gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Bu fener başka fener!
Güzel bir isim. Bir hayır kurumu için çok iyi düşünülmüş bir isim...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Bombalar
Bu kaçıncı bombalı tezgah? Her tarafa döküp saçmışlar, bombaları… Korku imal edip Kaos'a oy...

Harun Tokak

Harun Tokak Gurbettekiler için ezan vakti
Gece ilerliyor… Yıldızlarda bir telaş… Gökyüzü şehrayin hazırlığında… ...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Gürcistan ve ABD Seçimleri
Doğrusu ben, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin Güney Osetya’yı kontrol alt...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Deniz Feneri olayı...
Aslında filmin böyle biteceği belliydi. Deniz Feneri olayından bahsediyorum tabii ki. ...

Halit Esendir

Halit Esendir Jandarma teşkilatı sivil ve askeri olarak yeniden yapılandırılmalı...
AK parti iktidarı uzun bir aradan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi, erken genel seçimler ve kapatma dav...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kurgulanmış zamanlar-öğretilmiş ayrılıklar (Yanlış bir tarih okumasının düzeltilmesi üzerine
“Ermeni meselesi, Ermeniler meselesi değildir.” Sultan II. Abdülhamid...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Kenya'ya kar yağıyor!
Kenya’ya kar yağmış… Beş altı yıl önce de Arabistan’a yağmıştı. Demek ki ...

Sezai Şen

Sezai Şen Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM
Lafa gelince “Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye” oluruz ama acaba icraata gelince d...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Çığlıklar yükselirdi yanık çöl gecelerinden

Harun Tokak Kızgın çöl, gün boyunca güneşin harlı ateşinde yandı durdu.

Nihayet gece, çölle beraber kerpiç evleri de karanlık avucuna aldı.

Mekke nefeslendi.
Harun Tokak

Hz. Sümeyye, toprak evin keçeden kapısını sık sık aralıyor, oğlu Ammar'ı gözlüyordu.

Gece ilerledikçe ana yüreğinin çarpıntıları da artıyordu.

Kerpiç evin keçe kapısını son defa araladığında, mehtabın aydınlığında, gelenin Ammar olduğunu fark etti.

Önce Ammar'ın ay ışığında kumlara yansıyan gölgesini, sonra da onu gölge gibi takip eden karanlık kişileri fark etti.

Yüreği ağzına gelmişti. Ammar içeri girince de takip edenler geçip gittiler. Belli ki bugünlük sadece iz sürmüşlerdi.

O günlerde sadece tespit yapılıyordu. Yakında inananlara karşı yapılacak amansız bir operasyonun ilk belirtileriydi bunlar.

Babası Yasir çıkıştı Ammar'a:

-“Oğlum neredesin sen? Son günlerde neden geç geliyorsun? ”

Sonra annesi tekrarladı aynı soruları.

Ammar konuşmak niyetinde değildi. Çöl kadar suskun, kızgın kum tepelerini aşmış gibi yorgundu.

Babası ısrar etti:

- “Oğlum nereye gidiyorsun geceleri?”

Hz. Sümeyye:

- “ Suskunluğun korkutuyor beni Ammar, neden konuşmuyorsun? Kimdi seni takip edenler? Belli ki tekin insanlar değiller, karanlık insanlar peşinde oğlum! Anlat, neler oluyor? Ammar, oğlum neden susuyorsun? ”

Daha fazla direnemedi Ammar, karar verdi konuşmaya:

“Ben Muhammed'e gidiyorum” dedi.

Çöl sıcağında yanan kerpiç evin içinde buz gibi bir rüzgar esti.

Yasir titremeye başladı… “Oğlum Ammar nasıl yaparsın bunu, nasıl gidersin? Bütün Mekke düşmandır ona! Biz yalnızız, yabancıyız, bizim buralarda kimimiz kimsemiz yok, öldürürler bizi.”

“Baba beni vazgeçiremezsin. O, Allah'ın tek yaratıcı, insanların da eşit olduğunu söylüyor. Hem de kız çocuklarının diri diri gömülmesine karşı çıkıyor. ”

Ammar'ın son sözleri bir ok gibi saplandı Sümeyye'nin yaralı yüreğine; “Muhammed, kız çocuklarının diri diri gömülmesini yasaklıyor mu?” dedi Hz. Sümeyye.

-“ Hem de bir vahşet olduğunu söylüyor.”

Sümeyye acılarına yaslanıyor, gözleri kerpiç duvarların ötesine gömülüyor, hüzün damlaları süzülüyordu yanaklarından. Sonra kocasına dönüyor ve;

-“ Yasir, biz iki kız kardeştik biliyor musun? Babam bir gün zavallı anneme; “Kızlara en güzel elbiselerini giydir, saçlarını güzelce tara, onları dayılarına götüreceğim” dedi. Bu sözlerin ne anlama geldiğini yüreği çöl yanığı analar çok iyi bilirdi.

Annem saçlarımızı gözyaşı yağmurlarıyla ıslatıp tarıyordu. Koklayıp koklayıp öpüyordu ıslak saçlarımızı. İkimizi birden bağrına basıyor, yanaklarımızı iki elinin arasına alıyor, gözlerimizin derinliklerine bakıyordu.

Biz, “Anne dayıma gidip hemen geleceğiz. Neden ağlıyorsun?” deyince iyice salıyordu kendini.

Öptü… Öptü… Öptü…

Babam, “Yeter artık!” diyerek kopardı bizi anamızın sımsıcak kollarından.

Çöl o gece bir başka karanlıktı, rüzgarları ayrılık için esiyordu… Korkular pusuya yatmış bekliyor, ağırlaşmış çöl rüzgarları bizi sürüklüyordu.

Çöl tepelerinden ay usulca ışıdı geceye… Evimizden bir hayli uzaklaşmıştık.

Babam, sımsıkı tutan ellerimizi bıraktı. Kumu kazmaya başladı. Biz de ona yardım ediyorduk, biraz sonra başımıza geleceklerden habersiz.

Önce ablamı itekledi çukurun içine. Ablam “Baba!.. Babacığım!..” diyerek yalvarıyordu.

Babam, ablamın yalvarışlarına aldırmaksızın kızgın kumlarla örttü üzerini.

Sıra bana gelmişti. Babam gözlerimin içine baktı. Beni gömmeye takati kalmamıştı. Elleri titredi, ağlamaya başladı, elimden tuttuğu gibi evimize geri getirdi.

Babamın yaralı yüreği, o gün biraz daha dayanabilseydi ben şimdiye çoktan toprak altında çürüyüp olacaktım. Masum kız çocukları, güneş kavruğu çölden önce anaların acılı yüreğine gömülüyordu.,. Sımsıcak ana yürekleri evlatlarına acının mezarı olmamalı. Bu günler gitmeli yeni günler gelmeli Yasir!.. Anaların ağlamadığı günler.

Biliyor musun Yasir? Hâlâ ablamın yanık çığlıkları yankılanır kulaklarımda.”

Töreler nasıl insanların kalbini bu kadar çölleştirdi.

Annem, çöl karasından acılarla dokunmuş, ateşten bir gömlek giymiş gibi günlerce inledi. Gözyaşları hiç dinmedi, içten içe yandı. Ancak birkaç ay dayandı. Gözlerimizin önünde kül oldu savruldu.

Oğlu Ammar'a döndü, yaşlı gözlerle:

- “Ammar git oğlum! O emin bir insandır. O bugüne kadar hiç yalan söylemedi.”

-Hangi günahından dolayı öldürülüyordu masum kız çocukları.

Yanık çöl gecelerinde zavallı kız çocuklarının çığlıkları neden yükselip duruyordu?

Neden kimse bu vahşete dur demiyordu?

Hz. Sümeyye bir kadındı. Bu vahşete isyan etti ve kızgın çöllerde can verdi.

Onun çöldeki tutsak çığlıkları, özgürlük ateşinin ilk kıvılcımlarıydı.

Hz. Muhammed'e bu konuda açık destek verenlerin öncülerindendi. İslam'ın ilk kadın şehidi olarak tarihe geçti.

Kadın hakları savunucuları, Hz Sümeyye'yi ne kadar tanıyorlardır bilmiyorum ama O, kızgın çöllerde can verirken o gün onu savunacak kimse yoktu.

Peygamber de çaresizdi. Peygamber'in, kızgın çölde güneşin yamacına yatırılmış, işkence gören Yasir ailesi karşısındaki çaresizliğini düşündükçe gözlerim buğulanır, yüreğim yanar.

Hz. Sümeyye hâlâ kadınlarımız için bir semboldür.

* * *

Haksızlıklara isyan eden başka bir kadın da Rosa Park'tır. O, “Siyah” bir isyan çiçeğidir.

Çok değil bundan 50 yıl önce, Amerika'da beyazlarla siyahlar aynı otobüste ayrı kompartımanlarda yolculuk ediyordu. Bir beyaz, Rosa Park'ın başına dikilerek “Kalk! Ben oturacağım.” dedi. Yerinden kalkmayan Park, haksızlığa isyan ettiği için, karga tulumba otobüsten indirildi ve karakola götürüldü.

Bu olaydan sonra bir yıl boyunca siyahlar işyerlerine ve evlerine yayan gidip geldiler.

Amerikan mahkemeleri, uygulamanın insanî olmadığı kararını verinceye kadar, otobüslere binemediler.

Beyaz Saray'da bugüne kadar iki zencinin cenaze merasimi yapılmıştır. Biri Martin Luther King diğeri Rosa Park'tır.

Rosa Park 2005 yılında vefat ettiğinde, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice cenaze merasiminde “Rosa Park olmasaydı, bugün ben olmazdım” diyecektir.

* * *

Tarihin akışını değiştiren bir başka kadın da Hakim Hesna Şener'dir.

Denizli Mahkemesi'nde idamla yargılanan Bediüzzaman Hazretleri'nin davasında erkek hakimlerin cesaret edemediği bu zor karara gözünü kırpmadan beraat vermiştir.

İman davasına gönül vermiş milyonlarca vatan evladı bugün ona minnettardır.

Hemşehrisi Tahsin Tola'ya, “İbadetlerimi buralarda yapamıyorum, ne dünyaya ne âhirete yaradım” diye sızlandığında, Bediüzzaman Hazretleri kendisine selam göndererek “Ben onun ismini Gavsların, kutupların yanına yazarak dua ediyorum, inşallah onun iman davasına yaptığı bu büyük hizmet kurtuluşuna vesile olur” demiştir.

Bizim kadınımız, millî şeref ve asaletimizin temel taşıdır.

Bugün ne yazık ki, kadın hakları havariliği yapanların çoğu, onu sadece bir cismaniyetten ibaret sanarak büyük bir aldanış içindedirler.

Feministlerin bile kadın haklarıyla ilgili ileri sürdükleri nice anlamsız teklifler onu dejenerasyona uğratmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Kadın, fıtrat ve tabiatının sınırları içinde kaldığı sürece topluma daha yararlı olacaktır.

Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bu üç kahraman kadınımız kalemimize takıldı.

Tarihin akışını değiştiren o kadar çok kahraman kadın var ki… İlk kıvılcımları hep onlar tutuşturmuş, isyan ahlakını onlar geliştirmiş, nice isyan çiçekleri, kadınlara has o şefkat bahçesinde açmıştır.

Sonunu düşünenler, bu tehlikeli ve bir o kadar da önemli kıvılcımları tutuşturamazlar.



11.Mart.2007 13:59:10

Puan: 3.1/5 (279 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   İmren Nur Süren
ZORDA KALAN ÇEV, GÜLER SABANCI'YA YALVARDI!..Amerikan Protestan Misyoner Tarikat Okullarının ve kuruluşlarının vakfı olan SEV ile işbirliği halinde çalışan, MİT ve askeri istihbarat raporlarında PKK ile ilişkileri olduğu iddia edilen Çağdaş Eğitim Vakfı(ÇEV) Başkanı, Güler SABANCI'ya tahrik dolu bir mektup yazarak DESTEK istedi. İşte o MEKTUP: "Güler Sabancı'ya Açık Mektup" Gülseven G. Yaşer - Çağdaş Eğitim Vakfı. (www.acikistihbarat.com) Birkaç gündür yazılı basında sizi izliyoruz, çok mutlu bir yüz ifadesi içerisinde, “Seçime takılmayalım, işimize bakalım” diyorsunuz. Yaşadığımız bu günlerde ülkemizde her şey o kadar yerli yerinde ki, siyasal iktidarı demokratik yollardan değiştirebilecek her hangi bir girişimde bulunmak, kurulan dengeleri değiştirebilir ve bu mükemmellik bozulabilir diye düşünüyor olmalısınız. Sık sık karınızı, gelecek için daha büyük kar düşüncelerinizi, planlarınızı anlatıyorsunuz. Ulusal eğitimdeki dini uygulamaların yankıları, Anadolu'yu saran tarikatların artık doğrudan resmi kurumlarda yuvalandığı gerçeği, özel kamplarda, açıkça çocukların küçücük yaşlarda beyinlerinin yıkanması, Arap kıyafetleri içinde siyasi eşlerinin ortalarda memnun ve mesut dolaşmaları, sizi hiç kaygılandırmıyor anlaşılan. Siz başka bir dünyada yaşıyor olmalısınız. Bir Cumhuriyet kuşağı temsilcisi olarak, Cumhuriyetin kabuk değiştirdiğini, bir başka sistemin artık açıkça ve pervasızca ortaya konmak istendiğinin hiç farkında değilsiniz. Tehlikenin farkında olmadığınız muhakkak yoksa, “Tehlikenin Farkında mısınız” içerikli Cumhuriyet Gazetesi'nin paralı reklamlarının ülkemizin önde gelen TV kanalları tarafından yayınlanmıyor olmasını inanılmaz bulur, ya da siyasal iktidara karşı gerçekleri dile getirme gayreti içinde olan cesur KanalTürk ‘ün, çeşitli hukuk dışı uygulamalarla kapatılmak istendiği gerçeğiyle ilgileniyor olurdunuz. Okullar tarikatlar arasında paylaşılıyor, Ülke'nin tarih kitapları değiştiriliyor, tarihsel olaylar çarpıtılıyor. Sizlerden ne bir uyarı ne de bir ses . Nerde bir zamanlar “Burası kanarya sevenler derneği değil” diyen, çağdaş ve laik eğitim için yayınlar yapıp, malum çevrelerle mücadeleyi göze alan TUSİAD Başkanları, iş adamları? Nerdesiniz? Bugün demokrasi adı altında; Cumhuriyet felsefesi ile hesaplaşma içinde olan bir takım ellerin, sağımızdan solumuzdan parçalar kopardığı gerçeğini kim yadsıyabilir? Toplumsal dokunun zedelendiğini, sarsıldığını, toplumda çağdaş ve laik değerlerin birer birer yok olmaya başladığını görüyoruz. Her şey açıkça ve korkusuzca yapılıyor. Gelişmeleri seyreden sizleri ve yanaklarını okşayan saygın gazetecileri çok iyi tanıyor olmalılar… Bu koşullar altında, hangi yüce idealler uğruna, mevcut durumun devam etmesi konusunda ısrar edebiliyor sunuz? Küresel devinimler, ticari ve finansal bağlantılar, üçüncü dünya ülkelerinin karma karışık edilen değerleri. Sürekli olarak borçlandırılan yoksul ülkeler. Gözleri karlarından başka bir şey göremeyen şirketler, bu şirketlerin sahip olduğu; politikacılarla karşılıklı bağımlılık ilişkilerine kilitlenmiş, küresel medya ağları... Diğer tarafta da sosyal kültürel, ekonomik zorluklarla baş edemeyen, hayal kırıklığı ve çaresizlik duygularıyla yüklü halk. Sonuç, yozlaşma, çürümüşlük ve bütün değerlerden kopma… Sizin, toplumda yaşanan acılara, kadına yönelik şiddet ve aşağılamalara, kadını örtüler içinde bir figür yapan zihniyete , yaşadığınız ülkenin kadınlarının Cumhuriyet'le elde ettikleri kazanımların yıllar sonra birer birer kaybolmasına, çağdaş bir kadın ve bir aydın olarak, bugüne kadar ne yaptığınızı doğrusu merak ediyorum . Cumhuriyet'in ilk aydınının, iş adamının, bürokratının önce ülke ve toplum sevgisi, çok gerilerde kalmış gözüküyor. Şimdi ise, ülke ne durumda olursa olsun sizler için sadece ekonomik güç ve ekonomik dengeler önemli. Bir takım şirketlerin siyasal iktidarın hedefi olmaktan korktuğu ve bu nedenle suskun kaldıkları söyleniyor. Bu korku ve tehdit dünyasından, siyasal iktidarlarla iyi geçinmek adına, sizleri nasıl koruyacağız? Oysa, tarih, sessiz ve suskun kalmanın sonuçlarını gösteren trajik örneklerle dolu. Eğer finanse edilmemiş olsaydı Hitler, bir hiç olarak kalırdı. O devirde onu finanse eden bankerler, Newyork ve Londra bankalarıydı! Bugün durum, hepimizin Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren kararların parçası olmamızı gerektiriyor. Cumhuriyet Türkiyesi'nin kazanımları ve ilkeleriyle geldiğiniz bu noktada, toplum sizden Çağdaş bir Cumhuriyet kadını olarak, yaşanan sorunlara, baskılara, acılara, umutsuzluklara karşı Ulus bilincine ve onun çağdaş değerlerine sahip çıkmanızı bekliyor. Bakınız, tehlikenin farkında olan, Prof, Dr. Niyazi Berkes, ne diyor: “Cumhuriyetimiz'i tamamlayan Ulusçuluk ilkesi, bütün uygar dünyada 19. yüzyıl ulusçuluğunun yerine yeni bir ulusallık anlayışının gelişmesinde öncülük etmiş bir görüştür. Bunu kavradığımız zaman, düşün ve vicdan özgürlüğüne aykırı her çabanın gericilik olarak, Cumhuriyetin devrim ilkelerine karşı eylemler olarak nitelendirilmesinin nedenlerini anlamış oluruz . Bu gibi eğilimler kişisel ayrılmalar ya da yanılmalar olarak kaldıkça Cumhuriyet devrimlerinin ilkeleri yaşıyor demektir. Fakat bu çeşit eğilimler, topluma yukarıdan politik güçler ve çıkarlarla aşılanan, zorlanan, geliştirilen tutumlar olma boyutuna varınca o toplum çağdaş uygarlık dünyasında yok olma tehlikesiyle karşılaşmış demektir .” / Türkiye'de Çağdaşlaşma / S:550-551. Ünlü bir düşünürün dediği gibi; “Tarih boyunca tüm baskı rejimleri, yükümlülüklerini yerine getirmekten çekinen, sessiz kalan aydınlar, iş dünyası ve bilim adamlarının suskunluğu üzerine kurulmuş ve süreklilik sağlayabilmişlerdir…” Saygılarımla.
   haci bektas
hocam bu yaziniz gaflet perdesini zerre miktari olsa araladi sayin hocam bu zamanda anneler babalar el ele virmishler bilincsizcede olsa sadece kiz cocuklarini degil erkek cocuklarinda hayatlarini yakiyorlar sadece ahireti degil dünyayida berbat ediyorlar iki alemdede kiz ve erkek cocuklarin hayati cehennem ne diyelim Allah hertürlü mazlumlarin yardimcisi olsun
   Muzaffer Alan
Bu sitedeki ÇOCUK RESİMLERİNE yürek dayanmaz!: http://www.savethechildren.org/ Ama, onlar şimdi ya misyoner örgütlerin ya da organ ve fuhuş mafyalarının tuzağındalar, ağındalar! Zaten; http://www.savethechildren.org/ sitesi de kime ait ya! Keşke; uluslararası hizmetler görebilen YETİM ÇOCUKLAR için bir vakıf-dernek kurabilseydik!
   Dertlidolap
Kaleminize sağlık muhterem abicim. Bir defa daha gönlümüzün bam teline vurdunuz mızrabınızı. Mızrabınızı daha nice bam teline vurmanız dileklerimle...

Harun Tokak Arşivi
Gurbettekiler için ezan vakti 31.Ağustos.2008
'Yine ayakların üşüyor mu?' 24.Ağustos.2008
Babacığım! Ceketin 'Sen' kokuyor 22.Haziran.2008
“Adsız oğlan” öldü 15.Haziran.2008
Veda busesi 08.Haziran.2008
Bir sevdadır Türkiye 01.Haziran.2008
Anasız acılar 25.Mayıs.2008
Bizim iller sensiz… 18.Mayıs.2008
Meleğimin adını söyler misin? 17.Mayıs.2008
Yoldakiler 11.Mart.2008
O Küheylan… Süvarisiz döndü ülkesine 10.Haziran.2007
Önden Giden Atlılar ki... Geçtiler Ülkelerinden 03.Haziran.2007
Güneş yeni bir çağa doğar 27.Mayıs.2007
Krizantem Çiçeği 22.Mayıs.2007
Güller de yanar dumansız 13.Mayıs.2007
Hüzünlü bir tebessümdür ki… Dondu anıların dudaklarında 06.Mayıs.2007
Coşkun'dur Türkçe'nin gül günleri 30.Nisan.2007
Allah'a yazılan mektup 22.Nisan.2007
ALDANIŞ DEDE... 16.Nisan.2007
Lefter... 10.Nisan.2007
Bir Pribadi ölür, bin Pribadi doğar 01.Nisan.2007
Ölümü bir yorgan gibi çekti üzerine… 25.Mart.2007
Yiğitlerin saçları bakımlı olmalı… 18.Mart.2007
Çığlıklar yükselirdi yanık çöl gecelerinden 11.Mart.2007
Yusuf Yüzlüler Dolaşıyor Nil Kıyısında 04.Mart.2007
Ölüm treninden bozkıra savrulanların aşkı biter mi? 25.Şubat.2007
Benden sonra ölüm gelir 18.Şubat.2007
Rû- be- Rû 11.Şubat.2007
Suya Düşen Kan: Kerbela 04.Şubat.2007
DELİK AYAKKABILAR VURDU BENİ 29.Ocak.2007
Ayçürök 21.Ocak.2007
Bir Kınalı Küheylan 14.Ocak.2007
Yeşeren düşler 08.Ocak.2007
Baba gitmesen olmaz mı? 01.Ocak.2007
Ateşinde üşüdüm bir meçhul adamın 17.Aralık.2006
Yollar derin uçurumlara varmadan 11.Aralık.2006
Kanlı postallar 03.Aralık.2006
Gözümün nuru, canım ağabeyim! 27.Kasım.2006
“Damarlarımda Türk kanı var” 19.Kasım.2006
YORGUN GÜVERCİN 12.Kasım.2006
MAGADANLI EMİNE 06.Kasım.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

İFTAR ÇADIRI AMERİKA'YA KADAR ULAŞTI!

Uzun yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafında kurulan iftar çadırları, ABD'ye kadar ulaştı. Milky Way Education Derneği tarafından bu yıl ilk kez New Jersey Clifton Park'ta kurulan iftar çadırına; Müslüman Türk toplumu yoğun ilgi gösterdi.

MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER

ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...

DEVLETTEN MAAŞLI ACZEMENDİ!

"Aczimendilerin Yalova'da Askeri bir kışlada eğitildiği" bilgisi daha sıcaklığını korurken, devlet görevlisi bir aczimendi ortaya çıktı.

MÜSLÜMAN ŞİRİNLER!

Avrupa, Şirinler'in Türkiye'de bazı TV kanallarında “İslami usul”de yayınlanmasını konuşuyor.

DAYAK YEMEKTEN BIKTI!

Sunucu Ece Erken, sürekli olarak dayak yediği kocasından boşanmak için davayı açtı. Erken oldukça yüksek bir tazminat istiyor.

GECEKONDUDA OTURDUĞU GÜNLERİ ÇABUK UNUTUYORLAR

Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.

NE ORMAN YANGINI, NE YAŞ NE ERGENEKON... İŞTE HÜRRİYET'İN EN ÇOK OKUNAN HABERİ!

Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!! Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!

BİR İLAÇ VE TATLI TARİFNAMESİ...

Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle:

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» Kenya'ya kar yağıyor!

DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» KADIN, PARA, MAKAM... DİKKATLİ OLUN AK PARTİLİLER!
» ERGENEKONCU PAŞALARI ZİYARET İYİ OLMADI!
» Bu fener başka fener!
» OĞLUM DEVLET İÇİN 90-95 ADAM ÖLDÜRDÜ!
» BARAJ KURUYUNCA CEPHANELİK ORTAYA ÇIKTI
» DİKKAT! KOMUTAN HALKIN ARASINDA
» ÖNCE İFTAR SONRA MAÇ...
» ŞEHİT AİLELERİNE ÇANKAYA'DA İFTAR

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BU DEVLET BANA ADAM ÖLDÜRTTÜ!
» BAYAN PAKSÜT ERGENEKON KAPSAMINDA ADLİYEYE ÇAĞRILINCA...
» 15 BİN ASKERİMİZ NASIL KÖR EDİLDİ?
» GÖZYAŞLARIYLA İZLEYECEĞİNİZ BİR VİDEO
» EY DOST BİZE ÖLÜMDEN BAHSET!
» RUS SNİPER GÜRCÜ MUHABİRİ BÖYLE VURDU
» ÖLECEKLERİNİ DÜŞÜNEREK ŞAHADET GETİRDİLER, SONRA PRES PRES DİYE BAĞIRDILAR
» KABE İMAMINA NAMAZ SIRASINDA SALDIRI!
» YAŞAR BÜYÜKANIT'A BİR TRİLYONLUK OTOMOBİL
» ENKAZDAN SAĞ ÇIKTI
gasteci.com © 2008