gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Korkular üzerinden değil, ümitler üzerinden çözüm
Graham Fuller’in BBC’ye Türkiye hakkında yaptığı açıklamalar öyle çok fazla matah şe...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Çürüttü ve de ürküttü…
Ergenekon Davası sanığı İlhan Selçuk, gazetesinde hemen her gün “Dava şimdiden çöktü” yo...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Türkiye’nin 200 Yıllık İktidarı / Carborani 1865
Carborani, İtalyancada “Kömür işçileri” manâsına geliyor; Mason kelimesinin &#...

Harun Tokak

Harun Tokak Ey kervancı! Çek kervanı sevgilinin köyüne
Sarışın sonbahar günleri geride kalıyor. Kış kapımızda… Son baharın bu son günlerinde; ü...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Obama’nın Başkanlığı bir devrim midir?
Barack Obama’nın ABD’nin 44. Başkanı olarak seçilmesi elbette devrim niteliğinde bir o...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar
Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar vesilesiyle monotonluğun kısırdöngüsü kırılıyor. Alışılmı...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Bizden Obama çıkmaz!
Amerika'nın 44. Başkanı herhalde bu kadar ülkeyi etkileyeceğini hesap etmemiştir. Bütün dünyada müth...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut CHP nereye koşuyor?
Yıl 1999 - 2000 Kamuran Çörtük beyin BRT televizyonunda çalışıyorum. Rahmetli Şakir Süter’i...

Sezai Şen

Sezai Şen BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ!
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı b...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

DÖNÜŞÜM OLMAYACAK!

Sezai Şen Kendisine öfkeyle açılan bir ağız, nefretle bakan gözler eşliğinde cevap verdi: Gidişiniz olsun, dönüşünüz olmasın!
Sezai Şen Haber 26, Eskişehir
Dünyada en çok sevdiği insanın verdiği cevap karşısında neye uğradığını şaşırdı. Sanki yüreğine bir hançer saplanmış, beyni parçalara ayrılmıştı. Her hücresinde duydu aynı acıyı. Ağzını açıp birşeyler söylemek istedi ancak tek bir cümle bile çıkarmayı başaramadı. Bir anda yüreğini dolduran acı ve zihnini işgal eden hatıralar ile dünyasının yıkıldığını, ruhunun mengenede sıkıldığını hissetti. “Allah’ım!” dedi, söyleyecek bir şey bulamadı; “Allah’ım!”
“Sizi üzdüğüm için özür dilerim. Derdim mutluluğunuza vesile olmaktı ama sanırım yanlış anlaşıldım veya layık görülmedim. Lütfen beni bağışlayın. Ben buralardan gidiyorum. Size mutluluklar dilerim”
Kendisine öfkeyle açılan bir ağız, nefretle bakan gözler eşliğinde cevap verdi: Gidişiniz olsun, dönüşünüz olmasın!
Bu söz onun yüreğinde daha derin yaralar açtı. “Keşke ölseydim binlerce kez de onun ağzından bu sözleri duymasaydım” diye geçirdi içinden. Başını önüne eğip, dünyada en çok sevdiği kişiye ardını döndü. Ayakları gitmek istemiyordu; sevdiğinden uzaklaşmasına neden olan her adımı attığında ruhu ayrı bir darbeyle sarsılıyordu. “Neden” diyordu, “ölmeyi bu kadar arzu ettiğimiz bir zamanda bulmaz ki bizi ölüm?” Dönüp son birkez bakmak istedi sevdiğinin bir zamanlar kendisine sevgiyle bakan gözlerinin içine. “Ama ne fark eder ki” diye düşündü, “şimdi sanki nefretle bakıyorlar!”
Sokakları bir bir aştı, caddeleri bir bir dolaştı. Bir mekansızdı artık o. Hem hayalleri hem kalbi kırılmıştı. Yüreğinde alevlenen yangınla baş edemiyordu. “Bu şehirden ayrılmalıyım artık” diye düşündü. “Kimsenin değil ama ancak ölümün beni bulabileceği bir yere gitmek ve kabirdeki sorgu zamanına kadar susmak istiyorum.”
Babasından kendisine kalan virane bir bina vardı. “En iyisi köye dönmek. Zaten bu şimdi moda!” diye geçirdi aklından. “Onu unutmak için değil, ölene kadar içimde yaşatmak için gidebileceğim en iyi yer orası olsa gerek.”
Aradan geçen onca yıldan sonra birdenbire köylerine dönünce herkes merak etti sebebini. Ancak o çok fazla konuşmadı. Kısa bir süre içerisinde hüznü herkesin diline düştü. Çok uğraşmalarına rağmen en yakın arkadaşları bile ağzından tek kelime alamadılar.
Geri dönüşünün 140. gününde “Mecnun” diye seslendi babasının en yakın arkadaşı, “bana bir şey söylemene gerek yok. Ben seni anlıyor gibiyim. Buna benzer birşeyleri zamanında ben de yaşamıştım. Ama eğer konuşmak istersen beni her zaman yanında bulabilirsin.”
Bitap düşmüş yüzünü taşıyan başını çevirip boş boş gözlerle baktı baba dostuna. Hemen yanıbaşındaki sehpanın üstünde duran dosyadan bir kağıt çıkardı. Üzerine birşeyler karaladı ve zarfın içine koydu. Zarfın üzerine de bir not düştü.
“Salih Amca!” dedi, uzun zamandır konuşmadığı için artık iyice kısık çıkan sesiyle “Eğer benim için birşey yapmayı gerçekten çok istiyorsanız size verdiğim bu zarfı ben öldükten bir süre sonra beni sormaya gelen bayana verebilir misiniz lütfen? Eğer beni sorduğu gün doğum günü ise doğru kişiye zarfın ulaştığından emin olabilirsiniz!”
“Tabii” dedi 80 yaşının son günlerini yaşayan Salih Amca, “ama anlamadığım şey şimdi nereden çıktı bu ölüm falan?”
“Bu” dedi Mecnun kısık bir sesle “sizler açısından bir sır olarak kalsa olmaz mı? Belki ben bunu hissediyorumdur. Hem zaten ben aylardan beri her gün o kadar çok defa öldüm ki ruhumda, yaşadığım ölümlerin çokluğu bedenimi de bitirdi. Ama siz bunu kimseye söylemeyin lütfen!”
Zarfı Salih Amca’ya verdikten sonra kimseyle konuşmadı. Kapandığı odada saatlerce aynı noktaya bakarak, derin düşünceler içinde uykusuz günler ve geceler eşliğinde yaşadı.
Zarfın tesliminin üzerinden 40 gün geçmişti. Salih Amca, her gün yaptığı gibi yine öğlen saatlerinde Mecnun’un bulunduğu derme-çatma binanın kapısını yokladı bastonuyla. İçerden bir cevap gelmedi. Baston kapı ile bir çok defa buluştu ama nafile. Kapı aralığından bir göz görmek, içeriden bir ses duymak mümkün olmadı. Hiçbir hareket göremeyince bir bölümü buzla kaplanmış pencereden bakınıverdi evin içine. Mecnun başını duvara yaslamış, bakışlarını belli bir noktaya dikip öylece kalmıştı.
Hemen evine geri dönüp kendisine bırakılan yedek anahtar ile geldi. Kapıyı açıp içeri girdiğinde Mecnun’un bu dünyadaki hayata veda ettiğini anladı. Gözlerinden yaşlar boşaldı. Mecnun’un baktığı noktadan onun artık görmeyen gözlerine baktı. “Gözü açık gitti öksüzüm, kalbi kırık!” diye hıçkırdı, “Ama bilki seni ve senin yüzünde sevmeye başladığım hüznü özleyeceğim… Cennette buluşmayı umarım.”
Cenazesine köyde yaşayan kadın erkek hemen herkes katıldı. Hafiften yağmurun yağdığı, gökyüzünün bile hüzünden yorulduğu bir ortamda toprağın altına koyuverdiler ızdıraptan yorulmuş bedenini.
Aradan birkaç ay geçti. Son derece soğuk bir şubat gününde, daha önce köyde hiç görülmemiş bir kadının kapı kapı Mecnun’u sorduğu görüldü. Kendisine sorulan herkes sanki anlaşmışcasına Salih Amca’yı işaret ediyordu. “Salih Dede’yi bulun. Onun en yakını o idi. Zaten başka kimse kendisi ile konuşmayı başaramadı” diyordu inatla herkes. “Yoksa” dedi kadın “Ona bir şey mi oldu?” yüreğinde beliren bir garip ürpertiyle.
Kapısının çalındığını duyan Salih Amca, “hayırdır inşaallah” diyerek kapıya yöneldi. Kapıyı açınca dışarıdan içeriye hücum eden müthiş bir soğukla ve yüzündeki hüznü ile birlikte genç bir kadınla karşılaştı. İçinden “bu” dedi, “Mecnun’un bahsettiği olsa gerek”
“Buyurun kızım” dedi, “içeri buyurun, üşümüşsünüzdür.”
“Ben girmeyeyim. Mecnun Bey’i arıyordum. Sizin onu tanıdığınızı söylediler. Kendisini nerede bulabilirim acaba? Kendisine söylemem gereken çok önemli şeyler var. Bir an önce onu bulmam lazım!”
“Onun nerede olduğunu söyleyebilirim kızım sana” dedi Salih Amca, “yalnız önce size sağlıklı ve mutlu ömürler dilemek istiyorum. Bugün sizin doğum gününüz olmalı!”
Genç kız hem merak hem şaşkınlıkla sordu “Bugün benim doğum günüm olduğunu nereden biliyorsunuz?”
Salih Amca, sağ tarafına dönerek pencereden dışarı baktı. Bu arada Leyla kapıdan içeri girmişti: “Mecnun çok sevdiğim bir insandı. Şimdi bedeni toprak oldu, ruhu başka yerlere uçtu. Ölümünden bir süre önce doğum gününde kendisini sormaya gelecek birinden, bir bayandan bahsetti bana. Sonra da bir sayfaya birşeyler yazdı, bir zarfın içine koydu ve o bayana vermemi istedi. Aranızda ne geçtiğini bilmem mümkün değil ancak bugün sizin yüzünüzde onun yüzünde gördüğüm hüznü gördüm. Öldüğünde yüzünde yine o hüzün vardı; eminim kalbi de son atışını aynı hüzünle yaptı.”
Leyla, Mecnun’un öldüğünü duyduğu zaman olduğu yere yığıldı. Vücudunda bulunan bütün gücün iliklerinden çekildiğini hissetti. Daha önce hiçbir şey ve hiçbir kimse için yüreğinin bu derece yandığını hatırlamıyordu. “Neden” dedi içinden, “ölmeyi arzu ettiğimiz zaman ölemeyiz ki?” Göz yaşları hemen yanıbaşındaki nesneleri bile görmesini engelliyordu. “Allah’ım!” dedi, söyleyecek başka bir söz bulamadı; “Allah’ım!”
Salih Amca, Leyla’nın ağlamasına müdahale etmedi. ‘Ağlamak iyi gelir’diye düşündü. Onu bir süre yalnız başına bıraktı. Aradan 15 dakika geçtiğinde elinde bir zarf ile geri döndü. Leyla yığıldığı köşede göz pınarlarını durdurmayı henüz başaramamıştı. Kendisine uzatılan zarfı aldı. Üzerinde “Dünyada en çok sevdiğim insana” diye yazıyordu. Titreyen elleri ve yerinden fırlayacak gibi çarpan kalbiyle birlikte zarfı açtı. Göz yaşları içinde kendisine yazılan satırları okudu:
“Doğum gününüzde size sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyor ve şu müjdeyi vermek istiyorum:
Dönüşüm olmayacak!”

19.Şubat.2007 09:02:40

Puan: 3.0/5 (281 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Haluk
Sezai bey tesekkur ederim yaziniz icin. Bazi arkadaslar demis bu yazi acikli. acaba??? Mecnun yasarak o aciyi hala cekseydi. bunun ustune bir de Leyla gozunu onude eriyip gitseydi? bu yazi baya "iyi" bitmis... Hayat ne kadar guzel seninle EY ARKADASIM, EN VEFALI DOSTUM HUZUN :)
   Haluk
Leyla... hic mecnun leyla'ya kizar mi? ancak kirilir. o leyla'dir, nazlidir. mecnun o naza da asiktir. leyla, mecnun'un tam kalbinin ortasina bicak saplar; mecnun o bicagi tutup kalbini yarip acar. Ki leyla icindekini gorsun.. ama o leyya ya... tabiki gormez.. Leyla, mecnun'un ellerini baglar; mecnun hic bir sey yapamaz. Disaridan bakan Mecnun'un icindekini nerden gorsun, o sakin tavirlarin ardinda... Disaridan bakanlar sadece dagi gorur, iceride kaynayan volkani nerden bilsin? gun gelir zaman gecer, leyla der "i am sorry"....
   Bilge
Sn.Şen, Orhan Pamuk'un son kitabında 'Hüzün' konusu o kadar güzel işlenmiş ki tavsiye edebilirim okurlara.Hüznün edebiyatımıza yansıması,bir zamanların İmparatorluk Başkenti olan Istanbul'un geçen yüzyıldaki(bana kalırsa halihazırdaki gelişmeler başka bir hüzün vesilesi) iç acıtan hüznü pek güzel anlatılmış.
   Tuncay
Güzel, düşündürücü, acıklı, keşke sonu mutlu bitseydi dedirten bir yazı.
   Leyla
Güsel bir yazı olmuş. Nihayetinde sadece Leyla'nın isteğini yerine getiren bir Mecnun var. Ama keşke bu Mecnun, Leyla'nın kızgınlık anında söylediği sözü yerine getirecek kadar kızmasa, kırılmasaymış.
   Yusuf Kurumeşe
Sayın Şen,ben hüznü çok fazla da sevmem.Melankoliden,depresif hallerden çok fazla hoşlanmam,çabucak sıyrılabilirim.Tabiidir ki herkesin hayatı boyunca bu tür sıkıntıları olmuştur. İnsan hüznü öbür tarafa da gönderebilmeli,hatta sıklıkla yapmalı bunu.Bir şarkı dinlersiniz,bir şiir okursunuz,kitaplarınıza dalarsınız,yeni yerler keşfedersiniz dağılır gider hüzün!Müteveffa Mecnun'a -hayatta kalabilseydi- tavsiyelerim bunlar olabilirdi.
   Nihal
Evet edebilirim Sn.Yazar.Bu davranış şekli benim kişiliğimin bir yansımasıdır.Ne kadar kızsam da öfkelensem de sonuç olarak o kişi benim sevdiğimdir.Benim davranış şeklim,duygularım bütün içinde bir şey ifade etmeyebilir,herkesin sevme kabiliyeti farklıdır sonuçta.Ben sevgiyi böyle öğrenmişim demek ki.İçinde intikam,hırs,öc alma gibi duyguları barındıramıyor.Bu yüzden de Sezen'in'gidemem'şarkısındaki gibi sevdiklerimden bir türlü'gidemiyorum'.Sevdiğinizin mutlu,sağlıklı ve başarılı olması siz yanında olsanız da olmasanız da sizi mutlu edebilmeli.Aynı şekilde hastalansa,ya da başına kötü bir durum gelse üzülürsünüz,yardım etmek istersiniz.Sonuç olarak hikayedeki Leyla büyük öfke duymuş olsa da Mecnun'un ölümüne ne kadar üzülüyor.
   Sezai Şen
Bu gece üşenmedim bütün yorumları dikkatli bir şekilde okudum. Bazı yorumlara cevap vererek bu ilginç tartışmanın içine bizzat girmenin iyi olacağını düşündüm…..Nihal Hanım’a öncelikle şunu sormak istiyorum: “Siz sevdiğinize içinizde olağandışı bir acı ve dayanılması mümkün olmayan bir ızdırap bıraktığı, sizi büyük hayal kırıklıklarına uğrattığı için de sessizce teşekkür edebilir misiniz?”…. Diğer yandan Mecnun’un bu hikayedeki ölüm şeklini intihar olarak yorumlamışsınız. İntihar tabii ki haram ve bir çıkış değil. Zaten Mecnun ölmemiş (sizin yaklaşımınızla intihar etmemiş) olsa Leyla ile kavuşacaktı. Yani hikayeyi dikkatli okuyan insanların bu ince ayrıntıyı kaçırmaması gerekmez mi? Diğer yandan bir de ‘sebep olan yapan gibidir’ gerçeği, bir yorumda denildiği gibi Leyla’nın tutan, kabul olan bedduası var. Beddua etmek de dinimizce sakıncalı, hiçbir şekilde müsamaha gösterilmeyen davranışlardan birisi değil mi?.........Değerli dostum Ebubekir Toy da yazıya kendimden bir şey katıp katmadığımı sormuş. Şurası var ki genelde bu formattaki bir yazıyı kendiniz hissetmeden, yaşamadan pek kolay yazamazsınız. Evet bu yazıya ruhumdan, ızdırabımdan, sevgimden, hasretimden ve aklımdan birer porsiyon kattım…….Sayın Yusuf Kurumeşe, hüznü öbür tarafa göndermekten bahsetmişler. Ancak kendileri de bilirler ki dünya üzerindeki son insan nefesi verilmeden hüzün dünyamızı terk etmeyecektir……….Esma Nur Parlak hanıma yazılarımı oldukça dikkatli okuduğu için teşekkür ederim. Çünkü bir önceki yazının son cümlesi ile bu yazı arasında gerçekten bir ilişki vardı. Orada hüzne ‘gidişin olsun, dönüşün olmasın’ diyen bizzat bendim. Keşke, Sayın Parlak’ın önerdiği hüzün Mecnun’a, Mecnun’un Leyla’ya yaptığını yapabilseydi. Yani Mecnun’u terk edip gitse ve ölene kadar sessizce yaşasa ve ‘dönüşüm olmayacak’ notunu bıraksaydı. Sanırım en güzel doğum günü hediyesini vermiş olurdu Mecnun’a…….. Evet güzel bir tartışma oluyor. Bu arada meslektaşım Sayın Ferihan Özmen’i de yorumcular arasında görmekten memnun olduğumun altını, üstünü, yanını yöresini çiziyorum, iyi mi:)……….
   ferhan
Sezai Bey yazınız gerçekten aşkın en derin ifadesini sunmuş. Mecnunun terk edişi, Leyla'nın öfkesi. Bence insan sevdiğine kızar ve öfke duyar. :) Keşke Mecnun da bu öfkeyi onun sevgisine yorsaydı da onu o güne kadar bekleseydi. İntikamların en büyüğünü yaşatmış bence Leyla'ya. Yazık etmiş... Keşke boş yere bana nefret duydun. Döneceğini de biliyordum. Ama üzülme ben seni affettim deseydi de Leyla'yı bu kadar harap bırakmasaydı:) Neyse, kaleminiz gerçekten çok büyülü. Sizi okumak bir zevk. Hele ki edebi ve sanatsal yazılarınız takdire şayan...
   Yusuf Kurumeşe
Sn.Yazar hüznü öbür tarafa gönderirsek başka duygulara kocamaaan yerler mi açılır gibi bir 'the end'tasarımlamıştır diye düşünmeden edemiyoruz.
   Nur
Neler görüyorum efendim!, Semih Sancaklı buradalar.Semih Bey adınızı görünce 'Ak Tolgalı Beylerbeyi haykırdı,ilerle;Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle' dizeleri geliyor aklıma.Neden böyle bir izlenim bırakıyorsunuz şahıslar üzerinde bilmiyorum.Müsait bir zamanınızda açık edebilir misiniz? Şahane yorumunuzdan ziyadesiyle etkilendim.Kuru dallar arasında sen gelirsin aklıma oldum yani.
   Mahizer
Rica ederim Toy Bey!Hikayedeki Leyla'dan bol ne var günümüzde?Gerçek Leyla'yı sorarsanız söyleyeyim:Hrant'ın eşi Rakel.Törende o kadar içten bir konuşma yaptı ki!'Sevgilim' kelimesinin bir kadının ağzına bu kadar nasıl yakıştığını ilk kez duyuyorum.
   Juliet Tarlakuşu
İşte böyle Sn.Topçu.Ben gariban tarla kuşu Juliet, böyle bir mitos öyküledim.Siz bana bir-iki satır yazın bi şey sorun ,ben size yarım ekran mitos anlatayım.Acayip kuşların işi bu, her daim cik ciklemek...
   Juliet Tarlakuşu
derken derken(masalcı anaya dönüştük)ne görelim , aklın simgesi(kurt simgesi değil dikkat edilirse)Tanrıça Athena=savaş tanrıçası bütün haşmetiyle karşımıza çıkıyor.Bu yunan gavuru savaşta işe yarayan aletler yapmak mı istersn,ilk makina olarak tanımlayabileceğimiz değirmenler mi istersin...Beyaz una su katılarak (suyu ne kadar artırırsan karın-ince a- o kadar artar)yapılan ekmek fireyi en aza indirgedi.Al sana hileli iş!Tekhne herşeyi kapsar diyebiliriz.güzel sanatları,bilgeliği,şiir yazmayı...Çünkü,zira insanoğlu çok yönlü bir varlıktır.Amma insanı ve dünyayı hilelerden,denetimsiz tekneden korumak en önemli ve de en büyük kazancımız olmalıdır.Ahlaki yönü olan tekhneden söz edebiliriz.Hikayeyle bağlantı kuralım:Ne gereği var şimdi ortalıklardan kaybolup leyla'yı çatlatmaların,üzmek için ölmeye yatmaların...Sonra Leyla Hatun:'yok ol,toz ol,görmesin gözlerim mealinde laflarla Mecnun Beyefendi'ye neden bağırıyor,çağırıyor?Ne bu şiddet,bu celal!Baştan makul,mantıklı konuşsa olamaz mıydı?(ama bazı adamlar gerçekten delirtebilir,mecnun filan boşverin bu hakikattir)Ardından mektubu açar açmaz bir gözyaşı,bir sel felaketi.Belki de Sn.Yazar hoşluk olsun,tartışma çıksın diye böyle bir öykü kaleme almış,nabızları ölçmüştür(Eski Yunan'da tıpçılar pek sevilirmiş laf aramızda).
   Juliet Tarlakuşu
Topçu Bey'e izahat topaçlaması:Teknenin(sosyetedeki tekneler değil parantez içi)içinde uyum sağlama vardır da uyumsuzluğun uyumu diyebileceğimiz,aldatma,aldanma,kadere aykırı davranma ve bir meydan okumadan söz edebiliriz.Antik Yunan'da bolca masal bulunur laneth tekhne üzerine.Sonuç olarak antipati duyulmuş bu tekneye Yunan'da Topçu Bey.İnsanla dünyayı uyum içinde görür Batı Mitosu.Oysaki Doğu Mitosu(Örn.Sümer)dünyanın dört dörtlük yaratıldığını,insanın dünyayı bozduğunu söyler.(Mesela Bush oğlu Bush sen gel Atlantik ötesinden boz güzelim Bağdat'ı,yok et insanlık mirasını)Batı mitosu dünyayı insanla uyumlu hale getirir.Örnekleyelim:Mesela İkarus'un babası(otobüs markası var ya)bir takım düzenekler icat eder ve oğluyla içeri atılır.Orada da rahat durmaz ,icat ettiği kanatları takarak oğluyla hapisten uçarak kaçar(uçanla kaçan kurtulur buradan mı türedi merak ediyoruz).Güneşe yakın uçan veled İkarus balmumundan kanatlar eriyince,pat yerde.Sen misin Zeus'a karşı çıkan!Devamı var.
   ebubekirtoy
sayınn yazarın bu güzel hikayeyi anlatırkrn yada yazarken acaba kendindende bir parça bularak hissederekmi yazdığını merak ediyorum ...malesef hayata artık ne leylalar nede mecnunlar var belki mecnunlar vardır ama leylalar malesef.....
   Cemil Topçu
Arkadaşlar boş yere onu bunu tartışmayın. Leyla'nın bedduası tutuyor işte. Mecnun'un dönüşü olmuyor. Mecnun da ayrılık ölümden beter diyor ve öleceğini hissediyor. Adı üstünde Mecnun bu. İnsanlar mecnuna döndüklerinde yaptıklarından ne derece sorumlu olurlar o bilinmez. Var mı bunun ötesi?
   Esma Nur Parlak
Tartışma almış başını gidiyor. Ben Merhaba dostum hüzün yazısını okurken fark ettim ki yazar o yazısını bitirdiği cümleden hareketle sanki yeni bir yazı yazmış. O yazıda hüznü kovuyor ve gidişin olsun dönüşün olmasın diyor. Bu yazıda belki hüzün adına dönüşüm olmayacak diyebelirdi ya herneyse.
   Nihal
Aşk vardır ve olanca gücüyle gerçektir.İnsanın bir anda hayata bakışını değiştirecek kadar güçlü bir duygudur.Bana göre kavuşup kavuşmamak çok da önemli değildir.Şöyle diyelim,içinizden bu olağandışı duyguyu size yaşattığı için sevdiğinize teşekkür edebilirsiniz sessizce.Kimbilir Mecnun böyle de yapabilirdi.Allah'ın bizlere emanet ettiği kutsalı,canımızı korumak inancımızın gereğidir hem sonra.Yine de Sn.Yazar'a teşekkürler,ilginç bir hikaye ve de tartışmalı oldu sonuçta.
   Munise Yazar
Anlatmak istediğim çok açık;insan kendisini gerçekten sevenleri,sevdiklerini üzemez, yoramaz,aldatamaz,oyun yapamaz diyorum,daha da açık istiyorsanız,aşk denilen duygu marazidir,hastalıklı bir duygudur,yani sonuçta sağlıksız bütün duygular gibi(kıskançlık örneğin)insanın benliğini yok eder.Esas olan sevgidir,şefkattir ve çoğu kez yanı başımızdadır.Kişiden kişiye değiştiği de çok yerinde bir saptama.
   Mahizer
Benim anladığım kadarıyla aşk kişilerin kişilik yapılarıyla birebir bağlantılı.Bu yüzden de kimsenin kimseyi anlaması gerekmiyor.
   Juliet
Hile,aldatma sanatıdır teknolojinin kökü olan 'tekhne' efendim.Eski Yunan'da ilk kez kullanılmıştır.Mitoloji,felsefe meraklıları bilirler, derinlere inmeniz gerekir Sn.Topçu Bey.
   Semih Sancaklı
İçindeki acının kendini bitireceğinden bu derece emin bir aşığa bu dünyada rastlanmaz, ancak yazılarda, hikayelerde karşımıza çıkabilir. Acıklı, güzel ve zekice yazılmış.
   Mehtap
Munise Yazar'ın ne demek istediğini anlayan var mı? Bir alttaki yorumu yazan kişi ile aynı kişi de olabilir mi?
   Cemil Topçu
Meğer bir tarla kuşuymuş Juliet yorumunu yazan arkadaşım. Tekhne aldatma, hile sanatı değildir. Hem hikayede böyle bir şey yok hem de tekhne bugünkü manada yüksek sanat anlamına geliyor. Bunu da nereden çıkardınız?
   Selim Cıbık
Acıklı macıklı öyle ya da böyle ama ilginç bir hikaye olmuş.
   Cemil Topçu
yazıdan ziyade yorumlar acaip
   Munise Yazar
Vay canına Sn.okurlar!Artık herkes oyun kurucu olmuş,komplocu olmuş.Sonunda ölüm de olsa adrenalin yükselsin,heyecan olsun istiyor postmodern insan türü.Diger bir neo-klasik türü de(adından rahatlıkla anladığımız,ay-mehtap filan) der ki'Bazı kayıplar bir kereye mahsustur,değer bilin milin'.Allahıma şükürler olsun,ne oyundan anlarım ne de kayıp edebiyatı yaparım.Bildiğim tek şey vardır:İnsan sevdiğini hiçbir şart altında üzemez,yoramaz,ağlatmaz.Hastalandığında o da hasta olmuş gibi olur.Bu kadar.
   Meğer bir tarla kuşuymuş Juliet
Bakıyorum herkesler kendi çaplarında birer feylesof olmuşlar aşık ve de maşuk rollerine bürünerekten.Ey Shakespeare gel de gör postmodern perişan dünya aşkı ne hallere düşürmüş!Senin kahramanların aldatma,hile sanatı(tekhne)üzerine mi kurmuşlardı dünyalarını?Sen mi öğrettin bu işleri bizlere yoksa?Bildiğim Romeo Juliet'te böylesi oyunlar mı vardı aşkın içinde?Meğersem Şairlerin şairi,intikam soğuk yenen bir yemekmiş,öyle derler yurdumun aşk mağd(r)urları...
   Mehtap
Bence bu yazıda vurgulanmak istenen şey sizi gerçekten sevenlerin değerini zamanında bilin; bazı kayıplar bir defaya mahsustur. Ve bu mantalite içinde hadise oldukça iyi dramatize edilmiş.
   FATİH CANDAN
Hikaye dertleri olanlar için bir anlam ifade ediyor.Leyla can havliyle mecnunu ararken''onu bulmalıyım kendisine söylemem gereken ck önemli...'' vardı derken önemli şeyleri de duysaydık iyi olurdu.
   nadire celikkanat
Dramatik bir hikaye, askin duyarliligi yaninda, gizliden bir ask intikami var, hemde askina kiyarcasina, salt sukut ve soyutlayarak kendini, leyladan muthis bir intikam aliyor, cunki biliyor leylanin gelip soracagini bunun icin bu sonu hazirliyor, bu intikam duygusu o an herseyden daha tatli geliyor, vede sonu oluyor... ama bu askin marazi yonu, ask mucadele ettikce cekim gucunu devam ettirebildikce guzeldir, dilegimde odurki, gercek sevgiyi bulduguna inanan herkes bunun icin herturlu sartta mucadele etsin,,, saygilar
   Suna Misir
fazla duygusal bir hikaye.rasyonel olmalıyız.
   Leyla vü Mecnun
Bu hikayedeki kişilerde marazi durumlar var sanki.Leyla çok agresif(elektrikler kesildi dese adamcağız anlardı),Mecnunsa her şeyi aşkına endekslemiş,tutkularını kontrolden aciz birisi.Mecnun profesyonel yardım alsaydı bugün hayatta olabilirdi(öneri sadece).Leyla da leydilik kurslarına gönderilebilirdi İsviçre'ye.Ama sizli bizli konuşmaları çok enteresan,burada gizli bir -eski Türk filmlerinde rastlanan- nezaket de yok değil(tebrikler ama aralarındaki ilişkinin derecesini çözemiyoruz).Gerçi Napolyon Josephine'le dargın olduğu günlerdeki yazışmalarda bu siz hikayesine fena halde bozulmuş ve 'Sensin siz'!diyerek mektubunu bitirmiş derler...
   sevinç sarı
tebrik ederim .ancak çok acıklı bir yazı.bu kadar umutsuz olmamalı bence.biraz da kavuşmak için çaba harcamalı.yenilgiyi hemen kabullenmemeli.sevgide ısrarlı olmalı. zerdadaki bir replik aklıma geldi.sevenler kavuşamazsa efsane olur .ben efsaneden ziyade gherçekten aşkın paylaşılmasından yanayım.şunu söylemeliyim ki çok duygusalsınız.emeğiniz için tebrik ederim tekrar.
   Esma Nur Parlak
Sezai Bey, yüreğinize sağlık. Sonu gerçekten çok vurucu bitirmişsiniz. Tebrik ediyorum.

Sezai Şen Arşivi
BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ! 10.Ekim.2008
Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM 14.Ağustos.2008
AK PARTİ'Yİ KAPATACAKLAR! 24.Temmuz.2008
YOKSA SİNAN AYGÜN, ERGENEKON'UN BASIN TOPLANTILARINI MI YAPIYORDU? 05.Temmuz.2008
GÜLEN, ASLINDA GURBETTE AĞLAYANDIR 26.Haziran.2008
ALLAH ANKETİNİZİ KABUL ETSİN! ( Yüzde 82 Türkler kazanır) 24.Haziran.2008
Bir annenin tutmayan yanı... 17.Haziran.2008
Bu nefreti anlayabiliyor musunuz? 20.Mayıs.2008
HAZİRAN 2007'DE IRAK'A GİRMEKTE TEREDDÜT EDEN AKP'YE KIZANLAR ŞUBAT 2003'TE IRAK'A GİRMEK İSTEYEN AKP'YE ATEŞ PÜSKÜRÜYORLARDI 08.Haziran.2007
IRAK SINIRINA YIĞINAK YAPARKEN PÜLÜMÜR'DE BASKIN YEMEK 05.Haziran.2007
SÖYLEDİKLERİNİN HİÇBİRİNİ YERİNE GETİRMEYENLER PARTİSİ SEÇİM VAATLERİNİ GURURLA SUNAR! 04.Haziran.2007
OPERASYON İŞE YARAMAZ BİZ EN İYİSİ FETH EDELİM! 25.Mayıs.2007
TEKRAR AKP GELİRSE DARBE OLUR (YERSENİZ!) 21.Mayıs.2007
AK PARTİ'Yİ KAPATMAZLAR! 10.Mayıs.2007
DARBE VE MUHTIRALARDAN BUNALMIŞ BİR VATANDAŞIN MUHTIRASIDIR! 01.Mayıs.2007
BU ORTAMDA SEÇİM OLURSA AK PARTİ YÜZDE 50 OY ALIR! 28.Nisan.2007
SAÇMALIYORLAR! 25.Nisan.2007
GURBETİN TRENLERİ GEÇER İÇİMDEN... 23.Nisan.2007
KANATSIZ MELEK! 15.Nisan.2007
SEZER'İN KONUŞMASI SANKİ MİTİNGE ADAM TOPLUYOR!! 14.Nisan.2007
RUHUMA SIKILAN BU AZAP NİYE? 02.Nisan.2007
BAHARI UNUTTUM! 07.Mart.2007
DÖNÜŞÜM OLMAYACAK! 19.Şubat.2007
MERHABA DOSTUM HÜZÜN! 03.Şubat.2007
SADDAM'DAN ÖNCE HUZUR VE DEMOKRASİ ASILDI! 07.Ocak.2007
ESKİ ATICILARDAN BİR CEM UZAN KALDI GALİBA! 15.Aralık.2006
DİNDAR MIYIZ YOKSA SAHTEKAR MI? 26.Kasım.2006
BAŞLIKSIZ YAZI 14.Kasım.2006
HAKARET İPİNE BAĞLI NOBEL! 14.Ekim.2006
RAMAZAN BEREKETİ BÜTÜN AÇLARI DOYURMAYA YETER Mİ? 23.Eylül.2006
ASKER GÖNDERMEYELİM; YARININ ASKERLERİNİ YETİŞTİRELİM! 02.Eylül.2006
GÜN GELECEK İSRAİL İLE SAVAŞACAĞIZ! 13.Ağustos.2006
EY 'KÜFREDER' TİTRE VE KENDİNE GEL! 26.Temmuz.2006
ZULMÜN ARTMASINA NEDEN OLMAK DA ZULÜMDÜR! 14.Temmuz.2006
4 MİLYAR DOLAR BİR AYDA NASIL 6 MİLYAR DOLAR OLUR? 07.Temmuz.2006
KUSURA BAKMA ANNECİĞİM, KUSURA BAKMA! 19.Haziran.2006
ÖKSÜZLER (şiir) 12.Haziran.2006
SENSİZ OLAMAM Kİ ÇEŞM-İ SİYAHIM 31.Mayıs.2006
AĞLATAN AŞKTIR 24.Mayıs.2006
SALDIRIYI GERÇEKLEŞTİRENLER BELLİ! 19.Mayıs.2006
'Neler oluyor?'un cevabı: Kendi pimini çeken millet 13.Mayıs.2006
HÜRRİYET, BAŞBAKAN'A BUNU NİYE YAPTI? 05.Mayıs.2006
ACELE KARAR VERME! 04.Mayıs.2006
AK Parti ile ‘Tek Parti’ dönemi! 30.Nisan.2006
Irak'ta PKK, Meclis'te TMK operasyonu! 27.Nisan.2006
Demokrasiden bahsetmek suç galiba! 25.Nisan.2006
Bildin mi şehidim? 24.Nisan.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

AKSİYON'DAN SÜPER KAPAK: YÜKSEK HEGEMONYA HSYK

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?

İRAN'DA TOPLU İDAM...

İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.

FETHULLAH GÜLEN ONUN YÜZÜNDEN YURT DIŞINA ÇIKTI!

2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» SEDAT PEKER'İN KARISI HAMİLE
» MEHMET Y. YILMAZ PLAYBOY OLDU!
» RUS GAZETECİNİN İLGİNÇ İDDİASI
» AYŞE ARMAN: BANA ZAMAN'DA YAZDIRIRLAR MI?
» EKREM DUMANLI DOĞAN GRUBU'NU FENERSİZ YAKALADI
» MİT'İN PARASINI PAVYONDA YEDİLER, BORSADA BATIRDILAR
» ERGENEKON MAHKEMESİ HARUN ODABAŞI VE FEHMİ KORU'NUN BİLGİSİNE BAŞVURACAK!

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
» BU DEVLET BANA ADAM ÖLDÜRTTÜ!
gasteci.com © 2008