Ünlü İngiliz müzik topluluğu Beatles, ‘Dr. Robert’ adlı şarkısını babam için yazdı. Babam, Nazi Almanya’sından İngiltere’ye kaçınca İngiltere’den de sınır dışı edilme tehlikesiyle karşılaştı. Ona yardım elini uzatan, babama Türk vatandaşlığı verilmesini sağlayan, Türkiye’nin Londra büyükelçisiydi. Aydoğan Vatandaş
Doctor Robert ünlü İngiliz müzik topluluğu The Beatles’ın İngiltere’de ‘Revolver’, Amerika’da ise ‘Yesterday and Today’ adlı albümlerinde yer alan, sözleri John Lennon tarafından yazılan, bestesi ise Lennon-McCartney ikilisi tarafından yapılan bir şarkının adıdır, 17 Nisan 1966 tarihli. Müzik dünyasının o yıllarda merakla cevabını aradığı bir soruydu aslında Dr. Robert. Kimdi Dr. Robert? Beatles bu şarkıyı neden ve kim adına yazmıştı? Bu sorunun cevabı hiçbir zaman bulunamadı. İddialara göre Beatles, şarkılarında uyuşturucu imalarında bulunuyordu. Beatles, bu iddiaları her zaman reddetti. Ama nedense en çok uyuşturucu iması yapılan Dr. Robert adlı şarkıda anlatılmak istenenler ise hiç kimse tarafından fark edilmemişti.
Beatles’ın Dr. Robert’a hizmetinden ötürü son derece müteşekkir olduğu açıktır. Ama bu ne tür bir hizmettir, Beatles ser verip sır vermez yıllarca. Bir ara John Lennon, Dr. Robert’ın kendisi olduğunu söyler; ama inandırıcı bulunmaz sözleri. İşte yıllarca kimsenin yanıtını bulamadığı bu sorunun yanıtını bulduğumuzu, üstelik Dr. Robert’ın aynı zamanda bir Türk vatandaşı olduğunu söylesek…
Ünlü edebiyat ajanı Saraj Jane Freyman’in anlatımlarına göre babası Alman vatandaşı olması dolayısıyla sınır dışı edilme tehlikesi yaşadığı bir sırada, ona bir el sahip çıkar. O el, o sırada Londra’da bulunan Türk büyükelçisidir. Adı Ali Fethi Okyar’dır. Tarih 1938’dir. Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ali Fethi Okyar, Dr. Robert Freyman’ın Türk vatandaşlığına geçmesi konusunda yardımcı olur. Böylelikle İngiltere’den ayrılmak zorunda kalmamıştır.
İnternette Beatles’ın Dr. Robert adlı parçayı Robert Freyman adlı NY’lu bir doktora yazdığı notunu fark ediyoruz. Ve o doktorun, babası olup olmadığını soruyorum Sarah’a. Aldığım yanıt ‘evet’ oluyor. Sarah’la edebiyat ajanlığı ile başlayan söyleşimiz, giderek, ilginç bir yaşam öyküsünün deşifresine dönüşüyor. İşte o söyleşi.
İlginç bir işiniz var. Tam olarak ne yaptığınızı söyler misiniz? Nedir edebiyat ajanlığı?
Yazarları ve yayınevlerini temsil ediyorum. Yazarla yayınevi arasında bir köprü olarak görebilirsiniz. 68’lerde başladım bu işe. Aslında Birleşmiş Milletler’de çalışıyordum. Dile yatkınlığım vardı, 7 dil biliyorum. Birleşmiş Milletler’de çalışırken bir arkadaşım bir yayınevi kuracağını söyledi ve bana kendilerine katılmamı teklif etti. Ben de “ortak olalım” dedim. Ama o yayınevi işi hiçbir zaman olmadı. Ben de edebiyat ajanı oldum. Kitaplara her zaman âşıktım.
Şu ana kadar kaç yazara köprü oldunuz?
Daha çok non-fiction kitaplar üzerinde çalıştım. Ama son yıllarda romanlara da yer vermeye başladım. Özellikle spiritüalizmle ilgili kitaplar ile ilgileniyorum. Yahudi, Hıristiyan ve Budist mistisizmi, psikoloji, sosyoloji ile ilgili kitaplar. Yüzlerce kitap var.
New age kavramı neyi kapsıyor genel olarak?
New age, bana göre ‘büyü’ kavramıyla ilgili bir süreçtir. Psikolojide buna büyüsel düşünce deniyor. Bana göre benim spiritüalizm anlayışıma göre başka şeyler gereklidir. Disiplin, inanç, pratik ve çok çok çalışma… Eğer budistseniz meditasyon yapmanız gerektiği gibi.
Babanızdan bahseder misiniz biraz? Kimdi?
1905 yılında Almanya’da doğmuş. Doktordu. Doktorluğa karşı müthiş bir tutkusu vardı. Hayatı çok severdi. Politik olarak anarşistti. Her zaman başı derde girer; ama bir şekilde dertten de kurtulurdu. Yahudi’ydi. 1930’da Almanya’dan önce Avusturya’ya, sonra da İtalya’ya kaçtı. Mussolini de Hitler’le işbirliği yapınca, İtalya’yı da terk etmek zorunda kaldı ve İngiltere’ye gitti eğitimini tamamlayabilmek için. Ancak Yahudi olmasına rağmen Alman vatandaşı olması dolayısıyla sınır dışı edilme tehlikesi ile karşılaştı. O sırada hastalarından biri Türkiye’nin Londra büyükelçisiydi. Babama ‘merak etme, sana Türk vatandaşlığı’ayarlayacağız” demiş ve bunu sağlamış. Tarih sanırım 1938. Böylece babamın İngiltere’yi terk etmesi gerekmemiş. Babam sonra Türkçe de öğrenmiş ve hatta bazı raydolarda Türkçe mülakatları yayımlanmış. O yüzden mayıs ayında yapacağımız Türkiye gezisi bizim için bir hac ziyareti gibi olacak. Babamın ataları aslında Osmanlı vatandaşıydı. Osmanlı’ya İspanya’dan gelen Safarad Yahudilerinden. Ancak sonra Avrupa’ya göç ederek Aşkenazi olmuşlar. Freyman soyadı Almanya’da verilmiş.
Beatles ‘Dr. Robert’ adlı parçayı babanız için mi yazdı? Yazdıysa neden?
Benim bildiğim ‘evet’, babam için yazdıklarıdır. Babam sanatçıları çok severdi. 60’lı, 70’li yıllardan bahsediyoruz. O zamanlar bu tür şeyler çok yaygındı. Babamın lakabı müzisyenler arasında, o zamanlar ‘Dr. Feel good’, yani iyi hissettiren doktordu. Müzisyenlerin kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan bazı ‘enjeksiyonlar’ yapardı. Gece yarısı, uyuşturucu krizi dolayısıyla gelen hastalara dahi bakmaktan çekinmezdi. Kuşkusuz hastaları arasında tanınmış müzisyenler de vardı. Ama kendisi hayatı boyunca ne alkol aldı ne de uyuşturucu kullandı. Uçlarda yaşayan sanatçılara yardım etme konusunda zaafı vardı.
Yorumlar faruk malkoviç Herhalde kurgu. O yüzden roman olarak yazılmış değil mi?faruk turani sayin vatandas, barnabas incili ile ilgili kitabinizi birkac saat icinde okudum.. barnabas incilinin guneydoguda bir koyde cobanlar tarafindan bulundugunu 1986-87 yilinda duymustum. bunu bize anlatan sahis bu bulunma ile hiristiyanligin tasaffisi ve hz isa nin yeryuzune donusu ile ilgi kurmustu. dogrusu o zaman pek etkilenmistm. daha sonraki yillarda zaman gazetesinde emin olmamakla beraber abdullah aymaz kosesinde bu konuya deginmis ve sua anda barnabas incilinin emin ellerde oldugunu yazmisti. ilginctirki ilk bu konuda haberi veren sahis ta emin ellerde oldugunu soylemisti. sizin kitabinizin sonunda da genelkurmayda oldugu yaziliyor. gercek bir olaydan hareketle kurgulanmis romaninizdaki pek cok ogenin ne kadar gerceklik tasidigini merak ediyorum dogrusu. bana kalirsa barnaba incilinin bulunmasi disindaki tum casusluk olaylari kurgu ve gercek disi gibi. buna bir aciklik getiriseniz sevinirim. roman kahramanlarindan ustegmeninin sizle bir alaksi oldugunu dusunmuyorum. emekli binbasi komplocu yazarin da romandaki albayla alakali oldugunu dusunmuyorum. yine vatikan ile ilgili yazilar yazan bizim istihabrat orgutumuzle ilgili oldugunu dusundugum sahsin da romanda gecen okkultizm uzmani sahis oldugunu dusunmek icin de bir neden gormuyorum. kgb ajani rolundeki sahsin bir zamanlar kumarhaneler kralinin korumasi ile ilgisini kumarhanecenin en yakinlarindan birine sordum dogrulayamadim. elhasil kitabinizla ilgili bir yazi yazarsanis iyi olur ayrica barnaba incilinin akibetini ogrensek ne guzel olur.. selamlarbohongtw abi yeter yav aylardir ayni yazi tamam ama bi muddet sonra ayni yazi sanki sitemiz hic guncellenmiyor yazarlar hic bu ise bakmiyor havasi katiyor artik degistirelim su yaziyiunutulmaz slogan! Ne mutlu Türküm diyene!Unutulmaz yazılar EKREM DUMANLI:
"Subaylar Hacıbektaş'ta"
Önceki gün Anadolu Ajansı kısa bir haber geçti abonelerine. Başlık şöyle: "Subaylar Hacıbektaş'ta".
Haberin spotlarına göz atalım: "Hacıbektaş Belediye Başkanı Selmanpakoğlu, Korgeneral Dursun Bak'ın başkanlığındaki subaylara brifing verdi.", "Korgeneral Bak: Bizler de ülke genelinde siyasete atılmalıyız. Ülkemize hizmetin çeşitli alternatif yolları bulunmaktadır. Ali Rıza Paşa'mız bir ilki gerçekleştirmiştir."
Gerçekten de Ali Rıza Selmanpakoğlu bir ilki gerçekleştirmiştir. Emekli olduktan sonra CHP'den belediye başkan adayı olmak istemiş; ancak partinin konuya sıcak bakmaması nedeniyle bağımsız aday olarak siyasete atılmıştır. Böylece halkın desteğini alarak Hacıbektaş belediye başkanlığı yapan ilk paşa unvanını kazanmıştır.
CHP'nin Ali Rıza Bey'e soğuk davranmasının bazı nedenleri olduğu iddia edilmişti. 1970'li yıllarda Doğu Perinçek'in başını çektiği Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'nin iki üsteğmen sanığından biriydi o. Yani Selmanpakoğlu, öteden beri siyasetin uzağında değildi. Hatta iddianameye göre "devrimci subaylar" adlı bir örgüte mensup olmakla suçlanıyordu. Neyse ki bu badireleri aştı ve mesleğinde yükseldikçe yükseldi. 28 Şubat sürecine girildiğinde o dimdik ayakta, görevinin başındaydı. 2000 yılında emekli olduğunda tuğgeneral rütbesi taşıyordu...
Emekliliğin tadını çıkarma yerine Selmanpakoğlu, siyasete atıldı. İyi de oldu. Başkan seçildi. Her yıl düzenlenen Hacı Bektaş'ı anma törenlerinin ev sahibi oldu. Emekli askerlerin siyasete atılabileceğini, hatta bu yolda başarı elde edilebileceğini gösterdi. O yüzden Korgeneral Dursun Bak "Ali Rıza Paşa'mız bir ilki gerçekleştirmiştir." diyor.
Aslında tevazu gösteriyor Korgeneral. Çünkü asıl bir ilki gerçekleştiren kendisi. Düşünsenize Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanı sıfatı taşıyan bir Paşa'mız, 149 subay ve eşiyle bir belediye başkanını ziyaret ediyor. Başkanın Hacıbektaş Kültür Sitesi'nde verdiği brifingi dinliyor. Brifingde emekli Paşa'mız, Hacı Bektaş-ı Veli'nin 13. yüzyılda verdiği mesajları dile getiriyor. AA'ya göre "Hacı Bektaş-ı Veli'nin insanlığa verdiği mesajların bugüne de ışık tuttuğu" ifade edilmiş. 149 subay ve eşinin katılımıyla gerçekleştirilen törenin sonunda Korgeneral Bak, Selmanpakoğlu'na Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın şildini takdim etmiş... Duygulu anlar yaşanmış olmalı o esnada...
Gazeteler geniş yer vermedi, televizyonlara geniş bir haber konusu olmadı bu ziyaret. Aslında ilginç bir haber sayılmalı ve belki devamı da beklenmeli. Komutanlar, subaylar ve eşleri bazı belediyeleri ziyaret ediyor, yöneticilerden sıcak bir ortamda brifingler alıyor, onlara şiltler veriyor; kamuoyu bu tür faaliyetleri merak etmez mi?
Unutmadan söyleyeyim; siyasetçiler Hacıbektaş ile ilgili hatalar yaptı. Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma toplantısına katılmayan politikacı kalmadı neredeyse. Doğru bir tercihti bu. Ancak başta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olmak üzere Hacıbektaş'ta boy gösteren devlet erkânı, iş Mevlana etkinliklerine gelince ortada gözükmedi. Oysa Mevlana da 13. yüzyıldan insanlığa ışık saçan kültürel bir figürdü...
Benzer hatanın komutanlarımız tarafından yapılacağına ihtimal vermiyorum. Madem Hacı Bektaş ile başlandı Mevlana ile, Yunus ile, Nasreddin Hoca ile vs. devam edilebilir.
Önceki gece Hasan Celal Güzel, HaberTürk'te yayınlanan Basın Kulisi programının konuğuydu. Güzel "Hâlâ darbe ihtimali var, darbe isteyen subaylar var." türünden şeyler söyledi.
İnanmıyorum; inanmak istemiyorum. Emekli olup, başarıyla siyaset yapan subaylar ve onları muvazzafken bile destekleyen komutanların olduğu bir ülkede, darbe yapmak kadar kötü bir tercih düşünülebilir mi?
08 Haziran 2004, Salı.
NOT: Şu sıralar Hurşit Tolon Paşa ile birlikte çalışan Dursun Bak Paşa ile bugün Erzurum'da bayrak sayısını az bulan Nejat Bek Paşa akraba veya aynı mezhepten mi acaba? GÜNER AKMANSOY Modern Türkiye'de "crypto-Jewish" üzerine dehşet bir yazı-yorum! İşte Steve Sailer'in makalesi ve yorumlar:
http://isteve.blogspot.com/2006/06/was-mustafa-kemal-ataturk-founder-of.htmlYetkin Oymak ÇOK ÖNEMLİ UYARI:...
Bütün Müslümanların Dikkatine!...
Biz Türkiye müslümanları ve Türkler; bir zamanlar; sevgi, barış, hoşgörü, adalet ve diyaloğa dayalı İslam anlayışımızla, yaşantımızla bütün dünyanın gıbta ettiği, alkışlanan, özenilen bir millettik!.. Özellikle Batı'dan içimize zerk edilen, telkin edilen batıl ve ilkel; bünyemize, özümüze ters ideolojiler, politikalar, felsefeler
bizi biz olmaktan çıkardı, ruhlarımızı hoyratlaştırdı, kalplerimizi ve vicdanlarımızı taşlaştırdı, içimizi dışımızı kararttı..Adeta birçoğumuzu canavar, hortlak haline getirdi...
Bu ülkede hangi partiden, hangi inanç ve yaşam tarzından, hangi ideoloji ve felsefeden yana olursak olalım; müslümansak şayet, birbirimize karşı müslümanca davranmak zorundayız. Din, budur; din, güzel ahlaktır, erdemli davranmaktır. Dinin hedefi; tutarlı, kendisiyle ve toplumla barışık olgun(insan-ı kamil) bireyler yetiştirmektir. Din; insanları dünyada ve ahirette mutlu etmek için vardır!.. Kavga-gürültü etmek için, ayrılık-gayrılık için, fitne-fesat için değil...
O halde Müslüman Müslümanın;
1-Ayıplarını-kusurlarını araştıramaz, deşifre edemez!
2-Müslüman müslüman hakkında kin, nefret, haset, adavet(düşmanlık) duyguları besleyemez.
3-Müslüman müslüman hakkında hüsnü zan eder; asla sui zan etmez; hep hakkında iyi düşünür, her konuşma ve hareketini olumlu yorumlar!
4-Müslüman müslümanın gıybetini, dedikodusunu edemez, hakkında laf taşıyamaz, yalan ve iftira söyleyemez, ahdinde, sözünde, vaadinde, randevusunda sadıktır.
5-Müslüman müslümanla üç günden fazla küs, dargın duramaz.
6-Müslüman müslüman hakkında dua eder, ona yardım eder; kötülüğünü gördüğünde bir tekme de kendisi vurup şeytanına yardımcı olmaz. İncinse bile incitmez!
7-Müslüman güvenilir, özü-sözü doğru, mert ve civanmert insandır. Kadirşinastır. Vefalıdır. Bencil değil; diğergamdır.
8-Müslüman müslüman kardeşi için iyilikten başka bir şey düşünmez. Kalbini-gönlünü dahi kıramaz.
9-Müslüman; müslüman kardeşine kibirli, gururlu davranmaz. Son derece alçak gönüllü ve mütevazıdır..Fedakardır, cömerttir. Yardımseverdir. Müslüman kardeşi için melekler gibi sadece iyilik düşünür...
10-Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. Hiçkimsenin canına, malına, namusuna asla zarar vermez ve bu konuda kendisi hakkında kimsenin bir şüphesi olmaz...
Daha detaylı bilgi için; Hucurat suresi başta olmak üzere Kur'an'a ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadis ve uygulamalarına bakınız...
Lütfen; muhtıra, rejim, parti, yönetim gibi alanlarda ve hangi alanda müslüman kardeşimizle konuşuyor olursak olalım; müslümanca davranalım. Yukarıdaki kısa bir özetini verdiğim şekilde davranalım. Müslüman kardeşimiz; farklı bir partiden, farklı bir kültürden, ırktan, etnik gruptan, farklı bir tarikattan, gruptan, farklı bir ideolojiden ve felsefeden yana olablir; müslümansa akan sular durur; aman dikkat! Dünyamızı ve ahiretimizi karartmayalım. Güzel ülkemizi ve ülkemiz insanını da yazık etmeyelim!...
"İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız."
---Hadis-i Şerif---
NOT: Internette haber, yazı ve yorum yazmak, yayınlamak-yayınlatmak çok büyük risk ve sorumluluktur. Özellikle müslümanlarla ilgili veya bir müslümanla ilgili yazıyorsak!.. Tarkan ABD-CIA'NIN ETNİK İLGİSİ:
Türkiye Devletinde ayrıntısına kadar etnik dağılım...
"Joshua Project" adlı Amerikan misyoner organizasyonunun yaptığı araştırma. Türkiye’deki etnik dağılım. Yeniçağ gazetesinde yayınlandı bu araştırma. Bilgiler tutarlı gözüküyor. Siz de bir kontrol edin. Türkler’i 10-15 parçaya ayırmışlar, ben toplamını da hesapladım. Diğer etnik gurupları da Türk kültürüne ve coğrafyasına yakınlık ve uzaklık derecesinde sıraladım.
TÜRKLER:
Türk: 51.000.000
Kırım Tatar: 2.000.000
Tatar: 21.000
Azeri: 530.000
Yörük: 327.000
Tahtacı: 110.000
Türkmen: 900
Kara Kalpak: 62.000
Kazak: 20.000
Gagauz: 14.000
Macar: 6.200
Özbek: 2.000
Kumuk: 1.200
Kırgız: 1.100
Uygur: 500
Bulgar: 270.000 (Gazetede Bulgar olarak yazıyor ama Türkiye’de 270bin Bulgar yok. Burada sanırım Bulgaristan göçmeni Türkler kastedilmiş, o yüzden buraya ekledim)
TOPLAM: 54.365.900 TÜRK SOYLU KİŞİ VAR.
Abaza: 55.000
Adigey Çerkes: 270.000
Doğu Çerkes: 280.000
Çeçen: 6.600
Batı Osetyalı: 31.000
Laz: 30.000
Gürcü: 40.000
Arnavut: 15.000
Boşnak: 91.700
Pomak: 302.000 (bu abartı gibi geliyor bana)
Balkan Çingenesi: 55.000
Ortadoğu Çingenesi: 20.000
Arap Levanten: 213.000
Arap Kuzey Afrikalı: 100.000
Arap Alevi: 50.000 (acaba burada fellahlar mı kastediliyor?)
Kırmançi: 6.300.000
Türkçe bilen kürt: 5.600.000
Kürt Alevi: 140.000
Heiki kürdü: 35.000
Şıkaki kürdü: 18.000
Zaza: 1.200.000
Batı İranlı: 800.000 (bunlarda kürt herhalde, belki de farstır. Zaten aynı şey)
Doğu İranlı: 4.300
Ermeni: 45.000
Asuri: 30.000
Yahudi: 12.000
Rum: 4.000
Süryani: 3.000
Han Çinlisi: 42.000 (nerden çıktı bu kadar Çinli ?)
Afgan-Peştun: 53.000
Pakistanlı: 18.000
Kaldeli+Aramik: 500
KÜSÜRATLAR:
Sırp: 20.000
Rus: 18.000
Romanyalı: 18.000
Amerikalı: 11.800
Alman: 9.500
İtalyan: 7.600
İngiliz: 3.700
Fransız: 2.600
Hollandalı: 2500
SONUÇ: Araştırmaya göre 70,5 milyonluk Türkiye nüfusunun 54,5 milyonu Türk soyundan... Bu da %77,5'a tekabül ediyor.
KAYNAK:
http://www.turkcu.net/forum/viewthread.php?tid=6423Nuriye Gönül Çalışkan Sayın Aydoğan Bey,Gecenin ileri bir saatinde nöbetçiyim ve röportajınızı okudum.Ben de Beatles hayranıyım,orijinal albümlerinden bir kısmına sahibim.Çok mutlu oldum Dr.Robert'ın Türk asıllı oluşuna.Desenize Beatles bir Türk için beste yapmış...Başarılı çalışmalarınızı takdirle izliyoruz,selamlar. gülden Beatles,Bee Gees,Beethoven...vazgeçemediklerimiz...let it be,how deep is your love...
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
Gülen ile Amerika'da yapılan uzun görüşmeler sonucu, yayıma hazırlanan Faruk Mercan'ın geniş gazetecilik çalışması...Titizlikle hazırlanan bu kitapta; Gülen'in çocukluğundan bugüne, sıradışı ve etkileyici hayatını yer yer kendi ağzından yer yer yazarın ağzından okuyacaksınız.
Uzun yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafında kurulan iftar çadırları, ABD'ye kadar ulaştı. Milky Way Education Derneği tarafından bu yıl ilk kez New Jersey Clifton Park'ta kurulan iftar çadırına; Müslüman Türk toplumu yoğun ilgi gösterdi.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...