Türkiye’nin NATO’ya üyeliği 1952 tarihidir. O günlerde belirlenmiş NATO stratejisi “Esnek Mukabele” anlayışı üzerine kuruluydu. Türkiye, olası bir Sovyet saldırısına karşı Toroslar’ın güneyinde savunma savaşı yapacaktı. Bunun yanı sıra Sovyet işgali altına girmiş bölgelerde de gerilla savaşı yürütülecekti. Taceddin Kayaoğlu
Bu stratejiye paralel olarak Eğridir Komando Okulu kurularak ilk komanda birlikleri oluşturulmaya başlandı. Aynı zamanda da kontrgerilla savaşı verebilecek Seferberlik Tetkik Kurulu 1953 tarihinde faaliyetlerine başladı. 1954 yılı itibariyle ise ABD ile yapılan antlaşmalara bağlı olarak Türkiye’deki Amerikan üsleri devreye sokuldu ve fakat ilginçtir bu üsler Meclisin denetimi dışına alındı.
İlginç olan ise şu idi; Türkiye’nin NATO üyesi olmasının hemen ardından bir kısım Amerikalı uzman Türk Genelkurmayına sundukları raporlarda; mevcut Türk subaylarının ve stratejilerin NATO konseptine uygun olmadığını belirtiyor ve yeni düzenlemeler tavsiye ediyorlardı.
Onların şikâyetçi oldukları ekol, İttihat-Terakkî döneminden kalma Almancı bir ekol olarak dikkati çeker.
…
Şimdi kısa bir kronolojik seyir yapalım:
Menderes hükümetleri döneminde Marshall yardımları ile sıkılaşan Türk-Amerikan ilişkileri 1960’a doğru gerilmeye başladı.
Adnan Menderes Sovyetlere bir ziyarette bulunmayı düşünüyordu.
CHP kıyma makineleri düzmeceleri ile kitleleri tahrik ediyor, siyaseti geriyordu.
27 Mayıs 1960 tarihinde Millî Birlik Cuntası ülkede yönetime el koydu.
Amerikalıların da önemli oranda yaptıkları para yardımı ile Türk ordusundan 5.000 subay emekliye ayrılarak tasfiye edildi. Onların yerine NATO konseptine uygun subaylar getirildi. Tasfiyede en önemli rolü oynayanlardan birisi Mucip Ataklı idi.
Acaba darbenin gerekçesi, çokça söylendiği üzere; Menderes’in Sovyet yanlısı bir eğilim göstermesi miydi? Ya da Cumhuriyet Halk Partisi’nin kışkırtmaları mıydı?
Yoksa bütün bunların hepsi Türkiye’nin gladyoculuk üzerinden yeniden organizasyonu için Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yapılmak istenen subay tasfiyelerinin bir bahanesi miydi?
Darbeden dört yıl sonra (1964) ABD Başkanı Johnson, Birleşik Devletler Harp Akademisi’nde yaptığı konuşmada şöyle diyordu; “Şu anda 344 ekibimiz, 47 ülkede iç savaş taktiklerini öğretmekle meşguller.”
1964’te Amerikalı uzmanların katkısıyla çalışmalar başladı. 1953 yılında kurulmuş olan Seferberlik Tetkik Kurulu, 27 Mayıs Darbesi’nden sonra Amerikan Yardım Heyeti’nin (JUSMATT) Ankara’daki binasına taşındı.
1965 tarihinde yine Ankara’da STK yerine Özel Harp Dairesi kuruldu. Özel Harp Dairesi’nin kurulması aslında Seferberlik Tetkik Kurulu içinde görev yapan millî kuvvetlerin tasfiyesi anlamına geliyordu.
Amerikalı askerî uzmanlardan Peter Paret ve John W. Shy, şöyle diyorlardı; “Birleşik Amerika, hoşuna gitmeyen solcu veya solcu olmayan hükümetleri devirmek için gerilla taktiğini kullanabilir ve kullanmalıdır. Bizim amacımız, hoşa gitmeyen ve bizimle dost olmayan hükümetlerin yerine dost hükümetleri geçirmek olmalıdır.”
Yine başka bir Amerikalı olan Franklin A. Lindsay, “Unconventional Warfare” (Gayr-i Nizâmî Harp) isimli kitapta; “Kendi personelimizi ve yardımda bulunduğumuz memleketlerin personelini yetiştirmek için bir eğitim sistemine ihtiyacımız vardır. NATO müttefiklerimiz ile ortaklaşa komünist tecavüzlere maruz memleketlerde, memleketimizdekine benzer enstitüler ve Özel Harp Kolejleri kurulmalıdır” ifadesini kullanıyordu.
Amerika’da bu amaçla kurulmuş iki okul vardı. Birisi; Fort-Bragg’da, diğeri de Panama’da idi ve adı Fort-Sherman olarak geçiyordu. Diğer taraftan İtalya/Napoli’deki NATO Savunma Koleji’nde de kontrgerilla eğitimi verilmekteydi.
Fort-Bragg’da 1963 yılında çeşitli ülkelerden gelmiş 82 general eğitim gördü. Panama’daki okulda ise general rütbesinin altında her yıl ortalama 1400 subay eğitimden geçirildi.
Diğer yandan 1964-1967 yılları arasında Washington Polis Akademisi’nde 87 ülkeden gelen 5.000 polis yetkilisi kontrgerilla eğitimi aldılar.
Almanya’da bulunan ve Washington Polis Akademisi’nin kontrolünde olan başka bir okulda ise yine farklı ülkelerden gelen askerlere kontrgerilla taktiklerine bağlı olarak jandarma-komando eğitimi verildi.
Bütün bunlardan sonra gelelim Türkiye ile ilgili şu sorulara;
Türkiye’de bir dönemler 27 Seferberlik Tetkik Kurulu şubesi var mıydı?
Yine Türkiye’de Özel Harp Dairesi için çalışan 8 Bölge başkanlığı kurulmuş muydu?
Yetmişli yıllarda Türkiye’deki terör faaliyetlerinin artması ile gladyo kolejlerinde alınan dersler arasında bir ilişki var mıydı?
Ve bizim şimdiki Ergenekoncularımızın söz konusu bu kolejlerden mezuniyet diplomaları var mı?
Ya da mezun olanları ile öğretmen-öğrenci ilişkilerine sahipler mi?
Bir de;
Acaba Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yukarıda bahsi geçen Özel Harp Dairesi’nin 8 bölgesinden birisi olarak seçilmiş miydi?
Eğer seçilmiş ise şu anda kimlerin kontrolünde, ne kadar aktiftir? Ve bir “Kör nokta” olarak hâlâ elde tutulmaya mı çalışılmaktadır?
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.