Türkiye, yaklaşık yarım asır sonra yeniden BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliğine seçildi. 192 ülkeden 151'inin oyunu aldı. Bu diplomatik başarı, Türkiye'ye iki yıllığına "küresel siyasette söz sahibi olma" şansı getirdi. Tamer Korkmaz
Üyelik yolunda epeyce emek sarf edildi…
Dudak bükenleri, taş koyanları, hatta "Haritada yerini bulmanın çok zor olduğu ülkeleri bile ağırladık" diye dalga geçenleri hatırlayınız.
BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliğine seçilmek, Türkiye'nin son dönemde "bölgesel güç" konumuna yükselmiş olmasıyla birebir bağlantılı bir neticedir.
* * *
Son iki yıl itibarıyla, ABD'den koparak yöneldiğimiz "yeni istikamet"ten içeride müthiş rahatsız olanlar var.
Sözünü ettiğim hayati süreç, "küresel krizin en az etkilediği ülkelerden biri" olmamızla da doğrudan bağlantılı…
Finansal kriz, dünyanın dört bir yanındaki ekonomileri görülmemiş bir biçimde alt üst ederken; "işbirlikçi" çevreler bizde hala ekonomik kriz çıkmamış olmasından dolayı muzdaripler!
TÜSİAD'ın statükocu evlatları, hükümete efelenerek "kriz uyarı"sını sürdürüyorlar. Daha doğrusu, Türkiye'yi bir kez daha "IMF Prangası"na mahkum etmeye çabalıyorlar.
Mustafa Koç "Her şey kontrol altında" söylemini terk etmemiz gerektiğini söylüyor.
Hükümet "Kriz bizi hiç etkilemeyecek" demiyor ki; kaçınılmaz olan bir sürecin "en az hasarla atlatılacağından" söz ediyor:
Bundan dolayı da "suçlu" oluyor!
Bakınız, köprülerin altından çok sular aktı.
'Statüko' artık hükmetmiyor.
Rahmi Bey'in oğlu ile Aydın Bey'in kızının asıl sıkıntıları bu; ama söyleyemiyorlar.
* * *
TÜSİAD bile "tek ses, tek yürek" değil, artık…
Doğuş Grubu'nun patronu Ferit Şahenk diyor ki:
"Türkiye krize çok güçlü girdi. Gerekli tedbirlerin hükümet tarafından alındığına inanıyorum. Değişen konjonktürde Türkiye'nin yıldızı parlayabilir."
Yani? TÜSİAD yönetimindeki "üçüncü önemli isim" Koç-Doğan tandeminden çok farklı bir noktada!
"Patronlar Kulübü"ndeki bu ayrışma yeni de değil…
Şahenk, geçtiğimiz aylarda Türkiye ekonomisi hakkında "iyimser" olduğunu vurgulamış ve "IMF'in parasına ihtiyacı olan bir ülke değiliz" demişti. (Ekovitrin/2008 Haziran sayısı)
"TÜSİAD'taki kırılma"yı da "Statüko'nun kaybetmesi" bağlamında değerlendirmek gerekiyor.
Gelecekte "TÜSİAD'ın başkanı olmaya en yakın aday" olarak görülüyor, Şahenk.
Yorumlar u nal ...kriz mi? kimin tanımına göre var yada yok diyorsunuz. Milletin gözüne bakarak yalan söylemekten kaç para kazanıyorsunuz?nemalanma canım vardır adamlarında bir hesabı belki kriz olsa daha çok işlerine gelecek daha çok kazanacaklar şimdi fazla manevra şansları yok belki kriz ortamında daha rahat harteket edecekler kimbilir belki ikibinbir krizinide bu patronlar kulübü çıkartmıştıredibe yazar 6 Kasım 2007 Türkiye İlerleme Raporu'ndan önemli ifadeler:
— Laikliğin zayıfladığını öne süren Ordu, 27 Nisan'da bir bildiri yayımlayarak 22 Temmuz seçimine müdahale etmiştir.
— Ordu çeşitli bahanelerle basını hedef almıştır.
— Genelkurmay bir iç yönergeyle basın özgürlüğünü askeri konularda sınırlamıştır.
— Orduyu eleştiren gazeteciler, askeri kabul ve brifinglere alınmamaktadır.
— Üst düzey Komutanlar, Kıbrıs, laiklik ve Kürt sorunları, iç ve dış politika konularında daha çok açıklama yapmaya başladılar.
— Komutanların, özellikle güvenlik ve azınlık haklarına ilişkin konularda, bilimsel araştırma ve tartışmaları sınırlama girişimleri vardır.
— Ordunun, siyaset üzerindeki önemli etkisi devam etmektedir.
— Orduya geniş bir manevra sahası tanıyan TSK İç Hizmet Kanunu ve MGK Kanunu değiştirilmemiştir.
— Jandarmanın sivil alandaki faaliyetleri üzerinde sivil denetim sağlanmalıdır.
— TBMM’nin, ordunun bütçesi ve harcamaları üzerindeki denetimi güçlendirilmelidir.
— Orduya ait malların denetiminin yapılabilmesi için yasa uygulanmalıdır.
— Vicdani red ile ilgili hususlarda herhangi bir ilerleme olmamıştır.
— Türkiye, vicdani veya dini sebeplerle askerlik hizmeti yapmayı reddedenlerin, cezai takibata uğramalarını ve mahkûm edilmelerini engelleyecek yasal düzenlemeleri yapmamıştır.
Ordu kadar başınıza taş düşsün...
Özetle: Ordunuzdan rahatsızız, orduyu terhis edin diyorlar…
— Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ombudsmanlık Yasası, Vakıflar Yasası, Özel Öğretim Kurumları Yasası gibi, siyasi reformlara ilişkin pek çok yasayı veto etmiştir.
— Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ayrıca, Ombudsmanlık Yasası hakkında Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
— Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Hükümetle gergin ilişkileri, siyasi reform çalışmalarını yavaşlatmıştır.
İhanet yasalarını bir türlü çıkaramadınız. Sizi anlıyoruz. Size Sn. Sezer engel olmuştu... Artık Sezer’de yok hadi çıkarın artık ne duruyorsunuz.
— Kültürel haklar alanında hiçbir ilerleme yoktur.
— Yayın, siyasi hayat ve kamu hizmetlerine ulaşım alanlarında Türkçe dışındaki diller de kullanılmalıdır.
— Ana dilleri Türkçe olmayan çocuklar, ana dillerini devlet okulunda öğrenmelidir.
— Kamuda, Türkçe dışındaki dillerin kullanılması yasaktır.
— Siyasi partilerin Türkçe dışındaki dilleri kullanması yasaktır.
— Kürtçe öğreten eğitim programlarının yayına izin verilmemektedir.
— Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde Sos yo-ekonomik zorluklar devam etmektedir.
— Köy koruculuğu kaldırılmalıdır.
Federasyon konusunda anlaşmıştık. Hala yapmadınız.
Hadi acilen federasyonu kurun, PKK ve DTP nin istediklerini yerine getirin, Terörle mücadelede neymiş.
Verin kurtulun.
— Yolsuzluk yaygın bir biçimde devam etmektedir.
ordu kadar taş düşsün kafanıza
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.