gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Tuncay Güney'in sıradışı portresi...
Ergenekon davası ile birlikte hayatımıza giren Tuncay Güney kim?...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Eğrisi, doğrusu…
Doğu Perinçek'i aslında 'Batı' Perinçek diye okumak gerektiğini dün bu sütunda dile getirdik…...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu İttihadçılar ve Carborani 1889
Bilindiği üzere İttihad ve Terakkî Cemiyeti (1911 tarihinde İttihad ve Terakkî Partisi ismini almışt...

Harun Tokak

Harun Tokak Ey kervancı! Çek kervanı sevgilinin köyüne
Sarışın sonbahar günleri geride kalıyor. Kış kapımızda… Son baharın bu son günlerinde; ü...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Obama’nın Başkanlığı bir devrim midir?
Barack Obama’nın ABD’nin 44. Başkanı olarak seçilmesi elbette devrim niteliğinde bir o...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar
Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar vesilesiyle monotonluğun kısırdöngüsü kırılıyor. Alışılmı...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Bizden Obama çıkmaz!
Amerika'nın 44. Başkanı herhalde bu kadar ülkeyi etkileyeceğini hesap etmemiştir. Bütün dünyada müth...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut CHP nereye koşuyor?
Yıl 1999 - 2000 Kamuran Çörtük beyin BRT televizyonunda çalışıyorum. Rahmetli Şakir Süter’i...

Sezai Şen

Sezai Şen BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ!
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı b...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Jandarma teşkilatı sivil ve askeri olarak yeniden yapılandırılmalı...

Halit Esendir AK parti iktidarı uzun bir aradan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi, erken genel seçimler ve kapatma davası sonrasında AB uyum için 2. ulusal programını gündemine aldı. Programda 12 Eylül Anayasasında bazı değişiklikler ile birçok yasa ve yönetmeliklerde ciddi değişimler olacağı görülmektedir.


Halit Esendir
Seçimlerde söz verilen Sivil Anayasa projesinin beklemeye alındığı anlaşılmaktadır. 2. Ulusal programda uzun zamandır AB tarafından acilen yapılması beklenilen sivil-asker yetki dağılımları konusu ilk defa önemli bir yer tutmaktadır.
Jandarma teşkilatının içişleri bakanlığına tam bağlı olması tartışmaların odağında yer almaktadır. Askeri yapısı olan Jandarma teşkilatının bu hali ile sivil otoriteye tam bağlı olması beraberinde bir çok yeni sorunların ve tartışmaların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.
En mantıklı ve sancısız çözüm olarak jandarma teşkilatı ikiye ayrılmalıdır. Mücavir alanlarda İç terör ve güvenlikten emekli askerlerden oluşan ve içişleri bakanlığına tam bağlı sivil jandarma sorumlu olmalı ,sınır güvenliğinde ise genel kurmaya bağlı muvazzaf askerlerden meydana gelen askeri jandarma teşkilatı sorumlu olmalıdır. Böylece yıllardır devam eden yetki karmaşası acilen önlenmelidir. Bu kısır döngüden kurtulmak ve jandarmadaki iki başlılığa son vermek için Jandarma kanunu yeniden ele alınarak jandarma teşkilatı İçişleri Bakanlığına tam bağlı sivil jandarma ile genel kurmaya bağlı sınırlarda görev yapacak askeri jandarma olarak 2 ye ayrılmalıdır.

Birincisi çoğunluğu emekli askerlerden oluşan İçişleri Bakanlığına tam bağlı sözleşmeli veya kadrolu subay ve assubaylar ile askerliğini komando olarak yapmış er ve erbaşlardan en az lise mezunu olanlar seçilmeli. Bunlar belli bir eğitimden geçirilerek mücavir alanlarda vazife yapacak maaşlı profesyonel bir sivil jandarma oluşturulmalıdır.

Jandarma teşkilatında çalışan, emekliliği gelmemiş olan mülki ve idari konularda tecrübeli subay, astsubay ve uzman çavuşlara tercih hakkı verilerek sivil jandarma teşkilatında kadrolu olarak çalışmaları sağlanmalıdır. Normal vatani görevini yapan er ve erbaşlar askeri jandarmaya devredilmelidir. AB içindeki Fransa veya Belçika modeli örnek alınabilir. Sivil jandarma bünyesinde mücavir ve kırsal alanda olabilecek teröre karşı kullanılacak uzman özel komando timleri de oluşturulmalıdır. Bu timler her türlü silah ve araç gereç ile takviye edilmelidir. Belediye sınırları içinde, mücavir alan ve kırsalda bulunan jandarma karakolları (sınır bölgelerindekiler hariç) sivil jandarma teşkilatına devredilmelidir. Böylece Sivil jandarma teşkilatı mülki amirlerin tam denetimine girmiş olacaktır.

İkincisi ise genel kurmay başkanlığına emir komuta ve her yönden tam bağlı olan ve ülke sınırlarını dışardan gelecek her türlü terörist, kaçakçı ve uyuşturucu ve silah mafialarına karşı koruyan sınır bölgesinde kanunla belirlenen alanlarda denetim ve kontrol vazifesi yapacak özel eğitilmiş ve her türlü modern araç gereç ile donatılmış sınır muhafızları gibi görev yapacak jandarma genel komutanlığına bağlı askeri jandarma teşkilatı olmalıdır. Sınır bölgelerindeki Jandarma karakolları askeri jandarmada kalmalıdır. Bu karakollarda sınır bölgesi ve ülke dışı operasyonlşarda kullanılacak olan özel kuvvetlere bağlı timler ( kırmızı bereliler) mutlaka devamlı olarak bulunmalıdır. Ülkeye teröristlerin geçişlerine ciddi şekilde engellenmelidir.

Böylece sınırlarımızın güvenliği tam sağlanmış olacak ve ülkeye terörist girişi ve her türlü kaçakçılık önlenmiş olacaktır. Belirlenen sınır bölgesi içinde kalan köy ve mücavir alanlar askeri jandarma denetiminde olacaktır. KKK bağlı Askeri birlikler gerekli hallerde sadece bu bölgelerde ve sınır ötesi operasyonlarda kullanılmalıdır. Kesinlikle ülke içi terör olaylarına karşı normal askerler kullanılmamalıdır.
Gümrüklerde bile polis teşkilatının yanı sıra sivil ve askeri jandarmanın da denetim ve kontrol yetkisi olmalıdır ki ülkeye dışardan girecek her türlü illegal her şey ciddi denetleme ile engelenebilsin. Eğer ülkeye C-4 bombaları, uyuşturucu, teröristler ve her türlü insan ticareti dahil kaçakçılar rahatça girebiliyorsa birileri o zaman hesabını vermelidir.


Böylece AB tarafından demokratikleşme adımı olarak görülen sivil otorite güçlendirilmiş ve yıllardır devam eden Jandarmadaki iki başlılık garabeti önlenecektir. Emniyet genel müdürü ile sivil jandarma genel müdürü aynı seviyede olmalıdır.

Daha da önemlisi normal askeri birliklerin ülke içi teröre karşı kullanılmasına ve çok sayıda şehit verilmesine son verilmiş olacaktır. Ülke içi teröre karşı İçişleri bakanlığına bağlı sivil jandarmadan oluşan özel komando timleri ve Polis bünyesinde bulunan Özel Polis harekat timleri şehir ve mücavir alanlarda gerekli hallerde ortak hareket edebilmelidir. Bu birimler teröre karşı her türlü silah ve araç gereç ile donatılmalıdır.

Ülke içi teröre karşı içişleri bakanlığı bünyesinde oluşacak polis ve jandarma ortak terör timleri mücadele etmeli. Normal polis, ordu erat ve subayları teröre karşı kullanılarak hedef ve kurban edilmemelidir.

İçişleri bakanlığı bünyesinde oluşturulan özel harekat timleri ile mücavir alanda görev yapacak sivil jandarma birlikleri içersinde oluşturulan özel jandarma komando timleri ülke içinde teröristlere karşı mücadele etmelidirler.

Trafik polisinin ehliyet kontrolünde olduğu gibi her türlü şüpheli şahıslar hakkında istihbarat teşkilatlarının ve polis ile jandarma birliklerinin ortak kullanabildiği ortak bilgi havuzu çok iyi kullanılmalıdır.

Özellikle sivil jandarma sayesinde mücavir alan da yaşayan halkımız Milli Şef İnönü döneminde halk arasında sıkça duyulan “jandarma tipçiği ve tahsilatçı zulmü” iddiaları yüzünden asker ve devlete karşı oluşan menfi hava bir nebze yumuşatılmış olacaktır. Hem de teröre karşı normal polis ve asker kullanılmayacağı için hedef ve kurban olmaları da ve şehit anaların yüreklerinin yanması azaltılmış olacaktır.
Ak parti iktidarı 2.Ulusal programda yer alan asker sivil ilişkilerinde ciddi bir değişim yapabilmesi için öncelikle jandarma teşkilatı kanununu değiştirerek jandarma teşkilatını sivil ve askeri olmak üzere yeniden yapılandırması halinde sancısız ve kurumlar arası uzlaşma ile AB yolunda önemli bir problemi çözmüş olacaktır.



04.Eylül.2008 17:27:37

Puan: 3.7/5 (31 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Nurhan Asal
KAÇAKÇI AYDIN DOĞAN!..Doğan'ın 11 Kanalı Kaçak!.. Doğan Grubu'nun 11 kanalının lisanssız olarak yayın yaptığı belirlendi. Grup, sözkonusu kanallara lisans alabilmek için RTÜK'e yoğun baskı yapıyor. İşte o kanallar. Doğan Medya Grubu'na ait D-Smart adlı dijital platformdaki bazı kanalların lisanssız yayın yaptığı öğrenildi. Doğan Grubu'nun, kanunsuz yayın yapan toplam 11 kanalın lisans hakkını alabilmek için 2005 yılından beri RTÜK nezdinde ısrarlı girişimlerde bulunduğu belirtildi. 3984 Sayılı RTÜK Kanunu'nun 16.maddesine göre “özel televizyonlara kanal ve frekans bandı tahsisi ile yayın izni ile lisansı vermek ve bu tahsis ve izni iptal etmek yetkisi” Üst Kurul'da bulunuyor. Buna karşılık bazı D-Smart kanallarının RTÜK'ten yayın izni ve lisansı almadan yayına başladıkları öğrenildi. D-Smart dijital platformunda bulunan Moviesmart, D Çocuk, Comedy Smart, Passion Tv, Fanstasy, Loca 2, Luli, D Spor, HD Tv Smart, Coolsmart, D Shopping, Beyazperde, Pembesmart, T.A.Y Tv, Cartoon Network ve Yeşilçam kanallarının lisanslarının olmadığı bildirildi. Lisansı olmadığı halde yayınını sürdüren D-Smart kanalları arasında yer alan D Spor, Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarında oynadığı maçların da yayınını gerçekleştiriyor. Mevzuat Üst Kurul'a, lisanssız yayın yapan bu tür kanalların yayınını durdurma yetkisi, on milyara kadar para cezası ve yayın cihazlarının müsadere etme yetkisi tanıyor.
   RİFAT OK
Hepsi de okumuş çocuklar!..Hem de ROBERT Kolej'lerde..İngiliz-Amerikan mekteplerinde...Papaz okullarında..Şimdi hepsi de FANATİK ULUSALCI, Ergenekoncu!..İŞTE TEŞKİLAT'tan Notlar: Yayıncı Ferit İlsever: - İP Genel Başkan Danışmanı ve Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever hala yoluna Perinçek ile devam edenlerden. Zamanında Türkiye İhtilalci İsçi Köylü Partisi (TİİKP) İstanbul sorumlusu olan Ferit İlsever, 12 Mart 1971 darbesinden sonra güvenlik güçlerince yapılan Şafak Operasyonunda, örgütün İstanbul'daki karargahı olan, Robert Kolejdeki İngiliz Profesör Hiller Samder'e ait lojmanda, arkadaşları, telsizler ve örgütsel dökümanlarla birlikte yakalanmıştı. Maoist bir örgütün karargahının bir İngiliz'in lojmanında bulunması çok dikkat çekmiş ancak o tarihte üzerine gidilmedigi için baglantı tam olarak çözülememişti. Profesör Mehmet Ümit Necef - ‘‘Ben Türkiye'deki şiddetin artmasına katkıda bulunan kişi, bir teröristim. Eger tarihi bir mahkeme kurulursa ilk önce bizi, sonra hem 1970'li yıllarda gerçekleştirilen terörist hareketleri, hem de PKK'yı yargılamalıdır. İnsanlara zarar verdik. Ben çok şeyimi kaybettim.’’ Bu sözler yukarıdaki arananlar listesinde bulunan, ancak daha sonra önce Dogu Perinçek'i, bilahare de terörü terk edenlerden Ümit Necef'e ait. 1952 Antalya dogumlu Necef, ortaokulu Talas Amerikan Koleji'nde, liseyi Robert Kolej'de tamamlamış. Robert Kolej'de iken Fikir Kulübü'ne üye olan Ümit Necef, Proleter Devrimci Aydınlık Dergisi'nde çalışıp, TKP/ML Halkın Birligi örgütüne ait ‘‘Proleter Birlik’’ ve ‘‘Halkın Birligi’’ adlı yayınların çıkarılmasına katkıda bulunmuş. Örgütsel egitim için El-Fetih kampına gidip daha sonra TKP/ML örgütünün askeri kanadı olan TİKKO'ya katılan Necef, "sandık cinayeti" olarak bilinen M. Adil Ovalıoglu adlı kişinin öldürülmesi ile ilgili olarak 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış. İstanbul İş Bankası Suadiye ve Kadıköy şubelerinin soyulması olayına da karışan Necef, 1977 yılında illegal yollardan Danimarka'ya gidip, Kopenhag'da temizlikçilik yaparak üniversite egitimini tamamlamış ve Kopenhag Üniversitesi Kültür Sosyolojisi Enstitüsü'nü bitirmiş. Enstitüyü bitirdikten sonra akademik kariyer yaparak profesör olan Necef, terör örgütlerine katılmış olmaktan utanç duydugunu söylemekte. Gün Zileli - Gün Zileli, 1968-70 kuşagının liderlerinden. Dogu Perinçek ve Atilla Sarp'ın başkanlıgındaki Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun (FKF) MKYK üyesi. Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) kurucusu ve Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP)'nin Başkanlık Kurulu Üyesi. Bir zamanlar Dogu Perinçek'in sag kolu. Yandaki, "Yarılma" isimli kitap, 10 küsür yıldır Londra'da siyasi göçmen olarak yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlıgından çıkarılmış bulunan Gün Zileli'ye ait. ‘‘Aydınlıkçı’’ bir solcunun, otobiyografisi olma özelligini taşıyan ve 1954-1972 dönemindeki Türk soluna ışık tutan kitabın yazarı Zileli, 1993 yılından beri anarşizmi benimsemiş. Gazeteci, yayıncı, yönetici, işadamı, patron, sabık TUSİAD üyesi, Türkiye'nin Bilderberg temsilcisi, Mehmet Nuri Çolakoglu - Yukarıda resmi bulunanlar arasındaki en meşhurlardan biri şüphesiz Nuri Çolakoglu. Ferit İlsever gizli örgütün "İstanbul sorumlusu" iken o da örgütün "Ankara sorumlulugunu" yürütüyordu. Ancak o İlsever gibi başladıgı yerde kalmadı. Her ne kadar yakın tarihte yaptıgı bir söyleşide "35 yıldır aynıyım, o günkü düşüncelerimle bugünküler arasında temel bir fark yok" diyorsa da bunun dogru olmadıgı muhakkak. Eger Çolakoglu kendini hala solcu görüyorsa Allah herkese böyle solculuk nasip etsin. İzmir'de 1943 yılında Hasan ve Emine'nin ilk çocukları olarak dünyaya gelen Mehmet Nuri Çolakoglu'nun, Sabri (1947, işadamı) ve Kemal (1950, Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı) adında iki kardeşi var. Nuri Çolakoglu, ilkokulu İzmir'de okuduktan sonra 1954'de İstanbul Robert Kolej'e girmiş. Gazetecilige burada başlayan M.N.Çolakoglu okulun lise gazetesini çıkartmış. Çolakoglu, 1962'de koleji bitirip Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Dış Münasebetler (Uluslararası İlişkiler) Bölümü'ne girer. Siyasal Bilgiler'i bitirdigi halde Dışişleri Bakanlıgı sınavına girmez. Üniversitede sırasında aktif birisidir. İyi bir tiyatrocudur, Fikir Kulübü, Ögrenci Dernegi gibi yerlerde görev alır. 1967'de Mülkiye'den mezun olur. Çolakoglu'nun ismi kurdugu birçok televizyon kanalı ile anılır. Erol Aksoy'un Show TV ve Cine5'i'ni kuran odur. Ardından Cavit Çaglar adına kurdugu ve daha sonra Ayhan Şahenk'e geçen NTV'de de onun emegi vardır. Televizyon Yayıncıları Dernegi, Egitim Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu, Türk-Amerikan İş Konseyi Yürütme Kurulu, İstanbul Rotary Kulübü, 1907 Fenerbahçe Dernegi gibi 15'in üzerinde kurum ve kuruluşa üyeligi bulundugu söylenen Mehmet Nuri Çolakoglu, yakın tarihte CNN Türk'ün başına geçince, üyesi oldugu TÜSİAD yönetim kurulundan istifa etmiştir. Çolakoglu 2000 yılında yapılan Bilderberg Toplantısı'na da Türkiye'den davet edilen iki kişiden biridir. Ayşe (Akmen) ile evli olan Nuri Çolakoglu'nun ilk eşi Sezi'den, Hasan (1971), ve ikinci eşi Merih'ten, Fatma (1980) isminde iki çocugu var. Mehmet Nuri Çolakoglu, eveliyatı ve yurt dışı ilişkileri ile istihbarat dünyasında soru işaretleri olan bir kişi. Gizli örgüt şemasında ismi bulunanlardan Bora Gözen, Lübnan'da Filistin Egitim Kampında hayatını kaybetmiş, Türkiye Yayıncılar Birligi Başkanlıgı da yapan Yayıncı Atıl Ant, Afa Yayıncılıgın sahibi, "Sandık Cinayeti'nin failleri arasında olan ve 27 Ocak 1982 tarihinde yakalanan Yazar Garbis Altınoglu halen Almanya'da. Çeşitli panellere katılarak "Ezilmiş halklar, sosyalizm, devrim" edebiyatına devam ediyor. İlginç bir konuşmayı nakledelim. Perinçek'in gözaltına alınması ile ilgili yukarıdaki resim çekildigi günlerde, gazeteci Melih Aşık, Perinçek'in başyaveri Hasan Yalçın'a, gözaltına alınma nedenini soruyor; "İşçi Partisi, bir süredir Ordu'yla aynı çizgide görünüyor. Bu tezgahta bunun rolü var mı?" Hasan Yalçın cevap veriyor: "Devlet ikiye bölünmüş durumda... Bir tarafta CIA ve içerideki işbirlikçileri, öte yanda Ordu, İşçi Partisi ve öteki ulusalcı güçler. Birinci grup Ordu'yla çatışmayı göze alamadıgı için bizim üzerimizden güç gösterisi yapıyor." Vay canına, bir İngiliz'in ikametgahında karargah kuran gizli örgütün temsilcisine göre, "Ordu, İşçi Partisi ve (her kimse) öteki ulusalcı güçler" el ele vermiş ülkemizi CIA ve işbirlikçilere karşı koruyor...! Gülmeli mi, aglamalı mı bilmiyorum? KAYNAK: http://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=392
   ERTUNGA KORAYOĞLU
jandarmanın tsk.leri içndeki görevi sona erdirilmrlidir.içişlerine bağlı bir sivi emniyet gücü gibi olmalıdır.fransa,italya gibi ülkelerde statüsğ ne ise buradada böyle olmalıdır.veli küçük asker olmasaydı bu gün ergenekon' denilen çetenin önü çoktan kesilirdi.tsk.kara,hava,deniz kuvvetlerinden başka bir sialhlı güçcü bünyesinde barındırmamalıdır.j,personeli içişlerine mi yoksa msb.ya mı bağlıdır hala bilinmez.askerdir dokunulamaz,sivil dir yasalar ona daha kolay ulaşır .derler ama gerçekler nelerdir onu anlamakata güçlük çekerim.
   Doğan ALTOR
Adli Tıp'tan GATA'ya MASON ÖRGÜTLENMESİ ya da Ergenekon Terör Örgütü: Masonların TSK'ya nasıl sızdıklarının belgesi... Ergenekon savcıları, Doç. Dr. Ümit Sayın'ın 1997'de Amerika'da iken yazdığı bir mektubu masonların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sızmasına delil olarak gösterdi. Masonluğun 'Üstad'lık makamında bulunduğu ve masonik faaliyetlerini yürütebilmek için Demokrasiyi, laikliği ve Atatürkçülüğü maske olarak kullandığı ortaya çıkan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Sayın'ın bir mektubu daha çarpıcı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Ergenekon savcıları Sayın'ın 1995 ile 2001 yılları arasında Amerika'da Wisconsin Üniversitesi Nöroloji Bölümünde bilimsel araştırma yaptığı sırada yazdığı mektupları delil olarak Ergenekon iddianamesine koydu. Ümit Sayın, GATA'da çalışan, mason olduğunu iddia ettiği Prof. Dr. İ. Tayfun Uzbay'a gönderdiği mektupta başarılarından dolayı tebrik etti. Sayın, Ergenekon sanığı Adnan Akfırat'la Messenger yazışmasında GATA'da çok masonun olduğunu ileri sürmüştü. Bizans entrikaları Soruşturmayı yürüten savcılar, 339. delil klasörünün 443'üncü sayfasındaki mektubu Masonların TSK'ya sızmasına delil olarak kabul değerlendirdi. Belgenin başına not düşen savcılık, şu ifadelere yer verdi: 'Aşağıdaki masonik içerikli mektup, Ümit Sayın tarafından GATA'dana Tayfun Uzbay'a yazılmıştır ve masonların ordumuza nasıl sızdıkların göstermektedir.' Mektubunda Türk akademisini tembelliğin ve verimsizliğin hakim olduğu ve Bizans entrikalarına benzeten Sayın, ileri sürdüğü gibi bir ortamda Uzbay'ın GATA'da başarılı çalışmalara imza atmasını takdire şayan buldu. Koyuncuoğlu'na kıyak Uzbay'a İstanbul'un bilim konusundaki ciddiyetinden şüphelendiğine dikkat çeken Sayın, 1195'te İstanbul tıp Fakültesi Deneysel tıp Araştırma Merkezi'nin (DETAM) müdürlüğüne Prof. Dr. Hikmet Koyuncuoğlu'nu kendilerinin getirdiğini belirtiyor. Sayın mektubunun sonunda Amerika'da Kemalist, laik ve demokratlar olarak örgütlendikleri bilisini veriyor. MESSENGER'DAN MASON YAZIŞMASI Ümit Sayın ile Adnan Akfırat'ın GATA'daki Masonlar üzerine 18.02.2001'de Messenger'dan yaptıkları yazışma şöyle: (Ümit Sayın) xyz says: Çetin Yetkin ve Işıklı mason, locaları Türkiye'de çok gerekli Adnan sys: Rumeliler grubu konusunda bilgin var mı? Xyz sys: İsimler var ama bunları konuşmamak lazım (...) Xyz says: Ertaç Tinar'ı mahfilde Yalım Erez'le kol kola dernekte gördüm Xyz says: Yani tüm iş dünyasının kilit noktaları Adnan says: Ali Şen, Çevik Bir, İzzettin Doğan ekibi için Rumeliler deniyor? Xyz says: Çevik Bir mason Adnan says: Hangi locada Xyz says: Bazılarını ABD'deki locaya kaydediyorlar Xyz says: Ömer Şarlak, mason, eski GATA komutanı Xyz says: Tüm basın elimizde ama Kıvrıkoğlu GATA'daki bazı kardeşlerimize zarar verdi Adnan says: GATA'da tanıdığın var mı senin Xyz says: Elbette GATA'daki masonların çoğunu biliyorum. Ananı ve babanı gözden çıkaracak kadar davamıza sahip olduğunda iç grubumuza girebiliyorsun, çekirdek grup çok gizlidir. Doğu Bey de çekirdekte, o iyi bilir Adnan says:Bana bile bugüne kadar hiç belli etmedi. -Bugün-
   Doğan Altor
YAR-SAV Başkanına iki günde ÇÜRÜK RAPORU çıkartan GATA; kimlerin çiftliği?..GÜLHANE Askeri Tıp Akademisi Hastanesi'nde (GATA), askeri camiayı üzen bir kavga yaşandığı öğrenildi. Ölüm acısı ve ihmal iddiasının yarattığı öfkeyle, askeri doktorlar arasında yumruklaşmaya kadar varan kavga geçen 28 Nisan Cuma günü meydana geldi. MASON ÜSTADI Diş Hekimi Tuğgeneral Yalçın Işımer ile kardeşi Eczacı Albay Aşkın Işımer'in, Prof. Albay Harun Tatar tarafından ameliyat edilen annelerinin ölümünden 4 dakika sonra patlak veren olay üzerine soruşturma açıldı. GATA Komutanı Tümgeneral Prof.Dr.Çetin Harmankaya GATA bünyesinde soruşturma açtırırken, GATA'nın Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı bulunması nedeniyle Genelkurmay da tahkikat başlattı. ÖLÜM ACISI ÜZERİNE: Edinilen bilgiye göre Kalp Klinik Direktörü Prof. Doktor Tuğamiral Ertan Demirtaş'ın da tanık olduğu olay şöyle gelişti: Prof. Tuğgeneral Yalçın Işımer ile kardeşi Eczacı Prof. Albay Aşkın Işımer'in annesi Türkan Işımer, bayramdan önce kalp ameliyatı oldu. Prof. Kıdemli Albay Harun Tatar tarafından ameliyat edilen anne Işımer'in sol yanına ameliyat üzerinden 8 gün geçtikten sonra felç indi. Felcin nedeni olarak vücutta pıhtı artışı tanısı kondu. Fizik tedavi sırasında kaburga kemiklerinde kırık meydana geldi ve dikişlerinde açılma oldu. Tedavi devam ederken, beslenmesi için anne Işımer'in boğazından kanal açıldı. Ancak anne Işımer, tüm çabalara rağmen geçen Cuma günü yaşamını yitirdi. Anne Işımer'in ölümünden dört dakika sonra, Işımer kardeşlerden Aşkın Işımer'in ölümün, ihmal nedeniyle meydana geldiğini söylemesi üzerine Albay Tatar tepki gösterdi. Bu sırada tartışmaya Yalçın Işımer de dahil oldu. Doktorlar arasındaki konuşma, tartışmaya, sonra iteklemeye ve daha sonra da yumruklaşmaya kadar vardı. Bu sırada Tatar yere düştü ve daha önce Yalçın Işımer tarafından yapılan diş protezi kırıldı. Tatar'a 10 günlük rapor verildi. MASON ÜSTADI Tuğamiral Yalçın Işımer'den de Eczacı Albay Aşkın Işımer'den de kıdemsiz olan Prof. Albay Harun Tatar'ın şikayetçi olması üzerine açılan tahkikat sürerken önceki gün Genelkurmay askeri savcılığının tarafların ve görgü tanıklarının ifadelerini aldığı bildirildi. NE DEDİLER? Prof. Tuğgeneral Yalçın Işımer, SABAH'ın sorusu üzerine olayla ilgili olarak şunları söyledi: "Annemin ölümünden sonra Kalp Kliniği Direktörü Tuğamiral Prof.Dr. Ertan Demirtaş'ın odasındaydım. Harun Tatar geldi ve başsağlığı dileyip çıktı. Ancak kardeşim bekar olduğu için annemin ölümünden duygusal olarak fazlasıyla etkilendi. Annemin ihmal nedeniyle öldüğü yolunda sözler söyledi. Gerginlik doğmaması için kardeşimi odadan çıkarıp yatıştırmaya çalıştım. Ama Harun Tatar, kardeşimin sözlerini benim söylediğimi sanarak üzerime yürüdü. Aradaki 8-10 kişiyi aşarak yanıma kadar gelip saldırdı. Ben de kendimi korumaya çalıştım. Olay hepimizi çok üzdü. Ama ben Harun Tatar'ı affettim." Prof. Albay Tatar ise SABAH'ın ısrarlı sorularına "Benim böyle bir olaydan haberim yok" karşılığını vermekle yetindi. Askerleri üzen kavganın tarafları arasında oldukça ilginç bir yakınlık da var. Tuğg. Yalçın Işımer, geçmişte Alb. Tatar'ın diş protezini yapmış. Alb. Tatar da Tuğg. Işımer'in bacak damarlarını ameliyat etmiş. Taki DOĞAN: Sabah: 05-05.2000.
   Hikmet Ali Basut
SAYIN GENELKURMAY BAŞKANI'NA AÇIK MEKTUP: İlker Başbuğ Paşama sitemimdir!..Askerlik, Türk devleti ve milleti için kutsal bir görevdir. Türk milleti, davul-zurna ile bayram havasında askere gider..Ancak yenilerde, belki de kökleri eskilerde, birileri ASKERLİKTEN KAÇMAK için her türlü numarayı yapıyor, her türlü fırıldağı çeviriyor..Üstelik bu kişiler, toplumun önünde ve sözde itibarlı kişiler..Bu kişilerden biri de YAR-SAV Başkanı!..Kendisine ASKERLİK YAPABİLİR RAPORU veren her iki ASKERİ NOKTORUNA rağmen, askerlik yapmamak için GATA'lara kadar gidip geliyor..Yakınları, yani eşi vasıtasıyla MSB'den de işini hallediyor!..MSB'nin bakanı Vecdi Gönül'ün GÖNLÜ RAHAT mı acaba?..Asıl kamu vicdanını yaralayan ve şehitlerimizi kahreden olay; asker kaçağı YAR-SAV Başkanını, GATA'da GENERAL'in kapıda SAYGIYLA karşılaması!..Kuvvayi Milliye Derneği Başkanı emekli subay tarafından ŞEHİTLER aşağılanırken asker kaçakları el üstünde tutuluyor!..Sayın Genelkurmay Başkanımız; iki defa BASINLA 3-4 saat süren toplantılar yapıyor..Ama ne yazık ki bu olayı gündemine alma ihtiyacı hissetmiyor!..Halbuki hemen her Allah'ın günü Anadolu'ya fakir, yoksul, acemi, masum gençlerin şehit cenazeleri ve tabutları taşınıyor!..Rütbeli subayların ve Genelkurmay Komuta Kademesinin asıl görevi, siyasiler gibi, cami bahçelerinde toplanıp cenaze namaz kılmak mıdır?..Bu camiye teveccüh, dini inançlarından kaynaklanıyorsa; o zaman 5 vakit namaz FARZdır...Vakit namazlarında nerelerde bu KARARGAH subayları?..Din ve inançlarından dolayı neden bugüne kadar 5000 civarında müslüman Türk subayını Ordudan attılar?..Madem YAR-SAV Başkanına ASKERLİK YAPABİLİR raporu veren askeri doktorlarınıza güveniniz yok; o zaman bizler bugüne kadar BOŞUNA ASKERLİK yapmışız, boşuna teröre 30. 000 şehit vermişiz!..Bence YAR-SAV Başkanı ASKERE ALININCAYA kadar, kimse askere gitmemeli!..En ulusalcı, Atatürk milliyetçisi, ÖZDE LAİK olanlar...Önce onlar gerçek yurtseverlik ve dürüstlük sınavını geçsinler!..Askerlikten kaçmakla, "ÖNCE VATAN!" olmaz! Bırakın şu; "Vatan sözkonusu ise gerisi teferruattır!" palavranızı! Türk milleti, sizi çok yakından izliyor!..KAMU VİCDANI fena halde yaralı!..Son sözüm şu: Şayet cesaretiniz varsa; 1980'den bu yana ÇÜRÜĞE ÇIKAN, ASKERLİKTEN KAÇAN, ASKERLİK YAPMAYAN ve ASKERLİĞİNİ bedelli yapanların LİSTELERİNİ ayrı ayrı yayınlayınız!..Şerefesizleri deşifre ediniz!..Kan ve gözyaşı tüccarlarının, şehit ve "ŞEHİTLER ÖLMEZ!" edebiyatı yapıp KANLI-BÖLÜCÜ teröründen devamı için her türlü fırıldağı ve ihaneti çevirenlerin pabuçlarını dama atınız!...Sayın Genelkurmay Başkanım, size yakışan ve ilk önce yapmanız gereken şey budur!..70 milyonun gözü sizdedir!..Lütfen, askerlik mesleğinin şerefini, itibarını ve sevgisini koruyunuz, korutunuz!..
   CEVDET KÖSE
761 Subaya Darbe Çağrısı! Ergenekon Davası kapsamında gözaltına alınan teğmenlerin video kasetleri ve 761 subaya yönelik darbe provokasyonları ortaya çıkartıldı. Ankara hücresi, 761 teğmenle mesaj grubu kurdu. ‘Ülke elden gidiyor’ provokasyonu yürüttü. 5 teğmen ile bir askeri öğrencinin ‘karargah’ evlerde Tolon ve Eruygur ile toplantı videoları çıktı İstanbul savcısı Zekeriya Öz’ün yürüttüğü terör örgütü Ergenekon soruşturması genişleyerek devam ediyor. Önceki gün 5 muvazzaf teğmenin de gözaltına alındığı Ergenekon’un örümcek ağı gibi Türkiye’yi sardığı ortaya çıktı. 7. dalgada gözaltına alınan 19 kişi ile birlikte inanılmaz belgeler de ele geçirildi. Karargah Evi’nde ‘darbe’ toplantıları Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, gözaltına alınan beş muvazzaf teğmenin tutuklu Ergenekon sanıkları emekli orgeneral Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’la örgütün ‘Karargah Evleri’nde yaptıkları toplantıların video görüntülerini ele geçirdi. ‘Ülke elden gidiyor, harekete geçmek lazım’ şeklinde konuşmaların geçtiği toplantılardan sonra, bu beş teğmenin de diğer subaylarla benzer konuşmalar yaparak darbe provokasyonu girişimi yürüttükleri belirtildi. 2007 mezunu 761 subaya darbe provokasyonu yaptı Gözaltına alınan 5 teğmenin, Kara Harp Okulu’ndan 2007’de mezun olan 761 teğmene, ‘Ülke elden gidiyor, harekete geçelim’ diyerek Ergenekon’a destek olmaya çalıştıkları iddia edildi. Dün gözaltına alınan 5 teğmenin, kendi aralarında yaptıkları yazışmalarda, Ergenekon’a destek amacıyla bazı oluşumlar planladıkları belirlendi. Gözaltı işlemleri sırasında ‘Biz Atatürk’ün askeriyiz’ diyen ve Harp Okulu’nu 4.’lükle bitiren M.A’nın, oluşumda aktif rol aldığı iddia edildi.
   Hakkı
Ergenekon soruşturması ilk kez "muvazzaf" subaylara uzandı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün talimatı ile polis dün sabah Ankara, İstanbul, İzmir, Hakkari ile Mersin'de eş zamanlı operasyonlar düzenledi ve toplam 15 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında 5 teğmen ve 1 askeri öğrenci bulunuyor. "MUSTAFA KEMAL'LE BAĞIM VAR" Cumhuriyet Savcısı Öz’ün talimatı üzerine, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nden 2 ekip Ankara'ya gönderildi. Ekipler Ankara polisi ile birlikte önceden adresleri belirlenen 8 ayrı adrese dün sabah eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Savcılığın yakalama emri Merkez Komutanlığı'na bildirildi. Askeri inzibatlar Ankara'daki bir birlikte görev yapan karacı teğmen M.A.Ç.'yi kışlada gözaltına alarak adliyeye götürdü. Teğmen M.A.Ç., adliyede gazetecilerin "Ergenekon’la bağlantınız olduğu için mi buraya geldiniz?" sorusuna, "Benim Mustafa Kemal ile bağlantım var" yanıtını verdi. Soruşturma kapsamında polis ise M.O.K. ile K.B., S.S., D.Y., H.A., R.Y., T.K. ve O.K.'yi gözaltına aldı. Polis, arama yaptığı ev ve işyerlerindeki 6 bilgisayar, bir laptop ile çok sayıda DVD ve CD ile dokümanlara incelenmek üzere el koydu. Gözaltına alınan 1'i teğmen 9 kişi Genel Bilgi Toplama'dan (GBT) geçirildi. Gözaltına alınan M.O.K.'nin Mustafa Özbek'in Genel Başkanı olduğu Türk-Metal İş Sendikası'na ait bir radyo istasyonunda çalıştığı ileri sürüldü. Bir kişinin ise askeri öğrenci olduğu iddia edildi. MUVAZZAFLAR NASIL YARGILANACAK? Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan muvazzaf subayların yargılanma süreci şöyle gerçekleşecek: "Subaylar Ergenekon savcılarının makamına giderek sorgulanacaklar. İfadelerinin alınmalarının ardından mahkemeye sevk edilirlerse diğer sanıklar gibi sivil mahkemede hakim karşısına çıkacaklar. Hakim tutukluluklarına karar verirse muvazzaflar önce askeri cezaevine gönderilecek. Daha sonra da sevk talebiyle sivil cezaevine nakledilecekler."
   YASİN
BAKAN BEŞİR ATALAY'dan KİRLİ OYUN!..Polis itibarsızlaştırılacak..Polis okulları ve meslek devredışı bırakılacak..Hiyerarşi bozulup polise "bekçi" rolü reva görülecek!...: Mülkiyeli Emniyet Müdürü Olacak!Kaymakam ve vali yardımcılarının emniyet müdürü olabilmesi için yasa taslağı hazırlandı. Taslakla birlikte tartışma başladı. Ancak İçişleri Bakanlığı'nca hazırlanan taslağa polis şefleri, "888 kişi, il emniyet müdürü olabilmek için sıra beklerken, kaymakamların il emniyet müdürü yapılmak istenmesi kabul edilemez" diye tepki gösterdi. Mülkiyeliler ise, "Emniyet müdüründen vali oluyor da, vali yardımcısından niye emniyet müdürü olmasın?" görüşünde. Mevcut prosedüre göre, valiler emniyet genel, kaymakamlar emniyete şube müdürü, emniyet müdürleri de vali olabiliyor. -sabah-
   Selami Kerim Afşar
Bir anımı anlatayım sizlere; varın gerisini siz düşünün!...Ben devlet memuruıyum. Bayramlarda-seyranlarda ve arasıra İstanbul Aksaray-Saraçhane'deki Prof. Turhan Yazgan Hoca'nın yanına uğrar, halini-hatırını sorarım..Bugün Egenekon Terör Örgütünden içeride veya dışarıda olanların çoğunu ilk defa orada gördüm, orada tanıştık.."Gazeteci" sıfatımla..Veli Küçük, Yakan Cumalıoğlu, Erk Yurtsever, Sami Yavrucak(sanatçı Sumru'nun babası), Necdet Sevinç, Arslan Bulut..Ve isimlerini burada yazmak istemediğim çoğu Genelkurmay -Özel Harp, Askeri İstihbarat ve JİTEM'den sivil elbiseli muvazzaf veya emekli subaylar, MİT mensupları, MİT'e ve Askeri İstihbarata çalışan akademisyenler!..Sanırım Turan Hoca da AKADEMİK ÖRGÜTLENMEye bakıyor yıllardır..Azeriler ve Gagavuzlar, bilhassa Hıristiyan Gagavuz ve Kırımlılar revaçta..Bu bağlamda Türk Patrikhanesi ve Erenol'larla da sıkı-fıkı ilişkileri vardı...İstanbul Valiliği ve her dönem Hükümetin bazı bakanları, adeta Turan Hoca'nın mürit ve hizmetkarlarıdır..Yüksek bürokratları hiç sormayın..İşte bu noktada o anımı yazayım: Bir BAYRAMLAŞMA yemeğinde, Turan Hoca'nın Türk Dünyası Araştırmaları Vakfında; baktım sivil kıyafetli bir yüksek okul öğrenci grubu..Başlarında da onlarla ilgilenen uzun ve örgülü saçlı bir genç; 35-40 yaşlarında. Bu öğrenciler; Deniz Harp Okulu Öğrencileriymiş!..Veli Küçük Hocayla aynı ortamda!..Çok şaşırmıştım..Daha böyle Havadan-Denizden-Karadan gelen çok HARBİYELİ gençler varmış!..Buna sakın SIZMA demeyin; FİİLİ İŞBİRLİĞİ ve ÖRGÜTLENME demek sanırım daha doğru olur!..Yasal mı bilmiyorum..Ancak Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT) elemanları ve Rauf Denktaş örgütlenmesiyle de içiçe olan bu YAPILANMAyı Ak Parti Hükümetine karşı aşırı öfkeli buldum..Bir de bir kaşık suda boğmak, zehirlemek, kurşunlamak istedikleri Fethullah Gülen'e karşı akıllara ziyan kin, hınç, hueumet dolular nedense...Hemen hemen bütün sohbetlerde bu ortaya çıkardı..Benim merak ettiğim; Veli Küçük içeride de Rauf Denktaş, Prof. Turan Yazgan, Prof. Mustafa Erkal, Prof. İbrahim Çetin Yetkin, Prof. Anıl Çeçen, Yakan Cumalıoğlu, Necdet Sevinç, Arslan Bulut, Süleyman Sefer Cihan, Hüseyin Macit Yusuf, İsmet Kotak, Fuat Veziroğlu, Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu, Cumhur Evcil, Servet Cömert, Prof. E. Zekai Ökte, Prof. Necla Arat, Prof. Ahmet Ercan, Akkan Suver, Prof. Nazan Moroğlu, Prof. Türkan Saylan, Dr. Adil Serdar Saçan, Şengül Hablemitoğlu, Meral Çatlı, Prof. Alparslan Işıklı, Nevval Kavcar, Zahide Uçar...neden dışarıda?...Veli Paşam; günah keçisi mi?..Genelkurmay, TSK kendi personeline karşı neden ayrımcılık yapıyor?..Ş. Eruygur ve H. Tolon insan da Veli Paşam değil mi?..İnsani ziyaret, O'na yok mu?..
   Pisi Pisi
TGS’NİN TUHAF İLİŞKİLERİ ve SİSİ: Ümİt Oğuztan’ın bu iddiaları dile getirdiği sırada çalıştığı TGS Yayın Grubu tuhaf ilişkilere sahipti. Sisi olarak tanınan Seyhan Soylu ve Ergenekon’un soruşturmasının temel kaynağı Tuncay Güney’in de çalıştığı TGS Yayın Grubunun patronu ve Caferi cemaatinin önemli isimlerinden Turgut Büyükdağ, ilginç bir biçimde Akın Birdal suikastının azmettiricilerinden Semih Tufan Gülaltay’ın ortağıydı. Ergenekon İddianamesi’ne göre Veli Küçük ve adamları Büyükdağ’ın fabrikasına el koymuş, servetini paylaşmıştı. Hrant Dink soruşturmasında, olay yerinde bulunan “önemli bir tanık” da Seyhan Soylu’nun ofisinden çıkıp, Kurtuluş’a yürürken cinayete tanık olduğunu anlatıyordu.
   N.F.
9'u Subay 20 Kişi Gözaltında! Askeri ihalede usulsüzlük iddiası... Diyarbakır'da gözaltına alınan 9'u subay 20 kişi askeri ihalelere fesat karıştırmakla suçlanıyorlar. DİYARBAKIR’da askeri birliklerin açtığı gıda ihalelerine fesat karıştırılıp, haksız kazanç sağlandığı gerekçesiyle polisin düzenlediği operasyonda aralarında 9’u subay 20 kişi gözaltına alındı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri, kentte bazı askeri birliklerin gıda alımına yönelik yapılan ihalelerine fesat karıştırıldığı istihbaratı üzerine, Cumhuriyet Savcılığı’ndan alınan izinle teknik takip ve inceleme başlatıldı. Aylardır süren takip ve inceleme sonucunda polis yaptığı operasyonda Diyarbakır’daki çeşitli birliklerde görevli,aralarında albay, yarbay, binbaşı ve yüzbaşıların da bulunduğu 9’u subay 20 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan zanlılarla ilgili Cumhuriyet Savcılığı’ndan ek süre alınırken, soruşturmaları sürdürülüyor.
   Yüksel
Ergenekon'dan gözaltına alınan Av. Adnan TÜRKKAN koordinatörlüğünde çalışmalarını yürüten bir ETÖ kuruluşu olan Türkiye Gençlik Birliği(TGB); LİSELERE DE EL ATTI... Eskişehir Liselilerle Yaz Toplantıları Yaptılar: TGB Eskişehir liselileri yaz döneminde de boş durmuyor. Sık sık bir araya gelen liseliler, bir taraftan ortak vakit geçirirken diğer taraftan da önümüzdeki dönemi planlıyorlar. Her hafta, AİKM’de, liseli toplantıları düzenliyorlar. Liselilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantılar tam bir beyin fırtınası şeklinde geçiyor. 7 Ağustos’ta düzenlenen toplantı TGB Genel Sekreter Yardımcısı ve Liseli Sorumlusu Yener Güneş’in katılımıyla yapıldı. Toplantıda sırasıyla şu konular konuşuldu. -Liseli çalışmasının TGB için önemi, (TGB’nin Eskişehir liselerindeki durumu ve hangi liselerde ADK kurulacağı,) -Genç Adımlar Dergisi’nin 6 sayısının değerlendirilmesi, yeni sayı için Eskişehir Liselileri’ne düşen görevler, -Cumhuriyet Köyü Çocuklarına Destek Kampanyası’nda Eskişehir Liselileri’ne düşen görevler, BİZ KİMİZ? 19 Mayıs 2006 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde toplanan Türkiye Gençlik Kurultayı'nda, vatansever, Atatürkçü gençlik hareketlerini kitleselleştirecek merkezi bir örgütün; Türkiye Gençlik Birliği'nin kurulması kararı alındı. TGB'nin amacı, kurultaya katılan binlerce genç tarafından “yayılmacı ve sömürgeci güçlere karşı verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşı ile kurulan bağımsız cumhuriyetimizi ve devrimlerimizi Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi’nde verdiği görev doğrultusunda savunmak, Türk gençliğini bağımsızlık mücadelesinde birleştirmek” olarak belirlendi. Bu amaç doğrultusunda TGB, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Deniz Banoğlu'nun deyimiyle 80 sonrası dönemin "en kapsamlı, en geniş, en örgütlü" gençlik kuruluşu olarak ortaya çıktı. 40 üniversiteden 65 öğrenci topluluğunu çatısı altında birleştiren TGB ,Kars'tan Muğla'ya kadar ülkenin büyük kesiminde örgütlenmiş ve örgütsel yapısını 2007 yılında Kuzey Kıbrıs'a kadar genişletmiştir. Üniversitelerdeki toplulukları aracılığıyla, merkezi ve yerel eylemleriyle, Attila İlhan Kültür Merkezleri'yle, iki süreli yayınıyla Türkiye'deki gençlik mücadelesinin karargahı haline gelen TGB, üniversitelileri, liselileri ve çalışan gençleri büyük bir hızla ve Türkiye'de tüm umutların tükendiği sanıldığı bir zamanda toplumsal mücadelenin merkezine taşımaktadır. TGB'nin siyasetini belirleyen ilkeler Türkiye Gençlik Birliği Temel İlkeler Bildirgesi'nde belirtilmiştir. Siyasi ve eylemsel çizgisini bütünüyle gençlerin belirlediği, gençlerin yönettiği TGB, yasal ve demokratik sınırlar dahilinde Türkiye'nin bugününe ve geleceğine yön verme kararlılığına sahip bir gençlik örgütüdür. BASIN AÇIKLAMALARI, GÖSTERİ VE YÜRÜYÜŞLER Türkiye Gençlik Birliği, kuruluşunu takip eden kısa zaman dilimi içerisinde çok büyük etkinlikler, eylemler düzenledi; 19 Mayıs 2006 tarihinde düzenlenen Türkiye Gençlik Kurultayı'nda binlerce gençle Anıtkabir'e yürüdü, 12 Kasım 2006'da yine binlerce genci Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'nün himayesinde gerçekleştirilen "Atatürk Yolunda Bağımsızlık ve Gençlik" konulu konferans için Ankara'da biraraya getirdi, Ermeni Soykırımı iddialarının inkaranı suç sayan Fransa'ya karşı Fransız mallarını boykot kararı aldı, Kıbrıs davamızın önderi KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'ı Marmara Üniversitesi'nde ve İstanbul Attila İlhan kültür Merezinde gençlerle buluşturdu, Ekumenik iddialarına destek veren Papa'yı, Hacivat ve Karagöz kukla tiyatrosuyla protesto etti, AKP Gençlik Kolları’nın düzenlediği bir konferansta “Kemalizm gericiliğe tekabül eder” sözleriyle gençliğin büyük tepkisini çeken Prof.Dr.Atilla Yayla hakkında YÖK’e şikayet dilekçesi verdi, geleneksel Atatürk Garnizon Koşusu süresince Kara Harp Okulu öğrencilerinin yanında oldu, 17 Mart 2007 tarihinde bini aşkın gençle ülkemizin bağımsızlığı için şehit düşenleri anmak üzere Çanakkale Çalıştay'ını gerçekleştirdi ve şehitlik ziyaretlerinde bulundu, Bilderberg toplantılarına, Merkez Bankası'nın taşınması tasarılarına karşı halkçı, devletçi ekonomiyi savununan tek gençlik örgütü olarak öne çıktı. AKP'nin atadığı YÖK başkanının açıklamalarına karşı Cumhuriyet Üniversitlerini savunma kararlığını ortaya koydu. AKP'nin Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığı makamına çıkarması sürecinde, TGB, 28 Nisan 2007 tarihinde Ankara'da büyük bir gençlik mitingi düzenledi. Tandoğan, Çağlayan, Gündoğdu Mitingleri'nin düzenleme komitelerinde yer aldı.TGB'nin gençliği ve toplumu harekete geçirme gücü özellikle son dönemde Terör saldırılarına karşı yapılan protesto gösterilerinde, anma ve saygı yürüyüşlerinde görüldü. TGB çeşitli illerde ve üniversitlerde düzenlenen teröre lanet, şehitlere saygı yürüyüşlerine çoğu yerde ya doğrudan önderlik yaptı ya da organizasyonun içinde yer alarak sorumluluklar aldı. TGB'nin içinde bulunduğu bu yürüyüşlerin hepsi Atatürk gençliğinin cesaretini ve kendine güvenini artıran kitlesel eylemler olarak tarihe geçmiştir.
   Niyazi Özden
Çok ilginç bir yazı: Atatürk'ün milletvekillerinden 60 tanesi MASONdu. Ünlü bakanlar hep MASONdu!.. Orduda çok MASON subay vardı..Ve dünyanın tek MASON Üniversitesi; Küba'da Havana'da kuruldu...Vs..İşte o makale... World Association of International Studies, Stanford University'de çıktı bu yazı: TURKEY and the Masons!.. Utkan Demirci from Turkey writes:Regarding Professor Hilton’s following comments. “My guess is that the Bilderberg group consists international leaders who wants to meet and talk freely without the press or outsiders blabbing.� Just like the Freemasons who established the US.� Will they be as successful?” � It is a fact that many of the signatures on the Declaration of Independence belong to Free Masons. The Masonic influence in building of US became more clear to me when I walked the Freedom Trail in Boston. Interestingly enough, many of the most influential people in Turkish history are also Masons, including some of the Ottoman princes and sultans such as Murat the Fifth. Mustafa Resit Pasha, who led the “Tanzimat” in 1839 was a Freemason. This date marks the start of the turn of Ottomans towards the West. There are many other Masons who played an active role in the foundation of modern Turkey. Mustafa Kemal Ataturk, the father of Modern Turkey, had many Masons as ministers : �kr� Kaya (minister of Internal Affairs), Hasan �li Y�cel (minister of education),� Mim Kemal �ke, Kaz m �zalp.and 60 members of the parliament were Masons in Ataturk’s time. His personal doctor was the Right Worshipful Grand Master of� the Grand Lodge of Turkey at the time. The three main ideals of Masonry, “truth, relief and brotherly love” are well-know. Moreover, in these two examples of Turkey and US, and probably in others, Masons seem to have been successful, as Professor Hilton points out. I wonder what is the need or the driving force for new organizations to emerge and what differentiates them from the existing ones? RH: I apologize for our general ignorance of Turkish history.� Here is what the Columbia Encyclopedia xays about Tanzimat: (t�n�z m�t) (KEY) , [Turk.,=reorganization], the name referring to a period of modernizing reforms instituted under the Ottoman Empire from 1839 to 1876. In 1839, under the rule of Sultan Abd al-Majid, the edict entitled Hatti-i Sharif of Gulhane laid out the fundamental principles of Tanzimat reform. Foremost among the laws was the security of honor, life, and property for all Ottoman subjects, regardless of race or religion. Other reforms, which sought to reduce theological dominance, included the lifting of monopolies, fairer taxation, secularized schools, a changed judicial system, and new rules regarding military service. Tanzimat ended (1876) under Abd al-Hamid II�s reign, when the ideas for a Turkish constitution and parliament promoted by the vizier Midhat Pasha were rejected by the sultan. RH; This sounds like Iran today. How did the ideas of the Young Turks differ from those of the Tanzimat? Kemal Ataturk himself was not a Mason? Were many army officers Masons? All this provides a background for the present struggle in Turkey. We have opened the Pandora’s box of the role of Masons in the world, a WAISworthy subject. In the US, being a Mason is like being a Rotarian or an Elk, but internationally, especially in Catholic countries they are widely viewed as part of a grand cosmopolitan conspiracy and were banned. In what countries are the banned today?� They were strong in the Cuban independence movement. There was a Masonic University in Havana, I believe the only one in the world.� How cxn a university be secret? Castro closed it down, along with the Masonic lodges. Alberto Guierrez could tell us more about this, In France, the Action Fran�aise railed against le Grand Orient. The Masons were associated with Radical parties,� How strong are the Masons in France today? In other countries? In which are they banned? http://cgi.stanford.edu/group/wais/cgi-bin/?p=318
   morhan korhan
Halid abi fikirlerinizi aynen destekliyorum.. Birde Jandarma komutanı ben olursam.. Oh bee keyfe mayeşa..olur işler.. Yazınızı keyifle okudum.. Elinize sağlık..
   onur
Kuzeni; Muharrem Sarıkaya...ADD'de gözümüze çarpan bir diğer isim Ali Rıza Selmanpakoğlu. Selmanpakoğlu da emekli bir paşa. 28 Şubat sürecinin en ateşli isimlerindendi. Burdur'da komutanlığını yaptığı tugayda her konuştuğu, her yaptığı ertesi gün tüm gazetelerde yeralıyordu. Ali Rıza Selmanpakoğlu, Burdur’da savaşım verirken, kuzeni Ali Naki Selmanpakoğlu da, Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde irticacıları temizlemekle meşguldü. Diğer kuzen Muharrem Sarıkaya, akrabalarının yaptıklarını Hürriyet gazetesinde haberleştirdi koca bir süreç boyunca. Fatma Nur Serter, Necla Arat gibi radikal laikler de şimdi ADD’nin içinde. Cansiperane laikliği korumak için savaşmakta. Arat’ın üniversitede intihalden mahkum olması, Serter’in bir tarikat dergisinde eskiden yazılar kaleme alması hiç önemli değil ADD yöneticileri için. Ne de olsa Arat bizden biri. Serter ise Nakşibendi, Rufai ya da Aczmendi değil. Bir Hristiyan tarikatınin yayın organı, Sevgi Yolu dergisinde spiritualist yazılar kaleme aldı. Zaten bunları kendisi de inkar etmiyor. Tıpkı üniversiteye ödettiği kişisel faturaları gibi.
   Nihat Üruğtekin
DİKKAT..DİKKAT...DİKKAT!.... 1-ERgenekon Operasyonları bir aydır durdu. 2-Ergenekoncular, bir bir, bir bahane cezaevlerinden çıkıyorlar. 3-Ergenekon Terör Örgütü(ETÖ), faaliyetlerini aynen kaldığı yerden devam ediyor, hatta yeni hamlelere hazırlanıyor. 4-Açıkistihbarat, Aydınlık, Cumhuriyet, internetajans gibi sahibi ve yöneticilerinin çoğunun hapiste olduğu ERGENEKON YAYINLARI hız kesmeden aynen devam ediyor. 5-ETÖ üyeleri; CHP, TSK, Barolar, Medya birliği kuruluşları vs. tarafından ŞEREFLİ İNSANLAR(!) olarak muamele görüyorlar..Hiçbir eylemleri "teröre yardım ve yataklığa" girmiyor!.. 7-ETÖ ile son derece içli-dışlı olduğu aşikar olan birçok isme hiç dokunulmuyor? 8-Hükümet; ETÖ konusunda çok samimi ve istekli görünmüyor! Sadece kendi ikballerini düşünüyorlar! 9-Ergenekon T.Ö. Savcıları ve Polis "hedef" haline getiriliyor! Hükümet cesaretlendirici hiçbir adım atmıyor! 10-Hükümet sonunu; ETÖ tavrıyla hazırlıyor!..Hem de yerel seçimler öncesi.. 11-Ergenekoncular ve Ulusalcılar; topyekün bir karşı eyleme, kin, intikam ve öç alma operasyonuna hazırlanıyorlar...Hükümet, gafil ve aymaz görünüyor..Seyrediyor sanki.. ERGENEKON OPERASYONLARI durdu!..
   Cevdet Arıdoru
TÜMÖD(Tüm Öğretim Elemanları Derneği); adeta Ergenekon Terör Örgütü(ETÖ) Akademik Üst Kurulu gibi..GATA'dan Ali Naki Selmanıpakoğlu(Doğu Perinçek'in samimi örgüt arkadaşı!), ünlü Ergenekon Terör Örgütü kuryecisi Suay Karaman ve tabii ki Başkan Prof. Dr. Alparslan Işıklı..Eski Harp İş'ten.. TÜMÖD'te kimler yok ki.. TÜMÖD YÖNETİM KURULU: Genel Başkan : Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI. Ankara Ü. SBF . Gn. Bşk. Yrd. : Prof. Dr. Ayhan ÖZKUL. Ankara Ü. Veteriner F. Gn. Bşk. Yrd. : Prof. Dr. Naki SELMANPAKOĞLU. GATA. Genel Sekreter : Öğr. Gör. Suay KARAMAN. Gazi Ü. Tapu Kadastro MY. Gn. Sek. Yrd. : Yard. Doç. Dr. Armağan GÖKÇEARSLAN. Gazi Ü. MEF. Genel Sayman : Yard. Doç. Dr. Gülşen ÇAKAR. Gazi Ü. Ankara MY. Üye : Yard. Doç. Dr. Barış DOSTER. Marmara Ü. İİBF. TÜMÖD DENETİM KURULU: Başkan : Prof. Dr. Ünsal YAVUZ. Başkent Ü. ATAMER. Üye : Prof. Dr. Semih KORAY. Bilkent Ü. İİSBF. Üye : Prof. Dr. Ahmet SALTIK. Ankara Ü. Tıp F. TÜMÖD DANIŞMA KURULU: Prof. Dr. Cevat GERAY. Ankara Ü. SBF. Prof. Dr. Naci KEPKEP. YTÜ İİBF. Prof. Dr. Tülin OYGÜR. Gazi Ü. Diş Hekimliği F . Prof. Dr. Sedat IŞIK. Gazi Ü. Tıp F . Prof. Dr. Atila BOZKURT. Hacettepe Ü. Tıp F. TÜMÖD YÖNETİM KURULU-Yedek: Doç. Dr. Metin ÖZUĞURLU. Ankara Ü Doç. Dr. Mustafa DURMUŞ. Gazi Ü. Doç. Dr. Çağatay KESKİNOK. ODTÜ Öğr. Gör. Atakan HATİPOĞLU. Adnan Menderes Ü. Yard. Doç. Dr. Ömür MAVİOĞLU. Dokuz Eylül Ü. Doç. Dr. Cumhur KESEMENLİ. Kocaeli Ü. Yard. Doç. Dr. Füsun EKMEKYAPAR. Namık Kemal Ü TÜMÖD DENETİM KURULU-Yedek: Prof. Dr. Uğur ESER. Abant İBÜ Prof. Dr. Erkan TOMATIR. Pamukkale Ü. Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ. Çukurova Ü. DANIŞMA KURULU-Yedek: Prof. Dr. Sefer ÖRÇEN. Yüzüncü Yıl Ü. Prof. Dr. Nesrin ERCİYES. KTÜ Prof. Dr. Ferhan SAĞIN. Ege Ü. Prof. Dr. Meryem ÇAM. Düzce Ü. Prof. Dr. Hüseyin ARSLAN. Dicle Ü.
   Altan Canpolat
Mustafa Kemal Derneği'nden "şifreli" tehdit: "...Bilinmelidir ki; Ülkemiz, Üniter Devletimiz ve Lâik Cumhuriyetimiz tehlikededir. Daha büyük tehlike ise; bu tehlikeyi halâ anlayamamış veya anlamak istemeyen dışa bağımlı yönetimlerle, yönetilmemizdir. Son dönemde çeşitli sorunlarla boğuştuğumuz ülkemizde, ABD ve AB’nin oynadığı oyunlara ilaveten yeni Osmanlılar ve 2. Cumhuriyetçilerin de aralarında bulunduğu her türlü şer odaklarının girişimleri hız kazanmıştır. Kesinlikle bilinmelidir ki; hiçbir güç, dışarıdan dayatılan “ılımlı islâm modelini”, “islâmi devlet modelini” Ülkemizde uygulamada başarıya ulaşamayacaktır. İnanıyoruz ki; bu şaşkınlık uzun sürmeyecek. Bugün uyuyor görünen halkımız, yarın yeniden Atatürk’le uyanacaktır. Mustafa Kemal Derneği olarak, gaflet, dalâlet ve ihanetin iç içe yaşandığı bu dönemde, ülkemizin tüm yöneticilerini 4.Eylül.1919 Sivas Kongresi ruhu ve heyecanı ile, Atatürk’ün Üniter ve Tam Bağımsız Devletini, Çağdaş ve Lâik Cumhuriyetini, gerçek anlamda, korumaya ve kollamaya çağırıyoruz." Mustafa Kemal Derneği Genel Başkanı Av. Kâmran BARAN. Pazartesi, 08 Eylül 2008. Mustafa Kemal Derneği Akademik Konsey Yöneticileri ve Üyeleri: Prof. Dr. Vural SAVAŞ Prof. Dr. Canan KARATAY E. Tuğg. Hüseyin YILDIRIM E. Org. İbrahim TÜRKGENCİ Prof. Dr. Tayfun AKGÜNER Prof. Dr. Vakur VERSAN E. Korg. Kemal GÖKÇE E. Org. Nahit ÖZGÜR Prof. Dr. Yılmaz ALTUĞ E. Org. Necdet Üruğ E. Kora. Sabahattin ERGİN E. Org. Necdet ÖZTORUN E. Org. İsmail Hakkı KARADAYI Prof. Dr. Erol CİHAN E. Korg. Selçuk SAKA E. Org. Fikret Özden BOZTEPE E. Org. Hikmet BAYAR Prof. Dr. Durmuş DÜNDAR E. Org. Atilla ATEŞ Prof. Dr. Hasret ÇOMAK E. Tümg. Cihan FAYDALI Prof. Dr. Cengiz ERDAMAR Prof. Dr. Hilmi ERGİNÖZ Prof. Dr. Yavuz GÜNDÜZALP Prof. Dr. E. Tuğg. Sedat ARITÜRK Prof. Dr. Canan Karatay Doğu GÖZAÇAN.
   Türker Araloba
Veli Küçük'ün sağ kolunun sağ kolu: Ulusal Türk Kuruluşları Dünya Konseyi Başkanı, Akdeniz TV ve Volkan gazetesi sahibi Hüseyin Macit Yusuf; fanatik bir Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT) elemanı. TMT; Ergenekon Terör Örgütü'nün Kıbrıs'taki eğitim ve istihbarat üssü ve çelik çekirdeği. Türkiye'deki Koordinatörü ise Veli Küçük'ün hep sağında duran takım elbiseli, uzun boylu, paltolu, bıyıklı beyefendi Yakan Cumalıoğlu..Tuhafıma giden "Kıbrıslı işadamı" olarak da anılan Hüseyin Macit Yusuf'un; Türkiye ile yakın derin ilişkileri..Kah Yeniçağ gazetesinde yazıyor Mücahit Denktaş'la birlikte, kah Doğu Silahçıoğlu'yla birlikte Hakimiyeti Milliye'de yazıyor, kah Doğu Perinçek'le Aydınlık'ta..Prof. Ertuğrul Zekai Ökte'nin sağ kolu e. generaller Mahmut Boğuşlu ve İP Genel Başkan Yardımcısı Servet Cömert'le de Adnan Oktar Hoca'nın, BAV'ın toplantılarına katılıyor!..Hayırlı işler denir buna, hayır varsa şayet!...
   Gülsev Eyüboğlu
Sayın Yetim;ben sıradan bir vatandaşım.Kimsenin destekcisi değilim.Sadece Türk Devleti Türkiye Cumhuriyetinin destkcisiyim.Sanırım bu destek tüm Türk Milletinin Yurttaşlık görevidir.Ayrıca bana birde kod adı vermişsiniz tc-tim diye..neyin nesi bu acaba?Birde beni yazar-şair yapmışsınız,araştırmacı yapmışsınız en şaşırtıcı olan da ayrıca istihbaratçı araştırmacı yapmışsınız.Tekrarlıyorum..ben sıradan hiç bir titri ünvanı kariyeri olmayan bir vatandaşım.Bana atvettiğiniz bu dediklerinizin hiç biri değilim.Çamur at izi kalsınmı diyorsunuz?Oda size kalmış.Tekrarlıyorum..ne partiliyim..ne dernekçiyim..ne sivil toplumcuyum..kod adım da yok..Hey Allahım sen büyüksün Yarabbim..Ne günlere kaldık..
   Ferdi Vuralkan
Ünlü Ergenekoncu yazar; artık işi başka noktalara, aşağılama, tehdit ve şantaja götürmeye başladı..Gazeteci-yazar değil; sanki resmen ve fiilen bir ÖRGÜT MİLİTANI!...İşte son bir yazısının bir kısmı: ...Televizyonda açıklamayı duyduğumda, “doğrumu duydum” diye, bir de gidip haber müdürümüz Mehmet Aydın’a da sorduğumu hatırlıyorum; “Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Orgeneral Şener Eruygur ile Orgeneral Hurşit Tolon’u ziyaret etmiş ve bu durum TSK adına gerçekleştirmişti..” Deniliyordu ki; “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir. Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.” Şimdi göreceğiz, “onlar” yani şu malum eşkıya ve de “Sevr” beslemeleri “yargıya müdahale” teranelerine gireceklerdir!..Çünkü “yargıya saygı ve güven” bir yana, iki asker üzerine çullanıp TSK’nın derisini yüzmeye başladıklarına inanmış engizisyon çeteleri halindedirler!.. O kadar meydana sahip oldukları inancındaydılar ki; son on beş yılın görev yapmış, terörle savaşmış bütün generallerin adlarını sıralayıp “içeri alınsınlar” kampanyalarına başlamışlardı... Ve çok ilginçtir, bu ekip devletin kredileri ile finanse edilen “hortum” mühendisleridir aynı zamanda. BEHİÇ KILIÇ behic.kilic@tercuman.com.tr
   öneriler olağanüstü güzel
önerileriniz olması gerekenin ta kendisi ama bunun uygulanabilirlik ölçüsü de kamuoyuna açık açık anlatılmalı ve ikna edilmeli bunun için her zaman ki gibi medyaya önemli rol düşüyor halk ikna edlirse yukarıdakilerde bir şekilde olayı çözümlerler bizleri aydınlattığınız için teşekkürler
   Şemsi Akbalık
İlker Paşa'nın Kandıra kuryecisi Galip Mendi Paşa ve diğerlerinin Kıbrıs işleri üzerine ...Ergenekon'un veya Türk Gladyo'nun KKTC'deki "çelik çekirdeği" Türk Mukavemet Teşkilatı(TMT) şalının altından bakın kimler kimler çıktı!..İşte "dünyanın en büyük kirli para ve kumar üslerinden birisi" olarak bilinen KKTC'nin 50-60 yıldır Kaymağını Yiyenler: İşte KKTC vatandaşı Türkiye kökenli ünlüler...KKTC yetkililerinin büyük bir gizlilik içinde hazırladığı liste, Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından geçen pazartesi günü BM yetkililerine verildi. 269 bin 362 kişilik nüfus sicil kayıtlarına ulaşan Hürriyet, bu kayıtlardan Türkiyelilerin listesini ayıkladı. Hürriyet’in ele geçirdiği sır listedeki isimler, KKTC yetkililerince tek tek, büyük bir gizlilik içinde tespit edildi. Türkiye’de Annan Planı tartışılırken gündeme gelen listede, birçok ünlü kişinin kendisi yerine eşinin ya da çocuklarının yer alması dikkat çekti. 41 bin kişilik listede işadamlarından offshore banka sahibine, gazetecilerden sanatçılara, emekli komutanlardan sporculara birçok ünlü kişi bulunuyor. YALIM EREZ (eski Sanayi Bakanı): 1986 yılında dört arkadaş Kıbrıs’ta inşaat malzemeleri üzerine ilk yatırımımızı yaptık. Daha sonra işimizi Girne, Magosa ve Lefkoşe’ye yaydık 1988 yılında yatırım plaketi alınca, o zamanki KKTC hükümeti bize vatandaşlık teklif etti, seve seve kabul ettik. Önce bize, sonra ailelelerimize vatandaşlık verildi. RASİM KARA (Eski BJK antrenörü): 1976’de Türk Milli Futbol takımının adadaki ilk milli maçı için KKTC’ye gitmiştim. Daha sonra antrenör kurslarına gittim, seminerler verdim. Bu kurslarda yetiştirdiğim futbolcuların bazıları daha sonra milletvekili, bakan oldu. 1997’de onların ısrarı sonucu KKTC vatandaşı oldum. NAZLI ILICAK: 1995’te Girne’de Bellapais dedikleri bir manastırın yanında, eskiden ev olan bir lokantada yemek yedim. Adı Abbeyhouse olan bu lokantayı İngiliz eşcinsel bir çift işletiyordu ve ayrılacakları için lokantayı devretmek istiyorlardı. Fiyatı da Türkiye’ye göre düşük olduğu için burayı ev olarak satın aldım. İkametgahım olunca vatandaşlık için de başvurdum ve kabul edildim. Muhtara seçmen kaydımı yaptırdım. PROF. DR. GÜNDÜZ GEDİKOĞLU (Bizim Lösemili Çocuklar Vak. Bşk): Ailece Kıbrıs vatandaşı olduk.. Bizim Kıbrıs’la özel bir duygusal bağımız da vardır. Harekatın komutanlarından rahmetli Güven Erkaya kuzenimdi. Çeşitli konferanslar, radyo ve televizyon konuşmaları için Kıbrıs’a çok defa gittim. Hatta bir ara bir üniversite kurulması için çalışmalarımız da oldu. Bu geliş gidişler sırasında bana Kıbrıs vatandaşlığını o zamanın sağlık bakanı teklif etti. Çok gururlanarak kabul ettim, ailece Kıbrıs vatandaşlığı aldık. LİSTEDEKİ BAZI ÜNLÜLER VE YAKINLARI: SİYASİLER: Şükrü Sina Gürel, Ekrem Pakdemirli, Emin Şirin, Zeki Çeliker (Türk Parlamenterler Birliği Başkanı ve eski Siirt Milletvekili), Tuğrul Türkeş, Alparslan Türkeş ve oğlu Ahmet Kutal Türkeş, Yalım Erez (Eski Sanayi Bakanı) eşi Necabet Feryal Erez, çocukları Salih ve Mert Erez ve kardeşi Zekai Erez, Korkut Özal’ın oğlu Murat Mehmet Özal, eski Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal, Korkut Özal’ın oğlu Murat Mehmet Özal İŞ DÜNYASI: Mehmet Emin Cankurtaran, Ali Cüneyt Cankurtaran, Ahmet Hamoğlu, Erman Yerdelen (Eski THY Yönetim Kurulu Başkanı), Hüsamettin Kavi, Hakan Uzan, Hakkı Yaman Namlı (First Merchant Bank’ın sahibi), Hacı Sabancı (Sakıp Sabancı’nın 1998’de vefat eden ağabeyi), Yahya Demirel, Ali Avni Balkaner (Yurtbank’ın sahibi), Tezcan Yaramancı (Eski Özelleştirme İdaresi Başkanı), Mithat Yümlü (Perpa Yönetim Kurulu Başkanı) ve eşi Nuran Yümlü, Ali Nuri Çolakoğlu (İSO Meclis Üyesi), Oğuz Satıcı (TİM Başkanı) ve eşi Ala Nur Satıcı, Erol User, Ümit Utku’nun kızı. SPOR CAMİASI: Alp Yalman (GS Klübü eski başkanı), Mümtaz Soysal ve Sevgi Soysal’ın kızları Funda ve Defne Soysal, Güvenç Kurtar (Elazığspor antrenörü), Rasim Kara (eski Beşiktaş antrenörü), BASIN: Refik Erduran, Togay Bayatlı, Güneri Cıvaoğlu, Nazlı Ilıcak, Çetin Çiftçioğlu (Şakacı programının yapımcısı), Erol Simavi’nin oğlu Sedat Simavi’nin çocukları Ercan, Erhan ve Sedat Erol Simavi, Mehmet Uğur Güneri, Reha Erus’un oğlu Reha Can Erus. BİLİM: Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu, Prof. Dr. Emel Doğramacı (Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın kardeşi), Prof. Dr. Cemi Demiroğlu, Prof. Dr. Tankut Öktem. TSK KOMUTANLARI: Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil (1984-1986 Özel Harp Dairesi Başkanı), Emekli Korgeneral Atilla Kurtaran ve eşi Asuman Kurtaran, eski Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Necati Özgen’in çocukları Ebru ve Umut Özgen, Tümgeneral Galip Mendi’nin eşi Zeynep Merih, çocukları Cihan Rıfkı ve Sıtkı Cem Mendi, Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’nın kızı Ömür Gülsen Kundakçı SAHNE: Ebru Şimşek, Perran Kutman, Nil Burak, Kayhan Yıldızoğlu. NOT: KIBRIS MESELESİ "milli" de, yukarıdaki zevatın meselesi ne peki? Tamamen duygusal olmasın?!..Bir de şu öldürülen JİTEM'ci Cem Ersever'in sevgilisi Ayça Gedikoğlu var..Kim bu bayan ve şimdilerde nerede, ne iş yapar?.. Hürriyet: 18.04.2004.
   YETİM
AKP'ye karşı EN HAKİKİ Kemalist Parti geliyor!...İlker Paşa'ya karşı Osman Pamukoğlu Paşa geliyor!..Sözde değil, ÖZDE RUMELİLİ!..HEPAR kuruldu!..http://forum.efsanekomutan.org BU siteyi takip edin!..Ve Pamukoğlu'nun en büyük destekçisi: "tc-tim" kod adlı Gülsev Eyüboğlu İrhan. Şair, araştırmacı-istihbaratçı yazar..gulseveyuboglu@gmail.com
   sadik keskin
jandarma askeiyeye tamamen devredilsin aksi halde emekli askerlerle bu is goturulemez

Halit Esendir Arşivi
Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor... 10.Kasım.2008
Güneydoğu'da PKK'nın Ergenekon'u işbaşında... 22.Ekim.2008
Deniz Feneri Almayna Türkiye savaşı 29.Eylül.2008
Jandarma teşkilatı sivil ve askeri olarak yeniden yapılandırılmalı... 04.Eylül.2008
Şuradan sürpriz çıkmadı 13.Ağustos.2008
Şura öncesi generallerin iktidar mücadalesi 25.Haziran.2008
Jandarma’da yetki karmaşası 18.Haziran.2008
Kemalizm 38de kaldı yaşasın Kenanizm 31.Mayıs.2008
İç terörden kim sorumlu ? 07.Haziran.2007
Cumhur Başkanını seçebilmelidir 22.Mayıs.2007
E-muhtıra sonrası 5+5 11.Mayıs.2007
NEVZAT YALÇINTAŞ DA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMALIYDI 02.Mayıs.2007
KURMAY ALBAYLARA GENERALLİK YOLU AÇILMALI 11.Nisan.2007
Çankaya’da kimler olmalı 23.Mart.2007
Halk Erdoğan’ı Başbakan görmek istiyor 11.Mart.2007
İktidar faizcilere niçin direnemiyor? 26.Şubat.2007
Rüşvete karşı döner sermaye sistemi... 16.Şubat.2007
MİT YASASI YENİLENMELİ 06.Şubat.2007
ÇANKAYA BÜYÜSÜ BİTMELİ 02.Ocak.2007
ALEVİLER DE DİYANET'DE TEMSİL EDİLMELİ... 15.Aralık.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

AKSİYON'DAN SÜPER KAPAK: YÜKSEK HEGEMONYA HSYK

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?

İRAN'DA TOPLU İDAM...

İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.

FETHULLAH GÜLEN ONUN YÜZÜNDEN YURT DIŞINA ÇIKTI!

2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» İttihadçılar ve Carborani 1889

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
gasteci.com © 2008