Almanya, dünün küresel oyuncusu, bugün truva atı mı? -2
Birinci Dünya Savaşı’nda ağır bir yenilgi alan Almanya, Versailles (Versay) Antlaşması’nı imzalayarak ağır bir yenilgiyi kabul etmiş oldu. 1927 tarihinde Almanya’da Hitler’i % 30’larda olan bir azınlık oyu ile iktidara taşıyan süreç Alman halkının bu antlaşmaya gösterdiği duygusal tepkinin bir sonucu idi. Taceddin Kayaoğlu
Hitler meselesini günümüz açısından ilginç kılan ise şu; Hitler’i Alman Nasyonel Sosyalist Parti’ye üye yapan şahıs bugünlerde Ergenekon Terör Örgütü davası ile gündeme gelmiş olan bir Osmanlı vatandaşı olan Baron Rudolph Von Sebottendorf’dur. Ezoterik Alman Thule Örgütü’nün de kurucusu olan Sebottendorf, Hitler’i bu partiye “555 K” parti numarası ile üye yapacaktır. İlginç değil mi? Bu numara aynı zamanda yakın tarihimizin en acı demokrasi hatırası olan 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin de şifresi olarak karşımıza çıkar.
Bu sürece dikkat çekmek istiyorum. Anlaşıldığı kadarı ile Almanya’nın emperyal vizyonunu yitirdiği tarih II. Dünya Savaşı yenilgisidir. Bu tarih itibariyle ihtimal ki Hitler’in SS subayları ölüm ile hizmet arasında bir tercihe mecbur bırakıldılar ve hizmeti tercih ettiler. Kime? Galip efendilere, yani dünyanın yeni patronu Amerikalılara ve Belçika’nın Mons şehrindeki “SHAPE” olarak adlandırılan NATO’nun kontr-gerilla merkezli karargâhına.
Beni bu meseleleri gündeme getirmeye sevk eden husus son günlerde Zaman Gazetesi yazarlarından Mehmet Yılmaz’ın gündeme getirdiği ABD’ye karşı Almanya-Rusya-İran işbirliği tezi oldu. Değerli bir kalem olan Mehmet Bey söz konusu bu meseleyi açık bir şekilde ifade etmese de yazılarını okuduğunuzda konuyu hissedebiliyorsunuz.
Fakat ben şu nedenden dolayı aynı kanaatte değilim;
Almanya eski başbakanlarından Gerhard Schröder 2004 yılının Şubat ayında ABD Başkanı Bush ile yaptığı bir görüşmenin sonucunda BOP’a karşı olmadıklarını açıkladı. Açıklamanın başlığı ise ilginçtir; “21. Yüzyılda Alman-Amerikan Ortak İşbirliği”. Söz konusu açıklamada şu noktalara değinilmekteydi; Avrupa ve ABD olarak Ortadoğu’daki devletler ve halklarla birlikte çalışıp, adil hedeflere ulaşılması ve barış içerisinde yan yana yaşamın sağlanması(!) gerekli bir ORTAKLIK kurulması gerektiği, Avrupa olarak Ortadoğu’daki yakın ve dost müttefikler ile birlikte bu çabaların yakından paylaşılıp kararlaştırılarak, G8’ler, AB-ABD zirvesi ve Haziran’daki (2004) NATO zirvesinde bölgede gerekli olan reformlar için reaksiyon göstermek ve somut öneriler üzerinde çalışmak.”
Almanya eğer ABD’ye stratejik bir rakip ise bu açıklamaların olmaması gerekiyordu. Ben Merkel ve ekibinin bu açıklamaların uzağında olduğu kanaatinde değilim. Böyle bir uzaklık olsa olsa Fransız Sarkozy için geçerli olabilir.
Öyle ise Almanya ne yapıyor?
İhtimal ki Almanya’nın bugünlerde yaptığı ile II. Dünya Savaşı sonrasında kendisine yüklenmiş olan misyon arasında bir bağlantı söz konusu. Ergenekon’un Almanya bağlantıları bizlere şunu göstermektedir ki; SHAPE’nin güdümünde olan bir kısım Alman derin devleti örgütlenmeleri Brzezinski’nin kurgulayıp aktivite ettiği Avrasyacı hareketlerin teşkilatlandırılmasında ve yönlendirilmesi sürecinde kendi üzerine aldığı rolü oynamaktadır.
Almanlar hizmetlerinin karşılığını Amerikalılardan ne şekilde almaktadırlar?
Gelişen süreç gösterecek, ama kim olduğunu belki de çok ayrıntılı olarak bilmediği Almanlar ile kol kola giren Aydın Doğan’ın kulakları çınlaşın...
Yorumlar celal basınımızda genellikle bu konular hakkında pek fazla kalem oynatılmadığını görüyorum. farklı bir açıdan bakılması ufkumuzu açtı teşekkürler.
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.