AK Parti başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Doğan grubu gazetelerinin Almanya’da kurulu bulunan Deniz Feneri e.V. yardım derneğinin maddi suistimal iddiası ile tutuklu bulunan 3 yöneticisinin davasındaki bazı ifade ve iddiaların Başbakana para verildiği ima edilmesi Başbakan- Doğan kavgasını başlattı. Halit Esendir
Bütün bu olayları serinkanlı bir şekilde izleyince bu tartışmaların aslında Türkiye’deki iktidara karşı Almanya’nın bir tepkisi olduğu izlenimini vermektedir. Başbakan ve Doğan grubu arasındaki tartışma halk tabiri ile kayıkçı kavgasına benzemektedir. Doğan grubu elinde tuttuğu medya gücünü İktidara karşı kullanarak bazı ticari menfaatlerini halletmek istemesi İktidarla adeta pazarlığa otururcasına yayınlar yapması üzerine Başbakan ‘Başta Hilton arazisi imar değişikliği olmak üzere hakkınız olamayan hiçbir şeyi vermeyeceğiz’ deyince birçok bilinmeyen konular kamuoyu önüne çıktı. Doğan grubu ise Aydın Doğanın açıklamalarını kamuoyuna duyurmanın yanı sıra Deniz Feneri davasını Başbakana karşı silah gibi kullanmaya çalıştılar.
Ramazan ayı içersinde insanların yardım yapma arzularının zirve yaptığı bir dönemde Almanya deniz feneri e.V. iddiaları ile başta Almanya’daki Türk vatandaşlarının yaptığı yardımların sekteye uğratılması amaçlandığı anlaşılmaktadır. Deniz Feneri, İHH ve Kimse Yokmu derneğinin uluslar arası alanda Türk NGO’ları olarak karşılıksız maddi ve ayni yardım yapmaları bazı uluslararası çalışan batılı NGO ve misyoner kuruluşlarını rahatsız ettiği anlaşılmaktadır. Hele birde bunların topladığı yardımların bir çoğunun Avrupa’dan ve Euro olması bazı çevrelerde ciddi endişelere sebep olduğu anlaşılmaktadır.
Türk yardım kuruluşlarının özellikle ramazan ve kurban bayramları arefesinde yaptıkları fakir ve Müslüman değişik ülkelerdeki yardımların din kardeşliği kavramını hatırlatması misyonerlerin bu ülkelerde yaptıkları çalışmaları boşa çıkarması uzun zamandır rahatsızlık nedeniydi. Türk Kızılayı ile birlikte çeşitli yardım kuruluşlarının son yıllarda dünyanın neresinde olursa olsun her yerdeki felaketlere ulaşması ve ciddi yardımlar yapmaları başarılı çalışmalardı.
Ramazan ayı içersinde başlatılan Almanya eksenli bu tartışmaların neticesinde siyasi , ticari , dini, yardım duygularını azalttırma ve Avrupa’da kazanılan Euro’ların başka ülkelere Türk ve Müslüman NGO’ları vasıtasıyle transferini engelleme gibi birçok değişik gayeler güdülmüştür. Maalesef Doğan grubunun yaptığı yayınlarla başta Deniz Feneri olmak üzere yardım kuruluşları aleyhindeki olumsuz havanın yayılmasına menfi katkısı olmuştur.
Bu olayın Siyasi boyutunda Ak Parti başkanı ve Başbakan Tayip Erdoğan’a yapılan saldırılar 10 sene önce yapılan bir siyasi linç operasyonun hatırlatmaktadır. 28 Şubat dönemi öncesinde ve sonrasında Almanca eğitim yapan Avusturya lisesi mezunu Mesut Yılmaz’ın başında olduğu ANAP’ı destekleyen Almanya, Amerikan Robert kolej mezunu DYP Başkanı Tansu Çilleri ve eşi Özer Çilleri hedef tahtasına yerleştirerek Doğan grubunun ciddi aleyhte yayınlarının desteğinde 28 şubat konjuktüründe yardımıyle RP-DYP koalisyonunu bitirmişlerdi.Sonrasında DYP lideri Tansu Çiller Siyaset dünyasından çekilmek zorunda kalmıştı.
Ak parti iktidarına karşı Cumhurbaşkanı seçimlerini engellemek için verdikleri e- muhtıraya rağmen başarı olamayan çevreler 22 Temmuz seçimleri sonrasında açtırdıkları Ak parti hakkında kapatma davası ile de sonuç alamadılar. Kuvvetlenen Ak parti imajını 2009 martta yapılacak olan yerel seçimler öncesi yıpratmak isteyenler Deniz Feneri e.V. Almanya eksenli derneğin faaliyetlerindeki bazı usulsüzlükleri vesile ederek Doğan grubu desteği ile Başbakan’a yüklendiler . Başbakan’dan beklemedikleri tepki ile karşılaştılar. Hem Doğan grubu hem de Almanya’nın Tansu Çiller ile Kasımpaşalı Tayyip’in farkını bu tartışmada fark ettiklerini tahmin ediyorum.
Kamuoyuna yansıyan yardım derneğindeki usulsüzlük üzerinden siyasi ve ticari bir şeyler elde etmek isteyenler ciddi yara aldıklarını ilerdeki dönemde daha iyi göreceklerdir.
Yorumlar edibe.yazar İnsanda biraz utanma olur artık...
(DENİZFENERİ BASKINI) ANKARAYA UZANDI
Frankfurt Idari Mahkemesinde devam eden Denizfeneri ve Kanal 7 davasi Radyo Televizyon Ust kurumu Baskani (RTUK) Baskani Zahid Akman'a uzandi. On sorusturmasi yapilan davada Denizfeneri Avrupa Baskani ve Kanal 7 Avrupa Genel Muduru Mehmet Gurhan'in ve muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermis'in de ifadeleri alindi.
Onceleri taksicilik yapan Mehmet Gurhan'in Frankfurt sehrinde 17 taneden olusan taksi filosunu nasil elde ettigi ve Frankfurt yakinlarindaki Dietzenbach kasabasindaki daire ve villa gibi gayrimenkullerin kaynagi soruldu.
ERDOGAN'IN OGLU KURYE MI?
Frankfurt savcisinin yaptigi arastirmaya gore Mehmet Gurhan ve Zahid Akman arasinda para trafiginin gerceklestigi, ayni zamanda Recep Tayip Erdogan'in oglu Ahmet Burak Erdogan'in da cesitli zamanlarda Frankfurt Denizfeneri ve Kanal 7'ye gelip gittigi belirlendi.
Savcilik arastirmanin en az bir yilsurecegini, 2 kamyon dolusu dosyanin incelenmesinin oldukca zaman alacagini, acikladi. Ayrica Izmirlimaninda bulunan Atlas isimli gemiye el konulabilecegini, bunun icin de Frankfurt savciligi nezdinde on calismalarin tamamlandigini belirten savcilik, ileriki gunlerde bir grup Alman avukatinin Ankara Alman Buyukelciligi ile isbirligiyle gemiye el konulmasi icin hareket edilecek.
Federal Kriminal Dairesi Almanya, Fransa, Hollanda, Belcika, Avusturya, ve Ingiltere'nin yani sira Kosova, Turkiye, Endonezya'da topladigi bilgilerle makbuzlari karsilastirdi.
Savcilik, Kosova'dan gelen ilk makbuzlarla Denizfeneri'nin kayitlarinda yeralan Kosova'da fakir koyleredagitildigi iddia edilen makbuzlarin ilk karsilastirmasinda sozkonusu Denizfeneri'nin hibe ettigi miktarlar ve sahislarin hayal urunu oldugunun belirlendigini acikladi. Alman ve Kosova polisininisbirligiyle Denizfeneri'nin makbuzlarda yer verdigi adres ve koylere gidildi. Buna gore 28 koyun muhtari ile yapilan gorusmelerde sozkonusu makbuzlarda yeralan bu isimlere ait kayitlar bulunamadi. Kosova'daki muhtarlar, Alman interpol yetkililerine "Hayatimizda ne Denizfeneri duyduk, ne de sozu edilen kisiler
koylerimizde var" dediler.
UNIVERSITE HAYAL URUNU CIKTI
Alman polisi, Kosova'nin yani sira Pakistan'da da arastirmalarini surduruyor. Pakistan'daki
arastirmalarda ise Denizfeneri'nin kayitlarinda yeralan universite yapimi da uydurma cikti. Konu edilen Universite ile ilgili universitenin ne temeline ne catisina, ne kapisina ne de ismine rastlanilmadigiortaya cikti.
Sorusturmanin Turkiye kanadinda ise Istanbul Ziraat Bankasindaki hesap ve su anda RTUK'un baskani ZahidAkman'a ait oldugu belirlendi.
Fatih'te muhtarlarin duzenledikleri sahte yardima muhtac kisiler ve yardim edildigi seklindeki belgeler ayni zamanda arastirmanin diger bir kanadini olusturuyor.
AKP'DEN ADAY OLACAKTI
Mehmet Gurhan'in Almanya'daki butun hesaplarina el konuldugu, butun mal varliginin satisinindurduruldugunu belirten savci, "Mehmet Gurhan aldigimiz bilgilere gore Turkiye'de Temmuz ayinda yapilacak secimlerde AKP'den milletvekilligine aday gosterilecekti. Inceledigimiz telefon gorusmelerindesahisin surekli Zahid Akman ile gorustugunu, Turkiye Basbakani Recep Tayip Erdogan ilegorusmelerini Ankara'ya giderek bizzat gerceklestirdigini tespit ettik. Erdogan ailesi ile siki iliskilerde olan Mehmet Gurhan'in Izmir limaninda demirleyen ve Italya'dan Turkiye'ye gurbetci tasimak icin alinan geminin Denizfeneri'ne yapilan bagislarla alindigini tespit ettik. Ayrica uluslar arasi hukuksal yaptirimlardan faydalanarak Recep Tayip Erdogan'in ifadesinin alinmasini talep edecegiz.
1992 yilinda 2000 Mark karsiligi taksi soforlugu yapan Gurhan'in 1.5 milyon Euro degerindeki filosuna nasil sahip oldugunu, bir villa ve 4 daireden olusan 4.5 milyon Euro'nun mulkiyeti nasil ve hangi parayla aldigini Gurhan'dan sorduk. Gurhan gibi Avukatlari da celiskili aciklamalarda bulundular."dedi.
Uzmanlar Mehmet Gurhan ve muhasebecisi Firdevsi Ermis'in Almanya'da dernekler yasasini ihlal etmek,hesaplarina para gecirmek, vergi kacakciligi suclarindan 4.5 yildan fazla ceza alacaklarinibelirtiyorlar. Savcilik, Avrupa'da yasayan vatandaslarimizi uyararak Yimpas, Kombassan, Jetpa veDenizfeneri gibi kuruluslara para kaptirmamalarini onemlihatirlatiyorlar.
Ileten Filiz Topaloglu"
Mason oyunu Masonların Ankara'ya LEJYONER BAŞKAN çıkartması!..CHP'nin, lideri Deniz Baykal'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın; aslında SOLCU DEĞİL; sadece bir LEJYONER!..Fransız hükümetince Legion D'Honneur Şövalye Nişanı'na sahip SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın'ı Ankara'ya ikna eden SHP Kurucular Kurulu üyelerinin MASON üyeleri: A. Tarık İşmen, Ahmet Şensılay, Atılay Bingöl, Leon Rafi Bilal ve İshak Mino Debehar(B'nai B'rith-Türkiye yöneticisi)..MURAT KARAYALÇIN KİMDİR ?..1943 yılında Samsun'da doğdu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat-Maliye Bölümü'nden mezun oldu. İngiltere'de kalkınma ekonomisi üzerine yüksek lisans yaptı. DPT'de uzman olarak çalıştı. 1978-1979 yıllarında Köyişleri Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı görevini yürüttü. Kent Koop'u ve Batıkent'i kurdu. 1993 yılında Fransız hükümetince Legion D'Honneur Şövalye Nişanı'na layık görüldü. 1989'da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildi. Erdal İnönü'nün çekilme kararı üzerine Eylül 1993'te SHP Genel Başkanı seçildi ve belediyeyi bıraktı. Hükümete girdi ve Başbakan Yardımcısı oldu. SHP'nin CHP ile birleşmesi üzerine hükümetten ayrıldı. 1995'te Samsun'dan milletvekili seçildi. CHP'de Parti Meclisi üyesi iken Deniz Baykal yönetimine tepki göstererek arkadaşlarıyla birlikte istifa edip Sosyal Demokrat Halk Partisi'ni(SHP) kurdu. Karayalçın, evli ve bir çocuk babası. 12 mart muhtırası öncesindeki gençlik hareketlerinde sağ görüşlü öğrencilerin başını çeken kişidir. Mülkiye de yapılan öğrenci derneği seçimlerinde sağ grupların başkan adayı olmuştur. O seçimde sol görüşlü öğrenciler Uluç Gürkan'ı aday göstermiştir. Yine bu seçimde Murat Karayalçın'ı destekleyenler arasında Hasan Celal Güzel Abdülkadir Aksu ve Mesut Yılmaz da bulunmaktadır. Tabii sonra karaoğlan jr. olarak karşımıza çıkmış, aslan sosyal demokratların umudu olmuştur. ETÖ şov ve sabote ERGENEKON SANIKLARI BU HABERE SEVİNECEK!
Türkiye’nin uzun bir süredir gündeminde olan Ergenekon Davası’nın ilk duruşması 20 Ekim Pazartesi günü gerçekleşecek.
Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nda gerçekleşecek ilk duruşmada toplam 86 sanık yargılanacak.
İşte o gün Türkiye’nin dört bir yanından parti, vakıf ve dernekler, Ergenekon sanıklarını destek için, Silivri’ye gitmeyi planlıyorlar.
Buna göre; gerçekleşecek ilk duruşma günü; Atatürkçü Düşünce Derneği, 68’liler Birliği Vakfı, İşçi Partisi, Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları, Cumok Oluşumları, Eğitim İş Sendikası, Tümöd ve Türkiye Gençlik Birliği Silivri’de olacak.
Ortak sloganları “ ‘ERGENEKON’ SAFSATASI, CUMHURİYETÇİLERİ YILDIRAMAZ, AYDINLIĞI KARARTAMAZ…20 EKİM SABAHI HAYDİ SİLİVRİ’YE!” olan destekçiler, katılımcılar için Kadıköy, Beyoğlu ve ilçe merkezlerinden otobüs kaldıracaklar.
Odatv.com
17 Ekim 2008.Okan Artır 20 EKİM...ETÖ Davası duruşmaları başlıyor..Ancak Ergenekoncu tutukluların, zanlıların savunmalarını okudum; başta Z. Öz olmak üzere bu ülkede yegane suçlu savcılar!..Savcılar hiç hukuk da bilmiyor!..Hele Ali İhsan Gürcihan Paşa emeklisi gibi generallerin istedikleri olmamaışsa!..Vurun savcılara!...ETÖ üyeleri, Savcı ÖZ'ü yıpratmak için akıllara ziyan yollara başvuruyor!..Türk Mahkemelerini yeterli bulmayan ETÖ; AB mahkemelerinden medet umuyor!..ETÖ Savunmalarını okudum; baştan sona tehdit, şantaj, meydan okuma!...Sanki suç üstü yakalanmamışlar, hiçbir şey yapmamışlar, melek gibi insanlar!..Çetelerle, mafyalarla, her türlü kirli işlerle uğraşanlar; Türk yasalarını ve adaleti hiçe sayıp illegal bir örgütlenmeyle laik Cumhuriyeti kuşatıp ele geçirenler TERTEMİZ, MASUM !..Onları tutuklayanlar, yargılayanlar, Türk Adaletine teslim edenler HAİN, ZALİM!..ETÖ üyelerinin savunmaları böyle..Yakında canlı canlı göreceğiz!..Ancak akıllara ziyan provokasyon, iftira ve medyatik şovlara hazırlandıkları da malum!..Aydın Kastaş E. Kurmay Albay, Şair Yılmaz ÇONGAR'a ulaşmak için: 216-355 72 22
Yalçın Mutaf Yalçın Küçük...Bu adam hala neden konuşuyor, neden tutuklanmıyor? Atatürk'e, Türk devletine ve milletine her türlü hakareti yapıyor, her türlü ihaneti yapıyor; Cumhuriyet Savcıları bakıyor!..Bu adamın ayrıcalığı ne?...APO ile görüşme, örgüt kurma, militanlarını denetleme ve el sıkışma şöyle dursun; "sayın apo" diyenler bile süründürülüyor! Ama bu adam...MHP nerede?..Hiçbir MHP'li PKK'nın kurucu kadrosundan ve hala PKK'yla ilişkili bu adamla ilgili bir şey söylemiyor?!..Barzani, başka bir devlette, ötede...Yalçın Küçük şurada, haydi ne yapacaksanız yapsanız ya!..Ey PKK'ya karşı şovenizmde ve şovda mangalda kül bırakmayan MHP'liler!..Apo'yu asmadınız, bari bu adamı asın!..Haydi zerre kadar Türk milliyetçisi, vatansever, Atatürkçü ve samimi iseniz?!..ARdit Pars bildiriyor Bu yıl 1 Mayıs 2008 çok kanlı geçecekti, sonrasında da İstanbul'da Sıkıyönetim ilan edilecekti..Ergenekoncular TAKSİM için bastırıyorlardı; ancak bir türlü Hükümet, Vali, Polis barikatını aşamıyorlardı..Sıcak taksim görüntüleri için ACAR Muhabirler görevliydi..KANI görüntüleyeceklerdi..Ancak Polis fırsat vermiyordu!..İşte o gün Tuncay Özkan ve Hurşit Tolon Paşa'nın Avukatı-CHP Milletvekili Şahin Mengü'nün kızı haber merkezine bir haber geçiyordu: "Polis gaz bombasıyla müdahale ediyor, göstericiler çekilmiyor. HABERTÜRK muhabiri Nevşin Mengü bildirdi
01.05.2008 08:42
"Gaz maskeleri takıldı. Göstericilerin üzerine gaz bombası atıldı. DİSK'in kararlı olduğu görünüyor. Gerekirse ezin geçin diyorlar biz Taksim'e yürüyeceğiz diyorlar.Polis ekipleri göstericilerin üzerine yürümeye devam ediyorlar. Gergin dakikalar sürüyor.
DİSK Genel Merkezi önünde eylemcilere polis dağıılın uyarısında bulundu. Müdahale başladı. Göstericiler reddetmeye devam ediyor. Panzerden göstericilerin üzerine su sıkılıyor."
Eylemci gruba panzerlerden önce kırmızı renkli su sonra biber gazı sıkıldı ve grup dağıldı. Müdahaleden kaçan kişiler DİSK'e sığındı. Bir kısmı da Abide-i Hürriyet Caddesi'ne kaçtı. Kaçan bu kişiler yine bir başka polis ekibi tarafından dağıtıldı." diyordu..Ancak istenen, planlana bu değildi; daha daha da büyükleri; toplumsal facia ve katliamdı!..Allah'tan olmadı! Ergenekoncular; bazı büyük devletler ve ajanları büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar!..NATO paşaları ve mandacı mason maşaları; emellerine ulaşamadılar..İntikamlarını, hınçlarını POLİS ve Validen almaya çalıştılar!..Aysen Yuben Ergenekon'un Dişi Süvarileri ya da Amazonları:
Prof. Dr. Nur Serter (ADD Genel Bşk. Yrd.): 1948 yılında İstanbul'da asker bir baba ve ev kadını bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitiren Serter, evli ve bir çocuk annesi.
Prof. Dr. Aysel Ekşi (Bizim Ülke Derneği Bşk.): 1934 yılında Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü'nü bitirdi. Ekşi dört çocuk annesi.
Pervin Öztabağ (Cumhuriyet Kadınları Derneği İst. Şb. Bşk.): Rumeli'li bir ailenin kızı olarak 1934 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Öztabağ iki çocuk, dört torun sahibi.
Prof. Dr. Türkân Saylan (ÇYDD Genel Bşk.): 1935 yılında İstanbul'da doğdu. Tıp profesörü olan Saylan, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı. Balkan Savaşı gazisi işadamı bir baba ile İsviçreli ev kadını bir annenin çocuğu. Saylan iki çocuk ve iki torun sahibi.
Prof. Dr. Necla Arat (Kadın Araştırmaları Derneği Bşk.): 1940 İstanbul doğumlu. Ev kadını bir anne ile memur bir babanın üç çocuğundan biri olan Arat, İ.Ü. Felsefe-Sosyoloji mezunu. Arat üç çocuk annesi.
Gülseven Güven Yaşer: 1942 yılında Kars, Sarıkamış'ta dünyaya geldi. Kurtuluş Savaşı gazisi memur bir baba ile ev kadını bir annenin çocuğu. Mülkiyeli ve üç çocuk annesi.
Av. Nazan Moroğlu (İKKB Koordinatörü ve Bşk.): 1947 İstanbul doğumlu. Alman Lisesi ve İ.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Babası emekli deniz subayı olan Moroğlu, iki çocuk annesi.
Av. Aydeniz A. Tuskan (İst. Barosu Kadın Hakları Merkezi Bşk.): 1950 doğumlu. İ.Ü. Hukuk Fakültesi mezunu. 32 yıllık hukukçu. Kafkasya'dan gelen Erzurumlu ev kadını bir anne ile Silistre'den gelen subay ve mühendis bir babanın üç çocuğundan biri. Makine subayı. Evli ve bir çocuk annesi.
Nevşin Mengü (Kanaltürk): 1982 Ankara doğumlu. Avukat bir baba ile ev kadını bir annenin iki çocuğundan biri olan Mengü, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu."Nebi Kurtar PAŞALARIN "ONUR" SAVAŞI..E. General Yaşar Büyükanıt Paşa, E. General Ali İhsan Gürcihan Paşa'nın oğlunu mahkemeye verdi ve davayı kazandı..Ergenekon'dan tutuklu Gürcihan Paşa'nın oğlu Behiç, bu defa Büyükanıt Paşa'dam mahkum olarak, ilk mahkumiyetini aldı..Gürcihan Paşa, web sitesinde bir SİTEM yazısı yazdı: "...Bir kısım basında geçen haberler sayesinde kamuoyuna açıklanmakla birlikte, gözden kaçma endişesi ile bir mahkeme sonucu hakkında, özellikle Komutanım Yaşar BÜYÜKANIT’a bilgi vermek amacı ile bu satırları yazıyorum.
Sitesinde yayınladığı başkasına ait bir yazıda , kamu görevlisine hakaret edildiği iddiası ile oğlum Behiç Gürcihan hakkında açtırdığınız dava sonuçlandı.
“5 yıl içinde aynı suçu tekrar işlememek kaydı ile uygulamaya geçilmeyeceği ifade edilen 11 ay 20 gün hapis cezası ve siyasi haklarını kullanamayacağı” yolundaki karar kendisine tebliğ edildi..."
Kibariye Elti CHP kontenjanından Ergenekoncu RTÜK üyesi; bir ajan gibi Başkanı Zahid Akman ve arkadaşlarını adım adım takip eden-ettiren ve fişleyen Hülya Alp ve GATA Örgütlenmesine yıllarını veren Ergenekoncu eşi Tabip Albay Ömer Alp..Estetik Cerrahi İthalatı-İhtracatı vs. işleri ondan sorulur..Pahalı Estetik Cerrahi işleri de....Ve..RTÜK'e sızan Ergenekoncu üye Hülya Alp; Eşi de ÇEKÜL'den Prof. Dr. Ömer Alp..ÇEKÜL; tam bir Ergenekon buluşması zaten..E. Tabip Albay Ömer Alp'in asıl ağı; GATA'da...Askerliğini Deniz'de GEMİde yapmış!..Sonra GATA'ya kapak atmış..1981'den beri GATA bağlantılı mafyalaşma, çeteleşme işlerinin merkezinde..10 yıla yakın GATA'da fiilen çalışmış! Mason Üstadı Işımer Paşalarla birlikte...Süleyman Demirel'le aynı baronlar içinde..Mason, mandacı, Türk düşmanı gruplarla...Evet..RTÜK’ün CHP'li bir diğer üyesi Hülya Alp ise yurtdışını pek sevmiyor… Hülya Hanım’ın yurtdışına gitmeye vakti yok. Daha çok estetik konularıyla ilgili Hülya Hanım… Kocası emekli albay ortopedist estetik uzmanı olan Hülya Hanım, kocasının mesleki tecrübesini kişisel görünümüne uyarlıyor, eşsel avantajlardan bol bol yararlanıyor… Ajda Pekkan’a laf atanların dili çıksın!
Hülya Alp; ailesi ÖNGEN ailesiyle yakın akraba..KEMAL HORZUM bağlantılı!..Şu büyük yolsuzluk, hırsızlık olaylarıyla anılan..Maymuncuk..Sülemyan Demirel ve eski TRT Müdürü Yücel Bey'e de çok çok yakınlar...ALTİ CHP'li RTÜK üyesi Hülya Alp; sıkı Ergenekoncu çıkmış!..Hülya Alp' dünyanın Jaguar'a binen ilk ve tek devlet memuruymuş. Eşine ait olduğunu söylediği Jaguar, aylarca İstanbul TV'nin bahçesinde göz kamaştırıp durmuş.
Elin ağzı torba değil ki büzesin..
Buyrun size bir başka iddia:
'Hülya Alp, kendisini TV Müdürü yapan Yücel Yener'in koltuğuna oturmaya o kadar gönüllüymüş ki, kendi tabiriyle 'Bu uğurda bıçak altına yatmayı' bile göze almış. Kulise başlamadan önce gitmiş, askeri hekimlikten ayrıldıktan sonra Allah'ın 'Yürü ya kulum' dediği estetikçi eşi Ömer Alp'in kliniğinde bir operasyon geçirmiş.
Alp'le ilgili söylentiler bu kadarla da bitmiyor.
'Kendisi, Kemal Horzum'un Emlak Bankası'nı hortumlaması olayına adı karışan bankanın Kızılay Şubesi eski Müdürü Fikret Öngen'in baldızıymış.'
Hani şu adının karıştığı olay yüzünden 14-15 yıl kaçtıktan sonra 1997 yazında İstanbul Baltalimanı'nda bir evde yakalanarak cezaevine konan Öngen... Hatta Uğur Dündar da olayı Arena programı'nda da dile getirmişti.Sami Nuhoğlu YENİ SİYASİ SUİKASTLAR PLANLANIYOR: Yeni bir Ergenekoncu-Kemalist silahlı örgüt daha kuruldu:
"KEMALİST DEVRİMCİLER DEV-GENÇ"
"BU ÜLKEDE 2 ÖNEMLİ SEY VARDIR KEMALİSTİK VE SOSYALİSTİK..."
Grubun Kuruluş Tarihi:15.08.2008 ...
Hedefleri; önce bir SUİKASTLA Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ı ortadan kaldırmak!..."Tayyipe Suikast Partisi (TSP)...
akpyi, tayyipi, sevmeyen tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz..!" diyorlar...
Örgütten Doğukan:
Halkımız şunu bilmiyor Sen ölmezsen ben ölmezsem nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa.Mİllet bana dokunmayan yılan bin yaşasın peşinde.Eğer çocuklarına iyi bir Türkiye bırakmak istiyorlarsa,kendileri güzel,laik,demokratikisosyal bir devlette yaşamak istiyorlarsa bazı şeyleri göze almaları gerek.Evet bu ayaklanma 50-100 kişiyle olmaz.70-80 zamanında onbinler dökülürdü sokaklara.AMaç devrim yapmaktı.O sayıyla bile olmadı..DAha çok işimiz var arkadaşlar.İlk önce çok güzel bir şekilde örgütlenmek gerek.Hepimize kolay gelsin.....Evet dev-genç diye açılmış grup.O kararlılığı sevdiğimiz için,Denizlerin cesurluğunu sevdiğimiz için ve sayamadığım başka nedenlerden dolayı.Solun en uç noktası sosyalizm.Biz sosyal demokrasiyi T.C.'de koruyamıyoruz.Elimizden kaymak üzere ılımlı islama doğru.İlk önce elimizdekini koruyabilelim..."diyor....
KAYNAK: http://www.new.facebook.com/group.php?gid=41212266856&ref=tsrideErdal Günçe Bir ALEVİ WEB SİTESİnin Öne çıkardığı isimler ve yorumlar: Komuta kademesindeki ve terfi aşamasındaki bütün Mustafa Kemal'in askerlerinin yeni rütbeleri ve görevleri vatana ve millete hayırlı ve ugurlu olsun. Hepsini yürekten kutlarım.
İç ve dış mihraklara karşı (vatanı, milleti, barışı, huzuru, demokrasiyi, laikliği, cumhuriyeti, bayrağı, sancağı, Atatürk ilke ve devrimlerini) korumada; daima Allah yardımcıları olsun. Hepsini yürekten destekliyorum.
[Only Registered Users Can See Links]
İŞTE ORG.BÜYÜKANIT'IN MUHTEMEL HALEFLERİ..Yıl: 2007.
YAŞ'ta alınan kararlar yol haritasını çıkardı..
Yüksek Askeri Şûra'da (YAŞ) alınan kararlar, 2017'ye kadar kimlerin Genelkurmay Başkanı olabileceğine ilişkin bir yol haritası da çıkardı. Teamüllere uyulması durumunda terfi ederek Ege Ordusu Komutanlığı'na atanan Korgeneral Necdet Özel 2013'te Genelkurmay Başkanı olabilecek.
Olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ 2008-2010, Jandarma Genel Komutanı Org. Işık Koşaner de 2010 - 2013 arasında Genelkurmay Başkanlığı yapacak. 2. Ordu Komutanı Org. Hasan Iğsız yaş haddi nedeniyle, Koşaner'den 2010'da boşalacak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda bir yıl kalabilecek.
Bu durumda 2011'de en kıdemli orgeneral olacak olan 1950 doğumlu Necdet Özel, 2 yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ardından olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa, Genelkurmay Başkanı olup 4 yıl görev yapabilecek.
Kuzey Deniz Saha Komutanı Kora. Eşref Uğur Yiğit ile Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korg. Hasan Aksay terfi ederek, olağanüstü bir gelişme olmazsa 2009-2011 arasında kuvvet komutanı olma şansını yakaladılar.
Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Bekir Kalyoncu 7. Kolordu Komutanlığı'na atandı. Korgeneral Arslan Güner'den boşalan İstihbarat Başkanlığı'na Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Harekât Başkanlığı'na da Korgeneral Nusret Taşdelen getirildi. Rusça bilen komutan:
EDOK Komutan Yardımcısı Korgeneral Necdet Özel: Ege Ordusu Komutanı.
Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkanı Korgeneral Erdal Ceylanoğlu: Eğitim ve Doktrin Komutanı. Ceylanoğlu, 28 Şubat'ta Sincan'da tankları yürüten komutan olarak biliniyor.
4. Kolordu Komutanı Korgeneral Saldıray Berk: 3. Ordu Komutanı. Ceylanoğlu Rusça biliyor.
Orgeneralin oğlu da general oldu...
Eski Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Atila Onkök tümgeneral, emekli Orgeneral İbrahim Türkgenci'nin oğlu Tank Kurmay Albay Yavuz Türkgenci ile MSB Genel Sekreteri Muhabere Kurmay Albay Mustafa Küçükayan tuğgeneralliğe yükseldi.
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'ya suikast düzenlenmesi, PKK'nın İstanbul'da kanlı saldırısı ve Kuzey Irak'a harekât yapılması gibi senaryoların ele alındığı Hudson Enstitüsü'ndeki toplantıyla adı gündeme gelen Genelkurmay Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri'nin görev süresi bir yıl uzatıldı.
Annan Planı'nın referanduma götürülmesi öncesinde İsviçre'de yapılan müzakerelere TSK adına katılan Tuğamiral Mücahit Şişlioğlu tümamiralliğe terfi ederek Deniz Kuvvetleri Harekât Başkanı oldu.
* Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde ise Profesör Albay Mehmet Tahir Ünal, Tuğgeneral oldu.
Komutanların özgeçmişleri:
***Orgeneral Aydoğan Babaoğlu: 1944'te Samsun'un Havza ilçesinde doğdu. 1964'te Hava Harp Okulu'ndan, 1965'te uçuş okulundan mezun oldu. 1991'de tuğgeneralliğe, 2005'te orgeneralliğe terfi etti. Ayşe Dilek Babaoğlu ile evli ve iki çocuk babası Orgeneral Babaoğlu İngilizce biliyor.
***Korgeneral Hasan Aksay: 1947'te İzmir Ödemiş'te doğdu. 1967'de Hava Harp Okulu'ndan, 1968'de Uçuş Okulu'ndan mezun oldu. 1994'te tuğgeneralliğe, 2002'de korgeneralliğe terfi etti. Evli ve 2 çocuk babası olan Aksay, İngilizce biliyor.
***Korgeneral Erdal Ceylanoğlu: 1945'te Kayseri'de doğdu. 1966'da Kara Harp Okulu'ndan, 1967'de Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1992'de tuğgeneralliğe, 2002'de korgeneralliğe terfi etti. Şule Ceylanoğlu ile evli olan Korgeneral Ceylanoğlu'nun 2 çocuğu var. Ceylanoğlu İngilizce biliyor.
***Korgeneral Saldıray Berk: 1948'de Erzurum'da doğdu. 1968'de Kara Harp Okulu'ndan, 1969'da Topçu ve Füze Okulu'ndan mezun oldu. 1995'te tuğgeneralliğe terfi etti, Bakü'de Silahlı Kuvvetler Ataşeliği yaptı. Betül Reyhan Berk ile evli olan Korgeneral Berk'in 2 çocuğu bulunuyor. Berk Rusça biliyor.
***Koramiral Eşref Uğur Yiğit: 1945'te Çorum'da doğdu. 1964'te Deniz Harp Okulu'ndan mezun oldu, ilave 2 yıl öğrenim görerek 1966'da donanmaya katıldı. TCG Muavenet 2. Komutanlığı görevinde bulundu. 1992'de tuğamiralliğe terfi etti, 2002'de koramiral oldu. Evli ve 2 çocuk babası Yiğit, İngilizce biliyor.
***Korgeneral Nejdet Özel: 1950'de Ankara'da doğdu. 1969'da Kara Harp Okulu'ndan, 1970'te Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1980'de Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. 1995'te tuğgeneralliğe, 2003'te korgeneralliğe terfi etti. 7. Kolordu Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Evli ve bir çocuk babası Özel, İngilizce biliyor....
Elazığ'daki 8. Kolordu Komutanlığı'nın inşaat ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle açılan davada mahkûm olan, ancak cezası kesinleşmeyen 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Ethem Erdağı da emekliye sevk edildi.
Barkın Şık / Milliyet
[Only Registered Users Can See Links]
05.08.2007.
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
KAYNAK: http://www.aleviweb.com/forum/archive/index.php/t-16177.htmlİsmail V. Aksel DİKKAT: ....20 Ekim-ETÖ Davası duruşmaları başlamak üzere...Ancak ortada hala EK İDDİANAME yok!..İddianameye 28 Şubat ve sonraki askeri-sivil darbe girişimleri de girecek mi?..Tutuklu paşaların durumları hala belli değil!..Sözkonusu DARBE teşebbüslerine yönelik yeni bir DALGA var mı?..Mevcut haliyle iki-üç paşa; çok yetersiz bir durum arzediyor..Bir başka konu da ETÖ İddiamnamelerine JİTEM'in ve Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı'nın(TMT) eylemleri de girecek mi?..ETÖ'nün yurtdışı operasyonları; silah, uyuşturucu ve beyaz kadın ticareti gibi işleri de dava kapsamında mı?..Ergenekoncuların Almanya, İsrail, İngiltere, masonluk gibi yurtdışı bağlantıları ve para kaynakları da girecek mi?..20 EKİM geliyor!..Ama ETÖ'nün merakla beklenen EK İDDİANAMESİ hala ortalıklarda yok!...Yoksa yepyeni operasyonlar mı var?..Sürpriz operasyonlar!..Savcı Z. Öz; yine şaşırtmaya devam edecek mi?..Mesela İP'in başkan yardımcıları ve yöneticileri; Servet Cömert Paşa, Mehmet Bedri Gültekin gibi kişiler ve bu kapsamda Adnan Türkkan, Ümit Zileli, Hüseyin Macit Yusuf gibi kişiler aynen faaliyetlerini sürdürüyorlar!..RIZA TÜRMEN gibi monşerlerin karın sancıları dışa vuruluyor!..AB hukuku diye!..AYDINLIK; karanlık yayınlarını aynen sürdürüyor!..Cumhuriyet de, Yeni Çağ ve Tercüman da; başta Hürriyet, Milliyet, Posta, Kanal D, CNN Türk, Star TV olmak üzere Aydın Doğan medyası da!..Ege'de Ahmet Tekin Baykal çeteleri de aynen faaliyet ve TÜRK-KÜRT kışkırtmalarına devam ediyorlar!..Hatice İşte Savcı Zekeriya Öz'ü fişleyen ve suçlayan ekip: Kim bu Sıddık Ercan Uğurdan, Leyla Kundakçı, Abdullah Doğanay, İzzet Kabal?..Soy adları hiç de yabancı görünmüyor.. McDonald"s"ın bombalanması olayında Yasin Hayal"i tahliye ederek tartışma yaratan hâkim Şevki Uluçam, iki jandarmanın Hrant Dink suikastıyla ilgili olarak yargılandığı mahkemeye atandı.
Suikast sanığı Yasin Hayal, McDonald"s"ı bombalamaktan yargılanmıştı.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Hrant Dink suikastıyla ilgili bilgi sahibi olmalarına rağmen üstlerine konuyu aktarmadıkları iddiasıyla yargılanan ve önceki duruşmada aslında komutanlarının konuyu bildiğini anlatan iki jandarmanın yargılandığı mahkemeye ilginç bir atama yaptı.
Azmettirici Yasin Hayal"in, McDonald"s"a bomba attığı gerekçesiyle yargılandığı davada tartışma yaratan tahliye kararına imza atan heyetin başkanı Şevki Uluçam, jandarmaların yargılandığı Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi"ne atandı.
Dink"in öldürülmesine yönelik olarak Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi"nde açılan davada jandarma astsubay Okan Şimşek ile jandarma uzman çavuş Veysel Şahin yargılanıyor.
Soruşturma sırasında Hayal"in eniştesi Coşkun İğci"nin cinayetin işleneceğini jandarmaya önceden bildirdiği iddialarını yalanlayan iki sanık, İğci"den cinayetten sonra bilgi aldıklarını ve bu bilgilerin dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz imzasıyla Jandarma Genel Komutanlığı"na bildirildiğini anlattı.
Soruşturmanın ardından Trabzon"daki jandarma görevlileri arasından sadece kendileri hakkında dava açılması iki sanığın ifadelerini değiştirmesine de neden oldu.
Öz"ü suçladılar:
Şimşek, İğci"nin, Hayal"in Dink"i öldürmeyi planladığını kendisine anlattığını, bu bilgileri Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız ile Öz"e aktardığını, ancak herhangi bir girişimde bulunulmadığını kaydetti.
Şimşek, suikastın ardından Öz"ün talimatıyla İğci"yi kimseye bir şey anlatmaması için uyardıklarını belirtti.
Şimşek ayrıca, İğci suikasttan sonra bilgi vermiş gibi form düzenlenerek Jandarma Genel Komutanlığı"na gönderildiğini, ancak bu bilgilerin doğruyu yansıtmadığını söyledi.
Şahin de aynı yönde ifade verdi. Şahin, önceki ifadesini Öz"ün talimatıyla, baskı altında verdiğini savundu. Mahkeme bunun üzerine Öz ve Yıldız başta olmak üzere adı geçen diğer jandarma görevlilerinin de tanık olarak dinlenmesine hükmetti.
Suikastın aydınlanması açısından büyük öneme sahip davanın tanıkların dinleneceği duruşmasından kısa süre önce 2. Sulh Ceza Mahkemesi"ne atama yapıldı.
Ekim 2004"te McDonald"s"a bomba atarak altı kişinin yaralanmasına neden olan Hayal"in tahliyesine karar veren heyetin başkanı Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Uluçam"ın HYSK tarafından 18 Mart"ta Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi"ne atandığı öğrenildi.
Hayal hakkındaki tahliye kararı sadece 10 ay tutuklu kalması nedeniyle tartışma konusu olmuştu. Hayal"in davasına bakan 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin olağan heyeti Başkan Dursun Kaya Güleç, üyeler Muzaffer Say ve Şevki Uluçam"dan oluşuyordu. Yargılamanın büyük bölümünde mahkeme üyesi olmasına rağmen heyette görev yapmayan Uluçam"ın yerine Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi"nde görevli İzzet Kabal ile Leyla Kundakçı görev yaptı.
Hayal"in tahliye edildiği 13 Eylül 2005"te Güleç ve Say"ın "izinli" olması nedeniyle Uluçam"ın başkanlık ettiği heyete, ticaret mahkemesi üyesi Abdullah Doğanay ile icra hâkimi Sıddık Ercan Uğurdan girmişti.
Uluçam, Doğanay ve Uğurdan, teamüle göre, nöbetçi heyetlerin genellikle tahliye gibi kritik kararlara imza atmamasına, duruşma savcısının tutukluluk halinin devamını istemesine rağmen Hayal"in tahliyesine oybirliğiyle karar vermişti.
Davasını karara bağlayan heyette de tahliye kararını veren hiçbir isim yer almamıştı.
Güleç, üyeler Say ve Kabal"dan oluşan heyet, Nisan 2006"da Hayal"i 6 yıl 8 ay hapse mahkûm etmiş, indirim yapılarak belirlenen ceza da eleştirilere neden olmuştu.
Hürriyet:
2008-04-04 Bugün http://www.bugun.com.tr
Hatice Pelin Aral İşte meslektaşı Z.ÖZ'ü fişleyen AYDINLIK'çı savcı Ayhan Uğurdan:
1964 Yılında Ahlatta doğdu. İzmir Atatürk lisesini, Dokuz eylül Hukuk Fakültesini bitirdi. İzmir Hakim
Stajından sonra sırasıyla Piraziz, Çüngüş, Çine, Silifke Cumhuriyet Savcısı olarak çalıştı. Noterliğe geçti. Halen Tokat 4.noteri olarak görev yapmakta olan Ayhan Uğurdan evli iki çocuk sahibidir..--Tokat'ta..
Arif Anlar Bir insan neden birbirinden farklı işler yapan bu kadar çok derneğe-vakfa üye olur?..İşte MÜZİK YAPIMCISI Şahin Özer.."KURUCUSU VEYA ÜYESİ OLDUĞUM VAKIF VE DERNEKLER" diyor, başlıyor:
IFPI Uluslararası Müzik Yapımcıları Konfederasyonu Asya Grup Başkanı
Malatya Eğitim Vakfı Genel Kurul Üyesi
Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD) Üyesi
Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Üyesi
Müzik Yapımcıları Derneği (MÜYAP) Dernek Başkanı
İstanbul Jandarma Asayiş Vakfı Destekleme Derneği Kurucu Başkanı
Jandarma Asayiş Vakfı Kurucu Üyesi
Marmara Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Kurucu ve Mütevelli Heyet Üyesi
Marmara'yı Güzelleştirme ve Kültür Vakfı Kurucu ve Genel Kurul Üyesi
Türkmenistan Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Yeşilyurt Spor Kulübü Genel Kurul Üyesi
Türk Böbrek Vakfı Onur Üyesi
Türk Eğitim Vakfı Onur Üyesi
Bedensel ve Zihinsel Engelliler Vakfı Gönüllü Üyesi
Popüler Sanat Vakfı (POPSAV) Üyesi ...
Sürmali Ataç Camilerde stand açarak Müslüman cemaatten yıllardır cenazeler için taziye ve çelenk bağışı dilenen TEV için Tüketiciler Birliği'den şok suçlama: "Türk Eğitim Vakfı yöneticileri Sabetayist"...
Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Kemal Özer, yaptığı basın açıklamasıyla Türk Eğitim Vakfı'na savaş açtı. Özer, yaptığı basın açıklamasında vakıf yönetimini Sabetayist olmakla suçladı. İşte Özer'in tartışma yaratacak açıklaması...
BASIN AÇIKLAMASI:
“Türk Eğitim Vakfı’na bağış yapmayın!”
Türk Eğitim Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Güsel Bilal’ın hezeyanları hakkında bir değerlendirmede bulunan Tüketici Hakları Aktivisti Kemal Özer; “Güya eğitim çalışması yapma iddiasındaki ancak kendi halkının inançlarına hakaret edecek kadar eğitimsiz ve saygısız bir kimsenin yönettiği Vakfa halkımız itibar etmeyeceği gibi artık hiçbir koşulda yardımda etmeyecektir” dedi.
Tüketici Hakları Aktivisti Kemal Özer konu ile ilgili yaptığı açıklamada su görüşlere yer verdi:
“Fransız Kültürü ile kendi halkının değerlerine yabancılaştırılmış kimselerin, başörtüsü hakkında her gün yeni hezeyan dolu açıklamaları ile farklı bir boyut kazanmaktadır. Doğan Grubu ve yandaşı yayın organlarının kışkırtıcı yayınlarının ardından, Pepsi’nin bir kampanyasında katılım koşullarına başörtülülerin kampanyaya katılamayacaklarını belirtmişti. Bu ayırımcılığına Sabetayist Abdi İbrahim İlaç firması da bir örtülü hanıma fabrikaya almayarak katılmıştı.
Şimdi ise Fransız Kültürü ile yetişmiş ve kendi halkının inancına ve örfüne yapancı kimselerden müteşekkil olan Türk Eğitim Vakfı (TEV)’in Genel Müdür Yardımcısı Güsel Bilal “Akıllı olan o bez parçasını takar mı?” diyecek kadar bağayı cümleler sarf ederek İslam’a ve Müslümanlara hakaret etmiştir. “Başörtüsünün eğitimsizliğin göstergesi” olduğunu iddia edecek kadar banal tipler, ya akıllarını kaybetmiş olmalılar ya da Kapitalizmin kürekçiliğini yapmaktadırlar.
Türk Eğitim Vakfı’nın kurucularının ve yöneticilerinin önemli bir kısmı Sabetayist’ler, İttihat ve Terakkicilerin çocukları ve bunların yetiştirdiği kimselerden müteşekkildir. Fransız Devleti ve Kültürü’ne hizmetlerinden dolayı ‘Fransız Nişanı’ sahibi de olan bu kimselerin, eğitim adı altında kendi insanını Fransız Kültürü ile yetiştirme mücadelesi verdiği açıkça ortaya çıkmıştır.
Türkiye’nin 50 yılını heba eden Farmason Demirel ile aynı loca üyelerinin aynı anda ortak bir dille başörtüsü üzerinden İslam düşmanlığı yapmaları, bugüne kadar sırtında boza pişirdikleri milletin bilinçlenerek ellerinden bu yağlı fırsatı almalarının acısı ile söylenmiş hezeyanlardan ibarettir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur.
Sağduyulu halkımız, bu kimlik ibrazlarını bir tarafa kaydetmektedir. Artık tüketicilerimiz Pepsi firmasının ürünleri tüketmediği gibi Abdi İbrahim’in ilaçlarının yerine muadillerini almayı sürdürecektir. Öte yandan Türk Eğitim Vakfı’na da asla bağışta bulunmayacaktır. Artık halkımız çok iyi bilmektedir ki Türk Eğitim Vakfı’nın işi eğitim yapmak değil, kendi halkına yabancı insanlar yetiştirmektir.”
İŞTE TEV yöneticilerin bir kaçı:
Rona YIRCALI: TEV Mütevelliler Heyeti Başkanı, Robert Kolejli, Ünlü İttihatçılardan Sebatayist efendilerden Yırcalızade Şükrü Efendi’nin torunu
Dr. Şahap KOCATOPÇU: TEV Mütevelliler Heyeti Başk. Vekili, 1960 darbesinin Sanayi Bakanı, Tüsiad ve Tisk Eski Başkanı, Fransa Devlet Liyakat Nişanı sahibi
M. Ömer Koç: TEV Yönetim Kurulu Başkan, Koç Holging Enerji Grubu Eski Başkanı
Davut Ökütçü: TEV Yönetim Kurulu Üyesi, İKV Başkanı, Darüşşafakalılar Derneği Başkanı, Robert Kolejli, Koç Holding Tüketim Grubu Başkan Yardımcısı
Daha fazlasını www.tev.org.tr’de görebileceksiniz.Kerem HİÇYILMAZ Acaba tam tersi olsaydı; yani Türkiye'de, Almanya'nın yüzünü kızartacak bir bir dava acılsa ve dolaylı olarak Almanlar'ın aleyhine bir karar çıksa idi, Almanlar, bizdeki mezar soyguncusu, bir kısım köpek sürüleri gibi siyasi rant malzemesi mi yaparlardı, yoksa o mahkeme kararını hükümsüz kılmak için her Alman ferdi canla başla uğraşır mıydı ? Kalıbımı basıyorum hiçbir Alman, muhalefetiyle, iktidarı ile asla bizim makeme kararını tanımazdı; doğru olduğuna inansalardı bile... Anlayacağınız, içimizde, kendi mnfaati için vatanını satacak o kadar soysuz var ki !FAİK Umut ETÖ üyeleri, Ulusalcı Ergenekoncular; Almanya'dan Türkiye'ye, laik Cumhuriyete, Hükümete ve Savcı Z. Öz'e meydan okudular; akıllara ziyan suçlamalarda, aşağılamalarda, hakaretlerde ve tehditlerde bulundular ve birtakım kişileri açıkça terör örgütlerine hedef gösterdiler!..Ulusal Kanal Avrupa Temsilciliğinin ve Almanya Aşağı Saksonya ve Honnover ADD'nin organize ettiği toplantılar; eyleme ve lince dönüştü: Lütfen VİDEOları bir dinleyin!...
Ergenekon Gerçeği - Konferans (Vıdeo) Ümit Zileli- Prof.Dr. Şahin Filiz - Mehmet Bedri Gültekin
Ulusalkanal Avrupa Temsilciliğinin Hannover-Almanya'da düzenlemiş olduğu ERGENEKON GERÇEĞİ konferansı.(VİDEO kayıt)
Konuşmacılar:
ÜMİT ZİLELİ -Cumhuriyet Gazatesi yazarı
Prof. Dr. ŞAHİN FİLİZ- Akdeniz Üniversitesi
MEHMET BEDRİ GÜLTEKİN - IP Genel Başkan Vekili.
BAKINIZ: http://www.as-add.com/vıdeo/Genel/3060-ergenekonvideo.html
Alpay Uzan Gülümser'in yorumlarına aynen katılıyorum...Peki...Çözüm nedir?...Terörle Mücadele Yüksek Kurulu...Falan-filan...Mırın-kırın...Şehit edebiyatı, bayram asma, slogan atma ucuzculuğu!..Çözüm: Türkiye NATO ile bütün ilişkilerini kesmelidir...Acilen Milli Ordusunu, Milli İstihbaratını ve Milli Savunma Sanayini kurmalıdır!..Kendi uydusunu yapmalı, fırlatmalı; ABD'ye, İsrail'e muhtaç olmamalıdır!..NATO'nun elini-eteğini öpüp yalvarıp durmamalıdır!...Türkiye, Batı ile ilişkilerini BM ve bağlı kuruluşlar aracılığıyla ve ikili antlaşmalarla sürdürmeli..NATO, NATO-Gladyo işi bitmediği sürece PKK de, diğer terör eylemleri ve örgütleri de bitmez!..NATO'dan nemalanan, AFERİN alıp generalliğe TERFİ eden, NATO ihalelerinden akıllara ziyan komisyonlar alan ve NATO-Gladyo şemsiyesi altında her türlü KİRLİ İŞLERİ yapan ve mübah gören bir yapılanma, bir ÖRGÜT var!...İşte o; ETÖ'nün ta kendisi!..Sivil-asker bürokrasiyi kilitlemiş; Cumhuriyeti Saltanata ve Oligarşik Faşizme dönüştürmüş!...Dolayısıyla dünden bugüne ETÖ'den, ta 1950'lerden itibaren bilhassa; NATO'dan, ABD-İsrail-İngiltere'den habersiz hemen hemen hiçbir şey yapamıyoruz..Terör örgütleri de onlardan habersiz hiçbir büyük eylem yapmamaktadırlar!..Bütün sağ-sol çatışmalarından, etnik ve dini bölücülük kışkırtmalarından, siyasi suikastlardan, cinayetlerden, baskınlardan, linçlerden, yürüyüşlerden haberleri vardır!..--Mış gibi yapıyorlar; takıyyeciler, münafıklar!..Şu anki Genelkurmay Başkanımız!..Çok iyi insan olabilir; ama ömrü NATO-ABD-Roma-İngiltere-Belçika karargahlarında geçmiş, kıdemli bir NATO İSTİHBARAT subayı!..Biyografisine bakın isterseniz!...Ve mandacı ve masonların üye olduğu Büyük Kulüp'e üye olduğu, belgesiyle açıklandı...Ve kendileri de bu üyeliği yalanlamadılar!..Halbuki Atatürk, Mason Localarını 1935'te kapatmıştı!..tarik kaplanci aslinda dogan medyasinin yapmis oldugu iftiralar ve misyonu 50 yildir belli idi...ergenekonun son ayagini dogan teskil ediyordu...tayyip erdogan kanunlar yonuyle cokertemeyecigini anlayinca bu yolu secmistir...aslinda mevzu bahis deniz feneri degildir...buyutelecek gibi bir haber de degildir..bundan daha kotu haberleri dogan medyasi yayinlamistir daha onceleriGülümser Altan Işık Hakkari'de yine baskın, yine hain tuzak, yine şehit!..Hem de bu defa 15 ve daha fazlası!..Yine bir tarafta YAN GELİP yatanlar, paralarını BÜYÜK KULÜP'lere yatırıp gününü gün edenler!..Acemi er ve eratı cepheye, ateş hattına sürüp kendileri BAYRAM keyfi yapanlar!..Bir taraftan da sapır sapır, NİÇİN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ bilmeden ŞEHİT olan fakir, gariban ANADOLU çocukları!..Yine NATO paşaları, mandacı mason maşaları; camilerde, cenaze törenlerinde BOY Gösterecek; yine "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!" sloganlarıyla ellerinde kuklarara dönen siyasileri küfrettirip yüreği yanık milyonların gazını almaya çalışacaklar!...NATO üyesi Türkiye'de Mehmetçiği NATO silahları vuruyor, NATO ülkeleri mayınları vuruyor!..Ama onların başındaki NATO Paşaları, NATO İStihbarat Merkezlerinden "AFERİN!" şiltleri, madalyaları, nişanları almaya; sonunda da bir rütbe daha alıp TERFİ etmeye devam ediyorlar!...Bir ülke düşünün ki, Genelkurmay Başkanı MANDACI ve MASON BÜYÜK KULÜP üyesi olsun ve oraya para yatırsın!..Daha ne beklersiniz?..Bize Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini okumak düşüyor!...Bu NATO Paşaları ve mason maşaları; Ata'nın Meclisi'ne, Türk ulusunun iradesinin tecelli ettiği kuruma; TBMM'ne gelme, onun açılış resepsiyonuna katılma gereği bile duymadılar!..Ama aynı generaller İsrail'in, ABD'nin, İngiltere'nin MİLLİ GÜNLERİne hepsi tekmili birden katılıyorlar!...Hakkari'de şehit olan gencecek delikanlılarımızı; asıl İHANET vurdu!..Laik Cumhuriyetimizi Türk-Kürt çatışmalarıyla vuruşturup NATO ihalelerine, NATO nişanlarına, NATO ünvanlarına bel bağlayanların ihanetleri vurdu onları!..Onlar NATO silahlarıyla vuruluyorlar!...Peki NATO bunun için mi var?..Bunun için mi hala NATO'ya üyeyiz?..Bugün hangi NATO ülkesi bu şekilde HAİNCE vuruluyor!..İşte Altınova, işte Hakkari!..Ortalığı karıştıranlar aynı ŞATO, aynı LOCA, aynı BARONLAR merkezi elemanlarının tetikçileri, ihanet şebekeleri, çeteleri!..Ege'yi haraca bağlayan Ahmet Tekin BAYKAL çetesi elemanları hala faal! ...Ve Altınova'da yapacaklarını yaptılar!..Sırada neresi var?...Necmi İŞTE ÖRGÜT, İŞTE SALTANAT: Ninesinin Rumca şarkılarıyla büyüyen Giritli Mustafa Emin Çölaşan; Hüsamettin Cindoruk ile çok yakın akrabıdır. Hüsammetin Cindoruk, Emin Çölaşan'ın halasının oğludur. Emin Çölaşan'ın karısı Tansel Çölaşan da Danıştay üyesi olup İdari Dava Daireleri Genel Kurulu Başkanıdır. Çölaşan'ın devletin üst düzeyiyle olan bağı bu kadarıyla sınırlı değildir. Şu anda Anayasa Mahkemesi'nin Başkanı olan ve tarihteki ilk kadın başkan Tülay Tuğcu da Emin Çölaşan'ın çok yakın akrabasıdır. Tülay Tuğcu, Emin Çölaşan'ın kayınbiraderi olan Taner Tuğcu'nun eşidir. Taner Tuğcu ise Ankara'nın ünlü ve eski avukatlarından olup üst düzey bir masondur. Büyük Mason Locası Derneği Ankara Vadisi Uyanış Locası üyesidir.
Aynı locada Çölaşan'ın bir diğer halasının oğlu Mustafa Atasoy ve onun eşi Pınar Atasoy'un da üyeliği bulunmaktadır. Mustafa Sabih Atasoy Ankara'da tekstil işiyle uğraşmaktadır. Atasoy'un eniştesi Kamil Özçoban ise Zara isimli tekstil mağazalarının sahibidir. Sinema yönetmeni Ziya Öztan Emin Çölaşan'ın bacanağıdır.
Bilindiği üzere Çölaşan'ın yazılarında aşırı bir militarizm ve katı bir devletcilik hakımdir. Bu durum onun aile yapısından kaynaklanıyor olabilir. Çünkü ailede devletle içiçe bir görüntü hakimdir. Malum olduğu üzere Çölaşan'ın da ilk yaptığı iş devlet memurluğu olmuştur. Kendisi ilk olarak devlet Planlama Teşkilatı'nda çalışmıştır ama her nedense daha sonra gazetecilğe merak salmıştır.
Çölaşan ailesindeki bu devletçi geleneği ailenin en büyüğü olan ve Emin Çölaşan'ın adını taşıdığı Emin Beye kadar uzanmaktadır. Emin Bey İttihat ve Terakki Partisi üyesi bir asker olup aynı zamanda baytardır. Emin Bey orduda veteriner olarak görev yapmıştır...Adnan Günes Halit abi davaya biraz daha detayi ile bakabilirseniz olayin aslinda sizin ifade ettiginiz gibi olmadigini ve ilgili sahislarin gercekten suiistimallerinin oldugunu görebilirsiniz. Almanya nin siyasi bir komploya bu konuda öncü oldugu kanatinde degilim. ÖZET Türkiye Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto: 6-7 Eylül Olaylarını, 20 Kura askerliği, Varlık Vergisini yaşadık. Ben bunların unutulmaması gerektiğini savunuyorum. Nefret ve kin duyguları gütmeden olanları bilmemiz, hatırlamamız ve çocuklarımıza aktarmamız lazım.Yalnız dini azınlıkların değil geniş toplumun da bilgilendirilmesi gerek. Kitabı okuyanlardan aldığımız tepkilerden biri de “bunları bilmiyorduk” şeklindeydi. Demek ki, anlatmak lazım. Mesela herkes diyor ki, “Yahudi Cemaati çok zengin”. Oysa aslı yok, bilmeden konuşuyorlar. Trakya Olayları ve 6-7 Eylül Olaylarını bir kenara bırakırsak 20 Kura ile Varlık Vergisi çok ağır geldi bize. Yine de çok şükür ki, Aşkale’deki üzücü kayıplar dışında hiçbir can kaybımız olmadı. Oysa yanıbaşımızdakiYunanistan’da bir tek Yahudi bile kalmadı. Türkiye çeşitli politikalarla savaşa girmedi, bu sayede hayattayız...(Devamı ve röportaj için bakınız: Şalon gazetesi, 24 Eylül 2008)VIP Localar ÇELİK ZIRHLI ŞATO: En Derindekiler...Silvio Berlusconi eski bir P2 üyesiydi. Werner Raith, Yeni Mafya Karteli adiyla Türkçe'ye çevrilen kitabinda (Istanbul: Sarmal Yayinevi, 1995), Berlusconi'nin bir P2 üyesi oldugunu, hatta 1994'de politikaya atildiginda biraderlerinden büyük destek gördügünü yazmisti. Buna göre, Italya Büyük Locasi "Grande Oriente d'Italia"nin eski baskani, Berlusconi'yi elestiren bütün yazi isleri müdürlerinin isten çikartilmasini saglamisti. Bu durum, hem Berlusconi'nin ardindaki masonik dayanismayi, hem de bu dayanismanin medya üzerindeki karsi konulamaz gücünü gösteriyordu.
Berlusconi'nin Basbakan olusu ise, ülkedeki ünlü "Temiz Eller" hareketinin yalnizca bazi mason politikacilari tasviye ettigini, buna karsilik masonlugun Italya üzerindeki etkisini korudugunu gösteriyordu. P2'nin desifre olmus olmasinin önemi yoktu; Italyan medyasinda P2'den sonra bir de P3'ün var olduguna dair haberler çikmisti.Mason Berlusconi'nin mafya baglantisinin sürdügü ise, Italyan Panorama dergisi tarafindan ortaya kondu. Berlusconi'nin Forza Italia adli partisi ile Sicilya mafyasi arasinda çok yakin iliskiler oldugunu duyuran dergi, bu noktadan hareketle, Berlusconi'nin partisine de "Forza Mafya" adini takti.
Bir P2 üyesi olan Berlusconi'nin Israil'le olan baglantilari da oldukça ilginçti ve masonlugun genel çizgisine uyuyordu. Bu konuya, Eylül/Ekim 1994 tarihli Washington Report on Middle East Affairs dergisi dikkat çekmisti. Derginin haberine göre, Italyan Disisleri Bakani Antonio Martino, 1994 Mayisinda Amerikali yahudi liderlere "Berlusconi'nin son yirmi yilda Italya'da iktidara gelen en Israil-yanlisi hükümeti kurdugunu ve Italya'nin uzun zamandir sürdürdügü Arap-yanlisi politikayi kesin olarak degistirecegi"ni söylemisti. Berlusconi'nin bir baska ilginç Israil baglantisi da, 19 Aralik 1994 tarihli Hürriyet'in haberine göre, ayni Henry Kissinger gibi, yakin korunmasinin Mossad ajanlari tarafindan saglaniyor olusuydu.
8 "Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi" tarafindan yayinlanan 1909-1989 Türkiye'de 80 Yilda Mason Localari (Kisa Tarih-Isimler-Istatistikler) adli kitaba göre (Istanbul: Yenilik
Basimevi, 1990), yalnizca yahudilerin üye olabildigi ATLAS LOCASI, 7 Ekim 1948 tarihinde kuruldu. Locanin geçmis üyeleri arasinda Türkiye'deki yahudi cemaatinin seçkin isimleri yer aliyordu: M. Abravanel, S. Botton, Jak Essayan, Morko Kohen, Edvar Lebet, Piyer Psalti, Jak Nahum, Raul Rozenthal, Leon Yakoel, A. Mezbur, A. Mosse, A. Saltiel, K. H. Sarlica, A. Zoletti, Sami Mordo, Y. Garti, Moris Danon, V. Menase, Nedim Yahya, David Kohen, Jak Bonfil, Nesim Güvenis, Benjo Alaton, Albert Menase, Viktor Sidi gibi. Bugünkü ünlü üyeler arasinda ise, yazida belirttigimiz gibi, Ishak Alaton, Üzeyir Garih gibi isimler yer almaktadir.
Türkiye'deki diger "yahudi localari" arasinda Istanbul vadisine bagli olan PROMETHEE de vardir. 1909-1989 Türkiye'de 80 Yilda Mason Localari'na göre, 9 Haziran 1952'de kurulan locanin üyeleri arasinda; Aser Pardo, J. Gomel, Rafael Roditi, Nelson Arditi, Aybars Ciliv, Murat Gomel, Mustafa Besimzade gibi isimler yer alir.
Bir diger "Ibrani loca", yine Istanbul vadisine bagli olan HUMANITAS'tir. Ayni kaynaga göre, 6 Eylül 1961'de kurulan HUMANITAS'in üyeleri arasinda su isimler yer alir: Mehmet Fuad Akev, Sami Mordo, Eli Behmorias, Selim Albukrek, Boris Gilodo, Yusuf Levi Levent, Albert Razon, Lazzaro Donato Franko, Emil Ada, Edouvard Ada, Viktor Alfandari, Sami Mordo, Edvart Zarfçi, Sahir Akev, Samuel Kemal Brudo, Josef Leon Gabay, Moris Alfandari, S. Soryano, Yasef Yoaf, Hayim Kohen, Jak Alguvadis, David Yersenli, Eddy Siva, Yusuf Zara, Lazar Russo, Izak Abudaram, Leon Levi Coskun.
Sözkonusu "yahudi localari" arasinda üye transferleri de gerçeklesir. Örnegin Istanbul vadisine bagli olan ve 14 Ocak 1977'de kurulan EVREN locasi, büyük ölçüde HUMANITAS'in eski üyelerinden olusmaktadir. EVREN'e üye olanlar arasinda; David Yersenli, Aron Ender, Yako Dogu, Sandro Mordo, Selim Isman, Vedat Ovadya, Kirkor Büyükerciyes, Emil Ada, Rifat Saban, Jak Alguadis, Kay ra Akialp, Leon Mitrani, Isak Behar, Leon Levi Coskun, Edi Behar, Nino Dö Behar, gibi isimler sayilabilir.Hakan İyi de bu adamlar dolandırıcılıktan sanki mahkum olmamışlar gibi bir yazı yazmıssınız... Alman Ceza Yasası 263. madde. Biz hırsızları korumayalım, müslümanın malını çalanın karşısında olalım. Logoları aynı, yöneticileri kanka, reklam filmleri aynı, sunucuları aynı, bir hesap numaraları ayrı, ''bizim bunlarla ilişkimiz yok'' dediklerinde inanın kafam karıştı... İnsan kardeşini tanımaz mı? İSMAİL CHP=Cumhuriyet Gazetesi=DERİN Yolsuzluk...İşte İSKİ örneği!..Ne çabuk unuttuk?...Cumhuriyet, ISKI skandalini gündeme getirmiyordu, çünkü kendisi de bogazina kadar olayin içindeydi. Zaman, iliskinin bir yönünü söyle açikliyordu: “ISKI’nin reklam işlerini yürüten ve bir Musevinin sahibi oldugu Ajans Makro’nun, Göknel’in emriyle, tirajina bakilmaksizin o zaman maddi sikinti içinde bulunan y gazetesine güçlü ilanlar verdigi ortaya çikti.” Bedrettin Dalan ise Cumhuriyet gazetesi-Göknel baglantisini söyle açiklamisti: “Cumhuriyet’in Göknel’e diyet borcu vardir. Bunu da Alev Coskun’un yönetim kurulu baskanligini yaptigi kadroyla gündemdeki ISKI olayina kulak tikayarak ödüyor.” Cumhuriyet’in Milli Sef dönemindeki yükselisi ise, iki yahudi sirketinden aldigi destek sayesinde oldu. O dönemde Türkiye’deki gazetelerin ilan isleri, “yahudi sirketi” olan bilinen Hoffer’in, kagit isleri de yine “yahudi” olarak bilinen Burla Biraderler’in elindeydi. Onlarin tutmayacagi bir gazetenin yükselmesi, hatta yasamasi zordu. Cumhuriyet iste bu nedenle yükseldi. Cumhuriyet’in masonik yapisi bugün de sürüyor. Örnegin Göknel’in masonlarla baglantisini saglayan Mesale locasi Üstad-i Muhteremi Prof. Selçuk Erez, Cumhuriyet gazetesi yazarlarindan. Cumhuriyet gazetesinin danismanligini da Ugur Mumcu’nun ‘holding profesörü’ olarak adlandirdigi tescilli mason Çetin Özek üstlenmis durumda. Panorama dergisinde de “Cumhuriyet Olayinin Içyüzü” kapagiyla bildirilen haberde Cumhuriyet gazetesi Yönetim Kurulu Baskani Çetin Özek’in avukatligini yaptigi bir özel televizyon kanaliyla Cumhuriyet arasinda arabuluculuk faaliyetlerinden bahsedildi. Sözen’in kurmaylarindan yahudi dönmesi Yavuz‘la Cumhuriyet gazetesi arasindaki iliskiler ise baglantinin bir baska yönüydü. Zaman, Cumhuriyet’e ‘Hodri Meydan’ kösesinden su sorulari yöneltmisti: Mumcu’nun bilgisayarindaki bilgilerin yayinlanacaginin duyurulmasindan bir gün sonra Musevi isadamlarindan Ishak Alaton ve Gabriel Usta Cumhuriyet gazetesini ziyaret edip, Ilhan Selçuk ve Alev Coskun’la görüstüler mi? Jak Kamhi’ye düzenlenen ‘bir tertip suikastten’ 20 gün sonra, Kamhi Cumhuriyet’i ziyarete geldi mi?
Murat mahfilinde matrikül no. 42′yle tekris olan Yunus Nadi’den, Nadir Nadi’ye , Zühal locasinda tekris edilen Mekki Sait Esen ‘den, Faik Fenik Mümtaz’a, Selamet mahfilinde tekris olan Ömer Rıza Doğrul’dan, Adnan Dinçer’e, Erdem locasinin matrikül no. 25 olan kurucusu Mehmet Özdemir’den, Orhan Koloğlu’na ve Hüseyin Gürel’e kadar birçok mason Cumhuriyet camiasi içinde yerini aldi. Günümüzdeki liste ise geçmistekileri aratmayacak nitelikte. Cumhuriyet’in bu masonik mirasinin bugünkü temsilcileri İlhan Selçuk’dan Hikmet Çetinkaya’ya kadar uzaniyor. Zeki Saral’in Cumhuriyet’i konu edinen Biz Bir Aileyiz adli kitabi, “Cumhuriyet gerçegini” bütün çarpiciligiyla ortaya koyuyor. Cumhuriyet gazetesi ve perde arkasi destekçileri, Fehmi Koru tarafindan da ayrintilariyla açiklanmisti. Yalçin Küçük Cumhuriyet için ‘TÜSIAD Gazetesi’ deyimini kullaniyor. Cumhuriyet’in eski patronu Emine Usakligil’in kocasi David Tonge’un Ingiliz istihbaratinda görev yapmasi ve Cumhuriyet’in ilginç misyonu ise 2000′e Dogru dergisinde konu edilmisti. “Tonge’ler, Fuller’ler, Henze’ler ne kadar insan haklari savunucusuysa Cumhuriyet gazetesi de o kadar” diyordu 2000′e Dogru.Zeki Saral’in Biz Bir Aileyiz kitabinin 44-50 sayfalarinda o dönemde Cumhuriyet Izmir temsilcisi olan Hikmet Çetinkaya’nin 1984 yilinda ise baslattigi ekonomi muhabiri Kenan Mortan’dan (sagda) bahsedilmekte. Kenan Mortan gazeteye büyük ölçekli holding reklamlari buluyor ve ilginç baglantilarinin da yardimiyla gazete içinde hizla yükseliyor. Kenan Mortan’in önlenemez yükselisinde Cumhuriyet gazetesinin bazi üst düzey kadrosunun Mortan’in baglantilarini bilmesine ragmen katkilari olmasi, Cumhuriyet gazetesinin alt kadrodan dürüst basin mensuplarini kuskulandiriyor. Saral’in yazdigina göre bu siralar Manajans araciligiyla Selim Egeli (yahudi dönmesi) bir siyasi parti adina Kenan Mortan’a ödeme yaparak Cumhuriyet gazetesinin yayin politikasini yönlendiriyor. Peki kimdir bu Kenan Mortan? Kenan Mortan localarda verdigi konferanslardan da tanidigimiz üst dereceli bir mason. 27 Mart 1985 tarihinde “Ephessus” locasinda, 25 Kasim 1985 tarihinde “Inanis” locasinda, 27 Ocak 1986 tarihinde yine “Inanis”locasinda Kenan Mortan’in konferanslarini görüyoruz… …Ergun Göknel’in masonlarla olan yakin iliskisi, ilk olarak, skandalin ortaya çikmasinda birinci dereden rol oynayan eski esi Nurdan Erbug’un gazetecilerle yaptigi bir röportaj sirasinda Göknel’in masonlarla olan baglantilarindan söz etmesiyle duyuldu. Erbug, “Ergun siyasette basari için önemli odaklari kontrol etmesi gerektigine inaniyordu. Masonlar ile iliskilerini Profesör Selçuk Erez ve Üstad Pinar Aran yürütürdü” demisti. Bu iki isme baktigimizda gerçekten de mason, hem de oldukça kidemli birer mason olduklarini görüyoruz. Selçuk Erez 1986 yilinda kurulan Mesale locasinin kurucu ve 1. Naziri’ydi. 1987-1988 yillarinda Mesale locasi Üstad-i Muhteremi oldu. Locaya matrikül no. 5′le kayitliydi. Mesale locasindan önceki locasi Ideal locasiydi. Ayrica Selçuk Erez’in localarda degisik tarihlerde konferanslari var. 14 Ekim 1987 tarihinde Mesale locasinda “Kamuoyu Arastirma Metotlari” konulu bir konferans verdi. 20 Ocak 1988 yilinda yine Mesale locasinda “Kimligimiz” konulu bir konferans verdi. 25 Nisan 1989 yilinda bu kez Nilüfer locasinda “Masonlugun Kurulusu” konulu bir konferansi yer aldi. Mesale locasi ilginç bir loca. 1987-1988 yilinda bu locanin Üstad-i muhteremi olan Selçuk Erez, locada SHP’li Kadiköy Belediye Baskani Cengiz Özyalçin’la beraberdi. Daha önce Sevgi locasi biraderlerinden olan Cengiz Özyalçın, Selçuk Erez’le beraber Mesale locasinin kuruculari arasinda yer aldi. Bu arada, Selçuk Erez’in, Göknel’le birlikte seçim sirasinda Nurettin Sözen için çalistigini da unutmayalim. Sözen’in seçim karargahinin aslari Ergun Göknel ve Selçuk Erez’den baska Alev Coşkun, Metin Kavuk, Muhittin Tığlı, Biltin Toker, H. Yavuz, Osman Ataman gibi isimler de yer aliyordu. Selçuk Erez, Sözen’le Göknel’in tanismasina da araci olmustu. Yerli Bilderberg görünümündeki Taksim toplantilari, biraderlerin dostlugunu daha da pekistirmisti. Ergun Göknel’in baglantilarini genisleten bir baska mason dostu ise azönce ismini saydigimiz Pinar Aran’di. Masonlar için yayinlanan Mimar Sinan dergisinde, 21 Mayis 1984 tarihinde Özlem locasinda Pınar Aran’in “Washington-Arlington Mabetlerinin Ziyaret Intibalari” konulu bir konferans verdigini görüyoruz. Bu belge Washington’daki localarla baglantiyi Pinar Aran’in sagladigini gösteren önemli bir delil. Ergun Göknel’in yanindaki masonlar bununla sinirli degildi. Ergun Göknel’in bosanma avukati Üstad Mason Çetin Yildirimakin’di. Çetin Yıldırımakın 1531 matrikül no.’suyla Gün mason locasina kayitli. Daha önce Türkiye Lions klüpleri baskanligini da yürüten Yildirimakin masonik camianin kilit isimlerinden. Çetin Yildirimakin Türkiye Fikir ve Kültür Dernegi adi altinda faaliyet gösteren masonik kurulusun Defne grubunda skandalin bir diger kilit ismi olan Bensiyon Pinto ile beraber faaliyetlerini sürdürmekte. Sakül Gibi adli mason dergisi, Yildirimakin’dan söyle söz ediyor: “1982-1983 Lions Genel baskani olan Çetin Yildirimakin Gün Locasinin Üstad-i azami ve kurucusudur. 33. dereceden bir mason olan Yildirimakin ayni zamanda Türkiye Yüksek Mason Surasi üyesidir.” Ilginç olan, Yildirimakin’in Göknel’den para almadan avukatligini yapmasiydi (…)Loca tarafindan Ergun Göknel’in rüsvet ve yolsuzluk konulari için görevlendirilen avukat ise yine bir Üstad-i Muhterem: Önder Öztürel. Önder Öztürel Türkiye Fikir ve Kültür derneginin 2 Haziran 1992 tarihli toplantisina katildi. 26 Haziran 1992′de 29. dereceden 30. dereceye yükseldi. Yine ayni yil içinde Üstad-i Muhterem oldu. 21 Mart 1986 yilinda Kültür Locasinda “Düsünüyorum O Halde Varim” konulu konferans verdi. 12 Haziran 1987 yilinda yine Kültür Locasinda “Kuvvetin Felsefesi” baslikli bir konferansi yer aldi. Öztürel ayrica 27 Ekim 1989 ve 9 ekim 1990 tarihlerinde yine Kültür locasinda iki konferans verdi.İMRE HALİT Beşe KUTUP YILDIZI mason Locası Kurucu üyesi Ercan ÇİTLİOĞLU; Milliyetçi Avrasya Bir Vakfı'nın ve Başkanı Şaban Gülbahar'ın Başkan Danışmanı..Vakfın bünyesinde faaliyet gösteren ASAM'ın Yönetim Kurulu üyeleri arasında CHP'li eski bakanlardan ve CUMHURİYET GAZETESİ VAKFI'nın Başkan Yardımcısı M. Alev Coşkun Birader de var..Coşkun, New York'ta okumuş zaten..İlhan Selçuk'un ifadesiyle GÜZEL AMERİKALI'yı yerinde görmüş!..ASAM'ın diğer Danışmanları: Tümgeneral (E) Rıza KÜÇÜKOĞLU Başkan Danışmanı; TESUD Başkanı / Jeopolitik ve Strateji... Tuğamiral (E) Ergun MENGİ Başkan Danışmanı / Jeopolitik ve Strateji...Prof. Ercan Çitlioğlu; İsrail DERİN DEVLETİne ve ŞAHİN Yahudilere yakınlığyla biliniyor..Aynı zamanda Genelkurmay Başkanılığı-SAREM üyesi..ABD-Neo-conlarıyla çok yakın temas ve işilkileri var!..Zaten ASAM'ın başkanı da Türkiye'nin ABD eski Büyükelçisi Faruk Loğoğlu. Emekli Edip Başer Paşa da Yönetim Kurulu Başkanı..Ercan Çitlioğlu'nun Emin Çölaşan gibi kişilerler de yakın temasının ve SIR arkadaşlığının olduğu biliniyor..Bakın bakalım; ERGENEKON bu işin neresinde?...
İMRE HALİT Beşe Ergenekon Terör Örgütü'nde(ETÖ), çok DERİN iç-dış bağlantılar ve karanlık ilişkiler yumağı var...Kutup Yıldızı Mason Locasına kurucu üye olduğu ortaya çıkan Prof. Dr. Ercan Çitlioğlu'nun; Orduda Muvazzaf Ergenekonculara Başdanışmanlık yapmanın da ötesinde SAREM üyesi de olduğu iddia edildi..İşte 2.7.2007 tarihli bir olay ve notu: "...Kuzey Irak´taki yerel yönetimin Washington temsilcisi ve Talabani´nin oğlu ile Genelkurmay´ın Stratejk Araştırmalar Merkezi´nin (SAREM) üst düzey yetkililerinin bu tuhaf toplantıda bir araya geldiği ortaya çıktı. SAREM üyesi olduklarını açıklayan Ercan Çitlioğlu ve emekli Tümg. Armağan Koloğlu, Ahmet Hakan´ın CNN Türk´teki programında SAREM Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri´nin toplantıya değil, sadece öğle yemeğine katıldığını savundu. Ama Genelkurmay´ın bir gün sonraki açıklaması, SAREM heyetinin ´toplantının yemekten önceki son kısmına´ da katıldığını gösteriyordu."
Prof. Dr. Çitlioğlu; DERİN İSRAİL ve ŞAHİN Yahudilere, Amerikan Neo-konlara yakınlığıyla tanınıyor..Emin Çölaşan gibi birçok kişinin de baş bilgi-belge kaynağı ve fikir danışmanı..Sevgi Birsen Karakullukçu Flaş!..İnanılmaz ilişkiler ağına bir yorum: PERINÇEK, APO'YA "GEL, BIZDE SIYASET YAP" DEMIS!..
Aşağıdaki sözler İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e aittir:
"Kürt sorununa çözüm demokratik, federal, emekçi cumhuriyetidir. Türk milliyetçisi ve piyasacı düzen partileri Kürt illerinde iflas etti... Kürt milleti kaderini tayin hakkına kayıtsız şartsız sahiptir. Eğer isterlerse ayrı bir devlet kurabilir. Emekçilerin çıkarı, tam hak eşitliği ve özgürlük temelinde, gönül birliği gerçekleştirmektedir. Kürt illerinde referandum yapılmalıdır. Referandumda ayrılığı savunanlar da özgürce propaganda yapabilmelidir..."
(Doğu Perinçek, 2000'e Doğru Dergisi, 15 Eylül 1991)
30 bin insanın katili bölücü terörist Abdullah Öcalan'ın DGM savcıları tarafından İmralı Cezaevi'nde alınan ifadelerindeki şu sözleri, Perinçek'in kimliğini en iyi şekilde gözler önüne seriyor:
"Doğu Perinçek'in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Doğu Perinçek bana 'siz bu şekilde muvaffak olamazsınız, benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur' şeklinde telkinlerde bulunuyordu."
Vatan haini Perinçek, 1991 seçimleri öncesinde çeşitli yerlerde ve televizyonda yaptığı bu gibi konuşmalarda, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda" suçu işlediği için Ankara 1 No'lu DGM'de hapis cezasına çarptırılmıştı. Daha sonra doğu ve güneydoğu illerindeki İşçi Partisi teşkilat binalarına PKK bayrağı ve Abdullah Öcalan'ın resmini astırmaktan hüküm giyerek bir kez daha hapis yattı...
Henüz birkaç sene öncesine kadar oy uğruna kürtçülükten medet uman, üstüne üstlük 30 bin kişinin katili bölücü terörist Abdullah Öcalan'a siyasi işbirliği dahi teklif eden vatan haini Perinçek, tüm bu çabalarına rağmen katıldığı tüm seçimlerde %0.2 (binde iki)'den yüksek alamayınca, çareyi taktik değiştirmekte bulup "ulusalcılık" diye adlandırdığı milliyetçilik maskesini takındı ama 3 Kasım seçimlerinde de ancak %0.5 (binde beş) oy kapabildi. 35 yıllık siyasi hayatı boyunca aldığı en yüksek oy budur; yani Türk Milleti gömlek değiştirir gibi fikir değiştiren bu ne idüğü belirsiz kişiyi kaale almadığını göstermektedir.
Dün maocu, kürtçü; bugün ise "ulusalcı" olan bir kişinin yarın başka birşey olmayacağının garantisi var mı?... Yok...
İleride Türkiye'de şartlar değişirse, başka bir akım yükselişe geçerse, Perinçek'in oraya transfer olacağını tahmin edebilmek için kâhin olmak gerekmiyor. Tüm hayatı bu şekilde geçmiş, günün şartlarına göre ideoloji değiştirmiştir.
Gelelim 12 Eylül öncesine... O dönemde Maocu olan Perinçek'e ait Aydınlık adlı paçavrada resimleri ve açık kimlikleri teşhir edilmek suretiyle hedef gösterildikleri için, dev-sol ve dev-yol mensubu kızıl köpekler tarafından şehit edilen subaylarımızı, polislerimizi ve ülkücü gençlerimizi unutmadık. Perinçek ve yandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut anayasal düzenini silah zoruyla değiştirerek komünist rejimi tesis etmek amacıyla oluşturdukları terör örgütlerini ve bölücü - yıkıcı faaliyetlerde bulunmak için kurdukları siyasi partileri de unutmadık...
"Cinayete azmettirmek" suçunu yüzlerce kez işleyen Perinçek'in yaptırdığı katliamlardan bir tanesini örnek vermek istiyoruz:
1980 öncesi dönemde vatan haini Perinçek'e ait Aydınlık adlı paçavrada "faşistlerin lideri" ve "amerikan 6. filosunun İstanbul'a geldiği zaman yaşanan olayların sorumlusu" şeklinde hedef gösterilen Türkçü gazeteci-yazar İlhan Darendelioğlu'nun Adalet Partisi milletvekili olduğu dönemde, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan adlı teröristlerin idam dosyalarının meclis onayına sunulduğu gün T.B.M.M. kürsüsünde yaptığı konuşma esnasında sarfettiği "Bugün burada karara bağlayacağımız konu, elini kana bulamış, hıyaneti ve mutasavver cinayeti tespit edilmiş üç komünist anarşist hakkındaki idam cezasının uygulanması, bir formalitenin yerine getirilmesidir..." şeklindeki sözleri yıllar boyunca Aydınlık adlı paçavrada kasıtlı olarak sık sık yayınlanmıştır. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği Genel Başkanı, 37 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan aylık Türkçü dergi Toprak'ın sahibi, Ortadoğu Gazetesi'nin başyazarı ve "Türkiye'de Milliyetçilik Hareketleri", "Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga", "Nazım Hikmet Vatan Şairi mi, Vatan Haini mi?", "Türkiye'de Komünizm Hareketleri" gibi eserleriyle Türk gençliğine ışık tutan yiğit Türk evladı İlhan Darendelioğlu'nun 1979 yılında komünist katiller tarafından şehit edilmesinin başlıca sebebi, Aydınlık adlı paçavrada yapılan yayınlar suretiyle hedef gösterilmesidir...
Buna benzer yüzlerce örnek vermek mümkündür...
Yukarıda saydığımız tüm bu icraatların sahibi Perinçek, günümüzün en hızlı milliyetçilerinden (!) biri haline geldi. Henüz birkaç sene önce parti teşkilatlarının binalarına PKK bayrağı astırdığı için cezaevinde yatan bu tescilli vatan hainini, bugün elinde Türk bayrağı, dilinde "ulusalcı" söylemler ile her ortamda sıkça görmekteyiz. Sadece Perinçek'i görsek gene iyi; beş - altı sene öncesine kadar marksizmi savunduğu halde birdenbire Türkçü kesilen kerameti kendinden menkul "Türk aynştaynları", MHP'den çeşitli sebeplerle dışlanan yanardönerler ve kendi ideolojilerinin çöktüğünü görünce milliyetçilik mefkuresini iyice sulandırıp yumuşatılmış sol ile sentezlemek suretiyle icad ettikleri "ulusal solculuk" fikrini piyasaya sürerek "Türkçülük" adı altında pazarlamaya çalışan bilumum sahte Türkçü takımının Aydınlık adlı paçavrada toplandığını görüyoruz. Bu kişiler Perinçek'in kim olduğunu, geçmişteki icraatlarını ve bugünkü amacını bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Bildikleri halde Perinçek gibi tescilli bir vatan haini ile işbirliği içerisine girmelerinin sebebi nedir? Cevabı çok basit: Doğru düzgün bir lidere sahip olmadığı için lider arayışı içerisine giren milliyetçi kesimi kendi eksenlerine çekerek sandıktaki oy haline dönüştürebilmek...
Nitekim Perinçek'in dört koldan birden milliyetçi gençlere çengel attığını görmekteyiz. Konuya hakim arkadaşlarımız, İşçi Partisi teşkilatlarında "Türk'e kefen biçenin ölümü korkunç olur!" sloganlarının atılmaya başladığını söylüyorlar. Bu sözün sahibi büyük Türkçü Nihâl Atsız eğer bugün yaşasaydı, Perinçek'in suratına tükürmeye bile tenezzül etmezdi ama 20'li yaşlardaki gençlerimiz bu sahte söylemlere kolayca kanıyorlar. Okumuyorlar, araştırmıyorlar; bugün elinde Türk Bayrağı ile Kıbrıs mitinglerinde vatanseverlik gösterileri yapan bu sahtekarların beş sene önce kimlerle ne yaptığını öğrenme ihtiyacı hissetmiyorlar. Bir kısmı ise neyin ne olduğunu bildiği halde maalesef hiç aldırış etmiyor, "dün dündür, bugün bugündür" mantığıyla hareket ederek Perinçek'e hoş gözle bakıyor.
Hülasa, Aydınlıkçı takımı milliyetçilerin arasına fena sızmıştır, kirli bir oyun oynanmaktadır... Bu acizane satırları okuyan genç kardeşlerimize tek bir tavsiyemiz olur: Perinçek'e hiçbir şekilde inanmayın, güvenmeyin. Onunla birlikte hareket edenlere de güvenmeyin... 1960'lı yıllardan bu yana önce sol terör, sonra da PKK terörüne şehit verdiğimiz binlerce Türk evladını unutmayın. Tescilli vatan haini Perinçek, tüm bu olayların içerisinde doğrudan veya dolaylı bir şekilde yer almıştır. Bunu sakın unutmayın..
http://www.nihalatsiz.org/vatan_haini_perincek.htm
www.gizlibelge.com.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.