İncil dağıtan yayınevini basan saldırganlar üç kişinin boğazını keserek öldürdüler: Malatya'daki bu vahşi provokasyon bir kez daha can evimizden vurdu, bizi.. Tamer Korkmaz
.
Türkiye'de maalesef bir "provokasyon hafızası" oluşturan "kanlı kâbus filmi"nin tetikçileri her zamanki gibi senaryoya çok uygun "karakter" oyuncuları olarak imal edilmişler. Haliyle mesajları da klişe repliklere dayalı...
"Üniversite hazırlık öğrencisi" katil zanlıları ailelerine "Vatan için yaptık" mektubu bırakıyorlar. Üstüne de "Hepimiz öldürmeye hazırdık. Din elden gidiyor. Din düşmanlarına ders olsun" diyorlar!
Bu ifadeler, geleneksel bir o kadar da kurmaca "dinci katil" portresine cuk oturuyor...
Öldürülen üç kişi "domuz bağı" yöntemi ile bağlanmış. Yani, "Hizbullah" artı "mezar evler" çağrışımı "dinci katiller" resmine eklenmiş oluyor...
Hem içerideki "laik-anti laik kamplaşması"nı hortlatmaya hem de Türkiye'nin dünyadaki imajını alnından vurmaya yönelik ("Hıristiyanların canının tehlikede olduğu ülke!") bir vahşi provokasyon, Malatya'daki...
"Alacakaranlık Kuşağı" senaryosunu yazanların Bütün Bir Batı'da "Gayrımüslimlere tahammül edemeyen alçak Müslümanlar!" veya "Misyonerlik faaliyetlerinin boğazını kesen Türkler!" dedirtmeyi hedeflediği çok açık...
Malatya'daki hadise, Trabzon'daki Santoro Cinayeti ile Hrant Dink Suikastı'nın yakın akrabası olan tepeden tırnağa siyasi bir provokasyon...
Provokasyonun cumhurbaşkanlığı seçimini etkileme gibi bir amacı olduğu da belli...
Bir de AB ile ilgili tarafını düşünmek gerekiyor. Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel'le daha yeni görüştü: Saldırıda öldürülenlerden biri Tilmann Geske adlı Alman!
Gelelim "Seçilmiş Kent"e, Malatya'ya...
Malatya da Trabzon gibi "Operasyona Uğrayan Şehir"dir, kanlı kâbus filminde...
Bu vahşi saldırıyı, kanlı eylemin tetikçilerini -Malatya şehri üretmedi...
Özel bir ihtimamla "kontr-topraklı" saksıda yetiştirilen eylemciler "Gayrı Nizami Harp" dönemi kalıntılarının özel üretimidir!
Aynen "Malatyalı" Mehmet Ali Ağca gibi: Ağca, içeride Abdi İpekçi Suikastı'nın tetikçisi, dışarıda Papa'ya ateş eden terörist olarak NATO üretimi mekanizmalarca kullanılırken; hiç kimse arzın merkezindeki bu gerçekle ilgilenmiyordu...
Türkiye'de "Sol görüşlü ünlü gazeteciyi öldüren ülkücü" dünyada ise "Papa'yı vuran Müslüman Türk" resmi idi; önce amaçlanan, sonra da elde edilen!
Ağca'dan da öncesine -ta Ahmet Emin Yalman Olayı'na kadar gider. (Yalman vurulduğunda İpekçi de yanındaydı.)
Şehrin çeşitliliği içinde barındırmayı başarmışlıkla ilgili karakteristik yapısına tümüyle ters -gerçek bir talihsizliktir, bu operasyona muhatap olma durumu...
***
"Boğazkesen Katiller" suçüstü yakalandılar. Ne var ki, son provokasyonun matruşkasını çözmediğimiz takdirde bunun pek bir anlamı olmayacak...
Dink Suikastı'nda gördük: Tetikçinin, azmettiricinin, azmettirici birinci yardımcısının yakalanması en sondaki/dipteki matruşkaya götürmeye yetmedi, bizi...
Yine de, umudumuzu yitirmeden final sahnesini beklemekte fayda var...
Her şeye rağmen, bir daha artık "eski hal"e dönüşün mümkün olmayacağı gerçeğini kesin bir biçimde görmek gerekiyor...
Darbe günlüklerinin ortaya çıkabildiği bir Türkiye'de bütün kanlı provokasyonların perde arkasının aydınlatılacağı günlerin de geleceğini ümit ediyoruz...
Yorumlar emel üzgün inşeallah bu tür olayların niçin yapıldığını herkes anlamıştır yoksa tarihiin tekerrürden ibaret olduğu anlaşılır
OLGA ZAMAN'a AĞIR SORU: Tarikat Medyası Mı?
Medya Tarikatı Mı?...
Aşağıdaki tiraj raporuna iyi bakın… Gazete satışlarına… Birinci kim? Fethullah Gülen’in Zaman gazetesi… Gerçekten öyle mi? İsterseniz bir daha bakın, özellikle “Bayi satışı” bölümüne… Bayi satışı ne? 39 bin 500… Gerisi abone satışı… Size hemen sıcak bir örnek şu abone satışından:
“Parlamento muhabiri bir arkadaşımızın arabasındayken benzin alma ihtiyacımız doğdu. Benzinliğe girdik. Depoyu doldurduk. O arada, köşede üst üste yığılmış gazeteler gördük. Yaklaşık 50-60 gazete. Sorduk orada çalışan pompacıya. Bize verdiği yanıt çok ilginçti; ‘Abi bizim patron 100 kadar gazeteyi alıp oraya koyuyor biz de isteyen müşteriye bedava veriyoruz’ Bu yanıt karşısında şaşırmadık.”
http://www.digimedya.com/Content/News/171519.aspxOLGA ZAMAN'a AĞIR SORU: Tarikat Medyası Mı?
Medya Tarikatı Mı?...
Aşağıdaki tiraj raporuna iyi bakın… Gazete satışlarına… Birinci kim? Fethullah Gülen’in Zaman gazetesi… Gerçekten öyle mi? İsterseniz bir daha bakın, özellikle “Bayi satışı” bölümüne… Bayi satışı ne? 39 bin 500… Gerisi abone satışı… Size hemen sıcak bir örnek şu abone satışından:
“Parlamento muhabiri bir arkadaşımızın arabasındayken benzin alma ihtiyacımız doğdu. Benzinliğe girdik. Depoyu doldurduk. O arada, köşede üst üste yığılmış gazeteler gördük. Yaklaşık 50-60 gazete. Sorduk orada çalışan pompacıya. Bize verdiği yanıt çok ilginçti; ‘Abi bizim patron 100 kadar gazeteyi alıp oraya koyuyor biz de isteyen müşteriye bedava veriyoruz’ Bu yanıt karşısında şaşırmadık.”
http://www.digimedya.com/Content/News/171519.aspxVedat ABD darbe hazırlığı içinde!
Bakalım bu seferki ne renk olacak?...
Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği Devletleri’ndeki devrimler için 100 Milyon dolardan fazla harcama yapıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği Devletleri’nden olan Ukrayna ve Kırgızistan’da gerçekleştirilen “renkli devrimler” için 100 milyon dolardan fazla harcama yaptı. Sözkonusu rakam, Fransız film yapımcılarının ortak çalışmasıyla hazırlanan, “Revolusyon. com. Amerika. Doğu’nun fethi” adındaki dökümantasyon filmde açıkça aktarılıyor. Buna göre, Amerika Birleşik Devletleri, sayısı hayli fazla olan, “seri renkli devrimlerin” arkasında duruyor, yani bunları üstleniyor. Bunlar arasında, Sırbistan’daki “mor devrim”, Gürcistan’daki “güller devrimi”, Ukrayna’daki “turuncu devrim” ve Kırgızistan’daki “lale devrimi” bulunuyor. Dökümanter filmde, Amerika Birleşik Devletleri’nin istediği her ülkede , savaşarak istediği rejimleri iktidara getiremeyeceği gerçeğinin farkında olduğu belirtiliyor.
Filmin yapımcılarının belirttiğine göre, bu dört şiddetli devrim, dört totaliter rejim ve Sovyet Birliği’nin gücü birkaç hafta içinde unutuldular. Devrimlerin hepsi aslında hep ayni senaryo ile gerçekleşti. Bu senaryo, tahrib edilen seçimlerle başlıyor, resmi yetkililerin umutsuz direnişleri ile devam ediyor ve en sonunda da mevcut yönetimin protestoculara yenilmeleri ile sona eriyor. Fransız dökümanterciler, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu tekniği ilk olarak Sırbistan’da denediklerini düşünüyor ve ve hemen bunun akabinde de, benzer bir taktiğin Ukrayna’daki turuncu devrim için uygulandığına inanıyor.
Hatta Sırbistan’daki elde edilen “başarı”dan on ay sonra, Amerika’nın Belarus Büyükelçisi olan Michael Kozak, Orta Amerika’da yürütmüş olduğu benzeri operasyonların da tecrübesiyle, Belarus’ta benzeri bir darbe organize etti. Ancak Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukashenko’nun devrilmesi çabaları sonuç vermedi.
Eski Sovyet Bloğu ülkesi Ukrayna’daki ulusal devrimi tetikleyen, katılımcı seçmenlerin binlercesinin, Batı’da eğitim görmüş olduğu ve Batı tarafından finanse ediliyor olmalarıydı. Bir de yapılan anketler önceden organize edilmiş ve Yushchenko’nun zaferinin sadece oyların %11’ini almasına bağlı olduğu gösterilmişti.
Amerikan yönetimi ise, dünyanın çeşitli ülkelerinde, siyasi partiler ve organizasyonların oluşturulması ile ilgili operasyonlarını saklama gereği bile duymuyor. George Soros Fonu, Özgürlük Evi, Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü ve benzer diğer kurumlar, dünyanın çeşitli ülkelerinde, renkli devrimlerin fonlaması çalışmalarına açıkça devam ediyor. Yani Amerika Birleşik Devletleri, eski Sovyetler Birliği topraklarının tamamında darbe hazırlığı içinde.
FERDİ Bir suikast-cinayet daha mı var?!..
Ülkemizde en büyük tehlike; MOSSAD-CIA patentli, mason destekli ulusalcılık-Kemalistlik kışkırtmaları, laikçi bölücülük ve laikçi terörizmdir! MİT, Askeri istihbarat, Emniyet, Hükümet; sanırım hala bu konuda büyük bir gaflet içerisindeler! Vural Savaş gibi kişiler iyi korunmalı! Önümüzdeki günlerde laikçi teröristler, mandacı-NATO'cu mason örgütlenmesi; kendilerinden bir ismi de feda edebilirler! Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok gibi... Aman dikkat! Laikçi-faşist militanlar; askeri ve orduyu da kışkırtarak açıkça iç savaş istiyorlar veya Libya tarzı gerici-yobaz-ulusalcı bir askeri darbe, cunta yönetimi! Bütün hesaplar bunun üzerine! Laikçi kesimden kilit bir isimle amaçlarına ulaşmak; üniversiteleri ve askerleri sokağa dökmek isteyebilirler!Adalı Halil YAŞAR NURİ ÖZTÜRK NEREYE KOŞUYOR?:..
Üç önemli soru:
1-Yaşar Nuri Öztürk; bu masonla nereden ve nasıl tanışıyor ve nasıl bu kadar samimi oldu?
2-Bu mason MGK başdanışmanlığı yapmış yıllarca! 28 Şubat kararlarında da etkili oldu mu?
3-Devletin tepesine kadar, en üst rütbeli subaylara danışmanlık yapacak kadar yükselen, yükseltilen bir mason; laik Cumhuriyetimiz adına çok büyük tehlike değil mi?
Büyük Atatürk'ün "Yahudi uşakları!" diye kovduğu masonları; demek ki bizler koynumuzda beslemişiz!Atilla Uğurcan Bu defa da DTP'li Belediye başkanının oğlu öldürülmüş!..Bu bir oyun! PKK'nın başı ve baş yöneticileri; NATO paşalarının ve mandacı mason maşalarının elinde; onlara hiç bir şey olmuyor! Cahil Kürt-Türk halkı birbirine kırdırılıyor!
Laikçi-kemalist faşistler; Doğu'nun, Güneydoğu'nun her tarafında Kürtçe İncil dağıttırıyorlar! Şu sözde misyonerler veya evleri; derin-mandacı-masonik-laikçi-faşist güç odakları tarafından finanse ediliyor! İslam'dan başka bütün inançları körüklüyorlar!
Egemen laikçi oligarşinin tek hedefi; İslam ve TÜRK-KÜRT kardeşliği! Laik Cumhuriyetin baş düşmanı bu oligarşi ne yazık ki sivil-askeri diktatoryalarıyla TÜrk'ü ve Türk-Kürt halkını Firavunlar gibi acımasızca zulmediyorlar, kırdırıyorlar! Kendileri BÜYÜK KULÜP'lerde veya bilmem ne evlerinde rakı kadehi tokuşturuyor; kahkaha atıyorlar!..
PKK'nın, DHKP-C'nin, Hizbullah'ın arkasında hep laikçi-kemalist-masonik teröristler var! Derin devlet himayeli, ayrıcalıklı, maaşlı teröristler!..
Atatürk Türkiye'sinde Bakan Cemil Çiçek'in Cumhuriyet Savcıları; silah üzerine ÖLDÜRME YEMİNLERİ eden gözü dönmüş laikçi-kemalist teröristleri dahi bir türlü görmüyor, göremiyor!..
Malatya'daki cinayetin arkasında da onlar; laikçi-mandacı-masonik faşist militanlar var, hiç şüpheniz olmasın! Hırant Dink cinayetinin arkasında da! Danıştay baskınında da!..Uğur Mumcu'nun, Bahriye Üçok'un, Muammer Aksoy'un, Turan Dursun'un öldürülmesinin arkasında da!
CAN ALICI BİR SORU: Cumhuriyet gazetesi; Uğur Mumcu'nun; PKK-MOSSAD-CIA, PKK-Masonlar ve NATO ilişkilerini ortaya koyan disket ve CD'lerini neden ortadan kaldırdı, yok etti? Neden işi, kıytırık tetikçi ve piyonlara yıktı? Neden gerçek katillerin, azmettiricilerin üzerine gitmedi?...Neden Av. Ceyhan Mumcu'ya daha fazla kurcalama denildi?!..Talimatlar CIA-MOSSAD üslerinden mi geldi ya da BÜYÜK MASON LOCASI'ndan mı? NATO paşalarından mı?
Kirli savaş bitsin artık! Türkiye, Türklere teslim edilsin! NATO ordusu lağvedilsin; milli Türk ordusu kurulsun! Mandacı masonik dernekler; ADD, ÇEV, ÇYDD, SEV..hepsi kapatılsın! Türkiye'yi artık Türkler idare etsin! Tanrı Türk'ü korusun! Ne mutlu Türküm diyene!Hidayet BELKİ İNANMAYACAKSINIZ; AMA Tuncay Özkan ile Kemal Yavuz; bu defa KUR'AN KURSLARINI savundu ve Özkan, Başbakan'a dedi ki:
"Sen kimsin ki Kur'an Kursu yıkıyorsun!"
Kanaltürk televizyonunda "Gerçekler" adlı programda konuşan gazeteci Tuncay Özkan ile emekli orgenral Kemal Yavuz, AKP'ye bugüne kadarki en ilginç muhalefetlerini sergilediler...
Uzun süredir devam eden "Gerçekler" programının AKP'ye en sık yönelttiği eleştirler, "dinci" kadrolaşma ve "laikliğe aykırı" politikalar hakkındaydı. Ancak ikili, dün akşam yayınlanan programda beklenmedik bir tavır sergileyerek AKP'yi bu kez, geçtiğimiz günlerde Kasımpaşa'da yıkılan Kuran kursu dolayısıyla eleştirdiler.
Programda Tuncay Özkan'ın Erdoğan'a yönelik sözleri de dikkat çekti. Erdoğan'ı "samimi dindar"lar üzerinde baskı kurmakla suçlayan Özkan, başbakan Erdoğan'a "Sen kimsin bu ülkede Kuran kursu yıkıyorsun, bu cesareti nereden alıyorsun?" dedi.
haber10
Evren Avar TAKIYYE CUMHURİYETİ'NE HOŞ GELDİNİZ!..
Bu ülkede laikim, Atatürkçüyüm dediniz mi akan sular durur! Her şey size mübahtır artık! İşte örnekler, çok..
ÖLDÜRME YEMİNLERİ edenlere bir şey oldu mu? "Ben de bomba attırdım" diyenlere bir şey oldu mu? Bakanları, valileri, kaymakamları bile fişleyenlere bir şey oldu mu?
En gizli askeri belgelerle, krokilerle, suikast planlarıyla, KKK ve MKEK çıkışlı silahlarıyla suç üstü yakalananlara bir şey oldu mu?
Ya Amerikan Protestan Misyoner tarikat okulları ve onların vakfı(SEV) ile içli dışlı olan, AB ve SOROS fonlarından beslenen, PKK'lıların çocuklarına burs verdikleri rapor edilen ÇEV'e, ÇYDD'e, ADD'lere bir şey oldu mu? Çünkü onlar laikim, Atatürkçüyüm diyor!
İki ayrı darbe planları ortaya çıktı! Türk aydınları ikiye bölündü; TSK yanlaıları, TSK karşıtları, hainler! Peki bu işleri yapanlara bir şey oldu mu? Aksine deşifre edenler linç edildi! İşte bu!firat İslamın evrensel açılımı engellenmek isteniyor. İçerden birtakım nasipsizler dışardan bir takım zındıka elele maalesef.
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...