gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Ömür denilen şey...
İnsan yaşlandıkça, vücut hatları yuvarlaklaştığı gibi fikir ve düşüncelerindeki sivrilikler de zam...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz "Fak-Fuk-Fon ya da kısaca JİTEM!"
Ergenekon kapsamında tutuklanan Emekli Albay Arif Doğan'ın Yalova'daki otelci arkadaşı Ali Haydar Ya...

Harun Tokak

Harun Tokak Babacığım! Ceketin 'Sen' kokuyor
“Ben babamın ilk göz ağrısı ve en iyi dostuydum. Geçen hafta ilk defa bir babalar gününü bab...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Ergenekon 2001'de neden kapatıldı?
Şu sıra herkesin yanıtını aradığı soru bu. Dün ‘Sis Perdesi’ başlığıyla verdi Milliyet g...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Ölümü gösterip, sıtmaya razı etme kararı!
Anayasa Mahkemesi'nin kararı kesin! Bu kararı değiştirecek merci yok. Karar aslında son dere...

Halit Esendir

Halit Esendir Şuradan sürpriz çıkmadı
4-5 aydır Türkiye ve dünya gündemini etkileyen Cumhuriyet başsavcısının bir çoğu zorlama delillerle ...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Gülen'e düşünsel hazırlık ve fikirlerinin çalışılması üzerine
Akşam Gazetesi genel yayın yönetmeni Serdar Turgut, Yeni Şafak Gazetesinden Mehmet Gündem’le y...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Gürcistan dramından Asya Medeniyetine...
Şu Gürcistan olayını “ezberleri bozacak” bir bakış açısıyla ele alabilir miyiz acaba? Ya...

Sezai Şen

Sezai Şen Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM
Lafa gelince “Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye” oluruz ama acaba icraata gelince d...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

RUHUMA SIKILAN BU AZAP NİYE?

Sezai Şen Ölümün derin çukuruna düşmek için bekleyen bedenimin günahı çok; lakin senin rahmetinden de çok değil. Yanıldığım zamanların çokluğu nelerde yanıldığımı bana unutturdu; ancak sen biliyorsun ve unutmazsın; biliyorum.
Sezai Şen
Kimseye zararım olmadan yaşadığını düşünen saflardan biriymişim aslında; aslında bir çok insana zararım dokunurmuş, onları rahatsız edermişim de haberim yokmuş. Ya da haberim olduğu halde bundan habersizmiş gibi yaşarmış, davranırmışım meğer. Aslında herkesin farkına vardığı bir ikiyüzlülüğü sergilermişim ama sanki çok başkaymışım gibi tanıtırmışım kendimi, aldatırmışım insanları.

Meğer ben ne kadar şerefsiz, haysiyetsiz ve karaktersiz bir insanmışım ki bugüne kadar kimsenin namusu ile oynamamış, kimseyi kandırmamış, aldatmamış, bir günahı paylaşarak zihinlerinde ve yüreklerinde kalmayı, onlara cehennemde geçirecekleri uzun zaman dilimlerini hediye etmeyi tercih etmemişim!

Meğer yüzüme gülen insanlar aslında beni sevmezlermiş; aslında beni hiçbiri hiçbir şekilde istemezmiş; meğerse beni sevme konusunda ikiyüzlü bir tavır sergilerlermiş! Ben buna rağmen beni sevmediklerini ve istemediklerini söyleyen bu insanlara kendimi zorla kabul ettirmeye, onlarla muhabbetimi devam ettirmeye çalışırmışım!

Meğer ben aslında kendisinden uzak durulması gereken tehlikeli bir kulmuşum; yanımda yöremde bulunanların namuslarına göz dikme, onları kullanma şerefsizliğini bir an bile aklımdan geçiremeyen. Sonra ben bana karşı meyli olanları, içlerinde sevgi taşıyanları da kandırmamış ve kullanmamışım. Gerçekten de çok saf bir kulmuşum ben, çok!

Meğer ben aklını yitirmiş bir kul gibi ona buna iyilik yaparmışım; ama aslında iyilik yapıyor gözükmek için yaparmışım bütün bunları. Belki bana ‘iyi insan’ desinler diye yapacak kadar haysiyetsizmişim. Ben aslında ne kadar adi bir insanmışım da farkına varamamışım bu güne kadar. Bir insan açısından bundan daha büyük kayıp, bundan daha büyük ayıp olabilir mi hiç? Ve bir insan için kendi adiliğinin farkına varabilmek kadar büyük bir meziyet olabilir mi?

Meğer ben yalancının tekiymişim; üniversitede, askerlikte ve iş hayatında yaşadığım birçok sıkıntıyı üzülmesin diye anneme söylemeyip, farklı şekilde aktarmanın yanı sıra çevremde bulunan ve bana güven duyan insanları da paso kandırmışım. Meğer ben aslında çok kibirli ve gururlu bir insanmışım ve merhametten de uzak bir kulmuşum! Ben aslında suratına tükürülmekten başka bir işe yaramayan adi bir yaratıkmışım!

Alnıma çalınan bu leke niye? Ruhuma sıkılan bu azap niye? Ömrümden çalınan bu zaman niye? Bilsem bir Allah’ım, bir bilsem niye!

Niye hak etmediğim halde, bunu çoğuyla hak eden kulların ciğerlerini doldurmakta kullandığı havayı teneffüs ediyorum ki hala? Niye, bu kadar günahkar, sahtekar ve hilekar olduğum halde sayılamayacak kadar insan tarafından saygı görüyorum ki? Neden suratıma tükürülmüyor, neden boynuma bir ip geçirilmiyor ki? Neden ruhuma damla damla veriliyor ölüm? Neden beynimde her gün yeni bir işkence furyası, neden yüreğimden kan damlıyor her daim? Neden yüzüme söylenemiyor bütün bunlar; ensemin günahı ne?

Allah’ım! Benim kadar kötü bir kulunu bu kadar iyi kulun arasında yaşatıp, nefes aldırdığına göre elbet bir bildiğin vardır, elbet bunu bir hikmete binaen yapıyorsundur. Haddimi aşıp, günaha giriyorsam beni bağışla ama artık bu kadar günah, bu kadar itham ile yaşamaktan bıktım, usandım. Sen değil ama kulların çoktan bu dünyayı benim için bir cehenneme çevirdiler. Kabir azabını henüz kabre girmeden hissetmeye başladım, belki cehennemde başıma gelecekler için şimdiden antrenman niyetine çektiriyorlar. Ben onların bana yaptıklarını sana şikayet etmeyeceğim. Sana karşı kullarından şikayetçi değilim. Lakin sana karşı hem kendi nefsimden hem de kullarının yaptıklarına sabredemeyen cismimden şikayetçiyim.

Gözümden düşen her damla yaş, tenimde beliren her tel ak ve yüreğimdeki ızdırap ile başıma gelenleri sana havale ediyorum. Ya beni temize çıkar ya da canımı hayırlısı ile al. Ne yaptığını bilmez, ne söylediğini işitmez, ne kastettiğini kendisi bile anlamaz kulların arasında yaşamaktan, sahtekarların peşinden gözü kapalı koşulduğunu görmekten, üç kağıtçı insanların saygın insan pozisyonlarında baş köşelerde ağırlanmalarını izlemekten, insanların işlerine gelmediği zaman geçmişte yapıp ettiklerini unutmalarından veya inkar etmelerinden, kendilerine iyiliğinden başka hiçbir şeyinin dokunmadığı insanlar aleyhinde diğer kulların konuştuklarına şahit olmaktan, ila nihaye süreceğini sandığım dünyalık bir azabın figüranı bulunmaktan bizarım.

Allah’ım! Artık acıdan başka yüzüme bakan, yaştan başka gözümden akan yok. Sadece Sen ve hüzün tutup kaldırıyor, bir hüzne takılıp düştüğümde beni; başka dostum yok.
Yarattıkların arasında benim derdime derman olabilecek bulunmadığından emin olduğum için sana geldim Allah’ım. Sen çaresizlerin çaresi, sahipsizlerin sahibi değil misin ki benim bu basit isteğimi geri çeviresin. Şu karanlıklar içindeki bana bir ışık uzat lütfen; benim gibi karanlıkta kalmışlara, ışığı hiç görmemişlere. Onların kalplerini aydınlat ve hayatlarını ebedi olarak uzat.

Ölümün derin çukuruna düşmek için bekleyen bedenimin günahı çok; lakin senin rahmetinden de çok değil. Yanıldığım zamanların çokluğu nelerde yanıldığımı bana unutturdu; ancak sen biliyorsun ve unutmazsın; biliyorum. Ben bugüne kadar hep kendi kendimi kandırdım; hâşâ Seni değil. Sen yanılmazsın ve arzu ettiklerini de yanıltmazsın, biliyorum.

Eğer günahlarımın çokluğu affedilemeyecek gibi ise elbette ben senin kulunum ve söyleyecek bir şeyim yok. Sadece tebessüm yüzüme neden bu kadar yabancılaştı, sevinç kalbime neden uğramaz oldu, gözlerim neden yaşlarına abone ve neden bu azap ruhuma sıkılır yine; cevabını arıyorum ve bulmamda yardımcı olmanı umuyorum elbette. Çünkü Sen bir teksin; senin gibi hiçbir şey olamaz asla. Ne kadar ararsam arayayım senin gibi bir yardımcı bulmam mümkün değil, biliyorum.

İyi ki varsın Allah'ım ! Ne zaman "görüşebilir miyiz" desem isteğimi geri çevirmiyorsun. Ne zaman arasam yanımdasın, aklımdasın, kalbimdesin. Sevdiğimi söylediğimde seni hiç bir zaman terslemiyorsun beni. Ve seveni seni mutlaka seviyorsun. Hiç bir zaman seni seveni geri çevirmiyorsun; görüşmemek için bahane bulmuyor, üretmeye çalışmıyorsun. Sana karşı bir adım atana üç adım yaklaşıyor, yürüyerek gelene koşarak gidiyorsun.

Ne zaman hüzünlü olsam saçımı sen okşuyorsun, yüreğime sen teselli veriyorsun. Ve beni kullarına karşı mahcup etmiyorsun. Ve çok şükür ki bana seni bir an bile unutma fırsatı vermiyorsun...

Her şeyi anlıyorum aslında Allah’ım! Ama tek bir sorunun cevabını bulamıyorum bir türlü:

Ruhuma sıkılan bu azap niye?

Bilsem bir Allah’ım, bir bilsem niye!


02.Nisan.2007 00:36:08

Puan: 3.0/5 (5 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Sn. Nisa
Yapmis oldugunuz elestirilerden dolayi size tesekkür ediyorum. Yalnız size şunu hatırlatmak istiyorum. Ben eleştiriye değil zanna kızıyorum. Eğer yeteri kadar dikkat ederseniz bunu anlarsınız zaten. Sizden bir ricam var: Çelişkiye düştüğümü söylüyorsunuz ama çelişkilerimin neler olduğunu söylemiyorsunuz. Tahmin ediyorum burada beni sonsaniye.net okurlarına rezil etmek istemediniz, çelişkilerimi bir bir yazıp. İşte size e-mailim: sensezai@gmail.com
   betul
Bırak biçare feryadı, belâdan gel, tevekkül kıl. Zira feryat belâ-ender(bela icinde), hata-ender(hata icinde) belâdır, bil. Belâ vereni buldunsa, atâ-ender, safâ-ender belâdır, bil. Bırak feryadı, şükür kıl manend-i belâbil( bulbuller gibi), demâ(her dem) keyfinden güler hep gül mül. Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender, fenâ-ender hebâdır, bil. Cihan dolusu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan? Gel, tevekkül kıl. Tevekkülle belâ yüzünde gül, ta o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül. Bil, ey hodgâm(kendini dusunen)! Bu dünyada saadet, terk-i dünyada. Hüdâbin(Allahi bilen) isen, O kâfidir, bıraksan da bütün eşya lehinde. Ger hodbin(kendini dusunen) isen helâkettir, ne yaparsan bütün eşya aleyhinde. Demek terki gerektir her iki halde bu dünyada. Terki demek: Hüdâ mülkü, Onun izni, Onun namıyla bakmakta. Ticaret istiyorsan ger, şu fâni ömrünü bâkiye tebdilde. Eğer nefsine talipsen, çürüktür, hem temelsiz de. Eğer âfâkı istersen, fenâ damgası üstünde. Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda. Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında.
   nisa
sayin sen elestirilere acik olmadiginizi gorerek yazmak istedigim yorumdan vazgeciyorum. oncelikle elestirilere acik olmalisiniz siz bir yazarsiniz sadece olumlu olanlara eyvallah olumsuzlara mahkeme daha olmadi ilahi mahkeme yolunu gostermeniz hic yakisik almamis. bu ne alinganlik. ben sizin biraz daha profesyonel bir yazar oldugunuzu zannetmistim. halbuki on bir yasinda bir cocuk edasiyla cevap veriyorsunuz. elestiriler nasil olursa olsun iyi bir egitmendir. ne demisler dost aci soyler. ayrica yazinizda tezatlar oldugunu ve ayni yazi icinde celiskilere dusmussunuz. diger yazilarinizda da var bu durum. [umarim kizip bana da hakkinizi haram etmezsiniz. bu kadar da mi elestirmeyelim yani ;) ]
   Esma Nur Parlak
Bir kez daha okuyunca yazıyı daha çok beğendim. Özellikle de Allah'a sesleniş ve dua kısımları nefis olmuş.
   Zeynep Kübra TORAMAN
Şimdi GÜL ve LALE mevsimidir gönül!.. Güzel gören güzel düşünür! Dallar çiçek çiçek ve dallar meyveye durmaya başladı!.. NE OLUR, ENSEYİ KARARTMAYALIM! NEV-BAHARLA GELEN GÜZELLİKLERİ SEYRE DALALIM! Bugünlerde İstanbul çok güzel! Hava çok güzel, doğa-tabiat çok güzel! ..Ve LALE MEVSİMİ başladı; hemen her yerde rengarenk laleler, sümbüller, karanfiller, menekşeler!..Mis gibi kokuyorlar! Yakında erguvan bayramı da var! Dün Sultanahmet Meydanına gittim; inanın, canım hiç geri dönmek istemedi. Sultanahmet Camii; şimdi bir başka güzel! MAHZUN AYASOFYA; karşıdan bakıyor, yüzü kızarık hala; ama halinden de pek şikayetçi deil gibi. Aşağıda, Gülhane Parkı; cennetten bir köşe olmuş sanki! Tertemiz, mis gibi hava! .Ve dev ağaçların tepelerinde yuva yapmış leyleklerde muhteşem bir coşku ve şenlik var!.. Ve şimdi işte; GÜZELLER GÜZELİ'ne (s.a.v.) geliyorum!...Zaten, çocuklarımı alıp bunun için gitmiştim Sultanahmed'e!.. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) KUTLU DOĞUMU münasebetiyle, Sultanahmet Camii'nin tam karşısında yer alan (meydanda) İSLAM ESERLERİ MÜZESİNDE; 1-15 NİSAN tarihleri arasında adeta manevi bir bayram var: Efendimize ait 150 civarında orjinal eser sergileniyor. İnsan seyredince, görünce bir başka aleme gidiyor; kendinden geçiyor... İşte bunun için, meydanda belki 1 KM. uzunluğunda sevgi seli(kuyruk) vardı..Ama, bereket herkes birbirine son derece saygılı ve sıra hemen geliverdi! Müzenin bir bölümünde, 15 Nisana kadar; 9.00-16.30 saatleri arası herkese açık, ücretsiz bu mübarek sergi; İstanbul'a bir başka güzellik kattı. Ve orada duydum; binlerce kişi "salavat okuma" yarışması yapıyormuş; herkes içerisinden sürekli salavat getiriyordu. Bir kız çocuğu; 25 bininci salavatımdayım dedi. Ne olur; Allah'ın büyük lutfu bu güzellikleri kaybetmeyelim; kardeş olalaım, Rabbimize çok şükredelim. KUTLU DOĞUM HAFTANIZ mübarek olsun! Dilerim; medya, gereğince bu haftanın, yani Efendimizin(s.a.v.) kıymetini bilip takdir ederler...Güzel haberler-yazılar-görüntüler verirler!.. AZİZ İstanbul; lale ile erguvan arasında bir GÜL (s.a.v.)!
   Mücahitoğlu'na
Sayın Mücahitoğlu, siz beni bir dehlizde olmak ile itham ediyorsunuz şimdi de. Yani siz yazılarıma bakarak bir takım anlamlar çıkardığınızı söylüyorsunuz ve beni kurtarma peşindesiniz güya. Pekiyi ben mizah yazılarımı yayınlasam burada benim içimde bulunduğum halin çok mu mükemmel olduğunu düşüneceksiniz? İnsanların farklı halleri ve durumları her zaman olur. Çok şükür içinde bulunduğum halleri idrak edecek ve bunun üstesinden nasıl gelineceğini bilecek kadar hayat tecrübem var. Diyelim ki siz benim aslında ne için hangi yazıyı yazdığımı bilmiyorsunuz ve sadece kendi tahminlerinize göre böyle bir yorumda bulunuyorsunuz. Üstelik yorumunuzu yazarken sanki benim çevremde beni çok iyi tanıyan, hatta yazılarımı yazdığımı sandığınız karşı cinsi de tanıyan biriymiş gibi bir tavır içindesiniz. Eğer bana bu kadar yakınsanız ve benim neyi niçin yazdığımı bu kadar iyi biliyorsanız neden gelip de elimden tutup beni kaldırmıyorsunuz ki?! Öyle yapsaydınız doğruyu yapmış olurdunuz. Ancak buraya böyle bir mesaj yazarak hiç ama hiç doğru bir iş yapmadınız. Bir başkasının yanlışı bir başka yanlışla veya yanlış bir yolla düzeltilemez. Sizin ilk yazdığınız yorumda öyle ağır suçlamalar, ifadeler var ki size yapılmış olsa idi bunlar eminim siz de yaralanırdınız. İyi niyetiniz için teşekkür ederken, üslubunuzdan ve suçlayıcı ifadelerinizden (rövanş almak vs gibi) dolayı size hakkımı helal etmiyorum. Çünkü bir insana yardım onu topluma açık mekanlarda aşağılamakla gerçekleşmez. Benden e-mail adresimi isteyip, yardımınızı gerçekleştirebilirdiniz. Bazı konularda daha tecrübeli olmak her şeyin en iyisini sizin bildiğiniz anlamına gelmez.
   Yunus Mücahitoğlu
Tekrar merhaba sayın Şen, Samimi düşüncemi ifaderken biraz sert olduğumu zaten yazımın içeriğinde ifade ediyorum.Tekrar okuduğumda sana hakaret içerdiğini de düşünebiliriz.Ama bu bir tercihli uslüp seçimidir.Yani içinde bulunduğunuz durumu buranın müdavimleri gibi karşılamamış olmam ve farklı bir ses vermem sizi elbette rahatsız etti.Aslında yapmak istediğim de buydu.Çünkü size gerçekten yardımcı olmak istedim her ne kadar şık gözükmese de.Bunu şöyle izah edebilirz.Olağanüstü bir durum karşısında şoka girip gerçek dünyayla bağı kopan bir insanın suratına atılan şamar ona atılan gerçek bir tokatmıdır.Ve atan o kişiye husumetten mi atmıştır.İçinde bulunduğunuz durumu iyi anlayan, sizden yaşça ve tecrübece eski olan bu fakirin geldiği nokta itibariyle, bir erkeğin(Evet doğru tahmin ettiğiniz)böyle bir rahatsızlık yaşamasına ben tahmmül edemiyorum.Daha önce bende yaşadım ve çok şükür şifa kanallarıyla sağlığıma kavuşup o melankolik saplantıdan çıktım.Gerçekten zor günlerdir ve insanı karanlık dehlizlerde gezdirir.Ne için?Bir karşı cins için.Sorular sorular ve sorular.Cevabı bilinmeyen binlerce soru.Kimse sana yapılması gerekeni yapmaz ve seni bu dehlizden tutup çıkaramaz.Kaosun içinde bocalar durursun.Neticesi ağlak bir erkek.Gerçekler gözlere görünmez olur, duygular yaş olur akar.Elde ve sırtta olan yerine sadece zihinde kalan hatıralar yorar insanı.Sabah doğan güneş aydınlatmadan,ısıtmadan buz gibi doğar ve batar dünyanıza.Ne için?İstemiyorum diyen bir arz için.İnançlarınız bile sizi terketmek zorunda kalır bu bilinçsiz ve şuursuz duruşunuz karşısında.Ama yine de yoğrulduğunuz teknede ne kadar zaman geçirdiyseniz o kadar güçlüsünüz iman olarak.Ve o iman sizi sahil-i selamete çıkaracak bir pusuladır.Yeterki kullanmak için irade gösterin.Ben buranın farklı bir sesi olmak istesem ve farklı bir bakışla düşüncelerimi paylaşmak istesem bana hoşgörü ile bakılıp bakılmayacağını şimdilik bilmiyorum.Ayrıca düşüncelerimin yanlış bir hedefe yönelmesini asla istemem.Ne yapıyorsam fayda vermeli.Amacım sizin düşündüğünüz gibi değildi.O yüzden eğer size faydası olacaksa öncelikle bu site sakinlerinden ve sonra şahsınızdan özür dilemesini de bilirim.Ama tokadımın şefkati için asla.Çünkü belki daha sonra anlıyacağınız bir faydanın kıymetini bugün yargılatmak zaman'a da saygısızlık olur.Bekleyelim ve görelim.Saygılarımla.
   Mücahitoğlu'na
Yaptığınız yorum şahsımı aşağılamaya yönelik. Beni aşağılayacak kadar neden kendi seviyenizi de düşürdünüz anlayamadım. 'Erkek' olduğunuzdan, eminim benim verdiğim email adresime mesaj atarsınız. Ondan sonra telefonla görüşelim orada beni sesli olarak da aşağılayabilirsiniz. Bunu yapmazsanız mesajınız hakaret içerdiği için size mahkemeye vermek durumundayım. Mesajın yazıldığı bilgisayırı bulmak pek fazla zaman almaz... email adresim: sensezai@gmail.com En kısa sürede görüşmeyi umuyorum sevgili Mücahitoğlu!
   Yunus Mücahitoğlu
Yazılarınızın seyrine bakınca durumunuzun tipik bir melankoli hastalığı olduğu aşikar görünüyor.Reddedilmenin ardından en iyi yaptığınızı düşündüren yazı yazabilme kabiliyeti nizi, okuduğu muhtemel (sevgili)muhatabınızla herkesin ortasında hesaplaşma oyununu kendinizin kazanacağınızı düşünüyorsunuz. Hiç değilse bu size, rövanşı alma mutluluğu yaşatacak.Ama kazın ayağı öyle değil.Hatta kızın da…Belki çok acı ama şu anda psikolojik olarak hapı yutmuşsun kardeşim.Tek çaren uzun süreli tedavi.Hatta ilaç takviyeli.Bunu bilmeyenler sana “ Ooo harika yazmışsın.Yürrü kim tutar seni diyor ama bunların sana bir faydası yok.Hatta zararı var.Acilen bir uzmana danışmak senin için ne kadar onur kırıcı gibi gelse de sen sana olan en büyük iyiliği bu adımı atarak yapabilirsin.Biliyorum sert oldu biraz belki ama, damdan düşeni damdan düşen anlar.Allah tez zamanda şifa versin.
   selim ak
Saygıdeger gardasım! Seninle bir dönem aynı masayı paylasmıs biri olarak, bir gün icap eder de bana sorarlarsa deyecegim o dur ki Allahım ben bu insanın samimiyetine sahidim. taki yurt dısına çıkana kadar aynı feryatlar iç dünyasında yankılanan, yankılandıkça büyüyen biri olarak derim ki seytanın en büyük hilesi olan bittim bitiyorum oyununa düsmeyelim.
   Selman Bayoğlu
Sayın Şen: yazınız güzel.. faydalı olmuş.. çoklarının iç alemine yönelmesine vesile olabilir.. Acizane Size ve okuyuculara bir önerim var: Kâmil bir Mürşid'e varınız.. dizinizi dizine veriniz.. O ruhunuza sıkılan azap diye nitelendirdiğiniz haleti bi-iznillah aşmanıza vesile olacaktır.. Derdiniz değişecek "derman"ınız olacak.. Allah'a bir kurban arıyorsunuzdur.. Kurban'ın canınız olduğunu.. nefisiniz olduğunu göreceksiniz.. "Mürşid gerektir bildire/Hak'kı sana hakkalyakin/Mürşid'i olmayanların/Bildikleri güman imiş/(Niyazi Mısri)" Kâmil bir Mürşid'i nerede bulacam derseniz "Mürşid-i Hakiki olan Allah"a dua ediniz.. Cihanın bir ucunda dahi olsa sizi buluşturacaktır.. ahd ediyorum bunu..
   eşref kuşçubaşı
tebrik ediyorum samimi bir şekilde içindeki duygularıbı bu şekilde yanıstmak ve çözüm aramak adına çok güzel bir yazı...ama bunu sadece damdan düşenlere ithaf ediyorum...
   ahmet atlı
dostum yazını okudum ve çok duygulandım ama niçin bunu herkesle paylaşmak istediğini anlayamadım
   Esma Nur Parlak
Sayın Şen, yazınız inanılmaz derecede sitem kokuyor. Bir bıkkınlık hali sezdim yaşamaktan ve çevrenizdeki insanların tutumlarına şahit olmaktan. Umarım yanılıyorumdur. Yazınız genel olarak çok samimi ancak özellikle dua sayılabilecek bölümlerindeki ifadeler mükemmel olmuş.

Sezai Şen Arşivi
Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM 14.Ağustos.2008
AK PARTİ'Yİ KAPATACAKLAR! 24.Temmuz.2008
YOKSA SİNAN AYGÜN, ERGENEKON'UN BASIN TOPLANTILARINI MI YAPIYORDU? 05.Temmuz.2008
GÜLEN, ASLINDA GURBETTE AĞLAYANDIR 26.Haziran.2008
ALLAH ANKETİNİZİ KABUL ETSİN! ( Yüzde 82 Türkler kazanır) 24.Haziran.2008
Bir annenin tutmayan yanı... 17.Haziran.2008
Bu nefreti anlayabiliyor musunuz? 20.Mayıs.2008
HAZİRAN 2007'DE IRAK'A GİRMEKTE TEREDDÜT EDEN AKP'YE KIZANLAR ŞUBAT 2003'TE IRAK'A GİRMEK İSTEYEN AKP'YE ATEŞ PÜSKÜRÜYORLARDI 08.Haziran.2007
IRAK SINIRINA YIĞINAK YAPARKEN PÜLÜMÜR'DE BASKIN YEMEK 05.Haziran.2007
SÖYLEDİKLERİNİN HİÇBİRİNİ YERİNE GETİRMEYENLER PARTİSİ SEÇİM VAATLERİNİ GURURLA SUNAR! 04.Haziran.2007
OPERASYON İŞE YARAMAZ BİZ EN İYİSİ FETH EDELİM! 25.Mayıs.2007
TEKRAR AKP GELİRSE DARBE OLUR (YERSENİZ!) 21.Mayıs.2007
AK PARTİ'Yİ KAPATMAZLAR! 10.Mayıs.2007
DARBE VE MUHTIRALARDAN BUNALMIŞ BİR VATANDAŞIN MUHTIRASIDIR! 01.Mayıs.2007
BU ORTAMDA SEÇİM OLURSA AK PARTİ YÜZDE 50 OY ALIR! 28.Nisan.2007
SAÇMALIYORLAR! 25.Nisan.2007
GURBETİN TRENLERİ GEÇER İÇİMDEN... 23.Nisan.2007
KANATSIZ MELEK! 15.Nisan.2007
SEZER'İN KONUŞMASI SANKİ MİTİNGE ADAM TOPLUYOR!! 14.Nisan.2007
RUHUMA SIKILAN BU AZAP NİYE? 02.Nisan.2007
BAHARI UNUTTUM! 07.Mart.2007
DÖNÜŞÜM OLMAYACAK! 19.Şubat.2007
MERHABA DOSTUM HÜZÜN! 03.Şubat.2007
SADDAM'DAN ÖNCE HUZUR VE DEMOKRASİ ASILDI! 07.Ocak.2007
ESKİ ATICILARDAN BİR CEM UZAN KALDI GALİBA! 15.Aralık.2006
DİNDAR MIYIZ YOKSA SAHTEKAR MI? 26.Kasım.2006
BAŞLIKSIZ YAZI 14.Kasım.2006
HAKARET İPİNE BAĞLI NOBEL! 14.Ekim.2006
RAMAZAN BEREKETİ BÜTÜN AÇLARI DOYURMAYA YETER Mİ? 23.Eylül.2006
ASKER GÖNDERMEYELİM; YARININ ASKERLERİNİ YETİŞTİRELİM! 02.Eylül.2006
GÜN GELECEK İSRAİL İLE SAVAŞACAĞIZ! 13.Ağustos.2006
EY 'KÜFREDER' TİTRE VE KENDİNE GEL! 26.Temmuz.2006
ZULMÜN ARTMASINA NEDEN OLMAK DA ZULÜMDÜR! 14.Temmuz.2006
4 MİLYAR DOLAR BİR AYDA NASIL 6 MİLYAR DOLAR OLUR? 07.Temmuz.2006
KUSURA BAKMA ANNECİĞİM, KUSURA BAKMA! 19.Haziran.2006
ÖKSÜZLER (şiir) 12.Haziran.2006
SENSİZ OLAMAM Kİ ÇEŞM-İ SİYAHIM 31.Mayıs.2006
AĞLATAN AŞKTIR 24.Mayıs.2006
SALDIRIYI GERÇEKLEŞTİRENLER BELLİ! 19.Mayıs.2006
'Neler oluyor?'un cevabı: Kendi pimini çeken millet 13.Mayıs.2006
HÜRRİYET, BAŞBAKAN'A BUNU NİYE YAPTI? 05.Mayıs.2006
ACELE KARAR VERME! 04.Mayıs.2006
AK Parti ile ‘Tek Parti’ dönemi! 30.Nisan.2006
Irak'ta PKK, Meclis'te TMK operasyonu! 27.Nisan.2006
Demokrasiden bahsetmek suç galiba! 25.Nisan.2006
Bildin mi şehidim? 24.Nisan.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

DEVLETTEN MAAŞLI ACZEMENDİ!

"Aczimendilerin Yalova'da Askeri bir kışlada eğitildiği" bilgisi daha sıcaklığını korurken, devlet görevlisi bir aczimendi ortaya çıktı.

MÜSLÜMAN ŞİRİNLER!

Avrupa, Şirinler'in Türkiye'de bazı TV kanallarında “İslami usul”de yayınlanmasını konuşuyor.

DAYAK YEMEKTEN BIKTI!

Sunucu Ece Erken, sürekli olarak dayak yediği kocasından boşanmak için davayı açtı. Erken oldukça yüksek bir tazminat istiyor.

GECEKONDUDA OTURDUĞU GÜNLERİ ÇABUK UNUTUYORLAR

Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.

NE ORMAN YANGINI, NE YAŞ NE ERGENEKON... İŞTE HÜRRİYET'İN EN ÇOK OKUNAN HABERİ!

Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!! Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!

BİR İLAÇ VE TATLI TARİFNAMESİ...

Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle:

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» JANDARMA HÜKÜMETE BAĞLANIYOR
» AKŞAM GAZETESİNİ ERGENEKON KARARGAHI HALİNE ILICAKLAR GETİRDİ
» KADINLA TOKALAŞMAYANA İŞ YOK!
» TERÖRİST'E TEŞEKKÜR İLANINI BİR TEK GAZETE YAYINLADI
» ARAP KADINLAR İÇİN ÖZGÜRLÜK KENTLERİ
» "Fak-Fuk-Fon ya da kısaca JİTEM!"
» UNUTMA UNUTTURMA
» AMERİKAN SAVAŞ GEMİLERİ BOĞAZDAN GEÇİYOR..
» ERBAKAN'A AFFI ELEŞTİRENLERİN SEZER ÇELİŞKİSİ
» RUSYA NATO İLE İŞBİRLİĞİNİ DONDURDU

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» GÖZYAŞLARIYLA İZLEYECEĞİNİZ BİR VİDEO
» EY DOST BİZE ÖLÜMDEN BAHSET!
» RUS SNİPER GÜRCÜ MUHABİRİ BÖYLE VURDU
» ÖLECEKLERİNİ DÜŞÜNEREK ŞAHADET GETİRDİLER, SONRA PRES PRES DİYE BAĞIRDILAR
» KABE İMAMINA NAMAZ SIRASINDA SALDIRI!
» YAŞAR BÜYÜKANIT'A BİR TRİLYONLUK OTOMOBİL
» ENKAZDAN SAĞ ÇIKTI
» YUH ARTIK... YOUTUBE'DAN SONRA DAİLYMOTİON VİDEO SİTESİ DE KAPATILDI
» SIRP KASAP KARADZİÇ HESAP VERMEYE BAŞLADI!
» İSTANBUL SALDIRILARI İLE İLGİLİ PKK AÇIKLAMASI
gasteci.com © 2008