Bayram Meral ve Derviş Günday'ın milletvekili seçildikten sonra sendikalardan maddi menfaat sağlamaya devam ettiğinin ortaya çıkmasıyla sarsılan CHP'de şimdi de Çankaya depremi yaşanıyor.
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'ın belediyedeki rüşvet çarkını anlattığı ses kaydı, Ankara'ya bomba gibi düştü. Eryılmaz'ın yaptığı itirafları vahim bulan iktidar ve muhalefet partileri, CHP'ye "gerekeni yap" çağrısında bulundu. AK Parti Grup Başkan vekillerinden Nihat Ergün, olayın ibret verici olduğunu belirtirken, öncelikle CHP'nin inceleme başlatması gerektiğini söyledi. Ergün, "CHP başkasına çamur atmak yerine önce kendi evini temizlemeli." dedi. Mustafa Elitaş ise Belediye Başkanı'nın bile rüşvet çarkına isyan eder hale gelmesinin çok vahim bir tablo olduğunu vurguladı.
İddialar, iktidar partisinin yanı sıra muhalefeti de rahatsız etti. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, "Gazetelere yansıdığı kadarıyla durum gerçekten çok vahim ve çirkin." derken, DSP Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Erçelebi, "Kimse 'benim hırsızım, yolsuzum daha iyi, seninki kötü' dememeli. Bu tür iddialar incelenmelidir." uyarısında bulundu. Kanal 7'de önceki akşam yayınlanan Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'a ait ses kaydı siyasetin gündemine oturdu. Söz konusu kayıtlarda belediyedeki rüşvet çarkını anlatan Eryılmaz, yamyam nitelendirmesinde bulunduğu CHP'li meclis üyelerinin kendisinden tehditle rüşvet aldığını ifade ediyor. Eryılmaz'ın izleyenleri şoke eden itirafları siyasi partilerin tepkisini çekti.
AK Parti Grup Başkan vekillerinden Nihat Ergün, iddiaların derhal hukuki açıdan incelenmesi gerektiğini söyledi. Belge gerçekse, olayın ibret verici olacağını belirten Ergün, bu iddiaların siyasi malzeme olmanın ötesinde bir yozlaşmayı ortaya koyduğunu kaydetti. Ergün, "Bu konunun öncelikle CHP yetkilileri tarafından araştırılması, sonuca bağlanması ve hukuk mercileri tarafından da sonuca bağlanması lazım. CHP'nin başkasına çamur atmak yerine kendi evini temizlemesi doğru olur. Gerçekten çok sıkı bir araştırma, CHP'liler arasında bu tür ilişkilerin ne derece olduğunu kamuoyuna sergiler." diye konuştu. Ergün, Çankaya Belediyesi'nin Cumhuriyet Gazetesi'ne verdiği parasal desteği ise şöyle yorumladı: "Bunlar ideolojik ilişkiler, bu tür ilişkiler insanın gözünü kör ediyor. Hukuk falan bir kenara bırakılıyor. CHP'nin Tuncay Özkan ile ilişkisi de böyleydi. Bu televizyona hizmet satın alıyoruz diye 4 trilyon para transferi yaptılar parti kaynaklarından, ama ortada belgesel falan yok. Sırf ideolojik amaçlarla, hizmet satın alınmadan organizasyonları destekleyebiliyorlar."
Türk siyaseti ve vatandaş adına büyük üzüntü duyduğunu bildiren MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır ise yetkili mercilerin hemen harekete geçmesini istedi. Türkiye'nin çok yaygın bir yolsuzluk çamurunda boğulduğunu vurgulayan Şandır, şu görüşü dile getirdi: "Gazetelere yansıdığı kadarıyla durum gerçekten çok vahim ve çirkin. Yolsuzluk konusunda iktidar ile muhalefetin birbirinden geri kalır bir tarafı yok. Gazetelere yansıyan bu konuşmalar araştırılmalı ve gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıktıktan sonra hüküm verilmeli. Eğer bu bir düzmece ise daha kötü. İşin gerçeğini ortaya çıkarma görevi yetkililere düşüyor." Rüşvet itiraflarına CHP'nin seçimde işbirliği yaptığı DSP'den de sert tepki geldi. Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Erçelebi, her türlü rüşvetin, yolsuzluğun, hırsızlığın karşısında olduklarını ifade ederken, "Kimse 'benim hırsızım, yolsuzum daha iyi, seninki kötü' dememeli. İddialar incelenmelidir." çağrısını yaptı. Bu tür iddiaların parti içinde soruşturulmadığından yakındı. Eryılmaz, "Çün-kü iddiaların muhatabı olan partiler baştan aşağıya bu işin içine bulaşmış." şeklinde konuştu.
Önce kabul etti, sonra 'hayal mahsulü' dedi
Muzaffer Eryılmaz, skandal ses kaydı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı. Eryılmaz, konuya ilişkin yazılı açıklamasının başında Kanal 7'de yayınlanan ses kaydının kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak kayıtların kesik kesik ve montajlı olduğunu öne sürdü. Sonunda ise ses kaydı için "hayal mahsulü" nitelendirmesinde bulundu. Kaydın gayri ahlaki bir yöntemle ele geçirildiğini savunan Eryılmaz, şunları kaydetti: "Kesik kesik birbirine eklemelerle ve montajlarla yüklü olması bu işe soyunanların kötü niyetlerini ve aslında bu işin sonucundaki kötü akıbetlerini bir biçimde ortaya koymuştur. Bu yasadışı, hileli ve kişi haklarına sığmayan kurumumuza karşı komplo kuranların hepsi yargı önünde tek tek hesap verecek."
İşte dinleyenleri şoke eden itiraflar
Adamlar imar komisyonunda. Her gelen dosyanın üzerine atlıyorlar. Ben böyle bir devlet dairesi görmedim. Geliyor, etrafa bakıyor 'ben bugün ne götürürüm' diyor. Her gün her birinin koltuğunda bir dosya bir müdürlüğe gidiyorlar. Giriyor yanıma, dışarı çıkıyor; tamam işini hallettim . Şu kadar ver diyor mesela. Değişik bir yer burası. Ben burada hele şu son 4 ayda adam resmen bizi şeyle tehdit etti ya.. Önder Sav ismiyle tehdit etti.
AKP'lilerle yan yana oy kullandılar. Aynı adam diyor ki şeyi geçirmem mesela bizim şimdi hisseli arsa satışlarımız var. Hisseli arsa satışlarımızda şey var yetki vermesi lazım... benim şimdi o yetki var. Şimdi Büyükşehir'e verelim. Melih'in kucağına atacaklar, bunu diyen CHP'li belediye meclis üyeleri. 10 gündür benim Allah'ım şaştı, ben hiçbir işe bakamıyorum. Bütçeyi geçireceğim 24 ile 25 arasında ben onlara para dağıtacağım. 28 tanesini akşam yemeğe götürüyorum.
Buradaki yamyamları doyurmak için bunlara para bulmak için 50 takla atıyorum. Tavacı ne o Recep usta, diye bir i.... Ondan 100-150 milyar rüşvet getirecekler. Bu Meclis üyelerine dağıtılacak. Şimdi bütçe var mesela. Bizim belediye meclis üyelerini yemeğe götürüyoruz. 1.500 dolarlık her birine şey aldırdık 50 tane. 75 bin dolar borca girdik. Yani bu heriflere diyeceğiz ki al işte hediye.
Öyle çirkef bir noktadayız ki bunları desteklemezsen her gün geliyor benim personeli şurdan al şuraya ver diyor. Hayır desem küstüm gittim diyor falan öyle p....'le uğraşıyoruz. Bak şimdi Balbay'a (Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay) nerdeyse şimdi 1-15 aydır ödeyeceğiz. Cumhuriyet'e büyük desteğimiz oluyor. Yani gazetelerini alıyoruz dağıtıyoruz, ilan veriyoruz. Kolay değil gazete.
Personel dediğin işte bu tipler, TİP'çi, TİSİP'li, ÖDP'li; EMEK'li, DEHAP'lı personel onlar. Biz CHP'liyiz, ben burada particilik yapmıyorum ama halinize tavrınıza dikkat edeceksiniz. Benim yanımda CHP'yi eleştiriyorlar. Olur mu ... o partili ve ben belediye başkanıyım.
Rüşvetin cezası 12 yıla kadar hapis
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'ın itirafları hukuki sonuçlar da doğuracak.
Hukukçular, basına yansıyan sözlerin çok ciddi olduğunu, yargının harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor. Eryılmaz'ın, "CHP'li üyelere rüşvet vermekten iş yapamıyorum." sözleri Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre suç. TCK'nın rüşvet suçunu düzenleyen 252. maddesine göre, rüşvet veren kamu görevlisi veya rüşvet veren kişi 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılıyor. Maddenin birinci fıkrasında, rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağı kaydediliyor. Rüşvetin birden fazla kişiye verilmesi halinde zincirleme suç nedeniyle ceza artırılıyor. Görevini kötüye kullanan kamu görevlisi ise TCK'nın 257. maddesine göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor. Hukukçular, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Eryılmaz'ın açıklamalarını ihbar kabul ederek, soruşturma başlatması gerektiği görüşünde. Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, "İş yaptırmak için meclis üyelerine rüşvet dağıtılıyor. Savcıların derhal soruşturma açması gerekir. Tutuklamayı gerektiren bir suç." diyor. Gündel, rüşvet itirafının yapıldığı konuşmanın yasal delil olarak kabul edilip edilmeyeceği konusunda ise şunları ifade ediyor: "Telefon konuşması veya ortam dinlemesi olabilir. Delil teşkil etmesi için usule uygun olması gerekir. Yoksa delil teşkil etmez. Ancak yasal delil teşkil etmese bile savcılık harekete geçip rüşvet olaylarının doğru olup olmadığını tespit etmeli. Delili mahkeme değerlendirir. En azından suç ihbarıdır. Hem rüşvet hem de görevi kötüye kullanma yönünden el konulması gerekir."
Bu arada AK Parti Çankaya İlçe Başkanı Avukat Alaaddin Varol, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Varol, 'rüşvet vermek, rüşvet almak, zimmet, ihaleye fesat karıştırmak, nüfuzunu kötüye kullanmak, görevini kötüye kullanmak, görevi ihmal etmek' suçlarından soruşturma açılmasını istedi. Suç duyurusu dilekçesinde, belediye başkanı ve diğer görevlilerin mal varlıklarına tedbir konulması ve işten el çektirilmelerine karar verilmesi gerektiği vurgulandı.
Cumhuriyet'i, sosyal tesiste bile bedava dağıtıyorlar
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz'ın ses kaydında Cumhuriyet'e "100 bin YTL" verdiğini açıklaması, söz konusu gazetenin halka bedava dağıtıldığı iddialarını yeniden gündeme getirdi. Çankaya Belediyesi'nin Ankara Ahlatlıbel'deki sosyal tesislerinde uzun süre bedava Cumhuriyet dağıttığı, Vakit Gazetesi ve haber7.com sitesi tarafından fotoğraflarıyla ortaya konulmuştu. Fotoğraflarda bedava dağıtılan gazetelerin Cumhuriyet Ankara Temsilciliği'nden yüklendiği ve sosyal tesislerde belediye personelince dağıtıldığı görülüyor. Ahlatlıbel tesislerine girişte vatandaşlardan 1 YTL alınıyor. Giriş yapanlara bir Cumhuriyet gazetesi veriliyor. CHP'li Başkan, gazeteleri bazı hayırsever vatandaşların tedarik ettiğini öne sürerek, kendilerinin de tesislerde dağıttıklarını söylemişti. Eryılmaz, "Maliyeti tamamen hayırsever vatandaşlara ait." demişti. Belediyenin, bununla yetinmeyerek Cumhuriyet'in Ankara'daki yeni bürosunu da restore ettiği ileri sürülmüştü. Yine CHP Çorum Milletvekili Derviş Günday da 22 Temmuz seçimlerinde ilde yapılan ve Deniz Baykal'ın da katıldığı mitingde tüm katılımcılara bedava Cumhuriyet gazetesi dağıtmıştı. Aynı uygulama yıllarca Hacıbektaş Anma Törenleri'nde de sürdü.
CHP'de rüşvet tartışmaları bitmiyor
Çankaya Belediye Başkanı'nın itirafları, partide daha önce yaşanan rüşvet iddialarını gündeme getirdi. CHP'li Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, 2001 ve 2008 yıllarında iki kez 'rüşvet almak' suçlamasıyla cezaevinde yattı. 2004 yılında, CHP Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün partiden ihraç edilmemek için kendilerine rüşvet verdiğini ileri sürdü. Parti rüşvet gündemiyle kurultaya gitmek zorunda kaldı. 22 Temmuz seçimlerinin ardından yaşanan vaka da ilginç. CHP eski milletvekili İzzet Çetin, partinin MYK üyesi Fuat Çay'ın Hatay'dan 3. sıra milletvekilliği adaylığını 100 bin dolar karşılığında Ali Vural Cengiz isimli bir partiliye sattığını ileri sürdü. İddia, parti yöneticileri tarafından uzun süre tartışıldı. 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde de Adıyaman adaylığı için CHP'ye başvuran Yalçın Yıldırım'ın Mamak İlçe Başkanı Çamalan'a 40 milyar lira vererek adaylığını kesinleştirmesini istediği, amacına ulaşamayınca parti kararıyla paranın iade edildiği iddia edildi.
TEPKİLER
Ahmet Gündel (Emekli Yargıtay savcısı)
Savcılık, çete suçundan da soruşturma açmalı
Konuşmalardan, rüşvetin süreklilik gösterdiği anlaşılıyor. Derhal soruşturma açılmalı. Bir oluşum var. Çete için oturup sözleşme imzalamak gerekmiyor. Birden fazla suç işlemek için belli zamanlarda bir araya gelinmesi çeteyi oluşturuyor. Çankaya Belediye Meclisi'ndeki birden fazla rüşvet olayı çeteyi gösteriyor. Savcılık, TCK'nın 220. maddesine göre suç örgütü kurma suçundan da soruşturma yürütmeli.
Aytaç Durak (Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı)
Belediye başkanı dürüst olmalı
Belediyecilikte başkanın deneyimli ve tecrübeli olması önemli. At, bindiği kişiye göre kişner. Tepedeki lider deneyimli ve tecrübeli olursa alt kademelerde usulsüzlük ve kanunsuzluk olmaz. Başkanların belediyecilikte başarılı olmaları için altı şartı barındırmaları gerekir. Belediye başkanı deneyimli olmalı, bilgili ve bilime açık olmalı. Dürüst olmalı ve halk, dürüstlüğüne inanmalı; adil ve adaletli olmalı. Cesur ve kararlı olmalı. Bu şartları barındırmayan başkanlar alt kademedekilerce yönetilir. Çankaya Belediye Başkanı'nda bunların kaçı var bilmiyorum.
Mahmut Arslan (Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı)
İşçiden kesip Cumhuriyet'i finanse ediyormuş
Kamu yönetimi anlayışı ile bağdaşmayan bir tutum. Açıkça suç. Meclis üyelerini görerek, bir gazeteyi finanse ederek işini yürütmeye çalışması kabul edilemez. İşçiler, memurlar sık sık paralarını alamadıkları için eylem yapıyor. Görülüyor ki Çankaya Belediye başkanı işçiye, memura para bulamazken başka şeylere buluyor. Cumhuriyet Gazetesi'ni finanse etmek için para buluyor. Belediyecilik adına ayıp. Müteahhitlerden aldığı paraları belediye meclis üyelerine verdiğini söylüyor. Bu müteahhitler babalarının hayrı için mi para veriyor? Birtakım ilişkiler, çıkarlar var
Yorumlar SUNA EDİZ YİNE AYNI REZALET, YİNE HÜRRİYET'in ÇARPIK ve PİŞKİN ZİHNİYETİ!...Pislikleri yapan ve itiraf eden değil; dinleyen ve ihbar eden suçlu!..Çankaya Belediye Başkanı ortaya çıkan skandal ses kaydıyla ilgili rüşvet skandalını bir tarafa bıraktı, "kim sızdırdı"nın peşine düştü ve buldu.
CHP, Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ın parti üyesi bazı belediye meclis üyelerini rüşvet almakla suçladığı ses kaydıyla ilgili olarak başlattığı incelemede "Bant kaydını yapan bir istihbaratçı" bilgisine ulaştı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın direktifiyle başlatılan soruşturmanın ilk bulgularına göre Çankaya Belediye Başkanı Eryılmaz, yaklaşık dört yıl önce kendini istihbaratçı olarak tanıtan bir kişiyle, belediye personelinin ve meclis üyelerinin niteliğiyle ilgili uzun bir sohbet gerçekleştirdi. Çeşitli zamanlarda tekrarlanan sohbet sırasında, kendisini istihbaratçı olarak tanıtan kişi konuşmaları banta aldı. Bu kişinin bir süre önce konuşmayı kaydettiği bantı satmak amacıyla bazı televizyon kuruluşlarını dolaştığı bilgisi de CHP’ye ulaştı. Bant kaydıyla ilgili olarak bilgisine başvurulan Eryılmaz’ın da bu kişiyle böyle bir sohbet yaptığını doğruladığı öğrenildi.
Suç duyurusu
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, Kanal 7’nin ardından bazı televizyon kanallarında da yayınlanan ve kendisine ait olduğu öne sürülen ses kaydıyla ilgili Hürriyet’e şunları söyledi: "Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. RTÜK’e de başvuracağız. Kanal 7’deki kayıtların nasıl ele geçtiğini ve nasıl alındığını öğreneceğiz. Türkiye’de herkes, her şeyden önce kişilerin bireysel hukukuna açık saldırı anlamına gelen yasadışı dinlemenin bizzat kendisini sorgulamalıdır. Çünkü Türkiye’de yasalar önünde herkes eşitse, haberleşme özgürlüğü ve gizliliği varsa o zaman bu tür rezaletleri yapanlara gereken cezalar verilmeli. Montajla, kesip biçmeyle gizli dinleme üzerine yapılan bu hukuksuzluk cezasını bulmalı."
Kaynak: Hürriyet
o.o. BAYRAM MERAL, MASON olan oğlu Kemal'i nasıl işe aldırdı?...ECEVİT'E OĞLUNU İŞE ALDIRDI ARDINDAN CHP'YE GEÇTİ...
Meral, Türk-İş Başkanı iken CHP ve DSP'den gelen teklifleri bekletti. Ecevit'i ziyaret ederek oğlu Kemal'i işe almasını istedi. Oğlu, Başbakanlık'ta işe başlayınca CHP'ye geçti 14 Eylül 2002 Cumartesi 10:27ANKARA/Meral, Türk-İş Başkanı iken CHP ve DSP'den gelen teklifleri bekletti. Ecevit'i ziyaret ederek oğlu Kemal'i işe almasını istedi. Oğlu, Başbakanlık'ta işe başlayınca CHP'ye geçti
Gerçek rakamlar çok daha yüksek, ama Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre Türkiye'de 2 milyon 400 bin civarında işsiz bulunuyor. İşsizlerden İş Kurumu'na başvurup, iş için kuyruğa girenlerin sayısı ise 817 bin. Bunca işsize rağmen, Türkiye'nin en büyük işçi sendikasının lideri olan ve kısa bir süre önce siyasete atılan Bayram Meral, milyonlarca işsizden önce kendi oğluna iş buldu. Bayram Meral'in oğluna iş ayarlamak için seçtiği zamanlama da çok ilginç.
Meral, "Türk-İş" gibi büyük bir işçi örgütünün lideri olarak son dönemde siyasilerin en çok ilgi gösterdiği isimlerden biri oldu. Önce CHP, ardından DSP ve sonra da AKP'den teklif gitti. Derviş, CHP'ye gireceğine ilişkin ilk sinyali Bayram Meral'le birlikte düzenlediği basın toplantısında verdi. CHP lideri Deniz Baykal, Meral'i ziyaret etti. AKP'nin önde gelen isimlerinden; Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül de Bayram Meral'i saflarına katmak için Türk-İş'i ziyaret edenler arasındaydı.
ÖNCE OĞLUM...
Meral, ilgi odağı olduğu dönemde tekliflerin hiç birini geri çevirmedi, "Başkanlık Divanı'nda karara bağlayacağız" dedi. Bu açıklama, tüm partilere yeşil ışığın yakıldığı anlamına geliyordu. İyi bir hava yakalayan Meral, 19 Ağustos tarihinde, "yeşil ışıklar" henüz sönmemişken, Başbakanlığa ani bir ziyarette bulundu. Meral'in gizlice gittiği yer Bülent Ecevit'in odasıydı. Ecevit'ten ricası, daha önce Başbakanlık'ta görev yapıp istifa etmiş olan oğlu Kemal Meral'in tekrar işe alınması yönündeydi.
Ecevit, Türkiye'nin en büyük sendikasının liderinden gelen bu özel isteği kırmadı. Zaten kamu kuruluşlarında görev yapıp ayrılanlar, aradan en az 1 yıl geçtikten sonra, uygun kadro bulunması halinde yeniden dönüş yapabiliyorlardı. Kemal Meral, Başbakanlık'tan ayrıldıktan sonra bir süre özel sektörde çalışmış ancak bazı arkadaşlarıyla yaptığı işler iyi gitmeyince tekrar kamuya dönmek istemişti. Meral'in isteği üzerine, oğluna Basın Müşavirliği'nde uygun kadro bulundu. Meral, oğlunun işini garantiledikten sonra, DSP ve AKP'nin değil, CHP'nin teklifini kabul ederek, 4 Eylül'de kayıt yaptırdı.
YA İŞE ALMAZLARSA
Türk-İş lideri, DSP'nin teklifini reddetti ama içinde bir kuşku kaldı. Ya Ecevit kendisine verdiği sözden vazgeçer ve oğlunu işe almaktan vazgeçerse...
İşte bu soru günlerce Meral'in aklından çıkmadı. Sonunda Başbakanlık'ta üst düzey bir bürokratı arayarak sordu: "Ben CHP'ye geçtim diye, Sayın Ecevit oğlumun işine mani olmaz değil mi?"
Bayram Meral'in sorusu, Başbakan Bülent Ecevit'e iletildi. Ecevit, aynı bürokrat aracılığıyla "Hayır, mani olmam" diye haber gönderdi.
Böylece Bayram Bey, her partiden yeşil ışıkların yandığı bir dönemde ve milyonlarca işsizin bulunduğu Türkiye'de, oğluna iyi bir iş bulmanın huzuruna kavuştu... Ancak şimdi milyonlarca işsiz, Türkiye'nin en büyük sendikasının lideri olan Meral'den kendilerine de iş bulması için yardım bekliyor.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.