Türkiye’de işlenen suikastlar zincirine Ermeni asıllı gazeteci meslektaşımız Hrant Dink de eklendi. İç sızlatan bir hikayenin kahramanlığını yapan Hrant Dink, zaman zaman ortamı elektriklendiren açıklamaları veya yazıları ile dikkatleri çeken bir isimdi. Aslında onun hikayesi, bir çoğumuzun hikayesinden hiç de farklı değildi. Tipik bir Anadolu delikanlısından, Malatyalı, Ardahanlı, Karslı Ahmet’ten, Mehmet’ten ne farkı vardı ki Dink’in... Sebahattin Çelebi
Türkiye’de işlenen suikastlar zincirine Ermeni asıllı gazeteci meslektaşımız Hrant Dink de eklendi. İç sızlatan bir hikayenin kahramanlığını yapan Hrant Dink, zaman zaman ortamı elektriklendiren açıklamaları veya yazıları ile dikkatleri çeken bir isimdi. Aslında onun hikayesi, bir çoğumuzun hikayesinden hiç de farklı değildi.
Tipik bir Anadolu delikanlısından, Malatyalı, Ardahanlı, Karslı Ahmet’ten, Mehmet’ten ne farkı vardı ki Dink’in...
Malatyalı’ydı... Ermeni’ydi... Annesiz babasız büyümek zorundaydı. Hayata yoksul tarafından başlamıştı Dink ve birçok haram yiyip, zenginliğe ulaşmış iş adamı bozuntusu gibi, servet, para peşinde koşmamıştı. Yetim büyüdüğü için, kazancını yetimhanelere ve çok önem verdiği gazetesi Agos’a yatırmıştı. Hiçbir zaman zengin bir adam olmayacaktı Dink. Mütevazı yaşamı, popülizmden uzak yaklaşımları, yorumları kimi zaman Türkiye’den, kimi zaman da Ermeni lobilerinden büyük tepki görecekti.
Katilleri, çok sevdiği gazetesinden dışarı çıkarken, kurşun yağdırdılar Dink’e...
Türkiye ve Anadolu aşığı bu Malatyalı Ermeni, bizlere bir şey gösterecekti giderken. Ezber yaptığımız fikirlerimizin bize sunduğu şablonun bir adım ötesinde duran şeyler gösterecekti o Malatyalı adam. Yazdıkları, anlattıkları, savunduklarından öte; giderken, hepimize müthiş bir felsefe bırakacaktı.
O felsefenin sırrı “altı delik ayakkabılar”da gizliydi. Yetimhanede büyüyen bir fikir adamı, bir entellektüel için verilebilecek en büyük samimiyet sınavının göstergesiydi o ayakkabılar. “Kaymak yiyen tabaka”nın hiçbir zaman anlayamayacağı kadar bizdendi Dink. Onun katilleri, Anadolu’nun bütün yoksul çocuklarına da kurşun sıktılar farkında olmadan. Anadolu’nun yoksul yanında, Türk, Kürt, Arap, Ermeni veya Rum farketmiyordu. Hepimiz aynı kaderi paylaşıyorduk.
Dink’in altı delik ayakkabıları, onun ne denli samimi, idealist ve bizden biri olduğunun en büyük göstergesidir.
Yorumlar Barış Balcı Çorbamıza tat katan biriydi.Ceviz kabuğunda izlemiştim bir kez.Fransaya birçoğumuzdan daha fazla karşı çıkmıştı.Ne kadar içten bir insan demiştim.Olayı ilk duyduğumda vücuduma sanki biri hançer batırmış gibi oldum.Malatya dan kötü adam çıkarmı?Adam gibi adamdı.Seri üretim insan ürettiğimiz bir dönemde özenle işlenmiş desenler verilmiş üstünde hepimizden bir parça emek olan bir sanat eserini malesef koruyamadık.Yırtık ayakkabısına gelince bunu anlamak için yağmurlu bir havada altı yırtık bir ayakkabı giymenizi tavsiye ederim.O zaman malatya esnafını değil de Hrant Dink i daha iyi anlıyacağınızı tahmin ediyorum.Mehmet Yazan "malataya kadar esnafının, kendi iline hizmet etmeye gelmiş memurlara karşı kazıkçı ve sahtekar tutum izleyen kaypak bir memleket görmedim..."
Bu satırları yazan yorumcu, neden insafsızlık yapıyorsunuz. Bir vilayetin tüm esnaflarını töhmet altında bırakmak doğru bir şey mi?
Bir defa konu Malatya'nın esnafı mı?
Her toplumda olduğu gibi Malatya esnafından da yanlış yapanlar olabilir ancak asla ve kat'a tümü değil, bu bir.
Nasıl ki bir kaç katil son zamanlarda Trabzon'da çıktı diye tüm Trabzonlular, malum medya tarafından sanık sandalyesine oturtulmaya çalışılıyorsa siz de Malatya'ya aynı muameleyi yapıyorsunuz. Bu iki.
Malatya'yı incelemek lazım diyorsunuz... Buyrun inceleyin bakalım ne sonuç çıkaracaksınız?! Yazdıklarınızdan memur veya ona yakın olduğunuz anlaşılıyor. Devletin memuru bunu yaparsa gereisini yazmak istemiyorum. Bu üç.bencede bu malatya karışık bir yer araştırılması lazım... malataya kadar esnafının, kendi iline hizmet etmeye gelmiş memurlara karşı kazıkçı ve sahtekar tutum izleyen kaypak bir memleket görmedim...Malatya aslında araştırılması gereken bir yer;Sünni,alevi,Kürt'ü Türk'ü,Ermenisi hepsinden var...Seçkin MUTLU Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen sahtekar milliyetçi ve muhafazakarlardan daha fazla bu ülkeyi sevdiğine inanıyorum.
Ahkam kesmekten başka, her hangi bir kabiliyeti olmayan sahtekar milliyetçi ve muhafazakarların, o altı yırtık ayakkabıyı görünce ne düşündünüğünüzü bir çok insan igbi ben de merak ediyorum.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.