Bana, sol şeridin şoförü derler. Rüzgar gibi eser, deniz gibi dalgalanırım. Bazen en sağ şeridi kapatır, uzunları yakarım. Bazen orta şeride kurulur, kafama göre takılırım. Boğaz’ı seyreder, bir Amerikan cigarası yakarım. Keyfimin kahyası, şoförlerin hası, yolların kralı benim. İşime gelirse sosyal demokrat... işime gelirse devletçi, işime gelirse halkçı, işime gelirse milliyetçiyim. Hangisi işime, cebime uygunsa vesselam.
Sebahattin Çelebi
Yollar gidişime, kızlar duruşuma hasta.
Bana, sol şeridin şoförü derler. Rüzgar gibi eser, deniz gibi dalgalanırım. Bazen en sağ şeridi kapatır, uzunları yakarım. Bazen orta şeride kurulur, kafama göre takılırım. Boğaz’ı seyreder, bir Amerikan cigarası yakarım. Keyfimin kahyası, şoförlerin hası, yolların kralı benim. İşime gelirse sosyal demokrat... işime gelirse devletçi, işime gelirse halkçı, işime gelirse milliyetçiyim. Hangisi işime, cebime uygunsa vesselam.
Yollar benden sorulur. Yolcu alabilmek için, zırt diye sol şeritte durur, parmaklıklardan atlayan “yolumun yolcuları”nı beklerim. Trafik tıkanmış, korna çalınmış bana ne hemşerim. Ben keyfimin gıcırına bakarım. Çağlayan’da, Tandoğan’da, yolun bekçiliğine soyunur, yolcu kapmak için, atmadık takla bırakmam.
Tamponumda, “Alemin delikanlısı” yazar en esaslı tarafından. Acayip kıyak görünür benim Magirus. En eski dolmuşudur minübüs aleminin. Eskidir, eskimiştir, eskitilmiştir ama, varsın olsun. Ülkemin bütün yollarında hala geçer akçedir, hala sattım mı para eder benim minübüsüm.
Şöyle fiyakalı tarafından bir vites attım mı, bütün yolcular karizmama vurulurlar. En iyi minübüsçülüğü benim yaptığımı sanırlar. Kasımpaşalı gibi racon kesemem ama, iyi direksiyon kırar, iyi bezirganlık yapar, yolcuları kapmanın yoluna bakarım.
Vallahi, ben iyi şoförüm, ülkenin direksiyonunu verseler, adam ederim anasını satıyım memleketi. Ah bir verseler!
Seçim zamanları iyi işe yarar hem benim Magirus. Seçim sandıklarına partili taşırım. Napiyim birader? Oy aslanın ağzında, aslan deniz kenarında. Kontağı çevircen, sahile düşcen, seçmeni kapcen!
Bana sol şeridin şoförü derler. Rüzgar gibi eser, deniz gibi dalgalanırım.
Koltuğumda kelle taşımama gerek yok, levyem elimin altında, başkomiserler ardımdadır. “Hamili yakinimdir” yazılı kartvizitlerle doludur cebim. Bir telefonluk, bir çağırımlık, bir ricalık iş benimki. Adalet, hak, hukuk benden yana oluverir birden. Nöbetçi polisler, ağzımdan çıkacak kelimelere bakarlar ve gayet tabi gereğini yaparlar. Bana ceza kesecek polis, doğmamıştır daha anasından.
Bilumum köşelerinde, o biçim fiyakalı yazılar vardır benim düldülün.
Öyle birini sev ki, sen ölünce o hiç yaşamasın!
Bir sana, bir de sabah uykusuna hastayım!
Valla birader, ben bu minübüsçülüğü kendim için değil, inan olsun, halkım için yapmaktayım!
Ah bir de halk beni anlasa!
Ah bir de benden iyi dolmuşçu bulamayacaklarını bir görebilseler!
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.