Şimdi... Akın İpek Kanaltürk'ü satın alarak büyük bir iş yaptı ya. Akın İpek bu işi yaparken Türkiye'nin Murdoch'u, Türk Medyasının Kralı, aslında Türkiye'nin en büyük sorunu olan gazete ve televizyonların sahibi olan Aydın Doğan'dan icazet almadı ya... İşte sorun bu...
Bunun için gazeteyi şöyle bir açıp, nereden vurabiliriz araştırması yapıldı ve güncel olay Leyla Gencer'in ölümü hakkındaki yazımı buldular. Ey Aydın Doğan, Vatan ile Sabah-ATV'ye, Milliyet ile Bugün-Kanaltürk'e saldırt bakalım. Bir gün bir molla kasım gelir, senin de defterini eline verir! Herkesle savaşamayacağına göre... Medyatik ortamı kendi dilediğin gibi dizayn ettiğin günlerin geride kaldığını görmek seni çıldırtıyor olmalı... Bazıları istemesede Galatasaray şampiyon olacaktır. Ve her zaman söylediğim gibi Türkiye'nin en büyük sorunu Hürriyet Gazetesi zihniyetidir.
Milliyet Gazetesi önceki gün yazdığım "Leyla Gencer hangi dine mensuptu" başlıklı yazımı birinci sayfadan haber yapmış ve demişki, "Böyle saygısızlık görülmedi."
Olabilir, haber yapabilir. Bunda sorun yok, sorun benim bu yazım üzerinden Bugün Gazetesi ve bu gazetenin sahibi Akın İpek'i vurmak. Yoksa Leyla Gencer'in külerinin boğaza saçılması yada boğaza saçılmasına karşı çıkılmasının onların umurunda olduğunu sanmıyorum. Tabii eğer umurlarındaysa bu başka bir tartışma konusunu getirirki, o tartışmaya şimdi girmek istemiyorum.
Şimdi... Akın İpek Kanaltürk'ü satın alarak büyük bir iş yaptı ya. Akın İpek bu işi yaparken Türkiye'nin Murdoch'u, Türk Medyasının Kralı, aslında Türkiye'nin en büyük sorunu olan gazete ve televizyonların sahibi olan Aydın Doğan'dan icazet almadı ya... İşte sorun bu... Bunun için gazeteyi şöyle bir açıp, nereden vurabiliriz araştırması yapıldı ve güncel olay Leyla Gencer'in ölümü hakkındaki yazımı buldular.
Bilderbergci Sedat Ergin'in bu durmlar pek umurunda değildir. Çünkü onun yönettiği gazetede din ayrımı, ırk ayrımı, ayrımcılığı her zaman yapılır. Ama bu önemli değil, önemli olan Akın İpek'e Türkiye'de bir medya grubu daha olduğu, pastayı paylaşacak bir kişi daha medya ortamına girdiği için vurmaktır. Vurmaktır amaç, çünkü, ormanlar kralından icazet alınmamıştır.
Doğan Grubu her zaman Türkiye'nin en büyük sorunu olmuş, medyasını sürekli bir kılıç gibi kullanmış ve rakiplerini sindirmek için türlü-çeşitli yalan haberleri sayfasına koymaktan hiç kaçınmamıştır.
Grubun en büyük gazetesi Hürriyet'in son 15 gün içindeki üç manşeti, tamamen yalan üzerine kuruluydu ve tabii ki hemen yalanlandı.
Grubun Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üzerindeki etkisi de kullanılarak Milliyet'in benim yazımla ilgili haberine dayanarak hemen bir kınama bildirisi yayınlandı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti... Kim ki bunlar, kilise kökenli opera müziği bunları neden ilgilendiriyorda hemen kınama yayınlıyorlar.
Kaldı ki kendilerinin kınamasının benim için hiç bir önemi olmadığını buradan ilan ediyorum. Hatta adım Engin Ardıç olsaydı şahsımı hedef alan bu bildiri karşısında 'under my testical november general' bile diyebilirdim.
Böyle demiyorum, ama Türkiye Gazeteciler Cemiyeti denilen dinazorlar klübünün bu bildirisini önemsemediğimi ilan ediyorum. Çünkü, benim sözkonusu yazım onların anladığı, anlamak istediği şekilde değildir. Kaldı ki, Cemiyetin re'sen harekete geçtiği pek vaki değildir, muhtemelen Doğan Grubu onları harekete geçirdi. Ki yazımın yayınından tam 48 saat sonra, milliyetteki haberden ancak sonra harekete geçtiler!
Şimdi... Ben sözkonusu yazımda Türk Medyasının Leyla Gencer'in ölümünden sonra verdiği haberlerin Türk halkını yanıltmaya yönelik olduğuna dair bir yorumdu. Haberlerde Leyla Gencer'in müslüman olduğu vs. yer alıyor. Gencer için camilerde Kuran okunuyor, kilisede ayin yapılıyor, sonra da krematoryumda yanan cesedin küllerinin boğaza saçılması vasiyeti haberlere konu ediliyordu.
Ben bu çelişkilere dikkat çektim ve dedim ki "Bu nasıl bir iştir." Bir insan hem hristiyan, hem müslüman olup hem de cesedinin yakılmasını vasiyet ediyorsa bu durum acaip bir durumdur. Bir insan bir dine mensup olur, diğer dinlere de saygı gösterebilir. Bunda sorun yok, sorun Gencer'in vasiyeti ile inançların çelişmesidir.
Kaldı ki, Leyla Gencer, sanatında bir diva ise bu divalığı batı kültürüne hizmet etmektedir. Bunun Türk-Müslüman kültürü ile alakası yoktur. Dolayısı ile küllerinin boğaza saçılmaması gerektiğini söyledim. Mesela italya'da kıyılarda bir yerlerde denize saçılabilirdi.
Öyle ya, vasiyet eden herkesin külleri boğaza saçılabilir mi? Denize sigara izmariti atmayı kötü görüyorsunuz, ama bir insan cesedinin küllerini oraya saçmakta bir beis görülmüyor. Boğaz Ganj Nehri değildir.
Bunları söyledim, ve Milliyet tarafından lanetle anıldım.
Şimdi soruyorum, siz bu ülkede insanları irtica irtica diye karalarken neyin ayrımını yapıyorsunuz, bu din ayrımı olmuyor mu?Ayrımcılık olmuyor mu?
Siz TGC yöneticileri bugüne kadar hangi dindar müslümanın hakları medya tarafından çiğnendiğinde ortaya çıktınız da kınama bildirisi yayınladınız?
Kınamakla bir şey oluyorsa bende sizi kınıyorum, hem kınıyorum, hem lanetliyorum.
Yorumlar le havle la havle le havle o yorumun bir devam yorumu olduğu "ek olarak" diye başlamasından belli, yayınlamayacaklarını bildiğim için ikinci yoruma özellikle yazdım "ek olarak"ı. dokundu çünkü, yayınlayamazlardı. günahlarını biliyorlar demek ki bile bile yapıyorlar yani. bu da bana yeter.ali bildirici Nuh bey teşekkür ederim. bence kendi doğru bildiklerinizi dile getirmişsiniz. ve söylediklerinizin genelinde haklısınız.Dilek Yilmaz Kaleminize saglik hocam, yerden goge kadar haklisiniz. Her daim arkanizdayiz.
Vasiyet ya da degil, farketmez, Bogaz'a kullerin, hele bir cesetten geriye kalan kullerin savrulmasi hangi acidan bakilirsa bakilsin sacmaliktan ibaret. Cevreci gozuyle bakalim haydi; her gun sayisiz Istanbullu balik tutarken o kulleri yutmus baliklar oltaya takilip sofralarimiza mi geliyor... dusuncesi bile igrenc. adaminbiri Türkiye'de sadece onlar ve onların balotajından geçenler gazetecidir, onların sevmedikleri gazeteci sayılmaz, çalıştığı kurumlar da gazete radyo tv değildir. Sen kimsin ki Nuh Gönültaş köşe yazıyorsun. Bir kere istanbullu değilsin, anadolunun ücra bir köşesinden gelip Bab-ı Aliye kafa tutuyorsun. Burası af buyur anasını süsleyip babasına satanların semti. Ayriyetten seni hiç gece hayatı içinde görmedik. Mesela Perapalas'ta dansöz alemlerine geliyormusun?
Prostatlı abilerim Gazeteciler Cemiyeti'nin eskiden her ay düzenlediği rutin eğlencelere hususi araçlarla gider bir güzel yorgunluk atardı.
Hesabı da cemiyet öderdi bir güzel.
Bak Darıca huzurevi hakkında hiç bilgin filan da yoktur senin şimdi. Ben de seni kınıyorum Sayın Gönültaş, arada bir gel görün Taksim Cemiyet barında yoksada daha kötü kınarım haberin olsun..la havle le havle relax ol.kasma kendini.. emre dündar ne acı ki böyle kara cahiller adamdan sayılıyor artık... A be Nuh bey, batı kültürüne hizmet vs. diye saçmalıyorsun, sorarım sana mesela Dostoyevsky, ya da diyelim Cervantes, beethoven gibi zihinler sadece batı kültürüne mi hizmet ettiler. Sen böyle şeylerden nasiplenmemişsin o ayrı...Paralı kalemlerin çoğu kalitesizdir ya, senin gibisi hiç görülmedi.... Kürşat Kültigin Birileri bu illizyona dur demeliydi. Yıllardır batı kültürünü Türk kültürü gibi yutturanların maskesinizi düşürdünüz. Tepkileri ondandır. Bundan sonra bunlara göz açtırmak yok hocam. Türlüğü kirli emellerine alet edenlere gereken cevap verilecektir. Daha sorgulanması gereken çok şey var..le havle ek olarak bugün gazetesinde yazdığın yazıdan dolayı aldığınız kınama yazısını neden bugün gazetesinde değil de "gasteci.com"da (dilimizi de katlettiniz zaten) yayınlıyorsun. daha önce de yazında subaylara laf atıp sonra izne çıkmışsın. kaçak dövüşüyorsun.yiğit vahid özden 'under my testical november general' Yazıda geçen bu ifadede general sözcüğü yanlıştır..paşanın kendisinin kullanılması dil bilgisi açısından daha dogru olurdu..general kelimesi uydurma bir kelime olduğundan pasha kelimesi uygundur..Şöyleki portekizceden gelen 'tegmen' sözcüğü bizdede askeri hiyerarşiyi belirtirken kullanılan 'en önemli' adlardan biri..meselenin kaynağı biz askeri rütbeleri batının çeşitli ordularından almışız..yeri gelmişken sadece biz değil maalesef tüm dünyada bu kelimeleri almıştır.Bizkaçkişiyiz hareketine selam olsun kanaltürkte verilen mücadele devam edecektir...cafer elibol gece haberlerinde sayın gönültaş SKYTÜRK(Türk kanalı gerçekten!!! sky sıkmaktan geldiği için, sıkıyor işte söylüyoruz diyorlar herhalde) tarafında uzun uzun diva ya (dubamıydı)hakaret ediyor anlamında eleştirildi.bu muhteşem turk kanalınıda ben kınıyorum.akinan -genç- yalçının triosunun atış poligonu kanal (kurusıkı tabiiNahit Karakılıç Önceki yazıda bu nefret ve kinin ifade biçimi çok düşündürücü! Aydın Doğan vs. bunların arkasına sığınmanın da anlamı yok. Çünkü kin, nefret ve hakaret içeren bir yazı. Müslüman olduğunu iddia eden bu şahsın, bir ölünün ardından böyle bir yazı yazması da düşündürücü tabi. Hele bu şahıs bir gazeteciyse iyice düşündürücü.cafer elibol sayın nuh kardeşim
Allah razı olsun.cesurca ve mükemmel bir cevap
Kainat bizim bakış açımıza göre bir anlam kazanmaktadır. Hayat bir insana tamamen anlamsız ve saçma gelebildiği gibi, başka birine sonsuz manalarla dopdolu hikmet ve güzellikler taşıyan bir süreç şeklinde görünebilmektedir.
Sivas'ta 39 yıldan bu yana fotoğrafçılık yapan Sönmez Kınaş ünlü sanatçının 1972 yılında askerlik yaparken siyah-beyaz çektiği fotoğrafını digital ortamda renklendirdi.
78. paralel üzerindeki Longyarbyön kasabasında bulunan küçük mezarlık bundan 70 yıl önce yeni cenaze kabul etmeyi durdurmuş. Çünkü kasabada cesetlerin, soğuk nedeniyle hiç bir şekilde bozulmadığını keşfetmişler.
Aysun Kayacı özel hayatı ile ilgili merak edilenleri konuk olarak katıldığı ’Orada Neler Oluyor’’ programında açıkladı. Sevgilisi Ozan Sevindik ile olan beraberliğini anlatan Aysun Kayacı ilk karşılaşmalarında futbol takımı yüzünden kavga ettiklerini ancak daha sonra bu kavganın mutlu bir birlikteliğe dönüştüğünü anlattı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Bu şarkı Burada Bitmez adlı albümde seslendirdiği Bayazıt'a ait Sana Bana Vatanıma Ve Ülkemin İnsanlarına Dair şiiri TVNET tarafından klipleştirildi.
İstanbul halkı büyük bir tehlike ile karşı karşıya! Başbakan’ın da ofisinin bulunduğu Dolmabahçe Sarayı’nın tarihi havalandırma boşlukları 2 yıl önce yapılan kanalizasyon hatası nedeni ile tamamen doldu ve metan gazı sızmaları başladı.