Türkiye’de bir siyasi partinin, iktidar partisi de olsa Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılabileceğini söylemek "şüyuu vukuundan beter bir durum" değil.
Nuh Gönültaş
Bu Türkiye demokrasisinde olmayan bir şey de değil.
Bugüne kadar ir çok parti kapatıldı.
Fakat, okuyucularımız haklı.
Seçime çok az kalmış bir zamanda bir partinin kapatılabileceği ihtimalini dile getirmek o partinin oylarını etkiler.
Ama bu etkinin olumlu veya olumsuz olacağı konusunda kimse kesin bir şey söyleyemez.
AK Parti kapatılır mı sorusu, bu konudaki hazırlıkların varlığından doğuyor. Aynı zamanda Türk Demokrasisinin yapısından… Bir de madem yeniden gelme ihtimali yüksek bir partiyi seçime sokacaklardı, bunca yapılanlar pek de akıllıca değil yaklaşımından...
Peki kapatabilirler mi?
Kapatabilirler. Ama en fazla bir dönem atlayabilirler, sonra geri gelirler.
Peki ne olacak böyle. Türkiye’ye yazık değil mi?
Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu’nun tavrı AK Parti’yi kapatacaklarını gösteriyor!
İyi de bu saatten sonra kapatabilirler mi? Herkes AK Parti’nin yüzde 50 alacağını ve yine tek başına iktidara geleceğini söylüyor?
Zor değil, kapatırlar. Seculer fundamentalisleri tanımıyor Türkiye. Bunlar dünyayı takmıyor, bırak halkı. Tüm dünya kendi ritimlerine gore dans etsin istiyorlar.
İyi de nasıl bir ülke olacak burası o zaman, dünyadan kopuk?
Nasıl olması önemli değil. Muhtıra yakıştı mı Türkiye’ye… Yurt dışına çıktığımızda bu tip haberler bizi rezil rüsva ediyor muhataplarımıza karşı… 28 Şubat yakışmış mıydı? Bir kez daha kapatılır parti. Ağar ve Mumcu hem muhtırayı eleştiriyor, hem de nimetlerini toplamaya çalışıyor.
Nasıl bir demokrasi bu Allah aşkına?
Pseudo-democrasy bu…
Ne, o da ne?
Yalancıktan demokrasi… Şeklen var, salen yok. Yangının küllerinden sigara yakmak bir kazanç değil, Mumcu ve Ağar bunu kazanç zannediyor.
AK Parti kapatılınca halk Ağar ve Mumcu’ya mı verecek iktidarı?
Verir… Kavga istemez halk. 28 Şubat’ta gördük. Halk tepkisini erteler…
Peki bu seculer fundamentalistleri kim durduracak, ne olacak Türkiye’nin hali.Türkiye böyle büyümez ki, onlar dünyaya kafa tutacak, dünya onları yaşatacak mı?
Bunları derin Türkiye’nin beraber yaşamaya olan inancı durduracak. İnancı, direnci, arzusu. Sen yazmışsın, ya Anadolu’dan çıkıp dünyada iş yapanlar… Eğitimle kendilerini ispat edenler. Onlar beraber yaşamaya olan inançlarını herşeye rağmen sürdürecek. Çünkü başka Türkiye yok. Afganistan’ı gördüm, bölünme ülkeyi ne hale getirir…
O halde daha fazla söze hacet yok. Yol ayrımına geldik mi?
Yorumlar ALINTI "Kabinede "mason Cumhurbaşkanı" tartışması"
24 Nisan'da yapılan Bakanlar kurulu toplantısında ilginç bir tartışma yaşandı. İddia edildiğine göre Vecdi Gönül'ün, Abdullah Gül'ün adaylığı ile ilgili sözleri kabinede tartışma çıkardı.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklanmasından sonra 24 Nisan’da yapılan bakanlar Kurulu toplantısında "mason kavgası" yaşandığı iddia edildi.
Hürriyet gazetesinde yer alan bir haberde toplantıda Bakanların Gül’ün adaylığını değerlendirdiği, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, Abdullah Gül’ün Türk seçmen yapısının ana gövdesini yansıttığını söylediği iddia edildi. Gönül'ün Gül'ün adaylığını öven bir konuşma yaptığı, ardından "İlk kez mason olmayan bir cumhurbaşkanı seçiliyor" anlamına bir gelecek ifade kullandığı belirtildi. Bu sözler üzerine Kabine üyeleri arasında tartışma çıktı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın müdahalesiyle bastırılan tartışmada Bakanlar Kurulu görevlileri hazır bulunmadığı için diyaloglar kayıtlara geçmedi.
XXX Zaman dışında Türkiye'yi düşünen yok mu?
Bu ne biçim medya! Türkiye'nin ve Türk milletinin çıkarlarını düşünmüyor! Günlerdir 500 TÜRK TIRI Rusya sınırında bekliyor; Rusya izin vermiyor! Zaman dışında haber yapan doğru dürüst basın yok!
Bu ne biçim medya! Rusya lideri Putin; Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde, çok önemli temaslar yapıyor! En geniş haber, Zaman'da var! Diğerleri es geçmiş; en Türkçü, milliyetçi gazeteler bile! Tabii ki Zaman 700 bin satar!
Öte yandan D. Cheney, Suudi Arabistan'da çok önemli pazarlıklar yapıyor; Türkiye nerede? Medyamızın haberi bile yok! Varsa yoksa ne idüğü belirsiz bir irtica tartışması, demokratik sisteme sürekli olarak yapılan müdahaleler!...
Olacağı buydu!..Ellerine kına yaksınlar! Uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşları yine notumuzu düşürmüşler; şimdi faturayı kim ödeyecek? 10 milyar dolarlık kayıpları kim telafi edecek? Hele yerle bir olan itibarımızı, onurumuzu?!
Genelkurmay mı? Sayın Cumhurbaşkanı Sezer mi? Genelkurmay mı, Apo'nun asılmasına ve PKK'nın bitirilmesine pek istekli olmayan generaller mi? Anayasa Mahkemesi Başkanı mı? Yargıtay Başkanı mı? YÖK Başkanı mı? Danıştay Başkanı mı? CHP mi?
Herbiri devlet içinde ayrı bir devlet sanki, devletin bir kısmıyla savaşan devlet! Türk milletiyle, milli iradeyle savaşıyorlar! 10 milyon seçmeni; Yunan, Ermeni, İngiliz işgalci zannediyor; onlara karşı Türk bayrağı sallıyorlar!...
Ama olan, Türkiye'ye, Türk milletine oluyor! Milletin sandığa gömdüğü eskiler; Mesut Yılmaz, Hüsamettin Özkan, Turhan Tayan, Hasan Ekinci yine ortaya çıkıyor; bitmeyen iktidar hırsları için!..Süleyman Demirel ise 50 yıldır karıştırmaya devam ediyor; sureti haktan görünerek!...Medya ise hala onlara çanak tutuyor; oligarşinin çıkarları, iktidar hırsı ve ikbali için seferber oluyor!...Serdar EŞMELİ Cumhuriyet mitingleri CHP mitinglerine dönerken Ruşen Çakır ne diyor peki?!..O, aklından bir türlü çıkmayan tarikat oyları peşinde! Misyonu bu yani..
Ruşen Çakır, yine aynı üfürükten haberini ısıttı, yazdı. Üçüncü sınıf muhabir olan, genellikle masabaşı attırma yorumlarıyla tanınan Çakır; sadece Mehmet Kutlular'la görüşmüş! O da gazetede zaten! Ve sadece bir cümle söylemiş, doğru ise!
Tabii o cümle doğru ise vahim; dünkü DP ile bugünkü demokrasi düşmanlarının ve cuntacıların DP'si çok farklı!
Aklı başında olan hiçbir Türk, müslüman, tarikat ve cemaat mensubu bugünkü DP'ye veya DYP-ANAVATAN'a oy vermezler; "şeriata(İslam'a) hayır!" diyen, KUTLU DOĞUMU bile tehlike ve tehdit olarak gösterenlerin iğrenç tuzaklarına düşmez!!!S.Özkan Pülümür FETHULLAH GÜLEN NEDEN DIŞLANDI?..
Gülen'siz Türkiye kaybetti mi, kazandı mı?...
Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi, bir süre öncesine kadar Türkiye'nin geniş kesimlerinin toplumsal barış umudu, devlet ve milletimizin bekası için ulusal bütünlüğümüzün teminatı idi. Ancak talihsiz ve anlamsız bir şekilde hareket, marjinalleştirilmeye ve Türkiye dışına hicrete zorlandı. Sonuçta Türkiye ve laik Cumhuriyet; büyük bir fırsatı elinden kaçırmış oldu...
Fethullah Gülen; hem dini, hem de milli yönü güçlü, birleştirici-barıştırıcı-kaynaştırıcı, Türkiye ve Cumhuriyet duyarlılığı yüksek bir kimlik ve kişilik olarak ortaya çıktı. Ancak orduya ve askere olan aşırı sevgisi ve bağlılığı bazı kesimlerde zamanla kuşku, bazı kesimlerde ise kıskançlık uyandırdı...Bazı liberal görüş sahipleri; militarizmle demokratlığın bir arada olmasının asla mümkün olmadığını savundular...Böylece Gülen; çift taraflı ithamların, hatta aslı astarı olmayan komploların hedefi oldu.. 28 Şubat'ın çelişkili ve anlamsız kuru gürültüsüne kurban edildi...Sap ile saman, yaşla kuru iyice birbirine karıştı...Bileti kesildi...
Fethullah Gülen ve Hareketi; Türkiye için neden teminattı ve laik Cumhuriyetimizin geleceği ve bekası için neden çok önemliydi?..
Çünkü O, bu ülkede uzun bir zamandan sonra bir ilki gerçekleştiriyor; toplumsal dokunun her kesimine el uzatıyor, ulusal bir sinerji meydana getiriyordu...Eski-yeni, geleneksel-modern, klasik-çağdaş, devlet-millet arasında bir denge ve köprüler kuruyordu...
Gülen; Mesut Yılmaz'dan Tansu Çiller'e, Alparslan Türkeş'ten Bülent Ecevit'e, Cem Karaca'dan Hikmet Çetin'e kadar siyasi yelpazenin ve sağ-sol düşüncenin hemen her ismiyle ve kesimiyle rahat görüşebiliyor, diyalog kurabiliyordu. Ülkede yıllardır kanlı-bıçaklı, kavgalı kesimleri dahi barıştırıyordu...
Gülen; ilk defa Alevileri ve sünni müslümanları güçlü bir şekilde bir hoşgörü çatısı altında toplayabilmişti. Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ve diğer Alevi önderleri; Gülen'in elini sıkıyor; laik Cumhuriyetin geleceği adına güvence oluşturuyorlardı...
Gülen ve Hareketi; ülkemizde yaşayan azınlıklara ve bilhassa İslam'ın dışındaki diğer din mensuplarına da sıcak barış eli uzatıyor; insani temeller üzerinde tarihi ve kalıcı bir dostluk inşa etmeye çalışıyordu. Bu hamle aynı zamanda Türkiye'nin dış itibarı, dışa yönelik güçlü mesajı ve geleceği idi. İşte bu gelecek ve yeşeren ümitler; şu veya bu nedenle Gülen'in yurtdışına çıkması veya çıkarılması ile büyük ölçüde sekteye uğradı, karardı...Evham, kıskançlık ve bağnazlık ittifak etti, karşı cephe oluşturma gayretine girdi...
Ülkemizde sonrasında ne oldu peki?...Sinagog baskını, bir Rahibin ve Hrant Dink'in öldürülmesi, misyonerlere yönelik Malatya cinayeti vs. peşi sıra geldi...Ve yakın zamanda da "irtica" gerekçeli bir muhtıra!...Ve kurumların birbirine müdahaleleri...
Gülen ve Hareketi'nin gözden çıkaranlar, elbette tabandan değildi. Belki devlet içinde devletler veya devletçikler u hareketi menfaatlerine aykırı buluyorlardı. Belki de aşırı, yersiz evhama kapılmışlardı..Yoksa; laik devletin, Cumhuriyet'in ve ordunun Gülen'de kabullenemeyeceği hiçbir şey yoktu bana göre...
Evet; belki evhamlar vardı: Gönüllüler hareketinde tarikatlar gibi hiyerarşik bir yapı var zannediliyor, bu yapının ordunun emir-komuta anlayışını sarsabileceği düşünülüyordu. Halbuki cemaat yapısı, temelinde "Ahilik" düşüncesi olan; gönüllülük esasına dayalı, organik olmayan, dostluğa dayalı bir abi-kardeş ilişkisi veya zinciri idi...
Bir de bazı kesimlerde mali kaynakların, yardım veya özel girişimci kaynaklarının daha şeffaf olabileceği düşünülüyordu. Aslında, istenilse her iki evham da giderilebilirdi. Ama bazı asabi ve siyasi kıskançlıklar buna meydan vermedi...
Bugün gelinen noktada; Fethullah Gülen ve Hareketinin; ülkemizde sevgi, hoşgörü, toplumsal barış ve diyalog adına ne denli büyük bir boşluk bıraktığı apaçık ortaya çıktı. Hem laik devletimiz, hem bürokrasimiz, hem de Türk ulusu; laik-antilaik diye adeta bölünme noktasına geldi...
FETHULLAH GÜLEN'İN SAMİMİYETLE ELİNİ SIKTIĞI ve BİRLİKTE SICAK SOHBET ETTİĞİ, YEMEK YEDİĞİ İSİMLER ŞİMDİ MEYDANLARDA, CUMHURİYET MİTİNGLERİNDE! Gülelim mi, ağlayalım mı? Ülke resmen; Cumhuriyetçiler ve Demokratlar diye iki kesime ayrılıyor; birisi diğeri için tehdit görülüyor!..
Burada bir duyumumu da ifade etmek istiyorum: Genelde siyasete ve devlet yönetimine karışmayan, bütün siyasi partilere aynı mesafede duran ve bütün siyasi talep ve vaatleri geri çeviren Fethullah Gülen'in; laik devletimizin, laik ordumuzun, Cumhuriyetimizin ve ulusumuzun selameti, toplumsal barışı ve geleceği adına Çankaya'ya CHP Genel Başkanı'nın da pekala derin devlet tecrübesiyle layık olduğunu, TBMM dışından da Hikmet Çetin gibi bir isminde bu işi başarıyla yürütebiliceğini düşündüğünü duymuştum. Ak Parti iktidarı bu kadar fedakar ve diğergam olabilir miydi, olmalı mıydı; işte o çok zor bir soru...Ama bugün gelinen nokta da ortada...Hayırlısı!..
Bu ülke hepimizin! Bu gemi batarsa hepimiz batarız; batırmaya neden bu kadar hevesliyiz ki!...Ah sağduyu, ah aklıselim, ah uzlaşı kültürü; neredesiniz?!..FATMA YILMAZ SAYIN GÖNÜLTAŞ
SİZİ CESUR KALEMİNİZDEN DOLAYI KUTLUYORUM. BİLİYORSUNUZ, CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ KİLİTLENMİŞ, BUNDAN SONRA MECLİSİN SEÇME İMKANI KALMAMIŞTIR. TEK ÇIKAR YOL HALKIN SEÇMESİDİR. BUNDAN DAHA İYİSİDE OLAMAZ. ANCAK; BU GÜZEL FIRSATI MİLLET OLARAK DESDEKLEMEMİZ GEREKMEZMİ. BİRDE CUMHURBAŞKANI ZANNEDERİM HER ZAMAN SİYASİ DAVRANDIĞI GİBİ, BU SEFERDE AYNI DAVRANARAK BU OLAYI VETO EDİP MEMLEKETİ ÇIKMAZA SÜRÜKLEYEBİLİR. BENİM TAVSİYEM VATANDAŞIN DUYARLI OLMASI. SİZ VE SİZİN GİBİ YAZARLARIN VATANDAŞA TEPKİLERİNİ VERMELERİNE TEŞVİK ETMELİSİNİZ. BİRDE CUMHUR BAŞKANI 2000 YILINDA DSP'NİN TEKLİFİYLE ADAY OLDU MHP KERHEN DESDEK VERDİ. ŞU ANDA DSP %1-BELKİ %2 BU KADAR DESDEĞİ VAR. TABİ BU 4-5 YILDIR BÖYLE. O GÜN OY VEREN PARTİLERİ SAYSAK BİLE EN SON GENEL SEÇİMDE % KAÇ DESTEĞİ VAR. HADİ ZORUNLU OLARAK BU GÜNE KADAR GELDİK. SÜRESİ DOLMASINA RAĞMEN BİRDE ÇIKMAZA GİREN ÜLKEYİ TIKAYARAK CUMHUR BAŞKANLIĞINA DEVAM ETMESİ ŞIK OLURMU? ARTIK VATANDAŞ AYAK OYUNU İSTEMİYOR. ARTIK KENDİ İSTEDİĞİNİ GÖRMEK İSTİYOR. BUNUN YÜSSÜZCE ENGELLENMESİ, HALKIN ÖNÜ TIKANMASI KASO GİRMEK, BİRDE O MAKAMI BUNLARI YAPARAK İŞGAL ETMEK ÇOK ÇİRKİN OLMAZMI DİYORUM? MİLLETE LÜTFEN ÇAĞRI YAPIN DİYORUM. FATMA YILMAZ
Aycan Balatlı Muhtıranın üç sessiz aktörü:
Türkiye'de demokrasinin bir muhtırayla bir kez daha rafa kaldırılmasında kimlerin rolü daha büyük? Bana göre pek üzerinde durulmayan, ama üst üste antidemokratik müdahalelere zemin hazırlayan, "demokratik Cumhuriyeti" sahiplenmeyerek hatta müdahalelere teşvik eden üç isim var:
1-Cumhurbaşkanı A. N. Sezer.
2-Bakan Cemil Çiçek.
3-Bakan Vecdi Gönül.
Son iki ismin Çankaya hevesi ve iktidar hırsı; aynen Baykal, Ağar ve Mumcu gibi ülkeye ve partilerine çok zarar verdi.
Bakan Çiçek zamanında bütün hortumcular cezaevlerinden çıkarıldı, UZAN operasyonu kadük oldu; fatura amcaya çıkartılıp elebaşı Uzan'lar yine ihya oldu!.
Bakan Çiçek'in umursamaz tavırları sonucu; memleket derin devlet destekli, öldürme yeminleri eden çetelerin, devlet mafyalarının arenası, çiftliği haline geldi.
Hatta Bakan Çiçek; utanmadan olayların abartıldığını söyledi, dedikodu etti; İçişleri BAkanlığı'nın, bilhassa Türk polisinin çok başarılı başarılı operasyonlarını savcı, hakim ve mahkemeleri harekete geçirmeyerek boşa çıkarmaya çalıştı.
Bakan Çiçek sayesinde; artık Türkiye'de zina da suç değil, uyuşturucu içmek ve üzerinde bulundurmak da. Silah üzerine öldürme yeminleri etmek de. Derin devlet destekli çeteler kurmak da.
Ya Bakan Vecdi Gönül ne yaptı? Bilen var mı? Askeriye muhtıra verme aşamasına gelmiş; Sayın Bakan, Genelkurmay'la içiçe çalışıyor; ama Bakan'dan GIK yok! Çünkü Bakan, sadece kendine bakıyor olmalı; kendi ikbalini düşünüyor olmalı!..Savunma Bakanları sadece; ADB'de, İsrail'e...uçak, helikopter ihalesi mi verirler?..
Sayın Vecdi Gönül, Çankaya rüyaları görürken TERÖR vuruyor; Mehmetçik ölmeye devam ediyor; tabut tabut gariban Türk halkının evlerine şehit cenazeleri taşınıyor. Sayın Bakan nerede? Genelkurmay nerede?
Genelkurmay; KUTLU DOĞUM etkinliklerini takip ediyor; Peygamberimizin anılmasını en büyük tehlike ve tehdit olarak görüp MUHTIRA veriyor! Kime? Türk ulusuna, TBMM'ne ve laik Cumhuriyete karşı? Hem de bağlı bulunduğu Başbakana ve Hükümete karşı!
ÖNEMLİ BİR NOT: Şu Yeniden Milli Mücadeleci takıma bakın; zor zamanlarda ne yapıyorlar ve kimlerin safında yer alıveriyorlar? Ali Müfit Gürtuna, Cemil Çiçek, Yaşar Okuyan...Okuyan; şimdi "Şeriata Hayır" diyen İslam düşmanı, kıpkızıl Türk düşmanı ulusalcılar, marksist-leninist-maocu militanlarla beraber miting meydanlarında, salon toplantılarında. Eski Özal'cı Namık Kemal Zeybek gibi. Zeybek, en son bir tarikat şeyhi olan Ahmet Yesevi adına kurulan üniversiteyi 28 Şubat'ın kilit isimlerine teslim etmişti...Süleyman Demirel'in övgü ve iltifatlarına mazhar olmuşlardır herhalde.el-aziz.com www.el-aziz.com a gelin ve gerçekleri görün..tesadüfen buldum internette anadoluda ne gazeler var gerçekleri tüm çıplaklığıyla yazan cesur mu cesur..cemi cem İNSAN MAVİ GİYMEYİ KORKACAK!...
"Ağca'nın mavi kazağının sırrı!"
1979 yılında İpekçi’nin katili olarak yakalandığında üzerinde “mavi” kazak vardı.
1981 yılında San Pietro meydanında Papa’yı vurduğunda üzerinde “mavi” kazak vardı.
1983 yılında Papa Ağca’yı ziyaret ettiğinde, üzerinde yine “mavi” kazak vardı.
12 Ocak 2006’da Kartal cezaevinden tahliye edildiğinde,
GATA’ya çürük raporu almaya geldiğinde,
Ve nihayet önceki gün tekrar tutuklandığında üzerinde hep “mavi” kazak vardı.
Peki ne olabilir bu mavi kazağın sırrı?
Burada kazağa değilde renge bakmakta fayda var. Çünkü bir çok ezoterik (gizemli-içsel örgütler) yapılanmada sayılar ve renkler bir mesaj unsuru olarak kullanılmış, renklere ve sayılara sadece bilenlerin anladığı gizemli anlamlar yüklenmiştir. Bunların en önemlilerinden biri de “Mavi”dir.
Mesela Masonlukta Mavi Loca’lar vardır. İlk Üç Derece’nin mensuplarına aynı zamanda “Mavi Loca” mensupları denir.
Aynı Mavi Hristiyan dünyasının kutsal rengidir. Meryem Ana’nın rengi olarak bilinir. Meryem ana ve İsa ikonlarında Meryem Ana hep “mavi renkle” sembolize edilir. Leonardo Da Vinci’nin 1472-75 yılları arasında yaptığı “Müjde” adlı tablosunda Meryem Ana Mavi elbisesiyle çizilmiştir. (Leonardo Da Vinci, Siyon belgelerine göre bu örgütün 10 yıl boyunca liderliğini yapmıştır, Yani Vatikan’ın resmi ressamı aynı zamanda Tapınak Şövalyesidir!..) Yine Ayasofya’da Meryem ve Çocuk İsa’nın bulunduğu bir mozaik yer alır ki burada da Meryem’in elbisesi koyu mavi cam mozaikten yapılmıştır. Meşhur bir örnek daha verebiliriz. AB Bayrağı. Bilindiği gibi AB bayrağı üzerindeki 12 yıldız İsa’nın 12 havarisini temsil etmektedir. (Hemen bir parantez açalım. AB bayrağındaki 12 yıldız bir iddiaya göre de Yahudilerin 12 kabilesini remzetmektedir. Ne gariptir ki gerçekten de bugünkü 12 yıldızlı-Mavi zeminli AB Bayrağı’nın patenti Paul Levi isimli sonradan Katolikliğe geçmiş bir Museviye aittir. Yahudilerin 12 Kabilesi ile Hristiyanların 12 Havarisi bu bayrakta buluşmuştur. Bir başka ortak noktada şudur ki İsrail Bayrağında Arzı- Mevud’u işaret eden Fırat ve Dicle Nehirleri de mavi çizgi ile gösterilmektedir. AB Bayrağındaki “Mavi ve 12” Hristiyan ve Yahudi inancının ortak sembolleridir.)
AB Bayrağındaki mavi zeminde Meryem Ana’nın Kutsal Pelerini’ni temsil etmektedir. Hristiyan dünyasında “mavi”yi en fazla önemseyen ve kutsayan ise Katoliklerdir. Ve Ağca Mavi Kazakla, Mavi’nin en kutsal sayıldığı Katolik Dünyası’nın ruhani liderini vurmuştur.
Her fırsatta “İsa-Mesihliğini” ilan eden ve “Dünyanın sonunu ilan ediyorum” diyen Mehmet Ali Ağca’nın vazgeçemediği Mavi Kazağı ile Hristiyanların Kutsal Mavi’si arasında bu açıdan bir bağ kurulabilir. Ya da Roma Cezaevinde okuduğu gizemli kitapların etkisinde kalmış da denebilir.
Ama o zaman daha 1979 yılında İpekçi cinayetinden yakalandığında da üzerinde mavi renkli kazak olması nasıl açıklanabilir?
Öyle ya o zaman Ağca için ne Meryem vardı, ne Papa, ne de Roma…
Neyse olayı Da Vinci Şifresi’ne ya da Fatıma’nın Üç Sırrı’na çevirmeninde anlamı yok..
Siz deniz mavisiyle kalın…
_________________
cemi cem BKZ: http://www.tesviye.org/fihrist/l.htmHaydi Kızlar Savaşa! Şimdi hatırlayamadığım bir padişahın zamanında''Kıbrıs Nümayişi'yapılmış.Padişah da yürüyüşe katılanları askere alacağını söyleyince ortalıkta tek kişi kalmamış.Diyeceğim odur ki,mitinglere katılan Kuvvacıları Irak'a gönderelim,PKK'ya karşı savaşsınlar.Ama kırmızı kepli,bir örnek streç tişörtlü hanımlar da katılmalı.Necip Sökmensüer Yakışıksız işler!..KENAN EVREN PAŞA'YA AĞIR SALDIRI ve TEHDİT!...
Resmi kayıtlarda, sahibi Hurşit Tolon Paşa ile Osman Özbek Paşa görünen ve bu paşalara ait olduğu söylenen kemalistler.net web sitesi; bu defa Kenan Evren Paşa'yı yerden yere vurdu, hakkında ağır tehditler savurdu:
"Kenan Evren, dua et biz iktidar olmadan ölmüş gebermiş ol. Eğer biz iktidar olmadan ölmediysen, istersen 100 yaşında ol seni cezalandıracağız. Amerikan Oğlanı Seni..!"
"Din Bir Zehirdir ve Kesinlikle İlerlemeye Engeldir..! "
"Ülkenin anyasasını 1 gecede değiştirdi ülkeyi bi gecede berbat etti.suçsuz insanları sorgulamaya gerekduymadan astırttı.gitti şimdi manisa da mı ne resim çiziyor gerizkalı halen konuşuyor."
"...adalet affetmiş olabilir ama bizler asla affetmeyeceğiz"
"Ölse bile mezarından çıkarıp cezandırılmalı bu kara leke! Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve doğrudan doğruya bu halka attığı o kara lekenin akı sıvazlanmaktadır.."
"Türk Milleti seni affetmeyecek kenan... Namı diğer Onların Çocuğu...
Tarih seni affetmeyecek.."
http://kemalistler.net/viewtopic.php?t=9372Selami Pekin Cumhur Puliç'in ÖTÜKEN Grubu; ülkücüleri Fethullah GÜLEN aleyhine kışkırtıyor. İşte sitelerinde yer alan son haber:
"Dikkat edilirse, Başbuğ Alparslan Türkeş'i kaybetmemiz akabinde (1997 sonrası), hristo yahudiler ve işbirlikçileri nurcular daha çok sapıttı. Düşmanın dışardan, AKP'nin içerden yaptığı tahribata gerçek anlamda müdahale eden, onları ciddi olarak durduran çıkmadı. Memleketi uçurumun eşiğine getirdiler. Yaptıklarına rağmen, önümüzdeki seçimlere heveslenmelerinin sebebi; son bir hamle ile bu raddeye kadar getirdikleri işi bitirmek.
70 Milyonu enayi, kendilerini akıllı sanan yahudi beslemelerinin iğrenç maskelerini indirip, çirkin suratlarını 70 milyona göstermek, elbetteki bütün şuurlu insanlarımızın yapması gereken ama, bu işi Ülkü Ocaklarımızın yapması, bir başka olur. Düşmanı küçük görmemek, yaptıkları propagandayı bütün yollarla çürütmek icabeder.
Çeşitli zemin ve mekanlarda Ülkücülerle tartışmaya cüret eden hristo yahudi beslemelerinin (yani nurcuların), sürekli olarak Başbuğ'un 'gülen' hakkındaki sözlerini hatırlatmaları, ve hatta ilgili görüntülerin bizzat başpapazın sayfasından gösterilerek kullanılmasına sessiz kalınmamalıdır.
Başbuğ hayatta iken, ne Gülen ne müridleri bu kadar ileri gitmemiş, Recep Tayyip 'Türk düşmanlığını' böylesine ilan etmemişti. Devletin kurumları aleni satılmamış, toprak vermenin sözü bile edilmemişti. Yavru Vatan'ın başına çorap örülmemiş, Talat itinin ismi bile duyulmamıştı... "
http://www.doguturkistan.net/modules.php?name=News&file=article&sid=5142ATİLLA TEMUR Derin devlet olsaydı keşke bunca akılsızlıklara izin vermezdi.derin devlet yok sıg devlet var...bir taraftan bu ülkenin güneydoğusu parçalanma tehlikesi yaşarken her gün şehit cenazeleri gelirken, kürt partisi meclise girmek için bagımsız aday şeklinde meclise yürürken,bu milletin omurgasını teşkil eden büyük bir kütleyi karşısına alacak her güç bilin ki dış güçtür.GÖK KUBBEYİ BAŞLARINA YIKARIZ. SAKIN HA BÖYLE BİR ŞEY DÜŞÜNMESİNLER... GÖK KUBBE BAŞLARINA YIKILIR...BİR AVUÇ DEDİKLERİ PKK İLE MÜCADELEDE BAŞARILI OLMAMIŞ GÜÇLERİN YENİ TEZGAHLAR DÜZENLEMESİNE BU MİLLET PRİM VERMEYECEKTİR.BU MİLLET BİZİ SEVEN DİYENLER YANILIYOR BU DEFA...Hasan DEVECİ Psikolojik savaşa yenik düşmeyelim.akp ne fazilet ne refah partisidir.Erdogan Erbakan değildir.böyle bir durumda halk infial eder.HİÇ BİR GÜÇ BU RİSKİ GÖZE ALAAMAZ..böyle bir durumda büyük birlik partisi ve saadet partisi aradan sıyrılır ikisinde birisi birinci parti olur.. .milliyetçi muhazafazakar kesim kesinlikle mumcu agar ikilisine gitmeyceği gibi bu ikiliye merkez sağ dediğimiz seçmende iyi bir ders verecektir.derin devlet varsa derin milletde var artık.... bunu görelim..ayrıca pusuda bekleyen mhp yi gözardı etmeyelim...seçenekler çok ama bu seçeneğin içinde Ağar Mumcu ikilisine yer yok...sükunet lütfennözür ve teyit Toprağı bol olsun,Victor Hugo'nun ruhuna saygısızlık etmiş olmayayım,hatta Esmeralda'ya olan hayranlığını 'su verdi bana'cümlesiyle pekiştirip, belleklerimize kazımış bulunan değerli roman kahramanı Quasimodo'nın manevi şahsiyetinden de özür dileyerek diyorum ki:'Bu demokrasi örneği hybrid olup,dünyada eşi ve dahi benzeri bulunmamaktadır efendim'.Kısacası Quasimodo'dır bizim demokrasimiz,Ey okuyucu ve yazıcı milletimiz!süleyman ay abi yazılarınızı dikkatler takip ediyorum ben kanaati acizanemi ifade edeyim eğer belli bir konuda sizin duygu ve düşünceleriniz yoksa birilerinin duygu düşüncesine kulak verip saygı göstermekten daha erdemli bir yol yoktur herhalde ama her konuda bir fikir düşünce hedef arzu yol takip edilmesi gerekenbulunmalı ki birileri de size bakıp aynı erdemi gerçekleştirmeye çalışıp size kulak versin dikkat ediyorum hep eleştiriyorsunuz bence bu eleştirilerin sonunda çıkış yollarıda çok versiyonlu gösterin ki sizi takip etmeye çalışanlar istikametini belirlemede fikir sahibi olsunlar selamlar
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.