Her taşın altında mutlaka yabancı güçlerin olduğuna dair inancımız öylesine derin ki, hangi meşrepten olursak olalım, her mitingimizde aynı edebiyatı yapmayı sürdürüyoruz. Nuh Gönültaş
Hafta sonu yapılan “Cumhuriyet mitingi”ndeki konuşmaları dinleyince bu inancım daha da pekişti. Kürsüye çıkan kadın konuşmacı -ki kendisinin profesör olduğu belirtiliyordu- iç ve dıştaki düşmanlarımızı öylesine hamasi bir ses tonuyla ancak ve bir o kadar da ciddi saymaya başladı ki, yeryüzünde bize düşman olmayan kimsenin olmadığını bir kez daha idrak ettik milletçe.
Bizim bu düşman bulma sevdamız, başkalarının da gözünden kaçmamış elbette.
Geyik olsun diye kurulan www.uncyclopedia.org sitesindeki Türkiye başlığının en altında “Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkileri” şeklinde bir bölüm var.
İşte siteye göre Türkiye’nin düşmanları ve düşmanlık sebebleri…
Yunanlılar: Doğal düşmanlarımız.
Ermeniler: Doğal olmayan düşmanlarımız.
Komünistler: Mantıksız düşmanlarımız.
Faşistler: Faşist ne demek bilmiyoruz, bu yüzden onlar da düşmanlarımız.
Kürtler: Ülkemizde yaşayan düşmanlar.
Slav halkları: Düşmanız çünkü onlar Slav, Boşnaklar hariç.
Britanyalılar: Düşmanlarımız çünkü onlar İngiliz.
Fransız halkı: Bunlar da bizim yeni düşmanlarımız.
Amerikalılar: Düşmanlarımız çünkü onlar kapitalistler.
Ruslar: Düşmanlarımız çünkü komünistler.
İtalyanlar: Düşmanlarımız çünkü Vatikan İtalya’da.
İngilizler: Leeds United yüzünden düşmanız.
Araplar: Düşmanız çünkü onlar Müslüman.
Dominikliler: Düşmanız çünkü bu ülkenin nerede olduğunu bilmiyoruz.
Almanlar: Hitler yüzünden onlara da düşmanız.
Çin halkı: Mao yüzünden düşmanız.
Brezilyalılar: Ronaldinho yüzünden düşmanız.
Arjantinliler: Maradona yüzünden düşmanız.
İskandinav halkı: Onlara düşmanız, çünkü kızları bizim kızlarımızdan güzel.
Japonlar: Sony yüzünden onlar da düşmanımız.
Dünyanın geri kalanı: Hepsi düşmanımız çünkü Türk değiller. Bununla birlikte Japonları az da olsa severiz.
Eşcinseller: Düşmanız çünkü düzgün değiller.
Normal erkekler: Düşmanız çünkü bizimle diğer kızlar için rekabet ediyorlar.
Kuzey Kıbrıs Türkleri: Düşmanız çünkü yeterince Türk değiller.!
Türkler: Hepimiz birbirimizden nefret ederiz.
Bu yazıyı yazan kişi: O da düşmanımız çünkü herkesin bizim düşmanımız olduğunu düşünüyor.
Yazının sonunda ise Türkiye’nin dostlarından bahsedilmiş ama bu bölüm tabii ki çok kısa.
Dostlarımız: Ne dostu, Türk’ün Türk’ten başka dostu olamaz. Tabii seksi sarışın kızlar hariç!
Yorumlar melike cil merhaba ben sexs ve erkek hastasi bir kizim erkeklere bayiliyorumyayimlanmasin , “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak” yetkisini Cumhurbaşkanı vermiştir (m.104). Cumhurbaşkanının bu yetkisi, sınırlandırılmış bir gras yetkisi niteliğindedir. Türkiye’de Cumhurbaşkanının gras yetkisini tek başına kullanıp kullanamayacağı hususu tartışmalıdır[83]. Bununla birlikte uygulamada Cumhurbaşkanının bu yetkisini tek başına kullandığı görülmektedir[84]. 1982 Türk Anayasası, Cumhurbaşkanının dışında, Türkiye Büyük Millet Meclisi de gerek amnisti, gerek gras yetkisini vermiştir. Zira Anayasanın 87’nci maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerinden biri de “genel ve özel af ilân etmek”tir. Türk Anayasası, Parlâmentonun genel ve özel af yetkisini iki bakımından sınırlandırmıştır. Anayasaya göre, “Anayasanın 14’üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler” Türkiye Büyük Millet Meclisinin af yetkisinin dışında kalmaktadır (m.87). Keza Anayasaya göre orman suçları hakkında da genel veya özel af çıkarılamaz (m.169/3).
http://www.anayasa.gen.tr/af.htm
google: af yetkisi, 14.maddeye de bakmak lazimAbide-i merak Türkiye'nin bütün abidelerini bilirim az çok.Sizin Gerzeklik Abidesi nereye düşüyor?okur/yazar Kitap okuma alışkanlığı olan ülkelerin yurttaşlarında empati yeteneği de gelişmiştir.Örnekse roman okuma eylemi esnasında kişilerin kendilerini roman kahramanlarının yerine koyarak 'öteki'ni anlayabilme yetilerini geliştirdikleri gibi bir sonuca ulaşabiliriz.Çünkü zira(diyelim) okuma eylemini alışkanlık haline getirenlerin olgun,kişiliği oturmuş,dinleyen kişilik yapılarına sahip olduklarını gözleyebiliriz.İngiliz maden işçilerinin cefalı hayatlarını konu alan Vadim o kadar yeşildi ki romanını okuyan ve roman kahramanı Huw Morgan'la bütünleşen okur,dünyada çekilmiş bütün eziyet ve sıkıntıların sadece ve sadece aziz milletimiz tarafından çekilmediğini anlayabilir ve de İngilizleri(Çanakkale'ye rağmen)düşman addetmekten kısa süreliğine vazgeçebilir.Uzun zaman içinde de sevgili/aziz/ulusalcı/bişeyci okur, bütünden parçaya iner, bireylerin hayatlarının dünyanın her yerinde benzerlikler taşıdığını farkederek düşmanlıklardan tümüyle vazgeçebilir.Faik Tülümen Genç Parti'nin İslam ve Peygamber düşmanlığı: Okullarda herkes anılır, Peygamberimiz hariç!...
Kutlu doğum etkinliğine valilik soruşturması
Denizli'nin Tavas ilçesindeki bir ilköğretim okulunda, Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında dini söyleşi yapıldığı iddia edilirken, Denizli Valisi Hasan Canpolat konuya ilişkin inceleme başlattığını açıkladı.
Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Nikfer beldesindeki Atatürk İlköğretim Okulunda, Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla 14 Nisan Cumartesi günü kadınların katıldığı bir etkinlik düzenlendi. Burada Denizli İl Müftülüğünde görevli 3 kadın görevlinin, etkinliğe katılanlara dini içerikli konuşmalar yaptığı iddia edildi.
Genç Parti Denizli İl Başkanı Rıza Can Özhan konuyla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, ilköğretim okulundaki etkinlikle ilgili kendisine ulaşan bilgi üzerine bir fotoğrafçıyı görevlendirip, etkinlik sonrası okuldan çıkanların fotoğraflarını çektirdiğini belirtti.
Özhan, Kutlu Doğum Haftasının öneminin tartışılmayacağını, ancak bu etkinliğin yapılacağı yerlerin okullar olamayacağını söyledi.
Denizli Müftüsü Mehmet Köse ise iddialarla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nikfer'deki etkinliğin özel bir yönünün bulunmadığını, etkinliğin yapılacağı mekanın ilçe müftülerince belirlendiğini kaydederek, ''Nikfer'de düğün salonu müsait değilmiş. O gün tatil olduğunda okulun salonundan yararlanılmış. Kadın görevlilerimiz bu çerçevede görevlerini ifa edip dönmüşlerdir'' diye konuştu.
-DENİZLİ VALİSİ CANPOLAT-
Denizli Valisi Hasan Canpolat, iddialarla ilgili yaptığı açıklamada, Nikfer beldesindeki olay konusunda kendisine iletilen bilgiye göre resmi bir program uygulandığını belirterek, ''Kamuoyuna intikal eden iddialarla ilgili bir inceleme başlattık. Bir Vali Yardımcısı görevlendirildi'' dedi.
Vali Yardımcısı Mustafa Güney'in de Denizli Belediyesi ve İl Müftülüğünce düzenlenen Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde yaptığı konuşmayla ilgili soruyu da Canpolat, ''Bu konu da kamuoyuna yansıdığı için inceleme başlattık. Rapora göre idari soruşturma açılıp açılmayacağına karar verilecek'' şeklinde yanıtladı.
Harika !:) Mukemmel yazmissiniz ...harbi cok guldum....bir o kadar da dogru. Yorumlari okuyunca esas sorunumuzun iq sorunu oldugunu goruyorum. Haa ben mi? 180...
Test ettirdim...Cok sukur Allah vermisMesut Fırat Uygur Dünya Kiliseler Birliğinin Tepki göstermeye hakkı yok! Türkiye'deki laikçi, faşist diktatoryanın arkasında kendileri var! Ulusalcı-mandacı-masonik teröristlerin ve militanların çoğu; Türkiye'deki Hıristiyan ve Yahudi misyoner tarikat okulları mezunları! Tetikçilere bakmayın; arkasındakilere bir bakıverin!..Sağlık ve Eğitim Vakfı(SEV) kimin vakfı? Yönetim kurulu, Mütevelli heyeti kimlerden oluşuyor? Ya SEV'le işbirliği yapan ADD'ler, ÇEV, ÇYDD, TESEV, TARİH VAKFI? Türkiye'de ulusalcı, laikçi, faşizan hareketler ve terörizm her geçen gün kışkırtılıyor, Cumhuriyet gazetesi gibi medya organları tarafından kışkırtılıyor. YÖK, Yüksek yargı kurumları, TESUD, TMT ve bazı askeri birimler ve kişiler de bu terörizmi himaye ediyor, her türlü desteği veriyor. Türkiye'yi cehenneme doğru sürüklüyorlar. Laikçi terörizm, laik Cumhuriyetin ve insanlığın yeni başbelası!Murat Çakas Türkiye'de herkes rejimi koruyor, rejim emin ellerde; ya nesil?!
Türkiye'de Seks Ticareti Ne Alemde?
Türkiye'de 56 genelevde yaklaşık 3 bin kadının çalışıyor. 12 bin tescil edilmeyen ''seks işçisi'' var ve 85 bin kişi de yasa dışı yollardan çalışıyor. İşte Türkiye'deki "Seks Ticareti"
Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) tarafından yaptırılan ''Bilgilendirme Dosyası-7 - Seks Ticareti'' konulu çalışmanın sonuçları, Swissotel'de düzenlenen toplantıda açıklandı.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Küntay, burada yaptığı konuşmada, dünya genelinde ''fuhuş'' olarak bilinen olayın ''seks işçiliği'' veya ''seks ticareti'' şeklinde tanımlanmaya başlandığına işaret ederek, ''(Seks işçiliği) tanımında, yapılan işi normalleştirme gibi bir tehlike görüyorum'' dedi.
Prof. Dr. Küntay, bu tanım yapılırken sömürü, şiddet ve çocukların istismarı gibi konuların göz ardı edildiğini belirterek, kadının veya erkeğin nesnelleştirilerek cinselliğin arz ve talep dengesinde pazara sunumunun söz konusu olduğunu anlattı.
Konunun insan hakları açısından ele alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Küntay, ''Cinsel, duygusal ve fiziksel sömürü yapılıyor. Seks işçiliğinde kullanılan çocuklarla ilgili yaptığım araştırmada bana, 'hocam ne yapıyorsunuz, bunlar artık adam olmaz' gibi laflar edildi. Burada ataerkil toplum yapısının izlerini görüyoruz. Konu, insan hakları ve kadının kendi bedeni üzerinde hak sahibi olmasıyla ilgilidir'' diye konuştu.
''TARİHİN EN ESKİ MESLEĞİ"
İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı Sağlık ve Eğitim Koordinatörü Dr. Muhtar Çokar da ''seks işçiliği''nin, ''tarihin en eski mesleği'' olarak nitelendirildiğini ifade ederek, tarih öncesi toplumlarda, bereketin sembolü olarak ''tapınak fahişeleri''nin kullanıldığını, bunun Sümerler'e ''İnanna'', Babiller'e ''İştar'', Yunanlar'a ''Afrodit'' ve Romalılar'a da ''Venüs'' olarak geçtiğini aktardı.
Çokar, Ortaçağ Avrupası'nda fuhuşun kilise tarafından ''yararlı bir günah'' olarak görüldüğünü ve Osmanlılar'da yasak olmasına rağmen gizli yollarla yapıldığını ifade etti.
Cumhuriyet döneminde ise bu alanda çeşitli yasal düzenlemeler yapıldığını kaydeden Çokar, 1961'de yapılan bir düzenleme ile genelevlerin yasal bir kimliğe kavuşturulduğunu ve buraların kontrol edilerek çalışmasına izin verildiğini, bu uygulamanın halen devam ettiğini kaydetti.
Çokar, ''Türkiye, dünyada çok az sayıda kalmış bir genelev sistemini temsil ediyor. Birçok ülke insan hakları gibi gerekçelerle buraları kapattı. Türkiye'deki sistemin olumlu ve olumsuz yönleri var. Fuhuşla Mücadele
Komisyonu'nun son dönemde ruhsat ve tescil vermemesi nedeniyle sayıları çok azaldı. Türkiye genelinde kayıtlı genel kadın sayısı 2-3 bine, İstanbul'da da 126'ya düşmüş durumda'' dedi.
İşin kayıt ve kontrol altında yapılmasının daha olumlu olduğunu anlatan Çokar, aksi durumda yer altına indiğini ve yasa dışı yollarla yapılmaya devam edildiğini, bunun da sağlık ve güvenlik açısından birçok sakıncayı beraberinde getirdiğini söyledi.
DOSYADAKİ TESPİTLER
CETAD'ın yürüttüğü proje kapsamında yapılan araştırma sonuçlarına ilişkin hazırlanan ''Seks Ticareti'' dosyasında, Türkiye'de 100 bin civarında ''seks işçisi'' bulunduğu, 56 genelevde yaklaşık 3 bin kadının çalıştığı, tescil
edilmeyenlerin sayısının 12 bin olduğu ve yaklaşık 85 bin kişinin de yasa dışı yollardan çalıştığı belirtildi.
''Seks işçisi etiketlenmemeli, soyutlanmamalı, şiddete maruz bırakılmamalı'' denilen ve bunların bütün insan hakları ile iş yasalarından yararlanmaları gerektiğine değinilen dosyada, iyi organize olmuş suç örgütlerince yapılan ''insan ticareti''nin özellikle kadın göçmenler için tehdit olduğu, Türkiye'de bu şekilde kullanıldığı tespit edilen 246 kişinin geçen yıl ülkelerine geri gönderildiği kaydedildi.
Dosyada, çocukların ''seks işçiliğinin karanlık yüzü'' olduğu ifade edilerek, şu tespitlere yer verildi:
''Dünyada çocuk seks işçiliği tırmanıyor. Uzmanlar, bir insanlık suçu olan çocuk cinsel istismarının iki yüzlü bir tutum takınılarak yeterince sorgulanmadığına dikkat çekiyor. Çocukluk dönemi, bireyin kişiliğinin gelişim sürecindeki en kırılgan ve sömürüye en açık dönemidir. Yapılan araştırmalara göre, ticari seks mağduru çocukların yüzde 77'sinin aile yapıları çeşitli nedenlerle kopuk. Yüzde 23'ü ise anne babasıyla birlikte yaşamasına karşın, aile içinde tartışma ve şiddet olaylarının varlığı dikkat çekiyor. Evden kaçarak sokaklarda yaşamaya başlayan çocuk, çeşitli risklere açık, risklerin en tehlikelisi ise cinsel sömürülme olasılığıdır.''
(AA)
FİRAT KİM Kİ İSLAMA DÜŞMANDIR TÜRKE DE DÜŞMANDIR. İSLAMDIR BU SAF MİLLETİN SİNESİNDEKİ DEĞER. DÜŞMANLARIMIZ ÇOK EVET FAKAT BU ELİM TABLO DÜŞMANLARDAN ÇOK AHMAK DOSTLARIMINIZN ESERİ OLSA GEREKTİR. Gerzeklik Abidesi 14 Nisan'da kalabalık diye tabir ettiğiniz yurtseverler, cumhuriyetin kurumlarına –başbakanlık, TBMM gibi– yönlenmemişlerdir. Yönlendirilemezler. Çünkü o yüzbinlerce yurtseverin arasında sizin gibi tetikçiler yoktu. Utanmalısınız bir de Ankaralısınız.erenhan Eğlenceli bir makaleydi.Zevkle okudum...Tirajikomik halimizin özeti sanki...Düşmanlar üretmekten kafamızı bir kaldırsak,üretsek,okusak...Mesela:bir kaç milyon satan gazetelerimiz olsa...Neyse...Sema Bütün bunların nedeni Osmanlı'nın yıkılışındaki genel hüzün tablosu Nuh Bey.O hüzün ki içlerimize işlemiş,genetik miras olmuş adeta.Düşünün ki Süleymaniye'nin etrafındaki merkez,tarihi yarımada Osmanlıdan sonra ne hallere düşmüştü!Ben üniversitedeyken oralardan geçerdim ve her seferinde derme çatma işyerlerini,yıkılmaya yüz tutmuş tarihi yapıları gördükçe içim burkulurdu, ders kitaplarında okutulan muhteşem Osmanlıyla bağdaştıramazdım manzarayı. İmparatorluk'tan küçük bir devlete indirgenmeyi hazmedemedik sanki.Çok da masum olduklarını söyleyemeyeceğimiz Batılıların iki yüzyıl öncesinden gelen eğitilmiş toplum yapılarını da göz ardı edemeyiz.Sofistike bir yorum oldu galiba,saygılar efendim.Esas Tehdit??? Gündemi rahatlatan bir yazı.Sağolsun Nuh Bey...İç düşmanlarımız nolucek Sayın Yazar???Yazmaya gerek yok siz daha iyi biliyorsunuz...Bana göre de en büyük tehdit denetimsiz küresel sermaye ve dayattığı acımasız, aynılaştıran kültür,teknoloji...Gerisi sadece mizah unsuru olabilecek detaylardır demek isterdik,amma kazın ayağı öyle değil canım ülkemde.Rahip,Hrant Dink cinayetleri,Malatya katliamı bu utanç verici Jakobenist jargonun değiştirilmesi,değişmesi gereğini anlamamızı sağladı(mıştır inşallah). teori aklınca yazı mı yazdın bi internet sitesindeki abidik gubidik bi yazıyı köyene taşıman bile ne kaodar komplaksli olduğunu gösterir .... ts milletleri millet yapan,devletleri devlet yapan ortak paydaların çokluğudur.ortak paydalardan dolayı sevmeliyiz ki yücelelim.hiç değilse yaradandan dolayı sevmeliyiz birbirimizi bu dusturumuz olmalı.yıkılmaının yolu kin nefret tohumları toplumun dinamiklerine ekmektir ,semeresinide alıyorlar tabiki,uyanık olmanın birbirimiz sevmenin yolu sevgi tohumlarını dünyanın dört tarafına yaymaktır.peygamberane duruş bu olsa gerek.gölgemizden korkmaya gerek yok anlayana Gungor Aydemir Masallah ihtimal dairesinde bulunan butun dusmanlari kimseye kaptirmadan kendimize dusman edinmisiz:)
Isin faslina degil aslina bakilacak olursa TURKUN TURKTEN BASKA DUSMANI OLMADIGI GORULECEKTIR:)mehmet Helal olsun objektifliğe bak ya ülke kimlere kaldı bee....
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: