Kendime göre yazdığım "matematiksel" ve "boşluk bırakmayan" yazılarla, "sağdan soldan estarabim" falan yapıyordum.
"Destursuz bağa girerek düşman kazanma sanatına ufaktan katkı" diye özetleyebileceğimiz bir tutumdu benimki.
"Kendilerine rahatlıkla dokunabileceklerimiz" ile "Ne yaparlarsa yapsınlar asla dokunmayacaklarımız" tarzında bir ayrım yapmıyordum.
Taktiksiz, hesapsız, stratejisiz bir takılmacaydı benimki.
Öyle arkadan dolaşmak, ima etmek, lügat paralamak gibi "küçük, kirli şeyler"e de prim vermiyordum.
İsim vererek, adres göstererek, yani adlı adında yazıyordum ve cevap veriyordum.
İlhan Selçuk da muhatabımdı, Milli Gazete yazarı Zeki Ceyhan da.
Lerzan Mutlu da hakkında bir şeyler yazabileceklerim arasındaydı, Fazıl Say’ın annesi de.
Kemal Abi’nin pek sevgili eşi Ahsen Hanım da uğraşmaya değecek bir figürdü, CHP’li silahşor Canan Arıtman abla da.
Kısacası...
Benimki, sadece nezaketi ve haklılığı gözeten, onun dışında her şeye boş vermiş bir maceraydı.
***
"Maceraydı" diyorum...
Çünkü bu hesapsızlığın da miadını doldurduğunu üzülerek fark etmiş bulunuyorum.
Artık alanımızı daralttılar, bu yüzden paslaşmalarımız kısa olacak.
Sakın "korktu, kaçıyor" falan demeyin.
Korksam, korktuğumu itiraf ederim.
Çünkü bana göre de...
"Ne ölümden korkmak ayıp / Ne de düşünmek ölümü."
Benimki sadece bir önlemdir.
Şöyle ki...
Bu hesapsız kitapsız ona buna cevap yetiştirme azminden faydalanmak isteyen, hırsları yeterliliklerinin epey önünde giden bazı isimler, son zamanlarda şöyle bir haleti ruhiye içine girdiler:
"Ulan bu herif önüne gelene cevap veriyor. Bir tane ben çakayım da bana da cevap versin."
İşte bu türden manasız sallamalara prim vermemek adına, ben bundan böyle, hafif tertip bir "strateji" uygulayacağım...
Bir önemi var mı bilmiyorum ama nedense bilinsin istedim.
Yorumlar uygur ahmet onemi var mi diye yazmis son cumlesinde cevap veriyorum hayir yok :) bu herifle ilgili herhangi bir haberinde onemi yok niye bu sacma adamin sacma haberlerini ikide bir yayinliyolarsa neyse..mehmet illaki senin korkup kaçmayacağını hepimiz biliyoruz ne kadar cesur olduğuna şüphemiz yok hatta senin sokakta bile basının korumaları olmadan tek başına sağa sola sataşarak gitsen eminim kimse sana bişi diyemez ya millet senden korkar hatta kahve önünden gecsen millet ayaga kalkar seni görünce.bak hatta ben senin yakında köşe yazarlığından da atılacağına iddiaya girerim çünkü kimse aksam evine giderken boş teneke kutuyu evine götürmez içinde peynir varsa reçel varsa götürür.işi biliyor... sondan bir önceki cümleyi kendisi uyguladığı için....
Dar alanda paslaşmaların tarafsız seyircisi Ah canım,size feda olsun kamu arazisi büyüklüğündeki alanlar...Ama işte geldik mi 'kamu arazisi büyüklüğündeki sütunlar'sözlerinin mucidiyesinin yeni söz icatlarına...Kavgaların sonucunda neler olabilecegini söylemişti de 'cool kadın'deyip terslemiştiniz.Üstelik Perihan Mağden çıkıp da 'ben dememiş miydim'demez size.Dar alanda hafif stratejik,primsiz paslaşmalar sonuçta kişiyi kendisiyle kavga eder hale getirir diye biliriz.sallamalara da yorum mu yapılırmış, ama neyse "manasız sallamalar" la manalı sallamalar arasındaki fark nedir abi, madem ki sallama oluyor...
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: