Aktütün baskınından önce Türkiye’nin gündeminde olan gelişmelere dikkat etmişsinizdir.
Neler oldu? diye tekrar hatırlamakta fayda var: Taceddin Kayaoğlu
Öncelikle Türkiye “Deniz Feneri Olayı” ile sarsıldı.
Bu derneği uzun yıllardan beri tanıyan Türk kamuoyu çok iyi niyetlerle de arkasında durdu. Ekranlardaki yardım sahnelerinden etkilenen biz ve bizim gibiler bir şekilde -belki de imkânlarını zorlayarak- muhtaç insanlara ellerini uzatmanın sorumluluğunu duydular ve uzattılar da. Aynı zamanda paylaşmanın mutluluğunu da yaşadılar.
Fakat Alman mahkemelerinin açtığı dâvâ sonucunda bu dernekte ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, neticede tutuklamalar ile son buldu. Meselenin Türkiye ayağı ise belki de ayrı bir dâvâ konusu olacak.
Olayın sıcaklığının yaşandığı sıralarda CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet Fırat’ın geçmişteki ticarî bağlantıları ile ilgili iddiaları ikinci bir şok dalgasına sebebiyet verdi.
Meclis’teki tartışmayı hepiniz izlemişsinizdir. İki taraf da ciddî anlamda kamuoyunu ikna etmekten uzak bir performans sergiledi.
Oysa meselemiz bunlar değil. Öyle veya böyle, bugün veya yarın her şey açığa çıkacak, kimin haklı, kimin haksız olduğu anlaşılacaktır.
Yalnız, bütün bu gelişmelerde dikkati çeken bir husus var. O da şu;
Hatırlayın; Türkiye’de Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik operasyonların başlaması ve yoğunlaşmasına bağlı olarak Almanya’da yaşayan Türklere yönelik saldırılar da artmış ve hatta ölümlerle sonuçlananlar olmuştu.
Bu olayın yorumlanması ise ilginçti. Bazılarına göre Ergenekon operasyonlarının yapılması ile bu gelişmeler arasında bağlantılar vardı. Hatta ne zaman ki bu operasyonlar durur, o zaman Almanya’daki saldırılar da azalırdı.
Eğer öyle ise -ki öyle gibi- bu süreç bizlere Ergenekon ile Almanya’daki bazı derin gruplar arasında hatırı sayılır bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Zaten Alman Thule Örgütü ile Ergenekon arasındaki bağlantılar da bir şekilde gündeme yansımamış mıydı?
Bunun benzerini Deniz Feneri Olayı’nda da gözlemledik; operasyonun başladığı ülke olarak yine karşımıza Almanya çıktı.
Kemal Kılıçdaroğlu Olayı’nda ise daha farklı bir durum söz konusudur; Kılıçdaroğlu’nun iddiaları bizzat Türkiye’de, Türk yargısının aldığı Danıştay kararları üzerine kurulu bir iddia. Lâkin, olayın tartışıldığı günlerde CHP’nin bazı Alman kuruluşlarından geçmişte yardım aldığı iddiaları, yine Almanya’yı ön plana çıkarması açısından kafamızı karıştırdı.
Öldürülmeden önce Necip Hablemitoğlu’nun üzerinde çalıştığı konu neydi? Türkiye’deki bir Alman vakfının faaliyetleri değil mi? Hablemitoğlu’nu hatırlıyorum da; Türk medyasında Sayın Gülen ve cemaatine yönelik sert konuşmalar yapıyordu. Ne dersiniz? Birileri onu yok etmeden önce hedef mi şaşırtıyorlardı acaba?
Hem bu Alman turistler neden sık sık PKK militanlarınca dağlardan alınarak kaçırılırlar ki? Yoksa bu bahâneyle bazı Alman derin odakları sözkonusu örgüte mesajlar ulaştırıp yeni eylem planları mı hazırlamaktadırlar?
Veli Küçük Paşamız -Türk basınına da yansıdığı kadarıyla- Almanya’da bir kısım Alman subaylarıyla neden görüşüyordu?
Clinton döneminde Demokrat Parti’nin iktisadî görüşlerinin bir gereği olarak; Amerikalılar dünya üzerinde terör örgütlerine yaptıkları ekonomik yardımı azaltmaya karar verdiklerinde, aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edildiği süreçte, acaba birileri bu örgüt ile ilgili olarak Almanya’ya bir çeşit devir teslim yaptılar mı?
Yine bir vesileyle duymuştum. Doğunun bir ilinde sırt çantası ile dağ tepe adım adım dolaşan, asker görünümlü ve fakat sivil bir yaşlı Almanın takibi sırasında, bu Almanı Türk istihbaratçılarının elinden alan bizim asker görünümlü sivillerimiz hangi akla hizmet ediyorlardı?
Şunu demek istiyorum;
Türkiye’de AK Parti üzerinden ne zaman ki bir operasyon yapılıyor ise, bunun öncü depremleri öncelikle Alman fay hattı üzerinden geliyor. Neden acaba?
Bütün bu yazılanlar çerçevesinde “Hamleye karşı hamle nasıl olur?” diye düşünmeden edemiyor insan!
Sahi bizim Almanya’da yaşayan Türklerin sayısı ne kadardı..?
Ya da bunların Alman ekonomisine katkıları nedir?
Alman devletinin bölgemizdeki çıkarları nelerdir?
Almanya’nın geleceği bölgemizdeki kaynaklarla ne kadar bağlantılı olacaktır?
Türkiye-Almanya ekonomik ilişkileri ne boyuttadır?
Yorumlar mehmet güzel bir strateji teklifi. denemekte fayda var. tabii bir abdülhamid kafası ile.akif tarih bilmemek bir mazeret olamaz devlet adamları için. Abdülhamit'in ciddi olarak tahlil edilmesi bile günümüzü yeterince aydınlatacaktır. Abdülhamit özlemimiz daha iyi günlerin inşası içindir.
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.