Bugünlerde Alman kamuoyu Duisburg kentine yapılan Almanya'nın en büyük camilerinden birini konuşuyor. Kentin Marxloh semtine açılan ve "Marxloh'un harikası" adı verilen camiyi... Aynı anda 1200 kişinin ibadet edebileceği caminin 34 metre uzunluğunda bir minaresi bulunuyor.
Sebahattin Çelebi
Açılışı Diyanet İşleri Başkanımız Ali Bardakoğlu ile birlikte gerçekleştiren, Eyalet Başbakanı CDU'lu Jürgen Rüttgers ilginç bir noktaya vurgu yaptı, konuşmasında.
Rüttgers, "Arkalarda, görünmeyen yerlerin aksine, görünebilir, tanınabilir, daha fazla camiye ihtiyacımız var ülkemizde" diyordu...
Oysa muhtemelen Başbakan Rüttgers de Marxloh'un harikası adını hakeden bu caminin hikayesini bilmiyordu.
Bir rahipten dinlemiştim.. Hz. İsa'ya gönülden bağlı, Türkleri çok seven bir rahipten... Rahip, bana o caminin hikayesini anlattı.
Almanya'ya ilk gelen Türk işçileri, Ruhr havzası adı verilen bölgede kömür madenlerinde çalıştılar. Yerin bin metre altına inerek, gece ile gündüzün farkedilmediği bir ortamda çalışıyorlardı.
Rahip Wolfgang Köhler de, Hz. İsa'nın yolundan gitmek uğruna, görev yaptığı kiliseye başvurmuş ve istifa dilekçesini sunmuştu. Gerekçesi herkesi şaşırtacak türdendi...
"Ben de Hz. İsa gibi basit bir hayat yaşamak istiyorum" diyecekti Köhler. Sonra gidecek, Belçika'da belediyeye başvuracak ve temizlik işçiliği yapacak, sokakları süpürecekti. Teoloji okumuş bir rahip, birçoğumuzun iğrenç diye niteliği günlük çöplerin arasında Hz. İsa'ya yakın olmayı umacaktı.
Bir süre sonra Almanya'ya geri geldi Wolfgang. O dönemin sürekli işçi arayan kurumlarının başındaydı kömür madenleri. Derhal başvurdu. Yerin bin metre altına inmek gerekiyordu. Wolfgang kendisine yeni bir alem, yeni bir ufuk olacak o karanlıklara indi.
Madende, bol sayıda yabancı işçi de vardı. Çoğu Almanca bilmiyor, çat pat dertlerini anlatıyor, kendi aralarında anlaşabiliyordı. İşte o günlerde, madene döşenen raylar üzerinde giden taşıma vagonlarından birini farketmeyeren Wolfgang'ı ölümden bizim Çorumlu Mehmet adlı bir işçimiz kurtardı. O günden sonra da, rahip Wolfgang'la bizim Mehmet Amca, ölümsüz bir dostluğu yakaladılar.
Mehmet Amca, ülkesini, memleketini her özlediğinde, yerin bin metre altında bulduğu bir su pınarı ile nasıl teselli olduğunu anlatacaktı Wolfgang'a. Sonra da, o pınar başında "Su sızıyor sızıyor/taşların arasından/eğil bir yol öpeyim/kaşların arasından" türküsünü söyleyecekti. Mehmet Amca, "Bizim oralarda böyle oynanır" diyerek Wolfgang'a bir de çiftetelli gösterisi yapacaktı. İki dost, yerin bin metre altında, bir pınar başında ölümsüz dostluğu yakalarken, Wolfgang Mehmet Amca'nın çiftetellisine yapabildiği kadarıyla eşlik edecekti...
Wolfgang, daha sonra Mehmet Amca'nın bir selamıyla, Ankara'daki asker arkadaşınının evine ziyarete gidecek, evinde konaklayacak, hatta eşi, Wolfgang'ın şerefine bahçede dolaşan bir horozu kesecek, harika bir yemek yapacaktı.
Wolfgang, Türk işçileri sayesinde Türkçeyi öğrendi önce. Sonra onların dünyalarına indi. Yerin altında apayrı bir dünya vardı.. ve o dünya; uçsuz bucaksız ülkeler gibiydi.
Türk işçileri, Almanya'da yeni oldukları için aileleri yoktu. Heim adı verilen işçi yurtları ile maden ocağı arasında geçiyordu hayatları. Vakit namazları ise hep sorun oluyordu. Yerin bin metre altında Türk işçileri, "İbadet edecek bir yerimiz olsaydı keşke" diye iç geçiriyorlardı. Alınlarını secdeye koyabilecek, cumaları beraber eda edebilecek bir camilerinin olması için dualar ediliyordu.
Wolfgang, işçilerimizin o günkü samimi isteklerini dün gibi hatırlıyordu... Titrek bir ses tonuyla, o günleri, o ölümsüz dostlukları anlatırken, nemlenen gözlerini kaçırmaya çalışıyordu benden.
Aradan geçen 35 yıl sonra Duisburg'un en büyük ve en güzel camisi nereye mi yapıldı?
Türk işçilerinin hergün madenden çıktıktan sonra, akşamları dinlenmek ve ibadetlerini yerine getirebilmek için geldikleri..
35 yıl önce yatıp kalktıkları o köhne işçi yurdunun dikildiği o mekanın üzerine...
Şimdi söyleyin?
Bu bir harika..
35 yıl sonra gerçekleşen, samimi bir duanın kabulu değil de ne?
Yorumlar ümmet Ihlas ve samimiyetin meyvesi Duisburg camisi.
45 yil önce amaci dinde olmayan insanlarin gelip Almanya yi yurt edinmeleri zamanla kendi özlerine dönüsleri bir cok hiristiyani da diger din mensuplarinida etkiledi ister istemez onlarda kabullendiler.bunu Tc devleti ozamanlar istemesede.ümmice ama ihlsla yapilan isler daha sonra meyveye durdu.Türkiyede olmayan hos görü Almanyanin duisburg gibi bir yerinde camii olarak karsimizda kendisini gösterdi darisi diger ülke ve sehirlere önceliklede Türkiyede büyük sehirlere nasip olur insaallah.
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.