Sadelikten.. Ömer gibi olmaktan.. Osman'ın cömertliğinden anlatırlar. Ömer'in koca halifeliği esnasında, herkesten gizleyerek düzenli olarak kötürüm bir kadının altını temizlediğini anlatırlar...
Bizimle beraber dinlerler onlar... Bazıları bizlerle birlikte gözyaşı döker, "Hey gidi Ömer" derler...
Ama camide biter herşey... Anlatılanlar o mekanda kalır...
Cami dışında bekleyen hayat, tatlı bir hayattır çünkü...
Bizde sonradan görme diye bir kültür var. Birden zengin olan sözümona iş adamlarını tanımak için turnusol kağıdı gibi bir hal alıyor para.
Bursa'da üç gün üç gece oğluna sünnet düğünü düzenleyen, sonradan görme bir zenginin haberini okuyunca aklıma ister istemez başka şeyler geldi.
Aslında bizde tartışılan düğünler, sünnet düğünleri hep olagelmiştir. Erbakan'la başlayan, ardından gelenlerce de ısrarla sürdürülen şa'şalı düğünler, fakir halkla alay edercesine kameralar önünde, basına esaslı pozlar verilerek yapılmıştır. Saraylarda yapılan düğünler, ait olunan/olunmak istenen sınıfın göstergesi.. ilk basamağı gibi kabul edilmiştir.
Saraylarda yapılan düğünler.. binlerce davetli.. helikopterler.. ortalığa savrulan dolarlar, eurolar...
Kişiliksiz, kimliksiz bir anlayışın, sonradan kazanılma bir soytarılığın dışavurumu...
Bir yanda yoksul halkını düşünen, yer minderinde oturan, küçümsedikleri, alay ettikleri Ahmedinecad.. diğer yanda bizim sonradan görme sosyetik soytarılarımız... Sorsanız dindarlar.. milliyetçiler.. vatanperverler...
Sonradan görme hazretin, milletvekili olma hesabı da varmış üstelik...
Gösterişin sebebi güya oymuş...
Ne diyelim... Sonradan görme bir milletvekili kazanırız en fazla...
Başka bir şey değil.
Gelir el kaldırır.. indirir...
Hepsi bu...
Cukkalar cebe!
O beğenmedikleri Ahmedinecad, devletin saraylarında niçin oturmadığı kendisine sorulduğunda, "Ne zaman İran halkı saraylarda oturur, ben de o zaman sarayda otururum" demiş...
Birçok konuda yargılayabileceğimiz Ahmedinecad'dan biraz erdem, biraz irfan öğrenmeye ne kadar muhtaç var, şehirlerimizin lüks semtlerinde.
Yorumlar Bir Adam Ne güzel yazmış.Eline,diline sağlık.Uyan ey halkım.fez Bu yazıyı sizin hoşunuza gidecek şekilde mi yorumlayalım, yoksa iğneyi size çuvaldızı kendimize batırıp gerçekleri mi konuşalım?
yayınlamayacağınız aşikar gerçekler bazen biber olsa da hocam gerçekler acı olsa da gerçekleri açık sözlülükle ortaya koyduğunuz için teşekkürler bu yazıdan kim ne anlarsa anlasın biz kendi payımıza alacağımızı aldık
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.