Yurtdışı eğitim danışmanlığı günümüz eğitim sisteminde önemli bir yer tutuyor. Bugün sizlere, biraz farklı bir konudan bahsetmek istiyorum: ABD’de eğitim. Yurtdışında eğitim söz konusu olduğunda; pek çok ülke, okul, ya da program akla gelebilir. Bu seçenekler arasında sağlıklı bir tercihte bulunabilmek için kuşkusuz profesyonel destek almak son derece önemlidir.
Aydoğan Vatandaş
Bu açıdan, New York merkezli, Metropolitan Education, Amerika’da eğitim konusunda deneyimli yöneticileri, yurtdışında eğitim almış uzman danışmanları, her yıl düzenli yurtdışı eğitim fuarları, yurtdışı eğitim seminerleri, yurtdışındaki üniversite yetkilileri ile birebir görüşmeler ve direkt kayıt olanakları ile yurtdışında eğitim görmek isteyen öğrencilere nitelikli bilgi erişimi ve en uygun eğitim kurumunun bulunması ve öğrencinin bu kuruma yerleştirilmesi konusunda etkin bir hizmet sağlıyor.
Metropolitan Education kişiye ve konuma özgü analiz ve çözümler üretiyor. Eğitim almak isteyen öğrenciye gitmek istediği ülke ve okuldaki yaşam koşulları, sosyal olanaklar, program içerikleri, konaklama alternatifleri gibi pek çok konuda en güncel ve doğru bilgile veriyor. Öğrencilerin tercih ettikleri üniversite veya dil okuluna kayıtlarının yanı sıra vize, konaklama ve seyahat işlemlerini de yapmakta öğrencilerin yurtdışı eğitimleri süresince de karşılaşabilecekleri bütün sorunların giderilmesinde yardımcı oluyor.
Metropolitan Education ABD eğitim alan öğrencinin eğitimi süresince doğabilecek tüm sorunlarını gidermeye çalışıyor ve öğrencinin yurt dışı eğitimi süresince performansını takip ederek, gereken durumlarda istenilen müdahaleleri yapmayı da ihmal etmiyor.
Amerika’da eğitim görmek gibi bir hedefiniz varsa, Metropılitan Education’la mutlaka görüşün derim. Başında genç bir profesyonel var. Adı Mahmut Yeter.
Yeter. ‘Amerika’nın dışında, İngiltere, Avusturya, Almanya, İtalya, Avustralya ve Canada gibi ülkelerde de faaliyetleri olduğunu belirtiyor ve şunu ekiyor: ‘ABD’de
KAPLAN, Aspect, LSI, GEOS, EMBASSY CES, ELS, MANHATTAN LANGUAGE, CAMBRIDGE SCHOOLS gibi kurumlarla çalışıyoruz. Amerika’da eğitim almak istiyorsanız, bizi mutlaka arayın.’
Yorumlar adnan gür Yalçın KÜRÜM ün Em. Gen. Volkan Kaplama ile ilgili yazısına aynen katılıyorum.Çünkü V.kaplamayı çok iyi tanıyorumArif Anlar Bir Masda PKK'lı, Polis ve Ülkücü
28.02.2007 15:37
PKK finansörü, Emniyet Müdürü ve bir dönemin hızlı Ülkücüsü aynı masada Seren Serengil'i dinliyor. Peki bu üç zıt isim nasıl bir araya gelir?
Turktime'dan Emin Özgönül'ün yazısının ilgili bölümü:
Pilmen restoran
Diyarbakır’a her gidişimizde, bizim de uğradığımız Pilmen isimli bir restoran vardı.
Şehrin biraz dışında, Diyarbakır’ın tanınmış isimlerinin sık sık uğrak yeri olan bir tavernaydı…
Raşit de, Diyarbakır’da A.A temsilcisi olduğu günlerde, bir gece bu restorana gidiyor.
Bir masaya oturuyor.
Etrafına baktığında ise karşı masada üç kişi görüyor.
Behçet Cantürk, Hüseyin Kocadağ ve bir kişi daha…
Raşit yıllarca bölgede görev yaptığı için Cantürk’ü çok iyi tanıyor.
Cantürk, PKK finansörü ve ‘’Eroin Kralı’’ olarak biliniyor.
Raşit’in, Kocadağ ile de, hem Siverek Emniyet Müdürlüğünden hem de Diyarbakır Özel Harekattan tanışıklığı var.
Yanlarındaki üçüncü kişi ise, onun için o günlerde meçhul…
Raşit bir iki gün sonra yine Pilmen’de.
Yanında bu kez A.A’nın foto muhabirlerinden Hüseyin Tek var.
Sahnede ise Seren Serengil.
Ön masalara göz gezdirince yine aynı üçlüyü görüyorlar.
Kocadağ, Cantürk ve biri daha…
Hüseyin Tek, fotoğraf çekmek istiyor ama Cantürk garsonlarla haber gönderip engelliyor.
Üçüncü isim Çatlı…
O gece de öyle sona eriyor.
Aradan zaman geçiyor.
1994’te Cantürk öldürülüyor.
İki yıl daha geçiyor.
Ünlü Susurluk kazası yaşanıyor.
Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Gonca Us ölüyor.
Sedat Bucak yaralanıyor.
Kaza sonrası, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı’nın fotoğrafları ve gerçek kimliği gazetelerde yayınlanıyor.
Raşit o fotoğraflara bakıyor ve tanıyor.
Pilmen restoranda iki kez gördüğü kişi Çatlı’dır.
Terörle mücadele eden Emniyet Müdürü Kocadağ
PKK finansörü ve eroin kralı Cantürk
İnterpol tarafından kırmızı bülten ile aranan Çatlı…
Üçü aynı masada
Seren Serengil’i izliyorlar….
Adil Ilginclikler dunyasi dostum..Biri cikar aya biz hala yaya..Muharrem Usta Aydogan bey Egitimden bahsetmisti ama farkli yorumlar aliyor. Ilginc...Yalçın Kürüm GÖRÜLMEMİŞ BİR SKANDAL!!!!!
Volkan Kaplama Paşa; bütün TSK vakıflarını; yani toplam altı vakfı; kendi şirketine ortak yaparak, kendine bağladı...Nasıl mı?
TURKTIPSAN A.Ş. 25 Mayıs 2002 tarihinde, DAYVAK Sağlık Turizm Otomotiv Eğitim ve Ticaret Limited Şirketi olarak 10.000.000.000.- TL sermaye ile kurulmuştur.
29 TEMMUZ 2002 tarihinde ödenmiş sermaye 250.000.000.000TL’ye (İki yüz elli milyar) yükseltilerek, Anonim Şirkete dönüştürülmüştür. DAYVAK Sağlık Turizm Petrol Otomotiv Eğitim ve Ticaret Anonim Şirketi adını almış ve TSK yararına faaliyet gösteren 5 Vakıf (TSK Dayanışma Vakfı, TSK Güçlendirme Vakfı, TSK Mehmetçik Vakfı, TSK Elele Vakfı, TSK Mensupları Çocuklarının Tahsiline Yardım Vakfı, TSK Sağlık Vakfı) şirkete ortak olmuştur. 27 Nisan 2003 tarihinde TSK Güçlendirme Vakfının da katılmasıyla ortak vakıf sayısı altıya çıkmıştır.
Şirket Genel Müdürlüğü 14 Haziran 2004 tarihinde Güniz Sokak No: 18/B-4 Kavaklıdere/ANKARA adresinden halen yerleşik olduğu Hilal Mahallesi 71.Sokak No:15/1-2 Yıldız Çankaya/ANKARA adresine taşınmıştır.
21.06.2004 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapılarak şirketin unvanı “TURKTIPSAN Sağlık Turizm Eğitim ve Ticaret A.Ş.” olarak değiştirilmiştir.
Şirket sermayesi 21.12.2004 tarihinde 42.600.000 YTL’ ye yükseltilmiştir. Şirket ortaklarının sermaye taahhüt oranları aşağıda gösterilmiştir.
Pay Sahibi
% Oranı
Tsk Dayanışma Vakfı
25
Tsk Güçlendirme Vakfı
20
Tsk Mehmetçik Vakfı
20
Tsk Elele Vakfı
20
Tsk Mensupları Çocuklarının Tahsiline Yardım Vakfı
10
Tsk Sağlık Vakfı
5
TOPLAM
100
KURULUŞ AMACI
TURKTIPSAN A.Ş.'nin kuruluş amacı ülkemizin ulusal çıkarları ve ulusal üretim gereksinimlerimiz ön planda tutularak şu şekilde belirlenmiştir:
"Ülkemizin sağlık alanındaki geleceğe yönelik stratejik ihtiyaçlarını belirlemek ve şirket kaynaklarını kritik/stratejik sağlık ürünlerin üretimine yönlendirmek suretiyle Türk ekonomisine katma değer yaratan ve ticari karlılığı bulunan yatırımlara dönüştürmektir."
TURKTIPSAN A.Ş. bu amaca ulaşmak için sağlık alanında teknoloji üreten ulusal şirketlerle ortaklıklar kurarak ve tek başına stratejik yatırımlar yapmaya başlamıştır. Bio-Teknoloji konusunda ARGE çalışmaları yürütülmektedir. Sağlık alanında ileri teknolojiyle üreteceği üstün kaliteli ürünlerle yurt içi ve yurt dışı pazarlarda rekabet gücü kazanmaya, kendi teknolojisini geliştirmeye yönelmiştir.
ŞİRKETİN GENEL MÜDÜRÜ E. VOLKAN KAPLAMA PAŞA NE DİYOR?
TURKTIPSAN A.Ş. öncelikle sağlık sektöründe faaliyet göstermek üzere kurulmuştur. Ülke ekonomisine çok önemli katkılar sağlayacağına inandığımız şirketimiz, SAĞLIK, EĞİTİM, TURİZM ve TİCARET alanlarında faaliyet gösterecek olup,VİZYONU ve MİSYONU ile söz konusu faaliyet alanlarına ilişkin amaçlarını paylaşmakta olduğumuz sitenin içeriğinde bulabileceksiniz.
TURKTIPSAN A.Ş.’nin ilk yatırımı için PARANTERAL SOLUSYON ÜRETİMİ uygun görülmüştür. Son teknolojileri ihtiva eden üretim tesisinin anahtar teslimi inşaatı halen ANKARA – AKYURT bölgesinde faaliyete geçirilmiştir. cGMP ve cGLP kuralları doğrultusunda kaliteden asla ödün vermeden en iyiyi yaratmak, yurt içi ve yurt dışı pazarlarda tercih edilen bir kurum ve marka olmak ana hedefimizdir.
Bu hedefin ışığında oluşturulan genç, dinamik, inançlı, istekli ve katılımcı çalışanlarıyla, yarınları daha güvenli oluşturmak için gece gündüz demeden birbirine inanarak ve güvenerek aile ortamı içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Bizler, başarmaya odaklanarak, müşteri memnuniyetine yönelik stratejik ve sistematik bir yönetim anlayışını benimsedik. Bugünden yarınlara güvenle ve umutla bakabilmenin heyecan ve gayreti içerisindeyiz.
Hedeflerimizi gerçekleştirirken sektörün bütün tarafları ile çok olumlu ilişkiler içinde olmak en büyük arzumuzdur.
Sizlere çok daha iyi hizmet verebilme çabasını sürdürürken şüphesiz ki güven ve desteğinize layık olacak şekilde hizmet ve kalite anlayışımızı kesintisiz sürdüreceğiz.
Saygılarımla
Volkan KAPLAMA (Genel Müdür)
http://www.turktipsan.com/altsayfa/sirkethakkinda.html/
Genel Müdürlük:
Turan Güneş Bulvarı Hilal Mahallesi
71. Sokak No: 15/1-2 06550 Yıldız / ANKARA
Tel: + (90) 312 441 8415 (pbx)
Faks: + (90) 312 441 8065
tts@turktipsan.com.tr
Üretim Tesisi:
Timurhan Mah. Çankırı Otoban Cad.
Kaymakam Ali Galip Kaya Sok. No:28
06750 Akyurt/ANKARA
Tel: + (90) 312 844 1508 (pbx)
Faks: + (90) 312 844 1527
tts@turktipsan.com.tr
YARARLI SİTELER:
TSK Dayanışma Vakfı >>
TSK Güçlendirme Vakfı >>
TSK Mehmetçik Vakfı >>
TSK ELELE Vakfı >>
TSK Mensupları Çocuklarının Tahsiline Yardım Vakfı >>
TSK Gülhane Sağlık Vakfı >>
T.C. Sağlık Bakanlığı >>
Türk Tabipler Birliği >>
Türk Eczacılar Birliği >>
FDA Web Sitesi >>
cGMP Kuralları ve Uygulamaları >>
Klinik Enteral ve Paranteral Nütrisyon Derneği >>
Avrupa Enteral ve Parenteral Nütrisyon Derneği >>
PAŞA'NIN ADI DAHA ÖNCE BÜYÜK BİR YOLSUZLUK VE ÇETE OLAYINA KARIMIŞTI:
3 NCÜ ORDU KOMUTANLIĞININ 2000 YILI YAŞ SEBZE İHALELERİNDE FAHİŞ FİYATLA ALIM YAPILMASI, DAHA SONRASINDA DA İHALEYE KATILAN KİŞİ VE ŞİRKETLERDEN HAKSIZ OLARAK RÜŞVET VE HARAÇ ALINMASI OLAYIDIR. DÖNEMİN KURMAY BAŞKANI VOLKAN KAPLAMA’NIN DA İÇİNDE OLDUĞU, BİZZAT ONUN BİLGİ VE YÖNLENDİRMELERİ İLE HAREKET EDEN BİR ÇETE, KİŞİ VE ŞİRKETLERİ HARACA BAĞLAMIŞTIR...
(Bu olay hakkında detay ve çok enteresan bilgiler, ilişkiler için bakınız: http://www.geocities.com/yolsuzluk2007/dosya/eylul.htm Ali Çandar HARBİYELİ PROJELERİ
2006 YILI PROJELERİ
Ali Rıza OKTAY Öğ.Yb. İngilizce askeri yazışma örneklerinin tespiti ve örneklerinin derlenmesi.
Özcan BİLGETÜRK Öğ.Yb. Tarih boyunca Türk Ordusunun topluma öncülük yaptığı alanlar.
Ali IŞIK Dr.Öğ.Bnb. Yabancı dil bilgi ve becerisi gerektiren askeri mesleki görevler.
İlgilenenler için Devamı: http://www.kho.edu.tr/kutuphane/btym/projeler/2006.htmTarhan Karaman Cumhurbaşkanı A. NECDET SEZER'in üniversiteleri...NATO-GLADIO'nun yetiştirme kampı gibi! Ahmet Yesevi Üniversitesi; Kışla Üniversitesi! Namık Kemal Zeybek; Türk dünyasının kalesini cuntacılara teslim etti! Bravo; bu günah O'na yeter!
Adı: Ahmet Yesevi! Tarikat Şeyhi!Mütevelli Heyeti başkanı da, rektörü de emekli asker! "Tarikatlara karşı, sözde düşman!" Ama tarikat üniversitesinin başında; laiklik bahane; rant şahane!
Batı'da demokrasinin, özgür düşüncenin ve bilimin kalesi olan üniversiteler bizde yasakların, bağnazlığın ve yobazlığın kalesi! Militarist eğitim kurumları!..
YÖK ve bütün üniversiteleri böyle zaten; askeri nizam; emir-komuta zinciri! Tam tekmil hazır kıt'a! Bu zinciri önümüzdeki günlerde çok sık göreceğiz! Bilim için değil; toplumsal kışkırtma ve kamplaşmalar için!
Bekleyin; şu önümüzdeki günlerde fena halde patlayacaklar ve bütün kurtlarını dökecekler! Ancak işler iyice rayından da çıkabilir ha! Amaç da bu zaten!Ercan Pulat. GENERAL DURSUN BAK CADDESİ: Şehir ve sokak adları genellikle ölen büyük kişilere veya şehitlere verilir. Gebze'de ise bir caddeye; 2. Kolordu Komutanı Korg. Dursun Bak'ın adı verildi: "GENERAL DURSUN BAK CADDESİ" Bunun için 6-7 ay önce büyük bir tören yapıldı. İşte törenden ilginç resimler, notlar, kareler:
http://www.gelibolu.org/modules.php?name=News&file=article&sid=219. Ayrıca: http://www.buyukzafer.org/arsiv/arsiv.55.htm.
Şu an Gaziantep'te de bir bulvara DURSUN BAK BULVARI adı verildi.Ercan Pulat ERENLER ÖRGÜTLENMESİNDE AMERİKAN PARMAĞI, MHP'NİN YERİ ve ROLÜ...ALEVİ YAZARDAN İLGİNÇ YORUMLAR:
ALEVİLER ve MHP
Cemal ŞENER
Bu başlık Taha Akyol’un 9.8.2006 tarihinde Milliyet gazetesindeki; köşe yazısına koyduğu başlıktır. Akyol; “MHP, her sene Tekir Yaylası’nda yüzbinlerin katılımı ile ‘Zafer Kurultayı’ yapıyor. Bu seneki kurultayın özelliği Aleviliğe açılım yapılmasıydı. Katılımcılara dağıtılan ‘Kurultay’ dergisinde, Mehmet Hasoğlu’nun “Yetiş Ya Muhammet, Yetiş Ya Ali” başlıklı yazısı vardı. Alevi-İslam inanç ve kültürü anlatılıyordu, dört kişilik bir ekip ‘SEMAH DÖNÜYOR’ ve Hacı Bektaş Veli’nin nefesleri okunuyordu…” diye yazıyor.
MHP’nin geçen yıl yaptığı Kayseri/Tekir Yaylası Kurultayı’nı da Tercüman gazetesindeki köşesinde Hakan Akpınar’dan okumuştum. Alevilik ile ilgili aynı argümanlar geçen yılda yapılmıştı. Ondan önceki yılda Alevilik ile ilgili aynı argümanlar vardı. O yıla ait yazılarda Hakan Akpınar’ın MHP’yi inceleyen “Kurtların Kardeşliği” kitabında var.
Yani MHP son bir kaç yıldır kendileri için çok önem verdikleri bu kurultaylarda Alevilik ile ilgili bir açılım yapıyorlar. Bu yıl yaklaşık 500.000 kişinin katıldığı tahmin edilen Kurultay’da da Alevilik ile ilgili bu açılımlarını sürdürdüler.
MHP’nin bu yaptığını değerlendirmek Alevilere ve Türkiye kamuoyuna düşer. MHP’nin bu açılımına kötü birşey yapıyor dersek haksızlık ederiz. İnandırıcı olamayız. İkna edici bulup bulmamak tek tek kişilerin bileceği iştir. MHP’nin bunu oy kaygısı ile yaptığını hiç sanmıyorum. Tam tersine bu nedenle bazı kesimlerden oy bile kaybedebilir. Bu açılım oy kaygısı ile yapılacak bir açılım olamaz. MHP’nin ve özellikle Devlet Bahçeli’nin Genel Başkanı olarak bu yapılanın ciddiye alınması gerekiyor. Yapılan Türk tarihi ve Alevi tarihi açısından önemli bir olgudur.
1980 öncesi toplumumuz bir “Cinnet” dönemi yaşamıştır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bunları soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek gerekir. Ama en önemlisi toplumdaki “mezhep” farklılığını “Siyasi” arenaya çekerek “Komünizm” tehdidine karşı “Yeşil Kuşak” projesinde kardeş kavgası çıkarıp kendi istemlerini gerçekleştirmekti.
Nitekim sonuçta; “Komünizm” çökmüştür, Türkiye’de sağ-sol Alevi-Sünni diye siyasi ve mezhebi doğrultuda iç savaşa giren Türk gençliği 5.000 civarında kayıp vermiştir. Bu işin mimarı olan Yeşil Kuşak Projesi’nin sahibi ABD zafer kazanmıştır. Bu projede Alevi ve laik gençlik önemli ölçüde Sovyetler Birliği’nin yani Komünizm cephesinde, Sünni gençlik ve özellikle MHP gençliği de ABD’nin yanında “Yeşil Kuşak Projesi” cephesinde yer almıştı. Bunu artık bugün görmemek için kör, sağır ve dilsiz olmak lazım. Sağır sultan olmak lazım.
Bu konuda 1980 askeri müdahalesinden sonraki yargılamalardan birinde; 34 idam istemli 74 sanıklı Ankara sıkıyönetim mahkemesindeki davada ölüm cezası ile yargılanan Dev-Yol davası sanıklarından Mahmut Kök; 12.12.1982 tarihli Güneş gazetesindeki haberde mahkeme heyetine şöyle diyor.”
“Piyangotepe, Balgat, Maraş ve Çorum katliamlarının tertiplenmesinde ABD büyükelçiliğinden bazı görevlilerin payı vardır.” dedi.
Sanık konuşmasının devamında ise; “Bir şeyin çok iyi belirlenmesi gerekir efendim. Davalarda yargılanan sanıklara bakıyorum, 12 Eylül öncesi ortamını hazırlamaya bizim gücümüz yetmezdi.“ dedikten sonra konuşmasının devamında; …Piyangotepe, Balgat, Maraş ve Çorum katliamlarının tertiplenmesinde ABD büyükelçiliğinden bazı görevlilerin yer aldığını, hatta aktif olarak bazı eylemlere katıldığını iddia ediyor. Bu olaylarda CIA’nın parmağı vardır diyor.
Duruşma yargıcı, Sanık Mahmut Kök’ün sözünü keserek, “Vardır tabii, CIA’nın da, KGB’nin de, SAVAK’ın da parmağı vardır. Herkes kullanmak ister, önemli olan kullandırılmamaktır.” Yargıç, sanıktan bu açıklamaların ve istemini yazılı çolarak Mahkeme Heyeti’ne gelecek duruşmada sunmasını istedi.”
26.12.1982 tarihli Güneş gazetesinde ise sanık Mahmut Kök, bu olaylara adı karışan ABD elçiliğinden şu görevlilerin isimlerini yazılı olarak mahkemeye veriyor: “1978-1980 yıllarında görev yapan Müsteşar Mr. Roberts, 1. Sekreter Alexander Robert Beck, 2. Sekreter Gene Christy, 3. Sekreter Engenie Price.
Mahmut Kök, 1979’da ABD elçiliğinde görevli sekreterlerden Fugenie Price ve Alexander Robert Beck’in Alevi köylerinde araştırma yaptığı için sınırdışı edildiğini de söylüyor.
Bilmem duruşmada idam istemi ile yargılanan Dev-Yol Davası sanığının verdiği bilgiler sizler için bir anlam ifade etti mi? Maraş olayları sırasında vali yerine vekaleten bugünkü ABD yanlısı AKP Hükümetinin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun olmasıda galiba bir tesadüfün sonucu olsa gerekir. Tabi gerek o dönemde yani Maraş, Sivas ve Çorum Olayları sırasında gerekse 2. Sivas olayları sırasında CHP’nin hükümette ama eli kolu bağlı olmasının da bir anlamı olmalıdır.
Mahkeme dosyalarında buna benzer yüzlerce belge var. Bu konularla ilgili bir dizi kitap yayınlandı. Bugün baktığımızda 1980’den günümüze aradan 26 yıl geçmiş. Yani bu olaylardan sonra doğanlar bugün 26 yaşındalar. Peki ne yapacağız MHP ile kan davası mı güdeceğiz. Kimin biti kanlanırsa saldırıya mı geçecek. Yada tarafları yeni büyük emperyal güçlerin kullanacağı günü mü bekleyeceğiz. O zaman hemen baltaları çıkarıp birbirimize saldıracak mıyız?
Bugün Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, ABD ye karşı ulusalcı bir tavır alıyor. 1980 öncesi bazı iddialarda; ABD elemanları “MHP’de cirit atardı” denirdi. Ama şimdi ABD elçisi bile Genel Merkez’den habersiz Sincan ilçe teşkilatını ziyaret edemedi. Devlet Bahçeli ile görüşmek isteyen ABD büyükelçisine Sayın Bahçeli’nin yanıtı şu oldu: Evet görüşelim. Devletime, Dışişleri Bakanlığına haber verelim. Görüşme tutanaklarınıda görüşmeden sonra Dışişleri Bakanlığı’na teslim edelim dedi. Galiba yetkili görüşmeden vazgeçti.
MHP’nin; Kıbrıs Politikasında, Kuzey Irak-Kerkük ve PKK , AB meselesinde CHP, DYP, DSP’den ANAP İşçi Partisi, Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusalcı adı verilen kesimlerden siyasi olarak bir farkı yok. O zaman bazı Alevi kişilerin veya kurum yöneticilerinin Kayseri-Tekir Yaylasındaki MHP’nin Alevilere zeytin dalı uzatmasından rahatsız olmanın mantığını manlamak zor. Geçmişte iki tarafında istemediği acı olaylar yaşandı. Peki bunu kan davası olarak mı göreceğiz. “Yeşil Kuşak Projesi” döneminde izlenen siyasete yada “Soğuk Savaş” dönemi siyasetine figüran olmaya devam mı edeceğiz. Birilerinin tekrar bizi kullanacakları günümü bekleyeceğiz.
Anadolu’da güzel bir söz vardır. Böyle durumları çok güzel ifade eder. Anadolu’da birbiri ile kavgalı, kinli, bıçaklı aileler, itibarlı komşular tarafından barıştırılır. Kan davası olan, yıllarca süren kinlere son verilir. Kurbanlar kesilir, şölenler verilir. İşte o zaman iki tarafada şu söz söylenir; “Kanı kanla yıkamazlar. Kanı suyla yıkarlar.” İki taraf barıştırılır. Bu barışın kalıcılığının sağlanması içinde taraflar birbiri ile akraba olsun diye ya kirve yapılır. Ya da kız alıp verilir hısım akraba olunur. Olaya biraz böyle bakmak gerekir. Alevilerin toplumsal olarak düşmana ihtiyacı yok. Bizleri geçmişte olduğu gibi gelecektede birbirimize karşı kullanılmasını istemiyorsak “kan davası”na son vermeliyiz. Türkün Türke düşman olmasını Türkü sevenler değil ancak onların düşmanları isteyebilir. Gün, ulusumuzun birbirine barış ile kardeşlikle sıkı sıkı sarılması günüdür.
Bakın 2. Dünya Savaşında Hitler’in çıkardığı savaş sonucu 65 milyon insan öldü. Bir o kadarı da sakat kaldı. Yerinden yurdundan oldu. Dünyanın haritası yeniden yapıldı. Bu savaş karşısında Sosyalist Sovyetler Birliği ile Kapitalist ABD, İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa devletleri aynı cephede ortak düşmana karşı savaştılar. Hitler’e karşı Komünizm ile Kapitalist dünya birleşti. Yani Amerika, Fransa, İngiltere v.s. Rusya Hitler’e karşı birleşti. Ve barış sağlandı. Yanlış mı yapıldı?
Dün birbiri ile savaşan uluslar devletler bugün ortak bir devlet kurmak AB çatısı altında biraraya gelmek için olagandışı çaba gösteriyorlar. Birbirine karşı kan davası gütmüyorlar. Çoktan barıştılar.
Dünyadaki ve bölgemizdeki siyasallaşma süreci böyle giderse belkide yakın gelecekte CHP, DSP, ANAP, DYP, İP gibi parti ve düşünce grupları MHP ile ortak cephede yer alacaktır. Ulusal çıkarlar bunu gerektirebilir. Bu yaklaşımın uçları şimdiden gözüktü. Bundan on gün önce Divriği’ne giden CHP genel başkanı nı MHP İl örgütü karşıladı çiçek verdi ve uğurlama törenine katıldılar. Bu durumdan Deniz Baykal’da parti örgütü de oldukça memnun görünüyordu. Gazeteciler bu kez CHP ilçe örgütüne ilçeniz Divriği’ne MHP genel başkanı Devlet Bahçeli gelirse siz de karşılamaya katılırmısınız diye soru sormuş. CHP ilçe yetkilileri de “elbette” benimseyerek yapabilecekleri cevabını verirler. Demek ki hayat devam ediyor. Dış politikada bir kural vardır. Hiç bir devletin değişmez dostları ve değişmez düşmanları olmaz. Değişmez menfaatler söz konusudur. Türk ulusunun ortak çıkarları her bireyin menfaatinden, gururundan v.s. daha önemlidir. Ulusumuzun ve ülkemizin çıkarları her şeyin üstündedir.
Toplumların tarihinde de kötü olaylar olur. Ama bunu kine, intikama, kan davasına dönüştürürsek yeryüzünde barış olmaz. Barış fikri belkide barışın olduğu yerde çok anlamlı olmayabilir. Barış kavganın olduğu yerde çok daha anlamlıdır. Bugün toplumumuza baktığımızda 1980 öncesine göre tüm toplum ve onlarda yansıyan siyasi-ideolojik özellikler değişmiştir. Dünya konjoktörüne bağlı olarak ülkelerdeki toplumsal kümelenmelerde değişmiştir.
Aleviler’in tarihine baktığımızda Alevilere şiddet içeren saldırılar daha çok Şafii Kürtlerden gelmiştir. Yavuz-Safevi çatışmasında “40 bin Alevinin “katli vaciptir.” fetvasını veren şeyhülislamlar Şafi kökenli Şeyhülislamlardır. Bizim Alevi büyüklerimizin; “Şafiiler bizim kanımızı içseler doymazlar” tümcesini bir atasözü gibi her bölgede yüzyıllardır dededen, babaya-babadan toruna söylenmesi boşuna söylenmiş bir söz değildir. Bugün MHP’ye düşman olunmasının sebebi Alevilere 1980 öncesi yapılanlardan kaynaklanıyorsa, o zaman tarihte Alevilerin toplumsal kırımına sebep olan Kürtleri Alevilerin düşmanı mı ilan etmeyi düşünüyorlar? Ben bunu da doğru bulmam. Atalarımız ne demiş: Keskin sirke küpüne zarar verir.
Son yıllarda Tunceli’de 30 Temmuz tarihinde Munzur Festivali düzenlenir. Böylece binlerce kişi Tunceli’yi ziyaret eder esnaftan, alış-veriş yapar etkinlikler yapılır. Bundan 3 yıl önceki festivali Vali ile CHP li Belediye Başkanlığı düzenliyordu. Festival masrafları için varsıl Tunceliler gereken bağışı vermeyince bu kez o sırada Başbakan yardımcısı, Devlet Bakanı ve fonlardan sorumlu bakan olarak Devlet Bahçeli’ye Valilik ve Belediye Başkanlığı yardım için başvuruyor. Devlet Bahçeli’de bir miktar festival masrafı için yardım veriyor.
Festival sırasında Devlet Bahçeli’ye teşekkür için küçük bir bez afiş Tunceli’de bir meydana asılınca, bazı guruplar bunu bahane ederek olay çıkardılar. Yüzlerce HADEP’li Diyarbakır’dan araba konvoyu ile gelip bu nedenle MHP’yi protesto ettiler. Hatta az kalsın İl Asayiş Komutanı Korgeneral Dursun Bak’ın arabası Munzur Deresi’ne atılacaktı.
Aynı Devlet Bahçeli bu olaydan altı ay önce Diyarbakır’ı Başbakan Yardımcısı olarak ziyaret etti. HADEP’li Belediye Başkanı Diyarbakır’da Devlet Bahçeli’yi karşılamak için üst üste serilmiş 3 katlı kırmızı halıyı yollara döşedi. Üç gün boyunca Devlet Bahçeli’ye ziyafetler çekildi. HADEP’li Belediye Başkanı; Türkiye’yi ve Türkleri ne kadar çok sevdiğini bu fırsattan bizzat Devlet Bahçeli’ye arz ettiler.
Peki HADEP’lilerin Diyarbakır’da MHP’ye tavrına ne demeli aynı HADEP’lilerin Tuncelileri provake ederek Tunceli’de MHP’ye karşı yaptıklarına ne demeli? Bugün Erciyeste-Tekir Yaylası’nda Aleviler’e açılım yaptığı için MHP’ye öfkelenen Aleviler acaba sözünü ettiğim Diyarbakır veTunceli Munzur Festivali’nde MHP’ye Kürt kardeşlerin tavrına ne diyorlar? Acaba geçmişte olduğu gibi günümüzde de bazı Alevi kardeşlerimiz farkına varmadan başkasının trenine biniyor olmasınlar!
Biz bugüne kadar MHP’liler Türkçü ise esasen Aleviliğe sahip çıkmalılar. Tarihte ve günümüzde Türk kültürünü yaşatan Aleviler olmuştur diyorduk. MHP’liler hem Türkçü olup hem de hatalı olarak Alevi karşıtı olmalarını eleştiriyorduk. Şimdi ise MHP’liler şöyle yada böyle 1980’den günümüze 26 yıl geçmiş. Düşünmüşler, taşınmışlar Alevilere zeytin dalı uzatmışlar. Alevilere; 500.000 kişilik dev bir kitle önünde ciddi bir açılım yapıyorlar. Bu tarihsel olarak ta, sosyolojik olarak ta, siyasal olarak ta ciddi bir olaydır. Tarihsel önemi olan bir olaydır. Olay bazılarının ifade ettiği gibi; MHP Alevilere gülücük dağıtarak seçimler yaklaştığı için oy isteyecekler mantığı ile izah edilemeyecek kadar ciddi bir olaydır.
MHP’liler Alevilere kötü davranmış eleştiriliyor. Onlarda şimdi iyi davranmaya karar vermişler. Bu kez niye iyi davranıyorlar diye eleştiriliyor. Peki MHP’liler ne yapsın. Bu hırsız fıkrasına döndü. Çocuk, Nasreddin Hoca’ya diyor ki; baba hırsızı yakaladım. Ne yapayım. O da getir diyor. Ama baba gelmiyor diyor. O zaman bırak diyor. Baba bırakıyorum. Gitmiyor diyor.
MHP’yi doğru değerlendirmek için eski disketleri bir yana koymalıyız. Soğuk Savaş bitti. İki Süper Devlet yok. Yeşil Kuşak Projesi Büyük Ortadoğu Projesi ile örtüştü. Bu coğrafyada sağ-sol çatışması ile tarihten gelen mezhep çatışmasını egemen güçler her zaman sıcak savaşa dönüştürebilirler. Alevilerin düşmana ihtiyacı yok. Alevilerin %95’i Türkmen. MHP’de Türkçü bir siyasi parti olduğunu savunuyor. O zaman neden düşman olalım. Türklerin ulusal menfaatleri her türlü çıkarın üstünde ise hiçbir şahsi çıkar ulusal çıkarlarımızdan daha önemli değilse o zaman Kuvayi-Milliye çatısı altında Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi şimdi de ulusal kurtuluş savaşımızın ölümsüz önderinin komutasında Alevi-Sünni neden birlikte olunmasın. Tekir Yaylası Kurultayında Aleviler ile ilgili olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal: “Geçmişi bir yana bırakmak lazım.” diyorsa, hayır bırakmayalım. Kavga mı edelim diyelim. Erciyes-Tekir Yaylası’ndaki Zafer Kurultayındaki MHP’nin açılımı tarihsel öneme sahip bir olaydır. Alevi-Sünni tüm Türkmenler bu çağrıyı değerlendirmelidirler. Farklı düşünsel tercihlerimiz olsa da farklı inançsal tercihlerimiz olsa da Türk ulusunun fertlerinin birbirine düşman olacak, kavga edecek lüksü yoktur. Bunun tarih önünde büyük vebali vardır.
http://f28.parsimony.net/forum68217/messages/2395.htmErcan Pulat TSK'DA ERENLER ÖRGÜTÜ ÜZERİNE BİR ALINTI...
"...Biz diyoruz ki,
• Dedelere maaş bağlatma konusunu istismar ederek, alevi kitleyi siyasal bir güç gibi kullanmak doğru değildir.
• TSK içindeki Alevileri kullanarak terfi olanakları aramak doğru değildir.
• E. Korg. Ali Yalçın’ın, Mehmet Moğoltay ve Seyfi Oktay’ın yaptığı gibi bir makama gelince, makamını Alevilerin çıkarlarına kullanarak Alevileri hedef haline getirmek doğru değildir.
• E. Korg. Hasan Muratlı’nın yaptığı gibi, terfi edemeyince Gelekurmayın koridorlarında “Ben Alevi olduğum için terfi ettirmiyorlar” diye bangır bağır bağırmak doğru değildir.
• E. Tümg. Erol Özkasnak’ın yaptıkları doğru değildir. Bu davranışlar Alevilik felsefesine ters, kişisel çıkar ve ihtiras dolu davranışlardır. Bu davranışların kişisel çıkar amaçlı olduğunu bilmeyenler Alevleri için kin ve düşmanlıkla dolu bir topluluk zannediyor. “… süngüyü takıp dolaştırırım” sözü ortalıkta dolaşan Özkasnak ne kadar Alevi inancına uygun davrandı. Muratlı Paşa koridorlarda bağıracağına hiç olmazsa E. Org. Haydar Saltık’ı hatırlayıp utansaydı...
Bu nedenle;
• Bir özeleştiri sayfası açıyoruz.
• Aleviliği Türklüğümüzün kültürel boyutu gördüğümüz için utanmıyor, gocunmuyor ve “Buradayız” diyoruz.
• Aleviliğin nicelik ve nitelik olarak devletimizin hizmetinden başka bir şeyde kullanmasına asla onay vermeyiz. TC Devletinin geleceği açısından Alevi İslam inancına duyulan gereksinimin tahmin edilenden daha fazla olduğunu biliyoruz.
• Devletimiz bize kapılarını açtı. Biz de bize düşeni yapmakta kararlıyız.
• Aleviliği ile gurur duyanları ve Korg. Dursun Bak gibi onu gerçek anlamda yaşatanları yeri geldikçe örnek göstereceğiz...
• Aleviliği kullanan unsurları açıklamak istiyoruz. Çünkü onlar Aleviliğin ruhuna ters işler yapmaktan vazgeçmediler. Yaptıkları yanlışlarla Aleviliği kirlettikler.
• Burada ismi geçen kişilerin her türlü açıklama gönderme hakkı vardır... "
http://turkalevi.com/modules.php?name=News&file=article&sid=10
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.
Ekranlardaki altın fırtınası bu akşam start alıyor. Yarışmacı olmak isteyenlerin telefonları kilitllediği Yazı-Tura’nın sunucusu Aysun Kayacı, yarışmada güzelliğinden çok bilgisiyle öne çıkacağını söyledi.
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...