|
|
|
|
|
Bir köşe Yazarı Olarak Komplo Teorisyeninin Portresi
‘Ben komplo teorilerinden hiç hoşlanmam ama’, ile başlayan cümleler ne kadar da moda oldu son zamanlarda..
Aydoğan Vatandaş
‘Ben kompo teorilerine hiç prim vermem ama’ ile söze başlar degme komplo teorilerine taş cıkartacak, dudak uçurtacak cinsten senaryoları doşenirler köşelerine…
Bir de hoşlarına gitmeyecek gerçekler yüzlerine vurulmasın mı, hemen sarılırlar o eski silahlarına: ‘Bunlar saçma sapan komplo teorileridir’
Oysa her gün köşelerinde, en grift komplo teorilerini üretenler bizzat kendileridir.
Kıskançtır böyleleri.
Kımseye tahammülerı yoktur. Hayatları en yakın dostlarının, günün birinde kendilerine rakip olabilir korkusuyla, kuyularını kazmakla geçer.
Korkaktırlar.
Oturdukları koltuklara tapındıkları ve bulundukları konforu kaybetmemek için her türlü komplo ve entrikaya başvurmaktan çekinmezler.
Bu yüzden omurgasızdırlar. Haysiyetleri, şahsiyetleri, durduklari belirgin bir nokta yoktur.
Bugün öyledirler, yarın böyle. Bir asansör misali, birgün aşagı, birgün yukarı iner çıkarlar.
Rüzgar gülü gibi, rüzgar nereye eserse oraya dogru yönelirler.
Öyle oldukları için de paçalarından riyakarlık akar.
Konumlarını kaybetmemek için, çalmayacakları kapı, önünde egilmeyecekleri makam yoktur.
Öyle marjinal bir hayatı yaşarlar ki, davranış bozuluklarının, kafalarının kalın ve karışık olmalarının yegane nedeni budur.
Birgün en ateşli demokrasi havarisidirler, bir başka gün sivil paşalıga soyunurlar.
Dün tu kaka ettikleri adamlarla ertesi gün omuz omuzadırlar.
Hayatları tıpkı tahtları gibi çalıntıdır.
Bir de kendilerini gazeteci falan sanmaları yok mu….
08.Haziran.2006 04:03:18
|
|
|
|
|