gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Bir asteğmenin günlüğünden, terör niçin bitmiyor?
Aktütün karakoluna yönelik terör saldırısı için 5. Saldırı dedik ama yanılmışız. Değil beş, ...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Aktütün, Karatütün...
Acımız çok büyük: Hakkari/Şemdinli'deki Aktütün jandarma karakoluna teröristlerce girişilen saldırıd...

Harun Tokak

Harun Tokak Ramazan çocukları
İlk görev yerim küçük bir kasabaydı. Liseden mezun olduğum yıllar… İçimde ilk defa gurbe...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Washington-New York arasında birkaç küçük not
Amerika’da din konusunda kalem oynatan muhabir ve yazarlara yardım amaçlı kurulmuş bir kuruluş...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi İyi gözetlemeler komutanım!
Astsubay Çavuş Hasan Önal. Uzman Çavuş Cahit Yıldırım. Uzman Çavuş Selçuk Can.

Halit Esendir

Halit Esendir Deniz Feneri Almayna Türkiye savaşı
AK Parti başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Doğan grubu gazetelerinin Almanya’da...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu Anti terör konsepti
Aktütün Karakolu’na yapılan terör saldırısı Türkiye’de akl-ı selim olanlar dahil herke...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut Neden askerler hiç mesul olmazlar?
Ben bu yazıma “Geçmiş bayramınız mübarek olsun” diye başlayacaktım. ...

Sezai Şen

Sezai Şen Hoşgeldin Ey Şehr-i RamaZAM
Lafa gelince “Yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye” oluruz ama acaba icraata gelince d...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Ömür denilen şey...

Nuh Gönültaş
İnsan yaşlandıkça, vücut hatları yuvarlaklaştığı gibi fikir ve düşüncelerindeki sivrilikler de zamanla yuvarlaklaşıyor.
Nuh Gönültaş

İnsan kırk yaşını geçince hayata daha bir sükunet içinde ve anlamaya çalışarak baktığı için olacak daha pozitif sonuçlara varıyor!

Negatif limanlardan pozitif sulara yelken açıyor.

Oysa gençlik öyle mi?

Gençlik pek bir acelecidir ve hissidir.

Herşeyin hemen olmasını ister.

Bütün dünyayı kendisine amade sanır.

Kendisinin vazgeçilmez olduğunu düşünür.

Oysa dünyada vazgeçilmezlik diye bir şey yoktur. Fransızların "Paris mezarlığı" diye başlayan sözü gerçektir: Bütün mezarlıklar kendisini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur.

Evrenin temel kanunlarındandır tedricilik.

Her şey yavaş yavaş, azar azar, belli bir süre içinde gerçekleşir.

Tezcanlılık denilen şey şey sadece bir gençlik arzusudur!

Sabır ise güzeldir.

Bugün istediği şeyin bir an önce olmasını isteyen, aceleci, bir o kadar da heyecanlı gençlerle karşılaştığımda onlara "Siz benim 15-20 yıl önceki halimsiniz" diyorum.

Biraz şımarık, biraz küçük dağları ben yarattım havasında, biraz da acziyetinin farkında olmayan bir acuze gibi...

Gençliğin yerini yaşlılık aldıkça Yunus gibi söyleniyor insan. Sanki Yunus bu sözü bütün insanlık için söylemiş: Geldi geçti ömrüm benim/ Şol yel esip geçmiş gibi/ Hele bana şöyle gelir/ şol göz yumup açmış gibi.

20 ile 30 arasını hatırlıyorum. İyi dostlar arasında geçti. 30'undan sonra biraz kendi başıma kaldım. Büyüyor ya insan... "Ben" demeye başlıyor. 30'dan 40'a nasıl geldim, aradaki on yıl nasıl geçti, ciddi söylüyorum pek bir şey anlamadım.

Herkese mi böyle oluyor bilmiyorum. Hayatın bazı zamanları hızlı akıyor. Zamanın izafiliği içinde hayatımınız izafiliğimidir nedir bu, anlamıyorum!

Anladığım ve öğrendiğim şu, dünya sadece üzerinde yaşadığımız yer küresi değildir.

Şu yaşadığımız hayat, varolan şu dünya bundan başka hayatların ve dünyaların varlığına delildir.

Bu anlamda bu dünya ahiretin mukabili ve önceki durağı olmalıdır.

İnsanları kendine bağlayan, başlarını döndüren ve bir kısmına yaratılış amaçlarını unutturan bir dünya...

Ve tabii kişinin ölümü kendi kıyametidir.

Öleceğiz ve kıyametimiz kopmuş olacak: Ağaç ata bindirirler/ abirden yana gönderirler/ Yer altına indirirler/ Kimseye ayrı-gayrı görmez ola...

Sonra... sonrası da Derviş Yunus'dan:

O gözler ve o kaşlar/ O inci gibi dişler/ O tenler ve saçlar/ Yılan çıyan içinde/ Bütünüyle çürümüş eller/ O dudak ve o diller/ O sevgili oğullar/ Kalmış toprak içinde...

Anmazmısın sen şol günü cümle alem üryan ola/ Ne ata oğula baka ne kardaştan derman ola/ Dağlar yerinden ayrıla heybetinden gök yarıla/ Yıldızın bendi kırıla yere düşe perran ola/ Yunus seninki bu sözün kan yaş ile doldu gözün/ Ol hazrete tuta yüzün yine derman andan ola...



19.Temmuz.2008 23:02:30

Puan: 4.5/5 (37 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Aycan Polatkan
Yar Sav Başkanının açıklamasını dinledim. Özel yaşam ve gizli diyor; sözkonusu resmi rapor için. Doğrudur..Ancak Sayın Başbakan'ın sağlık durumuyla ilgili en gizli belgeleri medyaya verenler, başta Hürriyet Gazetesinde yayınlatanlar hangi güç odaklarıydı?.YAR SAV Başkanının da içinde bulunduğu odak değil miydi? O zaman YAR SAV, HSYK, Barolar; Başbakanın en gizli, özel sağlık yaşamıyla ilgili belgeleri yayınlayanlara ne tepki göstermişti? Daha alkış tutmuşlardı! Başbakanına RTE diyen hayasızlar! Başbakanlarının güvenliği hiç önemli değil! Yabancı ülke ajanları nüfuz etsinler; gebertsinler! Devlet yerin dibine batsın! Laik Cumhuriyet yıkılsın! 70 milyonun canı cehenneme! Yeter ki kirli laikçi cunta ve laikçi militan oligarşi ayakta kalsın! Hitler',, Mussolini'yi, Stalin'i az bulan mandacı mason faşistler; ülkenin teraltı yerüstü kaynaklarını yağmalamaya devam etsinler!..Yar Sav Başkanının, Baroların başka bir kaygısı var mı?..Laiklik, Atatürkçülük vs. hepsi de iğrenç birer maske, kamuflaj! Uyan ey Türkiyem; Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini oku ve ayağa kalk!..
   OĞUZ
Bizde Üniversite Reformu: Türk Bilim Adamlarının Üniversiteden Alınıp Yerlerine Göçmen Yahudi Bilim Adamlarının konulması... "Üniversite reformunun 75. yılında... Ernest E. Hirsch 1902 yılında Yahudi bir anne babanın çocuğu olarak Almanya’da, Goethe’nin evinin bulunduğu sokakta dünyaya geldi. Kendisini bir Alman gibi hissetse de ebeveynleri Yahudi geleneklerine bağlı, ‘kaşerut’a uyan bir aileydi. Ernest E. Hirsch hukuk eğitimi aldı ve 1924 yılında hukuk doktorasını başarı ile tamamladı. Hirsch, 1927 yılında Frankfurt Main Üniversitesi’nde Ticaret Hukuku Kürsüsü’nde öğretim üyeliği görevinde bulundu. 1932-33 yılında Nasyonal Sosyalistlerin iktidarı ellerine geçirmeleri üzerine Ernest E. Hirsch’in yargıç ve hocalık görevine tazminat ödenmeden son verildi. Hirsch, burukluğunu, “kalbim kırık ruhum yaralı” sözleri ile ifade eder. Artık Almanya’da yaşaması mümkün değildir, kitapları, piyano ve kemanı hariç her şeyini satıp trenle Amsterdam’a gider. Flamanca öğrenip Amsterdam Hukuk Fakültesi’nde ders verme hazırlıkları yaparken kendisine İstanbul Üniversitesi’nden Ticaret Hukuku Kürsüsü’nün başına geçmesi önerilir. Prof. Ernst E.Hirsch’in anıları TÜBİTAK Pöpüler Bilim Kitapları tarafından, 1997 yılında, “Anılarım / Kaiser Dönemi, Weimar Cumhuriyeti, Atatürk Ülkesi” adı altında yayımlandı. 1933 sonbaharından itibaren çok sayıda bilim adamı, sanatçı aileleri ile İstanbul ve Ankara’ya göç etti. 800’den fazla Alman mülteci savaş yıllarını Türkiye’de geçirdi. Prof. Andreas B.Schwarz ile Maarif Vekâleti arasında 6 Temmuz 1933 tarihinde 58 Alman bilim adamının Türkiye’ye gelip İstanbul Üniversitesi’nde çalışmalarına izin veren bir protokol imzalandı. Prof. Ernest E.Hirsch bu bilim adamlarından sadece biriydi. Schwartz, İstanbul’daki ilk günlerini şöyle anlatır: “Daha ekim ayı çıkmadan, hemen bütün arkadaşları, aileleri, diğer yakın akrabaları ve asistanları ile İstanbul’a geldiler. Onları her yerde, Taksim’de, İstanbul Caddesi’nde, camilerde ve müzelerde, vapurlarda ve Adalar’da özellikle de kumsallarda görmek mümkündü. Çoğunluğu kendilerini istemeyen Almanya’dan, bir kısmı İngiltere’den, ucuz ve kalabalık Paris pansiyonlarından geliyorlardı. Türkiye’de ise misafirperver bir milletin arasında, serbest, saygı duyulan ve her istekleri karşılanan göçmenler olarak yaşamaya başladılar.” Bir süre önce araştırmacı/gazeteci Nüket Aşkın, “Son Devrim” adlı kitabını tarafıma gönderme nezaketini gösterdi. Taha Akyol girişinde şöyle yazmakta; “1933 reformunun, en önemli özelliklerinden biri Hitler barbarlığından kaçan Yahudi bilim adamlarının üniversitemize bilimi ve bilim zihniyetini getirmesidir. Hem bu şekilde üniversitenin kapısı evrensel bilime daha çok açılmış, hem var olan profesör kadrosunda vahim bir tasfiye yapılmıştır.” Gerçekten araştırmada da belirtildiği gibi 1933 yılında başlayan üniversite reformu Mustafa Kemal’in Hitler Almanyası’nı karşısına alma pahasına gerçekleştirdiği son devrimdi ve bu devrim Türkiye’nin çağdaşlaşması yolundaki en önemli adımlarından biri olacaktı. Türk Hükümeti’nin kendilerinin kovduğu Yahudilerle ilişki kurduğunu öğrenen Hitler, 8 Mayıs 1933 günü Berlin’deki makamına hiddetle gelerek; “Benim ortadan kaldırmak istediğim bu Yahudi sürüsünü Mustafa Kemal koruyamaz” diye tehditte bulunur ve Atatürk’e “Bu komünist profesörleri ülkenize sokmayınız” mesajını gönderir. Oysa Mustafa Kemal bakanlarına; “Bir onbaşı beni cinayetlerine alet edemez” diyerek işlemlerin hızlandırılması talimatını verir..." 13 Ağustos 2008: Şalom. Yakup Borakas: Başyazar.
   Amande Leman
ORGANİZE İŞLER!... DAİMİ MİSAFİR CEM YILMAZ! İstanbul'un gözde semtlerinden Cihangir'de 'Çıplak Berrak' gerginliği! Cihangir Defterdar Yokuşu'nda oturan güzel oyuncu Berrak Tüzünataç'ın sosyal hayatı, komşularına "İllallah" dedirtti. Komşuları; gelenigideni hiç eksik olmayan, evde arkadaşlarıyla sabahlara kadar 'yüksek sesle' sohbet eden Tüzünataç'ı sürekli uyarmaktan bıkmış. Güzel oyuncuyu en çok ziyaret eden arkadaşının ise Cem Yılmaz olduğu söyleniyor! PERDELERİ HİÇ KAPATMIYOR! Önceki gece motoruyla Berrak Tüzünataç'a misafirliğe giden Cem Yılmaz, evden sabaha karşı 05.00'da ayrılmış. Komşuların Tüzünataç'la ilgili şikayetlerinden biri de güzel oyuncunun evinde çıplak dolaşması! Perdeleri kapatmadan evde çırılçıplak dolaşan Berrak, kendisini uyaran komşularına "Geri zekalılar size ne!" diye bağırmış. SABAHA KADAR HOŞ SOHBET! Cem Yılmaz, 'Organize İşler' filmindeki rol arkadaşı Berrak Tüzünataç'a haftada iki-üç kez oturmaya gidiyormuş. Komşular ikilinin sabahlara kadar sohbet ettiğini söylüyor. -Sabah -
   GÜVEN K.
Ergenekon-JİTEM-Faili Meçhuller düğümünün kilit ismi: Teoman Koman Paşa..Cavit Çağlar’ın sahibi olduğu Nergis Holding’in Yönetim Kurulu Üyeliği’nde de bulunmuştu. Neden Cavit Çağlar?.. Kaynak: http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=655 Servetlerini yurtdışına kaçırdıkları iddia edilen eski bakanlar Cavit Çağlar ve Şerif Ercan, Jandarma eski Genel Komutanı ve Milli İstihbarat Teşkilatı eski Müsteşarı Teoman Koman’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkında yapılan soruşturma sonuçsuz kaldı!.. Kaynak: http://www.zaman.com.tr/2002/03/17/haberler/h10.htm ...Onları yönlendiren, tıpkı PKK gibi içinden çıktığı, temsil ettiğini iddia ettiği insanları hedef alan, onlar için ölüm makinası haline getiren, müslüman olmaktan başka sıfatı olmayan insanları yine İslâm adına vahşice katlettiren birilerimi var? Ne adına ve niçin bu vahşet yapıldı? 1992 yılında zamanın MİT Müsteşarı Teoman Koman'a sorulan Hizbullah sorusuna Türkiye’de böyle bir örgütün olmadığı, PKK'ya karşı kendini savunan inançlı bölge halkının var olduğu ifade ediliyordu. Aynı dönemde Batman Emniyet Müdürü Öztürk Şimşek, Hizbullah kampının Jitem’e yakın kurulduğu, bu sebeble bir operasyon yapamadıkları ifadesi raporlara yansıyordu. İşin ilginç yanı PKK da Hizbulkontra da bu sistemin, bu toprakların ürünü. Öcalan da Velioğlu da, Siyasal Mezunu yani Mülkiyeli ve her ikisi de doğu kökenli. Anlaşılan verimli bir terör ortamına sahibiz. Legal yolların kapatıldığı, insanın en tabii haklarının ellerinden alındığı ortamlar terör ve istismar için bulunmaz iklimlerdir. Kaynak: http://www.ilkadimdergisi.com/139/haber-ahmet-taha.htm
   Tekin Ay
Ergenekon'u asıl aydınlatacak BİLGE adamlar üzerine neden gidilmiyor? Örneğin: Hemen hemen bütün toplantılarda Veli Küçük'ün sağındaki yerini alan; kasketli, takım elbiseli, paltolu, uzun boylu beyefendi olan Kıbrıs Milli Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Özenliler A.Ş. yöneticisi Yakan Cumalıoğlu, Rauf Denktaş, Kıbrıs'tan Hüseyin Macit Yusuf, Prof. Dr. Ertuğrul Zekai Ökte, Prof. Dr. Alparslan Işıklı(TÜMÖD Yöneticisi), Prof. Dr. İbrahim Çetin Yetkin, Prof. Dr. Ercan Çitlioğlu, Prof. Dr. Ahmet Örs, Prof. Dr. Yekta Okur, Nuri Çolakoğlu, Nail Güreli, Tufan Türenç, Prof. Mustafa Erkal, Prof. Dr. Turan Yazgan, Marmara Grubu Vakfı Başkanı Akkan Suver, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Prof. Dr. Ahmet Ercan, Prof. Dr. Sina Akşin, Servet Cömert Paşa, Cumhur Evcil Paşa, Hasan Kundakçı Paşa, Korkut Eken, Mehmet Ağar, Necdet Menzir, Teoman Koman, Yavuz Ataç, Mehmet Eymür, Sönmez Köksal, Şenkal Atasagun, Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Prof. Dr. Kemal Gürüz, Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök, Arslan Bulut, Sabahattin Önkibar, Tuğrul Keskin gören, Ali İhsan Gürcihan Paşa, İdris Koralp Paşa, Volkan Kaplama Paşa, Erdal SarıZeybek ve Osman Pamukoğlu Paşalar, Aziz Ergen, Tahir Tamer Kumkale, Oğuz Kalelioğlu, Altay Tokat, Necati Özgen, Ali Yalçın, Hasan Muratlı, Dursun Bak, İbrahim Fırtına, Aytaç Yalman, İsmail Hakkı Karadayı paşalar, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Ahmet Kurtaran, Hıncal Uluç, Onur Öymen, Aydın Doğan, Rahmi Koç, Ali Şen, Cavit Çağlar, Dr. Hasan Ünal, Prof. Dr. Ural Akbulut, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Prof. Dr. Bülent Berkarda, Prof. Dr. Nur Serter, Prof. Dr. Nazan Moroğlu, Prof. Dr. Necla Arat, Prof Dr. Aysel Ekşi, Prof. Dr. Türkan Saylan, Gülseven Yaser, Süleyman Sefer Cihan, Prof. Dr. Ümit Özdağ, Enver Altaylı, Behiç Kılıç, İrfan Ülkü, Zahide Uçar, Neval Kavcar, Mustafa Yıldırım, Cengiz Özakıncı, Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand, Can Dündar, Muhsin Yazıcıoğlu, Prof. Dr. Süheyl Batum, Sedat Bucak, Ruhat Mengi, İbrahim Şahin, Ertuğrul Ogan, E. Güven, Erol Çakır, N. Nihat Kubuş, Adil Serdar Saçan, Şevket Ayaz, Çevik Bir, Doğu Silahçıoğlu, ERol Özkasnak, Osman Özbek, Zeki Bingöl, Cevdet Saral, Osman Ak, Sadettin Tantan, Namık Kemal Zeybek, Bedrettin Dalan, Yaşar Okuyan, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Volkan Vural, Yekta Güngör Özden, Nusret Demiral, Nuh Mete Yüksel, Mümtaz Soysal, Yaşar Eroğlu, Engin Akçakoca, Ahmet Necdet Sezer, Nüzhet Kandemir, Bülent Orakoğlu, Cem Uzan, Aziz Yıldırım gibi..
   İlkay Sakarya
Medyanın mason üstadlarını es geçmeyin ha..Ergenekon'dan tutuklanan Doç.Ümit Sayın'ın mason belgeleri ve yazışmaları her şeyi çözüyor. Sayın'dan başka Ahmet Örs, Yekta Okur, Süheyl Batum, Tufan Türenç, Nail Güreli, Nuri Çolakoğlu, Prof. Ercan Çitlioğlu'nun da mutlaka ifadelerine başvurulmalı.
   YILDIZ
Video - P2 Mason Locası !!! İzleyin - Akilli.Tv - Türkiyenin ilk ...video P2 Mason Locası !!! İzleyin İtalyadaki P2 mason locasının faaliyetleri yorum sizlerin. www.akilli.tv/video/58311/P2-Mason-Locasi
   Özer Akçin
İdil Çeliker, Hıncal Uluç'u anlatıyor: 'Pişmanlık com' diye bir site duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü tamamen Füsun Önal'ın uydurması. 'İtiraf com' da herkesin içinde kalanları patır patır anlatmasına öyle özenmiş ki; eline aldığı kalemi geçmişin tam göbeğine batırıvermiş. Ankara'da olduğu yıllarda, o dönemin çoook popüler bir topluluğu olan 'Modern Folk Üçlüsü'nden Ahmet Kurtaran'lar oturuyormuş. Bu meşhur üçlünün menajeri de Hıncal Uluç'muş. Gerisi Füsun'un kaleminden: Siyasal mezunu Hıncal, 'Delta Reklam'da çalışıyor, bir yandan da Modern Folk Üçlüsü'nün konserlerini organize ediyordu. O yıllarda gece çıkmak için, ailece görüştüğümüz Ahmet Kurtaran, grup arkadaşları ve menajerleri Hıncal Uluç imdadıma yetişiyordu.. Hıncal'la işte o zaman aramızda bir yakınlaşma olmuştu. Ben, oldum olası kendimden epey büyük erkeklerden hoşlanmışımdır. Belli bir tipim de yoktur, yeter ki 'uzun boylu' ve kültürlü olsun... Sonra ben İstanbul'da yaşamaya ve sahnelere çıkmaya başladım. Hıncal'la yazışıyorduk. Bana şuşu diyordu. İstanbul'a geldikçe bir yerlere gidiyorduk. En büyük hatalarımdan birini onunla çıktığımız bir gece yaptım. O zamanın 'Reina'sı- 'Laila'sı gibi olan Boğaz'daki 'Lalezar'a gittik. Ajda fırtınasının estiği yıllar. Armatör İpar'ların oğlu Cömert Baykent ile birlikte Ajda. 40'lı yaşlarda, uzun boylu, harika İngilizce, Fransızca konuşan, çok havalı giyinen, çok yakışıklı bir adam Cömert. Ajda ünlü bir şarkıcı, bense yeni yeni bir şeyler yapmaya başlamış Kolejli bir kızdım. Ajda ile de Ankara'da ailece bir kaç kez görüşmüşlüğümüz vardı. O Lalezar gecesinde Ajda, Cömert'le kavga etmişti. Hıncal'ın yanına gelip onunla bir şeyler konuştu. Derken Cömert beni dansa kaldırdı. Salak gibi kalktım. Adam benim minik bedenime sımsıkı sarıldı, pistte dönmeye başladık: My Way çalıyor, Cömert de bu anlamlı şarkıyı bana fısıldayarak söylüyor... Küçük genç kız kalbim yerinden çıkacak gibi çarpmaya başlamıştı. Ve Cömert bir an İngilizce olarak pattt diye 'Buradan çıkalım mı?' dedi. Büyülenmiştim.... Cevabım 'Evet' oldu. Ve ben Hıncal'la birlikte geldiğim Lalezar'dan, Ajda'nın sevgilisi Cömert'le çıktım. Tanrım ne salaklık!!! Hiç yapılır mı bu?! O zaman Televole'ler yok ama magazin muhabirleri bu günkü kadar çok kalabalık olmasalar da, yine de bu tip olayları kaçırmazlardı. Tabii ertesi gün manşetteydik. Rezalet!!! Ailece tanıştığımız Ajda'ya, koskoca Ajda Pekkan'a bunu yapmamalıydım. Kariyerinin çok başında tıfıl, tecrübesiz bir kız olan bana, son derece yol gösterici, sevgi ve ilgi dolu davranan Hıncal'a asla böyle davranmamalıydım. Ama kabahat bende mi şekerlerim? Bir genç kız kalbi öyle etkileyici bir adama nasıl dayanırdı ki? Ama aşk, pişmanlık duymamaktır. O yakışıklı adama aşık olmuştum. Hala bana yazdığı mektupları saklarım. Hıncal'ın mektuplarını da... Sorry Ajda... Çok üzgünüm Hıncal'cım... İkinizi de seviyorum, size karşı o davranışımdan dolayı pişmanım...
   cemil özen
Terakki Vakfı Okullarının Ünlü Mezunları Ömer Madra, Ümit Meriç, Billurdeniz Seval (mankenlik ajansı sahibi), Gülçin Telci (gazeteci), Ali Nasuh Mahruki, Sedat Üründül, Reşit Emre Kongar, Barış Manço (10. sınıfa kadar Galatasaray Lisesi'nde okuyan Barış Manço babasının vefatının ardından, kendisi de bir Selanik göçmeni olduğu için Şişli Terakki Lisesi'ne geçerek oradan mezun olur), Şarık Hamza Tara, Halit Refiğ, İshak Alaton, Orhan Pamuk, Mazhar Efe Özal (1967 Ankara, Turgut Özal'ın oğlu), Yıldız Sertel, Mustafa Taviloğlu, Bekir Kutmangil, Prof. Dr. Can Gökdoğan, Prof. Dr. Aksel Siva, Doç. Dr. Umur Çorgar, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Berna Yılmaz, Sevda Sabancı, Erkut Taşkın, Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, Fatoş Aslı Ural (Selçuk Ural'ın kızı), Lütfi Emin Karaosmanoğlu, Mine Kantel Yıldız, Özlem Savaş (Tv sunucusu, oyuncu), İdris Kavala, Ogün Uluç, Çiğdem Subaşı, Candan Şimşek, Muzaffer Sürmeli, Fehmi Saltık, Cem İlhan, Ahmet Adil Tunca, Zahit Aydın Göğüş, İnci Selçuk, İrem Kalkavan, Yahya Murat Demirel (1967 Isparta), Murat Arman, Deniz Çupi (İslam Çupi'nin oğlu), Ahmet Zorlu, Alara Bezmen (Halil Bezmen'in kızı), Çiğdem Sabancı (Erol Sabancı'nın kızı), Esat Murat Serezli (Metin Serezli'nin oğlu), Hasan Nuri Tanla (Bülent Hasan Tanla'nın oğlu), Mehmet Yalçıntaş (Nevzat Yalçıntaş'ın oğlu), Abdullah Zaimoğlu (Rasim Zaimoğlu'nun oğlu), Salih Yavuz Uluğ, Sabetay Varol, Mehmet Erdem Yarsuvat, Fatma Necla Balkır, Halit Refik Refiğ, Hayri Erdoğan Alkin, Ahmet Bali, Emin Yalçın Öktem, Hülya Uğur (Tv’de hava durumu sundu).
   Buğra Gören
Bu da UTAH Ekolü!..:http://web.utah.edu/meca/2003Conf/2003MECAProgram.pdf Ne yapmak istiyorlardı? Genelkurmay Başkanlığı öncesi Yaşar Büyükanıt Paşa aleyhine kampanya başlatanlar kimlerdi?..Enver Altaylı, Ruzi Nazar, Savaş Süzal, Tuğrul Keskimgören...Ne yapmak istediler?..Ali İhsan Paşa ve oğlunun Açıkistihbarat sitesi yazarı T. Keskingören, Ruzi Nazar'la neden görüştü? Keskingören; ABD'de kimler adına, ne işler görür?..MHP'de D. Bahçeli'yi devirip yerine Prof. Dr. Ümit Özdağ'ı mı getireceklerdi?..Derin yazarlar Behiç Kılıç ve İrfan Ülkü bu konularda neler biliyor?..Karanlık çok işler, ilişkiler, hesaplar vardı?..Değil mi?
   Bahri
Geçen yıl: Eski Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Yusuf Kenan Doğan'ın oğlu, Korkut Eken'in kızı ile evlendi. Eski Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Yusuf Kenan Doğan'ın oğlu, Korkut Eken'in kızı ile evlendi. Fatoş Sonay Eken ile İbrahim Doğan'ın Türk Japon Vakfı'ndaki nikah törenine, Yargıtay Başkanı Osman Arslan, DP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve birçok davetli katıldı. Genç çiftin nikah şahitliklerini Yargıtay Başkanı Arslan ile DP Genel Başkanı Ağar yaptı. (Cihan Haber Ajansı) 28.08.2007
   Sevgican Keskin
Siz sebebini bilmezsiniz; bazı insanlar pek marifetli olurlar..İşte bir örnek; işadamı Feyyaz Berker'di..Berker'in Başıca Toplumsal Sorumluluk Faaliyetleri: Vakıf & Dernek / Mesleki Kuruluş Üyelikleri • TÜSİAD, Kuruculuk ve Yönetim Kurulu Başkanlığı • TÜSİAD, Yüksek İstişare Konsey Başkan Yardımcılığı • TÜSİAD, Yüksek İstişare Konsey Başkanlığı • TÜSİAD, Onursal Başkanlığı • DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu), Başkan Yardımcılığı ve İcra Kurulu Başkanlığı • DEİK, Divan Başkanlığı • DEİK, Şeref Üyeliği • TAPV (Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı) Kuruculuk, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı • TAPV, Yönetim Kurulu Başkanlığı • TAPV, Mütevelli Heyet Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği • HEV (Hisar Eğitim Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanlığı • Robert Koleji, Mütevelli Heyet Üyeliği • Robert Koleji, Mezunlar Derneği Üyeliği • Boğaziçi Üniversitesi, Danışma Kurulu Üyeliği • Amerikan Konferans Heyeti Üyeliği, New York ABD • Stanford Araştırma Enstitüsü Üyeliği • MESS, Y. Danışma Kurulu Üyeliği • TİSK, Danışma Kurulu Üyeliği • TÜSEV (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı) Kuruculuk ve Mütevelli Heyet Üyeliği • TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı) Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyet Üyeliği • TEMA (Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı) Kuruculuk ve Mütevelli Heyet Üyeliği • DENİZTEMİZ TURMEPA, Kurucu Üyeliği • TEGV (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı), Kuruculuk ve Mütevelli Heyet Üyeliği • TGV. (Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı), Kuruculuk ve Mütevelli Heyet Üyeliği NOT: Bazı prestij kuruluşları ve güç locaları üyelikleri burada yazılmadı..
   Ali Ekber Kırçal
Veli Küçük Paşa: "Devlet 'yap' dedi yaptım"..Veli Küçük(asker). Nihat Kubuş(polis)..Veli Küçük, Hedef Büyük!.. Susurluk olayının 'sır generali' Veli Küçük sekiz yıllık suskunluğunu bozup açıkladı: "Devletime 'emredersin' deyip yaptım. Hiçbir şeyden pişman değilim". * Devlet sen istihbarattasın dedi, emredersin dedim. Zevk için görev yapmadım. Amatör değilim ki. * Tutturdular JİTEM diye. Oysa yok. İstihbarat Gruplar Komutanlığı vardı. * Çok tehdit alıyorum ama bu benim yaşam tarzım. Örgüt de terör işi yapıyor, onun görevi tehdit etmek. * Görev için nüfus memuru ya da bir levazım subayı olabilirdim. Bunu seçtim. * Lojmanda kalıyordum. Bazı spekülasyonlar üzerine lojmandan çıktım. Şimdi kirada oturuyorum. * Beş korumam var ama ev güvenli değil. Pencereleri yol seviyesinin altında. * Veli Paşa nasıl kirada oturur, parası yok mu diyorlar. Arabam bile yok. Parayı hiç sevmedim. * Güvenlik şirketi için Erol Çakır telefon etti, arkadaşlarla toplanıp kurduk. Veli Küçük Susurluk olayında çok konuşuldu ama kendisi şimdiye kadar hiç konuşmadı. Meclis Susurluk Komisyonu'na bile ifade vermedi. Susurluk'tan sonra tuğgeneralliğe terfi etti. Sonra emekli oldu. GÜVENLİK ŞİRKETİ VAR!.. Küçük, eski İstanbul Valisi Erol Çakır ve eski Narkotik Şube Müdürü Nihat Kubuş'la ortak güvenlik şirketi kurdu.
   Derviş
RUYİAD Başkanı İdris Koralp Paşa'nın KKTC ayağı da tamam!..Kaya Holding Yönetim Kurulu Danışmanı İdris Koralp ve Kaya Artemis Otel Genel Müdürü Nihat Berkan, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak’ı ziyaret ettiler. Koralp, ziyarette yaptığı konuşmada, KKTC’nin en büyük yatırımı Artemis Otel’in daha da gelişerek büyüyeceğini belirtti; bölgede gerçekleştirilen istihdamların artarak süreceğini, bu yönde her türlü işbirliğine hazır olduklarını kaydetti. Bakan Öztoprak da, böylesine büyük ölçekli bir yatırımın özellikle bölge halkı için önemli olduğunu vurguladı, bölge halkının istihdamının daha da arttırılmasını istedi. Otelcilik ve Turizm öğrencilerine uygun bir ücret karşılığında otelde staj olanağı sağlanmasını da isteyen Bakan, öğrencilerin böylesine büyük ve iyi organize olmuş bir otelde pratik yapmalarının önemine değindi.
   Derviş Ali
Hıncal Uluç'un pek arakadaşı, Eski Emniyetçilerden Şevket Ayaz..Çetin Yıldırımakın'ın yakın dostu, vakfının üyesi..Ayaz; RUYİAD'ın da yöneticilerinden. Başkanı İdris Koralp Paşa...Türk Kalp Vakfı tüm yönetim kurulu üyeleri başta Başkan Çetin Yıldırımakın , Şevket Ayaz , Dr. Ayşe Resmor ...
   Derviş Ali
Ali İhsan Gürcihan, Hurşit Tolon, İdris Koralp...emrinde bir tuhaf avukat...RUYİAD yöneticisi. Başkanı İdris Koralp Paşa..Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Başkanı Adnan TÜRKKAN: "Bu iktidar ve YÖK Başkanı üniversiteleri şirketleştirmek ve tarikat ağlarıyla örmeyi hedeflemektedir."
   Derviş Ali Konukman
İdris Koralp-Hurşit Tolon...RUYİAD Başkanı İdris Koralp. E. Tümgeneral. Kaya Holding AŞ Yönetim Kurulu Danışmanı. İstanbul-Kültür Kolejleri Genel Koord. RUYİAD Başkan Yrd. Cavit Çağlar..Diğer yöneticilerden bazıları: Şevket Ayaz(İstanbul Aydın Üniversitesi Genel Koordinatörü), Prof. Dr. Adil İlter TURAN, Av. Adnan TÜRKKAN vs..1992-95 arası Ali Şen de Başkanlık yapmıştı..
   Derviş Ali Konukman
Maşallah!..Bizim TAKIM hepsi ordalarmış!..İdris Koralp, Ali İhsan Gürcihan...İşte o haber ve fotoğrafları: Merkezi İstanbul’da olan Rumeli Yönetici ve İşadamları Derneği (RUYİAD) ile merkezi Bursa’da olan Rumeli Yönetici İşadamları ve Sanayiciler Derneği üyeleri (RUMELİSİAD), 27 Şubat 2008’de Rektör Prof. Dr. Enver DURAN’ı ziyaret ettiler. Ziyarete, Emekli Tümgeneral Ali İhsan GÜRCİHAN, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ümit MIHLAYANLAR, RUYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Emekli Tuğgeneral İdris KORALP, Denetleme Kurulu Üyesi Mehmet ÇİFTEOĞLU, Genel Sekreter Okan ORAK, Yönetim Kurulu Üyeleri Gönül GÜRSOY, Mehmet ÇİFTEOĞLU, Rüştü MERTCAN, Ferit İPEK, Hakkı MATRAŞ, Bayram TÜRKAN, RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi VARLIK, Genel Sekreter Hüseyin TOY, Yönetim Kurulu Üyeleri Çetin ÖZTUNALI, Selahattin TEZGEN, Ruhan ÜÇKARDEŞLER, Selçuk ŞAHİNOĞLU ve basın danışmanı Dilek TÜRKMEN katıldı. RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi VARLIK da Rumeli derneklerine üye olanların Rumeli doğumlu olduklarını ya da aile büyüklerinin Rumeli’den olan kişilerden oluştuğunu söyledi. Kaynak: http://basin.trakya.edu.tr/Haberler/2008/02_29_rumeli.htm
   Cem Ender Pulat
3 Netameli sorum olacak sizlere: 1-CHP Nilletvekili Kemal Kılıçdaroğlu; resmi görevde olduğu dönemde, muhtelid zamanlarda TİKKO ve DHKP-C'nin üst düzey bazı yönetici ve militanlarıyla resmi makamında görüştü ve onların bazılarını evinde ve bazı konukevlerinde ağırladı mı? 2-Hürriyet gazetesi; hangi Alman şirketleriyle, nasıl bir ortaklık kurdu? Bu işlerde aracılık yapan ve referans olan Alman İstihbaratı ve Anayasayı Koruma Teşkilatı yöneticileri var mıydı? Yine hangi üst düzey Alman askeri istihbaratıyla ilşkili medya yöneticileriyle temasta..Bu temaslarda Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi nerede duruyor?.. 3-Bülent Akarcalı, Mesut Yılmaz'ı bir Fransız kökenli mason locasına üye yaptı mı? Mesut Yılmaz, mason olduğunu iddia etmişti; ama bazı yabancı sitelerde adı ve resimleri neden geçiyor?
   Fidan
Dursun Karataş, Yeşil Camiiden kaldırılacak! Resmi dernek TAYAD; TAZİYE (!) yayınladı ve cenaze programını açıkladı(!): "EVLADIMIZ DURSUN KARATAŞ 11 AĞUSTOS 2008 TARİHİNDE HAYATINI KAYBETTİ." "BAĞIMSIZLIK, DEMOKRASİ VE SOSYALİZM MÜCADELESİ YİĞİT VE ÖNDER BİR EVLADINI YİTİRDİ. ACIMIZ BÜYÜKTÜR. TÜRKİYE VE DÜNYA HALKLARININ BAŞI SAĞOLSUN. CENAZE TÖRENİNE HALKIMIZI VE DOSTLARIMIZI DAVET EDİYORUZ. " TAYADLI AİLELER " TARİH : 15.08.2008 / CUMA SAAT : 12.30 YER : GAZİ MAHALLESİ GAZİ CEM EVİ KARŞISI YEŞİL CAMİİ / İSTANBUL Tüm devrimcilerin, bütün güçleriyle cenazeyi sahiplenmesi ve DHKP Genel Sekreteri'ni görkemli bir şekilde sonsuzluğa uğurlaması gerektiği düşüncesindeyiz. Tüm devrimcileri göreve davet ediyoruz. Mücadele Birliği. www.mucadelebirligi.com/index.php/Son-Haberler/TAYADDAN-CAGRI.html
   Yusuf Alper
Sayın NUH GÖNÜLTAŞ nerelerdesin epeydir ..? Gündemin en yoğun olduğu anda yazılarınız kesildi... Tatile mi çıktın , yoksa Ergenekonun dibine kibrit suyu mu döküyorsun ?
   Pelin Çaman
Kemal Alemdaroğlu, cinayetle suçlanıyor!..İntihar etti süsü verilerek ortadan kaldırılan ADKF 2. Başkanı Erkin Yurdakul'un ölümünden önce yaptığı yazılı savunmadan bir bölüm. (İşin içinde bir de kim var, görün bir kere!. Erkin Yurdakul Rektör Alemdaroğlu’nun hukuksuz bir uygulamayla üniversiteden uzaklaştırdığı ve öğrenimine son verdiği arkadaşlarımızdan birisiydi. Erkin Yurdakul, Alemdaroğlu’nun suçlamalarını yazılı bir şekilde yanıtlamıştı. : "10 Kasım 2003 günü Atatürk’ü anmak üzere İstanbul Üniversitesi’nin düzenlemiş bulunduğu anma toplantısına katılmak için Fen Fakültesi Cemil Bilsel konferans salonundaydım. Bahsi geçen olayın gerçekleştiği dakikalarda, Konferans Salonunun çıkışındaki tuvalette bulunmaktaydım. Rektör Kemal Alemdaroğlu’nun gelişi ve bahsi geçen olayın başlaması benim tuvalette bulunduğum ana rastgelmektedir. Ben tuvalette bulunduğum sırada konferansın onur konuğu eski Genel Kurmay Başkanımız sayın İsmail Hakkı Karadayı da tuvalette bulunmaktaydı. Olayların başlaması sırasında Paşamız tuvalette korumaları ise tuvalet girişinde bulunmaktaydılar. Gürültüler üzerine tuvaleten çıktığımızda Paşamızla birlikte olaylara şahit olmuş durumdaydık. Şahit olduğum görüntüler aynen şunlardır: Sayın Rektör Kemal Alemdaroğlu, o sırada duvarda ve standların arkasında asılı bulunan, üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği atı Sakarya üzerinde Bağımsızlık Savaşımızın Muzaffer Komutanı olarak gururla ve asaletle durduğu bir resminin ve bu resmin yanında da 10 Kasım’ın anlamına uygun olarak “Mazlum Milletlerin bağımsızlık ve devrim mücadelesinde yaşıyor” yazısının bulunduğu afişleri yırtıyordu. O sırada salonda bulunan görevliler de sayın Rektörü izlemekle yetinmekteydiler. Aynı anda Rektör Kemal Alemdaroğlu, standda bulunan yayınları toplamakla meşguldü ve bir süre sonra da standda bulunan tüm yayınları ve afişleri kendi eliyle toplamış bulunmaktaydı. Bu sırada ben bulunduğum yerde gelişen durumu izlemekteydim. Bunun dışında olayla bir ilgim yoktur..." http://www.turksolu.org/47/erkin47.htm
   Yorgun Demokrat
YOZCAY arkadaşa bir kaç soru: Lütfen bizi aydınlatır mısın? 1- ADKF grubunun geçen yıl ikinci adamı Erkin YURDAKUL Taksim'de intihar(?) ederek öldü.Nasıl? Kaldığı ve pencereden atladığı iddia edilen ev kimin evidir? 2- Bu kadar küçük bir yapı, sadece basımı bile milyarlar tutan bir İleri dergisini hangi mali kaynaklarla çıkarabiliyor? İlk önce bu cevapları alabilirsem daha çoooook sorum olacak.. Şimdiden teşekkürler! gencliginsesi.net
   Elif Sancaktar
Müflis bir masonun not defteri :) 231 matrikül numaralı Ali Aydın Bilge, 1936’da dünyaya gelmiş, 1955 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ) kaydolmuş ve buradan yüksek mühendis çıkmış birisiydi. Babası Fahri Bey, Ziraat Bankası’nda şube müdürlüğü yapması sebebiyle Anadolu’da birçok yeri dolaşmıştı. Mason olmayan Fahri Bey, gerçek bir kitapsever ve çok önemli bir koleksiyoner olarak tanınıyordu. Fahri Bey öldükten sonra oğlu Aydın Bilge, birçok üniversite ile irtibata geçip babasının kitaplığını bir kısmını satmak istemiş. Chicago Üniversitesi basma kitaplara talip olarak satın almış, yazma kitapları da Kültür Bakanlığı kendi bünyesine dahil etmiş. Onlar, Millî Kütüphane’nin yazmalar bölümünde Fahri Bilge Koleksiyonu adıyla halen mevcut. Aydın Bilge’nin kalan kitaplarının bir kısmını da İbrahim Yılmaz müzayede yoluyla satışa sunmuş. Aydın Bilge, üniversite tahsilini tamamladıktan sonra yüksek mimar olarak çalışma hayatına atılmış. Mason teşkilatına girmiş, Sevgi Locası’nın genel sekreterliğini üstlenmiş fakat ticarî hayatı çok parlak olmamış... Aydın Bilge’nin evraklarında adı geçen tanınmış bazı masonların isimleri şöyle: Hürriyet Gazetesi eski sahibi Erol Simavi, Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Nail Güreli, Galatasaraylı eski ünlü futbolcu İsfendiyar Açıksöz, Koç Holding yöneticisi Ferdin Hoyi, Büyük Loca logosunu yapan ve bundan dolayı ödüllendirilen Kemal Karamercan, gümrük müşaviri, iş adamı Besalet Barım, Alp Yalman’ın kardeşi Şen Yalman. Bunlar Fazilet Locası’ndan. Yazar Rifat Bali ve Hahambaşı İsak Haleva, 500. Yıl Vakfı Koordinatörü Nedim Yahya, avukat Rıfat Saban o tarihlerde yönetiminin hemen hepsi Musevi olan Atlas Locası’nda yer alıyor. Hulus Locası ise Rum isimlerden müteşekkil. Siyaset bilimci Prof. Dr. Esat Çam, Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem’in amcası Üstad Muhterem Gönen İpekçi, Türk Adli Tıp biliminin kurucusu ve iki dönem başkanlığını yapmış Şemsi Gök, yazar Nejat Gülen. Bunlar da Delta Locası’na kayıtlı. Türk Ekonomik Araştırma Vakfı Kurucusu, Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halit Kemal Erbil, Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası eski yönetim kurulu üyesi, işadamı Yaşar Malta, Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kurucusu Nuri Demirağ’ın damadı Mansur Azak, Sadık Dostlar Locası’ndan. Fevziye Mektepleri eski Yönetim Kurulu Başkanı Osman Erbelger Ahenk Locası’nda kayıtlı görülüyor. Cemal Kutay’ın kardeşi Kenan Kutay, müzisyen Metin Gürel, Türkiye ve Dünya Lions Kulüpleri Başkanlarından Münip Tarhan. Bunlar da Gün Locası’na kayıtlı. TİSK eski Başkanı ve 28 Şubat sürecinin yılmaz savunucularından Refik Baydır Özlem Locası’nda. Çeşitli localarda kayıtlı olan bazı isimler de şöyle: Prof. Dr. Selçuk Erez, gazeteci-yazar Nesim Benbanaste, İstanbul Jimnastik İhtisas Kulübü kurucusu ve başkanı Nihat Yılbar, Can Paker’in kayınbiraderi Lütfi Paker, sanat tarihçisi Prof. Dr. Kerim Silivrili, Mehmet Eymür’ün dayısı Fethi Gürel. (Gürel’in eşi Sina Hanım, Mısırlı Prenses Zeynep’in oğlu Ali Haydar Barşal ile Selah Cimcoz’un kızı Fatma Hanım’ın kızıdır.) Demirel’in danışmanlarından Bozkurt Güvenç, Can Arpaç, Siyami Hersek’in arkadaşı Dr. Moiz Berker, Masonların Dünyası (Tekin Yayınevi) kitabının yazarı Sabahattin Arıç, Galatasaray’ın eski yöneticilerinden avukat Haluk Uğur, İTO eski Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Torunoğlu, Hazine ve Kambiyo Başkontrolörlüğünden emekli ve Toplumsal Saydamlık Hareketi Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Boran, Skal International İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Zeynioğlu, yüksek mimar Alpaslan Koyunlu, tıp profesörü Hıfzı Özcan, Musa ve Yahudilik kitabının yazarı Hayrullah Örs, astronomi hocası Macit Erbudak, Ziya Umur, yönetim danışmanı Ergun Zoga, finans yöneticisi Tayfun Oral, işadamı Vitali Hakko, Yupi Piliçleri’nin eski sahibi, Altay Kulubü eski başkanlarından Hanri Benazus, söz yazarı Adnan Yunuk, müzik eleştirmeni Üner Birkan, Prof. Dr. Halil Nadaroğlu, edebiyat öğretmeni Selim Rıza Kırkpınar, Selim Edez, ilaç sanayiinde idarecilik yapmış İnal Ataç, Yüksek mimar, Lions camiasının duayenlerinden İsmail İşmen, Prof. Dr. Sadi Aral, Aytaç Manço, Muhittin Darga, Ahmet İnal, Muzaffer Ergin, Yılmaz Altuğ, Edip Çizmeci, Leon Levi Coşkun, Lazer Rusu, Yusuf Zara, Selim İşman. Bu belgeler arasında yer alan özellikle basına yönelik isimler aslında gazeteci-yazar İlhami Soysal’ın 1988 yılında Der Yayınları’ndan çıkardığı Masonlar ve Masonluk kitabında yer alıyordu. Soysal’ın listesinde basından Erol Simavi ve Nail Güreli dışında Tufan Türenç, Çetin Emeç, Cenk Koray, Orhan Tokatlı, Doğan Hızlan, Cemal Kutay, S. Halil Kakınç, Kenan Morton, Çetin Altan, Dinç Bilgin, Ahmet Örs gibi bazı isimler de mevcuttu. Masonların yeminlerine ne kadar sadık kaldıkları ortada. Aksi takdirde bugüne kadar, onlar hakkında daha içeriden bilgiler edinmek bizleri bu kadar şaşırtmazdı. Yoksa ‘bütün mason balonları’ patladı da bizim haberimiz mi yoktu? http://www.hackhell.com/archive/index.php/t-94324.html
   Erşat Tütüncü
İki buçuk haini açıkladılar!...AVRUPA-ADD BASIN AÇIKLAMASI Zorunlu Bir Açıklama. Köln, 30 Aralık 2006. İKİBUÇUK HAİN. Düne kadar hep sustuk. Susmanın da anlamlı bir eylem olduğunu anlayıp ders çıkaramadılar. Düne kadar hep nezaket gösterdik, yine anlamadılar. Bugünkü açıklamamızı - istemeyerek - anlayacakları dilden yapıyoruz ki okuyunca, belki kimliklerini(!) hatırlayıp o a it oldukları yerlere yönelirler… Devamı için bakınız: http://www.ataturk.de/Basin_aciklama/Basin_aciklama/2006_08_30_IkibucukHain/2006_08_30_ikibucukhain.htm
   Aysel Durde
Ankara'da bir kadın-doğum hastanesinde görevli 5 güvenlikçi 'grup seks' yaparken basıldı. Güneş Gazetesi'nin haberine göre, Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Hastanesi'nde skandal yaşandı. 3'ü kadın 5 güvenlik görevlisi kapandıkları bir odada grup seks yaparken, şefleri tarafından basıldı. Güvenlik şefi, durumu derhal Başhekim'e bildirdi. Grup seksçi güvenlik görevlileri taşeron firma tarafından hastadeki görevlerinden alındı. SON SÖZ: "Beni ÖZEL(!) Türk Güvenlikçilerine Emanet Ediniz!" (Haydar Dümensuyu)
   Bekir Yüceateş
ŞEHİTLER ÖLMEZ!..Ama..Bugün yine 9 askerimizi şehit verdik!..Gürcüler, Abhazlar, Osetinler kiminle savaştıklarını biliyorlar..Ya bizimkiler?..Komutanlarının(korkut eken, osman pamukoğlu, oğuz kalelioğlu, hasan kundakçı, necati özgen, doğu silahçıoğlu,osman özbek, çevik bir, veli küçük..) EFSANE, askerlerinin(acemi er ve eratının) ise müttefik(!) NATO mayınlarıyla ŞEHİT olduğu bir ülkedeyiz! Genelkurmay'ın yeni 2. Başkanı Hasan İğsiz Paşa; MAYINCI PAŞA olarak da tanınıyor; haydi hayırlısı!..A. öcalan'ın başında 24 saat nöbet tutup onu eşkıyadan korumayı, asmayıp da beslemeyi MHP-ANAP-DSP koalisyonu ve Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer sayesinde başardık...Ancak 9 gencecik, fakir, gariban, acemi Anadolu çocuğununu korumayı başaramadık!..Hem de uzay, bilgisayar, elektronik, nanoteknoloji ve uydu çağında!..Yurt içi operasyonlarda da ABD ve İsrail'den istihbarat desteği alalım bari!..Ya da Google Uydu Yayaınları servisinden...Google; ülkemizde yolda yürüyen karıncayı görüyor ve bize gösteriyor; ancak bizimkiler güpegündüz her zaman konvoyların geçtiği güzergahlara mayın döşeyen ve patlatan PKK'lıları göremiyorlar?!..Ne iştir?!..Bu mayınlar bir zamanlar döşenmiş diyelim; niye seferber olup bütün mayınların temizlenmesi için kampanya başlatmıyoruz?..ŞEHİT CENAZELERİ, ağıtlar, slaganlar; kan ve gözyaşı tüccarlığı daha fazla mı hoşumuza gidiyor, işimize yarıyor?..."Önce Vatan" diye diye vatanı NATO karargahlarında satanlarla görülecek ciddi hesabımız olmalı..Şehitlik yüce bir ideal ve duygu; ama bunu erinden komutanına herkes paylaşmalı!..Ve asıl olan hayattır, insan yaşamıdır. Barış ve huzurdur..
   Bülent Sarısözen
Emekli general Osman Pamukoğlu; KEMALİST PARTİ kuruyor!.. PAMUKOĞLU, web sitesinde irtibat adersini verdi: "Hak ve Eşitlik" kuruluşu adına "HAK VE EŞİTLİK" KURULUŞU İRTİBAT NUMARALARI: TEL : 0 312 397 83 84. FAX : 0 312 397 37 95. Pamukoğlu; baş slaganında; "TRAKYA" vurgusu yaptı tuhaf bir şekilde: "ANADOLU VE TRAKYA'DA YAŞAYAN TÜRK HALKI BU ÇAĞRI SİZE!" Bir başka şey, hazırladığı 20 maddelik manifestoda; bir madde kara cehaleti ortaya koyuyor: "15. Din bir vicdan işi olduğundan parti, dini dünya ve devlet işleri ile siyasetten ayrı tutmayı, milletimizin çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan bir sayacaktır. Bu ülkenin çocukları dinci, dinsiz, şu mezhepten bu mezhepten diye asla ayrılamaz, bölünme sebebi ve taraf tutmak kabul edilemez. Birbirlerine rastladıklarında : "Selamün Aleyküm" diyen de, "Merhaba" diyen de bu toprağın ve bu Kültürün çocuklarıdır." Yahu Selamün Aleyküm de, Merhaba da İslam ve Kur'an merkezlidir. Birbirinin alternatifi değildir. Alevi-sünni herkes; yerine göre her ikisini de kullanırlar. Genelde önce Selam, sonra Merhaba ifadesi kullanılır...Pamukoğlu Paşa; herhalde yeni yeni halkın arasına karışıp Türk milletini tanıyacak!...Yoksa; manifestosunda çok "bölücülük" ifadeleri var; Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi ile kısa sürede başı derde girebilir.."PKK'yı hallettiğini, sıra irticaya geldiğini" ima eden Pamukoğlu'nun web sitesi: http://www.osmanpamukoglu.org/
   Barbaros Yüksel
En özel Ulusalcı, Ergenekoncu web siteleri: DR TAHİR TAMER KUMKALE tamer@kumkale.net İYİ İNSANLARA BİLDİRİYORUM http://www.kumkale.net ULUSALSES GAZETESİ http://www.ulusalses.net HÜRYILDIZ GAZETESİ http://www.huryildiz.com BİZİM ANADOLU GAZETESİ http://www.bizimanadolu.com.tr TÜRKHABER GAZETESİ http://www.turkhbr.com 21. YÜZYIL TÜRKİYE ENS. http://www.21yyte.org/tr YENİDEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ http://www.y-tm.com ...Bu sitelerin yönetici ve yazarları tanıdık isimler...Evinde mason belegeleri ortaya çıkan İlker Güven Paşa da var, Dr. Tahir Tamer Kumkale Paşa da..Hulki Cevizoğlu da var, Emin Gürses de. Ümit Özdağ da var, Kemal Çapraz da...
   Baha Atılgan
Mehmet Eymür, Teoman Koman, Sönmez Köksal, Şenkal Atasagun, Mikdat Alpay, Yavuz Ataç, Korkut Eken, Mehmet Ağar, Akkan Suver...MİT, JİT, JİTEM...MİT bence olayların tam göbeğinde görünüyor..Bir Korkut Eken'in bile bağlantılarına bakın yeter!..İşin bir tarafında Çerkesler, Gürcüler, Abazalar, Çeçenler vs. Kafkas kökenliler var, bir tarafında Rumeli kökenliler; göçmenler var..Bir de sabetayist ve mezhepçi örgütlenme; darbecilere zemin oluşturma, destek olma dedikoduları..Dönen bir uluslararası kirli para trafiği var ve bundan pay almak için sürekli dümen çeviren hainler çetesi, çeteleri var!..Silah kaçakçılığı, nükleer parça kaçakçılığı, flora mafyaları, ilaç ve tıbbi malzeme kaçakçılığı, beyaz kadın ticareti ve uluslararası çalışan binlerce fuhuş mafyası, insan kaçakçılığı, uyuşturucu-eroin trafiği, başta KKTC olmak üzere reel ve sanal kumar mafyası, haraç ve ihale mafyaları, arazi mafyaları, organ mafyaları...Her şey içiçe..Organize...Küresel..Kimin eli kimin cebinde belli değil..Yukarılarda hemen herkes her türlü pisliğin, numaranın, dalaverenin, manevranın içinde!...İşler çok zor, çok!..Bu pisliklerin üstesinden gelmek için çelik iradeler, kararlılıklar ve güç lazım. Gücü; sağlam, zamanında, doğru, ölçülü kullanmak lazım...MİT'teki ve Askeri İstihbarattaki; kirli düzen, kirli örgütlenme, kirli işler ve bağlantılar çözülmediği, tasfiye edilmediği sürece pek mesafe alınamaz. Herkes herkesin peşinde, herkes herkesi fişlemiş!..Bence MİT'in başına Hanefi Avcı gibi biri, birileri getirilmeli. Temizlik MİT'ten, ordudan başlamalı...O zaman mesafe alabiririz..Yoksa, yine tıkanırız, tıkanacağız..Ak Parti nereye kadar gidebilir?..Partinin bu işte tek yürek, son derece kararlı ve cesur olamsı lazım. Ancak bugün bu heyecan eksik!..Sayın Başbakan, bu konuda mutlaka bir heyecan ve kollektif ruh oluşturmalı ki, işin ucu nereye varırsa varsın gidebilsinler..Bir de bu işleri üzerine alan veya alması beklenen SAVCILAR cesaretlendirilmeli, ödüllendirilmeli, can ve mal güvenlikleri garanti altına alınmalı.. ÇOK ÖNEMLİ BİR NOT: Bence Türkiye'nin normal zamanlarda iç güvenliğinden tamamen POLİS-Türk Emniyeti sorumlu olmalı. Asker; içte, iç müdahalelerde kullanılmamalı. Jandarma, tamamen sınırlara ve sınır güvenliğine kaydırılmalı!.Jandarma Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı; Milli Savunma ve İçişleri'ne bağlı olarak birlikte çalışmalı..Jandarma'nın önemli ölçüde yetkilerinin büyük çoğunluğu; polise ve Emniyete devredilmelidir...Böylece TSK, Türk ordusu ve Jandarma da halk ile karşı karşıya gelmemiş, asker ve ordu yıpratılmamış olur..TSK; içte mümkün mertebe operasyon yapmamalı; tamamen sınır ötesi operasyonlara hazır olmalıdır. İçte terörle mücadeleyi polis ve özel polis timleri yapmalıdır!..
   Selma Yürekli
Belge mi dediniz..Bundan tam bir yıl önce..Akçay Kültür ve Sanat Festivali diye..Cumhuriyet Okurları bir araya geliyor..Peki sürpriz konuklar, konuşmacılar kim?..Bir tanesi de Sabih Kanadoğlu!..Bakınız, Sabih Bey, bundan bir yıl önce ne diyor?..Şimdi sorsak mı: Ergenekon Yöneticisi İlhan Selçuk içeride de, Sabih Kanadoğlu neden dışarıda acaba?..27 Mayısçı'nın oğlu SUAY KARAMAN neden dışarıda?..İşte katılanlar, konuşulanlar, toplu resimler: www.cumok.org/bulten/11.pdf - Benzer sayfalar
   Emir Kulu
"Korkut EKEN bütün görevlerini TSK, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde verilen emirler çerçevesinde icra etmiştir." (Yakan CUMALIOĞLU Bozkurt-Temmuz 2004)
   Gökhan Pirimoğlu
DERİN ANALİZ: Dikkat, Silah Tüccarı Ergenekoncu Levent Ersöz Paşa Rusya'da, kaçak..Ve Kafkasya karıştı..Putin-Bush Pekin'de pek de savaştan rahatsız değil gibiydi. Yine kazananlar aynı olacak..Silah tüccarları!..Kaybeden Kafkaslar; ama asıl kaybetmesi istenen TÜRKİYE!..Hem ABD'nin ve NATO'nun, hem de Rusya'nın asıl niyeti ise; BÜTÜN KAFKASLARDA fitneyi uyandırıp Türkiye'yi zor durumda bırakmak, yaraları on yıllarca sürecek bir fitne tohumu ekerek Türkiye içinde yepyeni bir ETNİK ÇATIŞMA oluşturmak!..Yani Kafkas gruplar arasında çatışma; Abhaz, Osetin, Çerkes, ÇEçen, Gürcü diyerekten..Bütün Kafkas gruplar Türkiye'de örgütlü!..Bu arada Rusya'da bu gruplara destek vermemesi için Türkiye'ye kıskaç uygulayabilir..Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı, doğalgaz antlaşmaları ve Boğazlar konularında Türkiye'yi çok zor durumda bırakabilir..O halde; 1-Bakanlar Kurulu, hatta TBMM acilen görüşme ve toplantıya çağrılmalı. Ortak bir karar alınmalı, duyarlılıklarımız vurgulanmalı.. 2-Cumhurbaşkanlı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı nezdinde yoğun diplomasi trafiği başlatılmalı. KRİZ, DİYALOG ve ACİL YARDIM MASALARI oluşturulmalı.. 3-Dışişleri bütün Batı, Avrupa ülkeleri Büyükelçilerini Dışişlerine çağırıp kaygılarını bildirmeli. Barış için ortak hareket konsepti belirlemeli. Sonra ABD, Rusya, Gürcüstan Büyükelçileriyle de Dışişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ayrı ayrı görüşmeli..Gerek duyulursa MGK da olağanüstü toplanmalı. 4-Türkiye AB ve NATO nezdinde de aktif temaslarda bulunmalı. Bir grup işadamını da BARIŞ ELÇİSİ olarak Rusya'ya göndermeli.. 5-Ama bütün bunları yaparken; iki şeyden asla vazgeçmemeli: A) Önümüzdeki günlerde Türkiye'de toplanacak AFRİKA ZİRVESİ!...Bu zirveye çok iyi hazırlanmalı.. B) Ergenekon operasyonları! Bu operasyonlar asla yavaşlamamalı..Sonuna kadar, ucu nereye çıkarsa çıksın devam etmeli..Bu operasyonlardan öyle anlaşılıyor ki İngiltere'nin, ABD'nin, Rusya'nın birer kanadı; Türkiye düşmanı kanatları çok rahatsız!..İşte Türkiye'de son zamanlarda patlayan bombalar, Kerkük'te ve Kafkaslar'da olup bitenler; bu rahatsızlığın dışa vurumu; birer yıldırma ve korkutma politikası, birer gözdağı...Aman tuzağa düşmeyelim..
   Ufuk Aktaş
Yeni Harman Dergisi yazarları istifa etti. İstifacılar arasında Yalçın Küçük de var Başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken Yeni Harman Dergisi, bugün yaşanan seri istifalarla sarsıldı. Tirajı 10 bine yaklaşan dergide, ipleri, Gürkan Hacır'ın, Yalçın Küçük'le yaptığı röportajın yanlış sunulması kopardı. GERÇEK GÜNDEM'e ulaşan bilgiye göre, Yalçın Küçük'ün son sayıda, ''Betül Mardin, Soner Yalçın'ı tehdit etti'' sözleri, okura yanlış aktarıldı. Deginin son sayısında, Betül Mardin yerine başlığa ''Ayşe Arman, Soner Yalçın'ı tehdit etti'' çekildi. Bu başlık, röportajın içeriğine de ters düştü. Buna tepki gösteren Küçük, çalışma arkadaşlarıyla durum değerlendirmesi yaptı ve dergiden ayrıldı. Küçük'le birlikte, başarılı röportajlarıyla dikkat çeken Gürkan Hacır da ayrılma kararı verdi. Gürkan Hacır'ın yönetimle bir süredir çeşitli konularda tartıştığı öğrenildi. Derginin düzenli periyotta çıkmamasını eleştiren Hacır'ın, bu rahatsızlığını daha önce de yönetime ilettiği öğrenildi. Öte yandan, GERÇEK GÜNDEM'in edindiği bilgiye göre, Yeni Harman'ın kadrosunda bulunan Halil Bezmen, Rüştü Paşaoğlu ve Gökyüzü adlı yazarlar da dergiden ayrılma kararı verdi.
   Ufuk Aktaş
Ergenekon'dan gözaltında Behiç Gürcihan ile babası e. general Ali İhsan Gürcihan'ın web sitesinden bir anons: Yeni Harman Dergisi Yayın Yönetmeni Kutlu Esendemir, acikistihbarat.com yazarı, gazeteci Fatma Sibel Yüksek ile konuştu. İslamcı medyanın, Başbakanlığın ve AKP’nin sır kapılarını çok iyi bilen Yüksek, çok çarpıcı yanıtlarıyla Yeni Harman’a konuşuyor…
   Aynur Bağcı
KOKUŞMUŞ SİSTEM, KOKUŞMUŞ MEDYA: Hürriyet gazetesi, Kanal D, Oktay Ekşi, Mehmet Ali Birand, Ertuğrul Özkök başta olmak üzere Aydın Doğan medyası; Türkiye'yi dışarıya fişletebilmek ve Ak Parti'yi radikal İslamcı, laik yaşamı sınırlayan hatta tehdit eden İslamofaşist bir parti olarak gösterebilmek, onlara malzeme temin edebilmek, onların Türkiye'ye müdahale etmelerine zemin hazırlamak için adeta çırpınıyor...Bunun için Ak Parti kanadından kullanabileceği her şeyi akıllara zian çarpıtarak, ortalığı velveleye vererek kullanıyor!..İşte Prof. Edibe Sözen'in kendi özel çalışma taslağı!..Taslağı eksiği-fazlası ile eleştirmiyorlar!..Bunun arkasında kendilerini, kendi faşizan zihniyetlerini görüyorlar..Herkesi kendileri gibi yobaz ve başkalarının yaşam haklarını zehir eden fanatik laikçi kafa zannediyorlar!..Yahu bir defa; Anayasal olarak siz gençlerinizi içki, kumar, fuhuş, uyuşturucu, alkol gibi her türlü zararlı alışkanlıklardan korumak zorundasınız..Bu yasaların daha serti Batı ülkelerinde de var ve uygulanıyor!..Ama bu hiç önemli mi?..Adamlar o kadar önyargılı, o kadar bağnaz tipler ki; kendisi gibi düşünmeyen, inanmayan ve yaşamayanları İNSAN olarak bile kabul etmiyorlar, hiç ama hiç yaşama hakkı tanımıyorlar!..İşte bunlar 150 yıldır; Türk milletini inim inim inletiyorlar; Türk milleti üzerinde her türlü sömürüyü, zulmü ve vahşeti uyguluyorlar!..Bu kirli düzenin hala devam etmesi için çırpınıyorlar..Bakın bugün malum medyaya, bilhssa Aydın Doğan medyasına; İÇKİ YASAĞI, İÇKİ YASAĞI!..Yahu cami avlularında bile gençler bira içiyor, içki içiyor! Resmi devlet jurumlarında, hatta üniversitelerde İÇKİ PARTİLERİ düzenleniyor!..Daha geçenlerde İstanbul'da KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ'nin partisinde İÇKİ limitsiz, su gibi aktı!..Maluk ayyaş medyaya bu dahi kesmiyor; bütün ülke meyhane, kerhane, kumarhane, batakhane olmalı!..Amaç, bu!..İşte o zaman tam, özde laik, çağdaş, Atatürkçü, Kemalist oluruz!...O zaman İrtica Tehlikesi olmaz!..İçki içmemek, pezevenklik yapmamak irtica çünkü...
   Y. Kürüm
9 Ağustos 1997'de Akşam'da yayınlanan bir mektup: "İki hafta önce, Askeri Şûra kararı ile atılacak subaylar üzerinde çalışan bir arkadaşım bana gelerek, Binbaşı Sefer Demirci hakkında elimizde bir ihbar bulunup bulunmadığını sordu. Bana anlattıkları ilgi çekiciydi: Mızıka astsubay Hazırlama Okul Komutanı ile Okullar Daire Başkanı Tuğgeneral Volkan Kaplama'nın, bu personelin re'sen emekli edilmesini istediğini, ancak ellerinde bu kişinin eşinin kapalı olmasından başka hiçbir bilgi bulunmadığını anlattı. Hatta bu subayın çevresinde, küfürbaz üçkağıtçı olarak tanındığını, namaz kılmadığını, son seneye kadar sicilinde hiçbir olumsuzluk bulunmadığını, geçen yıl güvenildiği için din dersi öğretmeni olarak tayin gördüğünü söyleyerek, 'Nasıl atacağımızı şaşırdık, komutanlar istiyor, sıkıntı bize düşüyor' dedi. Elimizde, bu kişi hakkında bir belge olmadığını söyleyince, 'Ne yapalım, biz de gene Fethullahçı, evinde toplantı yapıyor, komutanların değil, sevdiği din büyüklerinin dediğini yerine getiriyor gibi her zamanki şeyleri yazarız' cevabını verdi."
   Yıldıray Duman
Neler olmuş neler?..İnternetten bir alıntı; ama çok ilginç: MİT’DE MEZHEPÇİLER YENİDEN HAREKETE GEÇTİLER... Yıllar yılı, azınlık ve ezilmişlik psikolojisiyle bütün devlet kademelerinde olduğu gibi Milli İstihbarat Teşkilatında da kadrolaşan mezhepçiler, ellerine uygun fırsatın geçtiğini düşünerek yeniden harekete geçtiler. Büyük dede Miktad Alpay ın MİT teki görevinden emekliye ayrılmasıyla, bir süre sessiz ve derinden giden mezhepçiler, çok farklı bir haberle gündemi yeniden sarstılar. Amaçları neydi? Bunu anlamak için, hafızlarımızı biraz tazelememiz gerekiyor. Miktad Alpay ve mezhepçi ekip, yıllarca elde etmek çin büyük uğraşı verdikleri müsteşarlık makamı için bir engele takılmışlardı.Bu engel, teşkilat içinde kudretli başkan olarak gelecek vadeden ve müsteşarlık makamı için en büyük rakip olan Mehmet Eymürden başkası değildi. Elerinin altındaki basın mensuplarını kullanarak Mehmet Eymür’ü mafya-yeraltı dünyası ile bağlantılı göstererek kolaylıkla devre dışı bırakmışlardı.Ancak, müsteşarlığın kesin olarak görüldüğü bir anda plan tutmamış, dönemin hükümeti kendine daha uygun olarak gördüğü Şenkal Atasagun’u göreve getirmişti… Büyük dede ve mezhepçi ekip, 8 yıl boyunca içerden ve dışardan Atasagun’u yerinden etmeye çalışırken, aynı sırada yoğun şekilde kadrolaşmaya devam edilmişti. En sonunda Atasagun’un sır küpü, pis işlerini gören Kaşif Kozinoğlu’nun yanına sızdılar…8 yıl sabır sonucu hazineye kavuşmuşlardı…Kaşif ağzını tutamıyor, mezhepçiler malzeme topluyordu… Sonunda bombayı patlattılar, dikkat çekmemek amacıyla da, kendilerinden olan ve emekliliği gelen Erarslan Özkaya’yı kullandılar… Uzun süre hassas karnından darbe yiyen Atasagun dayanamadı, ancak oyunlar içindeki oyunları bilen Atasagun, pisliklerini örtebilecek kendine daha yakın gördüğü Emre Taner’i yerine bırakarak ayrılmak istiyordu… Mezhepçiler süreci iyi kullanarak müsteşarlık makamına gelmek üzere olan Emre Taneri yıpratmak ve sonrasında kendilerinden birini oturtma telaşına kapıldılar…Bunun için de MİT, Emniyet ve Jandarma’nın, yıllardır kanuni şekilde kendilerine verilerin bilgileri, hem de Şenkal Atasagun ayrılmadan önce aldığı mahkeme kararınını, tüm Türkiye’nin dinlendiği ve takip edildiği izlenimini vererek, kendi yandaşları bir gazetede yayınladılar.. Amaç, müsteşarlık makamını vekaleten yürüten Emre Taner’i daha gelmeden yıpratarak, kısa süreli müsteşarlık makamı sonrası, dede Miktad Alpayın kayınbiraderi Cemal Uzgören’i, alıştığı şekilde, adeta zıplatarak Müsteşarlık makamına oturtmak, kadrolaşmayı zirveye çıkartmaktı… Zaman amaçlarına ulaşıp ulaşamayacaklarını gösterecek… Bu yazının amacı asla bölücülük yapmak değildir…Sadece, bilmesi gereken kişilerin çok iyi bildiği bir tabloyu özetlemektir. Bir mezhebe mensup birilerinin, sinsice ve komplolarla, devlet içindeki kadrolarda nasıl oynamalar yaptıklarını ve en yakın bir örnek olarakta MİT teki son operasyonu nasıl gerçekleştirdiklerini göstermekti.. Bu gün itibariyle en üst düzeyden, en alttaki memura kadar yaptıkları kadrolaşmadan örnekler: Cemal Uzgören Müsteşar Yardımcısı. Selim Canpolat Müsteşar Yardımcısı. Ayhan Akalın Personel Başkanı. Filiz Türkvan Başkan Yardımcısı. Atilla Özaltuğ Daire Başkanı. Ali Galip Sayarı Daire Başkan Yardımcısı. Ayhan Öztaş Daire Başkan Yardımcısı. Seyfullah Çağatay Türkistan Şube Müdürü. KAYNAK: http://ab.org.tr/Yazismalar/2005/bilgi/Jun/0067.html
   Hikmet Bozcaadalı
Prof. İbrahim Çetin Yetkin, Prof. Ercan Çitlioğlu, Prof. Ertuğrul Zekai Ökte, Prof. Alparslan Işıklı, Prof. Mustafa Sürat Erdoğan, Prof. Kemal Gürüz, Prof. Erdoğan Teziç gibi kişiler hakkında çok ciddi kuşkular, suçlamalar var. Bu kişilerin İsrail, ABD ve diğer odaklarla ilişkileri neyse mutlaka çözülmeli.
   Derviş Ali Konukman
DECCAL NEREDE?..Ergenekoncuların ABD'deki beyni, akıl hocası, ateist ihtiyar: Prof. Dr. İlhan Arsel..Ergenekoncuların finansörü olarak bilinen Koç'ların yakın akrabası olan bu kişi ile Fransa'dan lejyoner ödüllü Can Kıraç ve Kamhi Ailesi çok önemli..İlhan Arsel; Edip Yüksel ve kendilerini sadece Tanrıya inananlar(Muvahhitler) olarak tanıtan gruplarla, Ahmet Hulusi Akten(sahte resul, mesih) ile de yakın temas içerisinde..Perinçek'in KAYNAK Yayınlarını, Aydınlık ve Teori, Bilim ve Ütopya dergilerini kim finanse ediyor zannediyorsunuz siz?..Peki Kaynak Yayınlarında çıkan Atatürk Ansiklopedisi nasıl çıktı?..En gizli, özel askeri arşivlere, Cumhurbaşkanlığı arşivlerine girildi Perinçek'in yakında ölen akrabası Turgay Olcayto Paşa ile Servet Cömert Paşa, Yaşar Müjdeci Paşa tarafından..Askeri en gizli belge ve arşivlerin mikrofilmleri alındı!..Ansiklopedi bahanesiyle..Bunların bir nüshası Tarih Vakfı'na, bir nüshası da Prof. Dr. Ertuğrul Zekai Ökte ve Grubuna geçti!..Bunları neden araştırmıyor ve yazmıyorsunuz?..Şu İlhan Arsel meselesi çok önemli, bağlantıları çok önemli!..Bu adam yıllardır; Türklere, Türklüğe, Osmanlıya, İslam'a hakaret eder; kimse bunları gündeme getirmez!..Siz o öldürülen Turan Yazgan, o Kur'an Ansiklopedisini nasıl yazdı, diğer kitaplarını nasıl yazdı zannediyorsunuz?..Yine İlhan Arsel Grubunun; yüzyıllardır misyoner, oryantalist ve İslam düşmanı ateistlerin arşivlerini Turan Dursun'a sunup kitap sipariş etmeleriyle!..İşi bitti, öldürdüler!..Bana göre; TURAN DURSUN; Doğu Perinçek, Can Kıraç, Jak Kamhi, Rahmi Koç, İlhan Selçuk, İlhan Arsel'in bağlı olduğu MASON LOCALARININ talimatıyla öldürüldü!..Bahriye Üçok da...Neden o zamanlar daha şedid olan Neda Armaner veya 12 Eylülcülerin gözdesi olan Prof. Beyza Bilgin ya da Prof. İbrahim Agah Çubukçu öldürülmedi de Üçok öldürüldü?..Bağlantı meselesi..İşinin bitmesi meselesi..Üçok ve eşi aslında; o dünyanın insanı değildi ki..İtildi..Böyle çok insan var..Ama unutmayın ki talimat hep aynı merkezlerden..İlhan Arsel'in kitaplarındaki Türk ve İslam düşmanlığını ortaya koyan bölümlerini bir çıkarın, yayınlayın; infial meydana gelecektir...Sanırım Arsel'in ismi; Ergenekon İddianamesinde de geçiyor...
   Ali Kılıç İkizoğlu
Ergenekon'un ÜSSÜ neresi?..KKTC olmasın!..İşte dünden bugüne KKTC'de TÜYLER ÜRPERTEN cinayet ve suikastlar!..Türkiye'de yaşananlara çok benziyor!..Peki bunların arkasında kimler var?..TMT ya da NATO paşaları mı?..İşte cevabı: Türk Mukavemet Teşkilâtı’nın mirası faili meçhuller adasıdır bu ada. Bugüne dek meydana gelen siyasî nitelikli hiçbir bomba olayı ve cinayet aydınlatılamadı. Kimse bu sebepten dolayı tutuklanmadı, yargılanmadı ve cezalandırılmadı. 1974 öncesinde de böyleydi aslında, ama o zamanlar yeraltı örgütü TMT (Türk Mukavemet Teşkilâtı) olduğu için, bu eylemler onun hanesine yazıldı ve ciddi bir sorgulamaya da gerek duyulmadı. *1958’de İnkılâpçı gazetesinin sahibi ve başyazarı Fazıl Önder çarşı içinde güpegündüz vurularak ve bıçaklanarak öldürüldü. *1962 yılında Cumhuriyet gazetesi sahibi ve yazarı iki avukat, Ayhan Hikmet ve Ahmet Muzaffer Gürkan, aynı gece iki ayrı yerde kurşunlanarak öldürüldü. *1965 yılında Türk-Rum dostluğunun simgesi haline gelen Derviş Kavazoğlu pusuya düşürülerek yanındaki Rum arkadaşı Kostas Mişaulis ile birlikte öldürüldü. *1962 yılında Lefkoşa’da Rum semtinde kalan Bayraktar ve Ömeriye camileri provokatif bir biçimde bombalandı. *2 Ekim 1989 gecesi CTP binasına konan bombalar büyük bir şans eseri olarak patlatılamadan ele geçirildi. *16 Ekim 1990’da CTP milletvekillerinden Fadıl Çağda’nın Girne’deki evi bombalandı. Bu arada, Özgürlük dergisi sahibi Hürrem Tulga’nın arabası Lefkoşa’da havaya uçuruldu. *15 Ağustos 1991’de muhalefet liderlerinden Alpay Durduran’ın arabası kundaklandı. Daha sonra ise, liderliğini yaptığı Yeni Kıbrıs Partisi’nin merkezi kurşunlandı. Tüm bunlar art arda sürüp giderken, dikkati çeken başka bir şey daha vardı. Başlangıçta TMT imzasıyla yayınlanan yeraltı bildirileri, daha sonraları “Türk İntikam Teşkilâtı”, “Genç-Türk Mücadele Teşkilâtı” ve “Gerçek Halk Hareketi” olarak yayınlanmaya başlandı. *23 Ekim 1993’te eski yargıç, avukat ve eski İçişleri Bakanı Orhan Zihni Bilgehan’ın Mercedes’i yakıldı. *17 Mayıs 1994’te CTP’li gazeteci ve müsteşar Hasan Erçakıca’nın evine çoluk çocuğuyla uyurken bomba atıldı. *6 Temmuz 1996’da Kutlu Adalı, Lefkoşa’daki evinin önünde vurularak öldürüldü. Bu tarihte Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nın başında fanatik milliyetçi Korgeneral Hasan Kundakçı vardı. Ayrıca, Sivil Savunma Teşkilâtı’nın başında da Albay Galip Mendi bulunuyordu. Kutlu Adalı davasının AİHM’de görüşülmesi sırasında ifadesine başvurulanlardan biri olan Mendi, daha sonraları Kıbrıs’ta yeni bir göreve atandı. 2000’de tuğgeneral rütbesiyle Güvenlik Kuvvetleri Komutanı oldu. Aynı tarihte Albay Namık Koç da Sivil İşler Başkanlığı’na getirildi. *2000’in Kasım’ında muhalif Avrupa gazetesinin matbaası bombalandı. *2001 Mayıs’ında ise Avrupa, ikinci ve daha şiddetli bir bombayla havaya uçuruldu. Denktaş, bu olaydan sonra, bombacıyı ele verecek olan kişiye 5 milyar liralık ödül vaat etti, ancak bunu yaparken bombanın gazete sahiplerinin kendileri tarafından atılmış olabileceğini de ima etti. *18 Şubat 2004’te Mehmet Ali Talat’ın Girne’deki evi bombalandı. Yine aynı sıralarda Kıbrıs gazetesi şiddetli bir ses bombasıyla sarsıldı. *11 Mayıs 2004’te, Gönyeli civarındaki bir sokakta park edilmiş, askere ait sivil bir aracın içinde, bir köyü havaya uçuracak kadar cephanelik bulundu. *2006 Mayıs’ında Afrika yazarlarından Ali Osman Tabak’ın evinin önüne park ettiği aracının lastik bölümünde fitili tutuşturulmuş, ama patlamamış bomba ele geçirildi. Ve işte yukarıda sıraladığım tüm bu olayların hiçbirinin faili bulunamadı. Bundan dolayı, artık “faili meçhul” demiyoruz biz onlara. “Faili meşhur” diyoruz. Türkiye’de Ergenekon’u soruşturanlar buyursunlar adaya. Çok iş var yavru’da. (Şener Levent / Express) (ÜMİT BAYAZOĞLU KÖŞE YAZILARI NE VATAN NE MİLLET NE SAKARYA, YAŞASIN AFRİKA. umitbayazoglu@birgun.net / 22 Haziran 2008 )
   Servet Mater
Gazi, sadece İ. Çetin Yetkin değil ki, bir de bazı subayların ve Emin Çölaşan'ın akıl hocası var: Prof. Ercan Çitlioğlu..Bir de Prof. Dr. Mustafa Sürat Erdoğan var; Vakit yazarı idi..Bu kişiler de çok karanlık tiplermiş; İsrail'le, Mossad'la, bilmem kimlerle derin ilişkileri varmış. Ercan Çitlioğlu; üst dereceli bir masonmuş! Uzun süre MGK, rütbeli subaylar üzerinde etkili olmuşmuş..
   Çetin Duru
Perşembe günü akşam atv'yi seyrediyorum..Muhabirleri sık sık Kemal Kılıçdaroğlu ile Kemal Alemdaroğlu'nu karıştırıp durdu. Ne fark eder zaten. Ha o Kemal, ha bu!
   ŞENOL KURTALAN
Ben TGC üyesi, basından gelme bir devlet memuruyum. Şu ergenekon-mergenekon işlerinin çözülmesi biraz da derin arşiv, bilgi, belge mesele. İyi arşiv, belge tuttuğunu bildiğim kişilerden mutlaka ve mutlaka yararlanılmalı: Mehmet Eymür, Korkut Eken, Tahir Tamer Kumkale, Yakan Cumalıoğlu, Soner Yalçın, Murat Bardakçı(dedesi Cemal Bey; T.C.'nin ilk Emniyet Müdürü, mason üstad, bektaşi), Ufuk Ötesi dergisinden Kemal Çapraz, Kemal Kerinçsiz'in yardımcısı Ramazan Bakkal, Şaban Gülbahar(Avrasya Bir'den), Süleyman Sefer Cihan(Batı Trakya dergisinden), Kıbrıs'tan Hüseyin Macit Yusuf, E. binbaşı Zeki Bingöl, İBDA-C danışmanı, yazarı; İsviçre'de oturan Dr. Hakkı Açıkalın, Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya, Murat Yetkin, Adil Serdar Saçan, İrfan Ülkü, Dr. Muhsin Kadıoğlu, Necdet Sevinç, gazeteci yazar Zahide Uçar, açıkistihbarat'tan Sibel Yüksek, Neval Kavcar, Mustafa Yıldırım, emekli askerler Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu, Yüksel Özgür, Altay Tokat, Erol Bilbilik, Talat Turhan, Mehmet Emin Değer, Av. Emin Emir, Celal Adan, Akkan Suver, Ali Rıza Bayzan, Yaşar Okuyan, profesörler Mustafa Erkal, Enis Öksüz, İbrahim Çetin Yetkin, Anıl Çeçen, Alparslan Işıklı, Ertuğrul Zekai Ökte, e. vali Mahmut Yılbaş, Bülent Berkarda, Necla Arat, Aysel Ekşi, Nazan Moroğlu, Burhan Şenatalar, e. generaller Servet Cömert, Korkmaz Tağma, Cumhur Evcil, Soner Yalçın, Yalçın Küçük, Oray Eğin, Özdemir İnce, Arslan Bulut, Sabahattin Önkibar, Derya Sazak, Fikret Bila, Cüneyt Arcayürek, Özgen Acar gibi..
   Gazi Aydın Cantaş
Aşağıda Remzi beyin bahsettiği bu İbrahim Çetin YETKİN Kim ya? Bence bu adam üzerinde durmak lazım. Profesörmüş..Nerede,ne iş yapar?:.....
   Dr. Gülümser Naile Karataş
KENE deyip geçmeyin!..Bu deli dana, kuş gribi ve kene furyası..mikropları, hastalıkları ne yazık ki çok hafife ve dalgaya alınıyor..Hükümet de, medya da, üniversiteler ve TIP Fakülteleri de işin şakasında veya hiç önemsemiyor..Bana kalırsa iş çok ciddi!..Türk Tabipler Birliği; devrim muhafızları gibi sadece laiklik konusunda duyarlı, bir de kendi adamlarının atamalarında..Ama asıl alanlarında yoklar!..Bence bu olaylar ULUSLARARASI boyutları olan BİYOLOJİK ve KİMYASAL SAVAŞların bir parçası ya da ta kendisi! Bir de Türk insanı; birçok yeni-eski ilaç kullandırılarak kobay olarak deneniyor! Bu tür hastalıklar vesile ve bahane ediliyor! Uluslararası İLAÇ TRÖSTlerinin ya da TERÖRİSTlerinin üyük oyunları sözkonusu!...Bir şey daha: Türkiye'de AIDS ve CİNSEL hastalıklar ÇIĞ GİBİ artıyor..Çokları belli etmiyor, çaktırmıyor!..Temel nedeni; başta Gürcistan, Ukrayna, Rusya, Beyaz Rusya, Moldova, Romanya, Kazalistan, Kırgızistan, Azerbaycan olmak üzere birçok ülkeden binlerce AIDS virüsü ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar virüsü taşıyan fahişe ve kadınlar geliyor Türkiye'ye!..Birçokları da psikolojik, biyolojik savaşın fedai ve aktörleri, kurbanları olarak..Binlerce Türk gencine, insanına hastalık bulaştırıyorlar..İnternette Türkiye; dünyada Güney Asya ile birlikte FUHUŞ, BEYAZ KADIN, ESCORT ticaretinin üssü, PORNO FİLM CENNETİ olarak sunuluyor!..Şu an Türkiye'de dünyaya porno pazarlayan çok büyük yerli-yabancı patron ve baronların olduğu yazılıyor...Ama ne yazık ki devletimiz, hükümetimiz ve milletimiz bu konularda çok yetersiz, duyarsız, bilgisiz, umursamaz!..Tehlike çok büyük!..Gelecek yıllarda binlerce ve ani ölümler yaşanacak!..Bir ara Prof. Dr. Hurşit Güneş, Türkiye'ye Rusya'dan gelen 500 bin, evet 500.000 fahişe olduğunu söylemiş, piyasada inanılmaz kirli fuhuş parasının döndüğünü vurgulamıştı. Çokları bu uyarıyı bile dalgaya aldı. Şimdi de Prof. Dr. Edibe Sözen'in gençleri fuhuştan, erken uyarılma ve pornodan, diğer zararlı alışkanlıklardan korumaya yönelik tedbir ve çalışmalarını dalgaya alıyorlar!..Bu akşam Fox TV'yi izledim. Yayınlarından iğrendim..Bölücü ve ateistlerin çiftliği olan, eğitimden başka her şeyle ilgilenen ve her şeyden İslam düşmanlığı çıkarmaya çalışan Eğitim-Sen Başkanını konuşturdular!..Sosyal demokrat yapılı b ve Alevi bir kişi olarak bildiğim Edibe Sözen Hanımı nasıl ağıza alınmayacak ifadelerle eleştiriyorlar?!..Halbuki Anayasamızın, gençlerimizin zararlı alışkanlıklardan korunmasına yönelik açık maddeleri var...Ama adamların umurunda değil ki..İşleri güçleri İslam, Türk-İslam kültürü düşmanlığı; kendi öz kültür ve medeniyetine kin, nefret ve düşmanlık!..İşte Eğitim Sen, işte Mühendis Odaları ve TMMOB, işte birçok baro ve TBB, işte Türk Tabipler Birliği, işte TÜSİAD!..İç ve dış mihraklar; üzerimizde çok büyük oyunlar oynuyor; psikolojik, biyolojik, kimyasal hatta fiziksek-nükleer her türlü kirli savaş yöntemlerini deniyor, uyguluyorlar.
   Engin İldeniz
ERKE mi, ERKEN-OKON mu?..Ne olduğunu hala tam anlayamadığımız Yüzyılın Türk Buluşu(!)Erke Araştırmaları ve Mühendislik AŞ’nin devri daim makinesi geliştirdiğine ilişkin toplantısına eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, emekli orgeneraller Necati Özgen, Kemal Yavuz ve Fikret Boztepe ile emekli korgeneral Köksal Karabay ve eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş katılmıştı. Firma, bir kuvvet makinesi olan Erke’nin sınırsız elektrik üretme yeteneği bulunduğunu ve tüm taşıtlarda kullanılabileceğini ileri sürmüştü. Peki bu ERKE'nin Danışmanı kimdi?.. Çetin Uğural Paşa!..Çetin Uğural Paşa; 118. Dönem(28 Temmuz 1976) Kara Harp Akademisi mezunu..Sınıf arkadaşları kimler peki?..Hurşit Tolon(İstanbul), Yıldırım Türker(Sarıkamış), Nejat Eslen(İzmit), Köksal Karabay(Sivrihisar, Çuvalcı Paşa), Artan Perinçek(Sinop), Hasan İğsiz(İstanbul), Erdal Ceylanoğlu(Van), Cafer Coşkun(Sivas), Çetin Uğural(Sivrihisar), Rıza Küçükoğlu(Karaman. Şu an TESUD Başkanı), Çetin Çınar(Sivas), Orhan Ölmez(İstanbul)..Çetin Çınar'ın Ergenekon misyonercisi İlker Çınar'la, Orhan Ölmez'in yine Ergenekon kapsamında sorgulanan sanık Ölmez'le bir akrabalığı var mı, bilmiyorum..Ancak ERKE'ci Paşa'nın dönem arkadaşları sıradan değil yani..
   Ersin
Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Ümit Sayın'ın msn görüşmeleri, örgütün İslamiyet'e ve Osmanlı'ya bakışını ibret verici bir şekilde ortaya koyuyor. 25.11.2000 tarihinde gerçekleştirilen msn görüşmesinde geçen ifadeler kelimenin tam anlamıyla şok edici. İşte iddianamenin 1280.sayfasındaki o görüşmeler: Ümit Sayın:...Osmanlı kültürü Türklüğü mahveden iğrenç bir kültürdür.Savunulacak hiçbir yanı yok. Yavuz: Osmanlı kültürü arap kültürüdür.Türk kültürü değil.İslam kültürüdür.Soysuzların kültürü. Ümit Sayın: İlhan Arsel'in arap milliyeçiliği ve Türkler isimli kitabını okumalısın. Evet soysuzların kültürü aptal dinleri ile bizi mahvettiler. İlhan Arsel de aslında bizim içimizde sayılır yani KTB'nin. Kendisi ile haberleşiyoruz. Ortam hazır olunca yerini alacak. Ama ne yazık ki çok yaşlı, 80'i aşkın. (bugün)
   Atilla
Ergenekon'un kararttığı hayatlar: Uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya’nın 2 milyon YTL’sini alıp kayıplara karıştığı öne sürülen Zahine Sekman’ın babası Adıgüzel Kandemir, konuştu. Kandemir, "Uyuşturucu mafyası kızım kaçtıktan sonra oğlum Mesut Kandemir’i öldürdü. Kızımı da bulup öldürdüklerini sanıyorum.
   İsa Uslu
Çağdaş Eğitim Vakfı(ÇEV), Jandarma Komutanlığı tarafından MİSYONERLİK ve PKK, Hizbullah militanlarının yakınlarına burs vermekle suçlanıyor..Vakıf web sitesi, dost site linklerini vermiş. Yabancı değil. Zaten Şener Eruygur da vakfın yönetiminde..Yani bir kişi birkaç STK'da..Sözde STK..Ama başında, yönetiminde general var!..Üstelik O da bir zamanlar Jandarma Komutanı idi..Eruygur'un İstihbarat Komutanı Levent Ersöz ise hala kayıp!..Rusya'ya kaçmıştı!..İşte ÇEV ve dostları webte: http://www.cev.org.tr http://www.cydd.org.tr http://www.add.org.tr http://www.cumhuriyet.com.tr http://www.koyenstituleri.net http://www.dildernegi.org.tr http://www.tgb.org.tr
   Cevheri Güvenden
GÜLSEVEN DE AMERİKA SEVEN ÇIKTI!..:Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) Başkanı Gülseven Yaşer, Cumhuriyet Mitingleri'nin önde giden ismiydi ve mitinglerde gırla giden aşırı Amerikan karşıtı açıklamaların sahiplerinden biri de oydu. Ancak, Org. Işık Koşaner'in emriyle ÇEV hakkında "PKK'lı öğrencilere burs verme" soruşturması başlatılınca ortaya ilginç bir durum çıktı. ABD karşıtı Gülseven Yaşer, ABD'ye kaçtı. İşin daha ilginci ABD karşıtı Gülseven Yaşer'in kızının ABD'de doğum yapacağının ortaya çıkmasıydı. Yani Yaşer, torununun Amerikan vatandaşı olabilmesi için yüz bin dolardan fazla para ödemeyi göze almış. Eşi Yaşar Yaşer de bu durumu doğrulamış ve kendisinin de yakında Amerika yolcusu olduğunu anlatmış. .. (aktifhaber)
   Remzi Aydar
Doç Dr. Ümit SAYIN'ın deşifre olan MSN'lerini okudunuz mu?..İnternette bir sitede Ergenekon Terör Örgütü üyeliğinden tutuklu Doç Dr. Ümit Sayın'ın MSN mesajlarını okudum. İyice aklım karıştı. Kendisinin de üst düzey mason olduğunu vurgulayan Sayın, masonluk ve masonlarla ilgili bilinenlerden başka inanılmaz bilgiler veriyor..Asker, diplomat, üst düzey siyasetçi, bürokrat, dinadamı bazı kişilerin masonluk üye listeleri Emniyete gönderilmiyormuş. Sayın çok üst düzey mason olan ünlülerden bahsediyor: Doğu Perinçek(Perinçek'in İngiliz İstihbaratı M15 ve 16'ya yakınlığını da vurguluyor!), Dinç Bilgin(basın patronlarının çoğu diyor!), Rahçi Koç, Zafer Mutlu, Erol Manisalı, Ahmet Örs, Savabcı ailesinin tamamı..Bunlar, Türkiye'de her şeyle ilgili İSTİŞARE KONSEYİ, karar mercileriymiş..Ümit Sayın; Necip Hablemitoğlu cinayetini Kemal Yavuz Paşa, Vural Savaş gibi kişilerin iyi bildiğini ima ediyor. Ümit Sayın; Necati Özgen Paşa ile Van eski Valisi ve milletvekili Mahmut Yılbaş'ın HİZBULLAH'la yakın ilişkisini vurguluyor!..Yine Sayın; Prof. Dr. Suut Kemal Yetkin'in gayri meşru çocuğu olduğunu ima ettiği Prof. Dr. İbrahim Çetin Yetkin'in İsrail ajanlığı konusunda çok kesin konuşuyor: Yahudilerin 500. Yıl Vakfı avukatı olan Çetin'in İsrail'de Yahudi istihbaratçı binbaşı SEvgilisi olduğunu belirtiyor..Ergenekoncuların beyin kadrosundan ve en karanlık ismi olarak anılan İ. Çetin Yetkin'in hem Jak Kamhi, hem de Cefi Kamhi ile çok yakın ilişkileri varmış!..Ümit Sayın; emekli İlhan Kılıç Paşa'nın masonluk bağlantılarını anlatıyor. Damadının mason olduğunu ve askeri helikopter firması ihalesine sokulduğunu vurguluyor. Kızı Neriman Yüce'nin yakışıksız işlerinden bahsediyor..Daha neler var neler o MSN yazışmalarında...Şimdi bunlar doğru ise, Ergenekon Soruşturmalarında daha yolun başındayız ve asıl kıyamet de bundan sonra kopacak demektir..Bu Temiz Eller; Temiz Devlet-Temiz Millet Ergenekon Soruşturma ve Operasyonlarına Genelkurmay, TSK, MİT ve Dışişleri de, medya da aktif destek vermelidir!..Tarihi bir dönüm noktasındayız!.
   E. Yarbay A. H. Erdoğan
Büyük Atatürk'ün partisi olma özelliğini tamamen kaybeden, küçük bir çıkar grubunun ve eyyamcının psikolojik tatmin aygıtı haline gelen CHP; çok tehlikeli bölücülük yapıyor. Şerefli Türk ordusunu, Ergenekon Terör Ordusu imiş gibi bir ÇAPULCULAR ORDUSU zannediyor..CHP ve CHP'liler; İP militanları veya malum ülkeler ajanları gibi; Türk Ordusunun, Afrika Sömürge Orduları gibi her sorunu askeri darbeyle çözmesi beklentisini taşıyor!..Türk Ordusu; 4 bin yıllık geçmişi ve tecrübesi olan, Atatürk Ordusudur! Gözbebeğimiz TÜRK ORDUSU; Ergenekon Terör Örgütü Avukatlarının ve Atatürkçülüğü akıl, çağdaşlık ve bilim rotasından çıkarıp bir DİN, TANRI, TABU haline getiren çağdaş yobazların ordusu değildir! Kemal Kılıçdaroğlu'nun kim olduğunu AZİZ TÜRK MİLLETİ iyi bilmektedir..Türk Ordusunu; Atatürkçülük ve laiklik TAKIYYESİNE bürünüp İttihat ve Terakki Ordusu haline getirmeye çalışanlar; onu politikaya, dine veya dinsizliğe alet etmeye çalışanlar; eninde sonunda hüsrana uğrayacaklardır!..Türk Ordusu dün olduğu gibi bugünün PERA Palas'larında tünemiş mandacılardan, o mandacıların loca ve kulüplerinden yönetilmez, yönetilmemektedir, yönetilmeyecektir!..Böyle bir beklenti içerisinde olanlar, daha çok bekleyeceklerdir; ama asla aradıklarını bulamayacaklardır..Tuncali'den Şırnak'a hain bölücü terörle ölümünei fedakarca mücadele eden Mehmetçik ve SAYGIN TÜRK KOMUTANLARINI; Türk milleti bağrına basmakta, dünya takdir etmektedir..Böyle bir sıcak mücadele günlerinde CHP'nin moral ve oyunbozanlığı asla affedilmeyecek ve not edilecektir. Saygılarımla.
   Doç. Ali Rıza P.
Cumhurbaşkanı Sayın A. Gül; 21 üniversitenin rektörünü atamış..İsimlere şöyle bir baktım, bir Bilen olarak..Bu yeni rektörlerin büyük çoğunluğu aşırı solcu yahu..Örneğin Trakya Üniversitesi Rektörü..Geri kalanları da mason veya masonik düşünceli..Ak Partiye yakın bir veya iki rektör var..Aslında onlar da pek değil, liberal yani! Yanar döner! Sayın Gül'ün Sezer'den ne farkı var?..Bir de aşırı sol militan ve teröristleri de affetti mi, tamam!..
   Suna
Bir de Çökertme Motel tatil köyü var.
   Erdal Sekban
Ergenekoncular; TATİL KÖyleri de kurmuşlar: 1-Ütopya Motel - Manavgat – ANTALYA. 2-Ütopya Mercan Otel - Ürkmez – İZMİR 3-Ütopya Tatil Köyü - Ürkmez – İZMİR
   Ferhat Kaplama
ABD'nin ve NATO paşalarının baskısıyla kapatılan ve yayınlarına son verilen ünlü web sitesi aloihbar.org; şimdi satışa çıkarıldı ve internet sayfalarında Türkçe ve İngilizce ilan verildi...İşte siteye, kapatılmadan önce iletilen ihbar mektuplarından birisi: "Sayın Aloihbar.org yayıncısı, Sizler gibi sağlıklı biri iken, iç güvenlikle ilgili riskli görevler almış bir askerim. Güneydoğu'da bıraktığım sağlığımla ilgili en küçük bir şikayette bulunmak veya vatanıma hizmet düşüncesiyle yaptığım görevler için sırtımın sıvazlanmasını beklemek için size yazmıyorum. Ülkemin bütünlüğü için vermiş olduğum onurlu mücadelenin hayatımın en anlamı kazancı olduğundan en küçük bir şüphem yok. Ben sağlığımı neden kaybettiğimi çocuklarıma ve (bu yarım yamalak halimle o kadar yaşarsam) torunlarıma gururla anlatırım. Ancak biraz sonra anlatacağım durumu kimseye açıklayamam. Bir arkadaşımın, "Aloihbar.org" isimli sitedeki ciddi ihbarları okumamı önermesi üzerine sitenize girdim. Bir iki dakika sonra Hava Pilot Kurmay Albay Özdilek ÖCALAN isminin Hava Kuvvetleri 4 ncü Üssünde yapılan bazı usulsüzlüklere karışanlar arasında olduğunu görünce gözlerime inanamadım. Şu anda da PKK ile mücadelenin ön saflarında yer alan bazı arkadaşlarım birkaç yıl önce Hava Kuvvetlerinde PKK lideri Abdullah ÖCALAN'ın nüfus kaydını değiştiren bir akrabasını tespit ettiklerini ve ilgili makamlara durumu ilettiklerini bana anlatmışlardı. O zamanlar bunun öğrenilmesinden sonra böyle bir kimsenin Türk Silahlı Kuvvetlerde barınamayacağını, bir an önce bünyeden çıkarılacağını düşünmüştüm. Ne kadar yanılmışım… Albay ÖCALAN meğer Hava Kuvvetlerinin kıdemli bir Kurmay Albayı olmuş ve her nasılsa bu günlere kadar fark edilmeden gelmiş. Silahlı Kuvvetlerin en tepesine aday olanların sahip olduğu "Kurmay" sıfatına sahip olan Albay Özdilek ÖCALAN bu kadar yıl kendini nasıl gizlemiş ve bu kişiye neden "dokunulmamış" ben anlayamıyorum. Bu şahıs hakkında yaptığım araştırmada ulaştığım sonuçlar suratıma tokat gibi inmiştir; Albay ÖCALAN Çocuklarına kürtçe "Baran" ve "Berfin" isimlerini koymuştur. "Aslına ihanet etmeden" orduda önemli bir rütbeye gelmiştir. Albay ÖCALAN'ın babası, tarihin kara lekesi Abdullah ÖCALAN'la akrabalıklarını gizlemek için nüfus kayıtlarını Urfa'nın Halfeti ilçesinden Elazığ'ın Sarıyakuplu köyüne aldırmıştır. Dikkatli bir nüfus kaydı araştırması ile ortaya çıkarılan bu korkunç gerçeği ben anlamakta çok zorlanıyorum ve onuruma yediremiyorum. Biz yıllarca terörist başı Abdullah ÖCALAN gibilerin üzerimize saldırttığı hainlerle sağlığımız, hayatımız pahasına mücadele edelim, bölücü başı bir hainin kürtçülük yapan bir akrabası mensup olduğum şerefli orduda kurmay albaylık gibi önemli bir rütbeye gelmiş olsun! Buna bilerek veya bilmeyerek kayıtsız kalanlara yazıklar olsun! Bizler canımız pahasına cepheye koşarken birileri çoktan altımızı kazmışlar. Ne kadar acı... Saygılarımla." Bir Gazi. (www.aloihbar.org Yazım: 09:22 EET - 16 Temmuz 2007)
   Adnan Mersinli
DEMOKRASİYE direnen son YANYALI Sabetay: ONUR ÖYMEN ve Öymen ailesi: Hıfzırahman Raşit Öymen (Altan, Örsan ve Gülden Öymen’in babası) ve Münir Raşit Öymen (eski büyükelçi, şu anda CHP Milletvekili), iki öğretmen kardeş. Ancak sıradan öğretmenler değil, örneğin, Hıfzırahman Raşit Bey, Milli Eğitim’de çok önemli görevler üstlenmiş, Halkevleri Dergisi’ni çıkarmış ve 1950’ye kadar süren bir milletvekilliği de var. Trabzonspor’un kurucuları arasında da en başta gelen isimlerden birisi. Öymen Ailesi, Yanyalı. Altan Öymen, Aysel Sevindi ile evlenmiş. Babanzadelerin ünlü ismi, gazeteci, milletvekili ve bakan Cihat Baban’ın sahibi olduğu Tercüman ve Yeni Gün gazetelerinde en tepedeki isim olduğu zaman 25 yaşındaymış. Bazıları bu kadar yetenekli oluyorlar işte. 25 yaşında iki gazetenin birden başına geçebiliyorlar. Babanzadelerin bir kızı Yaşar Kemal’le evlendi, bir kızları da Necip Fazıl’la evlenmiş. Babanzadeler "kendilerinden" olmayana kız vermiyorlar. Öymen Ailesi de Karakaş. Münir Raşit Öymen, eski büyükelçi CHP Milletvekili Onur Öymen'in babasıdır. ONUR ÖYMEN KİMDİR?..1940-İstanbul'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Galatasaray Lisesinde yaptı. Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Aynı fakültede doktora yaptı. Doktora tezi: 'Teknolojik Gelişme ve Savunma Politikası'. 1964: Dışişleri Bakanlığına girdi. 1964 - 1966: Askerlik görevi. 1966 - 1968: NATO Dairesinde İkinci katip. 1968: Avrupa Konseyi Daimi Temsilciliği'nde İkinci katip daha sonra da başkatip. 1972: Ankara'da Siyaset Planlama ve Avrupa Konseyi, daha sonra da Kıbrıs Dairelerinde Şube Müdürü. 1974: Lefkoşe Büyükelçiliği Müsteşarı. 1978: Dışişleri Bakanı'nın özel danışmanı. 1979: Ekonomik İşler Daire Başkanı. 1980: Prag Büyükelçiliği Müsteşari. 1982: Madrid Büyükelçiliği Müsteşarı. 1984: Ankara'da Siyasi İnceleme ve Değerlendirme Daire Başkanı. 1985: Siyaset Planlama Dairesi Başkanı. 1988: Kopenhag Büyükelçisi. 1990: Bonn Büyükelçisi. 1995: Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı. 1997: NATO Daimi Temsilcisi. 2002: Ağustos emekli. 2002: Kasım 2002'den beri CHP İstanbul Milletvekili 2003: Kasim 2003'den beri CHP Genel Başkan Yardımcısı 2007: Temmuz 2007'den beri CHP Bursa Milletvekili. Üyesi olduğu uluslararası kuruluş Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Londra. Ödülleri: 1995 Yılın Bürokratı Ödülü. Nokta dergisi '95, '96, '97 Yılın Hariciyecisi Ödülü. Türkiye Sanayiciler ve İşadamları Vakfı 1997 Abdi İpekci Barış Ödülü Milliyet Gazetesi. 2005 Yılın Politikacısı Ödülü Nokta Dergisi. Bildiği yabancı diller: İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca. Onur Öymen evli ve iki çocuk babasıdır. (KAYNAK: http://www.onuroymen.com/) Prof. Yalçın KÜÇÜK'e göre, ONUR ÖYMEN, İRTİCA ile mücadeleye karşı MAHŞERİN ÜÇ ATLISINDAN BİRİ: "28 Şubat’tan önce ben Paris’teydim. Bir Trimvua kuruldu, bir üçlü var dedim.İttihat Terakki günleri gibi bir yeni parti Türkiye’yi yapıyor dedim. Üç ismi de verdim; Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Onur Öymen; o zamanki MİT Müsteşarı Sönmez Köksal ve o zamanki Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir. 28 Şubat’ın planlamasını yapan bu üçünden en az ikisi Sabetayisttir."
   NAZIM TOPRAK
Cumhuriyet'te, Hürriyet'te, memlekette kaç Sabetay Sevi müridi veya tarikatçısı, kaç Giritli, Yanyalı, Rodoslu Rum dönmesi, kaç Ermeni, Süryani dönmesi yazar-çizer, aydın, bürokrat var?..REJİMİN BEKÇİLERİ neden hep bunlar oluyor?.. Şimdi..Makedonya-Manastırlı bir gnelkurmay Başkanımız olacak, ne var, GİRİTLİ yazarlarımız da olsun!..diyebilirsiniz..Olsun da, KOMİTACI, Balkan Komitacısı olmasınlar; Anadolu insanına hor ve hakir görmesinler!..Ezmesinler, sömürmesinler, darbe yapmasınlar!..Bakıyorum da bugün Ergenekon'da adı geçenlerin büyük çoğunluğu ya Türk değil ya da Türkiye-Anadolu kökenli değil!..MİT'te de öyle, rütbeli Paşalarda da..Çerkes, Gücrü, Arnavut, Boşnak, Abaza, Laz, Kürt...Herkes birbirine böyle hitap ediyor; böyle etiketliyor, fişliyor!..Aslında en tehlikeli bölücüler; sözde BÖLÜCÜLÜKLE MÜCADELE edenler!..Derin Devlette..Kimse doğru dürüst BEN TÜRKÜM demiyor, ama Başbakanı yerden yere vuruyorlar!.. Bunların çoğu Osmanlı, Osmanlı coğrafyasından, ama Osmanlı'ya düşman, Türk-İslam kültürüne düşman!..Hani..Yeni, müstakbel Genelkurmay Başkanımız da Klasik Batı müziğine pek severmiş; Türk Sanat, Türk Halk müziğine değill!..Ne var bunda diyeceksiniz, ama Ergenekoncu, Kemalist, Ulusalcı gazeteci-yazarlar; bunu bir çağdaşlık ve ilerilik ölçütü, ÖZDE ATATÜRKÇÜLÜK gereği olarak gösteriyorlar..Paşa, bir de tabii ara sıra içermiş!..Tam çağdaş!..TV haberlerinde böyle geçiyor Makedon mu, Türk mü, Musevi mi, Sabetayist mi, neyse, O Komutan!..Bir şeyler ima ediyorlar veya başımıza vuruyorlar!..Genelde Osman Paksüt'ün üye olduğu Kavaklıdere-Tenis Kulübü gibi, Mason ve mandacıların üye olduğu Büyük Kulüp'e de üye imiş!..İsrail'de kendinden geçercesine Ağlama Duvarında tapınmışmış!..Bütün bunlar; İlker Başbuğ Paşa'nın ÖZDE LAİKLİĞİNİN derinliğini gösteriyormuş!..Demir Yumrukmuş!.. Şimdi gelelim, yine bizim Giritlilere?.. Rumca şarkılarla büyüyen Giritliler de var tabii içimizde, Türkçe şarkılarla büyüyenler de! Gazeteci Emel Armutçu; "Gazeteci-yazar Emin Çölaşan, çocukken başını hep Rumca sevgi sözcükleri söyleyerek okşayan babaannesinin memleketinde kendisine hitap edecek bir şey bulamadı ama politikacı Hüsamettin Cindoruk, yıllar sonra Kandiye’de ailesinin oturduğu Mehmet Paşa Konağı’nı buldu, duygulandı." diyor. Armutçu Türkiye'deki ünlü Giritlilerden bir kısmını çıkarmış: ÜNLÜ GİRİTLİLER: Şair: Leyla Hanım, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Osmanlı aydınlarından Ahmet Cevat Emre, İzmir’in ünlü fotoğrafçılarından Hamza Rüstem, Gazeteci - yazarlar: Doğan Hızlan, Emin Çölaşan, İlhan Selçuk, Simavi Ailesi, Giritli Kasap Ali’nin torunu, senarist Birol Güven, Soyadı Girit’in bir limanından gelen yazar Pakize Suda, Politikacılar: Hüsamettin Cindoruk, Ekrem Pakdemirli, İş dünyasından Hüsnü Özyeğin, Ümit Boyner, Oyuncu, şarkıcı: Ayla Algan, Yönetmen Ömer Kavur, Tarihçi Halil Berktay... (Yeni Giritliler:Hürriyet/Pazar-28/11/2004-Emel ARMUTÇU) Hüsamettin Cindoruk dikkatinizi çekti mi?..Suret-i haktan görünür, 27 Mayıs mağduriyet edebiyatıyla varlığını sürdürür; ama dünden bugüne YERALTI DEVLETİNİN duayeni olmuştur..Baba Demirel, H. Cindoruk, İ. Sezgin...Kıbrıs'ta da R. Denktaş...DEMOKRASİ MÜCAHİDİ bunlar! Bugüne kadar burunları bile kanamamış, SARAY AĞALARI ya... NOT: Sosyalist yazar Abidin Nesimi, anılarında, Menemen Olayı'nın sarhoş-ayyaş-esrarkeş bazı GİRİTLİlerin işi olduğunu yazar! İRTİCAİ bir kalkışma ve eylem değil, devrin yönetiminin işine yarayacak bir tezgah ve kışkırtmadır!..
   Osman Arkun
Kürşat Başar'ın babası kontrgerilla çıktı...(Habervitrini: 09.10.2007): "Meğer babam Özel Harpçiymiş, gazeteci olunca öğrendim." Kürşat Başar'ın babası Çetin Başar da Özel Harp Dairesi'nde görev yapan subaylar arasında. 1960'lı yılların sonunda ve 1970'li yılların başında Özel Harp Dairesi'nin Kıbrıs'la ilgili çalışmalarını yürüten Başar, "Orhan Bey" kod adıyla 1974- 176 yılları arasında dairenin Kıbrıs'ta faaliyet yürüten gizli örgütü Türk Mukavemet Teşkilatı'nın da liderliğini yaptı. Hem Cihat Akyol hem de Kemal Yamak'ın başkanlığı döneminde dairenin eğitimlerden sorumlu olan Başar, Özel Harpçiler tarafından "Özel Harp Dairesi'ni kurumsallaştıran isim" olarak kabul ediliyor. Ordudan korgeneral olarak emekli olan ve daha sonra yaşamını yitiren Çetin Başar'ın oğlu Kürşat Başar babasının Özel Harpçi olduğunu nasıl öğrendiğini SABAH'a anlattı: "O dönemde ben ilkokuldaydım. Özel Harp Dairesi'nde değil Genelkurmay Başkanlığı'nda çalıştığını biliyordum. Babamın Özel Harp Dairesi'nde görev yaptığını galiba gazeteciliğe başladığımda öğrendim. Tam hatırlamıyorum. Ama medyada yer aldığım için Özel Harp Dairesi'ni az çok tanıyordum. Zaten bu kurumla ilgili söylenenlerin çoğununu doğru olmadığını düşünüyorum. Sonra Kıbrıs'a gittiğimde oradaki insanlar babamın yaptıklarını anlattılar. Orada ne kadar fedakâr işler yaptıklarını gördüm."
   Kamuran Artam
İBDA ve İBDA-C'nin beyni, danışmanı, yazarı..Çok ilginç bir İBDA'lı portre: Dr. Hakkı Açıkalın, 1963 yılında, eski büyük tüccarlardan bir baba ve Osmanlı Hanedanından bir annenin oğlu olarak, İstanbul-Ortaköy’de doğdu. Orta-lise öğrenimini, Saint-Benoit Fransız Lisesi’nde 1975-82 arasında tamamladı. Bu arada 1978'de, bir sosyalist-AEP'ci hareketle bağlantı içine girdi. 1984-90 arası; Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde lisans eğitimini tamamlayıp tıp doktoru oldu. 1991 Mayıs-1992 Nisan döneminde; Macaristan, Pecs Üniversitesi’nde Beyin-Sinir Cerrahisi ihtisasına başladı. 26 Ağustos 1992’de; Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı'nda yeniden ihtisasa başladı ve 25 Ocak 1996’da; aynı bölümden Anatomi Bilim Doktoru ünvanıyla mezun olup, tıp doktorluğuyla beraber akademik doktor kimliği de kazandı. 1988, 89 ve 93'te Fransa, İsviçre ve İtalya'da çeşitli tibbî çalışma ve araştırmalar yaptı. 1993 ve 95'teki, iki Anatomi Kongresi'ne, iki orijinal ve kapsamlı bildiri sundu. 1993'te Dr. Meryem Açıkalın’la evlendi ve 1996 Eylül'ünde Türkiye'den ayrılıp Bükreş'e geçti. Burada hayatının kritik bir dönüm noktasını teşkil eden bir siyasî harekete dâhil oldu ve 1997 Ocak ayında bu teşkilatça Atina'ya görevli olarak gönderildi. Aynı siyasî hareketteki eşi 1998 Ekim’inde Kuzey Irak’ta kayboldu ve kendisinden bir daha haber alamadı. 1998 Mayıs’ında, mensubu olduğu siyasî hareketin bir yetkilisiyle şiddetli bir ideolojik-siyasî tartışmanın ardından, bu teşkilatla bağlarını büyük ölçüde kopardı. 1995 yılından bugüne, İBDA fikriyatı çizgisindeki dergilerde Coyotte (Kurt) müstear ismiyle ve aralıklarla makaleleri yayınlandı. İsviçre'de ikâmet ediyor.
   Üstün Cem Akmen
İkinci F. Sarıkaya Vak'ası mı olacak?.. Ergenekon Savcıları, başta Z. Öz; sürekli tehdit alıyorlarmış!..Bu sistemli, psikolojik yıldırma ve caydırma savaşı tabii. Başta Deniz Baykal, Cumhuriyet'in Savcısına DÜELLOya davet ediyor!..Bir Ak Partili, böyle bir konuşma yapsa kıyamet kopar! İlk önce de Oktay Ekşi ile E. Özkök kıyamet koparır..Ama CHP'ye her şey mübah!..CHP'li M. Özyürek de; Savcı ve polisler EŞKIYA demişti!..Aslında bu düpedüz suç!..Ama bir siyasi parti lideri, açıkça bir TERÖR ÖRGÜTÜNÜN avukatı olduğunu beyan etmişse, işte orada hak-hukuk bitmiştir!..Bence sayıları üç olan Ergenekon Savcılarının sayısı, en az 5-10 kat arttırılması..Çünkü DAVA, çok büyük dava, YÜZYILIN DAVASI..Bir de bu Savcılara sıkı korumalar ve DOKUNULMAZLIK verilmeli..Ergenekoncuların amacı; Zekeriya Öz'e de Ferhat Sarıkaya muamelesi yapıp toplumsal LİNÇ PSİKOLOJisi oluşturmak!..Sonunda davayı anlamsız kılmak!..Şener E. ve Hurşit T. paşaların; savcılar üzerinde çok büyük baskısı var! Belli merkezlere baskı ve tehdit yaptırıyorlar..Savcılar hakkında seri davalar açtırıyorlar; daha Ergenekon Davası başlamadan!..Hukuka bu çirkin GÖZDAĞI ve TEHDİTe Hükümet son vermeli gereğini yapmalıdır!..
   Dursun Taşlık
TRABZON'un ünlüleri, şimdi sanal ortamda, internette...Kanuni Sultan Süleyman'dan bu yana..Kimler yok ki? Koray Aydın'dan e. Org. Çetin Doğan'a kadar!..Yüzlerce biyografi!.. İşte adres: http://www.trabzonlumeshurlar.com/index.php?option=com_content&task=view&id=66&Itemid=29
   Ali Erendüz
Ergenekoncuların finans kaynaklarını sağlamak için Kemal Özden'in başkanlığında(şimdi onursal başkan) kurulduğu iddia edilen USİAD'ta şimdi panik havası var..Önümde ilginç bir açıklama var: 29.07.2008 TARİHLİ USİAD BASIN DUYURUSU: "USİAD HİÇBİR GÜÇ ODAĞININ VE PARTİNİN KONTROLÜNDE OLMAYAN BİR İŞADAMLARI DERNEĞİDİR." Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği (USİAD) DANIŞMA KURULU ise pek öyle demiyor: Mete AKYOL(Tarsus Amerikan Misyoner Koleji Mezunu, mason, gazeteci-yazar), Prof.Dr.Anıl ÇEÇEN, Murteza ÇELİKEL, Dr. Barış DOSTER, Prof.Dr.Şükrü Sina GÜREL(vefat etti), Doç.Dr.Emin GÜRSES, Doç.Dr.İ.Yaşar HACISALİHOĞLU, Prof.Dr.Alpaslan IŞIKLI, Prof.Dr.Gülten KAZGAN, Prof.Dr.Erol MANİSALI, Prof.Dr.Eren OMAY, Şefik SOYUYÜCE (27 Mayısçı subaylardan)..Bunların hangileri işadamı oluyor acaba?..Ne işi?..
   GÜLLÜ KİBAR
Sayın Başbakan veya Cumhurbaşkanı bir an önce Kuzey Irak'a; Musul, Kerkük, Telafer, Tuzhurmatu, Selahaddin ve Erbil kentlerini ziyaret edip taraflarla görüşmeli..
   Alperen TÜRKBEYİ
UTKU Bey Büyüğüm ; Evvela Hürmet ve Saygılarımı Sizlere Sunarım . Lütfen Kırıcı , Hakaretvari , Suçlayıcı , Önyargılı Şekilde Olaylara Bakmayalım . Yazımda Cümle leleri Yanlış Kurarak yada Eksik İfade Ederek Amacımı İfade Edemediysem Özür Dilerim . Genelleme Yapmak İstememiştim . Ama Şunuda Bilinki ALLAH a Çok Şükür , Elhamdülillah , Sonsuz HAMD ı Senalar Olsunki ULU YARARAN , Sonsuz Güç Ve Kudret Sahibi Olan ÇALAB Şahsımı MÜSLÜMAN-TÜRK Yaratmış. Ve Bu Hasletlerimlede Gurur Duyuyorum :) Kimlik Ve Kişilik Sorunumda Dolayısıyla Yok ! İsmail Hakkı KARADAYI da Bu Örgütün İçinde ( 02.08.2008 Cumartesi )Adlı Haberi Ve Yorumları Okursanız Ne Demek İstediğimi Daha İyi Anlayacağınızdan Eminim İnş.Sürçü lisan Ettiysem Yinede Herkesten Özür Dilerim. Ama Lütfen Kırıcı , Seviyesiz , Anlamadan Kişiliklere Saygılı Olalım .Lütfen ..!
   Serdar Sükan
AŞIRI SOL-SAĞ İTTİFAKI; AMA NİÇİN?..Türk Solu ve İleri Grubu; içinde Yekta Güngör Özden'in de bulunduğu, masonik yönlendirmeli Alevici-aşırı solcu bir grup. Gökçe Fırat, Ali Özdoğan başı çekiyor..İlginç olan: Atatürk ile Lenin'i aynı kareye taşımaları, Deniz Gezmiş edebiyatı yapmaları..ADD'nin ORDU GÖREVE mitinglerinde onları da öncü gençlik olarak gördük..Arkasında Hurşit Tolon Paşa'nın olduğu öne sürülen kemalistler.net web sitesiyle, hakimiyetimilliye ve bozok.org gibi web siteleriyle aynı paralelde yayın yapıyorlar. Türk-Kürt, Alevi-Sünni çatışması ve tahrikleri temel kouları..İşte aynı çizgiyi Yeniçağ gazetesine taşımaya çalışan bir başka kişi daha vardı: Abdullah Özdoğan. Bu kişi, Yeniçağ'da günlerce Kürtlerin Batı illerini nasıl işgal ettiklerini tahrik edici bir üslupla anlatan bir yazı dizisi yayınladı..Bu arada Batı illerinde de bayrak tahrikleri, Türk bayrağını yere, dereye atma provokasyonları başlamıştı..Abdullah Özdoğan; Behiç Kılıç'la birlikte bir TV programına da başlamıştı..derken..Sanırım bu yazar, bir süre sonra birden Yeniçağ'da yazmamaya başladı. Geçenlerde Radikal ve Milliyet gazeteleri arşivlerine bakarken, her iki gazetede de aynı haber dikkatimi çekti. Casablanca Bar'ın işletmecisi Abdullah Özdoğan'dan bahsediliyordu: Tepebaşı'nda yanında kimliği olmadığı için bara alınmayan kadının erkek arkadaşları silahlarına sarıldı. Çıkan çatışmada 1 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı.. (ŞAKİR AYDIN- ELVAN EZBER -İstanbul) Beyoğlu'nda, yanında kimliği olmadığı gerekçesiyle bara alınmayan kadının, erkek arkadaşları silahlarını ateşledi. Bar çalışanlarının silahla karşılık vermesiyle çıkan çatışmada, bir kişi öldü, beş kişi yaralandı. Tepebaşı Kuytu Sokak'taki Kazablanka Bar'da, dün sabaha karşı meydana gelen olay, iddiaya göre şöyle gelişti: Bara gelen üç erkek ve üç kadın içeri girdi. Ancak, arkadaşları Seda Peköz geride kaldı. Peköz'ün merak eden üç erkek tekrar kapıya döndü. Peköz'ün üzerinde kimlik olmaması gerekçesiyle içeri alınmamasına sert üslupla karşılık verdi. Bar görevlileri tarafından uyarılan üç arkadaş, buradan ayrıldı. Ancak, bir süre sonra geri dönüp bara ve çalışanlarına ateş açtı. Bardakilerin de silahla karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada, işyeri çalışanlarından elektrik tesisatçısı Metin Uğur Kişmir (32) olay yerinde öldü, Uğurtan Demiraksak (23) ise sağ bacağına ve diz altına isabet eden kurşunlarla yaralandı. Barın iki ortağından biri olan ve Yeni Çağ Gazetesi'ne dışarıdan yazı yazan Abdullah Özdoğan da sırtına aldığı kurşunlarla yaralandı. Olay yerinden kaçmak için 34 TCT 12 plakalı taksiye binen Seda Peköz (22) kolundan, Pınar Özker (20) kafasından, Birsen Hatice Demir (20) ise omzundan yaralandı. Olaydan sonra barda bulunan beş kişi, gözaltına alındı. Yara almadan kurtulan ve arkadaşlarını hastaneye kaldıran Gülsener Denizer de, ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Barın bulunduğu sokağı araç ve yaya trafiğine kapatan polis ekipleri, içeride ve dışarıda geniş çaplı inceleme yaptı. Bar ve dışarıda toplam 40 boş mermi kovanı bulduklarını belirten emniyet yetkilileri, olayda üç - dört silah kullanıldığını kaydettiler. (http://www.milliyet.com.tr/2003/10/17/yasam/ayas.html) Ne iş, siz bir şey anladınız mı?
   İlhan Otan
Apo'nu yanındaki subay PİLOT NECATİ'yi ya da İlyas Aydın'ı en iyi İlhan Selçuk bilir..Şu an hayatta olan 27 Mayısçı Numan Esin de iyi bilir. Emekli Deniz Binbaşı, yazar Erol BİLBİLİK de iyi bilir..Bu kişi ile bu konuda ve U. Mumcu suikastı konusunda mutlaka kapsamlı bir röportaj yapılmalı. Bence İlyas Aydın'ı Hasan Cemal de, Mahir Kaynak da, Doğu Perinçek de, Yalçın Küçük de, Mihri Belli de bilir; bilmesi gerekir..Hem 27 Mayıs'ta, hem 9 veya 12 Mart'ta hem 12 Eylük'de, hem de 28 Şubat'ta var İlyas Aydın..Veli Küçük'le de, Rauf Denlktaş'la da, Yakan Cumalıoğlu ile de tanışıyor olmalı..
   Sunay Alpan
Nuh BEY, ERgenekoncu Ümit Sayın'ın ve Behiç Gürcihan'ın bilgisayarlarından mason listeleri de çıkmış. Bunları zaten açıkistihbarat yayınladı. Ancak son zamanlarda internet medyasına yansıyan İlhan Selçuk'un, Erdoğan Teziç'in, bazı rütbeli subayların Locada yaptıkları konuşmalar var. Halbuki sözkonusu mason listelerinde bu isimler yok..Bana öyle geliyor ki; Türkiye Masonlarının elinde, Emniyete intikal ettirmedikleri, ikinci bir liste; çok gizli bir liste daha var!..Çünkü Büyük Üstadın, yurtdışına bildirdiği Türkiye'deki mason sayısı; Emniyete bildirdiklerinin iki katı; yani 30 bin küsur!..Peki Türkiye Devletinden gizlenen 2. listede yer alan yaklaşık 15 bin VIP mason kimlerden oluşuyor?. Üst düzey bürokratlar, siyasetçiler, subaylar, diplomatlar, dinadamları, bilim ve sanat adamları mı?..İnternette, New York Times'ın elektronik arşivine girdim. Aşağıdaki yazıya ulaştım. Adresi, anonsu şöyle: "TURKISH ENVOY ELEVATED; Inducted as 32d Degree Mason at Rockville ... ROCKVILLE CENTRE, L. I., May 9 -- Selim Sarper, Turkish Ambassador to the United States, was inducted as a thirty-second degree Mason here this afternoon at ... May 10, 1953. THE PROBLEM.
   Fatma İlbeyi Duman
Zorla sevdiremezsiniz. Ebu Cehil de, Ebu Lehep de; Hz. Muhammed'i (s.a.v.)sevmiyordu. Allah için sevmek, Allah için buğzetmek esastır. Allah düşmanlarını kalpten sevemezsiniz. Çok tehlikelidir..Allah'ın sevdiklerine de düşmanlık edemezsiniz. Allah'a savaş açmış olursunuz!..Kişi sevdiğiyle beraberdir. Cennette veya Cehennemde..Bırakın, isteyen istediğini sevsin; sevenleri birbirinden ayırmayın!..Hakiki sevgi imandandır. İnanç; Allah sevgisi yoksa; sevgiler yalandır, geçicidir, vefasızdır, çıkarcıdır. Kalbi Allah sevgisiyle dopdolu olmayan birisi, hiçbir şeyi içten, gönülden sevemez!..Sevgi yoksa; şefkat ve merhamet de olmaz, iyilik düşüncesi de!..Yunus'un dediği gibi; yaratılanı Yaradandan ötürü sevmeliyiz.."Hiçkimse iman etmedikçe Cennete giremez. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek iman etmiş sayılmazsınız." buyurur Peygamberimiz..Cennete gitmek; kalbimizdeki iman ve sevgiye bağlı!..Allah'ın sevmedilerini sevmemek ayrı bir şey; küfretmek, sövmek, hakaret ayrı bir şey! Küfür, sövmek(şetm), hakaret yok!..Hele ölen kişilere!..Yararı da yok...Herkesin akıbetii Allah bilir..Ahkam kesemeyiz..Ben müslümanım diyen müslümandır!..Kimsenin imanını ne küçümseyebiliriz, ne de yok sayabiliriz!..
   Utku
Alperen, sen bu güzel isme layık değilsin. Çünkü Türk insanı hakkında ciddi kuşkuların var. Bir defa Türk'ü, Türk insanını sev!..Sonra bu sitenin yazarları veya yorumcuları bir şeyler sölüyorlar, yorumluyorlar..Bu bilgiler, yorumlar doğru mu, değil mi? Hangisi sana göre doğru, hangisi değil? Bilgiler, fikirler, analizler, sentezler konuşsun..Genelleme yaparak insanları itham etme!..Dış güçler, Anglo Sakson, siyonistler, ABD, AB, BOP falan..Ne bunlar? Benim ve benim gibi yazar, yorumcu arkadaşların bunlarla ne ilgisi var yahu?! Ben Zonguldak'ta oturan, sadece gazeteleri, internet haberlerini takip eden sıradan bir insanım!.Sık sık burada yorum yazarım..Söylediklerinle hiçbir bağlantım yok..Çok komik..SEn bu ülkede yaşamıyorsun herhalde!..2500 sayfalık Ergenekon İddianamesini, belgeleriyle beraber bir oku bakalım!..Bu ülkede Atatürk posteri ve Türk Bayrağı önünde İlahi Dinleyen küçük çocuklar, EN BÜYÜK TEHDİT olarak gösterilip Hükümete MUHTIRA verilmedi mi?..
   Mustafa Kamil Turan
Bir musibet bin nasihattan yeğdir derler, ama bin musibete maruz kaldık bugüne kadar belki, bir ders aldık mı acaba?..Bu Konya'daki yurdun çökmesi şu gerçeği iyice gözümüze soktu: Türkiye'de hemen hemen bütün yerel yönetimler ve hükümetler büyük bir cinayet işliyor; konutların, fabrika ve atölyelerin denetimsizliği, inşaat ve mühendislik ihmalleri!..Şu an Türkiye'deki binaların, konutların; yüzde 90'ı ya tamamen, ya kısmen kaçaktır; denetim dışıdır. Hatta imarsız-ruhsatsızdır! Şu an İntanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Eskişehir, Adana başta olmak üzere büyük şehirlerdeki, hatta bütün şehir ve ilçelerdeki konutların yüzde doksanında mutlaka; bina emniyetini riske atacak tarzda bir, iki, üç çıkça-çekme, kaçak kat; yan bina, kaçak balkon vs. vardır! Binaların terasları, çatıları, çıkma-çekme kaçak katları, bodrum katları, otoparkları satılabilmekte veya kiralanabilmektedir. Yine başta İstanbul olmak üzere yerleşim yerlerinin yarısında konutların bodrum katları; atölyedir, fabrikadır!..Özellikle kaçak tekstil, demir-çelik, pima-pen, camcı vs. atölyesidir; bar ve gazinodur, dernek adı altında kumarhanedir veya fuhuş yeridir!..Atmıyorum..Bütün bunları bilen, gören, yaşayan insan olarak söylüyorum...Bugün Türkiye'deki mimar ve mühendislerin, bilhassa mühendislerin, Belediyelerin İmar Dairesi çalışanlarının, Tapu ve Sicil Müdürlüğü yöneticilerinin en az yarısı; hırsızdır, rüşvetçidir, dolandırıcıdır!..İnanmayan varsa, araştırabilir...Özellikle 1085'ten bu yana yolda yürümesini bilmeyen, hayatında eline çekiç alıp bir çivi bile çakmamış nice insan; BEN MÜHENDİSİM, İNŞAAT USTASIYIM deyip ortaya çıkmıştır..Evini-barkını satıp eline 100 milyar para geçinen site yapmaya başlamış, bina dikmeye başlamıştır..Hiçbir iş bulamayan, hiçbir işte tutunamayan nice insan; belediyeden, şuradan-buradan bir hemşehri, bir partili bulup inşaatçılığa başlamıştır..Deneme yanılma ile inşaat tamamlamışlardır..Türkiye'de özellikle bütün OKUL ve HASTANE inşaatı binaları tez elden denetime alınmalıdır..Çünkü bu binaların yüzde 70'i-80'i hatalıdır, kusurludur, büyük risk taşımaktadır..Sallanmaktadır..KOnya'daki olaydan yola çıkarak, işi; Kur'a ve Kur'an kursu, din düşmanlığına dökmek, bu felaketi dinsizlik adına FIRSATA dönüştürmeye çalışmak son derece ahlaksızca ve HAYASIZCA bir iştir..Ancak bugün gün boyunca gördüm ki, hiçbir değer yargısı ve manevi endişesi olmayan ve özellikle İslam'a ayrı bir kini olan bazı medya organları, belden aşağıya vurma yoluna gittiler..Ne ayıp!..Kaçak Kur'an Kursu diye yeri-göğü inlettiler..Neyimiz kaçak değil ki?!..Evet, işte konutlarımız, atölyelerimiz vs..Burada bir konut ihmali, kaçak çıkıntı olabilir..Başka ihmaller de!..Ama bunu din, Kur'an, Kur'an Kursu düşmanlığına dökmenin, Diyanet'le yine bir grubu eski defterleri de açarak ve kaşıyarak karşı karşıya getirmenin anlamı ne?..Burada iyi niyet yok!..Hem bu iş, bir Ergenekon işi niye olmasın ki!..Hafife almayın; bu grup devletin çok dışında değil. Hem derin devlet ajanlarının nüfuz edemeyecekleri bir grup da değil..Zaten bilhassa son 15-20 yıldır İslami gruplara akıllara ziyan yöntemlerle ajanlarını sokmaya çalıştılar ve başarılı da oldular!...Bir de bugünkü Diyanet Teşkilatı-Kadroları; hala eski Başkan Tayyar Altınkulaç'ın emrinde, O'nun etki alanında..Şu an Diyanet'in merkez, yönetici kadrolarının çoğu, NAMAZ dahi kılmayan; ÜLKÜCÜ-MİLLİYETÇİ geçinen eyyamcıların, en büyük marifeti personel ve cemaatini fişlemek olan nasipsiz muhbirlerin elinde!..Dünden bugüne Diyanet'te en çok iş, torpil yaptıran milletvekili kim biliyor musunuz?..Kamer Genç!..Genç'in her telefonu bir EMİR telakki edlir, özellikle atamalarda. Asla reddedilmez!..Şimdi bu olay; Diyanet içinde çok kuvvetli bir biçimde örgütlü Ergenekon-Gladyo ajanlarının işi niye olmasın?!..Ben ne zaman Ankara-Diyanet Merkezine gitsem, orada MGK'dan veya askeri istihbarattan birisni oturuyor bulurdum..Özellikle Mehmet Nuri Bey zamanında..
   Alperen TÜRKBEYİ
:))) Baştan Sona Yazarı ve Ekibini Ajite Etmek İçin Yazılmış Yazılar..! Resmen Şu An Ülkemizdeki Örtülü Olarak Yürütülen Dışarıdan İçeri Şarj Yoluyla Dayatılan , İçeriyede Derin Çetelerle Mücadele Diye Yutturulan Tantananın Çeşitli Versiyonlarının Kapışması Sanki Mübareklere Bak :))Tuhaf Tuhaf Nickler , Tuhaf Tuhaf Bilgi Adı Altında Deşifrasyon ve Yönlendirmeler , hedef Göstermeler vs vs vs ....... Bari Açıkça Söyleyin Canım ; Bu ABD-İngilterenin ( ANGLO SAKSON ) ,İsrailin ( SİYONİSTLER ) , AB ( ALMAN-FRANSIZ ) , AVRASYA cılar , Bizim Gariban MÜSLÜMAN TÜRKLERİN : Dışarıdan Kurgulanan ve Yazılan , İçerdeki Aktörlerle Çevrilen ( TÜRKİYE yi Kapıp Kafalayıp ) DÜNYAYI KURTARAN ADAM Filmi Diye ...YEMEZLERRRRRRRRRRRRRR ...De Haydi Herkes İşine Baksın Şimdi :D :)))
   Işıl Kural
ÜNLÜ olmanın zoraki yolu belli..SEdat Peker'in Öztürkler web sitesinin açılışına katılan sanatçılara ve subaylara bir bakın..Ölen, öldürülen mafya babalarının cenaze törenlerine katılan veya çelenk gönderenlere bir bakın..Ergenekoncu Taner Ünal'ın Vatansever Güç Birliği Derneği'nin toplantısına katılanlara veya çelenk gönderenlere bir bakın: Suat İlhan Paşa, Hurşit Tolon Paşa, Cumhur Evcil Paşa., Vural Savaş, Rauf Denktaş, Muzaffer Tekin... Sadece İbrahim Tatlıses mi Ergenekoncu, PKK destekçisi? Edip Akbayram, İlyas Salman, Tarık Akan, Hale Soygazi, Metin Akpınar gibi çoğu sanatçı, sinemacı, şarkıcı, tiyadrocu, manken ERGENEKON'un vizyon ve tuzak oyuncuları..Kamuoyunda Alevi veya Kürt olarak bilinen, aslında çoğu Zaza birçok sanatçı da öyle..Çokları Ergenekon-PKK çizgisinde..Edip Akbayram, yurtdışında PKK'lılara konser veriyor!..Hemen her terör örgütünün sanatçıları var! Halka, gençlere sanatla, müzikle, folklorla ulaşmaya çalışıyorlar! Üniversitelerde öğrenci dernek ve topluluklarına bakın!..Folklor, dans adı altında açılan derneklere bakın... Bir de Ergenekon-Milliyetçi-Ülkücü çizgisinde olan kışkırtıcılar da var tabii..Tolga Çandar gibi..Gerçek şu: Bir defa Türkiye'de belli odaklarla, yeraltı devleti ile, malum mafya babalarıyla irtibata geçmeden ÜNLÜ olmak, sanatçı olmak mümkü nü? Kaç kadın sanatçı, manken, Tv spikeri açılıp saçılmadan, fuhuş ve ahlakdışı ilişkiler zincirinden geçmeden ÜNLÜ olabiliyor?..Neden 12 Eylül İhtilalinden sonra TRT dahil birçok TV'de BAYANLAR BUZ PATENİ yarışmaları CANLI yayın verildi?..Neden son 20-30 yılda gencecik çocuklarımız, kızlarımız soğan gibi soyulup kurtlar sofrasında meze yapılmak için LOLİTA, GÜZELLLİK, MİSS bilmem ne yarışmalarına özendirildi; ÜNLÜ olmanın yolu olarak bu tezgah gösterildi?..HINCAL ULUÇ gibi adamlara, Ergenekoncular hangi misyonu yükledi?..Son bir şey daha: CHP'nin son kongresinde bir KÜRTÇE TÜRKÜ söylendi..O Türkü, DTP Kongresinde söylense KIYAMET kopardı, SAvcılar anında harekete geçerdi..Çünkü o türkü, PKK TÜRKÜSÜ!..Merak eden, araştırsın bir!..Aslında bütün Ergenekon Örgütünün arkasındaki yollar CHP'ye çıkıyor!...
   Nefise
Hakim beyin yazısı biraz uzun. Ama çok akıcı, çok mükemmel tespitler. Ben bu yazının bir örneğini aldım arşivime, sizde alın. Çok düşündürmesi gereken yazı..Bu yazıyı, hükümet yetkililerine de, bildiğiniz sitelere de göndermeye çalışın. Sağol Hakim Bey.
   Arman İlter
ERGENEKON İDDİANAMESİNDE ADI GEÇENLER: Ergenekon iddianamesinde ne sanık, ne de tanık olmadıkları halde yüzden fazla kişinin adı geçiyor. Aralarında devlet adamları, politikacılar, yüksek bürokratlar, TSK mensupları, işadamları, Üniversite öğretim üyeleri, medya mensupları, yazarlar, azınlıkların ruhani liderleri, eski solcular, Kürt liderleri, magazin dünyasının ve yer altı dünyasının ünlüleri var. Bu ünlü kişilerin iddianamede ne sanık ne de tanık sıfatıyla yer almadıklarını söyledik ama, bu yüzden adları bir sürü karanlık olayla birlikte anılmış oluyor. O zaman da, davaya “müdahil” sıfatıyla katılma hakları doğuyor demektir. Bu kişiler ve hayatta olmayanların yakınları davaya müdahil olmak isterlerse, Silivri Cezaevinin spor salonu hepsini almaya yetecek midir? Bugüne kadar herkes sanıklardan veya tanıklardan söz etti, biz de buna iddianamenin mağdurlarını ekliyoruz. İşte ne sanık ne tanık olmadığı halde iddianameye girmişlerden bir kısmının listesi: Mustafa Kemal Atatürk, Turgut Özal, Kenan Evren, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Hüsamettin Cindoruk, Tevfık Diker, Erkan Mumcu, Bülent Tanla, Abdüllatif Şener, Binali Yıldırım, Ali Müfit Gürtuna, Mehmet Ali Bayar, Ufuk Söylemez, Necdet Menzir, Hayri Kozakçıoğlu, Mehmet Ağar, Meral Akşener, Sedat Bucak, Rauf Denktaş, Kamran İnan, Ülkü Gökalp Güney, Enis Öksüz, Kemal Anadol. Yaşar Büyükanıt, İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Muhittin Fisunoğlu, Doğu Silahçıoğlu, Sabri Yirmibeşoğlu, Çevik Bir, Aytaç Yalman, Teoman Koman, Atilla Ateş, Osman Pamukoğlu, Erdal Ceylanoğlu, Celal İğsiz, Hasan Kundakçı Necdet Üruğ, Necdet Öztorun, Adnan Ersöz, Kemal Kayacan, Memduh Ünlütürk, Suphi Karaman, Cem Ersever. Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu, Tülay Tuğcu, Ali Bardakoğlu, İlter Türkmen, Şükrü Elekdağ, Coşkun Kırca, Sönmez Köksal. Mehmet Haberal, Hasan Eren, Yalçın Küçük, Erdoğan Teziç, Kemal Gürüz, Türkan Saylan, Necip Hablemitoğlu. Rahmi Koç, İnan Kıraç, Aydın Doğan, Turgay Ciner, Mehmet Emin Karamehmet, Özdemir Sabancı, Bülent Eczacıbaşı, Gürbüz Çapan, Korkmaz Yiğit, Erol Aksoy, Bekir Kutmangil, Uzanlar, Nesim Malki, Mümtaz Zeytinoğlu, Murtaza Çelikel, Cemal Reşit Eyüboğlu. Fener Patriği Bartalomeos, Ermeni Patriği Mutafyan, Rahip Andrea Santora, Hırant Dink. Sönmez Köksal, Mikdat Alpay, Adil Serdar Saçan, Hanefi Avcı (tanık), Korkut Eken, Yavuz Ataç, Hiram Abas, Mehmet Eymür Hüseyin Kocadağ, Bülent Orakoğlu. Mesud Barzani, Celal Talabani, Abdullah Öcalan, Murat Karayılan, Cemil Bayık, Şemdin Sakık, Kesire Yıldırım, Kemal Burkay, Ahmet Türk, Osman Baydemir, Sebahat Tuncel, Akın Birdal, Mehdi Zana. Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Doğan Avcıoğlu, İlhami Soysal, Emin Çölaşan, Ertuğrul Özkök, Oktay Ekşi, Sedat Ergin, Güneri Civaoğlu, Bekir Coşkun, Enis Berberoğlu, Oya Berberoğlu, Mehmet Ali Birand, Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Barlas, Serdar Turgut, Fikret Bila, Derya Sazak, Yaşar Nuri Öztürk, Taha Akyol, Sami Kohen, Erdal Sağlam, Ayşe Arman, Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Tufan Türenç, Ercan Kumcu, Cüneyt Ülsever, Soner Yalçın, Fatih Altaylı, Mustafa Mutlu, Deniz Gökçe, Zülfü Livaneli, Metin Münir, Can Ataklı, Sedat Sertoğlu, Leyla Umar, Mehmet Tezkan, Umur Talu, Yalçın Peşken, Meral Tamer, Mehmet Ali Kışlalı, Murat Yetkin, Asaf Savaş Akat, Okay Gönensin, Engin Ardıç, Fehmi Koru (ve Taha Kıvanç), Hasan Cemal, İsmet Berkan, Murat Belge, Haluk Şahin, Tuncay Özkan, Behiç Kılıç, Mete Akyol, Mehmet Ali Ilıcak, Aslan Bulut, Gülay Göktürk, Nuri Çolakoğlu, Faik Bulut, Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Can Dündar, Murat Bardakçı, Coşkun Aral, Hadi Uluengin, Gülgün Feyman, Melih Meriç, Kürşat Bumin, Ali Bayramoğlu, Ali Bulaç, Turan Aklan, Hasan Yalçın, Doğan Duyar. Mihri Belli, Hikmet Kıvılcımlı, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, İbrahim Kaypakkaya, Paşa Güven, Dursun Karataş, Bedri Yağan Mustafa Duyar. Yaşar Kemal, Orhan Pamuk. Nükhet Duru, Nuri Sesigüzel, İbrahim Tatlıses, Erol Simavi, Sibel Can, Gülben Ergen, Sezen Aksu, Emel Sayın, Ayman Artun, Lüks Nermin, Terzi Mualla, Kenan Kalav, Turgut Demirağ, Leyla Sayar, Rüçhan Çamay, Emel Müftüoğlu. Alaattin Çakıcı, Hadi Özcan, Nuri Ergin, Vedat Ergin, Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Nasrullah Ayan, Ali Fevzi Bir, Abdullah Çatlı, Yaşar Öz, Mehmet Ali Ağca, Ogün Samast, Yasin Hayal, Erhan Tuncel, Alpaslan Aslan. (odatv)
   İZZET ATAMAN
Hey gidi yıllar, heyyyy!..30 YIL ÖNCE-30 YIL SONRA: Dönem Arkadaşlarının Kaderi...30 yıl önce 25 ve 27 Temmuz tarihlerinde(1978'de), Kara Harp Akademisinden GELECEĞİN SUBAYLARI mezun oluyordu..Şimdi işte o yıllara gidelim ve dönem arkadaşı o mezunlara şöyle bir bakalım: (120. Dönem: 25 Temmuz): Oğuz Kalelioğlu(İzmit), Halil Şimşek(Fethiye), Ergin Saygun(İstanbul), Osman Pamukoğlu(Gebze), Hüseyin Arı(Konya), Ali İhsan Gürcihan(İstanbul), Bahtiyar Türker(Hopa), Adnan Tanrıverdi(Konya), Saldıray Berk(Erzurum), Aslan Güner(Trabzon), Vedat Ersin(İstanbul), Yüksel Özgür(Veli Küçük Paşa'nın dostu)(Bursa), Bahtiyar Aydın(Giresun), Nevzat Bekaroğlu(Hopa), Muharrem Mete(Erzincan), Şakir Önem(Ordu), Hikmet ERGİN(Ankara), M. Kenzi Suner(Akşehir), Necdet İpek(Bursa), Armağan Kuloğlu(Bursa), S. Işık Koşaner(İstanbul), Engin Alan(İstanbul)...(121. Dönem: 27 Temmuz 1978): Erol Özkasnak(Çorum), Şükrü Sarışık(Konya), S. N. Seçkin(Gerze), Selahattin Uğurlu(Balıkesir), Erhan Çeliker(Niğde), Hayri Kıvrıkoğlu(Bilecik), Ethem ERDAĞI(Erzincan), Atilla Şimşek(Kırşehir), Sami Emirhan(Sivas), Doğu SİLAHÇIOĞLU(Trabzon), Nejat MÜLDÜR(İstanbul), A. Baki Üstündağ(Erzincan), Ergin YURTTAŞ(İstanbul), K. Uygur(İstanbul), M. Tuncay Kavuncu(Malatya), Bill Williams ve Marcel Letter...
   Hakim Yüceltan
Off, offff!...İnsanlarımız ne kolay ölüyor..Selden, sudan, havadan sebeplerle...İnsan canı, sudan ucuz çünkü..Türkiye'de dindarlar; hatta tarikat ve cemaatler son yıllarda lüks-konforlu bina, yurt, okul yarışına girdiler..Caka satmaya başladılar..Para devşirip binaya yatırım yapmak "en ideal hizmet" oluverdi..Sıradan insanlar ise bu tarz hizmetten soğudu, dini hizmet anlayışlarından tiksinir hale geldi..Paralı insanların kendini bulabildileri ve ifade edebildikleri bir materyalist hizmet anlayışı bu!..Paran yoksa öl, cehenneme git, gözüme görünme dercesine!..Ama kaliteli, nitelikli, çağı anlayan, donanımlı insan yetiştirme konusunda ciddi eksiklikler var!..Bir de en dindar görünen kişiler dahi; hiç ölmeyecekmiş gibi çakırkeyf dünyayı yaşama arzusuna düştüler...Denizler, oteller, moteller, lüks arabalar, yatlar, katlar!...Hani, her şey hizmet içindi?..Nedir bu Cenneti dün