Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusuna, dün 1. sayfadan oldukça geniş yer ayırdı New York Times. Sabrina Tavernisa imzalı neredeyse 1 sayfayı kaplayan haberde son derece önemli detaylar vardı. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığının ‘orta sınıfın yükselişinin işareti’ başlığı ile verilen haberde, laik elit için ‘rigid’ (katı, sert) ifadesi kulalınılması da ilginçti. Aydoğan Vatandaş
Türkiye’de olup bitenlere dışardan bakan bir gazeteciye göre Abdullah Gül’ün adaylığı bakınız Türkiye’deki elit için neden kaygı vericiymiş özelikle:
‘The selection has focused the worries of secular Turks who fear that sexual equality, as well as drinking alcohol and wearing miniskirts, could eventually be in danger.’
Demek ki Abdullah Gül’ün aday olarak seçilmesi: ‘Kadın erkek eşitliği, alkol kullanımı ve mini etek giyiminin tehlikeye gireceği kaygılarına neden olmuş ister istemez.’
Açıkçası çok merak ediyorum, AKP iktidarı süresince Türkiye’de alkol tüketimi mi azalmış, ya da mini etek giyen kızların sayısında bir azalma mı yaşanmış? Ya da tam aksine mesela şu garip göbek gösterme modası mı alıp başını gitmiş yoksa? Kadın erkek eşitliğine gelince, evet AKP döneminde bu konuda sıkıntı yaşandı, dün olduğu gibi başörtülü kızlar, yine alınmadı Üniversiteye.
Haberde, AKP’nin 2002’de iktidara gelmesinin ardından izlediği ılımlı politikalar sayesinde yaptıkları şöyle değerlendiriliyor:
‘Since then, it has applied pragmatic policies that helped create an economic boom and opened up the state in ways that the rigid secular elite, which relied heavily on state control, had never imagined, in part to qualify for membership in the European Union.’
Diyor ki ‘AKP’ uyguladığı pragmatik politikalar, ekonomik patlamayı sağlayarak, devleti, devleti elinde bulunduran rijit laik elitin hayal bile edemeyeceği bir sürece soktu Avrupa Birliği yolunda.’
‘…these traditional Turks are now emerging as a powerful middle class that has driven Turkey’s boom. The economy has nearly doubled in the four years that the AK has been in power…’
‘Bu geleneksel Türkler’ diyor makale, ‘güçlü orta sınıf olarak ortaya çıkmaktadır. Ekonomi 4 yıllık AKP iktidarı süresinde neredeyse ikiye katladı…’
Muhabir Kayseri’li tekstil üreticisi Mustafa Karaduman ile de görüşmüş. Şöyle demiş Karaduman:
“My mission,” he says, “is to cover all women around the world.”
‘Benim misyonum, dünyadaki tüm kadınları örtmek.’
(Çok ilginç. Oralarda olsam, bu iş adamını bulur gerçekten böyle bir laf edip etmediğini sorardım kendisine. Bir iş adamı için fazlaca ideolojik bir laf. Asıl misyonunuz ürettiğiniz eşarbı satmak olmalı, değil mi?)
Mikrofon uzatılan bir sonraki kişi ise finans sektöründen Başak Çağlayan adında bir bayan olmuş:
““People like me are not calculating the economy or what sort of policies they are making. The life we expect, we want, for our children, is changing. I worry about that.”
‘Ekonomik gelişmeler ya da bu tür politikalar, onun gibi insanlar için önemli değilmiş. Onların çocukları için istediği, beklediği hayat değişiyormuş. Kaygılıymış.’
Demek ki meymiş? Marx pek de haksız sayılmazmış. Mesele biraz da sınıfsalmış. Her sınıfın farklı kaygıları beklentileri olurmuş. Demek ki, AKP süreci Orta sınıfın yükselişi, merkeze yerleşmesi süreciymiş. Demek ki, bu sürece asıl direnenler kendi sınıfsal durumlarının gereği bu tutum içerisindelermiş.
İşte böyle.
Yorumlar Serdar Özkan Pülümür Fethullah Gülen ve Sevgi-Hoşgörü-Diyalog Hareketi neden geri çekildi?
...Ve Demokratlar neden "pısırık" ve "çaresiz" ?
Gece yarısı muhtırası öncesi ve sonrası dikkatimi çekti; Türkiye'de demokratlar ve demokratik kurumlar, tarifi mümkün olmayan bir içine sinmişlik, korkaklık-ürkeklik, isteksizlik, etkisizlik içerisinde...Demokrat STK'ların çoğu cami dernekleri gibi...
Bir örnek vereyim...Fethullah Gülen'e ve Cemaatine yakınlığıyla bilinen bir STK var: Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı. Neden şu son 10 gün içerisinde olsun, ortaya çıkıp güçlü bir şekilde militarizme, cuntacılığa, demokrasimize iç-dış müdahalelere ve muhtıraya karşı çıkmadı?
GAZETECİLER ve YAZARLAR; Türk demokrasisine ve Cumhuriyeti'ne sahip çıkmayacak da kim çıkacak? Neden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı; önde gelen yerli-yabancı gazeteci ve yazarlarla SEPETÇİLER KASRI'nda Uluslararası Basın Merkezi'nde bir araya gelip bir durum değerlendirmesi yapmadı? Türkiye'yi kaybettikten sonra iftar davetleri vermenin bir mantığı var mıdır?
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın; sahici gazetecileri, yazarları, üyeleri var mıdır? Varsa, bunlar ne iş yaparlar ve ne zaman işe yararlar?
Fethullah Gülen ve hareketinin; son muhtıra ve anti demokratik müdahalelerde; pasif, pısırık kalması, geniş-kitlesel bir karşı duruş sergileyememesi beni şok etti!. Hareketin geleceği adına değil sadece; Türklüğün ve ülkemizin geleceği adına şahsımda korku, endişe ve kaygılara yol açtı..
Gülen ve Gülen'le bugüne kadar gelen gönüllü kitleler; daha onurlu, aktif, etkili olabilmeliydi!..Samanyolu Haber ve Zaman gibi yayın organları bile cılız, marjinal tepkisel haberlerle olayı geçiştirmeye, felaketin üstüne şal çekmeye çalıştılar. Ne yazık ki bu yayın organlarında çok farklı kesimlerden, farklı sesler ve tepkiler göremedik.
Gülen hareketi; her geçen gün içine kapanırken mevcut kazanımlarını da yitirmekle karşı karşıya...En önemlisi demokratik açılımları, açılım sürecinin samimi sevgi, hoşgörü ve barış ortamlarını!..
Son bir soru: Bir zamanlar Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın müdavimleri ve hoşgörü temsilcileri olarak ortaya çıkan Prof. Dr. Nur Vergin'ler, Prof. İzzettin Doğan'lar, Prof. Dr. Mim Kemal Öke'ler, Latif Erdoğan'lar bugün nerelerde ve neden vakıflarını, misyonlarını sahiplenmiyorlar?. Neden bir zamanlar ZAMAN gazetesinde; Prof. Dr. Orhan Türkdoğan'dan, Prof. Dr. Sadi Somuncuoğlu'ndan, Prof. Dr. Mustafa Erkal'dan, emekli generallere kadar her kesimden insanlar yazı yazarlarken, şimdi neden sadece malum marjinal liberaller ve AFS'li-SOROS'çu kıytırık solcular yazı yazıyorlar büyük ölçüde?!!Olcay Parla Rahatsızına Birileri de Bari Nuh Gönültaş'ın bilgisayarını ele geçirdik şeklinde ortaya çıksınlar.Sonra da kafamızdan MSN,Mektup ve mail yazışmaları uyduralım oh ne ala herkes Yazsın aaa bak şunu bu bunu şu yazmış diye.Kaldı ki sadece yazdığınızda Perinçek'e yazılan bir mektup söz konusu."Mahkeme Kararıyla MİT'in Yalanları"-Adnan Akfırat-Kaynak Yayınevi,"Bir Devlet Operasyonu"-Kaynak Yayınları.Oradan da Paragraflar aktarsanız ya...MİT'in ABD'ci kanadı kendinden olan MAson Bağlantılı bir kişi ile neden 30 yıldır bu kadar uğraşıyor bir de bunu düşünün...Olcay Parla Olamaz böyle bir şey!!!!!!!!!
DOĞU PERİNÇEK'İN MASONLUK VE ABD BAĞLANTILARI ORTAYA ÇIKTI !..
Bağlantıları fanatik ULUSALCI mason akademisyem Ümit SAYIN yürütmüş...
İşte haberi, belgesi:
Ümit SAYIN’ın Doğu PERİNÇEK’e mektup olarak yazdığı bu belgede, en çok dikkat edilmesi gereken yer, mektubun sonundaki masonik bir selamlama terimi olan “kardeş sevgilerimle” kelimelerinin kısaltmasıdır.
Ümit Sayın,
W: Dep. Of Neurology, H6/574, U.W.
Hospital and Clinics, Highland Avenue,
Madison, WI, 53792
Fax: (608) 263 04 12.
Tel: (608) 256 19 01/ ext 789.
E-mail: sayin@neurology.wisc.edu
H:212, Marion Street, R:401, Madison, WI 53703
Doğu Perinçek,
Aydınlık Dergisi, 4 Mart 1997,
Sayın Doğu Perinçek,
Uzun süredir basından ve Aydınlık Dergisinden izlediğim kadarıyla Türkiye’deki politik gündemi değiştiren cesur ve bilinçli açıklamalarınızdan dolayı sizi kutlarım. Açıklamalarınızın bir kısmını İngilizceye çevirerek ABD’deki bazı demokratik kurumlara da yolladım (en son yazdığım belgeyi de ilişikteki diskette sunuyorum, dosya ismi McCoy), Ender Helvacıoğlu’na da size iletmesi için bir yazıyı Eylül’de Türkiye’ye geldiğimde vermiştim. Belki bazı yazılarımı da Bilim ve Ütopya’dan izlemişsinizdir. Yayınlamış olduğunuz MİT raporunu ve diğer bazı yazıları, İNTERNET’e de geçtim, belki biliyorsunuzdur.
Cumhuriyet Devrimlerinin uygulanması gerektiğindeki görüşünüze gönülden katılıyorum ve hatta “YENİ KEMALİST BİR DEVRİM” yapılması gerektiğine ve bu YENİ KEMALİST ideolojinin aksiyomlarının ve teorisinin bir an önce yazılı hale getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Gerek 1988'de gerek 1996'da, gerekse son 16 yıl boyunca ülkücü çetelere karşı verdiğiniz mücadele, Türk tarihine ve Kemalist Mücadele Tarihine dönüm noktaları olarak yazılacak.
......................................
Kitabın müsveddesini okursanız minnettar kalırım. Bu mektubu aldığınızı kısa bir faksla bana lütfen bildirin. Kemalist Devrimin gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesi için tüm kalbim sizlerle. ABD’den yapabileceklerim olursa, lütfen yazın. Ve buradaki demokratik kurumlara, bağımsız basına İngilizce yayınlarla ulaşmaya çalışalım. Ka:. Se:.
Dr. Ümit Sayın.
Detaylar, ABD ile ve diğer masonik ilişkiler için mutlaka bakınız:
http://www.kirlitezgah.com/
osman Abdullah Gül maalesef orta sınıfın falan değil amerikancı sınıfın temsilcisidir. Bu ülke amerikancılara bırakılamaycak kadar önemli bir ülkedir! 2007 Turkish Constitution Sayın Yazar diyorum ki Türk tipi demokrasi örneği versek diyorum.İngilizlerin 1215'te(Osmanlı henüz yokken adamlar uzlaşma kültürünü oluşturuyorlarmış) yaptıkları gibi(Magna Carta)bir mutabakat belgesi hazırlasak,bu belgede tarafların(kimler ise ,siyasi rahatsızlık duyan bütün taraflar)neleri istemedikleri,nelerin garanti altına alınması gerektiği madde madde yazılsa, böylece yeni ve anlaşılır bir Anayasamız olsa diyorum,çok mu zor bu iş???Yasalarımız zaten AB'yle uyumlu olmak zorunda.Yani bu kadar kolay bir işi niye pratikte çözemiyoruz anlaşılır değil.B.A mesela mensubu olduğum bürokratik elitin temsilcilerine niye kızıyorsunuz bu iktidara diye sorduğumda:evvel emirde dövizin hiç artmadığını(müthiş rahatsızlar bu durumdan,zarar etmişler),hazine bonolarının ve vadeli mevduatların artık eskisi gibi getirisi olmadığını,maaşların yerinde saydığını,Onlar'ın akıl almaz biçimde zenginleştiklerini,yakında Istanbul'u tamamen kuşatacaklarını;hastanede,postanede
,çarşıda,kırda ve bayırda bu başı bağlılarla karşılaştıklarını,yakında Çankaya'ya çıkıp yargıyı değiştireceklerini,Türkiye'yi yabancılara sattıklarını,Bunlar'ı Amerika'nın desteklediğini bağıra-çağıra ifade ediyorlar...B.A Murat Belge sizinkine benzer görüşler serdetmiş Aydoğan Bey oğlum.meseleyi sınıfsal temel minvalinde ele almakta.bendeniz bu mühim mevzuda farklı bir mütalaa yapıyorum; hybrid burjuvazimizin pastayı paylaşmamada direndiklerini, dolayısıyla farklılıkları kabullenmeyerek kültürel argümanlar ileriye sürdüklerini düşünmekteyim. ideolojileri kapitalist üretim pratiğine(oda melez ya neyse işin o tarafı karışık,devlet üretsin,bankası olsun, markası olsun,sıkıştımı para bassın gibi pratikte geçerliliği olmayan saçma şeyler söylüyorlar) dayanıyor.lümpenlerin(haşa onlar öyle diyor)bu sistem içinde zenginleşmek istedikleri sizin de malumunuz.öyle solcu,marksist filan değiller.SEdat Ulutan KEPAZELER...
Türk milleti sizden nefret ediyor!
Demokrasi münafıkları!...Cumhuriyete, halka, halk iradesine, Meclis'e, demokrasiye inanmayan ve güvenmeyen siyasi partiler; CHP, DYP, ANAVATAN...
Meclis'i cumhurbaşkanı seçtirmeyen vekiller! Kimin vekili bunlar? Aldıkları maaşlar kuruşuna kadar haram zıkkım olsun; boğazlarında düğümlensin; Cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmayan bütün milletvekillerinin maaşları!
Hiçbir Anadolu ili, ilçesi, köyü; Ağar'ı, Mumcu'yu, Demirel'i beldelerine sokmamalı ve suratlarına tükürmeli. Askere, yüksek yargıya sırtını dayayıp Türk ulusunu emperyalizme ezdiren ve despotizmin yağcılık ve yalakalığını yapanları bu millet affetmez ve affetmeyecektir.
MASON BABALARININ ve OLİGARŞİK GLADIO yapılanmalarının maşalığını yapanlar, Mehmet Ağar'lar; gitsinler, millet iradesi yerine sırtlarını dayadıkları BÜYÜK Kulüplerinde efendileriyle rakılarını içsinler! Allah; adildir...Das Capital Tekstilci Mr.Karaduman dünyanın bütün kadınlarını cover up'layacağım(dikkat!vahşi küreselci) derken,Türk finans sektöründen değerli finans uzmanı(serbest piyasa ekonomisinin gözbebeklerinden) Mrs.Çağlayan lümpen takımının hayat tarzını değiştirebileceği endişesinden bahis etmişlerdir.Oysa,muhtemelen Sn.Çağlayan'ın, adaşı Çağlayan Meydanı'nda haykıracağı sloganlar çocukları için özlediği hayat tarzını yaratan,kopyelediği Batı Uygarlığı'na karşı atılan sloganlar olabilecektir. Umut Eren Bakiler Sonunda bu da oldu!..Bir basın mensubu ALBAYLARI İSYANA DAVET etti!..
Türkiye'de neler oluyor?..
Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) ve TESUD'un yayın organı olarak bilinen bir web sitesinin ünlü(!) yazarı, son yazısında doğrudan doğruya Türk ordusunu hedef alarak Albayları isyana çağırdı!..Hem de eğip bükmeden. İşte o UTANÇ YAZISI:
"Albay'ım Yeni Görevinize Hazır mısınız?"
--Ali İhsan Gürcihan--
Cumhur'un başı ve Cumhuriyet değerlerinin ödün vermez bekçisi olan Cumhurbaşkanlığı makamı,personel kadrosu anlamında tam donanımlı yani her yönü ile milletine yakışan devletlü bir makamdır.
Bu özel önemi nedeni ile de, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'nin en seçkin subaylarından görevlendirilen dört veya beş kişilik bir ekip, Milleti adına daima BAŞKUMANDAN'larının yanında bulunarak ve ona her an ve her şeyi ile sahip çıkarak, huzur ve güven içinde çalışmasını ve yaşamasını sağlarlar.
İster tek başına bir faaliyette,ister eşleri ile birlikte iken cumhurbaşkanını nerede görsek veya izlesek , onun hemen bir adım yanında veya gerisinde pırıl pırıl giyimli ,dikkatli ve vakur bir Yaver'i de aynı fotoğraf karesinin içinde görmeye hepimizin gözü alışmıştır.
Cumhurbaşkanı'nın cumhuriyet değerlerine sahip çıkma ve milleti temsil etme konusundaki duruş ve tavrını, millete ait çok şık asker üniforması ile tamamlayan bu görüntünün önemli bir anlamı ve demokrasi adına da herkese güven veren bir güzelliği vardır.
Bazıları için detay ve önemsiz gibi gözükse de ; cumhurbaşkanlığı konusunda geldiğimiz bu noktada bundan böyle aynı fotoğraf karesine girecek Yaver Albay'ı,Yarbay'ı ve Binbaşı'yı düşündüğümde içinden çıkamadığım ve aşağıda izaha çalışacağım önemli bir çelişkiyi yaşıyorum.
Benimsediği ve vazgeçmesi mümkün olmayan cumhuriyet değerlerine kendisinin bakış açısı ile yaver olarak emrine verildiği Başkumandanı'nın cumhuriyet değerlerine bakış açısı arasındaki fark bu yaverlerin zihnini meşgul etmeyecek mi ?
Cumhuriyete sadakat göstererek Milletini temsil eden bir cumhurbaşkanına hizmet ettikleri için,bugüne kadar kapısını açmaktan dahi erinmeden onurla yerine getirdikleri yaverlik görevlerini , geçmiş söylemlerinde ve davranışlarında cumhuriyete sadakatsiz davranan ve samimiyetleri konusunda bugün dahi şüphe edilebilen kişilere karşı bundan böyle yerine getirirken bu görevi yapmaktan geçmişte olduğu gibi gurur duyabilecekler mi ?
Demokratik ve hukuk sistemimizi hiçe sayıp ,Ülkemizi Avrupa'lara kadar şikayet eden ,şimdi de büyük bir pişkinlikle bizleri Avrupa'ya karşı temsil etmeye soyunan bu kişilerle beraber yaşarken ,Avrupa'ya karşı kimlik mücadelesi vermiş Atatürk'ün evinde bir yaver olarak göğsünü gererek dolaşabilecekler mi?
Çankaya arazisinin birliklere ait kapısından gelen türbanlıları bir asker olarak lojmanlara ve askeri bölgeye sokmaz iken,cumhurbaşkanlığı kapısından girip içeri gidenlere ev sahipliği yapmayı o kadar kolay becerebilecekler mi ?
Cumhurbaşkanlığı Yaverler'inin yanı sıra , en disiplinli subay ve astsubayların görev yaptığı Muhafız Alayı'nın da ; geçmişte cumhuriyetle hesaplaşan ve sadakat duyup duymadıkları bugün bile tam anlaşılamayan bir zihniyeti korumak için muhafızlık yaparken ve onlara hizmet ederken uygulamada hata yapmamaları için, artık geçmişten farklı özel bir eğitime tabi tutulması ve de Köşkte yaşayanlara karşı ayrı bir yaklaşım göstermeleri gerektiğini söylemek acı ama korkarım yanlış da değildir.
Tüm bu çelişki ve gerçekler dikkate alındığında ,özellikle Yaver Albay'ımıza ve yardımcılarına zorlu görevlerinde metanet ve başarılar diliyoruz .
www.acikistihbarat.com
(26.04.2007)
Aslı Duygulu Şimdi bu bol gözyaşılı(Mehmetçiğin gözünün yaşını silen eller sevilir kardeş) muhteşem memleketimden miting manzaralarına bakarken neler geliyor akıllara!Bol faiz getirili hazine bonolu,Uzangillerin aziz burjuvamızı medyaladığı,faizlediği saadet günlerimiz,izleyip/ gözleyip hiç bir neticeye varamadığımız top secret Susurluk dizimiz(Polat ağbim yoktu daha),sabahın köründe döviz büfelerimizin önünde oluşturduğumuz nezih kuyruklarımız(neşeli günler),çalışkan memurlarımıza,milli işçilerimize otomatiğe takılmış gibi dağıttığımız ,yıllık enflasyonun 5-10 puan üzerinde(yüzde70,yuh yani!)üzerinde ulufelediğimiz maaş günlerimiz, geliyor,geçiyor gözlerimizin önünden..yazınız ve analiziniz için teşekkürler Sn.Yazar.Aslı Duygulu Sayın Yazar sınıf temelli mücadelelerin(bilinen proletarya-burjuva mücadelesi) asla ve kat'a yaşanmadığı,yaşanamadığı bir ülkede yaşamaktayız malümunuz. Bugünlerde olan bitenler sadece semboller üzerinden verilen savaşlardır,elit burjuvazinin, burjuvamtrakların pastadaki paylarını aslanlar gibi savundukları bir ''Majino Hattı'savunmasıdır...Bu bol bayraklı,gözyaşılı(Ankara'nın taşı,gözlerimin yaşı),başörtüsü yalnızca evimin temizliğinin ve köyümün sembolüdürlü,en büyük asker bizim askerli(Kürtleri gözlerden ve gönüllerden uzak hallet canımslı),Kamusalıma yanaşma kötü olurlu söylemlerle ve eylemlerle dolu miting alanlarının anatomik/ekonomik yapısını derinden analiz ettiğimizde tamamen duygusal nedenlerle karşılaşıyoruz Sevgili Yazar. FERDİ İNALTEKİN "DEMOKRASİ DÜŞMANI" BAYKAL'ın 367'si ve AĞAR'ın "DEMOKRASİ MÜNAFIĞI" rolü...
367 şartında ısrar edilirse, belki önümüzdeki ilk seçimde Ak Parti yüzde 75 ile Meclis'e girecek ve bu barajı aşacaktır; fakat CHP, DYP, ANAVATAN, MHP ömür boyu, asla bu barajı aşamayacaktır ve bu yüzden bu ülke bundan sonra demokratik yöntemlerle asla cumhurbaşkanı seçemeyecektir. Ülkeyi, Libya'da olduğu gibi bir tahtası kırık bir albayla idare etmeyi düşünen laikçi mollalar; Türk ulusunu "çağdaşlık, Atatürkçülük..." diye diye Orta Çağ Avrupası karanlığına sürükleyeceklerdir.
Ağar-Mumcu; Demokrasi münafıklarımız mı?
DYP lideri Mehmet Ağar; efendisinin (Süleyman Demirel) izinde izlenimi vererek, ülkeyi yeniden askeri cuntaya teslim etmenin hesabı içerisinde çok tehlikeli bir yolda...
Erkan Mumcu'nun kin, nefret, intikam ve enaniyet duygularını da okşayarak ve tatmin edecek vaatlerle SUSURLUK'çu, BÜYÜK KULÜPÇÜ, GLADIO'cu, MİLİTARİST kimlik ve kişiliğini en kritik noktada yine ortaya çıkaran ve işletme çabası içerisinde olan Sayın Mehmet Ağar'ı Türk milleti çok iyi tanımaktadır, "bu parlamentoyu cumhurbaşkanı seçtirmeme" oyunlarına alet olup CHP'nin münafık yüzü olarak ortaya çıkar ve icraat sergilerse; daha ilk seçimlerde MHP ve Saadet Partisi gibi TBMM dışında kalacak, hatta millet iradesi altında ihanetinin ağır faturasını ödeyecektir.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: