Başından beri Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecini izleyen birisi olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkmayacağını söyleyip durduk. Bunda haklı çıktık. Çünkü Tayyip Erdoğan rasyonel kararlar alabilen, duygularını iyi kontrol edebilen bir Başbakandı. Nuh Gönültaş
Abdullah Gül ismine gelince… Abdullah Gül’ün her zaman listede bir numara olduğunu belirtmekle birlikte, Başbakan’ın başka bazı aydaylar üzerinde de durduğunu belirttim.
Hele, son bir haftaya girildiğinde Başbakan’ın “Sürpriz olacak” sözlerinden oldukça endişelendim.
Çünkü, sürprizin bizim karşımıza “Ahmet Necdet Sezer gibi” bir adayı dayatmasından endişe ediyordum.
Araştırmalarımda “Sürpriz” ile kastedilenin Abdullah Gül olmadığını gördüm. Abdullah Gül, Bülent Arınç ve AK Parti gurubunun listesinde birinci sıradaydı ama Tayyip Bey’in listesinde yoktu.
Sürpriz’den kastedilen ciddi ciddi Nimet Çubukçu ve Vecdi Gönül isimleriydi. Hatta Tayyip Erdoğan görüşmelerinde Nimet Çubukçu ve Vecdi Gönül’e kendilerini düşündüğünü söyledi.
Şöyle söyledi. Nimet Çubukçu’ya “Eğer Vecdi Bey olmazsa sizi aday göstereceğiz” dedi. Vecdi Gönül’e de “Eğer Nimet Çubukçu olmazsa sizi aday göstereceğiz” dedi.
Adayın açıklanmasından önceki gece saat birbuçuka kadar her durum buydu.
Önce şunu belirteyim. Başbakan’ın kendisi yerine yoldaşı Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı makamına aday göstermesi çok önemli bir fedakarlıktır. Her insandan ayağına kadar gelmiş, hatta avucunun içine kadar girmiş böyle bir koltuığu tepmesini beklemek mümkün değildir.
Tayyip Bey’in fedakarlığı ancak yürekli insanların yapabileceği bir fedakarlıktır.
Fedakarlık ya da başka etkiler… Ne derseniz deyin. Tayyip Bey’in yaptığı şey müthiş bir iştir. Kardeşini Cumhurbaşkanı yapmıştır.
Şimdi… bu süreçte Bülent Arınç’ın son derece önemli bir rol oynadığını kabul etmek gerek. Hatta Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını önemli ölçü de de Bülent Arınç’ın çalışmalarına bağlamak mümkün.
Bülent Arınç sonuna kadar Abdullah Gül’ün arkasında oldu. Tayyip Erdoğan’a onu desteklediğini, o olmadığı takdirde kendisinin aday olacağını uygun ve münasip bir lisanla söyledi, hissettirdi.
Fakat asıl karar önceki gece birbuçuk ile beş arasında verildi. Abdullah Gül ismi 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece kararlaştırıldı.
Anlatayım… 23 Nisan resepsiyonundan sonra Başbakan konuta geçerek bazı görüşmeler yaptı. Saat 1.5 a kadar yaptığı görüşmeler dünkü bazı gazetelerde var. Ama esas süreç ve Abdullah Gül ismi sabah saat beşe kadar yapılan görüşmelerde kesinleşti.
Saat birbuçuk. Tayyip Bey’i konutta çok önemli birisi ziyaret etti. Hükümetin icraatlarını anlattı ve uzun uzadıya bu süreçte yaşanan bir kısım gelişmelerin sadece AK Parti iktidarına bağlanamayacağını söyledi. Ortadaki bir kısım başarılar AK Parti’nin olduğu kadar devlet içinde yürüyen bir sürecin büyük katkısının olduğu başarılardı.
Ve Cumhurbaşkanı adayının profiline geldi. Bu kişi Abdullah Gül isimin doğru bir isim olacağını söyledi.
Kim di bu kişi. Çok önemli bir devlet yetkilisi deyip geçelim.
Nimet Çubukçu gibi Vecdi Gönül gibi sembolik adayların fayda sağmalayacağı Tayyip Bey’e ifade edildi,
Bu arada bu görüşmelere Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün de katılımı sağlandı. Üçlü ve dörtlü değerlendirmeler sabaha kadar sürdü.
Bu süreç başbakanın önceden angaje olduğu isimlerden vazgeçmesine yol açtı. Gül ismi kendisine izah edildi. Başbakan ikna oldu.
Bu konuda mutabakat sağlandıktan sonra Başbakan sabaha karşı Dengir Mir Mehmet Gırat, Salih Kapusuz ve Akif Gülle’yi arayarak MKYK’yı olağanüstü toplantıya çağırmasını, Ankara dışında olanlarında derhal Ankara’ya davet edilmesini istedi.
Bu arada Bülent Arınç’ın Başbakan’a partinin sembolik bir adayı kabul etmeyeceğini uygun bir şekilde anlattı.
Başbakan’ın kafasında Cumhurbaşkanının profili konusunda devlet ile ilgili bir sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağına dair tereddütler vardı. Fakat kendisine Abdullah Gül’ün aday gösterilmesi halinde böyle tereddüt ve sıkıntıların olmayacağı izah edildi.
Bu noktadan sonra Başkakan rahatladı ve tereddütleri ortadan kalktı.
Vatana millete hayırlı olsun. Abdullah Gül’ü tebrik ederken, süreçte aktif rol oyanay Bülent Arınç’ın parti içindeki gücününde ortaya çıktığını söylemeliyim. Ve Başbakan’ı kendi yerine kardeşini Cumhurbaşkanı yaptığı için de alnından öpmeliyim…
Yorumlar ergün benimülkem bu ismi aciklanmasi sir degilse cok merak ettim gercekten; bilen bir yorumcu aciklarsa cok seviniriz... Hakan Aydin nuh abi bak zamanda tamer korkmaz abi de sizin gibi yazmis. sizin bildiginiz bir sey var ama neden söylemiyorsunuz. o adam kim mesela. tamer abi de o adam dan bahsetmis ismini vermemis. Veysel Gül ile içte ve dışta barış ve istikrar umudu...
Kanaltürk veya Bekir Coşkun asla; kendi bağnaz ve yobaz düşüncelerinin dışından hiçkimseden razı ve memnun olmaz...Üvey annesinin Ermeni olduğunu söyleyen ve eşi ANDRE ile gurur duyan ulusalcı(?) Bekir Coşkun; sadece kendi hanedanını düşünür. Çıkar grupları, mafya ve çeteler; Gül'den memnun olmaz. Mandacılar da. Masonlar da. Ancak Gül; laik Cumhuriyetimizi yüceltecek, uzlaşmacı, devletimize ve ordumuza itibar kazandıracak değerli bir isim. Devlet adamı. Gül satesinde rejim korkusuyla yatıp kalkmayacağız..Erdoğan ve Arınç; gerçekten çok büyük fedakarlıkta bulundular. Kutlarım. Dilerim; Türkiye kazansın. Ancak CHP'nin tavırları bilhassa çok çelişkili, çok fitneci. Bu ülke hepimizin. Barış ve istikrara ihtiyacımız var.Bekir Nuh Bey,
Kimmis bu cok onemli kisi? "Çok önemli bir devlet yetkilisi deyip geçelim" demissiniz. Iyi de tum yaziyi neredeyse bu adam/madam uzerine kuruyorsunuz. Insanlarin, sizin yazinizda oldugu gibi, "biz sizin bilmediklerinizi biliriz" edasi ne kadar yanlis. Acabad bu sekilde diger insanlar uzerinde nufuz elde etme cabasi midir? Lutfedip aciklayin da siradan vatandaslar da ogrensin bu efsanevi zati. Sizin gibi herhangi bir gazeteci de ogrenebildigine gore cok gizli olmasa gerek.Doığan Batanay Tanrı'nın Türk ulusuna lütfu!..Türkiye kazandı: Uzlaşma rejimine doğru...
Şükürler olsun Tanrı'ya. Türk ulusu ve laik Cumhuriyet; büyük bir uçurumun kenarından döndü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ısrar edip kendi adaylığını ilan etseydi ve Çankaya'yı zorlasaydı; Türkiye iç savaş ve askeri darbe dahil her türlü felaketi yaşayacaktı.
Sayın Başbakan Erdoğan; çok büyük bir feragat ve fedakarlıkta bulundu. Sayın Abdullah Gül; Ak Parti içerisinde devlet tecrübesi, yabancı dili, iç-dış vizyonu olan, uzlaşmacı en makul isimdi. Sanırım bundan dolayıdır ki; Sayın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları bu yüzden itiraz etmediler; demokratik ve hukuki sürece saygılı olma yoluna gittiler...
Sayın Gül ile birlikte ben Türkiye'de yepyeni bir dönemin başlamakta olduğunu görüyorum. Yüksek yargı organlarının da rejim duyarlılıkları doğrultusunda Sayın Gül'ün Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk önce;
1-Tam tarafsız, laik Cumhuriyetimizin ve Türk ulusunun Cumhurbaşkanı olduğunu ilan edip ortaya koyacaktır.
2-Devlet ile millet arasındaki, devlet kurumları arasındaki güven bunalımını, mesafe ve uyuşmazlıkları bir bir ortadan kaldıracaktır. YÖK, Yüksek Yargı, TSK ve diğer devlet kurumlarına olan güven pekişecek; devletin iç işleyişi hızlanacaktır.
3-Türkiye; artk "sözde değil, özde" demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olacaktır. Cumhuriyet'in 100. Kuruluş Yıldönümüne dünyanın ilk 4 ülkesi arasında girecektir.
Ancak burada bir tehlike var..Türkiye'de muhalefetin kendini yenilemesi, alternatif proje ve siyaset üreten mekanizmaya dönüşmesi gerekecek. Böyle bir yapıcı, üretici muhalefet geliştirilemezse ve muhalefet zayıf kalırsa; demokratik çeşitlilik, motivasyoon ve hızla yavaşlama olacaktır.
Bu nedenle başta CHP ve CHP liderliği masaya yatırılmalıdır. Gelecek seçimlere CHP; Deniz Baykal'la girmemelidir.CHP-SHP birleşmeli;başa Murat Karayalçın geçmelidir. Böylece CHP'nin kopan halkası olan Kürt oyları yeniden kazanılmış olacaktır.
Kısacası; Sayın Abdullah Gül'le başlayacak yeni devlet süreci; TANRI'nın Türk ulusuna bir bağışı! Laik rejim ilk defa halkta tam bir bütünleşme içerisine girecek. Kemalizm içselleştirilecek; Anadolu kimliği içerine katılacak. Ama bununla birlikte uluslararası arenada bütüncül Türk kimliği büyük bir güven unsuru olacak, "kıyamet kabusları" görenlere güçlü bir ışık, dünya barışına umut verecek!..Hakan Aydin kahraman erdogan.sagduyulu bülent arinc ve cumhurbaskani abdullah gül.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: