gasteci.com
 
     Ana Sayfa Reklam Tüm Haberler İletişim

Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş Velev ki amacı TSK’yı yıpratmak olsun…
Bu tür yayınlar her zaman olur, olacaktır. Ama bu tür yayınlara imkan verenlerin hiç mi suçu yok ...

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz “İkna” oldum!
Deniz Baykal'ın çarşaflı kadınları partisine üye yapıp rozet taktığı Sultangazi Fotoğrafı -oy avcılı...

Taceddin Kayaoğlu

Taceddin Kayaoğlu İnançlar, Niyetler ve Ameller
Ümraniye’de bir evde ele geçirilen el bombaları ile başlayan Ergenekon Terör Örgütü soruşturma...

Harun Tokak

Harun Tokak Beyaz Saray'da siyah bir rüya
Bağrını yumruklar kışın sert rüzgârları… Göğüs kafesi bir körük gibi inip kalkmaktadır....

Aydoğan Vatandaş

Aydoğan Vatandaş Obama’nın Başkanlığı bir devrim midir?
Barack Obama’nın ABD’nin 44. Başkanı olarak seçilmesi elbette devrim niteliğinde bir o...

Hamdullah Öztürk

Hamdullah Öztürk Göstere göstere istismar
Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında yayımlanan son asılsız haber, belli bir zümrenin niyetini iy...

Sebahattin Çelebi

Sebahattin Çelebi Bizden Obama çıkmaz!
Amerika'nın 44. Başkanı herhalde bu kadar ülkeyi etkileyeceğini hesap etmemiştir. Bütün dünyada müth...

Halit Esendir

Halit Esendir Susurluk trafik kaza raporu Ergenekon'u gösteriyor...
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazasının suikast olduğunu gösteren bir çok iddia ve de...

Mehmet Ali Bulut

Mehmet Ali Bulut APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü?
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, İmralı Cezaevi'nde görev yapan personel için kalacak yer yaparken, k...

Sezai Şen

Sezai Şen BİZDE ŞEHİT CENAZESİ DE TERÖRE LANET DE NİYE HİÇ EKSİK OLMAZ Kİ!
Bu memlekette, jandarma dahil, 1 milyonun oldukça üstünde asker var. Rütbeli askerlerimizin sayısı b...

Gasteci Kulislerde

Gasteci Kulislerde Eğer AK Parti kapatılsaydı...
3.5 aylık baş döndürücü trafik bitti. Ak Parti kapatılacak mı ?, kimler siyasi yasak alacak ? gibi s...

Erol Kavas

Erol Kavas Mini Laptop - Asus Eee PC Türkiye'de!!!
İlk kez hepsiburada.com tarafından satışa çıkarılan ürünün özelliklerini inceliyelim....

Coşkun'dur Türkçe'nin gül günleri

Harun Tokak
Nisan ayı Boğaz'da erguvan vaktidir.

Başta Emirgan olmak üzere İstanbul'un her yanında rengarenk laleler de açtı.

Bahar, bugün kış boyunca içinde tuttuğu sıcak nefesini bir anda saldı.
Harun Tokak


Hem tenimi hem de ruhumu saran bir sıcaklık var bugün havada.

Zemheriler, cemreler geride kaldı.

Gül günleri ufkumuzda ağardı.

Sanki bin cemre görse dirilmeyecek gibi görünen tabiat silkiniyor, esniyor, geriniyor, bahara uyanıyor.

Durgun sular çağlıyor,

Dağlar kollarında biriktirdiği bereketleri vadilere salıyor, eriyen karların şırıltıları yamaçlarda ışıltılı seslere dönüşüyor.

İnsanların rağmına tabiat beyaz elbiselerinden sıyrılıp, yazlık, yeşil elbiselerine bürünüyor.

Bu bahar, hiç olmadığı kadar, bağrında taze umutlarla geliyor.

Kelebekler bahara uçuyor bugün.

Biz de bahara uçan umut kelebeklerinin kanat çırpışlarını izlemek için 3. Ulusal Türkçe yarışmalarının yapıldığı CRR Konser salonuna koşuyoruz…

Ruhumuzu ısıtan sıcaklığın bu salondan üflendiğini hissettim bir an. Salon tıklım tıklım dolu.

Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş ve finale kalmış bahar kelebekleri çocuklarımız, oldukça kalabalık bir topluluğun ve seçkin bir jürinin önünde kabiliyetlerini son defa sergileyeceklerdi.

Jüride Hülya Koçyiğit'ten Ahmet Özhan'a, A. Selçuk İlkan'dan Jeyan Mahfi Tözüm'e, Üstün Asutay'dan Fatih Kısaparmak'a, Yavuz Bülent Bakiler'den İbrahim Sadri'ye, Alev Oraloğlu'ndan Gafur Uzuner'e, Halit Akçatepe'den Tekin Akmansoy'a, Yalçın Menteş'ten Yalçın Özden'e, Necdet Selçuker'den Ayşe Egesoy'a, Nevra Serezli'den Nihat Nikerel'e, Bülent Özveren'den Orhan Hakalmaz'a kadar daha kimler yoktu ki…

Gözümün önüne geçen yıl Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nda İstiklal Marşımızı sarsıla sarsıla okuyan minik Suğra Bal geldi.

Bu küçük kızımız sanki büyük bir insan edasıyla ve acı bir şekilde haykırıyordu. Sahnede, iki büklüm olmuş canhıraş hâli hâlâ gözümün önünde.

Türkçe'den kopmuş benliğimizin ve milli hafızamızın kan kaybı, levha levha cadde ve sokaklara yansıdığı ülkemizde, bu organizasyonlara ne kadar da ihtiyacımız olduğu bir kere daha anlaşıldı.

Salonda, vatanın içimizi ısıtan sıcaklığı vardı. Çünkü dilimiz vatanımızdı bizim. Ana gibi, Anavatanımız da, anadilimiz de sımsıcaktı.

Dedim ya, İstanbul'u bugün bu kadar ısıtan bir şeyler vardı.

Türk okullarıyla Türkçemiz dünyada itibar görürken, kendi ülkemizde anadilimiz kan kaybediyor.

Kelime fakiri olarak yetişiyor yeni nesiller.

Coşkun Kolejleri bu yarışmalarla, Türkçe'ye olan ilgiyi ve coşkuyu ortaya koydu. Umarım önümüzdeki yıl bu güzel ve anlamlı teşebbüs, bütün okulların katılımıyla daha geniş çapta devam eder.

Masal anlatan minik kızlarımız, gözyaşlarıyla şiir okuyan yavrularımız geçekten görülmeye değerdi.

Hele masal birincisi Ayşe Nur Kaya ismindeki sevimli bıcırığa ne demeli. Bir de “Padişahın güzel bir kızı varmış tıpkı benim gibi” demez mi? Birinci olduğu belli olduğu andaki o sevimli zıplayışıyla, tıpkı anlattığı masallardaki “Uğursuz cadının elinden kurtulmuş masum ve güzel kız” gibi sahnede uçuyordu...

Daha bu yaşta dilimizi bu kadar güzel kullanan ve sunum kabiliyetleri keşfedilen yavrularımızla gurur duymamak mümkün değil.

Başta programın başarılı ve babacan sunucusu Osman Yağmurdereli olmak üzere, hepimiz çoğu kez gözyaşlarımıza hâkim olamadık.

Sanayi Bakanımız Ali Coşkun Bey son ödülleri verirken ziyadesiyle duygulandı:

“Hanımımı ve kızımı elim bir kazada kaybettiğim o acılı günlerimde, şimdi vatanından kilometrelerce uzakta, bir büyük düşünür, bir gönül adamı Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi; 'Kardeşim, bu acıların içine bir gülfidanı dikersen, gülün dikenleri arasında goncalar yetişir' dedi.”

Coşkun Kolejleri projesi, o gün toprağa atılan acı bir tohum gibi yolculuğuna başlamış.

Bugün bünyesinde ondan fazla eğitim kurumu barındırıyor. Acıların toprağa attığı Tohumlar coşkun sürgünler vermiş anlayacağınız.

Ali Coşkun Bey “Bir kızımı kaybettim ama bugün bu okullar sayesinde binlerce kızım oldu. Bunlar benim acılı günlerimin tatlı ve güzel bahar meyveleri” diye sözlerini tamamladı.

Türkçemiz ses bayrağımız bugün yedi kıtada dalgalanıyor…

Bu yıl 2 Haziranda finali yapılacak olan Olimpiyatlara tam yüz ülkeden 550 çocuk katılacak. Geçen yıl “Sevgi diliyle konuşuyoruz, yarışıyoruz” diyerek sevimli halleriyle gönlümüze gelip yerleşen bu çocuklarımız, ülkelerinde ses bayrağımızı dalgalandırıyorlar.

Tertemiz Türkçe konuşuyorlar.

Ülkemiz bütün dünyada bir sevda haline geliyor.

Daralan Türkiye genişliyor, dünyaya açılıyor.

Birgün Milli Birlik Komitesi Üyesi Merhum Muzaffer Özdağ “Bu okullar iyi ama Türkçe öğretmiyorlar” demişti.

Gidilecek ülkeyi ve okulu kendisi belirledi ve bir grup gazeteciyle beraber Kazakistan'a gittik.

Ziyaret ettiğimiz Türk-Kazak Lisesi'nin bahçesinde oynayan çocuklardan birini yanına çağırdı. Cebinden Türkçe bir kitap çıkardı ve okuması için uzattı. Kazak öğrenci İstanbul Türkçesi'yle anne sütü gibi içiyordu kelimeleri.

Çok duygulandı. Gazetecilere, “Bize yanlış anlatmışlar bu okulları” dedi.

Bir zaman Atatürk Üniversitesi'ndeki bir konuşmamda “Ülkemize ordu kadar hizmet ediyorsunuz demiştim, şimdi bu okulları görünce ve tanıyınca 'ülkemize ordular kadar hizmet ediyorlar diyorum' demişti.

Bu okullar sevgi solukluyordu.

Yıllarca birbiriyle savaşmış ülkeler arasında barış köprüleri kuruyorlardı.

Yakın gelecekte, kucaklaşmak isteyen insanların bu köprülere çok ihtiyacı olacaktır.

Sadece Türkiye'nin değil, nice ülkelerin gecelerine birer şafak parıltısı gibi doğdu bu okullar.

Işık süvarisi bir öğretmen; “Anlatmak istediğim çok şey var… İlk gittiğimizde vardığımız yerin halkının bizi törenle karşıladığını mı, okullarımızın kapanma dedikoduları çıkarıldığında velilerin valilik önünde açlık grevine gittiklerini mi, yoksa öğrencilerin yerli öğretmenlerden çok bizi sevdiklerini mi?...

“Hayır hayır! Ben sadece dilimizle ilgili bir hatıramı anlatacağım. Bir gün sınıfta modern fizik dersi anlatıyorum. Daha ben tahtaya soruyu yazıyordum ki, Viktor adında çok sevdiğim bir öğrencim, soru bitmeden cevabı söyledi. Ben gayri ihtiyari “Afferin ulan Viktor!” dedim. Viktor saygıyla ayağa kalktı ve beni hayrete düşüren şu sözü söyledi: “O sizin teveccühünüz hocam.”

“Bir benim Türkçem'e bak! Bir de şu çocuğun kullandığı Türkçe'ye” dedim.

Utandım... Bu çocuklara bu Türkçe'yi öğreten Türkçe öğretmeninin elinden öpmem lazım dedim.”

Uydurukça kelimeler kullanmak milli günahtır.

Türkiye'yi ve Türkçe'yi sevda haline getiren bu kahraman öğretmenlerin ellerinden biz de saygıyla öpüyoruz.

Yüksek karlı dağlar bahara geçit vermeyecek gibi dururlar hep.

En çetin kışlar sımsıcak bir baharı içinde saklar ve gün gelince dağlar bile direnemez, geçit verir bahar yolcularına.

Dedim ya…

Bu bahar, hiç olmadığı kadar taze umutlarla geliyor.



30.Nisan.2007 22:09:09

Puan: 2.8/5 (22 oy verildi)

Yazıcı Görünümlü Sayfa Arkadaşına Yolla Yorum Yazabilirsiniz
Yorumlar
   Turkluk maskeniz
Dogru benim gazetem ZAMAN da Etyem Mahcupyan her gun turklugume hakaret edecek siz de turklugu kullancaksiniz. Maskeniz dustu
   Atakan Bilen
Serdar Bey bamteline dokunmuş..Türkiye'de HOŞGÖRÜ ortamı gittikçe daralıyor...Ben de isterdim ki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı; ayda bir Türkiye'nin ünlü gazetecilerini-yazarlarını, medya yöneticilerini AB büyükelçileriyle Dolmabahçe Sarayı'nda bir araya getirsin. Hatta Avrasya ülkelrinin, Ortadoğu ülkelerinin Büyükelçi ve konsoloslarını buluştursun..Vakıf; gerçekçi olarak gazetecileri ve yazarları temsil etsin! Nerede?..NEREDE?.. ZAMAN da her kesimdem insanla; MUHTIRA ve sonrasını tartışabilirdi. Daha demokratik, uzlaşmacı bir yaklaşım içerisine girebilirdi... Unutmayın ki; Tandoğan ve Çağlayan'da ve diğer yerlerde toplanan yüzbinler; bu ülkenin insanları, çoğu müslüman ve farklı farklı siyasi görüşlere sahipler...O insanlar belki de Zaman'ın ulaşamadığı insanlar...Veya bizim yanımızdan kaçırdığımız insanlar!...Şimdi ben de zülfi yare dokunup bir soru sorayım: Biz ne kadar demokratız, bu konuda inandırıcıyız?..İnsanlar ne kadar bizim yanımızda özgür, demokrat ve rahat hissediyorlar?!..Kimseyi ikna etmeden; akıllarını ve duygularını bastırarak uzun süre yanımızda tutamayız...
   Serdar Özkan Pülümür
Fethullah Gülen ve Sevgi-Hoşgörü-Diyalog Hareketi neden geri çekildi? ...Ve Demokratlar neden "pısırık" ve "çaresiz" ? Gece yarısı muhtırası öncesi ve sonrası dikkatimi çekti; Türkiye'de demokratlar ve demokratik kurumlar, tarifi mümkün olmayan bir içine sinmişlik, korkaklık-ürkeklik, isteksizlik, etkisizlik içerisinde...Demokrat STK'ların çoğu cami dernekleri gibi... Bir örnek vereyim...Fethullah Gülen'e ve Cemaatine yakınlığıyla bilinen bir STK var: Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı. Neden şu son 10 gün içerisinde olsun, ortaya çıkıp güçlü bir şekilde militarizme, cuntacılığa, demokrasimize iç-dış müdahalelere ve muhtıraya karşı çıkmadı? GAZETECİLER ve YAZARLAR; Türk demokrasisine ve Cumhuriyeti'ne sahip çıkmayacak da kim çıkacak? Neden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı; önde gelen yerli-yabancı gazeteci ve yazarlarla SEPETÇİLER KASRI'nda Uluslararası Basın Merkezi'nde bir araya gelip bir durum değerlendirmesi yapmadı? Türkiye'yi kaybettikten sonra iftar davetleri vermenin bir mantığı var mıdır? Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın; sahici gazetecileri, yazarları, üyeleri var mıdır? Varsa, bunlar ne iş yaparlar ve ne zaman işe yararlar? Fethullah Gülen ve hareketinin; son muhtıra ve anti demokratik müdahalelerde; pasif, pısırık kalması, geniş-kitlesel bir karşı duruş sergileyememesi beni şok etti!. Hareketin geleceği adına değil sadece; Türklüğün ve ülkemizin geleceği adına şahsımda korku, endişe ve kaygılara yol açtı.. Gülen ve Gülen'le bugüne kadar gelen gönüllü kitleler; daha onurlu, aktif, etkili olabilmeliydi!..Samanyolu Haber ve Zaman gibi yayın organları bile cılız, marjinal tepkisel haberlerle olayı geçiştirmeye, felaketin üstüne şal çekmeye çalıştılar. Ne yazık ki bu yayın organlarında çok farklı kesimlerden, farklı sesler ve tepkiler göremedik. Gülen hareketi; her geçen gün içine kapanırken mevcut kazanımlarını da yitirmekle karşı karşıya...En önemlisi demokratik açılımları, açılım sürecinin samimi sevgi, hoşgörü ve barış ortamlarını!.. Son bir soru: Bir zamanlar Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın müdavimleri ve hoşgörü temsilcileri olarak ortaya çıkan Prof. Dr. Nur Vergin'ler, Prof. İzzettin Doğan'lar, Prof. Dr. Mim Kemal Öke'ler, Latif Erdoğan'lar bugün nerelerde ve neden vakıflarını, misyonlarını sahiplenmiyorlar?. Neden bir zamanlar ZAMAN gazetesinde; Prof. Dr. Orhan Türkdoğan'dan, Prof. Dr. Sadi Somuncuoğlu'ndan, Prof. Dr. Mustafa Erkal'dan, emekli generallere kadar her kesimden insanlar yazı yazarlarken, şimdi neden sadece malum marjinal liberaller ve AFS'li-SOROS'çu kıytırık solcular yazı yazıyorlar büyük ölçüde?!!
   İraz Tütüncü
Şampanya patlatıp kampanya açmak... Ulusalcıların küfürbaz bir başka web sitesi de kes-yapıştır, ekle-çıkar usulü yeni bir karşı kampanya çabası içerisinde. İşte bir örnek... heddam.com: Fetullah Gülen, hareketin sinsi iç yüzünü anlatıyor... " Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır."[Video] --------------------- FETULLAHÇILAR TARAFINDAN BEYNİ YIKANANLARIN YA DA BU YOLLA ÇIKAR ELDE EDENLERİN NASIL BİR RUH HALİ İÇERİSİNDE OLDUKLARINI GÖSTERMEK, TANIMANMASINI SAĞLAMAK AMACI İLE "SİNSİ FETTULAH'IN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTEREN" HABERİMİZE bahar rumuzuyla GELEN AŞAĞIDAKİ İNKAR VE HAKARET İÇERİKLİ YORUMA YER VERİYORUZ-Heddam.com topunuz yalan soylüyorsunuz fethullah gulen gibi insanlar bu ülkeye az gelir sersemler değerini bilin onun dediklerini sizin gibi insanlar ancak obür dünyada mahşerde anlar budalalar...
   Şükufe Nihal B.
Mesela halkın %99'u edebiyatla ilgisiz ise(yazar açıkca cahil der) yazılacak eserlerin edebi dille yazılmasına gerek yok,daha yalın bir dil kullanabiliriz der Ahmet Mithat.1870'lerden bahsediyoruz bu arada...
   Şukufe Nihal B.
Size katılıyorum Sn.Bora.Yalnız Tanzimat Dönemi'nden beri yazarlarımız eserlerinde,yazılarında halka ve aydınlara farklı dillerde hitap etmişlerdir.Bu durumun zenginlik olduğunu düşünüyorum.Esperanto dilini önermiyoruz, globalize/ rafine dünyamızda(en azından biz öyle sanmaktayız) bazı kelimelerin ortak kullanımda bulunmasının bir mahsuru olmayacağını düşünenlerdeniz efendim.Bu arada diller demişken, kimi kaarilerin yazı dillerine hakim olamadıklarını görmekteyim.Müteessiriz.
   bora kemal
Özel adların sonuna getirilen yapım ekleriyle "-ler" çoğul eki, kesme işaretiyle ayrılmaz. Birinci ek kesme ekiyle ayrılmamışsa ondan sonra gelen ekler de ayrılmaz. Bu yüzden, "Türkçenin, Türkçeyi, Türkçemiz..." biçiminde yazılmalıydı. Ayrıca "uydurukça" ne demek? Yeni bir kavrama Türkçenin kök ve ekleriyle karşılık bulmaya çalışmak her aydının görevidir. "performans, vizyon, misyon, entelektüel, rasyonel, ironi, rituel, jenerasyon, konsept..." gibi yabancı sözcüklere sarılmak işin kolayına kaçmak ve Türkçemizi kirletmektir. Türkçemiz, her kavrama karşılık bulabileceğimiz kadar zengin ve işlek bir dildir. Türkiye'yi ve Türkçeyi seviyorsak onu kirletmemeye ve kurallarına uygun olarak kullanmaya çalışmalıyız.

Harun Tokak Arşivi
Beyaz Saray'da siyah bir rüya 16.Kasım.2008
“Benim bir hayalim var!” 09.Kasım.2008
Bir türkü tutturmuş gidiyor bozkırda... 02.Kasım.2008
Sevgiden bir yuva 26.Ekim.2008
Güz gecelerinde üşüyen ümitler... 19.Ekim.2008
Sükutun çığlıkları 12.Ekim.2008
Ramazan çocukları 05.Ekim.2008
Musibet meteorlarını parçalayan kadın 29.Eylül.2008
Mozambik'te Ramazan Esintileri 21.Eylül.2008
O arslan ayakta öldü 14.Eylül.2008
İslam'ın sesi Bilal 09.Eylül.2008
Gurbettekiler için ezan vakti 31.Ağustos.2008
'Yine ayakların üşüyor mu?' 24.Ağustos.2008
Babacığım! Ceketin 'Sen' kokuyor 22.Haziran.2008
“Adsız oğlan” öldü 15.Haziran.2008
Veda busesi 08.Haziran.2008
Bir sevdadır Türkiye 01.Haziran.2008
Anasız acılar 25.Mayıs.2008
Bizim iller sensiz… 18.Mayıs.2008
Meleğimin adını söyler misin? 17.Mayıs.2008
Yoldakiler 11.Mart.2008
O Küheylan… Süvarisiz döndü ülkesine 10.Haziran.2007
Önden Giden Atlılar ki... Geçtiler Ülkelerinden 03.Haziran.2007
Güneş yeni bir çağa doğar 27.Mayıs.2007
Krizantem Çiçeği 22.Mayıs.2007
Güller de yanar dumansız 13.Mayıs.2007
Hüzünlü bir tebessümdür ki… Dondu anıların dudaklarında 06.Mayıs.2007
Coşkun'dur Türkçe'nin gül günleri 30.Nisan.2007
Allah'a yazılan mektup 22.Nisan.2007
ALDANIŞ DEDE... 16.Nisan.2007
Lefter... 10.Nisan.2007
Bir Pribadi ölür, bin Pribadi doğar 01.Nisan.2007
Ölümü bir yorgan gibi çekti üzerine… 25.Mart.2007
Yiğitlerin saçları bakımlı olmalı… 18.Mart.2007
Çığlıklar yükselirdi yanık çöl gecelerinden 11.Mart.2007
Yusuf Yüzlüler Dolaşıyor Nil Kıyısında 04.Mart.2007
Ölüm treninden bozkıra savrulanların aşkı biter mi? 25.Şubat.2007
Benden sonra ölüm gelir 18.Şubat.2007
Rû- be- Rû 11.Şubat.2007
Suya Düşen Kan: Kerbela 04.Şubat.2007
DELİK AYAKKABILAR VURDU BENİ 29.Ocak.2007
Ayçürök 21.Ocak.2007
Bir Kınalı Küheylan 14.Ocak.2007
Yeşeren düşler 08.Ocak.2007
Baba gitmesen olmaz mı? 01.Ocak.2007
Ateşinde üşüdüm bir meçhul adamın 17.Aralık.2006
Yollar derin uçurumlara varmadan 11.Aralık.2006
Kanlı postallar 03.Aralık.2006
Gözümün nuru, canım ağabeyim! 27.Kasım.2006
“Damarlarımda Türk kanı var” 19.Kasım.2006
YORGUN GÜVERCİN 12.Kasım.2006
MAGADANLI EMİNE 06.Kasım.2006

Gazetelerin 1. Sayfaları

FETHULLAH GÜLEN ONUN YÜZÜNDEN YURT DIŞINA ÇIKTI!

2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.

AYSUN KAYACI ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK OLACAK!

Ekranlardaki altın fırtınası bu akşam start alıyor. Yarışmacı olmak isteyenlerin telefonları kilitllediği Yazı-Tura’nın sunucusu Aysun Kayacı, yarışmada güzelliğinden çok bilgisiyle öne çıkacağını söyledi.

NEW YORK TİMES'IN TÜRBAN ANALİZİ!

NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.

AHMEDİNEJAD LARY KİNG'İN KONUĞU OLDU!

Dünyaca ünlü 'talk showcu' ağır politik konulardan, özel yaşamına kadar Ahmedinejad'a pek çok soru sordu..

FADİME ŞAHİN OLAYINDA SİSİ KOORDİNATÖRDÜ!

Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.

METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...

Metallica'nın son klibi Amerika'yı karıştırdı. Klipte iki Amerikan askerinin Irak ya da Afganistan'da yaşadıkları anlatılıyor.

YANILMIŞIM, TANRI VARMIŞ!

Ünlü ateist artık Tanrı’ya İnanıyor: Dünyanın önde gelen ateistlerinden biri artık, büyük ölçüde, bilimsel kanıtlara dayanarak Tanrı’ya inanıyor.”

BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!

Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.

MODERN HAYATA BAŞKALDIRAN HALK: AMİSHLER

ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR


DÜN EN ÇOK OKUNANLAR

» KİM BU NAMAZ DÜŞMANI KOMUTAN!
» BAŞBAKAN ERDOĞAN YOUTUBE'A BÖYLE GİRİYOR!
» APO'nun yeni komşusu İskender Büyük mü?
» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» Velev ki amacı TSK’yı yıpratmak olsun…
» “İkna” oldum!
» GENELKURMAY, SİKORSKY İLE PİKNİĞE GİDEN PAŞA HABERLERİNİ ES GEÇTİ!
» DENİZALTI'YA SİVİL YOLCU ALAN KOMUTAN!
» CHP'DEN ÖĞRENCİYE BÜYÜK KAZIK!
» ÖCALAN'A BEŞ ARKADAŞ GELİYOR!

EN ÇOK ARANANLAR

» Ahmet Hakan
» Ali Kırca
» Nurettin Veren
» Galatasaray
» Fethullah Gülen
» Nuh Gönültaş
» Minik Dualar
» Video Haberler

VİDEO HABERLER

» İŞTE VATAN SAĞOLSUN DEMEYECEĞİM DİYEN BİR ŞEHİT ANASI DAHA DAHA!
» ÇILDIRTAN AYNA...
» İŞTE GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SERTLİK TARİHİNE GEÇECEK KONUŞMASI
» HOCAEFENDİ İLE GURBETTE BİR BAYRAM DAHA...
» ZAHİT AKMAN MEYDAN OKUDU!
» METALLİCA'NIN OLAY KLİBİ...
» ÇANAKKALE DE TÜRK ASKERİNİN YEMEK LİSTESİ NASILDI? VİDEODOO
» BÜYÜK PATLAMANIN İSPATI İÇİN BÜYÜK DENEY!
» HOCAEFENDİ'NİN BİR ŞİİRİ TRT'DE İLK DEFA OKUNDU
» BU DEVLET BANA ADAM ÖLDÜRTTÜ!
gasteci.com © 2008