Lafa gelince “Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye” oluruz ama acaba icraata gelince de öyle miyiz?
Mesela, neden Ramazan öncesinde olabildiğince çok zam yapar, insaftan uzaklaşırız?
Neden “Sevaplarımızı arttırmak için müstesna bir ay” olarak gördüğümüz Ramazan’da ne yaptığımızı unutarak bu ayı “günahlarımızı artırmak için müstesna bir ay” haline getiririz? Sezai Şen
Mesela neden daha önce yemeklerin yanında ücretsiz olarak sunduğumuz salatayı Ramazan’da 3-4 liralık bir fiyatla müşterilere sunarız?
Neden daha bir ay önce fiyatı 4 lira olan kırmızı mercimeğin fiyatını Ramazan dolayısı ile 5.25-5.75 liradan satmaya başlarız?
İki öğün yediğimiz Ramazan’da tüketim artıyor!
Bu yazımızda bu sorulara bir cevap arayacağız, bir cevap bulmaya çalışacağız.
Oldukça ilginç bir veri: Ramazan-ı Şerif’te oruç tutan insanların gıda tüketimi artıyormuş, hatta Ramazan’da oruç tutmayanların bile gıda tüketimi, dolayısı ile harcamaları yüzde 20 kadar yükseliyormuş.
Ramazan’da gıda tüketiminin artması işin doğrusu bana pek anlamlı gelmiyor. Nihayetinde insan midesinin, bünyesinin bir kapasitesi var ve kapasitenin üstündeki yüklemeler birkaç yönden oldukça mahzurlu.
Çok yemek ve çok tüketmek Ramazan’ın ruhu ile bağdaşmıyor
Öncelikle tıka-basa yemek yemek Ramazan’ın ruhuna uygun değil. Ramazan’da insanların oruç tutmasındaki en önemli hedef kendi nefislerinin isteklerine hayır demeyi öğrenebilmeleridir. Bu açıdan bakıldığından Ramazan’da nefislerimizin arzu ve isteklerini arttırıyor veya bu isteklere karşı direnemiyorsak aslında ne yaptığımızı bilmeden oruç tutuyor, sadece aç kalıyoruz demektir.
İftarda çok yemek yediğimiz takdirde teravih namazını kılarken çok büyük zorluk çekeriz. Sadece bu düşünce ile bile iftarda ölçüyü kaçırmamak elzemdir.
İftarda olduğu gibi sahurda da aşırı yemek doğru değildir. Çünkü oruç tutmakta maksat nefsimizi terbiye etmektir, onun arzu ve isteklerini sınırlandırabilme direncini kazanmaktır. İftar ve sahurda aşırı yemek yemek dinen de caiz değildir.
RamaZAM: Ramazan zamları!
Ramazan’da tüketimin artması bu yönlerden bakınca oldukça düşündürücü geliyor bize. Ama esas düşündürücü gelen şey Ramazan gelirken zamların da birbiri ardına gelmesi, Ramazan’ın RamaZAM haline getirilmesi! Yani Ramazan zamları ile vatandaşın alın teri ile kazandıklarının bir kısmının cebinden haksız ve hukuksuz olarak alınması. RamaZAM, yani Ramazan zamları…
Zaman zaman yemek yemek için gittiğim bir lokantaya geçen yılın Ramazan ayında bir akşam iftar açmak için de gitmiştik. Ramazandan önce gittiğimizde sipariş verdiklerinizin yanında ücretsiz olarak salata veriliyordu. Ramazan’da gittiğimizde ise salatanın ücretlendirildiğini hem de 4 lira gibi bir fiyatla satıldığını görünce şoke olduk. Suyun fiyatı da iki katına çıkarılmıştı. Tabii ki o lokantaya bir daha gitmedim. Bu tepkimi de o günlerde yazdığım bir köşe yazısında dile getirdim.
Manevi kazançları bırakıp maddi kazançlar peşinde koşuyoruz
Ramazan ayı boyunca manevi kazançlarımızı arttıracağımıza maddi kazancı tercih etmeye başlamış ve maalesef Ramazan’ı manen bir kazanç ayından daha ziyade bir kayıp haline getirmişiz. Birçoğumuz bu durumun farkında bile değil.
Eğer bizler gerçekten iman etmiş insanlar isek Ramazan’ı dünyalık kazançlar için acımasız bir fırsat dönemi olarak görmemeliyiz. Ben şahsen, bir Müslümanın Ramazan ayı münasebetiyle zam değil ancak indirim yapabileceğine inanmaktayım.
Dünyada veya ülkemizde meydana gelen fiyat artışlarının zorunlu kıldığı ayarlamalar haricinde zam yapılmasını, Ramazan’ın vatandaşın cebindeki paranın bir bölümünü haksız bir şekilde ele geçirme fırsatı olarak algılanmasını kabullenemiyorum.
Ramazan’da haksız ve hukuksuz kazanç peşinde koşmak münasebetsizliktir
Eğer Ramazan’da insanlar daha çok tüketiyorlarsa bu halihazırda satış yapan her kesimin bir şekilde daha çok kazanacağı anlamına gelir. Hal böyleyken bu aç gözlülük, bu dünyalık biriktirme, bu haksız ve hukuksuz olarak daha çok kazanma hırsı niye?
Hangi insaf sahibi, Ramazan öncesinde ücretsiz olarak müşterilerine verdiği salatayı Ramazan münasebetiyle 4 liradan satıp, ardından teravih namazını gönül rahatlığı içinde kılabilir ki?
Ramazan geldi diye önemli bir kısmımız daha çok tüketmeye, ticaret ile uğraşanlarımız da zam yapmaya meylettikçe biz daha çok “Ramazan’da oruç tutuyor, müthiş sevaba giriyoruz” diye kandırırız kendimizi.
Eğer yanlış düşünüyor veya yanlış ifade ediyorsam, lütfen beni düzeltiniz. Yok eğer doğru söylüyorsam ve bu yazının içinde geçen kimi yerler biraz da sizi tarif ediyorsa lütfen kendinizi düzeltiniz!
İki haftadan biraz daha fazla bir zaman kala RamaZAMsız bir Ramazan diliyorum.
SEZAİ ŞEN
(Bu yazı Eskişehir’de yayımlanan ŞEHİR Gazetesi’nde de yayınlanmıştır)
Yorumlar Yunus Onurlu* Yazınızın altına imzamı atmak istiyorum Sezai Bey! Ne yazıkki nefsimizi terbiye etmemiz gereken bir ay olan mübarek Ramazan ayında daha çok tüketiyor, daha çok israf ediyoruz. Ramazan ayında ekmek israfı da artıyor ne yazıkki! Sıcak sıcak alınıp yarısı çöpe atılan pideler de bunun kanıtı değil mi? Ramazan ayı zam ayı olmamalı! Sevap kazanacağına büyük günaha giriyor fiyatları arttırarak bazı haris tipler! Allah hepimizi ıslah etsin! Hamdolsun ben ramazan'da daha az yiyor, israf da etmiyorum.gençP güzel yazmışsınız size katılmamak mümkün değil.M.SALİH RAMAZANI ŞERİFLERİNİZ MÜBAREK OLSUN ARKADAŞLAR.ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN.AMİNkabardey gıda fiyatlarındaki en ufak bir artışa feveran edenlerin tatil beldelerinde bir gecede harcadığı parayla beş kişilik bir aileye ramazan ayı boyunca iftar yemeği verilir,açın bakın gazete sayfalarına islami koşuullara uygun tatil yapma fırsatı sunan otellerin bir gecelik ücreti ne kadardır,felanca zadelerin uğrak yeri olan lokanta ve benzeri mekanların bir lokmalık yemekten istedikleri ücret ne kadardır,türlü cemaat ve oluşumlardan kendi hesabına çıkar sağlayan sözde müslümanların paraya para demedikleri zamanımızda peygamber mesleğiyle uğraşan esnaflarımızla kimseler uğraşmasın,,hele hele devlete sırtını dayamış olan MEMURRRR kesimi,,,Leyla Taş Sezai Bey'in yazısı maalesef Müslüman geçinen esnafımızın aslında Ramazan gelince neden sevindiğini gözler önüne seriyor. Gerçekçi olmalıyız. Ramazan kar oranını artırarak para kazanma zamanı değildir. Bir Müslüman Ramazan'da zam yapmamalı,tam tersine indirim yapmalı.kabardey hoş geldin ey şehr_i ramaZAM başlığı altında fırsattan istifade gün kotarılmış ,günü kotaran şahsın okuru kalkmış bana kendime gelmemi beyan buyuruyor,oysa bilmiyor ki ben kendimdeyim ticaretin içinde bir küçük esnafım,,bayramı seyranı olmayan,tatil nedir bilmeyen,kendi parasıyla rezil olmakla karşı karşıya olan bir küçük esnaf,,lafı ne uzatacam beeee,,,HOŞ GELDİN EY ŞEHR_İ RAMAZAN SEFALAR GETİRDİN ,SAHİ SEN NE İYİ ETTİNDE GELDİN GELDİN DE GÖNÜLLERİMİZİ ALABİLDİĞİNE GENİŞLETTİN,,,,,,M.SALİH KABARDEY SİZE HİÇ KATILMIYORUM RAMAZAN AYI FIRSAT AYI DEĞİLDİR LÜTFEN KENDİNİZE GELİNİZ.kabardey köşe yazısı için atılan başlık hiç de şık olmamış,,ayrıca, esnaf ramazan münasebetiyle bir ay kadar kar marjını(bir kaç kalemde)yüksek tutacak diye onu yerden yere vurmakta ne oluyormuş,,yokk öyle yapmasınlar bu ay mübarek bir aydır desinler ve yılın yarısında yatan,pinekleyen diğer kesimlere ramazanlıkları bedavadan dağıtıversinler,,sabahın yedisinde işe koyulan esnaf iftar saatine kadar siftah yapmasın iftar saati gelincede ürünlerini sevabına MEMURRRRLARIMIZA DAĞITIVERSİN,,NEDE OLSA AYLARDAN RAMAZAN PARA KAZANMAK GÜNAH,,M.SALİH Bende SEZAİ ŞEN BEY'e teşkkür eder ve aynen kendisine katıldığımı belirtmek isterim.zira ramazan ayı yoksulun derdine derman ve nefislerimize terbiye vazifesi olması gerektiği halde çoğumuz aldırış etmeden fırsatçılığa başvuruyoruz.ne kadar vahim bir durum kendi halimize üzülüyor ve utanıyorum insanlık bu olmasa gerek.niçin kendimizi kandırıyoruz hesap vereceğimizi bilip öyle ramazan ayını karşılayalım haksızmıyım sizce.saygılar.SEZAİ ŞEN BEY'E TEKRAR TEŞEKKÜR EDERİM BÖYLE UYARILARDA BULUNDUĞU İÇİN.ÇÜNKÜ ÇOK ÖNEM GEREKTİREN BİR HUSUSTUR.
39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?
İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.