gasteci.com
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Aylardır yurt dışında olan işadamları!
Bir süre once bir dostum bazı önemli işadamlarının aylardır yurt dışında olduğunu, Türkiye’...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Camiye saldıran, çocukları öldüren İsrail…
İsrail'in Gazze Katliamı kara harekatıyla devam ediyor. Bir haftadır süren hava bombardımanında ...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Kürtler 10 Eylül 1979 - Birileri 12 Eylül 1980
PKK Terör Örgütü’nün ivme kazanmaya başladığı tarihler 1982-1983’lere rastlar. Kırılma n...

Harun Tokak

Harun Tokak Son akşam yemeği...
Hepsi on iki kişiydi. Bu onlarla son akşamıydı. Son akşam yemeği… ...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Türkiye’de Dengeler Değişirken…
CHP lideri Deniz Baykal’ın bir süre önce başlattığı ‘Türban’ açılımını nasıl yor...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk İsrailoğulları'nın kaderi
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırısı her şeyi altüst etti. İşaretler kara harekatının da ba...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Angela Roosevelt!
Dünya bu denli büyük global bir ekonomik krizle yeni karşı karşıya değil. 1933 Mart'ında yaşanan ve ...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Sistemin tanrısına dokunmak!
Her sistemin bir tanrısı vardır. Adı ‘Nemrut’ (bir türlü ölmedi)tur, ‘Firav...

Sezai Şen

Sezai Şen AK PARTİ GÖKÇEK'İ YENİDEN ADAY GÖSTERMEZSE CHP'YE BÜYÜK İYİLİK YAPMIŞ OLACAK!
AK Parti bugünkü tabloda Melih Gökçek'i Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı göstermezse sanki AK...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

'Yine ayakların üşüyor mu?'

Harun Tokak “Yine ayakların üşüyor mu?”

Soğuk kış gecelerinde kalacak yer bulamadığında sabahı arabada beklerdin.
Harun Tokak

Karlı sokaklardan bir gölge gibi geçer giderken sessiz kaldırımlar, gözyaşlarınla yıkanırdı.

Benzini biten arabaların içinde gece ayaza çaldığında kendini değil, milletini düşünür hem üşür hem terlerdin.

Sefillerdeki Jean Val Jean gibi takip edildiğin yıllardı…

Yalnızdın…

Kaç kapının ziline dokunurken, “Acaba kabul edecekler mi?” duyguları kabarırdı yüreğinde.

Ev sahiplerinin garip bakışlarıyla, kaç kapı açılmadan kapanmıştı yüzüne.

Her kavuştuğunuzda, “anamızın”dudaklarından hep aynı sözler hüzünlü bir şarkı gibi dökülürdü:

“Ayakların yine üşüyor mu?”

“Günler baharı solukluyor”, derken, hava birden bire bozdu. Kara bulutlar gökyüzünün berraklığını siyah bir peçe gibi örttü.

Berrak sular, boz bulanık akmaya başladı.

Binbir emekle yüreğinde büyüttüğün sevgiyi “bir Haziran kurşunu ile iki kaşının tam ortasından vurdular.”

Ve Şubat soğukları, Mart'ın bağrını döverken;

Bir Pazar günü, erkenden, bütün bütün gittin sen…

Yıllar oldu gideli…

“Gitme!” diyemezdik…

Gittin…

“Sen gittin gideli

Bizler mahzun ve kederli”

Aylar hep hüzünle doğdu ufkumuza.

Gündüzler bile gülmedi yüzümüze… Gözler görmedi “gülen” yüzünü…

Bir kış günü gurbette sana kavuştuğumuzda, sen yine üşüyordun.

Dizlerine kalınca bir battaniye sarılıydı.

Bir başınaydın…

Yine yalnızdın…

Hüzünden bir abide gibi duruyordun.

Duvardaki “bu da geçer yahu” sözünün sıcaklığına sığınmaya çalışırken, dışarıda rüzgarlar, önüne kattığı karları hoyratça savuruyor; yalancı sıcaklara aldanarak erken açan çiçekli dallara kar yağıyordu.

Buz kesen fırtınaların bağrından kopup gelenler, yine de senin sıcak iklimine sığınıyordu.

Şubat soğuğu nefes aldırmıyordu.

Güven veren ikliminde az biraz aram edenler, bir bir ülkelerine dönerken, sen gidenlere gurbet penceresinden el sallıyordun.

Sonra kanepeye çöküyordun bir başına. Başını gömerek ellerinin arasına

“Gelirler bir bir,

Giderler bir bir,

Kalır burada yine bir.”diyor, dipsiz hüzünlere dalıyordun.

Bir gün seni ülkene çağıran bir mektubu ısrarla huzurunda okumak istediler. Sen razı olmadın. Kalbinin tahammül edemeyeceğini biliyordun; “Bana verin odamda okurum.” diye direndin.

Öyle de oldu...

Hasır serili odanızda; mektupla baş başa kaldığınızda neler yaşadığınızı bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da, odanızdan çıktığınızda gözyaşlarınızın yüzünüzde bıraktığı izler…

Ve bir de satırların bize fısıldadıkları;

“Bizler yine birkaç gün sonra buradan gideceğiz. Hafızalarımızda yine o görüntü…

Siz buğulu gözlerle bize, ülkenize, Üç Şerefeli Camiinin penceresine, tahta kulübeye, yani 'hey gidi günlere,' odanızın ve gurbetin penceresinden el sallayacaksınız.

İçinizde volkanlar kaynayacak.

Yanacaksınız…

Bir ocak gibi tütecek ama hissettirmeyeceksiniz.

Bizlere de, penceredeki o “hüzünlü duruşun” utancını yaşamak kalacak.

Çünkü… Biliyoruz ki, seni gurbetteki o pencerelere biz hapsettik.

Ama artık olmuyor…

Ne olur gel…

Gel ki mevsim bahardır.

Biliyoruz ki, ülkenizi çok özlediniz.

Amerika kıtasına bile değişmeyeceğiniz o küçük köyünüz burnunuzda tütüyor.

Biliyoruz ki, koyunlarla, kuzularla birlikte dolaştığınız kırları bağları bahçeleri çok özlediniz.

O köyün kar pınarları senin çocuk yüreğinden aktı. Yollar, gönlünün ufuklarında uzayıp gitti.

Sen; o köye doğru kıvrılan köprünün altından akıp giden çaydan, su içtin,

çiçeklerini koklayarak yetiştin, kırlarında kelebeklerle koştun.

Biliyoruz ki; “anamızın” ellerinin yara bere içinde olduğu günlerde bulaşık yıkamanın, hamur yoğurmanın bile küçük omuzlarına bindiği günleri özlediniz.

Ülkemizin sıkıntılı yıllarında; “anamızın” gündüz köyün kızlarına, gece de size Kur'an öğrettiği evi özlediniz.

O ev hâlâ hüzünden bir anıt gibi duruyor.

İçinizde koşuşan o tertemiz çocuk ruhun, ne ızdıraplar, ne hasretler, ne acılar çektiğini biliyoruz.

Sen, sevdalısı olduğun bu ülkenin çocuğusun, bu toprağı koklaya koklaya büyüdün.

“Anadolu'yu bilmeyenler, seni bilemezler. Bu ülkenin çocuğu olmayanlar seni anlayamazlar.”

Suyunu içtiğin pınarlara şimdi hüzün düştü. Hazin bir rüzgâr hıçkırıyor tenhalarda. Çiçekler boynunu büktü kuytularda.

Seni bekleyen dallar yorgun düştü.

Kelebekler kaç kez ölüp ölüp dirildi ve “belki bu bahar gelir”, deyip yeniden kondular yorgun dallara.

Yıldızlar küskün kendi gökyüzüne. Bir gri duman çöktü güneşin gülen yüzüne.

Şimdi yürekler acılara mahkûm.

Babanızla birlikte Alvar köyüne yakın bir gurbete gittiğinizde bile, dedeniz Şamil Efendi için köy sanki bomboştu.

Bir gün ansızın sizi karşısında görünce, kederinden erişilmez bir dağ gibi duran o mehîb insan, nasıl da sarsılmıştı. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak,

“Gitti gül, gitti bülbül;

ister ağla ister gül.”

dediğini kaç defa kirpikleriniz ıslanarak anlatmıştınız.

12 Eylül günleriydi…

“Anamız”, şimdilerde burnunuzda tüten şehirde , İzmir'de ikamet ediyordu.

Ev, sürekli tarassut altındaydı. Defalarca didik didik aranmıştı. Sizin “anamıza”, “anamızın da” de size olan düşkünlüğü avcının iştahını artırıyordu.

Sürekli pusudaydılar.

Ceylanın suya iniş anını gözleyen avcının heyecan ve hırsıyla bekliyorlardı.

Yine de bir fırsatını bulup uğradığınızda, “anamız”sormadan edemezdi:

"Nerelerde kalıyorsun? Kaldığın yerlerde soba yanıyor mu? Isınıyor musun? Ayakların çok üşürdü, yine üşüyor mu?"

Şimdi, bir kış günü “anamızın” mezarı başında, buz gibi mermerlerin dibinde tipiye tutulmuş bir kuğu yalnızlığı ile dua ettiğiniz zamanki hüznünüz bir hayalet gibi geziniyor Karşıyaka Mezarlığı'nda.

Hatıralar sizi çağırıyor.

Adlarını koyduğunuz çocuklar…

Esmalar… Esralar…Azralar… Bahadırlar…Berkler…

Alınlarına kondurduğunuz buseler…

Şimdi onlar büyüdüler.

Kaç defa “geleceksin” diye minik elleriyle, yollara güller döküldüler.

Beklediler…

Ellerinde buruştu güller…

Sonra da dönüp bize sordular, “Adımızı koyan kahraman, ne zaman dönecek?”

Cevap veremedik onlara.

Çocuklar seni çağırıyor.

Beşinci Kat'tan, alınlarından öperek dünyanın dört bir yanına saldığın yiğitlerin seni soruyor, seni bekliyor. Çölleri gülistana döndüren, karanlık bozkırlara ışık düşüren, sensizliğin buzullarında üşüyen kardelenlerin, onların üzerine titreyen yiğitlerin seni soruyor.

Sevgi süvarileri seni çağırıyor.

Eyüp Sultan' da kıyama durmak, Koca Sultan'ın nur sağanağı türbesinin biraz uzağında durarak dua okumak… Yalnız sultan, Yavuz'un türbesine uğramak, ufukların sultanı Fatih'in huzurunda hülyalı ufuklara dalmak ve Dersaadet'in ezanlarını duyma arzusuyla yandığınızı da biliyoruz.

Mermerlerin nabzında çarpan çığlıklar sizi çağırıyor…

Ayların sultanı dönüş yolunda...

Üç aylara gireli bir hayli zaman oldu. Ramazan geldi kapıya dayandı.

Gökteki rahmet bulutlarını harekete geçirecek tatlı esintiler var içimizde.

Dün gurbete gidenler bu gün bir bir dönüyor. Bahar naraları hazan hıçkırıklarına karışıyor.

Beşinci Kat'ın balkonundaki çiçekler duvardan başını yola doğru uzatmış, gül pembe bestesi eşliğinde sizi bekliyor.

Yine arkanda kıyama durmak, hüzzam makamında Kur'anlar dinlemek, misafir ağırlayıp misafir uğurlamak…

Hüznün kat kat olduğu Beşinci Kat sizi çağırıyor.

Sanki bir gün gurbetlere gideceğini biliyordun.

Davet türkülerini besteleyip de gittin gurubu görünmeyen gurbetlere.

“Neredesin yıllarca hasretini çektiğimiz kahraman? Neredesin hayallerimizin güvercini, rüyalarımızın üveyki?

Eğer canlara can katan temiz soluklarınla imdada yetişmezsen; kuruyan göllerimizde yaprağı dökülmedik tek nilüfer kalmayacaktır.

Nazarlarımız, ilk geldiğin yollara takılıp kaldı. Ve yıllar yılı bir daha geleceğinin ümidini içimizde besleyip durduk.

Ey tatlı rüyaların sevimli kahramanı!

Her yanda ağaran hayalin ruhumuza doldu.

Gül açıp bülbül öteli hayli zaman oldu”

Anadolu'da açan güller seni çağırıyor.

Biliyoruz, yüce dağlara bahar geç gelir,

Gel ki! Bu mevsim artık mevsim-i bahardır.

Gel ki! Mevsim, gurbet kokularına belenmiş topraklara sılada gül dikme vaktidir.

Gel! Gözyaşlarınla suladığın, odanda bir kutsal emanet gibi sakladığın, burnunun kemikleri sızlayarak kokladığın, Anadolu'nun değişik diyarlarından devşirilmiş toprakları, gurbet çıkınına sararak gel.

İlk ayrılık sabahı, “Pol ve Virjini”nin sonu gibi olmuştu.

Bir ayrılığa bağlıysa bu geliş,

sonu, ayrılık sabahı gibi olsa bile gel!

Gel ey yağmur gözlü!

Gel ey yanağı jale!

Gel ey, gül yüzlü!

Gel ey gül!

Gel..!



24.Ağustos.2008 20:02:12

Puan: 4.2/5 (29 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   sabri
gordugunuz gibi sehit cenazeleri artmistir...
   yavuz el garib
Amin,amin, amin ve selamun alel mürseliyn velhemdulillahi rabbil alemiyn.
   sabri
Allah`im bizi iman ve kuran dairesinden ayirma ayaklarimizi kaydirma!seytanin fitne ve fesat tuzaklarina dusurtme!yari yolda birakip perisan etme!tum hizmetteki kardeslerime ve basta muhterem hocamiz olmak uzere cennet ve cemalullahi nasip eyle.yanlis anlasilmaktan beni kurtar.dengesizkten ve tutarsizliktan sakindir.yollarimizi fettah isminle ac.kusurlarimizi rahim rahman gafur isimlerinle bagisla.islerimizi yoluna koy.sikintilarimizi gider.ulkemiz uerindeki kara bulutlari dagit.ceteleri ve cetecileri islah eyle.muslumanlara dunya ve ahiret saltanatligi nasip eyle.bir tane insan cehenneme gidecekse beni de bu yolda mutlu etme.dert ver tasa ver.gamsiz cilesiz derbeder olanlara izdirap ver....dava insani olma gulmeyi haram telakki edenlerden eyle...fakire fukaraya garibe gurebaya yardim eyle...su sabriye de sabir ve musmaha nasip eyle...hislerini kontrol etmeyi ve duygularini dengeli acmayi nasip eyle.sivri konusmaktan insanlari karalamaktan suizanan ve guybetten muhafaza eyle.amin desin herkes bak bazilari amin demiyor gibi bana:)omrmun sonuna kadar calismayi cile cekmeyi ve hizmeti dunyanin heryerinde basariyla temsil etmeyi nasip eyle...goz acip kapayincaya kadar bizi nefis ve seytanla basbaka birakma allahim.peygamber sancaginin altinda tum insanlik peygamberimiz ve ustad he ile bulusmayi nasip et.karsi cephe olmaktan bizi koru allahim,turkiyenin rampa ciktigi su gunlerde ulkemizi yerlerde surundurme llahim.talebelrimize akil esnafimiza para hocalarimiza ask ve istiyak ver yarabbi...kusur ve abahatlerimi affet bi kardesimiz kusurlarim oldugunu belirtti.belki ben de ustune gittim ama ben bunlari samimi duygularim olarak ifade ettim.sen beni yari yolda koyma yarabbi.hatadan san donuyor pismanliklarimi san havale ediyorum.su dunyadaki en adi bir adam olarak saf zihinleri bulandirmaktan sana siginiyorum.tum kardeslerimizi dunya ve ahirette cennetine koy...bizi dunynin sikinti ve kederinde bogup mahvettirme...gunahin zerresine bulastirma allahim.hataliyim kusurluyum hatami itiraf ederek yaziyorum.vatan hasreeti ceken hocaefendinin onundeki engelleri kaldir,bizi bu yolda kaldirim tasi yap.ulkesine donsun.mutlu ve husurlu olsun.baykusleri sustur.bulbuller otsun yarab...amin desene yavuzcugum...
   !!!KiM ACABA!!!
Ya Sabri Sen Milli Takımdaki Sabri Gİbi Herşeye Depar Atarak Niye CEvap Veriyon Ve ABuk Sabuk Laflar Konuşuyon ya Sen Garib Efendi Garip Garip Kelimeler Ve Cümleler Niye Kuryon Uykunu Bu Sabriye Niye HArcıyon KOtanı O mu Ödüyo:D:D
   yavuz el garib
Sabri, Sabri, Sabriii! Olmadı Ya Sabri!.Aslında bu kısım yazarın yazısı ile alakalı yorum yapmaları için ayrılmış kısımdı lakin ikimizin yüzünden yorumdan çok bizim meydan kavgamıza dönüştü gibi.Hoş, bizden olanlar da zevkle bu atışmaları izliyorlar ancak bendeniz şahsen malzeme olmak istemem.Demem o ki her şey aslına rücu etmeli, bu köşe mümtaz yorum sahibi insanların yorumlarıyla şenlenmeli, benim gibi kargaların sesleri veya kalem kağıt bilmez mürekkeplerin lekesi ile kirlenmemeli.Bir Hacivat-Karagöz çekişmesine benzeyen bu dialogumuzda ben o kaba saba Karagöz olurum merak etme Sabri Bey.Bıy bıy bıy bıy bıy! Efendim size çelebi Hacivatlık daha bi yakışır.Yazdığım yazılarda şöyle bir kısım vardı “Ey Sabri, sana haddini bir dilenci, bir garib mi bildirecekti?..Yani biz nefsimizin ismini çoktan dilenci, garib koymuşuz bir de sen çıkıp, ruhumun enginliklerini vakfı gurebaya teslim etmişsin, ne yazar? Gönül Yazar. Evet gönlünden geleni yaz Sabri, bir refleks ile nefsine söyletme şu kelamları.Demişsin ki hakaret var, ne hakareti yahu bariz penaltı.Şahsına ettiğimi düşündüğün tüm yazılardaki hakaretleri üzerime alıyorum.Hepsi benim tamam mı? Şİmdiii seni ak u pak hale getirip, salya ve diğer ekipmanlarımızın lekelerinden zat ı alilerinizi arındırdığımıza göre konuya gelelim. Nee “gelmek” mi? Hay Allah kusura bakma Sabri ağzımdan kaçtı. Hiç senin yanında gelmekten bahsedilir mi? “Gelmek” ıyyy Sabri için ne korkunç bir kelam.Akıllarınızı ve kalblerinizi tatmin edecek “yazılası 10 yazıyı” elbette ki bu ülkenin en kaliteli kalem erbaplarından “Kerim Balcı”ya havale ediyorum. Ama bazı tesbitlerim var senin hakkında, yorum yapmayacağım, seni cemaate havale ediyorum benim işim buraya kadardı.Artık top senin,cevkan senin yürü Sabri, kim tutar seni? Tesbitler: 1.)Hocaefendi’ye “ge”l diyen herkesi, “ucuzculuğa kaçmakla” itham ettin. 2.)Kavuşmayı öteye bırakmayanların imanlarını, “yoksa inançlarınızda bir eksiklik mi var” diye sorguladın 3.)”Rasyonel düşünememenin kısır döngüsü” ne demek bu? Bize kötü bişey mi dedin sen? 4.)Harun Hoca’ya bu yazısından dolayı,“etkili yazı yazalım da gelsin,hıh!(hıh’ı ben ekledim) bu kadar basit mi ya” gibi ifadelerle fırça attın, “ya” lı “ma” lı konuştun. 5.)H.Efendi gelir gelmez, “ne bu ülkenin hali, ne yaptınız siz” diye bizi azarlayacak ve bi ton fırça atacak diye cemaati korkuttun 6.)H.Efendi’ye Ankara,İstanbul,İzmir,Erzurum’u yasaklayarak kaos oluşturmaya çalıştın.Halbuki daha 77 il daha vardı ayıp ettin. 7.)Biz hep “gel gel” türküsünü dilimize doladık diye sinirlendin zorla cevap yazdın.Niye zahmet ettin abi? 8.) Üçüncü dünya savaşını haber verdin,sen kahin misin arkideş? 9.) Son Şef USA’ dan çıkacak dedin, bir ebced üstadı olduğunu maalesef deşifre ettin azizim 10.) Son saniye “yavuz el garib” e yer verdi diye provakatörlük yapıp, aramızı bozmaya çalıştın.Ayıp ayıp.Sabri isminle müsemma değilsin bari bu sefer yazdıklarıma cevap verme “sabret” de beni alt et. Sen yazmazsan ben de yazmayacağım ve herkes huzur bulacak.Öyle “ben öyle demedim, şu ifade bana ait değil” deme, 10 maddeyi de senin yazılarından tesbit ettim Sabricik..Yazma tamam mı? Hadi görüşmeyeliiiiiiim.
   yavuz el garib(2)
Tesbitler: 1.)Hocaefendi’ye “ge”l diyen herkesi, “ucuzculuğa kaçmakla” itham ettin. 2.)Kavuşmayı öteye bırakmayanların imanlarını, “yoksa inançlarınızda bir eksiklik mi var” diye sorguladın 3.)”Rasyonel düşünememenin kısır döngüsü” ne demek bu? Bize kötü bişey mi dedin sen? 4.)Harun Hoca’ya bu yazısından dolayı,“etkili yazı yazalım da gelsin,hıh!(hıh’ı ben ekledim) bu kadar basit mi ya” gibi ifadelerle fırça attın, “ya” lı “ma” lı konuştun. 5.)H.Efendi gelir gelmez, “ne bu ülkenin hali, ne yaptınız siz” diye bizi azarlayacak ve bi ton fırça atacak diye cemaati korkuttun 6.)H.Efendi’ye Ankara,İstanbul,İzmir,Erzurum’u yasaklayarak kaos oluşturmaya çalıştın.Halbuki daha 77 il daha vardı ayıp ettin. 7.)Biz hep “gel gel” türküsünü dilimize doladık diye sinirlendin zorla cevap yazdın.Niye zahmet ettin abi? 8.) Üçüncü dünya savaşını haber verdin,sen kahin misin arkideş? 9.) Son Şef USA’ dan çıkacak dedin, bir ebced üstadı olduğunu maalesef deşifre ettin azizim 10.) Son saniye “yavuz el garib” e yer verdi diye provakatörlük yapıp, aramızı bozmaya çalıştın.Ayıp ayıp.Sabri isminle müsemma değilsin bari bu sefer yazdıklarıma cevap verme “sabret” de beni alt et. Sen yazmazsan ben de yazmayacağım ve herkes huzur bulacak.Öyle “ben öyle demedim, şu ifade bana ait değil” deme, 10 maddeyi de senin yazılarından tesbit ettim Sabricik..Yazma tamam mı? Hadi görüşmeyeliiiiiiim.
   yavuz el garib(1)
Sabri, Sabri, Sabriii! Olmadı Ya Sabri!.Aslında bu kısım yazarın yazısı ile alakalı yorum yapmaları için ayrılmış kısımdı lakin ikimizin yüzünden yorumdan çok bizim meydan kavgamıza dönüştü gibi.Hoş, bizden olanlar da zevkle bu atışmaları izliyorlar ancak bendeniz şahsen malzeme olmak istemem.Demem o ki her şey aslına rücu etmeli, bu köşe mümtaz yorum sahibi insanların yorumlarıyla şenlenmeli, benim gibi kargaların sesleri veya kalem kağıt bilmez mürekkeplerin lekesi ile kirlenmemeli.Bir Hacivat-Karagöz çekişmesine benzeyen bu dialogumuzda ben o kaba saba Karagöz olurum merak etme Sabri Bey.Bıy bıy bıy bıy bıy! Efendim size çelebi Hacivatlık daha bi yakışır.Yazdığım yazılarda şöyle bir kısım vardı “Ey Sabri, sana haddini bir dilenci, bir garib mi bildirecekti?..Yani biz nefsimizin ismini çoktan dilenci, garib koymuşuz bir de sen çıkıp, ruhumun enginliklerini vakfı gurebaya teslim etmişsin, ne yazar? Gönül Yazar. Evet gönlünden geleni yaz Sabri, bir refleks ile nefsine söyletme şu kelamları.Demişsin ki hakaret var, ne hakareti yahu bariz penaltı.Şahsına ettiğimi düşündüğün tüm yazılardaki hakaretleri üzerime alıyorum.Hepsi benim tamam mı? Şİmdiii seni ak u pak hale getirip, salya ve diğer ekipmanlarımızın lekelerinden zat ı alilerinizi arındırdığımıza göre konuya gelelim. Nee “gelmek” mi? Hay Allah kusura bakma Sabri ağzımdan kaçtı. Hiç senin yanında gelmekten bahsedilir mi? “Gelmek” ıyyy Sabri için ne korkunç bir kelam.Akıllarınızı ve kalblerinizi tatmin edecek “yazılası 10 yazıyı” elbette ki bu ülkenin en kaliteli kalem erbaplarından “Kerim Balcı”ya havale ediyorum. Ama bazı tesbitlerim var senin hakkında, yorum yapmayacağım, seni cemaate havale ediyorum benim işim buraya kadardı.Artık top senin,cevkan senin yürü Sabri, kim tutar seni?
   sabri
bu yazilar harun hoca nin yazmis oldugu yazilardan alinti: Bizlere de, penceredeki o “hüzünlü duruşun” utancını yaşamak kalacak. Çünkü… Biliyoruz ki, seni gurbetteki o pencerelere biz hapsettik. Sürekli pusudaydılar. Ceylanın suya iniş anını gözleyen avcının heyecan ve hırsıyla bekliyorlardı. Bu yazilar da he den alinti: Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsn-ü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa, altından kalkamayacakları problemlere sebebiyet verecekse.. bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım. Ben bunlardan bahsediyorum…simdi bir de ben sonsaniyeyi tebrik etmek istiyorum her kesimden insana yer veriyor.yazilarimi yayinlamayabilirdi de…bir de aksi bir laf ettigmiz de hemen yavuz el garip gibi garib kimseler ruh enginliginden gureba kimseler hemen balatayi siyirmak, tokatin siddeti vb gibi geyet seviyesiz yazilar yaziyorlar.ben gerekceleriyle anlatiyorum sen de anlat hakarete ne gerek var.ozrun kabahatinden beter diye bir soz var anadolu da yaz sen de 10 maddelik yazi akillarimizi kalblerimiz tatmin et.benim aklimda boyle soru isaretleri oluyor.bir turkiyeye bakiyorum bir amerikaya nasil olacak bilmiyorum ki diyorum bir de arada cigirtkan sesler gel gel diyorlar nereye cagiriyorsunuz he yi yav?
   sabri
ifadelerinizde hakarete varan yazilariniza sahit oldum.ben size realitelerden bahsediyorum siz bir sey ezberlemissiniz onu okuyorsunuz.elini vicdanina koy da konus.gelmek istemek ayri gelememek ayri.bediuzzamanin mezarini dahi rahat birakmayan guruh onu rahat birakir mi?eskiden isler bir de daha kolaydi.simdi o kadar kolay mi?tum istihbarat elemanlari ulke icinde hatta 30 ulke var turkiyenin icinde.tabi okumadiginizdan ezbere konusuyorsunuz.ucuncu dunya savasi ciktiginda dengelerin degistigine sahit olacaksiniz.osetya bunu en bariz misali...vaktinde acmayan cicegi yel alir.
   yavuz el garib(sabri gibiler okusun)
Gülen röportajında, "Türkiye dönecek misiniz ? Ne zaman?" şeklindeki soruyu şu şekilde cevapladı: "Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsn-ü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa, altından kalkamayacakları problemlere sebebiyet verecekse.. bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım. Veya işte o genel konjonktüre göre nasıl hareket edecekseniz onu sizin belirlemeniz lazım. Bunlar yine sizin ruh haletinize ve Allah 'la münasebetinize göre yapacağınız şeylerdir.Yahya Kemal 'in, bir şiirinde dediği gibi 'Bizden olmayanlar bizi anlamazlar.' Esas tam o toprağın çocuğu olmak lazım ki, o toprağı koklaya koklaya yetişmiş olmak lazım ki, eğile eğile onun çaylarından su içmiş olmak lazım ki, onun kırlarında koşMuş olmak lazım ki, onun çiçeklerini koklayarak büyümüş olmak lazım ki, Anadolu 'yu bilmek lazım ki sizin hissiyatınızı anlasınlar. Sizden olmayanlar sizi anlayamazlar. İşte öyle vahi iddialarla efkarı bulandırmak ister ve millette paranoya duygusunu tetiklerler. O gidiş, bir gün, Cenâb -ı Hakk 'ın muradı öyle ise, tahakkuk ettiği zaman, onlar sadece duyarlar; belki derler "Gelmiş mi gelmemiş mi; acaba gelmişse nerede duruyor, nasıl geldi de biz görmedik?!." Evet, bir gün Türkiye 'ye dönersem kendim gibi dönerim."
   yavuz el garib
Ulen Sabri!Ciddi ciddi balatayı sıyırdığın belli evladım.Ne üslubun ne de ifadelerin bizlerden!Ne mahremiyetten, ne tedbirden, hiçbir şeyden haberin yok.Harun Hoca'nın yazdıklarına kafayı takma da sen git hizmet et, risale oku, namaz kıl. Giydiklerini temiz tut, Rabbini yücelt.Bırak dertliler, hal diliyle konuşsunlar, kendi aralarında hasbihal etsinler.Öyle son şef falan filan ayıp oluyor bak!Ayrıca Kur'an 'ın 5 bilinmeyeninden biri olan "ecel", yani kişinin nerde nasıl öleceğine dair müneccimvari taklalarla atlayıp durma!Zaten 2gr. nasibin var bu işten belli onu da heba etme a zavallı Sabri!Sen bu işi daha fazla uzatma, sana yine cevap yazmayayım.Çünkü her seferinde yaramazlıklarına binaen tokatın şiddetini arttırmak zorunda bırakıyorsun beni.Hey gidi Sabri hey!
   sabri
Simdi siz ne konusursaniz konusun hocaefendi katiyyen ve katibeten gelmeyecek niye mi?1-gelse hangi sehre gelir?mesela Ankara:ankaraya gelmez devlet erkani orada bir govde gosterisi gibi olur ve ayni zamanda medyadan kurtulamaz.mesela Istanbul:olmaz nicin en gelismis sehir...dunyanin gozu orada…izmir:maneviyat olarak cok dusuk seviyede Erzurum:kendi memleketine mi donecek?halk hucum eder ve basin onun pesinde olacak vs..vs..basin cok onemli etkiye sahp malumunuz… 2-devlet erkanina baski unsuru olusturur.sevseler bile turlu turlu imalar neticesinde devlet erkani etki altina girer… 3-genelkurmayin laiklik hakkindaki gorusleri belli.cemaatlesmeye ve dine soguk…he geldiginde bir aciklama yapsa ilker basbug yada herhangi bir rektor karizmasini cizmez mi?ona buna cevap mi yetistirecek he? Toplum kargasaya girmez mi?ben burada menfi tarafin ismini vermeyeyim ama basta chp cyd eskiler kesin homurdanirlar…zarar vermez mi bunlar? 3-gelse ne yapacak ki he?ben her zaman gelmesinden yanayim yanlis anlaslmasin ama herkesin dilinde bir gelgel turkusu sinirlendiriyorsunuz beni cevap yazmayacaktim…gelse ne yapacak ki? Herkes akin akin yanina gidecek bir curcuna olmayacak mi?mesela Cuma namazina gidecek sonrasini tahmn edebiliyor musunuz?halk zir birt yanina gidecek hem he ye zarar degil mi? 4-bir de he sizden iyi mi biliyor.sizin isteginize mi bagli bu isler?bu islere basladiginda hicbirimiz hicbiriniz yoktunuz.demek ki var bir durum. 5-bunu yazmak istemiyorum ama he orada ruhunu teslim edecegini tahmin ediyorum.cunku boylesi daha etkili olacaktir islam icin din icin iman icin hzmet icin. Buradaki kem talihliler tum dunyann takdirleri karsisnda pismanliktan kendi kendilerini yiyip bitireceklerdir… gurbette vefat etti denecek mahmut esad cosan gibi…hem bu acilim icin iyi bir misal olacaktir diye dusunuyorum. 6-bir de bir benzetme pesinde kosuyorsunuz.iknci dirilis tamam ama biz isi iyi yapamadigimizdan dolayi he kendi ifadesiyle bu is 2000 yilinda bitecekti ama biz is yapmadigimizdan ve boyle magazin haberler pesinde sabahladigmizdan dolayi bu haldeyiz. 7-Gelse he ye sokaklarin cirkefligini mi gostereceksinz.yada bir insan nasil patlar onu mu gostereceksiniz.yeni donem! Cok daha sert gececek.eski br numaranin kafasi pek calismiyordu ve hasta idi parkinsondu simdiki, gelen gideni arattirir seklindedir.daha sert gececek bu donem… 8-neticede biz muslumaniz ve bize sorulacak olan ibadetlerimiz hizmetlerimiz.he yaptiklariyla oyle yada bpoyle coktan kendini kurtardi ve belki de milyonlar kurtardi ama sen nerdesin?ibadet u taatte yerin ne?sana ne he nin gelip gelmeyecegine senaryo uretmenden.?sen isine bak… 9-bir de he yi sevmek demek gormek demek degildir ki.dediklerini yapmak ve yolundan gitmektir…bir de inancimizda hayat biter yolculuk bitmez.burada gormek cennet nimetini azaltir.gorusmeyi baska bahara birakmaz gerekmez mi? 10-bir de gunes batidan dogacak.abdde yapilacak cok oneli isler var.buranin da bi stratejik onemi var elbette.dunyanin duzlemesi turkiyeden olmayacak.abd den olacak…vesselam…hatta beklenen sef son adam buradan cikacak…
   yavuz el garib
Hele Sabri Efendi, Serin Gel Hele! "Kalb üzülür, göz ağlar" hadistir bu. Gurbetin acısını çeken O Kutlu Zat, bizzat dönmek istediğini kendisi beyan ediyor. Sen de kim oluyorsun be keçeli? Kalbinin hüznüne dayanamayıp gözleri yaşaran, o yaşların da mürekkep olup duyguları kağıda yazı hale getiren Harun Hoca'yı sen böyle mi anlarsın? Onlar, vahyin 46 da biridir, yani ilhamdır. Anlaşılan size ne uzak böyle şeyler Sabri Efendi!Sırf eleştiride bulunmuş olmak için gereksiz, seviyesiz yazılmış yazınız için sizi kınıyorum. Bizden olmayan bizi anlayamaz Sabri Efendi! "Gel" de diyeceğiz, "dua" da edeceğiz, "gözyaşı" da dökeceğiz, "şiirler" "destanlar" da yazacağız. Yollarına güller serip, gerekirse başımızı ayağının altına kaldırım yapacağız, hem de cürmümüzle, günahımızla, hatalarımızla... ama yine de "gel" diyeceğiz, zat ı alileriniz bu gelişten rahatsız iseler, size de Mevlana gibi "sabri sen de gel" diyeceğiz. Yada benim cılız sesimle,"Sabri ya sesini kes adam sansınlar, yada öt mideler bulansınlar" diyeceğiz. Ey Sabri, sana haddini bir dilenci, bir garib mi bildirekti?.. Hey gidi günler hey...
   Aksaraylı hizmet erleri
Topraklar susuz, Gönüller huzursuz, Ademoğlu sevgisiz, Dön artık dön, Bizler birer yetimiz.
   Vedat
Harun Abimiz bu enfes yazisinda kalbimize, gonlumuze hitap etmis, yuregindeki hasreti yaziya dokmus. Allah ebeden razi olsun kendisinden. Rasyonalite pesinde kosanlar Fehmi Koru okusunlar. Saygilar.
   uveysi
sevgili hocam buhurdanlik gibi tutmussunuz. gonlunuzun sevdasini ve hasretini ilmik ilmik dokumussunuz. siz hasretinizi sevginizi yazmissiniz. ama biri cikmis niye yaziyorsun diyor. gel gel demekle gelinirmi? realist dusunmuyormussunuz vs.. yahu bu ulkede insanlar ne zaman polemiksiz nefsaniyetsiz konusacaklar. yani bir insanin gonlunden gecenleri yazmasi niye rahatsiz etsin bir insani. ustelik de ayni gelenkten geldigi belli olan birini.. yureklerinizde yer ayirdiniz mi diye soran sabri beye sormadan edemeyecegim bu elestirel yorumu gonulden mi yazdiniz yoksa nefsinizin biraz katkisi varmi??
   sabri
turkiyedeki medyanin hocaefendiye yogun baskisi ve ilgisi kendisinde rahatsizlik meydana getirecegi icin, bazi kesimlerin bu ilgiden rahatsizlik duyacagi icin(gazeteler,tv ler,sozum ona ergenekoncular!),daha toy deleikanlilarin tezcanliklari ve ham ruhlarin basiretsizliklerinden dolayi hasil olacak onu alinmaz hatalardan dolayi he gelmiyor gelemiyor.israrlar karsisinda kalbi fazla dayanmayan hocaefendiyi daha fazla yormayin...gel gel demek ucuzculuga kacmaktir.aradaki engelleri kaldirmak icin ne yaptiniz?aksi halde he can sesleri arasinda niye kalsin vatan topragi koklayarak...bir de kavusmayi neden oteye birakmiyorsunuz?yoksa inanclarinizda bir eksiklik mi var? demek ki turkiye de bir sorun var...sakin sanmayin biz yeterince istemiyoruz da onun icin gelmiyor...bunlar rasyoinel dusunememenin kisir dongusu...akli geriye atmanin neticesi...yapmadigimiz seyleri ortbas etmenin bir diger ifadesi...gelse bile yuzune nasil bakacaksiniz?bakacagiz?bu ulkenin hali ne derse ne diyecegiz?sokaklar hala cirkef kanali...heryanda yiginlar..gazeyan gazeyan ustune...cilginliklar son derece isleniyor.her turlu kotuluk yapiliyor.her yanda bomba patliyor.her gun binlerce adam imansiz gidiyor...ne diyeceksiniz gelince yazik degil mi bunca seyi hocaefendiye tattirmaya?bugune kadar hep iyi seyler duysun diye ugrastiniz...ya soylemedikleriniz? bizim bir benzetmemiz vardi tesellisine dayanarak kesinlikle donecek diye umit ediyorsunuz...allah askina soruyorum herkes kalbinde bir yer ayarladi mi? etkili yazi yazalim da gelsin bu kadar basit mi ya?
   Sacid Bilgili
Şu Anadolu Türküsü'nü de buraya eklesek olurmu aceb? "Yarim sen gideli yedi yıl oldu Diktiğin fidanlar meyvaya durdu Seninle gidenler sılaya döndü Gayrı dayanacak gücüm kalmadı Mektuba yazacak sözüm kalmadı" Yolu beklenen dost seni bekleyen bu gözler gelişine kurban olsun.

Harun Tokak Arşivi
Son akşam yemeği... 05.Ocak.2009
Adsız Oğlan'a babasından haber var 29.Aralık.2008
Eve dönen adam... 21.Aralık.2008
Ve gül yüzü gülüyordu Güllerin Efendisi'nin 08.Aralık.2008
Ey kervancı! Çek kervanı sevgilinin köyüne 30.Kasım.2008
Güneş doğuyor Akdeniz'den... 23.Kasım.2008
Beyaz Saray'da siyah bir rüya 16.Kasım.2008
“Benim bir hayalim var!” 09.Kasım.2008
Bir türkü tutturmuş gidiyor bozkırda... 02.Kasım.2008
Sevgiden bir yuva 26.Ekim.2008
Güz gecelerinde üşüyen ümitler... 19.Ekim.2008
Sükutun çığlıkları 12.Ekim.2008
Ramazan çocukları 05.Ekim.2008
Musibet meteorlarını parçalayan kadın 29.Eylül.2008
Mozambik'te Ramazan Esintileri 21.Eylül.2008
O arslan ayakta öldü 14.Eylül.2008
İslam'ın sesi Bilal 09.Eylül.2008
Gurbettekiler için ezan vakti 31.Ağustos.2008
'Yine ayakların üşüyor mu?' 24.Ağustos.2008
Babacığım! Ceketin 'Sen' kokuyor 22.Haziran.2008
“Adsız oğlan” öldü 15.Haziran.2008
Veda busesi 08.Haziran.2008
Bir sevdadır Türkiye 01.Haziran.2008
Anasız acılar 25.Mayıs.2008
Bizim iller sensiz… 18.Mayıs.2008
Meleğimin adını söyler misin? 17.Mayıs.2008
Yoldakiler 11.Mart.2008
O Küheylan… Süvarisiz döndü ülkesine 10.Haziran.2007
Önden Giden Atlılar ki... Geçtiler Ülkelerinden 03.Haziran.2007
Güneş yeni bir çağa doğar 27.Mayıs.2007
Krizantem Çiçeği 22.Mayıs.2007
Güller de yanar dumansız 13.Mayıs.2007
Hüzünlü bir tebessümdür ki… Dondu anıların dudaklarında 06.Mayıs.2007
Coşkun'dur Türkçe'nin gül günleri 30.Nisan.2007
Allah'a yazılan mektup 22.Nisan.2007
ALDANIŞ DEDE... 16.Nisan.2007
Lefter... 10.Nisan.2007
Bir Pribadi ölür, bin Pribadi doğar 01.Nisan.2007
Ölümü bir yorgan gibi çekti üzerine… 25.Mart.2007
Yiğitlerin saçları bakımlı olmalı… 18.Mart.2007
Çığlıklar yükselirdi yanık çöl gecelerinden 11.Mart.2007
Yusuf Yüzlüler Dolaşıyor Nil Kıyısında 04.Mart.2007
Ölüm treninden bozkıra savrulanların aşkı biter mi? 25.Şubat.2007
Benden sonra ölüm gelir 18.Şubat.2007
Rû- be- Rû 11.Şubat.2007
Suya Düşen Kan: Kerbela 04.Şubat.2007
DELİK AYAKKABILAR VURDU BENİ 29.Ocak.2007
Ayçürök 21.Ocak.2007
Bir Kınalı Küheylan 14.Ocak.2007
Yeşeren düşler 08.Ocak.2007
Baba gitmesen olmaz mı? 01.Ocak.2007
Ateşinde üşüdüm bir meçhul adamın 17.Aralık.2006
Yollar derin uçurumlara varmadan 11.Aralık.2006
Kanlı postallar 03.Aralık.2006
Gözümün nuru, canım ağabeyim! 27.Kasım.2006
“Damarlarımda Türk kanı var” 19.Kasım.2006
YORGUN GÜVERCİN 12.Kasım.2006
MAGADANLI EMİNE 06.Kasım.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR

Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği ve rol aldığı "Güneşi Gördüm"deki Altun ailesini yakında tüm Türkiye konuşacak...

HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR

Bu çocuktaki müthiş sesi dinleyen herkes takdir ediyor. Müthiş yetenek, umarım hayırlı bir yolda değerlenir!

40 YIL SONRA ÇÖLE İLK KEZ KAR YAĞDI

Çölün ortasında ışıl ışıl bir kent, 40 yıla yakın süredir ilk defa görülen kar yağışıyla felç oldu. Uluslararası havaalanı ve otoyollar kapandı, okullar eğitim veremez hale geldi.

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» Aylardır yurt dışında olan işadamları!
» Sistemin tanrısına dokunmak!

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» KÜRT SORUNUNUN FİLMİ GELİYOR
» İŞTE PROVAKASYONUN KRALI... BÖYLE PROVAKASYON GÖRÜLMEDİ...
» HERKES BU SESE HAYRAN KALIYOR
» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
gasteci.com © 2008