Tutkulu yüzyıllar var sanki arkamda. Kar yağmakta hüzne mahkum şehirlere. En ılıman ayrılıklar, en hüzzam makamlarla hatırlanıyor bu gece.
Vakit; gece yarısı ve şimdi mevsim seni getiriyor... Sebahattin Çelebi
Tutkulu yüzyıllar var sanki arkamda. Kar yağmakta hüzne mahkum şehirlere. En ılıman ayrılıklar, en hüzzam makamlarla hatırlanıyor bu gece.
Vakit; gece yarısı ve şimdi mevsim seni getiriyor...
Sen geliyorsun usulca... En üşüyen yanlarıma, pencereme düşen bir kar tanesi ile dokunuyorsun. Yıldızlar vuruyor, hüzne mahkum sokaklarıma. Gözlerim karanlıklara mıhlanmış, gölgenleyim her köşe başında.
Vakit; gece yarısı ve şimdi mevsim seni getiriyor...
Yıllar geçiyor gözlerimin önünden... Senli ve sensiz bütün yıllar...
Sonra birden gidiyorsun ve gelip geçen bütün mevsimlerin hüznü düşüyor yakama. Yağmurlarla hatırlıyorum seni. Beyaz kar taneleri arasında bir hayal gibi gelip geçiyorsun sanki. İliklerim titriyor soğuktan, gezdiğimiz limanlarda arıyorum seni. Rıhtımda, hüzne demir atmış gemilerle bekliyorum seni.
Kahrolayım!
Şafak ağarıyor!
Sabah güneşinde kaybediyorum seni! Dört yanım çaresizlik. Gidiyorsun yakamozların koynunda.
Ruhumda depremler...
Enkaz altında yüreğim.
Şimdi...
Şimdi şehirler seni alıp benden götürüyor. Şimdi mevsimler de, hayaller de ayrılıktan dem vuruyor!
Yorumlar Muzaffer Alan Bu sitedeki ÇOCUK RESİMLERİNE yürek dayanmaz!:
http://www.savethechildren.org/
Ama, onlar şimdi ya misyoner örgütlerin ya da organ ve fuhuş mafyalarının tuzağındalar, ağındalar!
Zaten; http://www.savethechildren.org/ sitesi de kime ait ya!
Keşke; uluslararası hizmetler görebilen bir YETİM ÇOCUKLAR için bir vakıf-dernek kurabilseydik!FERHAT TOMRUK Ben bugünlerde neden çok korkuyorum?..BİR ADAM, 8-11 YAŞLARINDA 100 ÇOCUĞA TECAVÜZ EDİYORSA BU ÜLKEDE ve YİNE BİR ŞEY OLMUYORSA!...Bugünkü sistem ve bu sistemi ayakta tutmak için çırpınan egemen medya; insanları canavarlaştırıyor, sırtlanlaştırıyor; işte herkesin gözü önünde yayınlar, telkinler! Yeni Emniyet Genel Müdürümüz; bakalım nereden başlayacak?! Mesele; sadece kaba kolluk kuvveti meselesi değil ki!..Ve mesele çoktan çığırından çıktı da!..
Çünkü mandacı-masonik sistemi ayakta tutmaya çalışan oligarşik kadroların; hiçbir değer yargıları, dinleri, imanları, ahlak ve edep anlayışları, hatta insaf ve vicdanları yok da! İşte Türkiye! İşte Irak! İşte Afganistan! İşte sözde alem-i İslam! Aksine İslam'la, dindarla mücadele ediyorlar, aşağılıyorlar, dalga geçiyorlar; zulmün, esaretin, zilletin, cehaletin bini bir para her yerde!..Ah!..Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bugünleri görseydi, neler yazardı-ne yapardı acaba?!
Bu ülkede...Okullarda artık bakire kızlarla alay ediliyor! Mahalle aralarında iddia satılıyor, mahalle aralarında fuhuş albümü gazeteler satılıyor, mahalle aralarında alkollü içki, uyuşturucu satılıyor!..Mahalle aralarında şimdi her şey yapılıyor, her şey!...İslam olmasın da ne olursa olsun, diyorlar! Eee, işte olacağı bu yani!
AK Parti hükümeti zamanında cinayetler, hırsızlık, dolandırıcılık, alkol tüketimi, kumar, fuhuş, ahlaksızlık, uyuşturucu kullanımı ve ticareti yüzde 500 arttı! Adeta komünizme ve toptyekün dinsizliğe, hedonizme doğru gidiyoruz!
Medyada, mahkemede boy gösteren şu hayvan adama bakın; 8 ila 10 yaşlarında 100 çocuğa tecavüz etmiş! İnsanın inanası gelmiyor! Bu, müslüman Türkiye'de oluyor!
Neredesiniz ey KURTARICILAR; cemaatler, tarikatlar, Diyanet ve ilahiyat yetkilileri, dindarlar, dindar partililer?! Bu hayvanın şu halinden, eylemlerinden siz sanki sorumlu değil misiniz?
Daha böyle içimizde kaç canavar var? Farkında olmadan kaç canavar çıkarıyoruz?! Bunlar bizim okullarımızdan çıkmadı mı?
Peki bu hayvan adam ne ceza alacak? APO ne ceza aldı; Özel hapishanede besliyoruz! Geçenlerde Zaman'da bir haber vardı; adam 290 küsurunca hırsızlık ve kapkaççılığından yine serbest bırakılmış!
Sahi bu ülkede şu an AK PARTİ Hükümeti var, değil mi? Hani Türkiye'ye şeriat getirecek diye bazılarının ödünün koptuğu! Türkiye'ye sessiz sadasız komünizm getirdiler de haberimiz yok sanki!
Ülke; adeta topyekün meyhaneye, kerhaneye, kumarhaneye, yetimhaneye, cenazeevine dönüyor! Sokaklara çıkamıyoruz artık! Çocuklarımızı parklarda, apartmanın önlerinde bile oynatamıyoruz! Her an her şey olabilir! Sokak başlarında şehir eşkiyaları artık alenen yok kesiyor; para istiyor! Vermezsen, istedikleri kadar vermezsen; yandın gitti!..Okula giden çocuklarımızın önünü uyuşturucu tacirleri kesiyor; ekmek arası uyuşturucu satıyorlar! Ben İstanbul Yenibosna'dan yazıyorum; buralarda hayat böyle yani!
Şimdi..Herkes mırıldanıyor, homurdanıyor, ufluyor-pufluyor, bazıları seyrediyor veya geniş bir kesim hala memlekette vur patlasın-çal oynasın havalarında, çakırkeyf eğlenmeye devam ediyor! Birileri de, sürekli ve hala İslam'la uğraşıyor, müslümanı-dindarı takip ediyor, fişliyor, anasından emziği sütü burnundan getiriyor, özyurdunda hain muamelesi yapıyor!
Cenab-ı Allah ise sürekli (uyarıyor, uyarıyor, bir kez daha uyarıyor) beşik gibi sallıyor da sallıyor; Elazığ, Çorum, Bingöl, Osmaniye, Ankara...Şimdilik 4-5 şiddetinde; yarın Allah bilir! Uyku çok derin!Gaflet, hiyanet, isyan çok derin; azap ve gazap pek yakın görünüyor; milletçe topyekün tövbe edip silkinmezsek şayet!....Can Yanık Soğuk havalardan birinde, bir şubat soğuğunda canımızı okuyan(Diyojeni bile sinir ettiği söyleniyordu bir zamanlar,sinir n'olcek)bir cani var ki nereye giderse gitsin umurumuzda değil artık!Melahat Önemli Not:Perihan Abla(Mağden olanı, bu arada yuvaya döndü canımcık)der ki: Hrant, ayakkabısının delik olduğunu biliyormuş,vakit bulamadığı için tamir ettirememiş.Merak Sebahattin Çelebi, Sezai Şen olmasın? Sadece merak...Munise Yazar Ya Sayın Yazar size de çok üzülüyorum.Nedir bu yokluk,sensizlik,gözyaşları,hüzünlü havalar?Sezai Şen bir,siz iki.Yakın zamanda ezberinizi bir Hrant'ta bozdunuz,onda da delik ayakkabı muhabbetine girip yine blues takıldınız.Yapmayın böyle,üzmeyin bizi.Söyleyin kimdir o kendini bilmez gidip gidip dönen hatun?
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.