|
|
|
|
|
Hasidik Hareketin Kökenleri
Hasidism ile ilgili yazımız okuyucularımızdan büyük ilgi gördü. Bu yazımda da aynı konuya devam ediyorum.
Aydoğan Vatandaş
Modern Hasidizmin daha yakın bir dönemi ise aslında on ikinci yüzyılda Almanya’daki Hasidik hareketiydi.
Alman Hasidizmiyle birlikte binlerce Yahudi Polonya’ya göçe zorlanmıştı. Bunda Haçlıların Sami karşıtı seferlerinin etkisi büyüktü. 1096’da ilk Haçlı savaşı sırasında, Haçlılar Mainz’daki Yahudi nüfusunu kırarken çok sayıda Yahudi doğuya göç etmeye başladı. Haçlıların bir tek günde binden fazla Yahudiyi öldürdüğü söylenir.
O kasvetli dönemde Yahudi tarihi ile ilgili bilgilerde büyük kayıplar yaşandı, fakat, Hasidizm hareketini belirli bir tarihsel kesite yerleştiren ilk ciddi bilim adamı 1941’de Riga’da Nazilerce öldürülen Rus tarihçi Simon Dubnow’du. Dubnow Hasidismin anlaşılmasında önemli bir rol oynadı.
Dubnow, History of the Jews in Russia and Poland [Rusya ve Polonya’daki Yahudilerin Tarihi]nde, Orta Çağlarda bir Polonya Yahudisinin hayatındaki en önemli şeyin ‘tehlike’ olduğunu söylüyordu. Bazı krallar Yahudileri korumaya çalışmışsalar da, Yahudilere karşı şiddetli düşmanlık eden Katolik ruhbanlar, bunu büyük ölçüde engellediler. Kilise kendi yasalarını geçirdi: Yahudilerin Hıristiyan hizmetçi, sütanne, ya da hastabakıcı edinmelerini ve Hıristiyan mahallelerinde yaşamalarını yasakladılar.
Hıristiyanların afaroz olma riskine karşı birlikte yemek ya da içmek için Yahudileri davet etmeleri, ya da etlerini satın almak da (zehirli olabilir diye) yasaktı. Yahudilerin kilise alayları geçerken kendilerini evlerine kapatmaları da bir başka zorunluluktu. Yahudi erkek ve kadınlarının üst giysilerinin sol yanına kırmızı kumaştan bir halka dikmeleri de zorunluydu. (Orhan Pamuk'un 'Benim Adım Kırmızı' adlı romanının esin kaynağı da budur.)
Diğer yandan derebeyleri olan Polonyalı soylular, mali yetenekleri, toprak ve iş idaresindeki uzmanlıklarıdan dolayı doğuya göç eden Avrupalı Yahudileri kabul ettiler. Sonuçta çoğu Yahudi, soyluların kahyası oldu ve bu rolleriyle de derebeylerine duyulan nefreti de kendilerine çekmiş oldular.
Zaman ilerledikçe, Yahudiler yeni yurtlarında daha çok görülür oldular. On altıncı yüzyıla kadar, terzi, fırıncı, kuyumcu, vergi toplayıcısı ve han sahibi olmuşlardı; kendi cemaatlerinin 'kahal' denen kasaba meclisleri ve gelişmiş bir eğitim sistemleri vardı. Polonya’da Leh soylularının özel mülkü olan kasaba ve nahiyelerde vergi toplayıcısı ve gelirlerinin büyük kısmını soylu toprak ağalarına getiren sürüleri, değirmenleri ve damıtma evlerinin idaresine yardım eden kira toplayıcıları (arendar) oldular. Kuşkusuz Yahudileri kiliseden ve Sami karşıtı güruhtan korumak toprak ağalarının çıkarınaydı fakat korumadılar.
Hasidik hareketinin geliştiği on dokuzuncu yüzyıl Ukraynası, Yahudilerin yirminci yüzyıla kadar maruz kaldıkları en kötü pogrom dizilerine tanık oldu. Çoğunluğu Rum Ortodoks Kilisesine bağlı olan köylüler, ağır vergilerle eziliyor ve kendilerine Roma Katolik Kilisesinin gösterdiği aşağılama ve düşmanlıkla küçük düşürülüyorlardı. Kendi Leh lordları ya da Leh kilisesinin korumasından yoksun, Rus bozkırlarından ve Kırım Kağanlığından gelen Tatarlara karşı koymak için örgütlendiler. Ardından, Polonya hükümetine karşı tavır alarak bir güç halini aldılar.
“Kosak ve Ukraynalı köylülerin 1648’deki ayaklanması” diye yazıyor Dubnow, “Doğu Avrupa Yahudilerinin tarihinde, Güney Rusya’nın sonraki kuşaklara miras kalan pogromlar devrini” başlatmış. İsyan bayrağını açmış köylüler ve kasaba sakinleri evlerini terk edip çeteler halinde örgütlenerek mülkleri talan etmişler, mülk sahipleriyle birlikte kahyalarını ve Yahudi 'arendarlarını' da öldürmüşler. Asiler yalnızca Yunan Ortodoks inancını kucaklayanların yaşamasına izin vermişler.”
1648 ile 1658 yılları arasında üç yüz bin kadar Yahudinin can verdiği tahmin edilmektedir.
On yedinci yüzyılın sonlarında, Yahudilerin tuhaf iddialarla yargılanmasına tanık olundu. Kilise sakramentlerinin kirletilmesi ve çocukların ayinsel biçimde öldürülmesi gibi iddialar mahkemelerde yaygın görülen şeylerdi. Bir kaç Leh kralı yine Yahudilerin iş ve mülk haklarını korumaya ve tacizlere karşı onlara kalkan olmaya çalıştı. Fakat bu girişimlerin çoğu bir kez daha, Katolik ruhbanlarca kontrol edilen Leh Dietinin düzenlemeleriyle boşa çıkarıldı.
Yahudilerin İspanya’dan sürüldüğü 1492'den beri, sürgün ve kefaretle ilgili görüşler Yahudi alimlerinin önemli bir meşguliyeti olmuştu. On yedinci yüzyıla kadar, çoğu haham, Allah’ın seçilmiş bir halkın sefaletine izin vermesini ve cennet dönemini ertelemesini, kendilerinin O’nun yasalarına yeterince bağlı kalmadıklarından kaynaklandığını ve bu yüzden de toplu olarak cezalandırıldıklarını düşünüyordu. Bunu düzeltmek için, Hahamlar Tanrı’nın emirlerini daha dikkatlice izleyecek ve Talmud alimleri tarafından şekillendirilen kongreler toplanacaktı. Ne ki, buna, Yahudi kabalistler ve gizemciler itiraz ediyordu.
Kabalistlere göre, bu anlayışa kutsal metinlerde ve her Yahudinin günlük yaşamında mevcut olan gizli sembolizme ancak gözlemlenerek ulaşılabilirdi. Çoğunlukla, bu kimseler aynı zamanda cemaatlerin de üyesiyler. Herkes bu büyük gizemcilerin gördüğünü görmeye “hazır” olarak görülmüyordu ve ayak takımının kabalistik bilgiye ulaşmasını engellemek için katılımcıların yaş, cinsiyet (kadınlar kabul edilmiyordu), ahlak ve bilgi birikimine dikkat ediliyordu.
Yahudi gizemciliğinin en erken aşaması olan M. Ö. birinci yüzyıldan M. S. onuncu yüzyıl arasına kadar, gizem öğretisi çoklukla sözeldi ve dünyanın yaratılışı, ilk ilahi vahiyler ve Allah ile daha derin, içsel irtibat yolları bulmakla ilgileniyordu. Gizli bilgiler bu yüzden ruhsal olarak hazır olmayanlar için tehlikeli olarak değerlendiriliyordu. Bu alana derinlemesine giren M. S. ikinci yüzyılın ünlü alimleri olan - Ben Azai, Ben Zoma, Ben Abuyah ve Haham Akiva’nın kaderleri yeni gelen öğrencilere anlatılıyordu, zira bu dördünden yalnızca Haham Akiva zarar görmeden çıkmıştı: Ben Azai “baktı ve öldü,” ''Ben Zoma çıldırdı'' ve ''Ben Abuyah dinden çıktı''.
Hazır olmayanları benzer tehlikelerden korumak için, gizli bilgiler genellikle hocadan talebeye sözel olarak nakledilirdi. Yazılı gizem risaleleri ortaya çıktığında, bunlar genellikle ancak bir avuç Yahudi nüfus dışındaki insanlar için anlaşılmaz şeylerdi. Yahudi gizemciliğinin bu erken aşamasında, ilahiler, nefes alıştırmaları ve oruç, acemi talebeyi dış dünyadan kolaylıkla uzaklaştıracak araçlar olarak kullanılıyordu.
Yahudi gizemciliğinin ikinci aşaması 1175’te Provence’da, 'Berraklık Kitabı' olarak adlandırılan yazarı belirsiz bir kitabın ortaya çıkmasıyla başladı. Fransa ve İspanya Yahudilerinin çoğunun dikkatini kabalistik nosyonlara çeken Berraklık Kitabı(Book of Brilliance), daha çok doğu öğretilerinde kullanılan bir teknik olan, bedenden aktığına inanılan ruhsal bir enerjiye odaklanmayı öneren bir tür ezoterik rehber kitabıydı.
Bununla birlikte, Yahudi gizemciliğinin diğer dinlerle her kadar benzerliği olursa olsun, çoğundan yorum bakımından ayrılıyordu.
Berraklık Kitabı’nın dolaşımda olduğu zamanlarda, Almanya’da Mütedeyyin Kitabı(Book of Pious) adı verilen bir başka kitap daha ortaya çıktı ve çoğu Kuzey Avrupa Yahudisince okundu. Ortaçağ Hasidikleri, çocuklarla zaman geçirmek gibi masum zevkleri tatmayı bile uygun görmüyorlardı.
Yahudi ilim dünyasıyla ilgili olarak herkesin kabul ettiği şeylerden biri de büyük Yahudi gizemcilerinin yaşamları hakkında şaşılacak kadar az şey olduğudur. Yahudi gizemciliğinin en önemli isimlerimden biri olan Gershom Scholem, onlarla ilgili “bize kişilikleri hakkında bir izlenime ulaşmanın imkansız değilse bile zor olduğu gizem kitapları bıraktılar” demişti. Örneğin Hasidik dünyasının başlıca kitaplarından biri olan ve Scholem’in bir tür “gizem romanı” olarak tanımladığı Sefer HaZohar, ya da İhtişam Kitabı’dır ve bu kitabın yazarının kimliği bile tartışma konusudur. Genel olarak adlandırıldığı üzere Zohar, ikinci yüzyılda Filistinin’de yaşamış kuşağının lideri olan Haham Shimon ben Yohai, oğlu Eleazer ve çeşitli takipçilerinin gizemli konuşmalarını içeriyor. Scholem’in yıllar süren araştırmalar sonucunda eserin 1305’te ölen İspanyol kabalisti Moses de Leon’un eseri olduğunu tespit etmiş olmasına karşın, çoğu Hasidik hala kitabın Shimon ben Yohai tarafından yazıldığına inanmaktadır. Zühd ve kişisel gizem tecrübelerini vurgulayan erken kabalistik çalışmalarından farklı olarak, Zohar diğer şeylerle birlikte yaratılışta her şeyin birbiriyle irtibatsızlığını vurgulamaktadır ve asla kolay ulaşılamayan bir kitap olmasına karşın, erken dönem gizem çalışmalarının çoğundan daha sade bir biçimde yazılmıştır.
Fakat Doğu Avrupa Yahudiliği felsefesi üzerinde hiç bir kabalistin, on altıncı yüzyıl Safad gizem okulunun lideri olan Isaac Luria (1534-1572) kadar büyük etkisi olmamıştır. Filistin’deki Celile Denizi’nin kuzey kıyısında bir şehir olan Safad, Yahudiler için, özellikle de on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda İspanya’dan sürülenler için önemli bir ekonomik ve ruhsal merkezdi.
Luria’nın teorilerinin hiç bir açıklaması olmamasına ve kırkına varmadan ölmüş olmasına karşın, felsefi vaazları ve önceki kabalistik çalışmalarla ilgili sentezleri bir talebesi olan Chaim Vital tarafından kaydedilmiş ve sonuçta da Scholem’in Judaizm’in “gerçek theologia mystica [gizem ilahiyatı]” olarak adlandırdığı şeye dönüşmüş. Luria’nın girift ve anlaşılması zor düşünce sistemi, Allah’ın İsrail oğullarını sürgün ve sıkıntılarına ikna edici bir yorum getirmiş olmasaydı, sanırım bu kadar popülerleşmezdi. Luria dünyada sıkıntı ve şerrin mevcudiyetinin nedeninin yalnızca Yahudilik değil, bizzat “İlahi Mevcudiyet”in de kaynağından ayrılmış olması olduğunu önermişti. ‘Bedensel dünyanın var olması için’, diyor Luria, ‘Tanrı “Işığı”nın bir kısmını büzdü, bir boşluk açıldı (Luria’nın tzimtzum, ya da yoğunlaşma ve geri çekilme diye adlandırdığı bir süreç) ve ilahi “araç” ya da “kabuk”lar Tanrı’nın “Işığı” ile doldu.
Tzimtzum’un bir diğer sonucu da, kabalistlere göre bütün insan yetenekleri ile varlığın bedensel ve ruhsal boyutlarını temsil eden sefirot’un (İbranice sefirah sözcüğünün çoğulu olan sefirot, diğer dillerde tam bir eşdeğeri olmamakla birlikte çok kabaca enerji özü anlamına gelmektedir) ortaya çıkışıdır. Bu kavrama ilk değinen gizem çalışması Berraklık Kitabı gibi görünmektedir. Sefirot diagram olarak pek çok biçimde, fakat en sık olarak kökleri insan muhayilesinin ötesindeki cennet kürelerinde olan Yaşam Ağacı yapısında tasvir edilmiştir. Bütün Hasidik inancının temelindeki bu ezoterik kavramın anlam ve önemi her kuşaktan alimin sayısız meditasyonuna esin kaynağı olmuş. Luria’nın kabalistik talebeleri bir sonraki adımda ne olduğu konusunda bir anlamda uyuşmazlık içindedirler, fakat hepsi de sıradakinin – modern bir okuyucu için modern fizikteki Big Bang teorisinin tuhaf bir çağrıştırıcısı olan – kozmik bir felaket olduğu konusunda hemfikirler. İlahi “Işığın” enerjisine dayanamayan “araç” ya da “kabuklar” sarsılır ve karmaşa hakim olur. Kıvılcımların bazıları kaynaklarına dönerler. Sarsılan araçla birlikte karışan geri kalanı her bir hayvana, bitkiye ve dünyanın mineral kısmına düşer. Kaynaklarına ya da kendi verdiği adla “köklerine” geri dönmeleri için “kutsal kıvılcımları kabuklarından ayırmak,” diyor Luria, ‘insanın görevidir.’ Son tikkun ya da tamir – kefaret – gelene kadar bütün kuşakların bu süreçte oynayacağı bir rol vardır.
“Kabalistlere göre bütün tarih yalnızca iç ruhsal süreçlerinin bir dış yansımasıydı. İspanya’dan sürgün edilişleri iç dünyalarında gerekleşmekte olan gerçek felaketin bir dış yansıması olarak görülmüştü. Fakat Yahudilerin bu dağılışının bir amacı vardı; kıvılcımları toplamak ve dünyayı Büyük Tikkunu’na hazırlamak için her yere gitmeleri gerekti. Dolayısıyla bu sürgün durumu, her bir Yahudi bireyinin ve bir bütün olarak İsrail halkının üzerine düşen kozmik bir görevdi. Yahudi bu görevi gerçekleştirmedikçe dünya restore edilmeyecekti.”
Eğer Luria doktrini diasporadaki bütün Yahudilere dağılmalarının nedeni açıklayabildiyse, aynı zamanda da ‘altı yüz on üç emri’ uygulamak için de tatminkar bir altyapı oluşturmuştu. Tabi ki gözlemci için emirleri uygulamanın temel nedeni bunları Tanrı’nın emretmiş olmasıydı ve olacaktı. Fakat kıvılcım, sefirot ve Büyük Tikkun teorisi sıradan Yahudilere Tanrı’nın emirlerini üstlenmenin – ister Şebt’e hazırlanmayla ilgili, ister koşer yemekle ya da ayin banyosuna gitmekle ilgili olsun – daha derin kozmik bir amacı gerçekleştirdiği duygusunu veriyordu.
Hasidikler bu görüşleri Doğu Avrupa Yahudiliği kitlesinin kapısının önüne getirmesinden yüz yıl sonra Lubavitçli bir Hahamın bir öğrencisine ‘hasidus’un’ (Hasidik düşünce çalışması) geleneksel kabala ve felsefe üzerinde ne tür bir avantaj sağladığı soruldu. O da şöyle cevap verdi: “Kabala sefirot’u tanımlar; felsefe, birisi Tanrı’yı bilirse kendisi de Tanrı olacağı için, Tanrı’nın betim ve tanımlamanın nasıl ötesinde olduğunu, kimsenin O’nu asla gerçekten anlayamayacağını açıklar; fakat Hasidus, hala “O’nu bil ve O’nun gibi ol”a inanır.”
Şaşırtıcı biçimde, Luria restorasyon sürecinin nerdeyse tamamlandığına ve Mesih’in ortaya çıkmasıyla ilan edilecek olan son kefaretin yakında geleceğine inanıyordu. Takipçileri ise işi, Mesih’in geleceği – ilahi kurtuluş yerine Yahudilere Khmelnitsky pogromlarını getirdiğini bilenler için ironik bir şekilde – 1648 yılını tahmin etmeye kadar vardırdılar.
-devam edecek-
28.Mayıs.2008 10:22:44
|
|
|
|
Gazetelerin 1. Sayfaları |
|
FETHULLAH GÜLEN ONUN YÜZÜNDEN YURT DIŞINA ÇIKTI! |
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor. |
|
AYSUN KAYACI ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK OLACAK! |
Ekranlardaki altın fırtınası bu akşam start alıyor. Yarışmacı olmak isteyenlerin telefonları kilitllediği Yazı-Tura’nın sunucusu Aysun Kayacı, yarışmada güzelliğinden çok bilgisiyle öne çıkacağını söyledi. |
|
NEW YORK TİMES'IN TÜRBAN ANALİZİ! |
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı. |
|
AHMEDİNEJAD LARY KİNG'İN KONUĞU OLDU! |
Dünyaca ünlü 'talk showcu' ağır politik konulardan, özel yaşamına kadar Ahmedinejad'a pek çok soru sordu.. |
|
FADİME ŞAHİN OLAYINDA SİSİ KOORDİNATÖRDÜ! |
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
|
|
METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...  |
Metallica'nın son klibi Amerika'yı karıştırdı. Klipte iki Amerikan askerinin Irak ya da Afganistan'da yaşadıkları anlatılıyor. |
|
YANILMIŞIM, TANRI VARMIŞ! |
Ünlü ateist artık Tanrı’ya İnanıyor: Dünyanın önde gelen ateistlerinden biri artık, büyük ölçüde, bilimsel kanıtlara dayanarak Tanrı’ya inanıyor.” |
|
BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!  |
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
|
|
MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER |
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı... |
|
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
DÜN EN ÇOK OKUNANLAR |
» KİM BU NAMAZ DÜŞMANI KOMUTAN!
» BAŞBAKAN ERDOĞAN YOUTUBE'A BÖYLE GİRİYOR!
» APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü?
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» Velev ki amacı TSK’yı yıpratmak olsun…
» “İkna” oldum!
» GENELKURMAY, SİKORSKY İLE PİKNİĞE GİDEN PAŞA HABERLERİNİ ES GEÇTİ!
» DENİZALTI'YA SİVİL YOLCU ALAN KOMUTAN!
» CHP'DEN ÖĞRENCİYE BÜYÜK KAZIK!
» ÖCALAN'A BEŞ ARKADAŞ GELİYOR!
|
| |
EN ÇOK ARANANLAR |
» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler
|
VİDEO HABERLER |
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
» BU DEVLET BANA ADAM ÖLDÜRTTÜ!
|
|