Sadece sözlerini değil gözlerini de kaçırıyorsun benden ve mahkum ediyorsun beni sensizliğin cehennemine…bildiğin halde sonu gelmez bir sevincin ipiyle geleceğimizin bağlı olduğunu birbirine. Sezai ŞenHaber 26, Eskişehir/sonsaniye.net
Yıllar yaşımı alıp götürdü benden, aklımdaki her şeyi çalıp kaçtı; bir sen kaldın geriye. Kalbimi dağladı, öldürdü bütün duygularımı; bir sana olanlar sağ salim kurtuluverdi bu kırımdan.
Gözlerim yollarda konakladı gecelerce; hiç yorulmadılar, hiç kapanmadılar, bir an bile başka bir noktaya, başka bir nazara takılmadılar. Karanlık olduğunda umudun aydınlığıyla parladılar, gündüz olduğunda geceki parlaklıklarından bir şey kaybetmediler; onların gündüzü senin hayalinin izini sürmekti. Kimi zaman yaş döktüler, kurumuş dudağıma yardım. Kimi zaman dalıp gittiler zihnimde kalan görüntülerinin arasına; kaybolmak istediler ama heyhat! Her bir hücremde ve tüm benliğimde senin izlerin vardı, senin gözlerin…
Kulaklarım bedenimin cesedi uyurken bile senin namahrem sesini duymak için açık kaldılar, ne kadar şiddetli olursa olsun, ne kadar güzel gelirse gelsin başka bir sesin sihrine kapılmadılar, başka bir sedaya meyletmediler hiç. Hep beklediler bir kırıntı, bir esinti duymak için senin ağzından; bunca aydır tek bir kelime, tek bir hece duyamadılar. Ama hala beklemeye devam ediyorlar, ilk günkü canlılıklarından bir şey kaybetmeden ve sabır merhemini israf etmeden.
Yüreğim özleminde yanıyor, hasretinde eriyor. Bilmiyorsun ki, her hücresi sana hasret bu beden yavaş yavaş ölüyor. Dağılıp gidiyorum; zihnimdeki hayalin, yüreğimdeki hasretin akın akın geliyor üzerime; toparlanmama fırsat vermiyor. Senden bir haber bekliyorum, daha büyük bir güçle bu akınlara karşı koymak için ama, sen kılını bile kıpırdatmıyorsun. Sanki yanışlarımdan, kahroluşlarımdan, bitişlerimden ayrı bir keyif alıyor gibisin. Sadece sözlerini değil gözlerini de kaçırıyorsun benden ve mahkum ediyorsun beni sensizliğin cehennemine…bildiğin halde sonu gelmez bir sevincin ipiyle geleceğimizin bağlı olduğunu birbirine.
Artık eskiden olduğu kadar güçlü hissetmiyorum kendimi. Ruhu mezarda, zavallı bedeni kabir kenarında bir yaratık gibi dolaşıyorum, daha önce kendilerini hiç görmediğim veya gördüğüm halde onlarla olan geçmişimi bir türlü hatırlayamadığım insanlar arasında.
Aslında her yerde ve her şeyde seni arıyorum. Bana en büyük acıyı veren de, artık beni hiç aramayan, hiç umursamayan ve belki onu bulmamı istemeyen birini arıyor olduğuma kimi zaman inanmam. Sonunu bildiğim halde kendisinden kopamadığım bir sevdanın yorgun düşmüş aşığıyım belki de ben. Ve belki de sonunun senin için bir felaket olacağını bildiğim bir davada her şeye rağmen şahitlik yapmamak için direnen bir kahramanım, kendini her daim gizlemesini bilen ve zaman zaman gözünün yaşını silen.
Artık ulaşamayacağım yıldızlara bakmak, sensiz ve karanlık gecelerde gözlerin yerine mehtabı seyretmek, kahvaltıda tereyağı ile bal yemek hoşuma gitmiyor. İçinde bulunduğum duruma uygun olduğundan olsa gerek kışları daha çok sevmeye başladım; baharı unuttum. Baharı unutmayacaktım aslında, hatta yazı bile yaşayacaktım; seninle yıldızlara tutunan salıncaklarda yüreklerimiz birbirine tutturulmuş olarak sallanıp mehtabı izleyecektim yine. Sevda piknikleri düzenleyecektik yüreklere, sevinç ekecektik gözlerimize ve bütün acıları kavurucu yaz sıcağında gömecektik mutluluğun derinliklerine.
Ama gel gör ki hayallerin yerinde kabuslar ikamet ediyor. Bir zamanlar sevinçlerin mekanı olan yüreğim artık acıya, ızdıraba, hüzne ev sahipliği yapıyor. En çok sevdiğim kadar bana uzak insan bulunmuyor dünyada, en çok görmeyi istediğim kadar kimse kaçmıyor benden. Daha da acısı, bütün bunları yaşayan benden kaçamıyorum bir tarafa. Bir akıl hastası olup hiç bir şeyi hatırlamayan biri olabilme ihtimali hayattan soğutuyor beni, senin soğutmayı başaramadığın kadar.
Anlayacağın hiç de iyi değilim bugünlerde. Unutamadığım aşkım, yüreğinde sevgim; kolunda unuttuğum bahar, kapımı çalsana artık...
Bir umudun kırılgan ucu
Oturdum ağladım
Sonra kalktım ayağa...
Değişen bir şey olmadı
İçim yanıyordu hala;
Gözlerimden alevler akıyordu
Alevler ıslaktı; kalbimi yakıyordu.
Yorumlar Dertli2 Yazıdaki anlattağınız kişiyi açıklarsanız sevinirim...Sezai Şen Sayın Sevinç S, o kişiyi tanıyorsunuz dediğiniz kişi ben miyim? Yorumunuzu okurken biraz aklım karıştı da, o nedenle size bir not düşeyim istedim. Tabii ki yardımcı olabileceğim bir şey varsa yardımcı olmak isterim...sevinç s tebrik ederim.herkesin keşkeleri vardır ya benim de oldu.arkadaşlık ettiğim biri vardı.gürünlü çalışkan inançlı edepli fedakar.hatta bir keresinde işyerime geldi. vaktinde gelmek için öyle koşturmuştu ki geldiğinde burnu kanadı.ben o zamanlar pek anlamıyordum bazı şeyleri. nedenini bilmediğim ayrılık o günlerde başladı.şimdi ona ulaşmak için çok uğraşıyorum en azından hayatımdaki en önemli keşke benim için O'ydu.yeni numarasını bilmiyorum umarım siz bana yardımcı olursunuz.çünkü o kişiyi tanıyorsunuz.inşallah benim hatalarımı unutur ve tekrar onunla görüşürüz. insan bazı değerleri elinden gidince anlıyor ya öyle işte ...şimdiden teşekkürlerZehra Aman sakın yorulmayın Sayın Şen!Yoran insanlardan da mümkün olduğunca uzak durun,hayatınızdan çıkarın.Hayatta o kadar güzel ve özel insanlar var ki,kimse için çok üzülmeye değmez...Tavsiye Yazık o gözyaşlarınıza,her saça gözyaşı dökerseniz işiniz var Haluk Bey.Leyla'ya söyleyin saç bakımı yaptırsın.Ne o öyle,her yer saç dolu evinizde,üstünüzde ,başınızda...baris yav arkadas bu adam burda iken boyle degildi bu Turkiyeye gitti resmen asik olmus. yok mu oralarda bu arkadasa yardim edecek.Asuman Haluk Bey'in Leyla'sı estee lauder beautiful kullanıyor olabilir mi?harika bir koku...Nilgün Haluk Bey Leyla'yı da savaşkan yaptınız en sonunda...Bıçak kullanmayı da öğretmişsiniz.İsabet yüzdesi iyi de içindekileri bir türlü göremiyor,kör mü ne bu hatun!Bilge Bahar unutulur mu Sn.Şen?Üstelik de bu yıl erken geldi İstanbul'a.Artık Beşiktaş'ta deniz kıyısında çok rahat oturuluyor.Bense son günlerde ülkede olanların karamsarlığındayım.Yazınız ve şiirler çok güzel geldi,hatta karamsarlığımı dağıttı diyebilirim..Haluk Bey'in tek tel saç için yazdığı şiire de bayıldım.Yıllar önce yakınlarımdan birinin edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil'le ilgili anlatılan bir anıyı hatırladım.Kel bir arkadaşının başındaki tek tel saçla ilgili hoş bir şiir yazmış beyefendi tahtaya(hece vezniyle)Necatigil Hoca içeri girince öğrenciler kızacağından korkmuş ve şiiri kimin yazdığını bir türlü söyleyememişler.Meğer Hoca pek beğenmiş şiiri ve kısa bir sorgulama sonrası oldukça yüksek bir not vermiş yakınım olan Bey'e.Haluk Bey'in duygusal şiiriyle pek bir alakası yok,öyle hatırlayıverdim.Tebrikler...ahmet zambaksoy Bütün yazılarınız tek kelimeyle mükkemmel gönülden ve yürekten yazılmış saatlerdir onları okuyorum ve hüzünden alamadım kendimi patronumun manalı bakışlarına ve dağıtım işim olmasına rağmen yine de ayrılamadım bilgisayarın başından, hepsi mükemmel olmuş hocam kaleminize ve yüreğinize sağlıkHaluk Saclarinin tek teline yazdm bu yaziyi, //
Oku bak! Ne kiymetliymis (sana) degersiz saclarin. //
//
Birgun beni ugurlarken okyanuslar otesine, //
Birakmistin bir tanesini polarimin ustunde. //
//
Opup oksamistim onu 12 saat, bulutlarin ustunde, //
Cunku senin kokun, senin rengin vardi ustunde. //
Sonra onu yuzugume bagladim, //
Tasidim gunlerce avucumun icinde. //
Sonra cozdum yuzugumden, //
Sakladim kalbimin en derin yerine, //
Seni tekrar gorunceye kadar Adnan Menderes’te. //
//
Koklayip operdim onu, //
Seni her ozledigimde. //
Hic kimse gormeden ve bilmeden, sen bile! //
//
Sonra gittin birgun, bana haber bile vermeden, //
Goturseydin ya onlari da alip yaninda. //
Her gordugumde bir tanesini halinin/kanepenin ustunde, //
Beni bir kez daha oldurdun her seferinde. //
Ne emailler yazdim sana, //
Niye onlarida toplayip gitmedin diye. //
//
Iskaladin gulum! //
Bicagi kalbimin tam ortasina sapladiginda. //
Sacinin tek teli duruyor hala, //
Kalbimin o en derin yerinde. //
//
Soylesem mi acaba? //
Degmezmissin sacinin bir teline doktugum //
Tek damla gozyasina! //
//
Esma Nur Parlak Sadece şunu diyorum: mükemmel.Mehtap Yazı şiirsel olmuş zaten. Şiire gerek yoktu diyecektim ama şiir de bir harika.Hadi hayırlısı Sevgili Sonsaniye.net okuyucuları. Bu arkadaşımız çok dertli. Bana öyle geliyorki, bu kardeşimizin yuvasını kuralım, hüzünden tasadan kurtaralım. Bekarlık ve yalnızlık arkadaşımıza arkadaşlık ediyor, onu yalnız bırakmayalım.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: