CHP lideri Baykal’ın, son grup toplantısında yaptığı konuşma, hiç de uzlaşma arayışlarına hizmet eder nitelikte değildi. Mehmet Ali Bulut
Zaten Baykal’ın herhangi bir meselede uzlaştığı da görülmüş değil. Çünkü siyasi varlığını, şu zıtlaşma ve çekişmelere borçludur.
O yüzden hırçınlaştıkça hırçınlaşıyor… Tahrikin, tahkirin, tezyifin bini bir para…
Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alınanları masum, hükümeti cani addediyor. Yaptığı konuşmayı ben kendisine iade etsem, savcılar hakkımda takibat başlatır.
Ama bir şey söylüyor ki, bence o doğru.
Diyor ki Baykal, "Türkiye'de laik cumhuriyetin savunucuları korkutulmak, etkisizleştirilmek isteniyor. İlk kez devletin katkısıyla (laik cumhuriyetle) hesaplaşma yapılıyor."
O bunu bir felaket gibi algılıyor ama millet yıllardır böyle bir şey bekliyordu zaten.
Baykal, bu milletin, önünde sonunda -Cumhuriyetle değil ama-, onu canından bezdiren zındıka komiteleriyle (masonlar, gizli komünistler vs), bu komitelerin gönüllü tetikçiliğini yapan laikçi kadrolarla ve milletin iradesini yok sayan cuntacı, dayatmacı ve darbeci zihniyetlerle, -en masum ifadesiyle- İslam’ı ve onun muazzez peygamberini tezyif eden CHP’li kadrolarla hesaplaşmayacağını mı sanıyordu?
Tarih hangi zulmü ve zorbalığı affetti ki, CHP ve ‘Atatürkçülük’ maskesi altına gizlenerek yıllardır milli ve manevi değerlerini tezyif eden şu gizli din ve millet düşmanlarını affetsin...
Baykal bilmez ama Bediuzzaman taa 1946’da dönemin CHP Genel Sekreteri Hilmi Uran’a yazdığı bir mektupta, ‘aman dikkat edin, gizli bir zındıka komitesi partinin dimağını ele geçirmeye çalışıyor” diye ikaz etmişti.
Onu kaale almadılar. Sonunda, dimağı ele geçirilen CHP, bugün halk nezdinde İslam ve Osmanlı düşmanlığını prensip edinmiş birtakım gizli açık örgütlerin şemsiyesi haline geldi.
Bugüne kadar, laikçi zorbaların, darbeci despotların, millet iradesini hiçe sayan cuntacıların altına sığındıkları şu şemsiye artık, milletin estirdiği fırtınaya dayanabilecek özelliğini yitirmiş bulunuyor.
Evet, bu millet hesaplaşıyor. Onu bütün bütün sukut ettirmek, tarihini lekedar etmek ve İslamiyet ile bağlarını kesmek isteyen komitacılar, cuntacılar ve darbecilerle hesaplaşıyor. CHP şu hesaplaşmada milletin karşısında yer almayı seçti.
Millet yakaladıklarını adalete teslim ediyor. Sizin geçmişte yaptığınız gibi özel mahkemeler, fevkalade mahkemeler de kurmuyor. AK Parti’ye kapatma davası açtıkları için alkışladığınız adalet kurumlarına teslim ediyor.
Öyleyse sizin bu feryadınız neden? Bu kadar hırçınlaşmanızın sebebi ne? Yoksa bugüne kadar yapılan ve hepsi CHP’nin hanesine yazılan zulümlerin gelip sizi bulacağından mı korkuyorsunuz? İnsanlar zulmedebilir ama meraklanmayın, kader adalet eder…
* * *
Elbette bu, bir iktidar kavgasıdır. Türk milletinin, ‘iradesini ipotekten kurtarma’ kavgası!
Dünyanın toplam gidişatını etkileyecek şu kavganın gizli - açık çok taraftarları olacak elbet. Elbette Amerika da, İngiltere de, Almanya da, İsrail de, İran da… şu kavgaya bigane kalmaz.
Çünkü şu milletin diniyle, imanıyla, tarihiyle yeniden buluşması, kesinlikle 21. yüzyılın mukadderatını değiştirecektir. Bunu herkes bilir. Amerika da bilir. Dolayısıyla şu kavganın içinde olmaması imkânsızdır.
Ve tabii bilir ki, önünde sonunda bu kavganın galibi millet olacaktır. O da bundan pay almak için milletin yanında görünür gibi yapacaktır. Ağzını eğip büküp bir şeyler söylemesi bu yüzdendir. Her açıklaması ‘tavşana kaç tazıya tut’ şeklindedir.
Herkes o beyanatları kendi istediği gibi anlıyor nitekim. Şimdi diyorlar ki AK Parti dış destek alıyor. Mümkündür. Ve büyük ihtimalle, el altından da zaten kendi beslemeleri olan şu darbecileri ve cuntacıları destekliyordur.
Bakmayın siz onların ‘ulusalcı’ falan olduğuna. İyi bir siyaset stratejisinde en iyi taraftar, ahmak muhaliftir. Türkiye’de bugüne kadar hangi darbe Amerika’nın izni olmadan yapıldı ki?
Evet, millet hesaplaşıyor. Hazırlanışı ve millete zorla dayatılması da hesap edilirse 150 yıldan bu yana devam edegelen bir kavganın son hesaplaşmalarıdır yaşananlar…
Kader, millet adına şu hesaplaşmayı yapmak üzere R. Tayyip Erdoğan’ı görevlendirdi. Layıktır değildir, bu artık bir anlam ifade etmiyor. Erdoğan’ın şahsi ve siyasi birçok kusuru da olabilir. Neticede o da bir insandır.
Ama millet, herkese ve her şeye rağmen onu alıp şu mücadelenin lideri yaptı; “gel benim adıma bu kavgayı sen yürüt” dedi. O, kendisini şu hesaplaşmanın içinde buldu. Tıpkı Talut gibi… Elbette onun etrafında da yiyiciler, çıkarcılar, menfaatçiler, sahtekârlar, yanlış adamlar olabilir.
Nitekim Talut’un etrafında dört bin kişi vardı, ama nehri geçenler –yani tam manasıyla düzgün olanlar- sadece 314 kişiydi. İşte Talut, o ceberut, baskıcı, zalim Calut’u, içinde Davut (as)’ın da bulunduğu o 314 kişi ile yendi. Bedir’de savaşanlar da 314 kişiydi…
Esasında ‘Calut’ların baskısı ne kadar güçlü olursa olsun, önünde sonunda bir ‘Talut’ çıkıp onu alaşağı eder. Tedbir de çare etmez.
Her şey bir miktar iledir. Zulmün de, baskının da, tıpkı gece ve gündüz gibi bir miktarı vardır. Güneş’in doğma zamanı geldi mi onu hiçbir şey doğmaktan alıkoyamaz.
Şu baskıcı düzenin (tağut) en fazla 80 yıl hakimane devam edeceği haber verilmişti. Öyle de oldu. Güneş –millet iradesinin hakimiyeti- yükselmeye başlayınca onu durdurmak istediler.
Nitekim, şu baskıcı rejimin sürdürülmesinden yana olanlar, halkın (yani Tayyip Erdoğan’ın) ayak seslerini duydular. O yüzden önünü kesmek istediler. Yasaklı kıldılar. Ama millet dayattı.
Siyaseten men ettikleri halde, onu zorla getirip yeniden siyasetin içine sokan halk, şimdi de cuntacıları ve darbecileri tasfiye etmeye karar vermiş görünüyor. Bunu ne Baykal önleyebilir, ne TSK... Zaten kendisi de biliyor artık darbe zamanının geçtiğini.
Hâlâ anlamıyorlar, ‘CHP’nin estiğim estik kestiğim kestik devri’nin kapandığını! Son çareleri Ak Parti’yi kapattırmak!
Dilim varmıyor ama nerede ise ‘Keşke!’ diyeceğim.
Çünkü o zaman milletten merhamet görmeye de hakları kalmaz!
(Bir sonraki yazıda şu ‘uzlaşma’ konusuna bakalım inşallah)
Yorumlar Yusuf Alper Bu ara kıymetli ağabey sizi değişik tv kanallarında da izleme şansı bulmaya başladık... Allah razı olsun istifade ediyoruz... Keşke bir de program yapsanız...Ü.AKKAYA MEHMET ALİ B. BEYİN KİTAPLARI VAR MIDIR?SAYGILARNADİR Süleyman Sefer Cihan..Biraz daha detay..Önemli çünkü..ERgenekon'un perde arkası, öfkeli-derin isimlerinden o. Sağ kolu VELİ KÜÇÜK, SOL kolu Gladyonun çelik çekirdeği olan TMT kurucusu RAUF DENKTAŞ!..Tercüman Gazetesi’nin Berlin bürosunda gazeteciliğe başlayan S.Süleyman Cihan, 1970’lerin sonunda Türkiye’ye geldiğinde İstanbul’daki Batı Trakya Türk Derneği’ni aktif hale getirdi ve 1983’te Batı Trakya dergisini kurdu. Derginin ilk sayılarının kağıdını sağlayan kişi Tercüman’ın sahibi Kemal Ilıcak’tı.
Süleyman Cihan’ın o tarihten bu yana kesintisiz olarak yayınını sürdürdüğü Batı Trakya dergisinde geçtiğimiz yıl ilginç bir gelişme yaşandı. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, derginin yayın kurulu başkanı oldu ve burada yazılar yazmaya başladı. Cihan, Veli Küçük ile olan ilişkisinin nasıl başladığını şöyle anlatıyor:
“Biz Veli Paşa ile Edirne’de komutan iken tanıştık. Binbaşı idi ve Jandarma Komutanı yardımcısıydı. Ben oralarda dergi dağıtıyordum. Ziyaretine gittim. Batı Trakya’yı ve Bulgaristan Türkleri’ni bilen milliyetçi bir komutandı. Dostluğumuz devam etti. Ordudan emekli olur olmaz dergiye çağırdım. Ancak geçtiğimiz yıl ikna ettim.” Cihan, Veli Küçük’ün de Balkan Türkleri’nden olduğunu, dedelerinin çok eskiden Türkiye’ye geldiklerini belirtip, “Veli Paşa, dış Türkler sevdalısı. Bu konuda çok birikimi var” diyor.
Süleyman Sefer Cihan’ın ismi Türkiye’de hem Batı Trakya Türkleri hem de Kıbrıs ile özdeşleşti. Kıbrıs harekatına katılmış bir gazeteci olan Cihan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la yakınlığını "baba-oğul ilişkisi" diye tanımlıyor. Denktaş; 1950'li yıllarda Kıbrıs'ta İngiliz Otello-Hamlet mason locasına üye olmuş. Rum Lider Glafkos Klerides'le birlikte, aynı locaya...Zaten Denktaş'ın Gladyo-Ergenekon-TMT ne ise serüveni o yıllardan itibaren başlıyor ya. Bağlı olduğu Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu'nu kuran general Ali Daniş Karabelen'le başlayan yeminli sır kardeşliği!..Karabelen'i özel olarak ABD'liler yetiştirmiş; Türkiye'de ve Kore'de..Daniş Karabelen'in kitabını-biyografisini yayınladılar, kızı Özcan Atamert (eşi subay Kadir Atamert, İsmail Hakkı Karadayı'nın sınıf arkadaşı idi, geçenlerde öldü..) ile ölen tarihçi CEMAL KUTAY grubu!..İntenetten bulabilirsiniz!..Türk Gladyoyu daha iyi tanımak için..Nadir Tüfekçi İşte o üç fotoğraf: Ergenekon Fotoğrafları içinde Veli Küçük ve Muzaffer Tekin gibi kişilerin yannda üç kişi daha vardı. Biri Emin Şirin. Şimdi üzerinde durmayacağım..Biri de; T.Çömez. Diğeri; Süleyman Sefer Cihan. Çömez; ulusalcılarla ANKARA ENSTİTÜSÜNÜ kurdu. Belçika'da Enstitü ile de yakın teması var. Şu an da oralarda olsa gerek...Adresi ve web sitesi internette var. İkinci isim Süleyman Sefer Bey de, ÜMİT ÖZDAĞ başkanlığında 21. YÜZYIL Enstitüsünü kurdu. Yine Ankara'da. BJK yönetimlerinin gediklilerinden olan S.Sefer, S. Seba'nın yakın arkadaşı. Ama daha önemlisi; bugün ERgenekon'dan tutuklu bulunanların çoğu yakın dostları, mesai arkadaşları. Mesela Kemal Kerinçsiz dahi yazarları. 21. Yüzyıl Enstitüsü hakkında da internette bilgi ve web siteleri var. S.Sefer kim? Kendisi anlatıyor:
İskeçe’ye bağlı Şahin köyündenim. Bu köy, artık tüm Batı Trakya’nın öncülüğünü yapıyor. Yunan ile bu bölge için tarihte çok kavgalarımız oldu. Yunan, “O bölge Türk değil; Pomak” diyordu....
Almanya’da 25-26 dernek ve bir federasyon var. Berlin’deki ilk derneğin kurucusu benim. Diğerleri zincirleme olarak kuruldular. 1977 yılında Türkiye’ye döndüğümde Batı Trakya Dergisi’ni oluşturdum. Rumeli Federasyonu’nun üyesiyim. Batı Trakya Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu’nda 3 yıl görev yaptım. Zeytinburnu’ndaki Batı Trakya Spor Kulübü’nün kurucusuyum. Ama Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği beni 1986’da bazı nedenlerden dolayı ihraç etti...MHP’liyim. Batı Trakya Derneği’ni kapattıktan sonra uslu durmadım. Berlin’de Türk Ocağı vardı. Bir grup arkadaş bir araya geldik. Doğu Almanya Duvarının karşısında büyük bir yer tuttuk. Berlin Büyük Ülkü Derneği’ni kurduk. " İşte S.Sefer beyin yayıın organları; yazar,çizer-aydın çevresi:
http://www.y-tm.com/
http://www.21yyte.org/tr/yonetimkurulu.aspx
http://www.yenibatitrakyadergisi.com/tr/GeneralContent.aspx?GeneralContentID=6
Yeni Batı Trakya'nın Hukuk müşaviri de Hasan Gürbüz bey..mehmet umay sayın mehmet ali agabey senin yzaılarını okuyunca moral buluyoruz inşallah biz de güzel günler göreceğiz Üstad'ın işaret ettiği gibiAdem TOPRAKOĞLU Yine gerçeler ve yine çok güzel bir yazı..inşaallah Türkiyemizin güzel günlerini görenlerden biri de ben olurum....gel ki artık kalmadı dizlerimizde derman..Adem Ünalan Ergenekon Operasyonu; Ülkü Ocaklarına da uzanıyor!..Devlet Bahçeli'nin neden Ocakların bir an önce kapatılmasını istediği ortaya çıktı..İşte EGE'yi haraca bağlayan, çok sayıda Ergenekoncu SAYGIN kişilerin himaye ettiği Ahmet Tekin Baykal Operasyonunda 2. Perde..Haberi, en güzel bugünkü YENİÇAĞ vermiş: Jandarmadan şafak baskını ...
AydIn’daki çiftliğine 100’e yakın polis ve helikopterlerle baskın yapılarak çete kurmak suçundan 50 adamıyla birlikte gözaltına alınan Ahmet Tekin Baykal’ın soruşturması yeni operasyonlarlarla genişletildi. Jandarma; İzmir, Çeşme, Aydın ve Kuşadası’nda düzenlediği “Şafak” harekatı ile çete operasyonunu sürdürdü. Aralarında eski Ülkü Ocakları Ege Bölge Başkanı Abidin Bilgin ile eski İzmir Ocak Başkanı Mahmut Keskin’in de bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan Bilgin 2005 yılında da bir çete operasyonu sonucu tutuklanmıştı...Yeniçağ, kendisine Ergenekon Operasyonu korkusu saran Kıbrıs İngiliz Otello-Hamlet mason locası üyesi, Gladyonun çelik çekirdeğini oluşturan TMT'nin kurucusu ve koordinatörü Rauf Denktaş'ı da haber yapmış. Zaten yazarları!
ahmet akkuş Mehmet Ali Ağabey gene muhteşemsin.Allah razı olsun sizden.güzel bir yazı kaleme almışsınız.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
Gülen ile Amerika'da yapılan uzun görüşmeler sonucu, yayıma hazırlanan Faruk Mercan'ın geniş gazetecilik çalışması...Titizlikle hazırlanan bu kitapta; Gülen'in çocukluğundan bugüne, sıradışı ve etkileyici hayatını yer yer kendi ağzından yer yer yazarın ağzından okuyacaksınız.
Uzun yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafında kurulan iftar çadırları, ABD'ye kadar ulaştı. Milky Way Education Derneği tarafından bu yıl ilk kez New Jersey Clifton Park'ta kurulan iftar çadırına; Müslüman Türk toplumu yoğun ilgi gösterdi.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...