Olayı anlamak için bir soru sormak yeterli!
Evet, tek bir soru bütün olayı açıklamaya yetiyor!
Nuh Gönültaş
Eğer RTÜK, CNN Türk için karasal yayın izni vermiş olsaydı bütün bunlar olacak mıydı?
RTÜK başkanı Zahit Akman, Doğan Grubu’nun gazetelerinde olumsuz biçimde hergün mutlaka bir şekilde manşet haber, birinci sayfa haberi olacak mıydı?
Elbette olmayacaktı.
İşte Türkiye’deki medya düzeni bu.
Bu olay Türkiye’deki medya düzenini çok iyi açıklıyor.
Adam medyasını nasıl silah gibi kullanıyor, nasıl insanları karalayıp, insan içine çıkamaz hale getirmeye çalışıyorlar görüyor musuz?
Son iki hafta içinde hedefe koydukları RTÜK Başkanı Zahit Akman’la ilgili olarak, Hürriyet, Milliyet, Vatan, Posta vs.gazetelerinde, Kanal D, Star TV, CNN Türk vs, televizyonlarında yüzlerce, hatta binlerce haber yazıldı, yorum yapıldı.
Ne yapıyorlar?
RTÜK Başkanı’nı yıldırarak istifa ettirmeye çalışıyorlar.
Çok zor tabi…
Fakat, hergün sabah uyanıp sabah gazetelere baktığında ilgili ilgisiz bir şekilde kendini manşetlerde görmek çok kötü bir durum olmalı. Böyle bir insanın halet-i ruhiyesini düşünebiliyor musuz?
Sonra… bu insanın çocuklarının okulda diğer arkadaşları ve öğretmenleri nezdindeki durumunu.
Nasıl bir şey olurdu sizin çocuklarınıza okulda diğer arkadaşları tarafından “Senin baban hırsızmış” diye hitap edilmesi…
Yapan elbette belasını bulsun.
Ama ortada somut hiçbir şey yok.
Anamuhalefet partisinin iddiları var. Ve bütün bunlar doğası gereği siyasi suçlamalar.
Geçelim yapılan haberlere. Bugünkü(Dünkü) haberlere bir bakalım:
Alman polisi evini Zahit Akman’ın evini basmış? (Hürriyet)
Eeee… Ne bulmuş? Hiçbir şey, kaldı ki haberin doğruluğu da şüpheli.
Metrekaresi 10 YTL’ye armada ortaklığı (Vatan).
Zahit Akman Ankara’daki iş merkezi Armada’ya zamanında kuruluş aşamasında Metrekaresi 10 YTL’ye ortak olmuş. Bu yatırımdan iyi kazanmış.
Ne var bunda? İyi yatırım yapmak suç mu?
Eğer suçsa sizin patronunuzun 300 milyona aldığı bankayı bir yıl sonra 1.5 milyara satması da suç olmalı değil mi?
Doğan Medyası Zahit Akman’ı linç etmeye çalışıyor. Bu linç işleminde RTÜK üyesi Şaban Sevinç –ki kendisi eski Hürriyet muhabiridir- Akman’ı içeriden yıkmaya çalışıyor.
Tanıdığım Zahit Akman dürüst ve güçlü bir insandır. Kuru gürültüye papuç bırakacak biri hiç değildir. Allah büyüktür, her şeyi görür ve bilir!
Yani… öyle bırakıp gitmek yok.
Savaşsa savaş!
Yorumlar strese girenin imanından şüphe duyarım! Strese girenin imanından şüphe ederim!
'Az' konuşan fakat 'öz' konuşan büyükler vardır. Babam da bunlardan biridir.
Çok sık bir arada olamadığımız için benim için bu 'öz' konuşmalar daha kısa olur.
Birkaç yıl önce öyle bir laf söyledi ki sustum kaldım. Uzun süre kafamın içinde dolandı söylediği cümle.
'Strese girenin imanından şüphe ederim!' demişti babam.
Stresle ilgili kitaplar okuyan, zaman zaman 'stresle mücadele' konusunda seminerler veren biri olarak, cümleyi çok ağır bulmuş olsam bile, kafamın içinde cümle dönüp durdu uzun zaman. Yaşadığımız yüzyılın en önemli problemlerinden biri olan stres hakkında bu kadar kesin ve keskin bir ifade duymamıştım.
Geçen yıl memlekette bir arkadaşla otururken hayatın sıkıntıları ve zorlukları konuşulmaya başlanınca bende kendisine stres ve stresle mücadele hakkında bildiklerimi anlatmaya başladım. Arkadaşım da benimle birikimlerini paylaşıyordu. Bir ara babamın söylediği 'Strese girenin imanından şüphe ederim!' lafını attım ortaya. Arkadaşım 'doğru bir cümle' dedi. 'Hatta bir insan stres yüzünden hasta olursa Allah o insana bunun hesabını bile sorar' dedi.
***
Stres, halkın bildiği ve kullandığı anlamıyla, sıkıntıları kafaya takmak demektir.
Sıkıntılar insanı mutsuz ediyor. Mutsuzluk insanı hasta ediyor.
Kimisi hastalıklarla mücadele etmekten yoruluyor.
Mutsuz ve hasta oluyor.
Kimisi ailesiyle problemler yaşamaktan bunalıyor.
Kimisi çocuklarıyla baş edememenin sıkıntısını yaşıyor.
Kimisi maddi sıkıntılarla boğuşuyor.
Kimisi çevresindekilerin kendisini anlamadığından dert yanıyor.
Kimisi bir sevdiğini toprağa verince hayata küsüyor.
Hayatta insanı strese sokan o kadar çok şey var ki.
Herkes kendisine dertedecek bir sıkıntı bulabilir.
Stresle iman arasında bir bağlantı var mı dersiniz?
Sıkıntılarla dolu bir hayat denilince benim aklıma hep Peygamberler geliyor.
Allah Peygamberlerin kıssalarını ayrıntılarıyla bize niçin aktarıyor dersiniz? Okuyup, ibret almamız için değil mi?
Peygamberlerin hayatlarından yola çıkarak bazı sorular sormak istiyorum.
Hz. Eyyüb'ü hastalıkla imtihan eden Allah, bizi de aynı imtihana tabi tutma hakkına sahip değil mi?
Hastalığı kafaya takıp bunalıma giren insan 'Allah'ım beni niçin hastalıkla imtihan ediyorsunuz ki?' demiş olmuyor mu?
Hz. Nuh'u oğluyla imtihan eden Allah, sizi evlatlarınızla imtihan edemez mi?
Hz.İbrahim'i babasıyla imtihan eden Allah, sizi öz babanızla imtihan edemez mi?
Hz. Lut'u eşiyle imtihan eden Allah'a, 'Beni niçin eşimle imtihan ediyorsun ki?' deme hakkına sahip olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?
Hz. Yusuf'u kardeşleriyle imtihan eden Allah, belki sizi de kardeşlerinizle imtihan ediyordur!
Tüm peygamberlerin hayatları sıkıntı (imtihan) dolu olduğuna göre, bizim hayatımızda da bazı sıkıntıların olması hayatın bir parçası değil mi?
Anne veya babasını kaybedince bunalıma giren bir insan Allah'a 'Benim annemi / babamı niye alıyorsun ki?' deme hakkına sahip olduğunu mu sanıyor?
'En büyük acı evlat acısıdır!' denir. Bu acıyı yaşayan anne babalar 'Allah kimseye yaşatmasın!' derler.
Alemlere rahmet olarak yaratılan Hz. Muhammed Mustafa'ya bile torpil yapmayan Yaratıcının, bize torpil yapmasını beklemeye hakkımızın olmadığını hiç düşündünüz mü? Beş defa evlat acısıyla imtihan edilmiş bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu bilmek zorundayız.
'Kardeşim onlar Peygamber, biz insanız' diye kimse itiraz etmesin. Peygamberler de bizler gibi üzülen, ağlayan, Allah'a sığınan insanlardı.
Allah tarafından özel seçilmiş oldukları gerçeği 'insanı' acılara tepkisiz kalacakları anlamına gelmez. Bize düşen hayatı doğru anlamaktır.
Unutmamalıyız ki, Peygamberlerine torpil yapmayan Allah, bize de torpil yapmaz.
***
Stres ile iman arasında ki ilişki kafamın içinde uzun zamandır dolanıyordu.
Bir okuyucum bana öyle bir söz gönderdi ki, o sözü okuyunca kafamın içinde dolanan cümleler köşe yazısına dönüştü. Bu yazıyı da o güzel sözle bitirmek istiyorum.
Çok sıkıldığınız zaman bu cümleyi hatırlayın. Hatta bana kalsa pano haline getirilip ev veya işyerinin duvarlarına asılması gereken bir söz.
Bir gün dünyaya ait büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp,
'Benim büyük bir derdim var!' deme,
derdine dönüp 'benim büyük bir RABBİM var!' de.
doğru olanlar direnmeli' ben Sayın RÜTÜK başkanı Sayın AKMANI tanımam,ama anladığım kadarı ile yanlış yapmadığıda belli,Doğan bu kadar iftira attı ve tutturamadıysa muhakkak zahid akman haklıdır davasında.Bu insanlara bir destek lazım(Kamu )desteği. Sayın Akmanda ALLAH a sığınıp "Birgün Dünyaya ait büyük bir derdin olursaRabbine dönüp,"Benim Büyük bir derdim var"dememeli,Derdine dönüp "Benim BÜYÜK BİR RABBİM VAR" DMELİ.Sayın AKMAN sakın istifa etme!
Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.