Eski Hâl Muhâl / Yeni Hâl: “İstişârî İşbirliği Belgesi”
Demokrat Parti adayı zenci Obama, Cumhuriyetçi McCain’e karşı başkanlık seçimlerini kazandı.
Ku Klux Klan hortlar mı bilemem, ama görünen o ki tarih ilginç şeylere sahne oluyor. Bir dönemler ABD’de bazı barların kapılarına “köpekler ve siyahlar giremez” yazılırdı. Dünya çapında bir boksör olan Muhammed Ali’nin İslâmı seçmesindeki bir neden de bu yazılara gösterdiği tepkiydi. Şimdilerde ise Amerikalılar, ekonomik krizin hemen arkasından kurtarıcı olarak gördükleri zenci Barak’a sarılıyorlar. “Kurtar bizi baba”nın, Amerikancası “Kurtar bizi Obama” oldu. WAPS (Beyaz, Protestan, Anglo-Sakson) çöktü. Taceddin Kayaoğlu
Demek ki; “Kader adalet eder”miş.
Süreç gösteriyor ki; cumhuriyetçilerin içine yuvalanan “önleyici vuruşçu” neo-conlar, iki büyük darbe aldılar. Bunlardan birincisi; Ekim ayında planladıkları İran saldırısının gerçekleşmemesi, ikincisi ise ekonomik kriz ile birlikte gelen başkan değişikliği ile tahtlarının sarsılmasıdır. Obama ile birlikte “ihtimal” ki, devlet üzerindeki etkinliklerini de kaybedecekler.
Kriz merkezli düşünürseniz, küresel sermaye bu sefer de meşhur finans operasyonlarından birisini Amerika’da yapmış bulunuyor. Zaten ta baştan beri ulusalcı Bush ve ekibi ile sorunları vardı. Zamanlamayı iyi ayarladılar.
Obama ile birlikte gelen iktidar değişiminin bize yansıması ne olacaktır?
Ben en önemli etkisinin Ergenekon davâsı sürecinde görüleceği kanaatindeyim. Neo-conculuğun tasfiye edilmeye başladığı süreçte, onların yönlendirmesi altındaki Ergenekonculuk tutunacak dal bulmakta zorlanacaktır. Eminim bizimkiler büyük panikteler. Duruşmalarındaki rahat ve alaycı tavırları; panik ataklara, “biz aslında masumuz” ifadelerine ve hatta hatta birbirlerini satmaya kadar dönüşebilir. Kendilerine şimdiden geçmiş olsun…
Meselenin iktisadî boyutuna gelecek olursak;
Geçenlerde ABD’nin Rowan Üniversitesi’den Prof. Dr. İhsan Işık bir yazı kaleme aldı. Diyor ki; “Son zamanlarda ortaya atılan ‘ayrışma teorisi’ entelektüel bir altyapı sundu. Bu teoriye göre; dünya artık Amerika’ya bağlılıktan kurtuldu, çünkü gelişmekte olan ülkeler hızla büyüyerek dünya ekonomi pastasının yarısını kaptı… Halbuki Çin ekonomisi ihracata dayalı bir ekonomi. Amerika’dan Avrupa’dan aldığı ışığı yansıtan bir ayna misâli. Çin bir üretim ülkesi; tüketen olmazsa Çin uzaya mı ihracat yapacak… Gelişmekte olan ülkelerin ABD’ye bağlılığı 1980 ortalarında yüzde 33 iken, 2000 başlarında yüzde 68’e çıktı. Yine bütün dünyanın Amerikan ekonomisine bağlılığı 1980 başlarında yüzde 88 iken, 2000’de aynı oran 93’e çıktı. Bu da dünya ekonomisinin motorunun, hâlâ Amerika olduğunu gösteriyor.” (İhsan Işık, “ABD düzelmeden kriz bitmeyecek”, Zaman Gazetesi, 4 Kasım 2008, s. 8)
Anlaşıldığı kadarıyla, anti-Amerikancı duygusal bir tavır sergileyerek Amerika’nın çöküşünü beklemek çok da mantıklı değil. Çünkü dünya ekonomisi ABD ekonomisine entegre olmuş durumda. Orasının çökmesi küresel bir felaketin yaşanması demektir.
Amerikalı seçmen de zaten bu büyük felaket senaryosundan korktuğu için Obama’yı desteklemekten beri durmadı. Artık top Obama’da. İki kesimi de rahatlatmak zorunda. Bunlardan birincisi: ülkesindeki vatandaşları iken, ikincisi: Amerikan ekonomisi ile kader birliği yaşayan dünya ekonomisinin diğer aktörleri; belki de hepimiz…
Obama bütün bunların “farkında ise” ve bununla birlikte Siyonist neo-concu kuşatmadan kurtulabilirse;
1. Bush döneminde Amerikan politikalarını açık bir şekilde yönlendiren aslında Demokrat Parti yanlısı, sonradan Cumhuriyetçi Parti yandaşı neo-concu kadroları temizleyecek, temizleyemezse bile etkilerini en aza indirmeye çalışacaktır.
2. Amerika önleyici vuruşa dayalı şahin politikasından vazgeçecektir.
3. Dünyaya karşı dayatmacı olmayacak, güç kullanmayacak, daha çok diyalog içerisine girecektir.
4. Sorunların çözümünde diplomasiyi daha fazla ön planda tutacaktır.
5. Böylelikle Bush döneminde özellikle Ortadoğu’da büyümüş olan Amerikan düşmanlığını minimize ederek, bu strateji üzerinden yeni etkinlik kanalları açmaya çalışacaktır.
6. “Sosyal devlet” anlayışını ön plana çıkaracaktır.
Veya bunların hiçbirini yapamayarak, kolunu şahinlere kaptıracak ve ülkesiyle birlikte dünyayı büyük bir felakete sürükleyecektir. Yeni ABD Kongresi’nde rekor bir sayı ile 45 Yahudi’nin görev almasının ve yine Beyaz Saray Genel Sekreterliği’ne Yahudi asıllı Rahm Emanuel’i, yardımcılığına ise siyonizme yakınlığı ile bilinen Joe Biden’in getirilmesinin sonuçlarını göreceğiz.
Ben onun yerinde olsaydım; komşularıyla “sıfır sorun diplomasisi” yürüten ve bu sayede hem bölgesinde hem de dünyada saygın bir konuma gelen Türkiye ile yeni bir “İstişârî İşbirliği Belgesi” imzalardım. Gerçekten samimi olduğumu göstermek için de, öncelikle şu Ergenekonculuğu besleyen Amerikan damarını kesip atar, Türkiye’yi rahatlatırdım.
Stratejik konumunu ve imparatorluk tecrübesini son zamanlarda iyi kullanmaya başlayan Türkiye, ehil bir devlet olma yolundadır. Ehli ile yapılan istişarede ise rahmet vardır.
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.