aynı yola girerse, AK Parti'ye, askerden muhtıradan fazlası gelir. bu darbeden daha beter olur" diyerek kara tablolar çizdi... Işık Üniversitesi Rektörü Kalaycıoğlu yaptığı özel bir röportajda bakın neler söylemiş.İşte sorular ve verdiği tüyler ürperten cevaplar... Önce askerin gece yarısı muhtırasından başlayalım. Muhtıranın etkileri sandığa nasıl yansıyacak sizce? Kimilerinin dediği gibi halk askerden ürküp AKP'den uzaklaşacak mı? Yoksa bir diğer kesimin dediği gibi bu mağduriyet AKP'nin oyunu mu artıracak? Bugünkü durumda, AKP'nin oyları artacak ya da en azından azalmayacak. Ancak kapatılma durumu ortaya çıkarsa, AKP'nin oyları azalır. Çünkü o zaman seçmen 28 Şubat sonrasındaki gibi davranır. 28 Şubat'ta Refah Partisi kapatıldı ve onun devamı olan Fazilet Partisi'ne seçimde yeterince oy çıkmadı. Çünkü seçmen, 'Bu partiye niye oy verelim ki? Bu parti askeri yönetemiyor. Askerle didişiyor ve sonra da parti kapanıyor' diye düşündü. AK Parti, askerin muhtırasına sert bir cevap verdi. Bu cevap seçmeni nasıl etkiler? Seçmen bu parti sağlam diye düşünür ama... Ben askerin geri adım atacağını düşünmüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci gene aynı yola girerse, askerden tekrar muhtıra gelir, Belki daha fazlası olur. Darbe olmayabilir ama darbeden daha kötüsü olabilir. Darbeden kötüsü ne olabilir? Genç subayların ayaklanması olabilir. 1960 darbesi genç subayların ayaklanmasıyla geldi. Harbiye öğrencileri Genelkurmay Başkanı'nı öldürmek için otomatik silahlarla evinin kapısına dayandı. 1960-63 arasında genç subay darbe girişimlerini yaşadığımız için, bunun, emir komuta zinciri içinde yapılmış bir darbeden çok daha kötü olduğunu biliyoruz biz. Askerin son muhtırası da, pek emir komuta zinciri içinde olmuş gibi bir izlenim vermiyor. Muhtıra, Genelkurmay Başkanlığı'nın denetimi dışında bir girişimmiş gibi gözüküyor. Bu, 'Tekrar 1960-63 dönemine mi dönüyoruz acaba?' diye başta ordu olmak üzere, hepimizin çok endişe duyması gereken bir gelişme. AKP seçimlerden sonra gene uzlaşma aramadan kendi adayını cumhurbaşkanı seçtirme yoluna girerse aynı kaynaklardan aynı reaksiyon tekrar gelecektir. Peki CHP'nin muhtıra yanlısı ve askeri siyasete çeken politikasının seçimdeki etkisi ne olacak? Mütedeyyin ve muhafazakâr seçmen kitlesi dışındakiler CHP'yi bu gözle görmüyor. Onlar CHP'yi, laikliği, Cumhuriyet'in temel ilkelerini ve devleti koruma endişesiyle hareket eden bir parti olarak görüyorlar. Muhafazakâr kitle ise CHP için, 'Bu devletin partisi. Halkın partisi değil' diyor ve onlar sağdaki partilere yöneliyor. Muhtemelen de en fazla AKP'ye yönelecek gibi gözüküyorlar. Oysa halkın daima esas olarak belirttiği sorunlar, işsizlik, enflasyonun yeterince düşmemesi ekonomik istikrara kavuşulamamış olması, yeni bir kriz endişesi gibi iktisadi konulardır. Eğer CHP bunları ve özellikle de işsizliği giderecek çözümleri konuşsaydı, daha fazla oy alırdı. Ama CHP bu konular üzerine çalışmak yerine, laikliğin ve Cumhuriyet'in tehlikeye düştüğünü gösteren bir strateji izliyor. Cumhurbaşkanını halkın seçmesini de içeren bir Anayasa değişikliği paketi geçen hafta Meclis'ten geçti. Bu mu büyük felaket? Evet. Eğer sistem bu haliyle uygulanırsa ve AK Parti'nin istediği gibi cumhurbaşkanını halk seçerse, bu, yeni bir kriz demek değildir. Bundan sonra hiç bitmeyecek üst üste krizler demektir bu. Çünkü cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle siyasi otorite ikiye bölünecek ve bir yanda halkın oyuyla gelen cumhurbaşkanı, diğer yanda halkın oyuyla gelen bir Meclis olacak. Siyasi sistemde çift başlılık üretilecek. Burada bir sürtüşme çıkmaması olanaksızdır. Aynı partiden olsalar bile uzlaşmayabilirler, ikisi arasında kriz yaşanabilir. Çünkü bu cumhurbaşkanı 40 milyon seçmenin diyelim ki 20 milyonunun oyunu almış biri olacak. Ve, yetkilerini mutlaka artırmaya çalışacak. Yoksa şimdiki cumhurbaşkanının yetkileri için halkoyuna gidilir mi? Anayasa Mahkemesi'ne, YÖK'e üye atamak için halka gidilir mi? Anayasa değişikliği kesinleşti diyelim. Yeni cumhurbaşkanını halkın hemen seçmesi ihtimali yüksek mi? Yüksek değil. 22 Temmuz'da halkın önüne ikinci bir sandık konulamayacak. Bu mümkün değil. Dolayısıyla önce milletvekilleri seçilecek ve yeni Meclis'in ilk işi cumhurbaşkanını seçmek olacak. Çünkü yeni Meclis, cumhurbaşkanını seçemezse tekrar genel seçimlere gidilecek. Bakın... Seçimlerden sonra kurulacak yeni Meclis üç nedenden ötürü cumhurbaşkanını seçecek. Bir, milletvekili olmak için 150-500 bin YTL arasında para harcayan bu insanlar bir hafta sonra tekrar seçime gitmezler. İki, şu anda milletvekili adayı olmak isteyenler arasında çok sayıda dokunulmazlık zırhının içine girmeye çalışanlar var gibi gözüküyor. Bunlar, yeniden seçime gitmek istemeyeceklerdir. Üç, milletvekilleri iki yıl dolmadan emeklilik hakkı elde edemiyor. Dolayısıyla yeni Meclis cumhurbaşkanını seçmek zorunda. Sonuç şu ki, yapılan Anayasa değişikliği, yedi yıl sonraki cumhurbaşkanını seçmek için yapıldı. Kaynak: Radikal
   Zeynel Abidin
Hedefleri belli; AB fonlarından kaç para aldıkları da: "Şeriata karşı mücadelede, bir tek kum tanesine dahi ihtiyacımızın olduğunu düşünüyoruz. Bu birliktelik, bir cem olacaksa, biz orada süpürgeci olmaya hazırız." Av. Kazım GENÇ. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı. NOT: Şeriat: İslam dini. Yukarıdaki söz, müslüman-inançlı Alevileri bağlamaz'
   Unutulmaz yazılar
EKREM DUMANLI: "Subaylar Hacıbektaş'ta" Önceki gün Anadolu Ajansı kısa bir haber geçti abonelerine. Başlık şöyle: "Subaylar Hacıbektaş'ta". Haberin spotlarına göz atalım: "Hacıbektaş Belediye Başkanı Selmanpakoğlu, Korgeneral Dursun Bak'ın başkanlığındaki subaylara brifing verdi.", "Korgeneral Bak: Bizler de ülke genelinde siyasete atılmalıyız. Ülkemize hizmetin çeşitli alternatif yolları bulunmaktadır. Ali Rıza Paşa'mız bir ilki gerçekleştirmiştir." Gerçekten de Ali Rıza Selmanpakoğlu bir ilki gerçekleştirmiştir. Emekli olduktan sonra CHP'den belediye başkan adayı olmak istemiş; ancak partinin konuya sıcak bakmaması nedeniyle bağımsız aday olarak siyasete atılmıştır. Böylece halkın desteğini alarak Hacıbektaş belediye başkanlığı yapan ilk paşa unvanını kazanmıştır. CHP'nin Ali Rıza Bey'e soğuk davranmasının bazı nedenleri olduğu iddia edilmişti. 1970'li yıllarda Doğu Perinçek'in başını çektiği Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'nin iki üsteğmen sanığından biriydi o. Yani Selmanpakoğlu, öteden beri siyasetin uzağında değildi. Hatta iddianameye göre "devrimci subaylar" adlı bir örgüte mensup olmakla suçlanıyordu. Neyse ki bu badireleri aştı ve mesleğinde yükseldikçe yükseldi. 28 Şubat sürecine girildiğinde o dimdik ayakta, görevinin başındaydı. 2000 yılında emekli olduğunda tuğgeneral rütbesi taşıyordu... Emekliliğin tadını çıkarma yerine Selmanpakoğlu, siyasete atıldı. İyi de oldu. Başkan seçildi. Her yıl düzenlenen Hacı Bektaş'ı anma törenlerinin ev sahibi oldu. Emekli askerlerin siyasete atılabileceğini, hatta bu yolda başarı elde edilebileceğini gösterdi. O yüzden Korgeneral Dursun Bak "Ali Rıza Paşa'mız bir ilki gerçekleştirmiştir." diyor. Aslında tevazu gösteriyor Korgeneral. Çünkü asıl bir ilki gerçekleştiren kendisi. Düşünsenize Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanı sıfatı taşıyan bir Paşa'mız, 149 subay ve eşiyle bir belediye başkanını ziyaret ediyor. Başkanın Hacıbektaş Kültür Sitesi'nde verdiği brifingi dinliyor. Brifingde emekli Paşa'mız, Hacı Bektaş-ı Veli'nin 13. yüzyılda verdiği mesajları dile getiriyor. AA'ya göre "Hacı Bektaş-ı Veli'nin insanlığa verdiği mesajların bugüne de ışık tuttuğu" ifade edilmiş. 149 subay ve eşinin katılımıyla gerçekleştirilen törenin sonunda Korgeneral Bak, Selmanpakoğlu'na Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın şildini takdim etmiş... Duygulu anlar yaşanmış olmalı o esnada... Gazeteler geniş yer vermedi, televizyonlara geniş bir haber konusu olmadı bu ziyaret. Aslında ilginç bir haber sayılmalı ve belki devamı da beklenmeli. Komutanlar, subaylar ve eşleri bazı belediyeleri ziyaret ediyor, yöneticilerden sıcak bir ortamda brifingler alıyor, onlara şiltler veriyor; kamuoyu bu tür faaliyetleri merak etmez mi? Unutmadan söyleyeyim; siyasetçiler Hacıbektaş ile ilgili hatalar yaptı. Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma toplantısına katılmayan politikacı kalmadı neredeyse. Doğru bir tercihti bu. Ancak başta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olmak üzere Hacıbektaş'ta boy gösteren devlet erkânı, iş Mevlana etkinliklerine gelince ortada gözükmedi. Oysa Mevlana da 13. yüzyıldan insanlığa ışık saçan kültürel bir figürdü... Benzer hatanın komutanlarımız tarafından yapılacağına ihtimal vermiyorum. Madem Hacı Bektaş ile başlandı Mevlana ile, Yunus ile, Nasreddin Hoca ile vs. devam edilebilir. Önceki gece Hasan Celal Güzel, HaberTürk'te yayınlanan Basın Kulisi programının konuğuydu. Güzel "Hâlâ darbe ihtimali var, darbe isteyen subaylar var." türünden şeyler söyledi. İnanmıyorum; inanmak istemiyorum. Emekli olup, başarıyla siyaset yapan subaylar ve onları muvazzafken bile destekleyen komutanların olduğu bir ülkede, darbe yapmak kadar kötü bir tercih düşünülebilir mi? 08 Haziran 2004, Salı. NOT: Şu sıralar Hurşit Tolon Paşa ile birlikte çalışan Dursun Bak Paşa ile bugün Erzurum'da bayrak sayısını az bulan Nejat Bek Paşa akraba veya aynı mezhepten mi acaba?
   Çıplak uyarıcı
Elbiseyle vucut arasında boşluk bırakmayın!.. "Kenelerden uzak durun uyarısı" "Amaçları kan emmek!" Enfeksiyon Hastalıklarından Korunma ve Savaşım Derneği Başkanı Doç. Dr. Kemalettin Aydın, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından korunmak için özellikle bahar ve yaz aylarında kene bulunan alanlardan uzak durmak, kırsal alana çıkarken keneye, elbise ile vücut arasında kan emebileceği boşluk bırakmamak gerektiğini söyledi.
   8sutun
İkinci gizli görüşmeyi açıklıyoruz! CHP - DSP İŞBİRLİĞİNİN ARDINDAKİ GENERALİ AÇIKLIYORUZ! CHP ve DSP' nin seçim ittifakı kararı almaları, basında ve genelde muhalefet çevrelerinde alkışla ve bir parça da hayret kokan seviçle karşılandı. Yıllardır gündeme gelip düşen, iki parti arasındaki işbirliği birden bire Deniz Baykal'ın kimsenin beklemediği tavizleri ve DSP'nin uysallaşmasıyla sonuca bağlandı. Peki bu işbirliğini neye borçluyuz? Her iki liderin ağız birliği içinde söyledikleri gibi "halka, meydanlara" mı kulak verildi? İki partinin de baraj korkusu mu var yoksa? CHP açısından böyle bir korkunun söz konusu olmadığı ortada. 8sutun'un edindiği bilgiye göre, CHP - DSP ittifakının arkasında bu dönemde çok etkin bir emekli general bulunuyor. Bugünkü komuta kademesi üzerinde de önemli tesiri bulunan ve seçimde muhtemel AKP zaferini önlemeye yönelik ittifak ve blok oluşturma işini üstlenen bu emekli general, eski genelkurmay başkanı Doğan Güreş'ten başkası değil. Tıkanma notasına gelen CHP - DSP işbirliği görüşmelerinin önünü yeniden açan isim de Doğan Güreş. Güreş, Mayıs ayının ilk haftası içinde çok önemli iki telefon görüşmesiiyle hem CHP'ye hem de DSP'ye mesajını iletti. Güreş'in "olmaz" denilen CHP-DSP ittifakını sonuca ulaştıran telefon trafiğinin iki muhatabı CHP'den Onur Öymen, DSP'den ise Ahmet Tan oldu. Doğan Güreş telefonla aradığı iki isme de aynı mesajı verdi: Genel başkanlarınıza söyleyin bu ittifakı geçekleştirsinler. Aksi takdirde, ben bizzat her ikisini de ziyaret edeceğim. Bu ziyaretin de kamuoyunda nasıl yorumlanacağını tahmin edebilirsiniz. Nitekim Güreş'in imalı mesajını alan CHP ve DSP, birçok kimse için sürpriz koşullarda bir işbirliği kararını önceki gün ilan ettiler. DSP, birleşme ve işbirliği için bünyesinde baş gösteren il başkanları isyanını bastırdı; CHP ise, DSP'li adayların CHP'ye katılmalarını koşulundan bie vazgeçti. 8sutun, dün de 10 Mayıs'ta Doğan Güreş'in ofisinde gerçekleşen ve Saadet partisinden Recai Kutan, Ertan YÜlek ve Numan Kurtulmuş'un katıldığı gizli toplantıyı ifşa etmiş, toplantıda Güreş'in Saadet'e de mutlaka BBP ve/veya Genç Parti'yle ittifaka gitmesini telkin ettiğini kamuoyuna duyurmuştu. Doğan Güreş'in, AKP iktidarına muhali açıklamaları, bu arada özellikle de Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ihtimaline karşı "aklından bile geçirmesin" diyerek sert şekilde itiraz edişi gündeme gelmiş ve genelkurmay çevrelerinde sıcak karşılanmıştı.
   8sutun
Ankara'daki çok gizli görüşme EMEKLİ GENERALLERDEN SAADET'E ÖZÜR VE İLGİNÇ TEKLİF! Saadet partisinin en önemli üç ismi, geçtiğimiz hafta aralarında eski genelkurmay başkanı Doğan Güreş'in de olduğu bir grup emekli generalle bir araya geldi. 10 Mayıs günü Ankara'da Doğan Güreş'in ofisinde gerçekleşen gizli toplantıda, emekli generallerden Saadet partisinin en önemli üç ismine şok bir itiraf ve teklif geldi. 8sutun'un edindiği bilgiye göre generaller 28 Şubat döneminde Erbakan'a yönelik operasyonla ilgili günah çıkarttılar. Erbakan'dan özür dileyen generaller "Erbakan'ı şimdi anlıyoruz. Erbakan'ın ne kadar milli bir duruşu olduğu şimdi anlaşılıyor" dediler. Erbakan ile bugünkü AKP'yi kıyaslayan generallerin, daha milli olduğunu ısrarla vurguladıkları Saadet partili en üst düzey üç isme şok bir telkinde de bulundular. Generaller Saadet Partisinden AKP'ye karşı mutlaka ittifaka gidilmesini, bir blok oluşturulmasını istediler. Generaller BBP'yle, Genç Parti'yle, DSP'yle, kimle olursa olsun mutlaka bir ittfaka gidilmesini telkin ettiler. 8sutun'un edindiği bilgiye göre toplantıda Saadetli yetkililer de generallerin AKP'yle ilgili endişelerine hak verdiklerini belirttiler.
   S.Özkan Pülümür
Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a sitem... Son yıllarda bazı marjinal aşırı sol ve sağ kesimlerin yoğunlaştırılmış ortak propagandaları sonucu Türk devletinin, Türk ordusunun hemen her kademesinde, her biriminde Fethullah Gülen ve Türk Gönüllüler Hareketi üzerine evham ve cinnete dayalı bir alarm, bir karşı duyarlılık oluşturuldu. Bu propaganda, telkin ve empoze yöntemlerin etkisiyle bazı insanlar neredeyse; ağaçtan düşen her yaprağın arkasında dahi Fethullah Gülen'i ve sevenlerini arar hale geldi... Fethullah Gülen ve Türk Gönüllüler Hareketi; bir defa nev-zuhur bir uzaylılar hareketi değil. Kökleri ta Orta Asya'ya kadar giden, bin küsur yıllık bir tecrübe ve geçmişi olan bir sosyolojik hareket. Salt İslami hareket değil; bir sosyolojik hareket; bir insan ve insanlık sevgisi projesi. Elbette özünde İslam sevgisi, hoşgörüsü, barışı, adaleti var. Ama her kesimi kucaklayan; çatışmacı değil, uzlaşmacı olan; diyaloğa açık bir gönüllüler hareketi! Siyasi veya ideolojik bir proje, hele yönetim projesi hiç değil... İşte bu gerçeğe rağmen, hatta bu gerçeği ABD'den Rusya'ya, Almanya'dan Japonya'ya, Fransa'dan Kenya'ya kadar bütün dünyanın, hatta ve hatta en duyarlı kurumların görmesine rağmen içeride, ülkemizde bazı kurum ve kuruluşlar ve bunları temsil eden kişiler adeta bir paranoya, bir cinnet hali yaşıyorlar: Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi hakkında hiçbir şey dinlemiyor, bilmek istemiyor, içten gözlemleme ve bilgilenme yoluna gitmek istemiyor. Sadece belli odakların, kin-nefret ve çatışmaya odaklanmış bazı marjinal kesimlerin akıllara ziyan yalan-dolan, düzmece, tamamen gerçekdışı komplolara ve iftiralara dayalı, saçma-sapan propaganda malzemelerine güveniyor, onlara dayanıyor, buna göre ahkam kesiyor, hatta bunlarla devleti, sistemi kilitlemeye çalışıyorlar!. Şimdi ne yazık ki Türkiye ve Türk dünyası için, bilhassa demokratik-laik sistemimiz için bir büyük şans ve fırsat olabilecek olan sosyolojik bir hareket; Türkiye'yi ayağa kaldırma yerine, ayağa düşürme yolunda heba ediliyor! Çok yazık!
   Yetkin Oymak
ÇOK ÖNEMLİ UYARI:... Bütün Müslümanların Dikkatine!... Biz Türkiye müslümanları ve Türkler; bir zamanlar; sevgi, barış, hoşgörü, adalet ve diyaloğa dayalı İslam anlayışımızla, yaşantımızla bütün dünyanın gıbta ettiği, alkışlanan, özenilen bir millettik!.. Özellikle Batı'dan içimize zerk edilen, telkin edilen batıl ve ilkel; bünyemize, özümüze ters ideolojiler, politikalar, felsefeler bizi biz olmaktan çıkardı, ruhlarımızı hoyratlaştırdı, kalplerimizi ve vicdanlarımızı taşlaştırdı, içimizi dışımızı kararttı..Adeta birçoğumuzu canavar, hortlak haline getirdi... Bu ülkede hangi partiden, hangi inanç ve yaşam tarzından, hangi ideoloji ve felsefeden yana olursak olalım; müslümansak şayet, birbirimize karşı müslümanca davranmak zorundayız. Din, budur; din, güzel ahlaktır, erdemli davranmaktır. Dinin hedefi; tutarlı, kendisiyle ve toplumla barışık olgun(insan-ı kamil) bireyler yetiştirmektir. Din; insanları dünyada ve ahirette mutlu etmek için vardır!.. Kavga-gürültü etmek için, ayrılık-gayrılık için, fitne-fesat için değil... O halde Müslüman Müslümanın; 1-Ayıplarını-kusurlarını araştıramaz, deşifre edemez! 2-Müslüman müslüman hakkında kin, nefret, haset, adavet(düşmanlık) duyguları besleyemez. 3-Müslüman müslüman hakkında hüsnü zan eder; asla sui zan etmez; hep hakkında iyi düşünür, her konuşma ve hareketini olumlu yorumlar! 4-Müslüman müslümanın gıybetini, dedikodusunu edemez, hakkında laf taşıyamaz, yalan ve iftira söyleyemez, ahdinde, sözünde, vaadinde, randevusunda sadıktır. 5-Müslüman müslümanla üç günden fazla küs, dargın duramaz. 6-Müslüman müslüman hakkında dua eder, ona yardım eder; kötülüğünü gördüğünde bir tekme de kendisi vurup şeytanına yardımcı olmaz. İncinse bile incitmez! 7-Müslüman güvenilir, özü-sözü doğru, mert ve civanmert insandır. Kadirşinastır. Vefalıdır. Bencil değil; diğergamdır. 8-Müslüman müslüman kardeşi için iyilikten başka bir şey düşünmez. Kalbini-gönlünü dahi kıramaz. 9-Müslüman; müslüman kardeşine kibirli, gururlu davranmaz. Son derece alçak gönüllü ve mütevazıdır..Fedakardır, cömerttir. Yardımseverdir. Müslüman kardeşi için melekler gibi sadece iyilik düşünür... 10-Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. Hiçkimsenin canına, malına, namusuna asla zarar vermez ve bu konuda kendisi hakkında kimsenin bir şüphesi olmaz... Daha detaylı bilgi için; Hucurat suresi başta olmak üzere Kur'an'a ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadis ve uygulamalarına bakınız... Lütfen; muhtıra, rejim, parti, yönetim gibi alanlarda ve hangi alanda müslüman kardeşimizle konuşuyor olursak olalım; müslümanca davranalım. Yukarıdaki kısa bir özetini verdiğim şekilde davranalım. Müslüman kardeşimiz; farklı bir partiden, farklı bir kültürden, ırktan, etnik gruptan, farklı bir tarikattan, gruptan, farklı bir ideolojiden ve felsefeden yana olablir; müslümansa akan sular durur; aman dikkat! Dünyamızı ve ahiretimizi karartmayalım. Güzel ülkemizi ve ülkemiz insanını da yazık etmeyelim!... "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız." ---Hadis-i Şerif--- NOT: Internette haber, yazı ve yorum yazmak, yayınlamak-yayınlatmak çok büyük risk ve sorumluluktur. Özellikle müslümanlarla ilgili veya bir müslümanla ilgili yazıyorsak!..
   Tarkan
ABD-CIA'NIN ETNİK İLGİSİ: Türkiye Devletinde ayrıntısına kadar etnik dağılım... "Joshua Project" adlı Amerikan misyoner organizasyonunun yaptığı araştırma. Türkiye’deki etnik dağılım. Yeniçağ gazetesinde yayınlandı bu araştırma. Bilgiler tutarlı gözüküyor. Siz de bir kontrol edin. Türkler’i 10-15 parçaya ayırmışlar, ben toplamını da hesapladım. Diğer etnik gurupları da Türk kültürüne ve coğrafyasına yakınlık ve uzaklık derecesinde sıraladım. TÜRKLER: Türk: 51.000.000 Kırım Tatar: 2.000.000 Tatar: 21.000 Azeri: 530.000 Yörük: 327.000 Tahtacı: 110.000 Türkmen: 900 Kara Kalpak: 62.000 Kazak: 20.000 Gagauz: 14.000 Macar: 6.200 Özbek: 2.000 Kumuk: 1.200 Kırgız: 1.100 Uygur: 500 Bulgar: 270.000 (Gazetede Bulgar olarak yazıyor ama Türkiye’de 270bin Bulgar yok. Burada sanırım Bulgaristan göçmeni Türkler kastedilmiş, o yüzden buraya ekledim) TOPLAM: 54.365.900 TÜRK SOYLU KİŞİ VAR. Abaza: 55.000 Adigey Çerkes: 270.000 Doğu Çerkes: 280.000 Çeçen: 6.600 Batı Osetyalı: 31.000 Laz: 30.000 Gürcü: 40.000 Arnavut: 15.000 Boşnak: 91.700 Pomak: 302.000 (bu abartı gibi geliyor bana) Balkan Çingenesi: 55.000 Ortadoğu Çingenesi: 20.000 Arap Levanten: 213.000 Arap Kuzey Afrikalı: 100.000 Arap Alevi: 50.000 (acaba burada fellahlar mı kastediliyor?) Kırmançi: 6.300.000 Türkçe bilen kürt: 5.600.000 Kürt Alevi: 140.000 Heiki kürdü: 35.000 Şıkaki kürdü: 18.000 Zaza: 1.200.000 Batı İranlı: 800.000 (bunlarda kürt herhalde, belki de farstır. Zaten aynı şey) Doğu İranlı: 4.300 Ermeni: 45.000 Asuri: 30.000 Yahudi: 12.000 Rum: 4.000 Süryani: 3.000 Han Çinlisi: 42.000 (nerden çıktı bu kadar Çinli ?) Afgan-Peştun: 53.000 Pakistanlı: 18.000 Kaldeli+Aramik: 500 KÜSÜRATLAR: Sırp: 20.000 Rus: 18.000 Romanyalı: 18.000 Amerikalı: 11.800 Alman: 9.500 İtalyan: 7.600 İngiliz: 3.700 Fransız: 2.600 Hollandalı: 2500 SONUÇ: Araştırmaya göre 70,5 milyonluk Türkiye nüfusunun 54,5 milyonu Türk soyundan... Bu da %77,5'a tekabül ediyor. KAYNAK: http://www.turkcu.net/forum/viewthread.php?tid=6423
   Koray ÖZMEN
MASONLAR AYAKLANDI!.. Hedef; ordu ve iç savaş! İzmir, sanki yüzyılın başındaki işgal günleri gibi!.. Masonlar, mandacılar, misyoner tarikatçılar kendilerinden geçmiş ve çıldırmışlar adeta; Türk halkını sokağa döküp birbirine düşürmenin verdiği heyecan ve coşkuyla!.. Ülkemizde ahtapot gibi sivil-askeri bürokrasi, sermaye ve medya içinde örgütlü; laik Cumhuriyeti "hanedan ve oligarşik azınlık yönetimi"ne dönüştüren masonlar ve onların ana ve yan örgütleri ayaklandı! CIA-MOSSAD-İngiliz istihbaratı başta olmak üzere NATO-Gladio örgütlenmesini elinde tutan yabancı güçler, mandacı misyoner tarikat okulları mezunları ve NATO istihbarat subayları; özellikle bağlantı içerisinde oldukları bir-buçuk milyon kitleyi yanlarına alarak ayaklandırdılar! Türk ordusu, Türk yargısı, Türk medyası, Türk siyaseti ve Türk ulusu üzerinde akılara ziyan bir baskı, tehdit ve şantaj uygulayarak dıştan içe emperyalist bir ayaklanmayla Türk devletini ve ordusunu devreden çıkarıp ülkemizi Irak'laştırmak için inanılmaz iğrençlikte bir emperyal planı uygulamaya soktular! Hedefleri ve tek hedefleri; Türk ordusu ile Türk halkını karşı karşıya getirtip Türk askerini Türk milletine karşı silah çektirmek, kullanmak!.. İşte o zaman şu an mitingleri dolduran insanları organize edenlerin çoğu; yurdışı merkezlerine anında kaçar giderler; olup biteni Irak'ta olduğu gibi gökdelenlerindeki ofislerinden veya villalarındaki uydu aracılığıyla zevkten dörk köşe seyrederler!.. Şu an Türkiye'de ne bir laiklik ve rejim sorunu vardır, ne de devleti ele geçirip bir İslam devleti kurma çabası, niyeti ve bu yönde güçlü veya zayıf oluşum ve örgütlenmeler vardır!..Ne de Türk devletimize ve ordumuza karşı halkın bir tavrı veya dini grupların bir cephe harekatı vardır!.. Ama, medya gücü de kullanılarak emperyalist güç odaklarının ortalığı velveleye vermesi sonucu ortaya sürülen öyle yapay, ama gerçek gibi sunulan bir tablo vardır ki; ulus devletimizin, laik Cumhuriyetimizin ve milletimizin bekası için asıl tehlikeli olan budur! Bu ortamda; korkarım en sağduyulu, akıllı ve gerçekçi olması gerekenler dahi elim hatalar ve hatalı konuşmalar yapabileceklerdir! Şu medyatik mitinglerin, bildirilerin; hatta muhtıraların; Cumhuriyet'le, solla, siyasetle, laiklikle, rejimle doğrudan hiçbir ilişkisi yoktur! Çünkü olmasını gerektirecek bir sorun yoktur!...Bayrak, laiklik, sol örgütler, ulusalcı-milli duyarlılıklar tamamen kullanılamk için vardır!.. Onursuzca kullanılmaktadır ve kullanılıyor! Olay; vatan hainlerinin, sömürgeci ve mandacı masonların ordu ve yüksek yargıyı da arkalarında gösterip, onların duyarlılıklarını kışkırtıp ayaklanmaları ve Türk ulusunu ayaklandırmaya çalışmalarından ibarettir!... Sayın Başbakan, Sayın Genelkurmay Başkanı, Sayın TBMM Başkanı ile acilen görüşmelidir! Bu emperyalist-ideolojik MASONİK KALKIŞMA bir an önce bastırılmalıdır; aksi takdirde gözü dönmüş bu kıpkızıl Türk, Atatürk, Türk devleti ve Cumhuriyeti düşmanları ülkemizi en kısa süre içerisinde Afganistan'laştıracaklar, Filistin'leştirecekler ve Irak'laştıracaklardır... Türkiye'nin yönetimini ordumuza bile bırakmadan uluslararası yönetime bırakacaklar; Afganistan'da, Irak'ta olduğu gibi kukla bir devlet-kukla bir hükümet kurduracaklardır. Bu arada devlet de bölünmüş olacaktır; Türkistan ve Kürdistan olarak!... NOT: CNN ve NTV; Amerikan ve İngiliz istihbarat kanalları mı? Neden bu iki kanal bilhassa, epey zamandır Türk halkını ayaklandırmaya, kamplaştırmaya ve iç savaş kışkırtıcılığı yapmaya çalışıyor! Neden Türkleri ve müslümanları; devletlerine ve ordularına karşı düşmanmış, tehlikeymiş gibi muamele ediyor? Neden bu iki kanal bilhassa; devletle-ordumuzla milleti "hükümeti ve Ak Pati'yi kullanarak" vuruşturmaya, kırdırmaya çalışıyor? Neden bu iki kanal bilhassa; profesyonelce Türkleri ve Türk devletini aşağılayıp duruyor? Neden? Neden?...Neden hala demokratik tepkilerimizi göstermiyoruz ve neden devletimiz ve hükümet, bu iki uluslararası kışkırtıcı, kıpkızıl Türk düşmanı kanala müdahale etmiyor?
   Seyfi Baba
ATO; muhtıraya neden olan İRTİCA'nın inine indi ve mürtecileri buldu!.. İşte İRTİCA, İşte MÜRTECİLER!.. Ankara Ticaret Odası (ATO), 2002-2006 döneminde işlenen suçların bilançosunu çıkardı. ATO’nun Emniyet Genel Müdürlüğü rakamlarından yararlanarak hazırladığı “Suç Terörünün Bilançosu Raporu”, Türkiye’nin asayiş sorununun terör kadar tehlikeli bir tehdit unsuruna dönüştüğünü ortaya koydu. ATO’nun “Suç Terörünün Bilançosu Raporu”na göre, hırsızlık, yankesicilik, kapkaççılık, darp, yaralama ve mala zarar verme son 5 yılda en çok işlenen 10 suç arasında yer alıyor. Son 5 yılda en çok işlenen 10 suç arasında ilk sırayı “evden hırsızlık” aldı. Raporda, 2002 yılı başından 2006 yılı sonuna kadar 229 bin 649 eve hırsız girdiği belirtildi. Geçen sene ise evden hırsızlık suçu, 2002 yılına göre yüzde 227.2 oranında artış gösterdi. İlk 10 içinde yer alan diğer suçlar ise darp, işyerinden hırsızlık, otodan hırsızlık, yaralama, diğer hırsızlıklar, oto hırsızlığı, yankesicilik ve kapkaççılık, ruhsatsız silah taşımak ve meskun mahalde havaya ateş açmak olarak kaydedildi. Hurriyet
   sabri
bence;koltuk sevdası sayın SEZAR dan ancak mezarda çıkacak...hal böyle iken sürebildiği kadar yokuşa süreceklerdir.bunların nezdinde ülkenin bir önemi yok
   KINACI
Birilerinin işine gelse de gelmese de, birileri bu işten rahatsız da olsalar, birileri halka rağmen halıkı yönetmek hususunda diretseler de kervan yürüyor.Türk Milleti kendini kimin yönetebileceğini çok iyi biliyor.
   emel özden
abi her zamanki duyarlı yaklaşımınızı yine göstermişsiniz daha öncede belirtmiştim buhalk kendisinin duygu ve düşüncelerine tercüman olacak birilerini başında görmek istiyor ama bence odüşündüğü kişiler hiçbir zaman makam mevki peşinde olmamışlardır onlara verilen insan olma ve insan kalabilme örnek olma makamı mahfuz onlar için çok büyük bir paye olmuştur o yüzden bazı idealler başta değilde toplum içerisinde dolaşırlar hz alide insanların içerisinde insanlardan bir insan ol dememiş midir ama busözü peygamberimiz sav. hz aliyede r a. söylemiş olabilir her ikisindede mana ne kadar manidardır örnek olmak isteyenlere işte söz işte iki örnek selamlar
   Güven Çandarlı
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'na Bir Çağrı, Bir Teklif: İçte ve dışta demokrasi dışı müdahalelerin ve insan hakları ihlallerinin sıkça yaşandığı bir dönem ve süreç yaşıyoruz. İşte tam bu noktada insanlığa ve ülkemizin demokratik Cumhuriyetine hizmet anlamında, bir ULUSLARARASI DEMOKRASİ ve İNSAN HAKLARI ÖDÜLÜ koyabilirseniz; NOBEL ÖDÜLLERİ gibi işi ciddiye alan uluslararası kimlik ve kişiliklerden de bir JÜRİ oluşturabilirseniz çok iyi ve zamanında bir hizmet olacağına bütün kalbimle inanıyorum. Ödüller kişiye ve kurumsal olarak verilebilir. Mesela; bir yıl boyunca demokrasiye ve demokratik mücadeleye ve insan haklarına katkıları Jüri tarafından kabul edilen 5 ülkeye, 5 kuruma ve 5 de kişiye verilebilir.
   ALINTI
"Kabinede "mason Cumhurbaşkanı" tartışması" 24 Nisan'da yapılan Bakanlar kurulu toplantısında ilginç bir tartışma yaşandı. İddia edildiğine göre Vecdi Gönül'ün, Abdullah Gül'ün adaylığı ile ilgili sözleri kabinede tartışma çıkardı. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklanmasından sonra 24 Nisan’da yapılan bakanlar Kurulu toplantısında "mason kavgası" yaşandığı iddia edildi. Hürriyet gazetesinde yer alan bir haberde toplantıda Bakanların Gül’ün adaylığını değerlendirdiği, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, Abdullah Gül’ün Türk seçmen yapısının ana gövdesini yansıttığını söylediği iddia edildi. Gönül'ün Gül'ün adaylığını öven bir konuşma yaptığı, ardından "İlk kez mason olmayan bir cumhurbaşkanı seçiliyor" anlamına bir gelecek ifade kullandığı belirtildi. Bu sözler üzerine Kabine üyeleri arasında tartışma çıktı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın müdahalesiyle bastırılan tartışmada Bakanlar Kurulu görevlileri hazır bulunmadığı için diyaloglar kayıtlara geçmedi.
   Serdar EŞMELİ
Cumhuriyet mitingleri CHP mitinglerine dönerken Ruşen Çakır ne diyor peki?!..O, aklından bir türlü çıkmayan tarikat oyları peşinde! Misyonu bu yani.. Ruşen Çakır, yine aynı üfürükten haberini ısıttı, yazdı. Üçüncü sınıf muhabir olan, genellikle masabaşı attırma yorumlarıyla tanınan Çakır; sadece Mehmet Kutlular'la görüşmüş! O da gazetede zaten! Ve sadece bir cümle söylemiş, doğru ise! Tabii o cümle doğru ise vahim; dünkü DP ile bugünkü demokrasi düşmanlarının ve cuntacıların DP'si çok farklı! Aklı başında olan hiçbir Türk, müslüman, tarikat ve cemaat mensubu bugünkü DP'ye veya DYP-ANAVATAN'a oy vermezler; "şeriata(İslam'a) hayır!" diyen, KUTLU DOĞUMU bile tehlike ve tehdit olarak gösterenlerin iğrenç tuzaklarına düşmez!!!

Halit Esendir Arşivi
Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor... 10.Kasım.2008
Güneydoğu'da PKK'nın Ergenekon'u işbaşında... 22.Ekim.2008
Deniz Feneri Almayna Türkiye savaşı 29.Eylül.2008
Jandarma teşkilatı sivil ve askeri olarak yeniden yapılandırılmalı... 04.Eylül.2008
Şuradan sürpriz çıkmadı 13.Ağustos.2008
Şura öncesi generallerin iktidar mücadalesi 25.Haziran.2008
Jandarma’da yetki karmaşası 18.Haziran.2008
Kemalizm 38de kaldı yaşasın Kenanizm 31.Mayıs.2008
İç terörden kim sorumlu ? 07.Haziran.2007
Cumhur Başkanını seçebilmelidir 22.Mayıs.2007
E-muhtıra sonrası 5+5 11.Mayıs.2007
NEVZAT YALÇINTAŞ DA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMALIYDI 02.Mayıs.2007
KURMAY ALBAYLARA GENERALLİK YOLU AÇILMALI 11.Nisan.2007
Çankaya’da kimler olmalı 23.Mart.2007
Halk Erdoğan’ı Başbakan görmek istiyor 11.Mart.2007
İktidar faizcilere niçin direnemiyor? 26.Şubat.2007
Rüşvete karşı döner sermaye sistemi... 16.Şubat.2007
MİT YASASI YENİLENMELİ 06.Şubat.2007
ÇANKAYA BÜYÜSÜ BİTMELİ 02.Ocak.2007
ALEVİLER DE DİYANET'DE TEMSİL EDİLMELİ... 15.Aralık.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR

Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği ve rol aldığı "Güneşi Gördüm"deki Altun ailesini yakında tüm Türkiye konuşacak...

HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR

Bu çocuktaki müthiş sesi dinleyen herkes takdir ediyor. Müthiş yetenek, umarım hayırlı bir yolda değerlenir!

40 YIL SONRA ÇÖLE İLK KEZ KAR YAĞDI

Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR
» İŞTE PROVAKASYONUN KRALI... BÖYLE PROVAKASYON GÖRÜLMEDİ...
» HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR
» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
gasteci.com © 2008