Kimileri Malatya'daki vahşete "provokasyon" denilmesinden rahatsız: Hunhar cinayetleri provokasyon diye nitelemenin "bahane üretmek, hafifletici neden aramak" olduğunu öne sürüyorlar... Tamer Korkmaz
Fanatizm, bağnazlık, hoşgörüsüzlük vesaire boğaz keserken; buna "provokasyon" dediğimizde kendimizi avutmuş, kamuoyunu aldatmış, hatta "hedef şaşırtmış" oluyoruz!
***
Oysa, gerçek başka bir yerde duruyor...
Rahip Santoro'nun Öldürülmesi, Danıştay Saldırısı, Dink Suikastı, Malatya'daki Vahşet: Hepsi, siyasi cinayettir; buz gibi de provokasyondur.
Toplumsal çürümenin boyutlanması, fanatizmin giderek artması provokasyon gerçeğini ortadan kaldırmaz...
"Provokasyon"un sahipleri fanatizmi kullanır...
Şayet ilk elde senaryoya uygun/kullanabilecekleri bağnaz, cani tetikçiler bulamazlarsa kendi elleriyle serada yetiştirirler!
Hangi görüşten olursa olsun bağnazlığın yükselişine, hoşgörüsüzlük ve sevgisizliğe karşı bu toplumun siyasetçisinden medyasına kadar üzerine düşen görevleri yapmadığı vahim bir gerçek...
Ne var ki, böyle bir hakikatin varlığı perde arkasında "Alacakaranlık Kuşağı" provokasyonlarını kurgulayan Kâbus Yapımcıları'nın var olduğu gerçeğini değiştirmiyor...
Ne büyük bir talihsizliktir ki, Türkiye provokasyonların sistematiğini ezberledi. Hal böyle iken, provokasyon diyenleri komplo teorisyenliği ile suçlamak, gerçeği hasıraltı etmektir!
Bu suçlamanın son baskısını "Türk Medyası'nın gelmiş geçmiş en büyük çürütücüsü" yaptı...
Bir an için, İpekçi Suikastı'ndan Mumcu Suikastı'na kadar onlarca sarsıcı cinayetin perde arkasının peş peşe aydınlatıldığını varsayalım...
Böyle bir durumda ortaya çıkacak olan tüyler ürpertici netice ile Egemen Medya'mız yüzleşmeye hazır mı?
Hiç sanmıyorum!
Çünkü, siyasi cinayetlerin gerçekten aydınlatılmasını canı gönülden isteyen bir Egemen Medya çok farklı davranırdı. Yani, bu zamana kadar "Hasıraltı Cemaati" işlevi görmezdi!
Malatya'da da fanatik/cani/alçak tetikçilerin kullanılmış olması, "provokasyon" amaçlı gayri nizami harp yönteminin doğasında var olan bir husustur...
Ağca kimler tarafından kullanıldığını mahvolduktan çok sonra öğrenmişti. Ağca'yı cezaevinden kaçıran figüranlar da öyle! Ağca'yı cezaevinden kaçırtan iradenin ihtilal hazırlığı yapan askerler olduğu gerçeğini ise kamuoyu uzun yıllar sonra öğrenebilmişti!
Bu topraklarda aynı kanlı kâbus filmini bilmem kaçıncı kez gördükten sonra hâlâ provokasyon diyenleri suçlamayı tercih ediyorsanız; bu "örtülü harp" taktiklerini icra eden karanlık mekanizmanın kamuoyuna yanılsama yaptırmaya yönelik tuzağına düşmüş olursunuz...
Provokasyonu görmek asla ve kata fanatiklerin caniliğini hafife almak, onları mazur görmek, hafifletici neden aramak değildir. Ya? Arzın Merkezine Seyahat'e niyet etmektir...
Sahnenin arkasındaki "Mister Kontrgerilla Kalıntıları" konjonktüre göre toplumun içinden "dinci, sağcı, solcu vs. terörist gençler" devşirmekte mahirdirler. İstediklerini bulamazlarsa saksıda yetiştirirler!
Elbette o gençleri onlara kaptırdığımız sürece bizler de (hepimiz) kabahatliyiz. Buna mukabil yaşadığımız vahşi eylemlerin provokasyon amaçlı olduğu gerçeği değişmez...
Demek ki, bir yandan o gençleri kaptırmayacak bir düzen oluşturmak; diğer bir yandan da siyasal cinayetlerin perde arkasını aydınlatmak zorundayız...
Bugün artık perde arkası (NATO/USA/İçimizdeki ABD) netleşmiş İpekçi Suikastı için "Onu öldüren ülkücü Ağca idi. Cinayetin ardında fanatizm vardı. Kim başka bir yeri gösteriyorsa o komplocudur" diyerek, mesela...
Yorumlar Erdal Konukçu Gaziantep'te dinci faaliyet
Mustazaf-Der ve Anadolu Gençlik Dernekleri'nin faaliyetleri giderek artıyor...
İSTANBUL-
Kaynak : Bekir ŞAHİN.
Gaziantep'te Furkan Eğitim ve Hizmetleri Derneği, Mustazaf-Der ve Anadolu Gençlik Dernekleri'nin "dini" ön plana çıkartarak verdikleri konferans ve etkinliklerin sayısı giderek artıyor. Kent merkezindeki dolmuşlara bu konudaki afişler asılırken, öğrenciler dini eğitim adı altında toplu halde "abla evleri" ne götürülüyor.
Hizbullahçıların yoğun olarak yuvalandığı Mustazaf-Der'in Gaziantep Şubesi 15 Nisan'da Kutlu Doğum Haftası nedeniyle "Hazreti Muhammedi (SAV) anlamak ve anlatmak" konulu konferans düzenledi. Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nce işletilen Kamil Ocak Spor Salonu'nda verilen konferansa yazar Mehmet Ali Gönül katıldı. Konuşmanın ardından İnzar adlı grubun ilahileri ve sinevizyon gösterileri yer aldı.
Bu etkinlikten 5 gün sonra bu kez Anadolu Gençlik Derneği aynı salonda "Asrı Saadet Gecesi" adı altında bir etkinlik düzenledi. Mısırlı dünya birincisi hafız Muhammed Saad ile ilahi ezgi grubundan Mustafa Özcan Güneşdoğdu'nun katıldığı etkinlikte dini konuşmalar yapıldı. İki gün sonra da spor salonu Furkan Eğitim ve Hizmetleri Derneği'nin bir etkinliğine sahne oldu.
22 Nisan'daki bu etkinlik için Binevler, Sümerbank, Karşıyaka dolmuşları ve özel halk otobüslerinin camlarına yapıştırılan afişlerde "Allah'ın boyası ile boyanma" çağrısı yapıldı . Konuşmacı olarak Abdullah Kuytul Hoca Efendi adıyla anılan kişinin katıldığı, ilahilerin, şiirlerin okunduğu, tiyatro gösterilerinin yapıldığı etkinliğin afişlerinde "bayanlara yer ayrılmıştır" ifadesi dikkat çekti.
19 Mayıs Lisesi, İnci Konukoğlu Lisesi, Gaziantep Lisesi başta olmak üzere birçok okulda öğrencilere zorla dua ezberletildiği, bazılarına mescit açıldığı, okul çıkışlarında öğrencilerin "abla evleri" diye adlandırılan yerlere yönlendirildiği öğrenildi. Gaziantep'in en gelişmiş semtleri Emek, İbrahimli, Güvenevler ve Türkmenler mahallelerindeki birçok apartman dairesinde kara çarşaflı kadınların ve erkeklerin gruplar halinde toplantılar yaptıkları belirlendi.
Aciklama: Erken yatin cocuklar Cocuklarin vaktinde yataklarina girmesi icin hukumet derhal ve hemen gerekli kanunlari cikarmali, gec vakitlerde yataklarindan kalkan cocuklarin sinsice laikligi yipratmalarina kesinlikle izin verilmemelidir.
Kurum icinde cinayetler isleyip ceza alan 'iyi cocuk'lardan oturu kimse bir laf soyleyemez. Fakat, Turkiye genelindeki 60,000 okuldan birinde bir iki ogrencinin gec yattigi tesbit edilirse bu sinsi yaramazliklar itibarimizi yerle bir etme pahasina dunya aleme duyura duyura siddetle cezalandirilmalidir.
Kamuoyuna saygiyla duyurulur.Fuat YÖRÜK MOSSAD ve CIA; mandacı masonik ulusalcıları ve laikçi teröristleri kullanarak sapık, hasta, uyuşturucu müptelası tipleri kışkırtıcı terör yaptırıyorlar. Bu işler basit değil. Gladio örgütlenmesi, ülkeyi cehenneme çevirmek için düğmeye bastı. Özellikle 28 Nisan ve 1 Mayıs'ta MERSİN'e ve İstanbul'a dikkat! Bir de Vural Savaş, Tuncay Özkan, Kemal Yavuz gibi kişiler iyi korunmalı. Cemil Çiçek; hala Gladio'dan yana mı bilmiyorum..Hükümet gafleti bırakmalı..Laikçi terörizme yönelik kapsamlı bir operasyon başlatılmalı. Darbeciler de bir an önce tutuklanıp yargılanmalı...Finans destekleri kesilmeli. ÖLDÜRME YEMİNLERİ edenler bir an önce tutuklanmalı. Gidişat iyi değil! Terörizmin iyisi olmaz! Laikçi, ulusalcı terörizm daha fazla kayırılmamalı.Abbas Tamga Hasanov Yeni terörizm dalgası cehennem rüzgarı gibi geliyor ha!..
Danışıklı Dövüş mü?..Yakın geçmişte Cumhuriyet gazetesine iki kere bomba atılmıştı. Herkes, kendilerinden bilmişti bu zararsız bombayı! Şimdi de YÖK başkanına yönelik bir iddia, bir eylem haberi var ortada, Şimdi de insanın aklına aynı şeyler geliyor!
Fakat şu bir gerçek; laikçi terör ülkemizde hızla yayılıyor ve vurmaya devam ediyor. Dış destekli olduğu her halinden belli laikçi terörizmin devlet içinden himaye görmesi vahim sonuçlar doğurabilir. Hala MİT, askeri istihbarat, Hükümet, medya ve STK'lar; ülkemizde tırmandırılan faşist-ulusalcı-laikçi terörü ciddiye almıyor...Terörizmin iyisi olmaz; bizdeni olmaz ki.
Keşke bir an önce bunu anlayabilsek! Bugünler LAİKÇİ TERÖRİZMİN hızla mevzi kazandığı ve zemin bulduğu günler! Yarın bir gün bir emekli savcı veya general de saldırıya uğrarsa, bunun baş sorumlusu; laikçi terörü hafife alanlar olacaktır.
Şu an yüzlerce ulusalcı, laikçi- kemalist web sitesinde terörizm teşvik edilmekte, öldürme emirleri verilmekte, kanlı katillere silah alabilecekleri firmaların, yerlerin adresleri bile verilmektedir. TİT, Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Türk Diriliş, Türk Solu, Kuvvayi Milliye, VKGB, Orkun, Nihal Atsız, Ötüken gibi oluşumlar ve yayınlar hızla çoğalmakta, pervasızca yayınlar yapmaktadırlar.
Hatta bunlar; Genelkurmay Karargahından yayın yapıyorlarmış gibi bazı askeri gizli bilgiler, belgeler sunmakta, sesli ve görüntülü film, belgesel, askeri marş ve gösterilere de yer vermektedirler!.. Sık sık başta Sayın Genelkurmay Başkanı'nın resim ve posterleri olmak üzere askeri üniforma ve resimlere de yer vermektedir. Bu oluşumların hazırladıkları "hain listeleri" alenen neşredilmektedir.
Bütün bu oluşumlara ve yayınlara; hiçbir devlet ve hükümet organı, Emniyet, Cumhuriyet savcılıkları, medya vs. bir tehlike olarak görmemekte, gereğini yapmamaktadır. Ben gidişatı o kadar da iyi görmüyorum. Ulusalcı-mandacı-laikçi teröristlerin ve militanların gözleri dönmüş durumda sanki..
28 Nisan'da ve 1 MAYIS'ta MERSİN'de, İstanbul'da ve başka yerlerde büyük olaylar ve ayaklanmalar çıkarmak için çok yönlü çalışıyorlar!..Etnik ve mezhepçi büyük bir provokasyon planlıyorlar. Bunları da web sitelerinde detaylı olarak anlatıyorlar..
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: