Genelkurmay bir ilke imza attı
Asker ilk defa “PKK ile mücadelede neler oluyor”u Bakanlar Kuruluna anlatma lüzumu duydu. Nuh Gönültaş
Aktütün saldırısı hakkında ayyuka çıkan iddialar askerin canını acıtmış, askeri bu icraata sevketmiş olmalı.
Değilse, askerin sivil otoriteye bölgede neler olduğuna dair bilgi vermesi, olup biteni anlatması, bölgede olup biteni paylaşması düne kadar görülmüş şey değildi.
Oysa, ülkenin o tarafında yüzlerce defa karakollar taranmış, yağmurda teröristler ölmüş, binlerce asker şehit olmuştu.
Bölgede akan kanın debisi her geçen gün artıyordu.
Yanmış yıkılmış okullar, kurşunlanan bebeler, öldürülen öğretmenler, tahrip edilen iş makinaları, elektrik trafoları vs.
İster 30 yıl öncesinden, isterse 25 yıl öncesinden başlatın… Bakın, tam 30 ya da 25 yıl olmuş kan akmaya, her şey olmaya başlayalı…
İlk defa 25 yıl sonra veya,
30 yıl sonra ilk defa sivil otoriteye bilgi verme, onları olup bitenlerden haberdar etme gereği duyulması…
Müthiş bir şey canım. Müthiş bir gelişme.
Komutanlar lütfetmişler, 25-30 yıllık bir gecikmeyi telafi etmişler.
Oysa bu denli büyük ve sosyal yönleri olan bir sorun için asıl yapılması gereken, hem de sık sık yapılması gereken budur.
Ama gerçekler, gerçekler olduğu gibi bütün çıplaklığı ile anlatılmalı bakanlar kuruluna, milletin temsilcilerine…
Eğer sivil otoriteyi bilgilendirme brifinginde PKK terörü ile savaş, her türlü askeri harekat, eylem, mücadele, tatbikat vs. gibi yüzde yüz, doksandokuz değil, yüzde yüz başarı ile, sıfır hata ile gerçekleştirildiği anlatılırsa bu bilgilendirmelerden pek bir şey elde edilmez.
Bu yazının yazıldığı saatlerde Genelkurmay Başkanı Bakanlar Kuruluna brifing veriyordu.
Sabah saatlerinde ise Kara Kuvvetleri Komutanı Aktütün saldırısı ile ilgili araştırma sonuçlarını açıkladı. Açıklama beklenildiği gibiydi.
Kısaca; Aktütün saldırısında Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiçbir hatası yoktu!
Demek ki sıfır hatada 17 şehit veriliyorsa, hata oranı sıfırı aştığında yapıldığında kan gövdeyi götürecek mi?
İnsaf yahu, sıfır hata denilen şey onca insan unsurunun olduğu yerde mümkün mü?
Ne demek sıfır hata… Hiç kabahatimiz yok!
Yorumlar Saim Atlı PKK Yöneticisi Duran KALKAN; Türk mü? ERMENİ mi?....İşte Duran Kalkan'ın köyü: Tapu kayıtlarından yapılan araştırmalarda Eski Güzelim Köyünün XVII. yy dan itibaren yerleşim alanı olduğu; II. Abdülhamit devrinde Aziziye (Pınarbaşı) sancağına bağlı bir birim olduğu ve arazi vergisi alındığı bilinmektedir.
Tarihte 93 Harbi diye bilinen 1876-1877 Osmanlı - Rus Savaşından sonra Erzurum yöresinden kopup gelen ailelerin de katılımıyla "köy" kimliği alan Güzelim Köyü; Adana'nın en uzak ilçesi Tufanbeyli'nin en küçük köylerinden birisidir. Erzurum kökenli ailelerin geldiğinde Göğ İsmailler, Hacı Abdullah, Hacı Hasan, Durdu Kahalar ve Mulla Hasanlar olarak bilinen Türk ailelerin yanında zengin ermeni aileleri de yaşamakta ve bir yaylalık niteliğinde idi. Erzurum'dan gelen büyük aileler (Gündoğan, Kalkan Aileleri) ile burada yaşayan Türk aileler, kısa sürede kaynaşmışlardır. I. Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarında Erzurum halkı Ermeni-Rus Mezalimine uğramıştı. Bu dönemde köyümüz, Erzurum yöresinden gelen ikinci bir göç dalgasına maruz kaldı(Yurttaş, Taşpınar, Yeşil ve Yüksel Aileleri). I. Dünya Savaşı yıllarında Köyümüz, ermeni istilasını yaşamıştır.
Kurtuluş Savaşı (1919-1922)'nın kazanılmasından sonra Cumhuriyet döneminde Saimbeyli İlçesine bağlı bir köy olmuştur. 1957 yılında Tufanbeyli [Mağara(Hökeççe)]'nin ilçe olması ile köyümüz Tufanbeyli'ye bağlanmıştır.
Köyün tarihinin Cumhuriyet devrinde gelişimi bağlamında üç önemli aşaması (sıçraması) olmuştur. Bunlar;
1- 1961 yılında köyümüz ilk okuluna kavuşmuştur. Okulun temeli köy muhtarı Hacı Taş zamanında atılmış, Mustafa Taşpınar'ın muhtarlığı zamanında bitirilmiştir. Okul yapılmadan önce yakın köylerde okuyan ilk gencini 1962 yılında öğretmen okuluna göndermiştir. Sonraki dönemde bu süreç hızlanmış ve Tufanbeyli İlçesinin ve Adana İlinin nüfus oranına göre en fazla okuyanı olan örnek bir köy statüsüne kavuşmuştur. Yurt dışındakiler hariç 100 haneli köyümüzde 30 üniversite öğrencisi çeşitli üniversitelerde eğitim görmektedirler. Okumuş meslek grupları da azımsanmayacak kadar çoktur. ( 40 Öğretmen, 7 Doktor, 13 Mühendis, 1 Veteriner Hekim, 2 Avukat, 3 Subay, 2 Mali Müşavir, 9 İşletmeci- İktisatçı, 1 İlahiyatçı ve 1 Gazeteci). Ayrıca yurt dışında bulunan üçüncü nesilden azımsanamayacak kadar gencimiz Avrupa üniversitelerinde okumakta ve kariyer sahibi olmaktadır. Köyümüzün yüzde 99 u okur-yazardır.
2- Köyümüzün arazisinin yetersiz olması, nüfusun artması sonucu ekonomik anlamda arayışlar başlamıştır. 1966 yılında Mecit Aygün ve Ali Gündoğan'ın köye getirdikleri bir gazetedeki ilandan yola çıkılarak kooperatif kurulmuş ve başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gönderilmeye başlanmıştır. Bu dönemden itibaren hem ekonomik, hem de kültürel ve eğitim bakımından Güzelim Köyünün kabuğunu yırtıp dışa açıldığı dönem başlamıştır ve bu süreç hızlanarak devam etmektedir.
3- Köyün eski yerleşim yerinin dar olması ve genişleyecek yer kalmaması; heyelan tehlikesi arz etmesi; ayrıca, köyün önünden geçen Demircik Suyunun yukarı tarafında yapılan sulama göletinin taşması durumunda sel baskınına maruz kalacağı düşünülerek köyün daha uygun bir yere taşınması gündeme gelmiştir. Seksenli yıllarda projelendirme aşaması başlatılmış, Ahmet Taşpınar'ın muhtarlığı döneminde resmi prosedür tamamlanarak 1984 yılından itibaren bugünkü Tufanbeyli-Adana yolu üzerinde "Hacı Ahmetin Düzü" denilen yere taşınmıştır. Taşınma işlemi 1993 yılında tamamlanmıştır. Bugünkü yeni Güzelim, planlı yerleşimi, modern alt yapısı (kanalizasyon, su şebekesi, elektrik, telefon vs.), eğitimli ve kültürel seviyesi yüksek insanları ile Adana'nın en başta gelen örnek köylerinden biridir.
Köyümüzün bu seviyeye gelmesinde; Kurtuluş Savaşında şehit düşenlere, atılım yapmasında emeği geçen muhtarlara ve halkımıza, hayatta olmayanlara rahmet, kalanlara uzun ömürler diliyor ve şükranlarımızı arz ediyoruz. Bu bayrak yarışının nesiller boyu huzur ve barış ortamında ebediyen devam etmesi dileği ile...
Kültür [değiştir]Yeni yapılan inşaatlarda dahil 113 haneli köyde okuma yazma oranı %98 lerle Tufanbeyli ve köyleri arasında en yüksek orana sahip. Köyümüz Türk Kültürünün en canlı yaşadığı yerlerden birisidir. Köyümüz; köyün yerli Türkmenleri (Afşar)ile Erzurum'dan gelen Türk ailelerinin kaynaşması ile kurulmuş bir köy olduğu için, hem Erzurum yöresine ait kültürel değerler (Düğün, oyunlar, folklorik öğeler) hem de bu yöreye ait kültürel değerlerin sentezini oluşturmuştur. Bu yıl itibariyle ülkemizin çeşitli üniversitelerinde okuyan 28 üniversite öğrencisi vardır. Bu öğrencilerden 10 tanesi Essen, Bochum, Berlin, Münster, Trier, Lyon ve Lumierre Üniversitelerinde okumaktadırlar Daha çok okumaya meyilli köyde meslek grupları aşağıdaki gibidir.
Güzelim: Adana iline 175 km, Tufanbeyli ilçesine 15 km uzaklıktadır.
Ümit Sakıp Otan Sayın YAZAR; bu PKK'nın Ergenekoncu komutanı Duran Kalkan kimlerden?..Adana-Karaisalı imiş...ama detay ?..Cemil Bayık kim?..BAYIK ailesi bildiğim kadarıyla mason!..Apo avukatlarına demeç veriyor, İmralı'dan örgüt yönetiyor da; şu an İmralı'nın komutanı kim?..Apo'nun mektup ve demeçleri, hangi komutanın denetiminden geçiyor?!..Hani cezaevlerinde sıradan bir mahkumun mektup ve haberleşmeleri bile denetleniyor da!..Peki bu Emine Ayna kim? ÇYDD, TEGV, TÜSİAD, ÇEV, AÇEV ve SEV vakıflarıyla ilişkisi ne düzeyde?...DTP'li kadın milletvekillerinin çoğu ALEVİ kökenli!..İnanmazsanız, araştırın! Bu nasıl oluyor?..Aleviler; üniter devletten yana değiller mi?..Geçenlerde Eğitim Sen üyesi bir yöneticinin cenaze töreni vardı!..Cemevinden kaldırıldı; ama cenaze töreni PKK gösterisine dönüştü; bu nasıl oluyor?!..Aydınlatır mısınız?...
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.