2007 Haziran'ında Ümraniye'de 27 el bombasının ele geçirilmesiyle patlayan süreç, toplam sekiz dalga operasyonu beraberinde getirmişti.
Darbeci Ergenekon örgütünün derin temelleri ve sarsıcı bağlantıları hakkında kamuoyunun öğreneceği çok fazla şey var:
-Turpun büyüğü heybede!
Şu ana kadar “büyük resmin” epeyce sınırlı bir parçasını görebildik. Sekiz dalga operasyon “devasa dizi”nin ancak fragmanı olabilir.
Ergenekon, hayli uzun sürecek bir dava:
Dava süreci, o denli “öğretici ve aydınlatıcı” olacak ki; Türkiye -uzun metrajlı bir filmdeki geri dönüşlere benzer bir biçimde- yakın tarihinde yaşadığı “alacakaranlık kuşağı” kapsamındaki belli başlı sarsıcı olayların magma tabakalarına da seyahat edebilecek.
Bu yol, Ergenekon davasıyla açılmıştır.
*
Ergenekon'un üzerine gidilebiliyor olmasının temel nedeni, Ankara'nın Washington ekseninden çıkmasıdır. Aksi taktirde, 'darbeci' Ergenekon örgütünün üzerine gidebilecek bir hakim irade ortaya çıkamazdı.
Sözünü ettiğim “büyük tarihi kırılma” başlangıçta iki provokasyonla birden test edilmişti: Biri “ekonomik kriz denemesi” diğeri ise 17 Mayıs 2006'da Danıştay'a yönelik kanlı saldırıydı.
Danıştay hadisesinin darbeci Ergenekon örgütüyle birebir bağlantılı olduğu gerçeğini bu sütunda kim bilir kaç kez ortaya koyduk. -Nitekim, Yargıtay Başsavcılığı, kısa bir süre önce Danıştay davasının Ergenekon'la bağlantısının incelenerek yeni bir hüküm kurulması gerektiğini işaretledi. Bu mecburi bir adımdı.
Hiç kimsenin kaçamayacağı; yok sayarak veya inkar ederek hakikati asla değiştiremeyeceği/gizleyemeyeceği bir bağlantıdan söz ediyoruz.
*
Yaklaşık yarım asra sığan dört darbenin ve sayısız provokasyonun arkasında kim varsa, Ergenekon örgütünü inşa eden ve yıllardır kullanan da o merkezdir. PKK'yı 24 yıldır taşeron olarak kullanan, ayrıca terör örgütünü Ergenekon yapılanmasıyla birebir ilişkili biçimde istihdam eden de bu güçtür.
İşçi Partisi'nin genel merkezine astığı pankartta şöyle bir slogan var:
“-Ergenekon Yalanı Amerikan Planı”
“Ters köşe” yaptırmayı hedefleyen bu gözbağcı slogan vasıtasıyla, İşçi Partisi -kamuoyunu Ergenekon gerçeği hususunda yanıltmaya tam teşebbüste bulunuyor.
Ergenekon Soruşturması'nın arkasında ABD'nin eli veya desteği yok; bir başka deyişle, darbeci örgütün üzerine giden irade ABD'ye karşı mücadele veriyor:
Darbeci Ergenekon örgütünü kurduran Sam Amca'nın ta kendisidir!
Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklu bulunan Doğu Perinçek, dergisi Aydınlık'ta ne diyor:
Perinçek, görünüşte “Terörle mücadele etmiş paşalar içeride, onları serbest bırakın…” demiş oluyor ve bu 'hakikati gömmeye çalışan' numarayı yememizi bekliyor.
Arka planda ise Ergenekon soruşturmasının giderek derinleşmesine karşılık olarak; taşeron PKK eliyle “Aktütün Baskını”nı gerçekleştirip “Ergenekon'u rahat bırakın” mesajı veren bir “güç merkezi” var!
Ergenekoncu Perinçek'in asıl mesleği, dezenformasyon üreticiliğidir. Şu cümleler onun:
Yorumlar Ömer Pala ŞOK Gelişme!..Olacak şey değil!..Dün SUSURLUKçuları sorgulayan M. Elkatmış; şimdi onları savunacak!..Hem de Ak Partili olarak!...Ergenekon davasında yargılanan tutuklu sanık Behiç Gürcihan’ın nişanlısı gazeteci Fatma Sibel Yüksek, Ergenekon savcıları aleyhinde dava açtı. İşin ilginç tarafı Yüksek’in avukatları iki eski AKP’li milletvekili. Biri geçen dönem TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı da yapan Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış. Diğeri ise yine AKP’li eski milletvekili Osman Seyfi.
Yargıtay yetkili Hukuk Dairesi Başkanlığı’na sunulmak üzere 13 Ekim günü Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dilekçeyle, Ergenekon savcılarından Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın dava edildi.
AKP’li iki eski milletvekilinin avukatlığını yaptığı Fatma Sibel Yüksek, tazminat davasına gerekçe olarak telefon konuşmalarının dinlenmesi, iddianame ve eklerinde bunlara yer verilmesini gösterdi. Dava dilekçesinde şöyle denildi:
“Müvekkilem bu davanın sanıklarından Behiç Gürcihan'ın nişanlısıdır. Bu sebepten olsa gerek telefon konuşmalarının dinlenmesi kararı alınmış ve konuşmalar dinlenerek, tutanak tanzim edilmiştir. Kendisi bu davanın tanığı veya sanığı da değildir. Yapılan konuşmalar da hem nişanlısı Behiç Gürcihan'la, hem de kendi hısım, akraba ve arkadaşlarıyla yaptığı konuşmalardır. Dilekçe ekinde sunduğumuz bu konuşmalar, görüleceği üzere hiçbir delil niteliği olmayan, tamamen sohbet niteliğindeki konuşmalardır. Buna rağmen sözkonusu konuşmalara hem iddianamede, hem de eklerinde yer verilmek suretiyle müvekkilemin varolduğu iddia edilen ve çeşitli suçlamalara muhatap olan bu örgütle ilişkili olduğu intibaı verilmiştir. Halbuki Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 137. Maddesi gereği delil niteliği taşımayan ve sanık olmayan kişilerin konuşmalarının imha edilmesi gerekmektedir. Davalılar, özel sohbet niteliğindeki bu konuşmaları imha etmeyerek, olduğu gibi iddianame ve ekine koymak suretiyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 137.madde emredici hükmüne aykırı hareket etmek suretiyle, müvekkilemin özel hayatının ve haberleşme hürriyetinin gizliliğini ihlal etmişlerdir. Yargıtay'ımızın kökleşmiş içtihatlarına göre, emredici yasa hükümlerine riayet etmemek ve onun gereğini yapmamak, başlı başına şahsi kusur olarak değerlendirilmektedir.”
AKP’nin önde gelen isimlerinden olan Mehmet Elkatmış ile Osman Seyfi müvekkileleriyle ilgili şu görüşlere yer verdi:
“Müvekkilemiz Fatma Sibel Yüksek şimdiye kadar yazdığı yazılarla, yaptığı programlarla demokrasiye bağlılığını ve demokratik ilkelerden asla taviz vermeyen bir kişiliğe sahip olduğunu, hiçbir delile ihtiyaç olmayacak şekilde ortaya koymuştur. Anti demokratik her usule, şiddetin ve terörün her türlüsüne karşı çıkan, Türkiye'de demokrasinin tam ve kamil manada uygulanmasını savunan bir isimdir.”
Yücel ETÖ davası duruşmasının ilk gününde Hükümet ne yazık ki çok kötü bir sınav verdi..Silivri cezaevi önü çapulcuların karnavalına dönüştü..Jandarma ise, bu rezaleti sadece seyrediyordu!...Hükümet, ASREIN DAVASI'nı pek ciddiye almıyormuş havasındaydı..AK Parti CHP'leşirken kendi sonunu da hazırlıyor yavaş yavaş!..Kısacası; ilk gün sınavı çok kötüydü!..Dünyaya rezil olduk!..
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.