gasteci.com
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Aylardır yurt dışında olan işadamları!
Bir süre once bir dostum bazı önemli işadamlarının aylardır yurt dışında olduğunu, Türkiye’...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Camiye saldıran, çocukları öldüren İsrail…
İsrail'in Gazze Katliamı kara harekatıyla devam ediyor. Bir haftadır süren hava bombardımanında ...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kürtler 10 Eylül 1979 - Birileri 12 Eylül 1980
PKK Terör Örgütü’nün ivme kazanmaya başladığı tarihler 1982-1983’lere rastlar. Kırılma n...

Harun Tokak

Harun Tokak Son akşam yemeği...
Hepsi on iki kişiydi. Bu onlarla son akşamıydı. Son akşam yemeği… ...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Türkiye’de Dengeler Değişirken…
CHP lideri Deniz Baykal’ın bir süre önce başlattığı ‘Türban’ açılımını nasıl yor...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk İsrailoğulları'nın kaderi
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırısı her şeyi altüst etti. İşaretler kara harekatının da ba...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Angela Roosevelt!
Dünya bu denli büyük global bir ekonomik krizle yeni karşı karşıya değil. 1933 Mart'ında yaşanan ve ...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Sistemin tanrısına dokunmak!
Her sistemin bir tanrısı vardır. Adı ‘Nemrut’ (bir türlü ölmedi)tur, ‘Firav...

Sezai Şen

Sezai Şen AK PARTİ GÖKÇEK'İ YENİDEN ADAY GÖSTERMEZSE CHP'YE BÜYÜK İYİLİK YAPMIŞ OLACAK!
AK Parti bugünkü tabloda Melih Gökçek'i Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı göstermezse sanki AK...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Mustafa

Mehmet Ali Bulut Önce Hakan Aksay’ın Taraf Gazetesi’ndeki köşesinden bir alıntı yapalım (16 Ekim):
Mehmet Ali Bulut

“Sinemadan çıktık. Arkadaşım düşünceli, üzgün, şaşkın... Ben daha bir şey sormadan dudaklarından bir soru dökülüyor:

- Ama o bir alçak değil miydi? Acımasız bir düşman olarak bilmez miydik biz onu?
Sözünü ettiği Aleksandr Kolçak. Çarlık ordusunun en seçkin komutanlarından biri. 1917 Devrimi sonrasında Kızıl Ordu’ya karşı savaşan Beyaz Ordu’nun liderlerinden. Ve kısa bir süre için “öteki Rusya’nın Yüksek Önderi”.
Arkadaşım, hayatının ilk yarısında SSCB yurttaşıydı. İkinci yarısında ise Rusya Federasyonu’nun yurttaşı.

Okuduğu tarih kitapları Kolçak’ın “halk düşmanı” olduğunu yazıyordu. Bugün bir film izledik. Kolçak’ın ne denli güçlü ve dürüst bir kişiliği olduğunu…. (anlatan), bir ülkenin tarihine yeniden bakmayı deneyen bir film…” (Bir insan, bir aşk, bir ülkenin tarihi adlı yazısından..)

Hakan Aksay’ın ‘arkadaşım’ dediği, eski bir Sovyet yurttaşı. Tıpkı bizim gibi onlar da ideolojik bir ‘kurmaca tarih’in kurbanı oldukları için nice ‘kara’ları ak, ‘ak’ları kara biliyorlar.

Şimdilerde Rusya, ideolojik kaygılarla kapatılmış defterleri yeniden açıp gerçek tarihleriyle yüzleşme yolunda. Komünist rejimin ‘vatan haini’ ilan ettiği şahsiyetlerin aslında birer halk kahramanı olduklarını keşfetmenin şokunu yaşıyor. Aksay’ın arkadaşının şaşkınlığı da bundan kaynaklanıyor…

* * *

Yazıyı okuduğumda, içim yanmıştı. Bizde de olayları gerçek mahiyetiyle perdeye aktaracak ‘cesur’ yapımcılar çıkar mı acaba?

Çünkü hiçbir millet, tarihini gerçek mahiyetiyle bilmeye bizim kadar muhtaç değildir. Ekim Devrimi’ni gerçekleştiren Sovyetçi komünistler bile, Rusya’yı ve Rus tarihini bizim inkılâpçıların kendi tarihimizi hırpaladığı kadar hırpalamadılar. Çünkü orada yaşanan tahrip, bir intikamın değil, salt bir ideolojinin inşasının eseriydi.

Bizim devrimlerimizin mahiyeti bir ideolojinin inşasından ziyade; sanki var olan diri bir kültürün imhası yahut -en hafif ifade ile- görmezlikten gelinmesiydi. İtikadî anlamda tarif edecek olursak, ‘bir tekfir’ hareketiydi. (Ke-Fe-Re üstünü örttü, görmezlikten geldi anlamınadır). İnkılâpların, bazı kesimler tarafından belli bir dönemde‘tekfir’le eş anlamlı kullanılması da bu yüzdendir.

Esasında, Atatürk de inkılâpların ‘dini olmayan bir hayat tarzı’nı ikame etmeye yönelik olduğunu ifade eder. Nutuk ve özellikle hususi ortamlarda serdettiği fikirlerinin geri planında bunu görüyoruz. Onun kafasındaki medeni dünya ve ona uygun hayat tarzı, dine dayanmamaktaydı.
Belli kesimlerin, Atatürk’ü ‘dindar gösterme’ çabaları o yüzden bana hep komik gelmiştir. Tercümanlı yıllarımda Cumhuriyet’in ilk muallimlerinden Ord. Prof. Reşat Kaynar Hoca ile üç dört yıl birlikte çalışma imkânımız oldu. Gerek Reşat Hoca ve gerekse Erol Şadi Erdinç’in değişik izin ve müsaadelerle saklı arşivden alabildikleri belgelerden de çok iyi biliyorum ki, Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i kurmadan önce de dine karşı ‘lakayt’tır. Hatta Cumhuriyet’ten çok önce okuduğu bir Fransızca felsefe kitabının kenarına kendi el yazısıyla düştüğü notları, onun din hakkındaki görüşlerini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır.
Marks gibi ‘Din afyondur’ demese de dini, benzer bir kaideye oturttuğu, aynı kefeye koyduğu aşikârdır.

Daha sonraki dönemlerde, dindarlığına veya dine taraftarlığına ‘delil’ sayılabilecek bütün haller ve söylemler, mevcut şartları, pragmatik bir üslupla inkılâpların lehine çevirme ve toplumdan destek alma çabasıdır. Balıkesir Hutbesi de dâhil…

Fakat bu, Mustafa Kemal’in ‘takiye’ yaptığı anlamına gelmez. Gerçekten de o, hiçbir zaman takiye yapma ihtiyacı duymamıştır. Toplumun güvenini kazanmak ve meydana getireceği inkılâbın, toplum tarafından hemence reddedilmesine sebep olacak hal ve söylemlerden sakınmak aklın icabıdır. Bir lider için bundan doğal ne olabilir! Üstelik ideolojilerin inşasında yalan dahi bir yoldur. Hutbe okuması, Mehmetçiğin savaşlardaki gayretini, göğsündeki imana hamletmesi gibi son derece dâhiyane seçilmiş cümleler ve tavırlar onun sevk ve idaredeki kabiliyetinin eseridir. Fakat bunların hiçbiri, onun İslam’a taraftar olduğu veya dinin hayat içindeki fonksiyonlarını benimsediği anlamına gelmez. Hatta dikkat edildiğinde görülecektir ki Mustafa Kemal’in takip ettiği yol, aslında dini, hayatın ana merkezi olmaktan çıkarma hareketidir… Nitekim bu çabasıdır ki laikliğin aynı zamanda bir hayat tarzı olarak algılanmasına yol açmıştır.

Zaten Mustafa Kemal’in nihai maksadı; Osmanlı bakiyesi olan ahaliden, içinde dinin sadece bir kültürel doku olduğu ‘modern’ bir toplum yaratmaktı. Bunu da başardı.

Hiç kendisini gizlemedi, fikirlerini saklamadı. Her yerde her daim ne amaçladığını ifade etti. Bulgaristan’da dans edenleri izlerken söylediği ‘içim yanıyor’ tabiri bu özlemin nasıl bir hayat içerdiğini gösteriyor.
Benim anlayamadığım şu: Mustafa Kemal, hiçbir zaman kendisini toplumdan gizlemek ihtiyacı duymadığı halde, neden sonra gelenler, onunla ilgili birtakım halleri ve fikirleri toplumdan gizleme ihtiyacı duymuşlardır?
Mustafa Kemal’i gerçek manası ve amacıyla toplumun tanımasına mani olanları ‘Atatürk düşmanı’ addetme hakkımız var. Demek ki, kendilerince onun halini kendi terazilerinde tartıp eksikli ve kusurlu buluyorlar ki, Mustafa Kemal’i bir ‘insan’ ve kendisi olarak tanımamızı istemiyorlar. O yüzden de ilk defa Mustafa Kemal’i –az da olsa- kendi çerçevesinde aktarmaya çalışan Mustafa filminden rahatsız oldular.

* * *

Hz. İsa’nın Tanrının oğlu olduğun kabul ettirmek isteyen Hıristiyanlık tarihi yazarları Hz. İsa’nın bir kadınla ilgilenmiş olmasını asla benimsemediler. Belki de annesinden sonra Hz. İsa’yı en çok sevmiş ve Hz. İsa’nın da sık sık evine gidip geldiği Marie Magdelena’yı, -haşa- ‘kötü kadın’ olarak nitelediler ve tarihe öyle kaydettiler ki İsa’yı ‘ilahlaştırma’ operasyonu gerçekleşebilsin.
Çünkü bizim gibi yiyen, içen ve acı çeken ve bir kadının yanında bulunmuş bir ‘İsa’ imajına, ‘rablık’ heykelini oturtamazlardı. O yüzden de Hıristiyanlığı ilk kaleme alanlar, Hz. İsa ile ilgili birçok gerçeği çarpıtıp kendi amaçlarına yarayacak bilgilerle değiştirdiler. Diğerlerini de imha ettiler. Sonunda Roma tanrı krallarına benzer bir imaj yarattılar ve onu Hz. İsa’ya giydirdiler. 1950 küsür yıldır Hz. İsa şu kurgulanmış görüntüden kendisini kurtaramadı.
İşte bizim bir kısım Atatürkçülerimizin de Mustafa Kemal’e yaptığı bu! Güya kusur saydıkları bazı şeylerin Atatürk tarafından işlenmiş olmasını ona yakıştıramadıkları için ona dair belge ve bilgileri saklıyorlar. Ve maalesef bu tutum, Atatürk’ü ilahlaştırmak şöyle dursun, aksine belki hiç de hak etmediği halde kendisiyle ilgili yanlış imaj ve anlayışların yayılmasına neden olmuştur.

Evet, Mustafa Kemal kaderin memuruydu. Şu milletin, bin yıllık ihmalkârlıklarının ceremesini ödediği bir hengâmede ortaya çıktı ve onların başına geçip, o zaaf ve aczi, kuvvete dönüştürüp ondan ‘modern’ bir yapı ortaya çıkardı. Bu ‘modern’ kavramının, tamamen pozitivist düşünce (inkar-ı uluhiyet) temeline oturtulmuş bir kavram olduğunu asla akıldan uzak tutamazsınız. Mustafa Kemal’in ‘modern’ diye tanımladığı hayat tarzı ‘la dini’ bir hayat tarzıdır. Dolayısıyla Mustafa Kemal’in hayatında ‘din’, kabul etseniz de etmeseniz de kayda değer bir itibara sahip değildir.

Ancak, elbette ki din gibi toplumları en derinden etkileyen bir olgunun kendi başına bırakılması da düşünülemezdi. İşte laikliğin dini dışlayan ama onu kontrol etmekten de geri durmayan atıflarını da bu çerçevede algılamak gerek…

* * *

Yani Mustafa Kemal çok az insana nasip olacak bir şeyi; ideallerini gerçekleştirmeyi başardı. Gizlenecek bir şey de yapmadı.

Peki, niye birileri onunla ilgili belgeleri, bilgileri hâlâ halktan gizleme ihtiyacı duyar? Neden bir kahramanı korumak için kanun çıkarılır?
Acaba onun hal ve hareketlerini, eylemlerini, düşüncelerini halktan gizlemeye çalışanlar aslında Atatürk’ün yaptıklarını içlerine sindiremedikleri için mi bu yola başvuruyorlar? Onu her hareketiyle benimsemiş taraftar, niye onun yaptıklarını gizlemeye kalkışsın ki!

Kendisi veya en yakın dostu İsmet Paşa, ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ yapmaya ihtiyaç duymadıkları halde, Menderes’in böyle bir kanunu çıkarması ne kadar samimiyetten uzak ise, birçok yaptırımı olmayan geçmiş döneme ait kanunların, altlıklarının I. AK Parti hükümeti tarafından doldurulması da öyle… Hakiki taraftarlık zaaf içermez, samimidir. Gayrı samimi olanlar ise ifrat ederler.

Hakiki Türk’ün Türkçülük yapmaya ihtiyaç duyduğunu gördünüz mü? Nerede bir Türkçü varsa, dikkat edin hakiki Türk unsur değil, Türkleşmiş unsurdur. Teorisyenler de dahil! Acaba kurucuların kökenleri konusunda mı bir sıkıntı var ki böyle kamufleler yapılıyor? Yoksa samimi taraftar, davasının hakikatinden şüphe etmeyen, davasını ve delillerini saklama ihtiyacı duymaz ki!

Ama işte Türkiye, nedense, kendi kuruluş dönemleriyle ilgili vesikaları açmaya cesaret edemiyor. Acaba, iddialarının çürük, isnatlarının zayıf, karşıtlarının mazlum olmasından mı korkuyorlar?

Yahut bize anlatılan tarihin kurmaca bir tarih olduğunun ortaya çıkması endişesi mi var? Mesela Vahdettin’in aslında hain olmadığı, Mustafa Kemal’in köprüleri atarak değil, padişahın teklifi ve yardımlarıyla Anadolu’ya geçtiği gibi… I. İnönü Zaferi gibi bir şeyin aslında hiç yaşanmadığı gibi… vs. vs.

Belki de bütün bunlar saçma iddialar. Ama o döneme ait belgeler saklandıkça, her bir iddia haklılık payını korumaya ve söylence ile beslenmeye devam eder.
Lenin, Stalin gibi acaba Mustafa Kemal’in etrafındakiler de yeni bir dünya kurmak için Mustafa Kemal’e kendilerinin yarattığı bir kişilik yüklediler de bunun anlaşılmasından mı korkuyorlar? Falih Rıfkı’nın Çankaya kitabında yer yer yansıtılan ‘normal’ insan Mustafa Kemal ile tarihlerin bize anlattığı yarı ilah Mustafa Kemal ne kadar da birbirinden uzak!.
Bence bu Mustafa Kemal’e yapılmış büyük bir haksızlıktır. Ben inanıyorum bir gün Mustafa Kemal de halkın önüne kendisi olarak çıkma ve çıkartılma hakkını elde edecektir. O zaman biz de toplum olarak tarihimizle yeniden yüzleşecek, gerçek kahramanlarla hainlerin kimler olduğunu göreceğiz. Bu açıdan Can Dündar’ın yaptığı bir insan için küçük ama kapalı kapıların aralanması açısından büyük adımını takdirle karşılıyorum.
Mustafa Kemal ne zaman ki gerçek mahiyetiyle halka anlatılabilir hale gelir, o zaman diğer ölümsüz Türk kahramanları gibi tarihte hak ettiği yerini alır. Yoksa Atatürk’e yüklenen bu ’tanrılık misyonu’ bir süre sonra onu tamamen anlaşılmaz hale getirecektir.

Tanrı nasıl ki kendisinden ziyade tanrıcılık yapanlardan çekmiştir, Atatürk de Atatürk’ten ziyade Atatürkçülük yapanlardan çekiyor. Ama onların sultasından kurtulup kendisi olması zamanı hayli yaklaşmıştır…

04.Kasım.2008 01:17:06

Puan: 3.8/5 (20 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   X Men
Biraz istikrar. Bir böyle yazıyorsunuz, bir şöyle. Belki de aslında siz de daha kesin olarak fikirlerinizde vahdeti sağlayamamışsınız. Bu yazınızla Mustafa Kemal'i sanki savunurken, diğer bir yazınızda yerden yere vurabiliyorsunuz. Yoksa siz rüzgarın önünde sürüklenen bir yaprakmısınız!
   berke cihan
Mailinizi bulamadığımdan buraya yazıyorum. Hocam size hayranım. Şu ahir zamanda sizin gibi kalemi kılıçtan keskin yazarlara ihtiyacımız var. Yazılarınızla düşünce sistemimde derin etkiler bırakıp, yol gösteriyorsunuz. Her yazınızı büyük bir şevkle okuyorum. Şu kirlenmiş medya dünyasında dindar dediğimiz basın yayın organlarında bile(gasteci.com dahil) hiç olmaması gereken haberlere rastlayabiliyoruz. Artık bazı şeyler o kadar gizlenmiş ve o kadar güzel zihinlere empoze edilmiş ki düşünce sistemimiz ister istemez sözde modern dünyanın çamurlarından payını almış. Sizi okudum mu kendime gelip silkiniyorum. Olaylara değişik bakış açılarınız var. Allah yardımcınız olsun.

Mehmet Ali Bulut Arşivi
Sistemin tanrısına dokunmak! 07.Ocak.2009
İsrail ve canımı sıkan bir ayet (2) Yorumlar, tarizler, cevaplar... 05.Ocak.2009
İsrail ve canımı sıkan bir ayet 29.Aralık.2008
Tuncay Güney'in karmaşıklığı Ergenekon'u masum yapar mı? 06.Aralık.2008
CHP nereye koşuyor? 25.Kasım.2008
APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü? 21.Kasım.2008
Siyasette müspet hareketler 20.Kasım.2008
Anayasanın değişmezleri... 14.Kasım.2008
Ergenekon savcısı 11.Kasım.2008
Obama'nın beriki yüzü 08.Kasım.2008
O ba ma, Necdet Sezer ve Cumhurbaşkanı Apo ! 06.Kasım.2008
Mustafa 04.Kasım.2008
Allah bizi sizin Cumhuriyetinizden korusun! 30.Ekim.2008
Evet, daha kötü günler geliyor, ama kime? 27.Ekim.2008
Temel Ağabey'i uğurlarken... 26.Ekim.2008
Sermaye ve iktidar! 20.Ekim.2008
Sayın başbakanım bu sizin gerçek duruşunuz ise... 17.Ekim.2008
Başbakan, Bahçeli'yi muhatap almak zorunda! 16.Ekim.2008
Kürt kimin umurunda be kardeş! 09.Ekim.2008
Neden askerler hiç mesul olmazlar? 05.Ekim.2008
AK Parti'nin geleceği 26.Eylül.2008
Benim hırsızım iyidir! 21.Eylül.2008
Başbakan'ın adamları ne yapıyor? 15.Eylül.2008
Talut Calut'u yener, nitekim yenmişti... 11.Eylül.2008
Kenya'ya kar yağıyor! 06.Eylül.2008
Bir sarhoş Yeltsin yok mu? 03.Eylül.2008
Türkiye için semirme vakti! 02.Eylül.2008
Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu! 29.Ağustos.2008
Ergenekon'un Kürt Memetleri 25.Ağustos.2008
Gürcistan dramından Asya Medeniyetine... 14.Ağustos.2008
Amerika'nın İp'i yahut kan oyunları 11.Ağustos.2008
Değerlerin ihyası! 08.Ağustos.2008
AK Parti'nin farzı, vacibi, sünneti... 05.Ağustos.2008
Bediüzzaman Önder Sav'a ne dedi 02.Ağustos.2008
Batı'nın Karlofçası 31.Temmuz.2008
Eyvah, AK Parti kapatılmıyor! (Adnan Menderes Çıkmazı'nda kan gölü= 29.Temmuz.2008
Evet bu bir hesaplaşmadı 24.Temmuz.2008
Agarta'nın gelini 18.Temmuz.2008
Perestroyka yahut temellerin çöküşü 12.Temmuz.2008
BU mu yanlış? 10.Temmuz.2008
AK Parti out olurken nasıl oluyor da Şener in? 09.Temmuz.2008
Yarasalar gündüz uçuyor, demek ki karanlıktakilerin de keyfi kaçtı 03.Temmuz.2008
Ben yazmasam bir şey olmaz ama siz tepki koymazsanız çok şey kaybederiz 01.Temmuz.2008
Firavun, Musa ve Deveyi Kesen 9 Kişi 07.Haziran.2008
Mustafa Kemal ve arkadaşları nerede, şu kafa yapısı nerede? 03.Haziran.2008
Öğretmeni kim mağlup etti? 28.Mayıs.2008
Önder Sav'a din öğretildi de o mu yanlış öğrendi? 23.Mayıs.2008
Turhan Çömaz Ali Suavi mi olmak istiyor? 20.Mayıs.2008

Gazetelerin 1. Sayfaları

KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR

Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği ve rol aldığı "Güneşi Gördüm"deki Altun ailesini yakında tüm Türkiye konuşacak...

HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR

Bu çocuktaki müthiş sesi dinleyen herkes takdir ediyor. Müthiş yetenek, umarım hayırlı bir yolda değerlenir!

40 YIL SONRA ÇÖLE İLK KEZ KAR YAĞDI

Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» Aylardır yurt dışında olan işadamları!
» Sistemin tanrısına dokunmak!

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR
» İŞTE PROVAKASYONUN KRALI... BÖYLE PROVAKASYON GÖRÜLMEDİ...
» HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR
» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
gasteci.com © 2008