gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Tuncay Güney'in sıradışı portresi...
Ergenekon davası ile birlikte hayatımıza giren Tuncay Güney kim?...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz Eğrisi, doğrusu…
Doğu Perinçek'i aslında 'Batı' Perinçek diye okumak gerektiğini dün bu sütunda dile getirdik…...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu İttihadçılar ve Carborani 1889
Bilindiği üzere İttihad ve Terakkî Cemiyeti (1911 tarihinde İttihad ve Terakkî Partisi ismini almışt...

Harun Tokak

Harun Tokak Ey kervancı! Çek kervanı sevgilinin köyüne
Sarışın sonbahar günleri geride kalıyor. Kış kapımızda… Son baharın bu son günlerinde; ü...

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Obama’nın Başkanlığı bir devrim midir?
Barack Obama’nın ABD’nin 44. Başkanı olarak seçilmesi elbette devrim niteliğinde bir o...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar
Sıra dışı zamanlar ve sıra dışı insanlar vesilesiyle monotonluğun kısırdöngüsü kırılıyor. Alışılmı...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Bizden Obama çıkmaz!
Amerika'nın 44. Başkanı herhalde bu kadar ülkeyi etkileyeceğini hesap etmemiştir. Bütün dünyada müth...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut CHP nereye koşuyor?
Yıl 1999 - 2000 Kamuran Çörtük beyin BRT televizyonunda çalışıyorum. Rahmetli Şakir Süter’i...

Sezai Şen

Sezai Şen BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ!
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı b...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Agarta'nın gelini

Mehmet Ali Bulut Önce Bugün gazetesinde yayınlanmış bir haberden (Agarta’nın Sırrı Kolundaymış) küçük bir alıntı:
Mehmet Ali Bulut

“Güler Kömürcü'nün emekli yüzbaşı Zekeriya Öztürk'le evliliği için hazırlandığı iddia edilen bir davetiye ortaya çıktı. Davetiyede Öztürk ve Kömürcü, tanıştıkları tarih olan 13 Temmuz 2006'yı "Issız yağmur başlangıç" ifadesiyle anlatırken, "Ezel zamanlarının birlikteliğine ant içilen Ruhların zamanından ruhlar dünyasının sonsuzluğuna kadar... Kozmos, Evren, Kainat ve Tanrı'nın izniyle..." ifadelerinin Agarta inanışından alıntılar taşıması da dikkat çekiyor.”

…..

Elbette insanların inançları kendi tercihleri olmalıdır. Sistemlerin dayattığı iman, kişinin resmi görüşü olmaktan öteye geçmez. Yani insan dilediği şeye inanmalı, bilerek tercih yapabilmelidir.

Nitekim Kur’an “La ikrâhe fiddin” diyor. Yani her şey apaçık ortaya çıkmışken; hayır ve şer arasındaki fark, ak ile kara arasındaki fark kadar zahir olmuşken insanın, inanç ve vicdan noktasından baskı altına alınması Kur’an’ın üslubuna aykırıdır.

Kur’an, aklın ve vicdanın önünde engel istemez. O yüzden de kişinin şerri kabule zorlandığı, hakikatin maksatlı olarak gizlendiği düzenler ve sistemlerle mücadele eder. İnsanı hür bırakır.

Mademki, laiklik ve demokrasi de insan iradesine ipotek konmaması gerektiği iddiasındadır –yani Kur’an ile hemfikirdir- ve biz dahi laik demokrasi(!) ile idare olunuyoruz öyleyse dileyen dilediği gibi inanmakta serbesttir. Güler Kömürcü de, -dâhil olduğu iddia edilen- Ergenekon örgütüne mensup diğer zevat da neye inanıp inanmayacaklarına kendileri karar verirler.

Dolayısıyla Kur’an ve onun vaad ettiği Cennet varken, birileri onu bırakıp, gidip Vedalara ve Tibetli mistiklerin yarattıkları muhayyel bir ‘Sanal Şehir’ (Agarta = Budistlerin Kaf Dağı) ile kendilerini ve ruhlarını ilintilendirmek istiyorlarsa bu kendi bilecekleri bir şeydir.

Fakat, bunu ‘Ulusalcı’ bir kimlik altında, getirip, tamamen milli bir sembol olan Ergenekon’un içine sokuştururlarsa bizim de çıkıp “Hop beyler! Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” deme hakkımız doğar.

Kendilerine illa da İslam dışı bir kök mü arıyorlar? İlle da tanrısız bir geçmiş mi yaratmak istiyorlar, Ergenekon’dan çıkışı temsil eden Türeyiş Destanı ile ilinti kurabilirlerdi. Yahut Kaf Dağı’nın ardını seçebilirlerdi. Pekala Altaylar’da da bir kayıp şehir yaratılabilirdi. Neden Agarta? Neden Şambala?

Onlar Pagan bir geçmiş istiyorlar. Çünkü gerçek Türk tarihi hiçbir zaman pagan olmamıştır. Şamanizm de onların sandığı gibi şeytanlarla falan ilintilendirilebilecek bir kültür değildir. Üstelik, Şamanizmin, Türklerin yegane dini olduğuna dair sağlam bir kanıt da yoktur.

Onlar, içini kendilerinin doldurabileceği ve şeytani arzularını örgütleyebilecekleri bir din arayışı içindeler.

…….

Aslında her milletin ve her kültürün böyle bir kayıp şehri vardır. Türk kültüründeki Ergenekon, İslam kültüründeki ‘Kaf Dağı’ Hint kültüründeki Şambala veya Agarta… Bu şehirlerin mahiyeti ile onu yaratan kültürün doğrudan bağlantısı vardır. O yüzden çoğu Okkultik çabaların eseridir ve karanlıkta kalan yanları, görülen yanlarından çok fazladır.

Evet, geçmiş medeniyetlerin tümünde böyle kayıp şehir tarifleri ve tanımlamaları var. Ve bu tanımların birbiriyle örtüştüğü de görülür.

İslam tasavvuf kültüründe de benzer imgeler mevcuttur. Ama bunlar, onları tasarlayanlar gibi Tanrı ilişkilidirler. Kaf Dağı gibi.

Kaf Dağı imgesi birçok mutasavvıfın dünyasını meşgul etmiştir. Kaf Dağı’na ve onun ardındaki saadet yurduna (ölümsüzlük suyu Bengisu da ordadır, Hızır da orda oturur) dair tanımlar, tarifler var. Oranın hep yüce bir dağın ardında olması ve ancak uçan varlıklarla (Anka Kuşu) oraya varılabildiği, gizli kapısının olduğu, o kapıdan girmenin herkese nasip olmadığı -o kapıdan geçmek için inisiye olmak lazım (bizdeki karşılığı evliya - eren)- gibi bir dizi rivayetler bizde de var.

Mevlana’nın Mesnevi’sinde Zülkarneyn’in Kaf Dağı’nı ziyaretini anlatan uzun bir bahis var. Keza son derece akılcı ve rasyonel biri olan Bediuzzaman’ın bile Kaf Dağı ile ilgili rivayetlere temas edip “onu göremiyor olmamız, onun yokluğuna delil olmaz” dediği bu sırlı dünya, aslında, düşlerimizin dünyasıdır.

Âlem-i misal yani. ‘Var olan’ın var olmadan önce ve yok olmasından sonraki ‘kalıp’, plan, proje ve maketlerinin ‘mahiyet’ olarak sergilendiği âlem… Agarta da işte Hint kültüründeki Kaf Dağı’nın (Bizde Kafkas dağları onlarda Himalaya) ardındaki şehrin adıdır.

Bu gizli şehirler, tıpkı rüyalarımızda olduğu gibi mekânsız, zamansız –veya çok zamanlı- muhteşem, imkân ve imkânsızlığın birlikte barındığı, zıtların ayrılığı üzerine kurulmuş ve şekillerini tamamen ‘inisiye’ insanların algısından var etmiş bir sanal şehir…

Zülkarneyn ile Kaf Dağı arasındaki konuşmayı aktaran Mevlana, Kaf Dağı’nı Zülkarneyn’le şöyle konuşturur: “Ben Tanrı’nın kendi elleriyle yarattığı dağım. Zebercet ve zümrüttenim. Yeryüzündeki bütün dağlar benim damarlarım ve kollarımdır” der.

Bu anlatıya dikkatle bakıldığında görülür ki, Kaf Dağı veya Agarta, aslında eşyanın ve olayların, “vücut sahasına çıkmadan önceki’ daha ‘vücut giymemiş’ halidir. Yani planlar ve maketler âlemi… Her şeyin sanal ve seyyal olduğu bir âlem… Yahut sonrası…

Gerçekçi bir din bilginine “Cennet şu anda mevcut mudur?” diye sorsanız size vereceği cevap, aynı zamanda Kafdağı, Şambala veya Agarta’nın mahiyetini, var olup olmadığının da izahı olur. “Evet, vardır, mevcuttur ama ‘meşhud’ değildir…”


ŞEYTANIN İDDİASI

Peki, bu örgüt, neden böyle ‘meşhud’ olmayan ve olması da mümkün görülmeyen sanal bir medeniyet veya bir şehir ile ilinti kurmak ister?

İşte bu, tamamen şeytanî bir oyundur. Yeryüzünde, şeytanın üstlendiği misyona gönüllü bir katılımdır.

Hatırlayınız, Cenâb-ı Hak, insanı yarattıktan sonra, melekleri ve şeytanı ona secde etmeye, yani emrine girmeye çağırır. Şeytan insana itaat etmeye yanaşmaz. Cenâb-ı Hak onu makamından indirir ve “Seni hesap gününe kadar lanetli kıldım” der. Daha sonraki diyalog aynen şöyledir:

İblis:

"Öyleyse Ey Rabbim! Bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver."

Allah:

"Tamam. Sen o malum vakte (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin."

İblis:

"Senin şerefin üzerine ant içerim ki (Ey Rabbim), ihlâslı kulların hariç, o(insa)nların hepsini azdırıp yoldan çıkaracağım."

Allah:

"İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum; Andolsun, cehennemi seninle ve sana uyanlarla dolduracağım." (Sad, 78-85)

Surenin son iki ayeti ise şöyle:

"Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür. Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz." (Sad, 87-88)

* * *

Elbette kimse şeytana uymak için bir şey yapmaz. Şeytan dahi suret-i haktan görünerek iş yaptırır.

Cenâb-ı Hakkı unutup, yeryüzünde Firavunluğa ve Nemrutluğa özenenlerde, hayır ve hak olan düzeni bırakıp baskı ve tedhişe dayalı düzen kurmak sevdasına düşenlerde, daima bir gizem arayışı vardır. Aydınlığı sevmezler. Hakkı ve Hak olanı da sevmezler. Karanlık dehlizleri, labirentleri, dağların içinde gizlenmiş aslı astarı olmayan esoterik yurtları işin içine katarak, saf insanları etkilemeye, onları kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmeye çalışırlar. Onları düşüncelerinin ve isteklerinin kölesi yaparlar. Bu karanlık yeraltı dünyasının simgeleri ve sembolleri de vardır.

Bu insanların ve bu örgütlerin daima bir yüzü karanlıklar içindedir. Bu hüküm, dünyanın en kanlı ve en uzun ömürlü terör örgütünü kuran Hasan Sabbah için de geçerlidir, insanlığa mistik bir faşizm bahşeden Hitler için de geçerlidir. Hitler, “Tarihteki en büyük dini ve siyasi çığları düşüren tek güç, söylenen sözün sihirli gücüdür." der. Hitler sihir, büyü ve benzeri okkultik çabalarla elde ettiği majik yetenekleri kullanarak kitleleri peşinden sürükleyip, modern çağın en büyük duygusallığını yarattı.

Çünkü bir ırkın diğer ırktan daha üstün olduğu safsatasına inanmak, derin bir duygusallıkla olabilir ancak. Ve Harun Yahya’nın nefis tespitiyle “duygusallık Şeytan’dan’ olduğu için, yalnızca şeytana hizmet eder.

Bindiği aracın gücünü kendisine ait zanneden zavallı insanlar gibi birtakım sembolleri vücutlarına kazıyarak, güya onlardaki gücü kendilerine aktardıklarını zannetmekten daha zavallıca bir duygusallık olur mu bilmem.

Eğer bu insanlar gerçekten kayıp kentlerle ilinti kurup onlardaki majik varlıklardan medet umarak bir yere varabileceklerine inanıyorlarsa cidden acımak gerekir. Aksi takdirde, şu Agarta yaftası tek başına Ergenekon çetesini, gülünç duruma düşürmeye yeter.

Mamafih, doğru inancı barakanlar kendilerine hurafelerden bir din ve yüzü karanlıklar içinde gizlenmiş sanal tanrılar var etmek zorunda kalırlar.

Oysa İslam -Türk tarihi, hiç de yabancı kültürlere özenmeye ihtiyaç bırakmayacak örnekler ve ibretlerle doludur. Hadi bu beyler İslam’dan rahatsızlar. Türk tarihinin suyu mu çıktı ki gidip Himalayalardan, Tibetlerden kendi fikirlerine yurt arıyorlar!

Anadolu, daha bu asrın başında Ergenekon çıkışına benzer bir milli mücadeleye sahne oldu. Bu yetmiyor mu? Malum, Ergenekon; Türeyiş Destanı’nda, düşmanlardan kurtulan iki Türk’ün sığınıp çoğaldıkları ve yeniden millet haline geldikleri, girişi olup çıkışı olmayan bir ovanın adıdır. Türeyiş Destanı da işte Türk milletinin o ovadan çıkarak yeniden dünyaya yayılmasını anlatır. Efsaneye göre bir kurt da, bu esaret ovasından çıkmak için onlara öncülük yapar.

Aynen bunun gibi, bu millet ne zaman dara düşse içinden öncü bir evlat çıkarır ve onun ardına düşüp kendisine çıkış yolu bulur.

Bunu iyi bilenler, şimdi bu Müslüman Türk halkını yanıltmak için yapay kurt taklidi yapıyorlar. Güya millet ‘İslam esareti(!)’ne düşmüş, onu bu esaret(!)ten kurtarmaya çalışıyorlar.

Oysa asıl esaret, 100 -150 yıldır Batının bizi duçar ettiği şu manevi esarettir ki halk daha yeni yeni farkına varıyor. Bu esaretin Ergenekon’u da Anadolu’dur. O yüzden Anadolu halkının emeklerini ve çabalarını sürekli boşa harcatarak esareti uzatmaya çalışıyorlar. Ama halk artık bunun farkında ve bu Ergenokon’dan çıkıp yeniden yeryüzüne dağılmaya kararlı. Elbette bizi esarete mahkûm edenler de bunun farkında. O yüzden mücadeleyi önlemeye çalışıyorlar.

Ve maalesef, bu mücadeleyi önleyenler, halkın kendi mukadderatına el koymasına mani olanlar, bugün ‘Ergenekon’ gibi milli bir kelime etrafında örgütlenmiş; güya milli ve ulusalcı ama aslında dış mihrakların elinde zebun olmuş –gayr-ı Türk yahut Türkleşmiş- unsurlardır.

Kafalarındaki şeytanî düzeni bu millete kabullendirmek için saçma sapan tarih arayışına giren ve bu milletin bin yıllık tarihini yok sayıp, onun İslam ile olan bağlarını kesmeye çalışan, tarihe yazılmış şereflerini imha ederek milleti köksüz ve mesnetsiz bırakmak isteyen, bin yılı İslama hizmetle geçmiş dört bin yıllık tarihi bırakıp da gidip Mu kıtasında, Tibet’te, Agarta’da kök arayanlarla bu milletin hiçbir işi olmaz.

Şah Rıza Pehlevi de İslam’ı küçümseyip, putperest Perslerle kendisini ilintilendirmişti. Şimdi yerinde yeller esiyor. Saddam da, İslam geçmişinden kurtulmak için kendini pagan Ninova ve Babil ile ilintilendirip oradan kendisine bir şeref payesi çıkarmak istemişti. Şimdi yerinde kan denizi akıyor.

Hitler de halkının doğal akışını bozup kendisine kökleri karanlıkların içinde olan bir geçmiş yarattı, koca Avrupa’yı zir u zeber etti.

TÜRK MİLLETİ BU ERGENEKON’DAN DA KURTULUR!

Türk milleti, Batının ve onun içimizdeki işbirlikçilerinin ve düzmece ulusalcıların ördüğü tuzakla manevi bir Ergenekon’a hapsedilmiştir. Ve artık bu Ergenekon’dan çıkma zamanı gelmiştir ve çıkacaktır. Bu millet; rejimlerden, kanunlardan, yasalardan, yasaklardan örülü demirden dağları eritmeye başladı. Oğuz’un çocukları yeniden İslamın imdadına koşuyorlar.

İlahi bir el, şu milleti yeniden bir ihya hareketi ile görevlendirmiş gibi, şartlar hızla bu milletin lehine dönüyor.

Milletteki şu manevi esaretten kurtulma ve Ergenekon’dan çıkma talebi o kadar samimi ve güçlü ki hiçbir sebep olmazsa, Allah, sırf bu talep için bile bir manevi rehber gönderir de o rehber şu milleti, Batı emperyalizmi tarafından içine hapsedildiği ‘batıcılık’ Ergenekon’undan azadlığın serazad olduğu hürriyet Altaylarına çıkarır... O zaman da çok yakındır.

AGARTA’NIN GELİNİ

Evet gamalı haç eski Türklerde de görülen bir semboldür. Ama asla hilal ile beraber olmamıştır.

Hilalin içinde yer alan sembol, yıldızdır. Hilal İslamı, yıldız Türk milletini sembolize ediyor. Hilal ve yıldız, bir ‘hakikat-i mümtezice’nin sembolize olmuş halidir.

Yıldız var ve hilal yoksa o yıldız bizim yıldızımız değildir. Bir hilal var ve içinde başka bir şey barındırıyorsa orada da Türk yoktur… “Nerede Türk varsa Müslümandır. Müslümanlıktan çıkmış Türk, Türklüğünü de kaybetmiştir.” Etrafınıza bakın, görürsünüz…

Hilal ve yıldız ne güzel iki arkadaş! Acaba şu ikisinden daha çok birbirine yakışır iki sembol daha var mıdır ki Güler Hanım hilalin içine gamalı haçı kondurmuş.

Biliyorsunuz Güler Hanım omzuna, içinde gamalı haç bulunan bir hilal kazıtmış. Aslında tam olarak gamalı haç da değil. Sanırım Agarta’yı sembolize eden ve gamalı haçı andıran Agarta’nın sihirli çarkıdır o sembol. Yani “tekerlekli çılgın”. Çünkü o çark mutluluğu ve neşeliliği temsil edermiş.

Neyse ne. Çark veya gamalı haç…

Güler Hanım bilmiyor olabilir ama hilal, asla gamalı haç ile ilkah edilemez. Edilse bile tutmaz. Tutsa bile doğurmaz, doğursa bile ebterdir!


18.Temmuz.2008 11:29:05

Puan: 4.2/5 (13 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Güven R. Ardal
HEY GİDİ GÜNLER, HEY!...12 Eylül 1980 öncesi de tuhaf birtakım örgütler, topluluklar vardı. ÜGD-İGD, TÖB DER-TÖB BİR vs. yasal örgütlenmeler...Bir de illegal. Sağda en ünlüsü de TİT idi. Türk İntikam Tugayı! ETKO da vardı. Başkaları da. Solda da bir sürü örgüt, fraksiyon vardı. Sağda olanlar İzmir'e veya başka yerlere askeri eğitim ve gerilla taktikleri almaya giderlerdi..Solda olanlar da Beka Vadisine El-Fetih Kamplarına!..Faik Bulut gibi kişiler..Veya o günlerde Cengiz Çandar, Gülay Göktürk, Mahir Kaynak, Şahin Alpay gibi Amerikan AFS veya Fullbright bursuyla Amerikan karşıtı eylemler yapan komünistler vardı!..Mesela; o günlerde "Vur gerilla vur, Türk askerini arkadan vur!" tarzı çok tahrik edici şiirler yazan, Partizan adlı kitabıyla meşhur olan AYTUNÇ ALTINDAL vardı..Sonra, şimdilerde FENA HALDE ULUSALCI oldu, Ergenekoncuların, HAYDAR BAŞ'ın akıl hocası oldu! Ali Rıza BAYZAN gibi; Haydar Baş'a MİSYONERLER ile ilgili malzeme sağlayan kitaplar çıkardı seri halde..Onları okuyan gençler gittiler RAHİP vurdular, misyonerleri öldürdüler Malatya'da, İzmir'de saldırdılar..Sinagog bombaladılar..Ermeni asıllı yazar H. Dink'i kurşuna dizdiler..12 Eylül öncesi de bugün de devam ettirmeye çalıştığı gibi, Doğu Perinçek kendine bağlı yayın organlarında birtakın SAYGIN kişileri hedef gösterirdi; birkaç gün sonra da o kişiler ölü bulunurdu veya suikasta uğrardı!..Bir gün 12 Eylül öncesi Tercüman çalışanlarından ünlü bir arkadaşla sohbet ediyoruz. Bana dedi ki: Bir gün gazetedeyim. Öğle sonrası. Akkan Suver ve bir arkadaşı geldi. Ellerindeki tabancayı masanın üzerine attılar. (SEndikacı) Kemal (Türkler)'in işi bitmiştir dediler..Sanırım aynı silahla da bir-iki gün sonra bu defa Ülkücü bir abi veya gençler öldürülecekti...Halk arasında "Miiliyetçi masonlaré olarak bilinen, ne demekse, Akkan Suver ve arkadaşları sonraları Marmara Vakfı'nı kurdu. Amblemleri de zaten masonik..28 Şubat sürecinde başta Çevik Bir, daha sonra da Mehmet Nuri Yılmaz gibi kişileri kadrosuna kattı...Fethullah Gülen'in elinden Orta Asya ve Dinlerarası Diyalog çalışmaları kozlarını almaya çalıştı. Bilhassa Ramazanlarda (genelde oruç tutmayanların katıldığı) iftar yemekleri verdiler..Akkan Bey'in hanımı da Ermenistan Lobisinin kadın kolları başkanı gibi çalışır..Başta TİT'ten bahsettim ya! 12 Eylül öncesi, Kemal Türkler cinayetini TİT üstlenivemişti!..O zamanlar TİT'in başında Kağızmanlı Semih Tufan Gülaltay yoktu tabii. Başka abiler, başka maşalar, başka taşeronlar vardı...O gün de TİT başkanı bazı rütbeli subaylar nezdinde pek muteber ve makbuldü, 28 Şubat öncesi-sonrası da! Gülaltay'a parti(UBP) ve komite(UBK) kurdurdular!..Kafkas kökenli askeri istihbaratçılar, MİT'çiler!..Ve şimdi ERGENEKON Soruşturması kapsamında...Ama arkasındakiler, baronlar ya izlerini yok ettiler ya da zaten yoktular(!)..
   cengiz urungu
Müslümanlıktan çıkmış Türk, Türklüğünü de kaybetmiştir.çevrenize bakın diyorsun cehalet örneği ,peki gagavuz la ne diyeceksin bizden daha iyi Türkçe konuşuyorlar!...
   Sinem Aydede
Canım çok sıkılıyor. Kaygılıyım. Umutsuzum. Korkuyorum. Malum keneden değil; oligarşik saltanat kenelerinden korkuyorum. Keneler MÜNFERİT, ama bu keneler ORGANİZE!..2. Abdülhamid'i rahmetle aratan BİZANS ENTRİKA ustalarının alçak vuruşlarından ve 2. Abdülhamid'i öpüp başımıza koyduran iğrenç sermaye holigani SANSÜRCÜ basından, kopkoyu DEMOKRASİ DÜŞMANI takıyyeci medyadan!..Aydın Doğan medyasından! Türkiye Gazeteciler Cemiyeti veya Basın Konseyi'nin CUNTACI KORUMACI destekçiliğinden!..Evet.. Solcuyum.Ancak parti kapatmak iğrenç bir şey. Başta izin vermişsen daha sonra suç işleyen partiliye ceza verirsin. Partiye cezayı halk verir sandıkta. Kapalı kapılar ardında askerler,masonlar değil! AKP'yi Türk düşmanları kapatmak istiyor.Yani masonlar! Tabii arkalarında ABD var, İsrail var, İngiltere var, Almanya var! Vs. Adamlar tam bir münafık, hiç güvenilmez! 26 Mayıs, 11 Eylülde de ABD'liler sözde demokrasi istiyorlardı yarım ağızla! Bir gün sonra ne istediklerini gördük! NATO ülkesi olan Türkiye'yi kendi haline bırakmazlar bunlar. NATO sadece askeri bir ittifak da değildir; bir sömürgeci-efendi ilişkisidir bizim için. Kendi aralarında efendi-efendi ilişkisi olabilir. AB de öyle..Kısacası, AKP kesin ve kesin kapatılacak gibi görünüyor! NATO örgütlenmesinin, Gladio'nun son kozu, son hamlesi bu: Şah mı, mat mı?..Şayet AKP kapatılırsa, R.T.Erdoğan'ın işaret edeceği partinin ilk seçimlerde yüzde 60-70'le tek başına iktidara gelmesi için elimden gelen gayreti göstereceğim. Faşist Baykal'a ve onların arkasındaki ağızlarına kadar siyasete-politikaya bulaşmış TSK ve NATO paşalarının İttihatçı dayatmalarına iyi bir ders vermek gerekecek. Tabii ülkeye de çok çok pahalıya malolacak! Çünkü ilk erken genel seçimde artık fiilen mevcut rejim oylanacak; TAMAM mı, DEVAM mı?!..Bugün AKP'ye ve aslında TBMM'ne askeri ve yüksek yargı darbesiyle devre dışı bırakmaya çalşanlar Türkiye'nin Iraklaşmasını, Filistinlileşmesini ve yeni yeni El-Kaide terör örgütlerinin çıkmasını arzulayanlar veya buna zemin hazırlayanlardır! Kendi elleriyle yarattıkları Leviethan, yani yeni El-Kaideler; önce onları ortaya çıkaranların başını koparacaktır. Son olarak AKP kapatılacak; ülke büyük bir kaosa sürüklenecek, Türkiye ile dünyanın her yerinde dalga geçilen bir ülke olacak! Çünkü AKP gibi büyük bir iktidar partisi dünyada ilk defa, hiçbir ciddi neden olmadan kapatılmış olacak!..Bu şeref CHP'ye, MHP'ye, askerlere, yüksek yargıya, bizim solcu(!) sendika ağalarına ait olacak!
   imre
Yiğit, işte bazı Güvenlik Şirketleri ve web adresleri. Bu siteden bakabilirsin: http://www.btinsan.com/1055-23.asp
   Yiğit Güneri
En sıcak ihanet! Bütün Gladyo delilleri karartılıyor ve tek tek imha ediliyor!.Örgüt içine kapanıyor ve büyük bir manevraya hazırlanıyor..20 gün kadar bütün ilgili makamlara yaptığım uyarılar ne yazık ki gerçekleşiyor; Ergenekon Karargahı ve hücereleri, bugüne kadar edindikdikleri bütün gizli belgeleri, fişlemeleri ve yazışmaları yok ediyor, imha ediyor, yakıyor, toprağa gömüyor! Ertuğrul Zekai Ökte'nin vakfına, Turan Yazgan'ın Türk Dünyası Araştırmalarına vakfına, Tarih Vakfı'na ve TMT'ye ait yüzbinlerce özel kitap döküman ve milyonlarca belge, vedeo, öikrofilm şimdi imha edilmekle karşı karşıya!..Gladyo ve Ergenekon'un hafızası yok ediliyor; herkes seyrediyor! Aman Ya Rabbi!..İşte en sıcak bir olay, bugünkü medyaya yansıyan şok haber: "Sultanbeyli'de dün çıkan yangında, bir güvenlik şirketine ait belgeler ve elbiseler bulundu. Ergenekon Lobi'de Güvenlik Şirketleri'ne bir bölüm ayrılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de üç ayrı noktada çıkan orman yangınını söndürmeye giden itfaiye ekipleri, “Adres” adlı özel güvenlik şirketine ait yüzlerce dosya, belge ve üniformayla karşılaştı. Yedi dönüme yayılan yangının, şirkete ait evrakın imha edilmesi sırasında çıktığı tahmini üzerine, beş kişi gözaltına, belgeler de incelemeye alındı..." NOT: Ertuğrul Zekai Ökte ve Türkiye'deki Amerikan Araştırmaları Gladyoya ait 17 bina dolusu, Rockefeller Vakfı'yla birlikte çalışan Tarih Vakfı'na ait de 38 depo gizli, özel döküman, kitap, belge, yazışma, fişleme dosyaları ve mikro film arşivlerinin olduğu söyleniyor..Lütfen bu çok ciddi olayın üzerine gidin..Bir de POLİS sayısını geçen Özel Güvenlikçilerin bir kısmının ne iş yaptığı, kimlikleri oldukça muamma! En kısa zamanda kapsamlı bir ÖZEL GÜVENLİKÇİLER OPERASYONU yapılıp şüpheler giderilmelidir.
   Sevgican
Posta Gazetesi yazarı Mehmet Ali Birand'ın köşe yazısı...Bir grup subay ile sohbet... Daha önce hiç karşılaşmamıştık. Bir arkadaşımın davetinde tanıştık. İçlerinde iki Harp okulu öğrencisi ve dört teğmen vardı. Söz ister istemez Ergenekon tutuklamalarına geldi. Genç subaylar çok gergindiler. Onlara “TSK’da bu gelişmeler nasıl algılanıyor?” diye sordum. Birbirlerine bakıştılar. Önce çekimser davrandılar, sonra “Siz ne düşünüyorsunuz?” diye topu bana attılar. Bir saatlik sohbet sonunda, genç subayların kafalarının bizler kadar karışık olduğunu gördüm. “Bizde aramızda tartışıyoruz ve bu işin sonunun nereye varacağını göremiyoruz” cümlesi sık sık tekrar edildi. Karşımdakiler, bir kesimimizin “böyle giderse genç subaylar darbe yapar” dediği, bir kesimimizin ise “Genelkurmay genç subayların baskısı altında. TSK fokur fokur kaynıyor” diye sözünü ettiği askerlerdendiler. Birkaç genç asker ile konuşup TSK’nın nabzını anlamak tabii ki imkansızdır. Ancak yine de bir fikir veriyor. Bana söylenenleri kabaca şu şekilde özetleyebilirim: - Asıl fokur fokur kaynayan kesim emekli komutanlar. Onlar çok sert bir tutum içindeler. Özellikle son gözaltılara Genelkurmay’ın tepki göstermesini istiyorlar. Kendi aralarında toplanıyorlar ve değerlendirme yapıyorlar. - Kuvvet Komutanlıklarında olsun, karargahlarda olsun, öyle büyük infial yerine, bir bölümünde kaygı, bir diğer bölümünde tepki, ancak çoğunlukta bekleme ağır basıyor. - TSK’nın genelinde, eskisi gibi darbe yapmanın artık imkansız olduğu kabul ediliyor. Belki kişisel inisiyatifi düşünenler çıkabilir, ancak bu tip girişimler başarıya ulaşamaz. - TSK’daki iç disiplin ve özellikle Komuta kademesinin emirlerine uyma konusunda hiç bir tereddüt yaşanmıyor. Komutanın emrine karşı çıkmak diye bir kavram yok. - Org. İlker Başbuğ artık Genelkurmay Başkanı olarak görülüyor. Ciddi, bilgili ve otoriter bir komutan olarak algılanıyor. Hakkında hiçbir kuşku söylentisi dahi duyulmuyor. - Şura öncesinde, Genelkurmay’dan olağanın dışında bir tutum, bir hareket veya uyarı pek beklenmiyor. Bu konulara daha çok devir teslim törenlerindeki konuşmalarda değinilmesi bekleniyor. TSK’da Genelkurmay ve Komuta katlarındaki değerlendirmeler tabii ki farklı. AKP’yi haklı görenler de var. Ancak son söz için hep 1 inci Başkana bakılıyor. Bu alışkanlıkta hiç değişiklik yok. Daha çok şeylerden söz ettik. Önceki Genelkurmay Başkanlarının nasıl görüldüğü, Özkök paşa’nın nasıl algılandığı vs... Bazı komutanların gözaltına alınmaları gayet tabii hepsini rahatsız etmiş. Onlar da merakla iddianameyi bekliyorlar. Acaba somut bulgular var mı, yoksa sudan delillerle mi harekete geçilmiş (!) Subaylar da, Ergenekon soruşturmasını, AKP’nin kapanma davasına karşı bir gözdağı olarak niteliyorlar. Bu arada TSK’ya müthiş bir yıpratma kampanyası sürdürüldüğüne de inanıyorlar. Peki, AKP kapatılmalı mı? Bu soruya, TSK’nın büyük bir bölümünün EVET yanıtı verdiğini söylediler. İşte göz ucuyla bir izlenim. Tekrar edeyim, bu bilimsel bir inceleme değil, bir grup genç subayla yaptığım dostça bir sohbetin özetidir.
   GÖKÇE SULARİ
ORDUDA NELER OLMUŞ, NELER? İşte belgesi...EMRET KOMUTANIM: bir komutanin isyani... Ülke Tehlikede, Bunları Durdurunuz... Başlangıçta "Alevilik ve Alevilerin Ezilmişliği" gibi duygusal ve birazda hislerimi okşayan sloganlara inanarak aralarına girdiğim grubun, zamanla Alevilikten de öte amaçlar etrafında toplandıklarını gördüm. Katıldığım bir çok toplantıda hep ayni amaçlar etrafında konuşmalar yapılması ve bu doğrultuda kararlar alınması beni de, ailem ve memleketim yönüyle Alevi olmama rağmen, korkuttu. Çünkü; konuşulanlar ve alınan kararlar Alevilik ve alevi halklarıyla ilişkili değildi. Bilakis bu kavramların kendi karanlık amaçları doğrultusunda kullanmaktan öteye gitmiyordu. Gizli toplantılarda ve alınan kararlarda birçok komutanımız ve TSK'nin önde gelen generalleri de hakaret ve küfürlerle gündeme geliyor ve bunların pasifliğinden ise yaramadıklarından bahisle hakaretlere maruz kalıyorlardı. Basta Alevilik adına da ürküntü duyduğum bu karanlık grubun ülke ve devleti de tehlikeye atacakları düşüncesiyle deşifre etmeyi kendi halkım adına bir görev bildim. Bu kişilerin Alevi olduklarına inanmıyorum. Bunlar kendi karanlık amaçları dışında kimseye hayat hakki tanımak istemeyen ve kanlı bir devrimin hayalleriyle yasayan Nusayri ve ülkeyi iç savaşa sürükleyerek şahsi çıkar elde etmek isteyen çıkar gruplarıdır. Hedeflerinde basta önde gelen generaller olmak üzere tüm vatansever insanlar ve ülke idaresi yer almaktadır. Bu bilinçle Mayıs ayı (Mayıs 1977) baslarında gerçekleştirilen ve birçok üst düzey (Gn.Kur. Hrk.D.Bsk. Çetin DOĞAN, KK. Eğitim ve Okullar Daire Bsk. Tuğg. Volkan KAPLAMA ve bazı Albay rütbesindeki Alevi) komutanların da katıldığı bir gizli toplantı notlarını dikkatlerinize arz ediyorum. İŞTE TOPLANTILARDAN ÇIKAN KARARLAR!!!! 1- TÜRKLERİN ÜSTÜN BİR ULUS OLDUĞU SAFSATASINI YIKIN 2- ATATÜRK ALEVİ KÜRT KÖYLERİNİ KATLETTİ GİBİ LÜZUMSUZ SÖZLERİ DURDURUN, BİZİM ATATÜRK'TEN BAŞKA KULLANACAĞIMIZ NEYİMİZ VAR. 3- Güneydoğu'da bizimkiler postu deldirmesin, buna yönelik önlemler alin. TAYIN DAİRESİ MUTLAKA ELİMİZDE OLMALI. CEPHEYE BİZDEN OLMAYAN O NAMUSSUZLARI SÜRÜN. 4- Kürt konusunda öne çıkmayın, Ordu, Alevi Kürt köylerini boşaltıyor, devlet zulüm yapıyor deniliyormuş, bize aydın insan lazım bırak gebersinler. 5- Alevi olmayana hiçbir zaman tam güvenmeyeceksin. Alevi olmayan herkesin Anti-laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir. 6- Dincilerin çok kızdığı ÇEVİK PAŞA ve DOĞU AKTULGA'da dahil bu adamların milliyetçilik duygusu sokaktaki adamınki kadar fanatik, dinlediğin zaman faşist zannediyorsun. Asla güvenilmeyecek ama kullanılacak. 7- Ordunun müdahalesini sağlamak için. Ordu'da ve sivil toplumda etnik ve irticai faaliyetleri seyredin, yer yer körükleyin. 8- ORDUDAN ALTI AYDA BİR ADAM ATARAK YARIN DARBE YAPMA GEREKÇENİZİ ORTADAN KALDIRMAYIN, BIRAKIN TEHLİKEYİ MÜDAHALE BOYUTUNDA BÜYÜSÜN. 9- Herkes ne pahasına olursa olsun kendi (okunmuyor). Birliklerde bilinen deşifre olan varsa vitrin yapılsın.kendi söylemlerini seslendirsinler. 10- HER YERDE İRTİCA VAR KAMPANYASI BAŞLATILSIN. SADECE EŞİ KAPALI OLAN, NAMAZ KILAN DEĞİL SAĞCI, MİLLİYETÇİ YARIN İRTİCAYA KAÇMASI VEYA SİZE ENGEL OLMASI MUHTEMEL HERKESİ YAZIN, İLGİLİ MERCİLERE ŞİKAYET EDİN. ONLARIN ADINA DİNCİ DERGİLER GAZETELER GÖNDERİN. AKRABALARININ ADINI ÖĞRENİN, ONLARIN İSİMLERİYLE BASLARINI BELAYA SOKACAK MEKTUPLAR, KARTLAR GÖNDERİN. 11- Alevi olan birlik komutanları yoksa laikleri sıkıştırın. Çokça eğlence düzenleyin, dansöz ve içkiyi zorlayın. 12- Din ve milliyetçilik duygusunu zayıflatan yolların neler olduğu açık, bunları kullanın. 13- Okullarda öğrencilerin kız arkadaşlıklarını teşvik edin. Yapabiliyorsanız Osmanlı hayranlığını kirin. Cinsel konularda sınırları zorlayın, çünkü bu konu insan zaafının basında gelir. VE GİZLİ TOPLANTIDAN KONUŞMA NOTLARI!!!! Konuşma daha çok Genelkurmay Hareket Başkanı Korgeneral Çetin DOĞAN ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Okullar Daire Başkanı Tuğgeneral Volkan KAPLAMA arasında geçiyor. Toplantıya katılan diğerleri ise dinlemek ve not almakla meşgul. Korgeneral DOĞAN: "Türkiye'nin dairesi sanıldığının aksine Ordu'nun kontrolünde değil. Ankara'daki Orgenerallerin politikası son derece yanlış. Darbe yapmayacağına yemin eden bir Ordunun etkisi ne kadar olabilir ki. Tuğgeneral KAPLAMA: "Komutanım, bunları komutanlara ifade edemiyor musunuz? Korgeneral DOĞAN: "Nerede..! sormuyorlar ki, Yanlış yaptığına inanan kim? Bu konular en fazla komutanlar (Orgeneraller) seviyesinde ele alınıyor. Bize soran kim? Ben de fazla karışmıyorum. Basta Alevilik var ya! Bak, Volkan; Bazen en laik sandığın adamlar bile seni hüsrana uğratabiliyor. Bu yanılgının sebebi; biz ağzımızdan çıkmasına rağmen hala gereğini yapmamamız. Biz ne diyoruz. "Alevi olmayan herkesin Anti-laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir." İşte dincilerin en çok kızdığı ÇEVİK PAŞA. Bu adamdaki milliyetçilik duygusu sokaktaki adamınki kadar fanatik. Bırak Çevik Paşa'yı sen de, ben de AKTULGA PAŞA'YA ne kadar güveniyoruz. Adam, elli kere dini kabul etmediğini söylüyor. Sonra da öyle bir şey söylüyor ki karşında bir faşist var sanıyorsun. Bizden olmayana hiçbir zaman güvenmeyeceksin. Sivilden bir örnek vereyim: Tansu Çiller su anda dini söylemleriyle rol yapıyor da olabilir, ciddi de olabilir, Neden, çünkü; geberesi kadın suni. Dolayısıyla karşı tarafa göçebilir. Mesut Yılmaz için de ayni şey geçerli. Tuğgeneral KAPLAMA: Ne olacak? Ne yapmalıyız? Korgeneral DOĞAN: "Bu soruna bu kadar değişken bulunduğu, bu kadar sistemsiz olan bir ülkede cevap vermek zor. Ancak doğruluğundan emin olduğum bazı şeyler şunlar. Ordunun müdahalesini sağlamak için, Orduda ve sivil toplumda irticanın yükselişini seyredin. Siz öğretmenleri kıtalara sürüyorsunuz, oradan da atılıyor. Duygusal olarak bunlar hoşa giden isler ama yanlış. Bırak tehlike iyice büyüsün. Tuğgeneral KAPLAMA: "Komutanım, geçen sene bu hatayı yaptık, ama bu sene fazla dokunmadık. Balıkesir'de olanlar ise bizim inisiyatifimizin dışındaydı. Korgeneral DOĞAN: "Ama geç kalmışsınız. 6 ayda bir büyük gürültülerle Ordu'dan adam atarsanız, yarin darbe yapma gerekçeniz kalabilir mi? ALI YALÇIN PAŞA bu isi çok iyi götürdü. Ama 2 yıldır üzerine gidiliyor. Nerede yanlış yaptı bilmiyorum. Acaba, yeğeni Aleviliğini ortaya koyucu yanlışlıklar yaptı da mi? Ondan hareketle Paşamız yıpratıldı bilmiyorum. Ali PAŞA, geleceğin komutanı olabilirdi. Beklide yine olabilir ama bizim için su anda fazla yaklaşılacak biri değil. Biz de lekeleniriz. Herkes ne pahasına olursa olsun kendisini gizleyecek. Eğer, birlikte bilinen biri varsa onu vitrin yapın. Ama o da bizimkilerle gezmesin. Her yerde irtica var kampanyası başlatılsın. Sadece eşi kapalı olan, namaz kılan değil, yarin irticaya kaçması muhtemel herkesi yazın, şikayet edin. Onların adına dinci dergiler, gazeteler gönderin. Akrabalarının adini öğrenin, onların isimleriyle baslarını belaya sokan mektuplar gönderin. Hatta kart gönderirseniz okunması daha kolay olur. Tuğgeneral KAPLAMA: "Komutanım, bunları bu sene okullarda kısmen yaptık. Ama artık bu sözlerinizden sonra bunları emir kabul ederiz. Korgeneral DOĞAN: "Bu konularda emir beklenmez. Dedelik sırası değil. Kafanızı çalıştırın. Din, bizim için, bizim için derken aklına ne gelirse gelsin her şeyi kastediyorum, zararlıdır. Bizden olan birlik komutanları, yoksa laik komutanlar sıkıştırılmalı, çokça eğlence düzenlenmeli. Dansöz, Rus revüsü ne bulursanız getirin. İçkiyi zorlayın. Din ve milliyetçilik duygusunun nasıl zayıflatılacağı, nasıl yok edileceği açık. Bunları uygulayın. Okullara da öğrencilerin kız arkadaşlıklarını teşvik edin. Yapabiliyorsanız Osmanlı hayranlığını kirin. TÜRKLERİN ÜSTÜN BİR ULUS OLDUĞU SAFSATASINI YIKIN. Özellikle cinsel konularda sınırları zorlayın. Bu konu insan zaafının başında gelir. Hanımlarımız aile gezmelerinde, eğlencelerde dekolte giysin, hanımlarımız diğerlerinin hanımlarını açık giymeye teşvik etsin. Yetişmiş kızlar için de bu geçerlidir. Felsefe dersleri önemli. Bu dersler bizim için kurtarıcıdır. Güneydoğu'da bizimkiler postu deldirmesin. Buna yönelik önlemleri alin. Tayin dairesi mutlaka elimizde olmalı. Cepheye o namussuzları sürün. Kadrolaşma çok önemli. ÇEVİK PAŞA'NIN YERİNE BİZDEN AKILLI BİRİ OLSAYDI, KARADAYI SÜNEPESİNİN DAHA VERİMLİ OLMASINI SAĞLARDIK. Burası çok önemli. Genelkurmay Başkanı senden olmazsa bile ona sahip olarak kullanabilirsin. Ama olmadı. Tuğgeneral KAPLAMA: "Komutanım, askeri okullarda büyük kadrolaşma yaptık. Özellikle sınıf subaylarının çoğunu bizden atadık. Korgeneral DOĞAN: "Arkadaşlar çok çalışsın. Morallerini bozmasın. Bizim olmayan bu devlet mutlaka bizim olacaktır. Atatürk, çok çalıştığı için böyle olmadı mı? ATATÜRK DEYİNCE AKLIMA GELDİ. BAZILARIMIZ SAĞDA SOLDA "ATATÜRK, ALEVİ KÜRTLERİ KATLETTİ" GİBİ LÜZUMSUZ SÖZLER SÖYLÜYORMUŞ BUNLARI DURDURMAK LAZIM. BİZİM SU ANDA ATATÜRK DIŞINDA KULLANABİLECEĞİMİZ KİM VAR.? Buna benzer bir hata da Kürt konusunda yapılıyor Bazı Aleviler, hatta askerler "Ordu; Alevi Kürt köylerini boşaltıyor, onlara zulüm yapıyor diyor. Sana ne Alevi Kürt köylerinden. O Alevi bizim istediğimiz çizgide mi? Efendim değiştiririz diyorlar. Değiştiremezsin. Değiştiremeyeceğin gibi Sünni de olabilirler. Bırak gebersinler. Bize aydın insan lazım. Onlar; yüzyıllardır değişmedi, simdi mi değiştirecekler. Bu is lüzumsuz is. Aklıma bir şey getirdi. Önemli olduğu için unutmuyorum. Maltepe'de görev yapan akrabasından öğretmen yüzbaşı Çağdaş Özcivan'a (Balıkesir Teknik Astsubay Hazırlama Okulu) kart gelmiş. Kartın içinde "tavil abi" (Çağdaş Özcivan Yüzbaşının lakabı olarak kullanılan ve daha önce de Sah İsmail'in kullandığı bir isim deniyormuş. İnsan kendisini böyle yakar mi? Bana bu kartı yıllar önce istihbarat dairesinden gösterdiler. Buradaki bir yanlışlık da Sah İsmail'in adinin alınması. Ne uğraşıyorsun artık o adamlarla. Bizim için Iran hangi yönetimde olursa olsun örnek olmak zorunda değil. Biz Türkiye'de İslam ile bağlantılı görülen ama bu dini tamamen değiştirecek bir Türkiye Aleviliği yaratmak zorundayız. Kurban kesen, namaz kılan Alevilik olur mu? Bu İslam değil mi? Zaten böyle yasayanlar Alevilikten çıkarak karşı tarafa gelmiyor mu? VE AYNI GÜNLERDE BİR BAŞKA TOPLANTI Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Okullar Daire Başkanı Tuğgeneral Volkan KAPLAMA, ayni dairede çalışan Kurmay Albay Turgay TEKMEN ve daha birçok subayın yer aldığı toplantıda Volkan KAPLAMA'nın ilginç ve ürkütücü tespitleri dikte ettirilmektedir. Tuğgeneral Volkan KAPLAMA: "biliyorsunuz ki gerçek laiklik ancak Alevi toplumda gerçekleşir. Bunu bütün Alevilere öğretin. Onları canlı tutmalıyız. Aptal komutanlar her gün gündeme gelerek ülkedeki şeriatçı birikimi azaltarak bir müdahalenin önünü kesiyorlar. Bu seklide hiçbir yere varamazlar. Bunu sadece ben söylemiyorum. DOĞU (AKTULGA) PAŞA'DA bu görüşte. Ama dinletemiyor. Gördüğüm en aptal adam ÇEVİK PAŞA'dır. Bu adama dur denilmesi lazım. Yoksa orduyu müdahale yapamaz duduma getirecek. Bunlar Genelkurmay Başkanının salaklığından kaynaklanıyor. Öküz herif biraz akilli olsa ÇEVİK PAŞA'nın güdümüne giremez. Bizden olan (Alevi) Albay SEFA KÖSE (Samsun Orduevi) bana bu herifi İSMAİL HAKKI KARADAYI) uzun uzun anlattı. Yalak ve salak bir adam. Bir zamanlar Çiller'in eteğinin dibinden çıkmıyordu. Erbakan geldi de biraz akıllandı. Ama simdi de ÇEVİK PAŞA'nın ayaklarına sarıldı. Adam desteksiz yapamıyor. Bunları sadece ben düşünmüyorum DOĞU (AKTULGA) PAŞA da ayni düşüncede. Ama yıprandığı için de daha fazla da plana çıkamıyor. Tanıdığım en akilli Alevi olan ÇETİN PAŞA (Genelkurmay Hareket Başkanı) ve YALÇIN PAŞA (ALI YALÇIN, Kıbrıs Türk Birliği komutanı KIBRIS). Bu islere engel olmak istiyor ama başaramıyor. DOĞAN TEMEL PAŞA( Genelkurmay Personel Başkanı) da yükselme sevdasıyla hiçbir şeye karşı çıkmıyor. Ya da harbiye öğrenci amirliği görevinde deşifre oldu ondan çekiniyor. ALI YALÇIN PAŞA bizim umudumuz. Ama o da büyük hata yaptı. Ben hep söylüyorum: Sadece Alevilere güvenin diye. Aslında o da bunu söylüyordu ama yapamadı. Onu gündemde tutun. Kamuflemiz olsun. Ama salak beni dinlemedi. Yüzbaşı ALTAN ile, Üsteğmen YASAR ile. Binbaşı SEDAT ile, Yüzbaşı METE ile ailece görüştü. Aptal herif kendi düsen ağlamaz. SADİ KILIÇ (TUĞGENERAL KARA HARP OKULU G.G.R. BAŞKANI) , ÇETİN SANER (KORGENERAL GENELKURMAY İSTİHBARAT BAŞKANI VE BATI ÇALIŞMA GRUBU BAŞKANI), HASAN MURATLI (KORGENERAL 2. KOR. KOM.), YILMAZ BÜYÜKSEYHAN 8. TUGGENERAL, KARA KUVVETLERİ LOJ.K.KUR.BAŞKANI), CEYHUN FİKRET ARAT (TÜMGENERAL,PERSONEL OKULU, KOMUTANI KONYA) , AYHAN CANSEVGİSİ (TÜMGENERAL, GENELKURMAY M.E.B.S. BAŞKANI) , KURTULUŞ ÖĞÜN (TUĞGENERAL, GENELKURMAY ÖZEL ELEKT. GRUP K.GES.) Bizden yada bize yakın olanlar. Daha yukarıdakileri ise prensiplerime uyup söylemeyeceğim. Amma ne çok güçlü ne de güçsüz olduğumuzu düşün. VE YİNE TOPLANTIDAN ÇIKAN PRENSİP KARARLARI Bizden güvendiklerinize adimi vermeden şunları söyleyin: " Alevilik bu ülkede bir gurur kaynağı olana kadar yani memleketi avucumuza alana kadar herkes kendisini gizleyecek. Bu amaç için her şey doğrudur. Dinsel kavramlar olan hiçbir şey bizi bağlamaz. FİSUNOĞLU, BANA KORGENERAL İKEN "BEN KARIMI OYNATA ZIPLATA BU NOKTAYA GELDİM" DEMİŞTİ. BİZİM İÇİN DE ÖLÇÜ BU OLMALIDIR. " Deşifre olmuş Aleviler söylemlerimizi ortaya koysunlar. Sevgi desinler, insanlık desinler ama ülke için oynadığımızı belli etmesinler. " Alevi dışında kimse, ateist olsa bile güvenmeyecek, ilişki tam olarak kurulacak ama açıklamalar yapılmayacak. Ben DOĞU PAŞA'YA bile tam güvenmiyorum. " Hal hatır soranlara Allah'a şükür densin. Bizden dinci mi diye şüphelenseler ve araştırsalar dinci mi çıkacağız. " PKK'YA KARSI SAVAŞANLARA EL ALTINDAN SU MESAJI GÖNDERİN. "SAKIN HA ÖLMEYİN BIRAKIN ATATÜRKÇÜ OLSA DA SÜNNİLER ÖLSÜN" Tayin dairesine çok adam yerleştirdik. Özellikle okullara bizden çok sınıf subayı gönderdik. Ama PKK'ya karşı bunu yapamıyoruz. Herkes gidiyor. Yine de buraya tayin olanların karargah görevini alması sağlanmalı. KISACA PKK BİZİM İŞİMİZ DEĞİL. KAYNAK: http://www.alevilerbirligi.com/showthread.php?t=1861
   Gökçe Sulari
İnternette doLAşırKEn çok ilginç bir mesaj okudum. Doğru mu bilmiyorum..Doğru olsa ne olur ki..İşte o mesaj: "...asker hiçbir zaman alevilerin düşmanı değil aksine dostu olmuştur.kaldıki benim amcam hava kuvvetlerinde subaydır.bugün bile geldiği zaman şu anda hava kuvvetlerinde bir sürü general kökenli alevi komutan vardır subay olan.askeriyedeki rütbeli kesimin nerdeyse yüzde ellisi en az alevidir...." KAYNAK: http://www.erenlerforum.org/erenler/showthread.php?p=26072
   Sunay Alpan
ÇOK TEHLİKELİ BİR OYUN!..Ulusalcılar ve Gladyo, şimdi bütün güçleriyle orduya yükleniyor, ordu içinde "Fethullahçlar orduyu ele geçiriyor!" yaygarası ile panik havası oluşturup alttan üste doğru topyekün bir isyan havası estirmeye çalışıyorlar. Yüzbaşı ve albayları, Fethullahçı avına çıkarıyorlar, çok geniş bir fişleme kampanyası başlatmışlar. Ya hemen DARBE yapın, ya da daha sert bir muhtırayla hükümeti düşürüp parlamentoyu feshedin baskısı var çok yoğun olarak. Ancak amaçlarına dıştan bakıldığında hiçbir şey yokmuş gibi ve mağlubiyet psikolojisi içerisindelermiş gibi göstererek ulaşmak istiyorlar. Bu sivil kanattan da e-mail mesajı, mektup vs. yapdırıyorlar...İşte web sitelerindeki yazışmalarından iki örnek: 1-http://www.kemalistler.net/viewtopic.php?p=136038#136038 2--http://kemalistler.net/viewtopic.php?t=13935
   Cezmi BAYRAK
Ergenekon örgütünün ilahiyatçı-İslamcı kanadı ve Ergenekon İlahiyatçıları çok özel, çok ilginç, ama Türkiye gündemini sarsacak bir alan..Bir örnekle başlayayım. Bir haber çıkmıştı bir ara: "İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde her hafta düzenlenen 'Toprak Hattı' adlı cuma sohbetine katıldı." Toprak hattının başilahiyatçı konukları elbette Yümni Sezen ve fakültede öğrencilere kan kusturan Zeki Aslantürk..Peki Doğu Perinçek dışında ilahiyatçı olmayan kimler var?..İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'in bir defa katıldığı toplantıya Doç. Dr. Emin Gürses sürekli iştirak etmiş. Kanaltürk'ün sahibi Tuncay Özkan da, CHP liderliği için ilahiyatçılara akıl danışmış. Programın ev sahipleri ise Prof. Yümni Sezen ile Zeki Aslantürk. Toplantıların özel olmadığını savunan Aslantürk, cumaya gelenleri misafir ettiklerini belirtiyor. Nurettin Veren, Zekeriya Beyaz gibi başka muhterem ilahiyatçılar da var tabii..Ergenekon'un ateist laikçileri bile cesaretiyle şaşırtan ilahiyatçısı ise; ADD yöneticisi Şahin Filiz!..Son zamanlarda başörtüsü düşmanlarının imdadına Filiz kadar bir başka isim de yetişmişti: Beyza Bilgin. Bilgin'i ilk 12 Eylül generalleri keşfetmişti. Türkiye'nin ilk kadın vaizesi diye..ANKARA EKOLÜ olarak bilinen ve son zamanlarda Milli Eğitim-Talim ve Terbiye'ye, Diyanet'e yayınlarıyla ve programlarıyla hakim olmaya çalışan DİNİ POZİTİVİZM anlayışının beyni..Bilgin'in keşfiyle Bahriye Üçok'ların, Ertuğrul Zekai Ökte'lerle birlikte Kemalist Atılım Derneği kurucularından Neda Armaner'lerin pabuçları dama atılmıştı!..Artık B.Bilgin vardı, İ.Agah Çubukçu vardı..Bizim İslam düşmanı, hatta Türk düşmanı laikçiler, Ergenekoncular, Gladyo örgütlenmesi; eskiden beri İslam düşmanı aydın, tazar, çizer takımını pek sever.. Bu nedenle Turan Dursun'un, İlhan Arsel'in kitapları medyada geniş reklam yapılmıştı. Turgut Özakman'ın ve Yaşar Nuri Öztürk'ün kitapları gibi; bazı askeri okullarda ve sosyete kuruluşlarında bedava dağıtılmıştı veya zorla kütüphanelere veya askeri okul öğrencilerine, subaylara aldırılmıştı..Hatta İslam ve Türkiye-Türklük karşıtı, dini ve etnik bölücülük yapan yayınlarıyla tepki çeken bu türk kitapların yayınlandığı Doğu Perinçek'in Kaynak Yayınlarını malum çevrelerin veya Can Kıraç'ın finanse ettiği öne sürülmüştü..Şükürler olsun Ya Rabbi(!), ülkemiz son zamanlarda İslamcı-İslami cemaatler ve tarikatlar uzmanı iki gazeteci-yazar daha kazandı: Hala sosyalist olduğunu söyleyen Ruşen Çakır ve Apo dostu Yalçın Küçük'le birlikte Sabetayizm çığırtkanlığı yapan Soner Yalçın!..Eskiden bu işleri rahmetli Şardağ yapardı! Başkaları da vardı..Çok sinsice objektif olduğu imajı vermeye çalışan Çakır, hiçbir cemaat ve tarikat lideriyle görüşmeden AYET ve SLOGAN adlı kitabı yazmış; ne yazık ki, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından da ödüllendirilmiş, meşhur edilmişti..MGK eski danışmanı, üst düzey masonları dahi partisine alan, kitapları Kur'an'ı Kerim'den 5 kat daha pahalı olan, insanları Allah ile aldatıp inanılmaz paralar ve servet kazanan Yaşar Nuri Öztürk üzerinde durmayacağım..Diyanet'ten ayrıldıktan sonra Milliyetçi masonlar(!) olarak bilinen AKKAN SUVER'in Marmara Vakfı'nda e. generallerle birlikte olan Hürriyet'in eski yazarı Mehmet Nuri üzerinde de hiç durmayacağım...Ancak beni şaşırtan Ankara İlahiyat'tan Hayrani Altıntaş olmuştu..Hayrani Hocayı; Ergenekoncuların yüksek referansla girilen basına kapalı 1.ULUSALCI Kongresinde görmüştüm..Cumur Evcil Paşa da, Emin Gürses de, Enis Öksüz ve Mustafa Erkal Hocalar da, Anıl Çeçen ve İ. Çetin Yetkin de, Vural Savaş gibi hukukçular da oradaydı..Vural Savaş; imam hatip okulları aleyhinde çok sert bir konuşma yaptı; ne yazık ki, Hayrani Hoca hiç itiraz etmedi o gün!..Çok üzülmüştüm..Şimdi yerim dar, Ergenekoncuların ateşli hatip ve teorisyenlerinden olan Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu Paşa'nın yakını, hemşehrisi Haydar Baş'tan, malum medyanın itibar etmediği NEW AGE tarikat modasına uyan tarikatçılar'dan; (Uzan'ların eski gazetecisi)Ahmet Hulusi Akten, İskender Evrenesoğlu'ndan ve diğerlerinden bahsetmeyeceğim...Bunlar MEHDİ, MESİH, Peygamber!..Ama olsun!..ZAmanı gelir, işe yararlar; zaten yarıyorlar..NETİCE: Ergenekonu halkla buluşturan ve sürükleyen aslında DERİN İLAHİYATÇILAR, Diyanetçiler'dir desem hiç yalan olmaz!..İnanmazsanız, bir araştırıverin!..Bir de bizzat Gladyonun kurdurduğu YEMİNLİ-GÜDÜMLÜ, uyduruk silsileli tarikatlar vardır; bazısı çok radikal, bazısı Kürtçü, bazısı çok modern ve kadın-erkek iş yapan-tam sapık, bazısı da sızma ve sonra saptırma şeklinde! Bazısı aşırı milliyetçi-ulusalcı çizgide görünen, bazısı çok hümanist..Yüzlerce var..Çok sıkışırlarsa peşisıra bombalarını patlatırlar ha!..Gladyonun Aleviler üzerindeki oyunları, işleri ise akıllara ziyan..Neyse..
   ubeydullah asgar
MUHTEREM AĞABEY BU AGARTA VE ŞMBALA ACABA YECÜC MECÜC İLE İLGİLİ OLUP,BU İKİ TAİFE AHİR ZAMANA KADAR ALLAH TARAFINDAN HAPSEDİLMİŞİ,İLERİ DERECEDE İLİM SAHİBİ(SÜLEYMAN AS İLE BELKIS KISSAINDA OLDUĞU GİBİ) ŞERİR CİN TAİFESİ OLABİLİR Mİ?
   Suat Karadayı
Rahmetli Olcayto Paşa'nın ve ODTÜ'nün Kemalist cunta örgütlenmesinin mimarı İnkılap Tarihi Hocası Gürbüz Tüfekçi'nin yakın akrabası olan Doğu Perinçek; dünden bugüne 2000'e Doğru, Teori, Aydınlık, Ulusal TV gibi yayın organlarında kimleri hedef gösterdi? Ve çoğu general, komiser, MİT mensubu, gazeteci-yazar, bürokrat ve akademisyen olan bu hedef gösterilen kişiler zaman içerisinde bir bir öldürüldü!..Lütfen arşiviniz varsa, sözkonusu yayın organlarının hiç değilse kapaklarından hedef gösterilen ve sonra da öldürülen Türk devleti görevlilinin ve Atatürkçü-laik Türk aydınlarının isimlerini çıkartıp haber yapınız! Dehşete kapılacaksınız! Doğu Perinçek misyonunu daha iyi tanıyacaksınız! Peki bugün Yalçın Küçük gibi sevgiyle A. Öcalan'ın elini sıkıp samimi muhabbet eden ve PKK militanlarını çiçeklerle selamlayan Perinçek'e kimler ölümüne destek veriyor; SAYGIN(!) bir kişilik olarak?..Deniz Baykal, Rauf Denktaş, Süleyman Demirel, Yaşar Okuyan, Tuncer Kılıç, Şener Eruygur, Servet Cömert, Yaşar Müjdeci, Erdal Sarızeybek paşalar, Vural Savaş, Yekta Güngör Özden, Sabih Kanadoğlu, Kemal Alemdaroğlu, Ural Akbulut, İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Sinan Aygün, Hulki Cevizoğlu, Ertuğrul Özkök, Uğur Dündar, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand, Saygı Öztürk, Soner Yalçın, Alparslan Işıklı, Arslan Bulut, Ali İhsan Gücihan Paşa vs..

Mehmet Ali Bulut Arşivi
CHP nereye koşuyor? 25.Kasım.2008
APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü? 21.Kasım.2008
Siyasette müspet hareketler 20.Kasım.2008
Anayasanın değişmezleri... 14.Kasım.2008
Ergenekon savcısı 11.Kasım.2008
Obama'nın beriki yüzü 08.Kasım.2008
O ba ma, Necdet Sezer ve Cumhurbaşkanı Apo ! 06.Kasım.2008
Mustafa 04.Kasım.2008
Allah bizi sizin Cumhuriyetinizden korusun! 30.Ekim.2008
Evet, daha kötü günler geliyor, ama kime? 27.Ekim.2008
Temel Ağabey'i uğurlarken... 26.Ekim.2008
Sermaye ve iktidar! 20.Ekim.2008
Sayın başbakanım bu sizin gerçek duruşunuz ise... 17.Ekim.2008
Başbakan, Bahçeli'yi muhatap almak zorunda! 16.Ekim.2008
Kürt kimin umurunda be kardeş! 09.Ekim.2008
Neden askerler hiç mesul olmazlar? 05.Ekim.2008
AK Parti'nin geleceği 26.Eylül.2008
Benim hırsızım iyidir! 21.Eylül.2008
Başbakan'ın adamları ne yapıyor? 15.Eylül.2008
Talut Calut'u yener, nitekim yenmişti... 11.Eylül.2008
Kenya'ya kar yağıyor! 06.Eylül.2008
Bir sarhoş Yeltsin yok mu? 03.Eylül.2008
Türkiye için semirme vakti! 02.Eylül.2008
Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu! 29.Ağustos.2008
Ergenekon'un Kürt Memetleri 25.Ağustos.2008
Gürcistan dramından Asya Medeniyetine... 14.Ağustos.2008
Amerika'nın İp'i yahut kan oyunları 11.Ağustos.2008
Değerlerin ihyası! 08.Ağustos.2008
AK Parti'nin farzı, vacibi, sünneti... 05.Ağustos.2008
Bediüzzaman Önder Sav'a ne dedi 02.Ağustos.2008
Batı'nın Karlofçası 31.Temmuz.2008
Eyvah, AK Parti kapatılmıyor! (Adnan Menderes Çıkmazı'nda kan gölü= 29.Temmuz.2008
Evet bu bir hesaplaşmadı 24.Temmuz.2008
Agarta'nın gelini 18.Temmuz.2008
Perestroyka yahut temellerin çöküşü 12.Temmuz.2008
BU mu yanlış? 10.Temmuz.2008
AK Parti out olurken nasıl oluyor da Şener in? 09.Temmuz.2008
Yarasalar gündüz uçuyor, demek ki karanlıktakilerin de keyfi kaçtı 03.Temmuz.2008
Ben yazmasam bir şey olmaz ama siz tepki koymazsanız çok şey kaybederiz 01.Temmuz.2008
Firavun, Musa ve Deveyi Kesen 9 Kişi 07.Haziran.2008
Mustafa Kemal ve arkadaşları nerede, şu kafa yapısı nerede? 03.Haziran.2008
Öğretmeni kim mağlup etti? 28.Mayıs.2008
Önder Sav'a din öğretildi de o mu yanlış öğrendi? 23.Mayıs.2008
Turhan Çömaz Ali Suavi mi olmak istiyor? 20.Mayıs.2008

Gazetelerin 1. Sayfaları

ÇARŞAFLI STAND UP CI

39 yaşındaki Hatice Çöpoğlu aslında bir laborant. Ama başörtüsü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalmış. Yaşadığı tüm sorunları ti'ye alan Çöpoğlu, 'Kadınca Kararınca Şakalar' adlı stad-up gösterisiyle ilk kez bugün sahneye çıkacak.

AKSİYON'DAN SÜPER KAPAK: YÜKSEK HEGEMONYA HSYK

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türk adalet sistemini yöneten tek organ. 10 bin hâkim ve savcının kaderi bu kurulun elinde. Yapısı, uygulamaları ve aldığı ‘mutlak’ kararlar sebebiyle hep eleştirilerin hedefi oldu. Peki, dokunulamayan bu yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?

İRAN'DA TOPLU İDAM...

İran'da, cinayet suçundan idama mahkum edilen biri kadın, 10 kişi infaz edildi. İran'daki yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, başkent Tahran'daki Evin hapishanesinde cezaları asılarak infaz edilen mahkumlar arasında, 2001 yılında eşini öldürdükten sonra parçalara ayıran bir kadının da bulunduğu belirtildi.

FETHULLAH GÜLEN ONUN YÜZÜNDEN YURT DIŞINA ÇIKTI!

2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» İttihadçılar ve Carborani 1889

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» BU BAYKAL'I MUTLAKA DİNLEYİN
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
gasteci.com © 2008