10 gün kadar önce, City University of NY’ta, ‘İslam ve Demokrasi’ adlı derste, ‘Türkiye ve Demokrasi’ konulu derse konuşmacı olarak davetliydim. Aydoğan Vatandaş
Gerek akademisyenlerin, gerekse de öğrencilerin sorduklarından Amerikalı aydınların Türkiye’nin demokrasi sorunları olarak neleri gördüğünü anlamış oldum.
Öncelikle, Türkiye’nin ‘Kürt sorununu barışçı yollarla çözebilmek için ne tür adımlar atacağını soruyorlar.
Bu konunun Türkiye’nin neden kırmızı çizgilerinden biri olduğunu, konfederasyon benzeri çabaların Türkiye’de mümkün olmadığını da anlamakta güçlük çekiyorlar.
Bir öğrencinin, ‘Türkiye’de dini özgürlüklerin baskı altında olduğuna ilişkin sorusuna karşılık, ‘bunun doğru olmadığını, Türkiye’de Müslümanların dinlerini özgürce yaşadığını’, söyleyince, ‘peki ya Müslüman bayanların başörtüsü takmak istemelerini, dini özgürlüklerden görmüyor musunuz, sorusuna ise, ‘kusura bakmayın, demek ki erkekler adına yanıt vermişim’ dedim.
Doğrusu ‘kamusal alan’ konusunu anlatamadım onlara. Sanırım onlarda bu konunun karşılığı pek yok anlaşılan.
Ve en can alıcı sorulardan biri de. ‘Türkiye’de darbe olur mu?’ sorusuydu. Bu konunun üzerinde çok durdular.
Cevabım ‘hayır’ oldu elbette.
Türkiye’de darbe falan olmaz. İnandığım gerçekten budur.
Bunu daha önce de yazdım birkaç kere.
Ama birkaç ay önce başlayan psikolojik darbelerin şiddeti zamanla artacaktır elbette.
Mesele; Tayyip Erdoğan’ın o makama çıkmak isteyecek olmasıdır. Kimi devlet kurumları da bunu engellemeye çalışacaktır, kendilerine göre haklı gerekçelerle.
Bunun için de çeşitli psikolojik enstrümanlar kullanılacaktır. Psikolojik savaş insan beynine hükmetmeyi hedefler. Bunun için de yazılı ve görsel medya aktif hale geçirilmiş gibi gözüküyor.
İsmail Ağa olayı, Adnan Hoca’nın gazetelerde manşet oluşu bunun başlangıç semptomlarıydı belki de.
Bu arada, Acar Kent olayı da enteresandır. İşin ucunun kimlere kadar gideceğini şimdiden kestirebilmek zordur. Kabinede Hükümeti zor duruma sokacak bakanlar var mıdır, buradan görebilmek kuşkusuz zordur.
Zaman Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Ekrem Dumanlıda son yazısında, ‘bu olayı daha önce biz gündeme getirmiştik, neden şimdi üzerine gidiliyor’ diye soruyorsa, bu olayın arkasında da bir şeyler aranabilir.
Bu tür savaşlarda psikolojik ve ruhsal açıdan güçlü kalabilenler, savaşı kazanan taraf olurlar genelde.
Tayyip Erdoğan, güçlü bir adam portresi veriyor, her ne kadar birkaç ay önce ‘epilepsi’ olabileceği Hürriyet’in manşetlerinden verildiyse de.
Son zamanlarda dış basında ‘Tayyip Erdoğan’ın ne kadar güçlü ve karizmatik bir insan olduğuna’ dair haberlerin çıkması da kuşkusuz önemlidir.
Demek ki, Çankaya savaşlarının çok yönlü tarafları olmalıdır.
Tayyip Erdoğan’ın güçlü ve karizmatik bir yapısı olabilir.
Ama hiç kimse mükemmel değildir.
Bu arada ‘Adnan Menderes’in hayatının’ da ATV ekranlarında birden bire dizi olarak yayınlanmaya başlaması elbette tesadüf de olabilir.
Zeyno Baran’ın Newsweek’te yayınlanan ‘Türkiye’de darbe olacak’ iddiası da, Baran’ın Amerika’daki var olduğu iddia edilen ‘Pentagon ve Beyaz Saray’ bağlantıları ile ilişki olmalıdır.
O halde bu mesajı ‘Amerikan yönetiminin Tayyip Erdoğan’a ayağını denk al.’ Mesajı olarak okumak da pekâlâ mümkündür.
AKP yönetiminin Zeyno Baran’a karşı acil ve sert açıklamaları da kuşkusuz yanlış olmuştur, zira bu sözlere cevap vermesi gereken hükümet değil, Genelkurmay olmalıydı.
Onlar sessiz kalmayı yeğlediler. Psikolojik etkisini yitirmemesi için belki de.
Japon genç bir bayan, ‘siz net olarak söyler misiniz, Türkiye’de darbe olacak mı?’ Diye sorunca, ona Ruth Benedict’in ‘Krizantem ve Kılıç’ kitabını anlattım.
Bu kitap Amerikan Donanması’nın ünlü Antropolog Benedict’e Japon Kültürü ile hazırlattığı bir kitaptır. Nedeni ise Amerikan Donanma Psikolojik Harp Dairesi’ne savaş sırasında Japonlara uygulanacak psikolojik harekât malzelemelerinin tespitidir.
Japon bayan (kuşkusuz Kore’li de olabilir, sadece çekik gözlerinden bu yargıya vardığımı şimdi hatırladım) ne demek istediğimi anladı mı bilmiyorum.
Ama benim cevabım, hala ‘hayır’dır. Türkiye’de darbe falan olmaz.
Ama şunu da peşinen söyleyeyim, Türkiye’deki müesses nizam, hangi dosyaları ne zaman çıkaracağını çok iyi bilir. Tayip Erdoğan’ın hangi riskleri nereye kadar alacağını da böylelikle göreceğiz.
Eğer halkın beyninde Tayip Erdoğan bitirilebilirse bu iş elbette biter. Çünkü Tayyip Erdoğan, sokakta kazandı, ancak sokakta kaybedebilir.
Tayip Erdoğan ve yönetimi eğer liyakate değil de, eş-dost ilişkileriyle iş tutuyorsa, salt akrabalık ilişkileriyle insanlar bir yerlere gelebiliyorsa, insanların koltuklarına sımsıkı yapışmalarına izin veriliyorsa, ihalelerde dostlar, arkadaşlar gözetiliyorsa, bu iş zaten halkın gözünde biter, bitecektir.
Laiklik merkezli muhalefet sadece Tayip Erdoğan’a güç kazandırır.
Yorumlar A.SAMİ ARTIK DEĞİŞTİRSENİZ ŞU YAZINIZI HA NE DERSİNİZ...turgut özkul RTE sokakta kazandı ha..Buna kargalar bile gülüyor.Bunun böyle olmadığını şu soruya verilecek cevap açıklar..Bir şiir okudu diye onu hapse koyan rejim.Nasıl oluyorda aynı kişiyi başbakan yapmak için siirt'te seçim iptal ettirip başbakanlık yolunu açıyor?::::::RTE sokakta falan değil masada kazandı."HİÇBİR GÖZ GÖRMEK İSTEMEYENDEN DAHA KÖR DEĞİLDİR."yeşim haklısınız dosyalar ortaya çıkacak hani hükümet olunca arşivlere kaldırılan dosyalar yalan iftira değil gerçekler mesela içişleri bakanlığındaki tüm dosyaları şuan arşivde o dosyaların geldiği yerler duracakmı sanıyorsunuz akıllı olun neden seçim iptal edilipde yenilendi ve tayyip seçildi dersiniz ülkenin bir 5 yılını daha yok etmemek için artık yol göründü evet sokak dan gidecek doğru tespit çünkü geliş vaadlerinin hiç birini yapamadı kendiside inanmadığı için hayal kurmayın uyanın derim takiye buraya kadardı bu ülke sahipsiz değil ilk seçimde iktidar olan parti ilk seçimdede gider iyi yolculuklar kendinize yeni parti bulun tavsiye ampul patladıUfuk Aydın Aydoğan Abi, yazılarınızı zevkle okuyorum. Yine damardan yakalamışsınız.Mustafa Kalyon Valla çok iyi bi analiz. aozcan abdullah bey cok dogru yazmissiniz denicek laf yok haklisinizzzzAbdullah Özcan Yavaş yavaş kapalı dosyalar açılacak ; doğru , yanlış , montaj , iftira , şantaj içeren haberler gündeme gelecek gibi geliyor. Bunlar olurken terör eylemleri artacak , yürürüşler - mitingler düzenlenecek. Bunların yanında belki masum insanların ölümüne neden olacak eylemler bile olacaktır. Çünkü elindeki düzenin kaybolmasını istemeyen güçlerin hiç bir şey umurunda değildir. Bunlara karşı uyanık olunmalı , tahriklere kapılmayıp , akli selimle hareket etmeli ve çevremizdekilere aktarmalıyız.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.