Türkiye gibi zihnî kamplaşmaların yoğun olduğu ülkeler; kökü dışarıda, uzantıları içeride olan operasyonlara açık ülkelerdir. Kimin Türkiye üzerindeki hedefi her neyse ve buna da gücü yetiyorsa ustaca kullandıkları psikolojik savaş taktiklerini uygulamaya koyarlar. Taceddin Kayaoğlu
Yapmak istedikleri açısında da yazılı ve görsel medya onlar için bulunmaz bir nimettir. Hatta nimet demek de yanlış olur. Çünkü; zaten bir kısım medya onlar tarafından ele geçirilmiştir, onların kendi medyasıdır.
Medya ile toplum arasında çok sıkı bir etkileşim vardır. Türkiye’de çok kitap okunmuyorsa da pek çok insan öyle veya böyle günün herhangi bir zamanında bir gazete veya dergi ile yüz yüze gelir. Eline alır, manşetlere bakar, öylesine bir de iç sayfaları karıştırır. Televizyon ise ayrı bir fenomen. Türkiye’de izlenme oranı çok yüksek.
Durum böyle olunca, hele hele okuyucu da marjinal olanları hariç çok bilinçli değil ise; kurgulayıcı merkezlerin ekmeğine yağ sürülmüş demektir. Onlar psikolojik stratejilerinin bir parçası olarak oyun sahasına sürdükleri zihin yönlendirme taktiklerini uygulamaya koyarlar. Ustalıkla atılmış büyük puntolu manşetler, kendi yuvarlak masalarının müdavimi olan yazarların satır aralarına sıkıştırılmış cümleler, önceden hazırlandığı belli Müslüm Gündüzvari tiyatral sahneler, Sisi kokan kasetler, 28 Şubat’ın hain montajları bunların en bilinenlerindendir. Hatırlıyorum da yıllar önce çok sevdiğim televizyoncu bir dostum, “post-modern şubatçılar”ın zorlamaları ile haber bültenlerinde nasıl istemeye istemeye, psikolojik harekâtın montajlama taktiğine alet edildiğini anlatmıştı.
Bu psikolojik harekâtçıların diğer bir taktiği de “bilgi dezenformasyonu”dur. Siz buna “bilgi kirliliği” de diyebilirsiniz. Zihinlerimize o kadar çok gönderilirler ki, mesele ile ilgili ayrıntılı bir konumumuz yoksa neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamayız. Zaten amaçları da budur. Çünkü; bir Çin işkencesi metodu olan “mankutlaştırma” ile beyinlerimiz doğru düşünme kabiliyetini kaybederek bütün savunma sistemini yitirir. Bu yitirilme anı artık en yüksek verici ile gelen imputların doğru kabul edilmesi gibi bir zorunluluktur. Başka çaremiz de yoktur.
Dikkat edin, aynı şeylere maruz kalmaya devam ediyoruz. Aktütün baskınından sonra golf oynayan ve hadiseden yaklaşık 30 saat sonra haberdar olan Hava Kuvvetleri Komutanının düştüğü/düşürüldüğü durum çok ilginç. Olayın ilk açığa çıktığı günlerde belki bir refleks halinde gösterdiğimiz tepkilerden sonra ortaya çıkan bazı iddialar bizlerin “acaba?” sorularını arttırdı. Acaba Sayın General içine düşürüldüğü bir kumpastan sonra tasfiye mi edilmek isteniyor? Ve bu tasfiyeden sonra kurgulanan şey nedir? Eskilerin ifadesiyle “bu işte bir Çapanoğlu var.”
Bu sadece bir örnek. Özellikle Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik operasyonlardan sonra bu tip psikolojik harekât denemelerine çokça rastladık. Şemdinli savcısının kellesinin alınması, F tipi yapılanma iddiaları, Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Paksüt ile ilgili söylenenler, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile ilgili fısıltılar, şimdilerde savcı Zekeriya Öz’e yönelik Aydınlık Dergisi’nde ortaya atılan iddialar, yine İlker Başbuğ’un Ağlama Duvarı önündeki resminden hareketle yapılan propagandalar vs. vs…
Haksız mıyım bay fabrikatör? Gerçi sen bu işleri çok daha iyi bilirsin… İhtimal ki 1600 sayfalık savunmanda da fabrikasyon kokan pek çok cümle vardır. Yalnız bir de şu “kuluçkadaki civciv meselesi” var ya hani. Onu da bir anlatıversene bize.
Evet, mutlaka ki bu ülke için en iyisini istiyoruz. Lakin “kirli propaganda”ya karşı dikkatli olmakta fayda var.
Yorumlar ACABA Bazı güç odakları acaba bizim golfçü paşanın zor duruma düşürülmesinde sonra başka bir planı mı uygulamaya koymak istiyorlar. Ya da yaklaşan Ergenekon davasında birileri silahlı kuvvetleri yanlarına çekebilmenin şantaj kokan operasyonlarını mı uygulamaya koyuyorlar...
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.