Dün sabah kapısını açtım, odası bomboştu. Yokluğu yüreğime vurdu bir anda.
Aylardan beri her sabah evden çıkarken usulca kapısını açar, “Ana ben gidiyorum” derdim. Yatağından yarı doğrulur gibi yapar ve“Allah işini rast getirsin, güle güle oğlum” derdi.
Rüzgarlı gecedeki titrek bir mum ışığı gibi gelir bana.
O ışık aydınlatır, benim karanlık dünyamı.
Mide kanaması geçirmiş, hastanede yatmış ama haber verdirmemiş bana.
Ağabeyim ısrar ettiyse de, “Hayır! Haber vermeyin, üzülür” demiş.
Haber aldığımda alıp getirdim yanımıza.
Anaların, hep bu yanına yanarım.
Hep onlar mı üzülür?
Evlatları yanmaz mı analarına?
Onlarsız kararmaz mı sanki dünyamız?
Bildim bileli hep hastane kapılarında dolaşır, derman arar hastalıklarına.
Yıllardan beri kan sızar kalp kapakçıklarından.
Kim bilir hangi ayrılışımız ya da hangi sözümüz dokundu o ipek kalbine de, o gün bugün kan damlar yüreğinden.
Köydeki evinde tek başına kalır.
“Burası baba ocağı oğlum, bu kapılar kapanmaz. Ben hayatta iken bu ocak tütmeli.”
Babamdan sonra uzun süre bağa bahçeye bakmakta direndi.
Her türlü meyve ağacının sere serpe doldurduğu, dere yatağındaki tarlaya her gün gitti geldi.
Sonra ayva, kiraz, elma ağaçları hep çağırdı ama ayakları onu taşımadı.
Yazları köye gittiğimizde, hatıralarla dolu o dere yatağındaki meyve bahçesine, arabayla gideriz...
Tulumbadan su çeker, kuyudan su içeriz.
Ağaçlarını tek tek okşar, uzayan dalları kestirir, kuruyan meyve ağaçlarını kökletir.
“Oğlum, rahmetli babanla ne emekler çektik bunları yetiştirmek için” diye sızlanır.
Yerde pulluk devrilmiş yatar, kaldıran bile yoktur.
Ayrılırken, döner döner bakar arakasına, kim bilir 'bir daha görebilecek miyim' diye.
Ağaçlar el sallar arkamızdan.
Mahalledeki evler, birer ikişer boşaldı. Kimi şehre taşındı, kimi ahiret yurduna.
Bir zamanlar, “Oğlum Murat, arabayı koş, Sultan gelin haydi kızım, geç kaldık tarlaya” diye sesler gelen İbrahim Dayı'nın evi de çoktan sessizliğe büründü.
Boş evlerin kapıları hazin sesler çıkarıyor şimdi soğuk kış gecelerinde.
Evlerin elektrik, su, telefon faturalarını, sokağımızın tek delikanlısı Mehmet Efendi takip ederdi. Otuz beş yaşında terbiyeli pırıl pırıl bir delikanlıydı. Herkesin yardımına koşardı.
Köye her gittiğimde anam; “Oğlum, iyi ki Mehmet var. Yoksa kim görür bizim işlerimizi?” derdi.
Köydeki evimiz üç yolun kavuştuğu yerdedir.
Sokak lambası yaz kış yanar durur, yolların buluştuğu bu yerde.
Komşunun sadık köpeği Ateş, sabaha kadar sokak lambasının altında bekler mahallenin evlerini.
Geceleri yukarı mahalledeki köpek havlayınca, Ateş kulaklarını diker ve cevap verir. Sonra aşağı mahalledekinin sesi yankılanır gecenin karanlığında. Kendi dilleri ile anlaşırlar.
Sizin anlayacağınız, geceleri köyün güvenliği onlardan sorulur.
Geçen gece rüyamda Ateş'in yattığı yerde, büyük bir yangının alevleri göklere yükseliyordu.
Gecenin göğsüne kızıl kara mızraklarla saldıran alevlere, bizim evdeki odunlardan da destek geliyordu.
Çok korktum. Akşama kadar aradım ama anama ulaşamadım.
Sokağımızdaki evlerin telefonları da cevap vermiyordu.
“Evimizin telefonunu bir daha kimse kaldırmayacak” diye düşündükçe içimde kabaran korku dalgaları sardı her yanımı.
Gece geç vakit yine aradım.
Telefon yine uzun uzun çaldı.
Telefondaki sesi duyar duymaz derin bir nefes aldım.
- “Ana!”
- “Yavrum!”
- “Ana sen nerdesin?”
- “Sorma oğlum, sorma yavrum.
Bizim mahallemizin Mehmed'i öldü.
Gece hastaneye yetiştiremediler. İki kuzusu kaldı geride... Mahallemize ateş düştü oğlum, ciğerimiz yanıyor geceden bu yana.”
Hep analar yanmıyor güllerine, güller de yanıyor anam. Yanmasalar ateş rengini nasıl alırlar.
Dün gece rüyamdaki gibi, ateşler yanar yüreğimizde her daim.
Gül bahçeleri alev alev yanar da, tek duman tütmez.
Dumansız yanar güller…
Mahallemizin Mehmed'i ya da ülkemizin Mehmetçikleri gibi.
Harman vakti geceleri, ağabeyimle harman yerinde yatardık.
Ramas dediğimiz harman yığınlarından bir deste alıp yatak yapar, sonra da sırt üstü uzanarak yatardık.
Serin yaz gecelerinde, yıldızlarla hasbıhâlin hazzını yaşardık.
Yıldızlarla konuştuğum geceleri çok özledim anacığım.
En çok da Çoban Yıldızı hoşuma giderdi.
Sen söylerdin bize; “Dağlarda yolunu kaybeden çobanlara yol gösterir bu yıldız” diye.
O gün bugündür, yolumuzu gösteren “Yıldızları” çok seviyorum ana…
En çok da Çoban Yıldızı'nı.
İstanbul'da geceleri, gökyüzünü pek seyredemiyorum.
Beton bloklar pek izin vermez gökyüzünü görmeye.
Yine de ara sıra pencereyi açar, gizlice bakarım yıldızlara.
Uzun zamandan beri “Çoban Yıldızı” yerinde yok ana.
Geceleri yollarını kaybedenler ne yapıyorlardır bilmiyorum.
Bildiğim bir şey varsa o da denizin hırçın sesleri, gecenin karanlığında yankılanıyor.
Ağarması beklenen ufukta henüz hiçbir ışık emaresi görünmüyor.
Umut bağlanan son mumun ışığını da denizden esen sert rüzgarlar yaman savuruyor
O her sabah vedalaşırken bana ettiğin duaları, şimdi bütün umut yolcuları için eder misin anacığım?
Bütün analar için dua vaktidir.
Anneler Günü'nde Anadolu'nun bütün anaları sizde ellerinizi açar mısınız Yaradan'a?
Yolcuların yüreklerinde yanan umut fenerlerine, fer olacaktır dualarınız.
Yorumlar Zeynel Abidin Hedefleri belli; AB fonlarından kaç para aldıkları da:
"Şeriata karşı mücadelede, bir tek kum tanesine dahi ihtiyacımızın olduğunu düşünüyoruz.
Bu birliktelik, bir cem olacaksa, biz orada süpürgeci olmaya hazırız."
Av. Kazım GENÇ.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Genel Başkanı.
NOT: Şeriat: İslam dini. Yukarıdaki söz, müslüman-inançlı Alevileri bağlamaz'
Mithat Merdivenli burdaki yorumlarin alakasızlığı ne öyle ya...ana nerde,kurt nerde,seçim nerde arabaşi :)))PUSUDAKİ KURT 19 Mayıs'ta Gülhane Parkında Bir Rezalet Olacak!
Milli bayramımızda, Atatürk'ün olası doğumgününde "Genç Siviller Platformu" adında zavallı bir oluşum Gülhane Park'ında üstü kapalı olarak alışageldiğimiz dinci/kürtçü/liberal ittifakı olarak boy gösterecektir.
Bence rezalet olan böyle bir gösterinin olması değildir. Olabilir. İtler ürür kervanlar yürür. Ancak bu gösteriyi 19 Mayıs'a koyanlar, hakikaten belalarını arıyor demektirler.
Bu saçma sapan pasifist, teslimiyetçi, ve laikliği koruyan yüce Ordu'muzu eleştiren gösteriyi düzenleyenler, 19 Mayıs'a eğer bu gösteriyi koyuyorsa, orada 19 Mayıs'ı ve temsil ettiklerini kutlayan Türk vatandaşlarını tahrik etmiyorlar da ne ediyorlardır?
Bu olay19 Mayıs'ın milletimiz ve Ordu'muz için kutsallığına açıkça ve yüzsüzce büyük bir hakarettir.
Başka gün mü bulamadınız hainler?!
Kendiniz programa bakın, takdir sizin:
Etkinliğin Adı: Demokrasi Sınıfı
Yer ve Zaman: 19 Mayıs 2007 Cumartesi, Darphane-i Amire
İçerik ve Saatleri:
-----------------------------------------------------------------
10:30 HİST 101 Resmi İdeoloji’ye Giriş- (Mete Tunçay)
10.45 DEM 101 Demokratlığa Giriş (Etyen Mahçupyan)
11.00 POL 101 Siyaseti Savunmak (Fatmagül Berktay)
11.15 İSL 101 Şeriat Nedir?, İrtica Nedir? Kim İster? (İhsan Eliaçık)
11.30 Teneffüs- HAAYT PARK
11.45 DEM 367 27 Nisan Sonrası Hasar Raporu (Ali Bayramoğlu)
12.00 DEM 600 Beş Darbe, Bir Hikaye (Ömer Laçiner)
12.15 PSY 301 Ankara Sendromu: Darbecisine Aşık Olmak (Mehmet Altan)
12.30- HAAYT PARK (Katılımcıların söz alabileceği serbest kürsü bölümü)
13.00 Beslenme Saati
13.30 Sosyal Aktivite Saati: Konser Avam Garde – Sabancı Üniversitesi
14.30 SOC 101 Merkezde Çevre Korkusu (Ferhat Kentel)
14.45 SAĞ-SOL 100 Sağın-Solun Muhtıra ile İmtihanı
(Mustafa Karaalioğlu)
15.00 MED 000 Medyanın Muhtıra İle İmtihanı (Kürşat Bumin)
15.15 HAAYT PARK (Katılımcıların söz alabileceği serbest kürsü bölümü)
15.30 Atölye Çalışmaları
16.00 FORUM- “NE DARBE NE DARBE”
Kolaylaştırıcılar: Nihal Bengisu Karaca, Emre Aköz, Mebuse Tekay
17.30 Demokrasi Sınıfı Karne Töreni
18.00 KONSER – Fasıl: “Bir Gece Ansızın Gelebilirim”
19.00 Beslenme saati
20.00 FİLM GÖSTERİMİ: Beynelmilel – Yönetmenin katılımıyla
Gün Boyunca
Slogan Atölyesi
Anayasayı Tamir Atölyesi
Demokrasi Duvarı:
Postalmetre İçin Adaylar
En İyi 367 Esprisi Bulma Yarışması
En iyi Darbe Metni Oylaması
Kaynak:
turkcu.netS.Özkan Pülümür Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a sitem...
Son yıllarda bazı marjinal aşırı sol ve sağ kesimlerin yoğunlaştırılmış ortak propagandaları sonucu Türk devletinin, Türk ordusunun hemen her kademesinde, her biriminde Fethullah Gülen ve Türk Gönüllüler Hareketi üzerine evham ve cinnete dayalı bir alarm, bir karşı duyarlılık oluşturuldu. Bu propaganda, telkin ve empoze yöntemlerin etkisiyle bazı insanlar neredeyse; ağaçtan düşen her yaprağın arkasında dahi Fethullah Gülen'i ve sevenlerini arar hale geldi...
Fethullah Gülen ve Türk Gönüllüler Hareketi; bir defa nev-zuhur bir uzaylılar hareketi değil. Kökleri ta Orta Asya'ya kadar giden, bin küsur yıllık bir tecrübe ve geçmişi olan bir sosyolojik hareket. Salt İslami hareket değil; bir sosyolojik hareket; bir insan ve insanlık sevgisi projesi. Elbette özünde İslam sevgisi, hoşgörüsü, barışı, adaleti var. Ama her kesimi kucaklayan; çatışmacı değil, uzlaşmacı olan; diyaloğa açık bir gönüllüler hareketi! Siyasi veya ideolojik bir proje, hele yönetim projesi hiç değil...
İşte bu gerçeğe rağmen, hatta bu gerçeği ABD'den Rusya'ya, Almanya'dan Japonya'ya, Fransa'dan Kenya'ya kadar bütün dünyanın, hatta ve hatta en duyarlı kurumların görmesine rağmen içeride, ülkemizde bazı kurum ve kuruluşlar ve bunları temsil eden kişiler adeta bir paranoya, bir cinnet hali yaşıyorlar:
Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi hakkında hiçbir şey dinlemiyor, bilmek istemiyor, içten gözlemleme ve bilgilenme yoluna gitmek istemiyor. Sadece belli odakların, kin-nefret ve çatışmaya odaklanmış bazı marjinal kesimlerin akıllara ziyan yalan-dolan, düzmece, tamamen gerçekdışı komplolara ve iftiralara dayalı, saçma-sapan propaganda malzemelerine güveniyor, onlara dayanıyor, buna göre ahkam kesiyor, hatta bunlarla devleti, sistemi kilitlemeye çalışıyorlar!.
Şimdi ne yazık ki Türkiye ve Türk dünyası için, bilhassa demokratik-laik sistemimiz için bir büyük şans ve fırsat olabilecek olan sosyolojik bir hareket; Türkiye'yi ayağa kaldırma yerine, ayağa düşürme yolunda heba ediliyor! Çok yazık!Yetkin Oymak ÇOK ÖNEMLİ UYARI:...
Bütün Müslümanların Dikkatine!...
Biz Türkiye müslümanları ve Türkler; bir zamanlar; sevgi, barış, hoşgörü, adalet ve diyaloğa dayalı İslam anlayışımızla, yaşantımızla bütün dünyanın gıbta ettiği, alkışlanan, özenilen bir millettik!.. Özellikle Batı'dan içimize zerk edilen, telkin edilen batıl ve ilkel; bünyemize, özümüze ters ideolojiler, politikalar, felsefeler
bizi biz olmaktan çıkardı, ruhlarımızı hoyratlaştırdı, kalplerimizi ve vicdanlarımızı taşlaştırdı, içimizi dışımızı kararttı..Adeta birçoğumuzu canavar, hortlak haline getirdi...
Bu ülkede hangi partiden, hangi inanç ve yaşam tarzından, hangi ideoloji ve felsefeden yana olursak olalım; müslümansak şayet, birbirimize karşı müslümanca davranmak zorundayız. Din, budur; din, güzel ahlaktır, erdemli davranmaktır. Dinin hedefi; tutarlı, kendisiyle ve toplumla barışık olgun(insan-ı kamil) bireyler yetiştirmektir. Din; insanları dünyada ve ahirette mutlu etmek için vardır!.. Kavga-gürültü etmek için, ayrılık-gayrılık için, fitne-fesat için değil...
O halde Müslüman Müslümanın;
1-Ayıplarını-kusurlarını araştıramaz, deşifre edemez!
2-Müslüman müslüman hakkında kin, nefret, haset, adavet(düşmanlık) duyguları besleyemez.
3-Müslüman müslüman hakkında hüsnü zan eder; asla sui zan etmez; hep hakkında iyi düşünür, her konuşma ve hareketini olumlu yorumlar!
4-Müslüman müslümanın gıybetini, dedikodusunu edemez, hakkında laf taşıyamaz, yalan ve iftira söyleyemez, ahdinde, sözünde, vaadinde, randevusunda sadıktır.
5-Müslüman müslümanla üç günden fazla küs, dargın duramaz.
6-Müslüman müslüman hakkında dua eder, ona yardım eder; kötülüğünü gördüğünde bir tekme de kendisi vurup şeytanına yardımcı olmaz. İncinse bile incitmez!
7-Müslüman güvenilir, özü-sözü doğru, mert ve civanmert insandır. Kadirşinastır. Vefalıdır. Bencil değil; diğergamdır.
8-Müslüman müslüman kardeşi için iyilikten başka bir şey düşünmez. Kalbini-gönlünü dahi kıramaz.
9-Müslüman; müslüman kardeşine kibirli, gururlu davranmaz. Son derece alçak gönüllü ve mütevazıdır..Fedakardır, cömerttir. Yardımseverdir. Müslüman kardeşi için melekler gibi sadece iyilik düşünür...
10-Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. Hiçkimsenin canına, malına, namusuna asla zarar vermez ve bu konuda kendisi hakkında kimsenin bir şüphesi olmaz...
Daha detaylı bilgi için; Hucurat suresi başta olmak üzere Kur'an'a ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadis ve uygulamalarına bakınız...
Lütfen; muhtıra, rejim, parti, yönetim gibi alanlarda ve hangi alanda müslüman kardeşimizle konuşuyor olursak olalım; müslümanca davranalım. Yukarıdaki kısa bir özetini verdiğim şekilde davranalım. Müslüman kardeşimiz; farklı bir partiden, farklı bir kültürden, ırktan, etnik gruptan, farklı bir tarikattan, gruptan, farklı bir ideolojiden ve felsefeden yana olablir; müslümansa akan sular durur; aman dikkat! Dünyamızı ve ahiretimizi karartmayalım. Güzel ülkemizi ve ülkemiz insanını da yazık etmeyelim!...
"İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız."
---Hadis-i Şerif---
NOT: Internette haber, yazı ve yorum yazmak, yayınlamak-yayınlatmak çok büyük risk ve sorumluluktur. Özellikle müslümanlarla ilgili veya bir müslümanla ilgili yazıyorsak!.. S.Özkan Pülümür Güler KÖMÜRCÜ'ye Cevap: FETHULLAH GÜLEN, Türkiye'de ölmek ister!..
Fethullah Gülen, bir süredir ABD'de zorunlu hicrette. Çağımızın Ebu Cehil'leri, Ebu Lehep'leri O'nu kendi ülkesinde özgürce yaşama imkanı ve fırsatı tanımadı. Ama bölücübaşı Apo; özel bir adada, özel devlet ilgisiyle besleniyor, başında asker nöbet tutuyor, onu; en milliyetçi kurum ve kişiler korudu, koruyor!..
Fethullah Gülen ve sevenleri; bugüne kadar kimseyi öldürmedi. Hiçbir devlet bankasını hortumlamadı. Kimsenin namusunda, malında-mülkünde, makamında gözü olmadı. İktidar hırsına kapılıp devlet kurumlarını birbirine düşürmedi. İdeolojik davranmadı; rejim-Cumhuriyet düşmanlığı yapmadı. Şan ve şöhret peşinde koşmadı.
Fethullah Gülen ve sevenleri; hep dövene elsiz, sövene dilsiz, kırana gönülsüz davrandılar, öyle yaşadılar. Müstağni yaşadılar; kimseye yük olmadılar. Şiddete, teröre, kaosa asla prim ve yüz vermediler. Hep İslam'ın gülen yüzü oldular!..
Ama buna rağmen kendi ülkesinde belli ki kıpkızıl Türk ve insanlık düşmanı birileri, önyargılı ve bağnaz marjinal bazı kesimler; O'nu ve sevenlerini hedef seçti, bir türlü tahammül edemedi, içine sindiremedi, ne sağduyulu bir şekilde yazdıklarını okudular ve ne de söylediklerini dinlediler, akıllara ziyan iftira ve yalan haber kampanyalarıyla güya O'nu Türk milletinin gözünden düşürmeye çalıştılar...
Hatta ve hatta; başka devletlere ve onların istihbarat teşkilatlarına, ordu mensuplarına, diplomatlarına ve yönetimlerine tamamen iftiraya dayalı, düzmece rapor ve jurnaller göndermekten, sunmaktan bile geri durmadılar. Şeytanı rahmet okuttular!..
Fethullah Gülen; bütün bunlara rağmen; her türlü vefasızlığa, eza ve cefaya rağmen, her çeşit kin, nefret ve hınçla dolu ruhunu ve vicdanını tamamen şeytana kaptırmışlara rağmen yine de ne ülkesine küstü, ne devletine, ne milletine, ne de kendisine bu muamelelere tabi tutanlara!
O; ne de intikamla gerilmiş, o gözü dönmüşlere yönelik bir karşı eylem içerisine girdi. O yine devletini, milletini, ordusunu, insanını, bayrağını, toprağını ve bu ülkenin ezan seslerini çok seviyor! Hasretle, muhabbetle ve hicranla yanıp tutuşuyor!..
Muhtıra ve seçim zamanlarında, bugünlerde Fethullah Gülen'i birileri elbette maksatlı olarak yine gündeme getirebilirler. Geçmişte olduğu gibi, hayali senaryolarını başkalarına da inandırmak için yine tuhaf gayretler içerisine girenler olabilir. Herkes; karakterine göre davranır..Eden, bulur! Bir de Allah var! Ve Allah'ın dediği olur...
Sanırım, ABD'den dönme tercihi Fethullah Gülen'e bırakılsa; eminim, hemen anında Türkiye'ye dönmek ister ve burada vefat edip bir yol kenarında ulu bir çınar veya çam ağacının altına gömülmek ister. Ama unutmayalım ki, bazı zatların ölüsü-vefatı, hayatı kadar hizmet eder, belki daha da fazla...Hele şehitse!..
Fethullah Gülen'in varlığından ve yaşamasından rahatsız olanlar, sanırım bir gün derin pişmanlık duyacaklardır; ama o gün de iş işten geçmiş olacaktır. Gülen ve Gönüllüler Hareketi; laik Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği, beraberliği, üniter yapısı, geleceği ve bekası adına büyük bir şanstır. Türk milleti ve insanlık adına büyük bir fırsat ve nimettir. Dünya, kıyametten önce bir kez daha topyekün-evrensel bir barış, esenlik, huzur yaşamak istiyorsa!..Keşke bunu anlayabilseydik!...
Emin olun; ben bu duygu ve düşüncelerimi; Fethullah Gülen'le hiçbir bağım, bağlantım, görüşmem olmadan; O'nu sadece dışarıdan, kitaplarından ve kasetlerinden tanıyan birisi olarak ifade ediyorum. Mürid değilim; ama Fethullah Gülen Hareketi; bir tarikat yapılanması olmuş olsaydı, O'nun ilk müridi ben olmayı elbette çok isterdim. O; hakikaten çağımızda İslam'ın gülen yüzü!
NOT: Unutmayın ki bugün 150 ülkede; Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi sayesinde; Türkiye ve Atatürk tanınıyor, hem de gittikçe geniş halk kesimleri tarafından.. Türk bayrağı dalgalanıyor, İstiklal Marşı söyleniyor; artan oranda o ülke insanları Türkçe konuşuyor, Türkçe'ye ilgi duyuyor!..Yetmez mi?.. Fanatik Atatürkçü; daha doğrusu Kemalist, laikçi, ulusalcı, milliyetçi görünenler bugüne kadar ne yaptılar peki?!..
sabri sayın harun tokak bey anadoludan gelen senin benim gibi bir insan olarak görmk çok hoşuma gitti.anasına olan özlemi çok güzel dile getirmiş.bir gün kendisiyle görüşmeyi çok arzu ederim.anasının duasını yanında hissetmesi bana ebubekir şahbaz beyin bir şiirini hatırlattı.
sen yoksan eğer ben de gidiciyim
başımı okşayan yok nerdesin anneciğim...
siyasetin soğuk yüzünden sıyrılıp içten samimi yazılarda buluşmak dileğiyle....ALINTI Yanlış Bir Slogan: "Türkiye Laiktir, Laik kalacak!" / Ünsal Öztürk---
“Türkiye Laiktir, Laik Kalacak!” sloganını en çok Aleviler atmaktadır.
14 Nisan 2007’de Ankara Tandoğan’da ve 29 Nisan 2007’de İstanbul Çağlayan’da yapılan mitinglere Aleviler yoğun olarak destek verdiler. Alevi örgütleri katılmadılar ancak Aleviler, dedeleri, talipleri mitinglerde hazır bulundular. Mitinglere sivil giyimli askerler, eşleri, çocukları; çeşitli partilerden insanlar; şeriatçıların devleti ele geçirme çabalarından çekinen kesimler vs. katıldı.
Mitinge katılan Aleviler tek vücut olarak hareket etmediler, bilinçli sloganlar attıkları da söylenemez.
Başkalarının aktörü olmamak için tek tek Alevilerin yerini belirlemesi, oyunun kurallarını kendilerinin koyması; başkalarının kural koyduğu mitinglere gittikleri takdirde ise kendi farklılıklarını ortaya koyabilmesi gerekiyor. Yani Alevilerin Kırmızı Çizgileri’nin olması gerekiyor.
Karşılıklı konuşmalarda mitinge gidenleri eleştirdiğimizde şunları söylüyorlar: “Haklısınız ama bugünü de arar duruma geleceğiz. Şeriat Çankaya’ya çıkacak! Şeriatçılar soykırım yapacak, önce tebliğ edecekler, sonra hepimizi öldürecekler.”
Alevilerin kitlesel katliamdan korktukları, şeriatçı oluşuma karşı devlet güçlerine sığınmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Tercih ettikleri kurumlar ise askeri ve sivil bürokrasidir.
Aleviler gittikleri mitinglerde kendilerine “Ulusalcı” diyen kişi ve gruplarla karşılaşmışlardır. Bu grupların başlarında genellikle emekli generaller var. Bu gruplar Avrupa Birliği karşıtlığı, AB kurum ve kuruluşları karşıtlığı yapmaktadırlar. Kürsülerden, Avrupa kurumları ile değil doğu kurumları ve devletleri ile işbirliği yapmak gerektiği Alevilerin yüzlerine söylenmiştir. Çok şaşırtıcı bir durumla karşı karşıya kalınmıştır. Dinci parti AKP Avrupa ile ilişki geliştirilmesini isterken, “Türkiye Laiktir, Laik Kalacak!” sloganının atılmasını söyleyen Ulusalcılar Avrupa karşıtlığı yapmakta, İran ile Hindistan ile ilişki geliştirilmesini istemektedirler. Çağdaşlıktan, medeniyetten, bilimden söz eden emekli generaller, halkın İran’a sempati duymasını sağlamaya çalışarak kafaları karıştırmaktadırlar. İran Şiiliğinin içinde bulunduğu durum, Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad’ın yaşlı öğretmeninin elini öpmesi sonrası şeriatçıların gösterdiği tepkiler ortadadır. (3 Mayıs 2007 günlü gazetelere bakınız.)
Tarkan ABD-CIA'NIN ETNİK İLGİSİ:
Türkiye Devletinde ayrıntısına kadar etnik dağılım...
"Joshua Project" adlı Amerikan misyoner organizasyonunun yaptığı araştırma. Türkiye’deki etnik dağılım. Yeniçağ gazetesinde yayınlandı bu araştırma. Bilgiler tutarlı gözüküyor. Siz de bir kontrol edin. Türkler’i 10-15 parçaya ayırmışlar, ben toplamını da hesapladım. Diğer etnik gurupları da Türk kültürüne ve coğrafyasına yakınlık ve uzaklık derecesinde sıraladım.
TÜRKLER:
Türk: 51.000.000
Kırım Tatar: 2.000.000
Tatar: 21.000
Azeri: 530.000
Yörük: 327.000
Tahtacı: 110.000
Türkmen: 900
Kara Kalpak: 62.000
Kazak: 20.000
Gagauz: 14.000
Macar: 6.200
Özbek: 2.000
Kumuk: 1.200
Kırgız: 1.100
Uygur: 500
Bulgar: 270.000 (Gazetede Bulgar olarak yazıyor ama Türkiye’de 270bin Bulgar yok. Burada sanırım Bulgaristan göçmeni Türkler kastedilmiş, o yüzden buraya ekledim)
TOPLAM: 54.365.900 TÜRK SOYLU KİŞİ VAR.
Abaza: 55.000
Adigey Çerkes: 270.000
Doğu Çerkes: 280.000
Çeçen: 6.600
Batı Osetyalı: 31.000
Laz: 30.000
Gürcü: 40.000
Arnavut: 15.000
Boşnak: 91.700
Pomak: 302.000 (bu abartı gibi geliyor bana)
Balkan Çingenesi: 55.000
Ortadoğu Çingenesi: 20.000
Arap Levanten: 213.000
Arap Kuzey Afrikalı: 100.000
Arap Alevi: 50.000 (acaba burada fellahlar mı kastediliyor?)
Kırmançi: 6.300.000
Türkçe bilen kürt: 5.600.000
Kürt Alevi: 140.000
Heiki kürdü: 35.000
Şıkaki kürdü: 18.000
Zaza: 1.200.000
Batı İranlı: 800.000 (bunlarda kürt herhalde, belki de farstır. Zaten aynı şey)
Doğu İranlı: 4.300
Ermeni: 45.000
Asuri: 30.000
Yahudi: 12.000
Rum: 4.000
Süryani: 3.000
Han Çinlisi: 42.000 (nerden çıktı bu kadar Çinli ?)
Afgan-Peştun: 53.000
Pakistanlı: 18.000
Kaldeli+Aramik: 500
KÜSÜRATLAR:
Sırp: 20.000
Rus: 18.000
Romanyalı: 18.000
Amerikalı: 11.800
Alman: 9.500
İtalyan: 7.600
İngiliz: 3.700
Fransız: 2.600
Hollandalı: 2500
SONUÇ: Araştırmaya göre 70,5 milyonluk Türkiye nüfusunun 54,5 milyonu Türk soyundan... Bu da %77,5'a tekabül ediyor.
KAYNAK:
http://www.turkcu.net/forum/viewthread.php?tid=6423
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.
Ekranlardaki altın fırtınası bu akşam start alıyor. Yarışmacı olmak isteyenlerin telefonları kilitllediği Yazı-Tura’nın sunucusu Aysun Kayacı, yarışmada güzelliğinden çok bilgisiyle öne çıkacağını söyledi.
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...