12 Eylül'ün perde arkasını anlatan Zincirbozan filmi ABD'nin darbedeki başat rolünü hiç eğip bükmeden çok net bir biçimde ortaya koyuyor. Tamer Korkmaz
Filmin en kıymetli tarafı omurgasını arzın merkezindeki bu gerçeğe dayamış olması...
Gelgelelim, film sanki Demirel'in sponsorluğunda çekilmiş gibi duruyor! Yaman çelişki de burada zaten...
En başta "Morrison Süleyman"dan eser yok. Demirel "fevkalade olumlu" resmedilmiş...
Demirel'in "tokadı/darbeleri en iyi alan, Hollywood terbiyesi görmüş bir siyasi aktör olduğu" gerçeğinin uzağından bile geçilmemiş...
"ABD'nin işbirlikçisi" olarak sunulan Turgut Özal ise resmen karikatürize edilmiş...
Nasıl mı? "İplikçi Nedim"i oynayan aktör, bu defa Özal olmuş; Kurtlar Vadisi'ndeki o "fırıldaklık timsali" karaktere kaldığı yerden devam ediyor: Bütün üçkağıtçılığı, yağcılığı, Amerikalılarla al takke ver külahı vesaire üstünde...
Filmde, 6 Kasım 1983 seçimi Özal'a "ABD tarafından altın tepsi içinde hediye edilmiş büyük ikramiye" gibi anlatılıyor: Burada elbette ciddi bir sorun, bir yanılsama var...
Özal, ABD patentli darbenin üç yıl sonrasında girilen "demokrasi süreci"nde veto edilmeyen ve iktidara gelmesine engel olunmayan başbakandı. Bu tamam...
Peki, Zincirbozan'ın demeye çalıştığı gibi "ABD'nin Adamı" mıydı, Turgut Bey?
Şayet öyle olsaydı, Özal kısa sürede Türkiye'deki Gizli İktidar'ın bir numaralı hasmı haline gelmez, henüz başbakan iken de suikasta uğramazdı...
Özal, siyasi hayatının tamamında Statüko ile canhıraş bir şekilde mücadele etti. Demirel ise başından beri Statüko'nun has adamıydı. ABD patentli 28 Şubat sürecinde "İçimizdeki Gene Hackman"ın hayatının rolünü nasıl oynadığını hep birlikte izledik...
Turgut Bey'in ABD ile çok iyi ilişkiler içinde görünmesi siyasi stratejisi ile ilgiliydi. Buna karşılık Türkiye'yi yöneten ABD'ye bağımlı Görünmeyen Odak fazla geçmeden Özal'ın "defansın arkasına sarkan tehlikeli yerli golcü" olduğunu fark etti. Turgut Bey, Egemen Güç Odağı'nın gözünde "Truva Atı" idi!
Gerçek hayattaki bu filmin dramatik sonunu biliyoruz.
***
ABD'nin 12 Eylül'deki rolü öyle uzaklardan bir destek değildi. Darbenin arkasındaki NATO-ABD'yi "İçimizdeki Amerika" ile birlikte düşünmediğimiz müddetçe "ormanın tümünü" asla algılayamayız...
Evren, Zincirbozan filminde öne çıkarılan "Darbenin ardındaki ABD" resmine çok kızmış! Bunun üzerine fevkalade iyi uyutan bir Adile Teyze Masalı anlatmış:
"Kaç defa söyledim size, Amerikalılarla temas etmedik, diye! Hatta, 12 Eylül gecesi görev alan birliklerden biri Amerikalıların muhabere sistemlerinin bulunduğu yere gitmişti. Onlar tankı görünce şaşırmışlar, meraklanıp Genelkurmay'a telefon etmişler. Gelip bana sordular ne diyelim diye. Ben de söyleyin, müdahale ediyoruz dedim. Washington'a o muhabereci çocuklar haber verdiler, demek ki!"
Evren Paşa, Paul Henze'nin "Bizim çocuklar yaptı" diyerek Carter'a yetiştirdiği darbe haberinin "perde arkası!"nı işte böyle anlatıyor...
"Yerseniz!"
Üstüne bir de "Abdi İpekçi'nin öldürülmesiyle alakamız yok" diyor, Kenan Paşa: İpekçi Suikastı'nın da organizatörü olan Abdullah Çatlı'yı darbe yönetiminin 12 Eylül'den sadece 22 gün sonra paşa paşa yurtdışına gönderdiği gerçeği hakkında ise hâlâ sessizliğini koruyor...
"İçimizdeki Amerika"yı Evren'den daha iyi kaç kişi bilebilir ki?
Yorumlar mehmet Sayın Erşat yazdıklarını okumuyorsun heralde hangi vasıfla sen terörist sıfatını yakıştırırsın.ERşat Karasar Laikçi terörizm nereye koşuyor?
Acımasızca vuruyorlar!...
Ülkemizdeki son siyasi cinayetlerin, olayların, terörist faaliyetlerin, silah üzerine öldürme yeminlerinin hemen hepsinin arkasında LAİKÇİ-KEMALİST TERÖRİZMİN izlerini ve Laikçi-Kemalist teröristleri görüyorum. Laikçi Terörizm hızla yayılıyor, ülkeyi cehenneme dönüştürecek güç ve cesarete kavuşuyor. Çünkü devletin bazı etkili unsurları tarafından, belki de ordu-emniyet-yüksek yargı ve YÖK içindeki unsurları tarafından himaye ediliyor; her türlü destek sağlanıyor. Bu çok tehlikeli bir süreç!
Daha yakın zamanda "BENİM TERÖRİSTİM İYİ, İYİ ÇOCUK!" anlayışı; Şemdinli-Van hattında suikast silahlarıyla ve kimlikleriyle yakalanan devlet çetelerinin değil; bir genç savcının başını yedi! Olaylarda adı geçen rütbeli komutanın adı dosyadan çıkarıldı, en üste terfi ettirildi! Kim zamanında? R. Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek ve A. Aksu zamanında!
Laikçi-Kemalist Terörizm her geçen gün mevzi kazanırken; laik Cumhuriyet açık hedef haline getiriliyor! Mandacı-masonik karanlık güç odakları işgal ettikleri en kritik devlet birimlerini kale ve üs haline getirerek; ülkede topyekün bir iç savaş ve kardeş kavgasının ortamını oluşturmak ve dışarıdan içeriye fiili müdahale ettirmek için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar.
Halbuki; terör, terördür; her çeşiti lanetlidir, lanetlenmelidir! Ancak laikçi-kemalist terör, garip bir şekilde kutsanıyor, ödüllendiriliyor!
Büyük Atatürk adına terörizme girişmek; O'na ve Türk milletine açık ihanettir.Mithat Sökmenoğlu Hizbullah hikaye; CIA-MOSSAD şahane!..
Malatya'da da kan döktüler! "Tehlikenin farkında mısınız?" derlerken her halukarda kan dökecekleri veya döktürecekleri belliydi! Cumhurbaşkanı Sezer de, CHP lideri Batykal da onlara tam destek verdi, alabildiğine kışkırttı! Cumhuriyet gazetesi, zaten işi çığırından çıkardı! Savcılar, yüksek yargı organları sadece baktılar! YÖK ateşe benzin döktü!..Olacağı buydu ve oldu! Ellerine kına yaksınlar!
Malatya'da kan döküldü!...Tarz; tamamen Gladio tarzı. Egemen masonik-misyonerci diktatoryanın işi gibi görünüyor. "Misyonerler geliyor!" diyenler de misyonerler ve masonik mandacılar! İşte Haydar Baş, işte Milliyetçiler, işte ulusalcılar! Adamlar maşa kullanıyor, tetikçi kullanıyor!
Bu ülkede ADD'leri, ÇEV'leri, SEV'leri, TESEV'leri, ÇYDD'leri ayakta tutan, finans, eleman, medya ve lojistik desteği sağlayan ve başkaldırı mitingleri yaptıran güç odakları kimlerse; rahipleri öldüren, Ermeni yurttaşlarımıza kurşun sıktıran, yayınevlerini bombalatan, Danıştay
üyesini katlettiren, silah üzerine öldürme yemin merasimleri yaptırtan da aynı karanlık güç odaklarıdır.
Encümen-i Danişler, Mustafa Kemal, Kuvvayi Milliye, Müdafai Hukuk dernekleri, Avrasya Bir, Marmara Vakfı, Büyük Kulüp, Türk Dünyasını Araştırma Vakfı, Tarih Vakfı, TESUD, Büyük Mason Locası.Bunlar niçin vardır? Bu ülkede ne iş yaparlar?
Adalet Bakanı Cemil Çiçek kimi temsil ediyor? Bugüne kadar adalet ve hukuku işletmek veya işletmemek için ne yaptı? Cemil Çiçek; T.C.'den daha mı güçlü?.
Not alın lütfen; bu olay, İslamcı-Kürtçü-Ülkücülerin üzerine kalacaktır!.
Neden bir süredir Gladio-Türk; BBP'ye taşınıyor? Ardı arkasına gelen BBP'ye katılım törenlerini kim yaptırtıyor? Ahmet Yesevi Üniversitesini cuntacılara, darbecilere teslim eden Namık Kemal Zeybek; neden BBP'ye girmiştir? Zeybek, Aydın Doğan bağlantıları nedir? Hüsamettin Cindoruk-Emin Çöşaşan-İlhan Selçuk bağlantıları nedir? Sadece GİRİTLİ olmak, Rum şarkılarıyla yetişmek midir? Yoksa?
Neden Malatya? Hüseyin Üzmez'e sormak lazım! Olay, vahim! Ama bu defa çok kolay çözülecek gibi! Kemalist, laikçi takiyyeciler, misyoner Hıristiyan ve Yahudi tarikat okulu mezunları, NATO paşaları ve mandacı mason maşaları tek tek çözülecek!Laik Cumhuriyet kazanacak!
Egemen diktatorya ve faşist oligarşi kendi ayağına kurşun sıkıyor, intihar ediyor ve edecek!Foyaları dökülüyor! Maskeler tutmuyor!Dünya-alem biliyor; bunlar kıpkızıl Türk düşmanı!
Türkiye'yi artık Türkler yönetecek!
ÖLDÜRME YEMİNLERİ eden, halk düşmanı, kökü dışarıda-faşist-kara yobaz-laikçi cuntalara rağmen!...Zincirin halkaları İşbirlikçiler her dönemde olmuştur ve olacaktır Sn.Yazar.Cafer OSMA Hayret; rejim tehlikede değil hala(!):
"Pornocudan Gizli Askeri Bilgiler Çıktı"
Başkent’teki çocuk pornosu operasyonunda yakalanan Yüzbaşı A.Y.A.’nın bilgisayarında ve çok sayıda CD’ye depolanmış “gizli askeri bilgiler” bulundu ...
Başkent’te geçen hafta yapılan çocuk pornosu operasyonu kapsamında gözaltına alınan Genelkurmay Başkanlığı’nda görevli Yüzbaşı A.Y.A.’nın bilgisayarında ve çok sayıda CD’ye depolanmış “gizli askeri bilgiler” tespit edildi. Bu gelişme üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı da soruşturmaya dahil oldu.
Bir soruşturma daha...
Yüzbaşı A.Y.A. hakkında “gizli askeri bilgileri arşivleme” ve “emre itaatsizlik” iddiasıyla ayrı bir soruşturma daha açıldı. Yüzbaşının bilgisayarında ele geçirilen çocuk pornosu görüntülerine ilişkin olarak da askeri savcılık tarafından “görevsizlik” kararı verildiği ve dosyanın Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildiği bildirildi.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.