Kendisine herkesle dalga geçebilme hürriyeti tanındığını düşünen bazı arkadaşlar, yazarlık serüvenlerinde bu hürriyeti sonuna kadar kullanıyor.
Çünkü bu şekilde yazılar yazmak hem ucuz, hem kolay, hem de getirisi yüksek!
Adına polemik yazarlığı deniyor ya, bunun polemikle uzaktan yakından bir ilgisi yok.
Bu olsa olsa ucuz polemikçilik ya da mahalle dedikoduculuğunun köşe yazarlığı versiyonu olabilir.
Şimdi de iş, gazete sayfalarından taştı, sokakta adam dövmeye kadar gitti.
İşin tuhaf yanı, herkesle dalga geçen arkadaş, nedense Yeni Şafak gazetesinin kendisiyle ilgili verdiği haberi eleştiriyor.
Yani, onun herkesi eleştirmeye hakkı var. Eski mesai arkadaşlarını, geçmişini, geçmişte birçok şeyi paylaştığı insanların mahremlerini ortaya dökmeye hakkı var.
Bu sadece mizah ve ironi…
Cemaatçi düşünmemek...
Ama başkaları onunla ilgili kalem oynattı mı, o engin hoşgörü, yerini bir anda yeniden zıpkın gibi eleştirilere bırakıyor.
Önce Haşmet Babaoğlu’nu gıdıklayan yazılar döşendi. Ne yazık ki Haşmet Babaoğlu da polemikçinin ekmeğine yağ sürecek şekilde hızını alamadı.
İş Teşvikiye kafelerinde yüz yüze hesaplaşmaya kadar gitti.
Sonra “İmam-hatipler kapatılsın” dedi. Yeni Şafak, bu yazıyı manşet yapınca hemen “kul hakkını, ilk taşı hiç günahı olmayan atsınları” devreye soktu.
Yani adamına göre klişe, adamına göre muamele.
Eğer herkes eleştirilere tahammül etmeliyse, acaba Ahmet Hakan neden kendisiyle ilgili eleştirilere tahammül edemiyor?
Ama onun niyeti zaten ateş olmayan yerden duman çıkarmak. Bunu da çok iyi başarıyor.
Öyle ki, medyada kavgalı olmadığı kimse kalmadı neredeyse ve polemikleri artık gazetesinin ilk sayfasını süslüyor.
Koskoca Hürriyet’in anlı şanlı köşe yazarları, baş yazarı falan var ama onların ne yazdığının, ne dediğinin pek bir önemi yok anlaşılan.
Çünkü Ahmet Hakan, tek başına bir ordu gibi.
Eh böylesi velud, kalemi kıvrak kendisi de şen şakrak bir yazarın yazıları elbette birinci sayfada yer tutar. Bize de meslektaşımızı kıskanmak kalıyor haliyle.
Ama bütün bu tartışmalardan geriye ne kalıyor?
Bu tartışmaların bir Hülya-Gülben ya da bir Tülin-Caner muhabbetinden öte ne değeri var?
Kanal 7 ekranlarında kazanılan haklı bir şöhret, daha fazla gündemde kalma tutkusuyla ucuz ve çiğ bir magazin programının saçma sapan dedikoduculuğu seviyesine indirgenmiş olmuyor mu?
Her şey, sadece gündemde kalmak mıdır? Yazarlık sorumluluğu denilen bir olgu da yok mu ve Ahmet Hakan, ucuz polemiklerle kimi zaman yaptığı faydalı işlerin bir bir yok olmasına seyirci kalmış olmuyor mu?
Hürriyet’teki ağabeyleri, onun sırtını sıvazlıyordur muhtemelen. “Aferin, çok iyi gidiyorsun, böyle devam et” diyorlardır.
Ama ya yarın? Ya 1 yıl sonrası? Ya 5 yıl sonrası?
Böyle giderse bir zamanlar Kanal 7’de onun sunduğu haberlerle gündemi takip eden insanlar, seviyesi giderek düşen üslubun, sataşmanın, ucuz dedikoduculuğun ardından çocuklarına bir nevi "Parental Guide" yapmak zorunda kalacaklar ve onun köşesini okutmayacaklar.
Çünkü bu gidişle, RTÜK’ün zararlı yayınlara koyduğu (+18) işaretinden onun köşesine de koymak gerekecek!
Yorumlar sila sevil onder savin yaptigi terbiyesizligi kiniyorum.onun gibi kohnelesmis yaratiklarin biraz islam terbiyesinden tatmasi ve resula uzanan dillerinin yanmasi gerekir.ebu cehil gibi bos bir karpuzdan ibaretsin sen ve senin gibi dusunenler.bilki butun mumin kardeslerimin elleri kabirde yakani silkeleyecek.esselamun aleykum.Günsu Kelimeler kimi zaman zehir tesiri yapar çok doğru.Detoks için en doğrusu Sn.Melek çay,kahve,üç beyazdan uzak durmaktır(içki ve sigara gündemimizde hiç olmadı).Bunların yanı sıra sakin bir yaşantı,spor,okumak,yazmak iyi gelebilir insana.Magazin keyfe keder bir hobi.P.Mağden de 'küçüklüğümden beri artistleri izlerim 'diye yazmıştı bir yazısında...mihri melek Sn. Server hemen havaya girmissiniz.Beni hüsrana ugratmanız icin sizi tanımam ve size önem vermem gerekir.Ortada bu sartlar olmadıgına göre üzülmenize gerek yok.Günsu hanım da isini gücünü bırakmıs benim magazin falan okudugumu iddia ediyor.
Okusam da kendisini ilgilendirmez ama soyadını bile yazamayan bir insandan ukalalık dinlemeye hevesli degilim.Kendi isinize bakın ukalalık etmekle ne uzar ne kısalırsınız.
Komplekslerinizi buralarda tatmin etmeye calısmayın.Kendinizle barısın .
Zehirlerinizden arının belki hafifler ,rahatlarsınız.Sadi DENİZ AHMET HAKAN İNANCINDAN SAPMIŞ BİRİSİ..YANİ; ÖZTÜRKÇE: "SAPITMIŞ" BİR HERİF.KİMLİK BUNALIMI YAŞIYOR.ENTEL OLMAYA ÇALIŞAN, SOSYETE TARAFINDAN KABUL GÖRMEYE ÇALIŞAN BİRİ.ZATEN ESKİ CEPHESİNE SALDIRMASI, SÜREKLİ "İSLAM" ODAKLI YAZILAR YAZIP GÜNDEMDE KALMAYA ÇALIŞMASI BUNDAN.BU SERMAYESİ BİTİNCE "PESPAYE" KONUMA DÜŞECEĞİ AŞİKAR...SONUNU CÜMLE ALEM GÖRECEK..BİR İBRET SÜRECİNİ ONUNLA BİRLİKTE HERKES YAŞIYOR..Günsu 1.02.2002 tarihli Hürriyet Gazetesi'ndeki Gülden Aydın'ın Perihan Mağden röportajını okuyunuz derim.Fanatik hayranlarından(bendeniz)uzak durmayı akıl edebilecek kadar derin zekası olan bir hanım.Kokoş Mine Kırıkkanat'la uzaktan yakından alakası olamaz.Mine K.'da Fransızların o bildik burnu havada seçkinciliği vardır.P.M, tam aksine Türkleri ve Kürtleri,sade vatandaşı sevdiğini anlatıyor.Derya Perihan Hnm.Türklükten ziyade en çok 'SS'lerle uğraşıyor sanki.Toplumumuzda sivil,resmi,birey,grup... hayatımızı Yedikule Zindanlarına çeviren , 'SS'felsefesini benimsemiş bir dolu insanımız var.Bu kişiler kimi zaman şehirlerarası yolculukta yanınızda sürekli konuşan bir tip olarak dahil olur hayatınıza,bazen de tekdüze,herşeye karşıyız yorumlarıyla kendisini lüzumlu,lüzumsuz her konuda otorite sanan,Türkçesi şeker gibi bir portal okur-yazarı olarak çıkarlar ekranınıza... Server Bedii Onların dünyasındaki kadınla,bizlerin dünyasındaki kadın tiplemesi,algılar çok farklı.Dolayısıyla körler,sağırlar birbirlerini ağırlar muhabbeti yapılır ancak.Ne yazık ki Perihan Hanım'la ilgili düşüncelerim kafamdaki kadın imajıyla doğru orantılıdır Bn.Melek???Bu konuda sizi hüsrana uğratacağım için üzgünüm.Kadının zeki, çevik ve antimagazinci(Hint kumaşı kadar nadir bulunsalar da) olanını tercih ederim her zaman...Günsu Mine Kırıkkanat'la,Mehmet Yılmaz'la aynı kefeye koyamayız Perihan Mağden'i.Mehmet Yılmaz'la ilgili yazdığı yazı Radikal'den ayrılmasına neden olmuştur.Mine Kırıkkanat'la da aynı kulvarda olması imkansız,dünya görüşleri birbirine zıt çünkü.Perihan Mağden Anglo-Sakson eğitimi almış,ülkesinin katı gerçeklerini çok iyi tahlil edebilen ,zeki bir hanım yazardır.Kompleksleri olmayan,kendisiyle barışık ve fakat çevresindeki olumsuzluklarla, sonradan türedilerle uğraşmayı görev edinmiş bir gazeteci-yazardır aynı zamanda.Sizin Perihan Hanım'ın okuru olabileceğinizi düşünemezdim zaten.Magazine devam Melek Hnm... mihri melek Aklı basında olan hic kimse Perihan Magden'in yazısıyla psikolojik bunalıma girmez.
Kadının kompleksleri o kadar üstünden tasıyor ki yazılarını da ancak onun gibi asagılık kompleksi olanlar begenir.
Bir o bir de Mine Kırıkkanat.
İkisi de Türklere bütün gün hakaret ediyorlar asagılıyorlar.
Bu ikisini de basımıza salan RADİKAL GAZETESİ ve MEHMET YILMAZ .
Ahmet Hakan bunların yanında süt dökmüs kedi.
Kendisiyle dalga gecmeyi biliyor.Aynı toplumda yasadıgı insanları anlamaya calısıyor.Konulara cözüm getirmeye calısıyor.Yabancı hayranlıgıyla ülkesini satmıyor.MİHRİ MELEK Sn.Server bey cok güzel tanımlamıssınız.Hele o Hıncal Uluc'a kendini begendirmek icin ugrasmasına ne demeli?Ask hakkında insanın icini bayan yorumlar,kadınları anlama cabaları.Komik yani.
Bunlar andropoza girdikce genc hanımları ask-mesk diye kandırıyorlar.Zavallı saftaronlar da bunlara kanıyor.Allahım sen bizi bu kadınları tamamiyle anlayıp cözdügünü sanan dangalaklardan koru...!AMİN.Emre Hakikaten bırakış şu lavuğu yafff. Az ilerleyin Nuh Bey :D Bırakın istediği gibi serbest düşüş yapsın zat-ı kalemleri. Kendisine saygısı olmayana merhamet yok! Onun hakkında iyi kötü konuşmak bile merhamettir ona. Yok sayacaksınız böylelerini. Bırakın Nişantaşında her an saplansın orasına burasına mızraklar ezilsin her saniye karektersizliğinin altında. Hem merak etmeyein en son düşeceği nokta magazin yazarlığıdır aç da kalmaz.Server Bedii Konunuz bu diil ama Haşmet Babaoğlu'nun yorumcu olarak çıktığı TV kanalındaki spor programında giydiği giysileri,takıp takıştırdığı yüzükleri beğenmiyorum(Abisini karıştırmayın, onu görünce bayılacak gibi oluyorum).Adamcağız iki arada bir derede kalakalmış; romantik maço, maganda,kirli sakal,kara korsan(bir gözünü bantlasan olucak gibi),...Felipez,Gonzales etc...Her tür postmodern erkek tiplemesine uyuyor.Bunlardan çok mu var medyada Sn.Yazar?Günsu Add:Perihan Hanım'ın diline düşenler genellikle'ben neymişim de haberim yokmuş abi'sendromundan mustarip tiplerdir.Havaları alınınca da psikolojileri bozuluyor haliyle.Günsu Perihan Mağden'in kadın düşmanı olduğunu sanmıyorum.Kadın-erkek demeden genelde toplumda yeteneklerinden çok polemikleriyle,düzeysizlikleriyle gündemde olanları eleştiriyor.Kadın düşmanı olsaydı Türkan(Şoray)Hanım'ı evine davet edip,ağırlayıp,yılda en az iki-üç methiye yazısı yazmazdı.O kadar ki karşısındaki güzellikten ne yapacağını şaşırdığını yazabiliyor.Egolarını aşmış bir hanım gazeteci-yazar olduğu ,bilenler tarafından iyi biliniyor efendim.Kavgacı da gelmiyor bana,kavgacı demek yanlış olur;kuru gürültücü,polemikçi değil,saç saça baş başa gelmiyor kimseyle Perihan hanım.Dili oldukça keskin ve acıtıyor,acıtmak ne kelime!psikolojik bunalıma sokabiliyor.Asiye Zehra Hürriyet okuru değilim.Elime geçtiğinde ve pazar günleri diğer gazetelerle birlikte okurum. Ahmet Hakan'ı anchorman'liğinden bilirim,yazılarını ara sıra okumuşluğum vardır.Hürriyette pek etkilendiğim yazar yok zaten,çoğu vasatın altında yazıyorlar.Başta Genel Yayın yönetmenleri olmak üzere her biri birer lafazan,ciddi konulardan uzak yazılar yazıyorlar.Üzerinde konuşulmaya değmeyecek konular ve kişilikler...tarık çetinkaya açıkçası ahmet hakan neden böyle olugunu tam anlayabilmiş değilim ama tek bi tahminim var kaleminin hakkıyla kazandığı şöhretin altında ezildi kalemiMİHRİ MELEK Ahmet Hakan'ın yazılarını okuyorum ve begeniyorum.Simdi ona saldırmak moda haline geldi.İnsanlarda espri anlayısı yok.Terbiyesizlik edip yok boyu kısaymıs ,yok kompleksliymis diye yazıyorlar.Perihan Maden de kendisini görmüyor Ahmet Hakan'ı elestiriyor her seyle kavga ediyor diye.Asıl kendisi huysuz ve kadın düsmanı.
Bu ucuz polemikler asıl onları kullananlara yarıyor herhalde.Ahmet Hakan'a satasanlar ,ahh biz de Hürriyette bir köse kapabilsek diye kuduruyorlar.Ucuz polemik lafı da artık cok klise oldu,yaratıcı olun da baska bir tanım bulmaya calısın.Ahmet Hakan ,kelime oyunlarını da cok güzel kıvırıyor.Klise tanımlarla okuyucularını sıkmıyor.
Okuyun da örnek alın....!Murat Bes Sayın Nuh Bey. Tanınmışlığın getirisini taşıyamayan ve bizleri hayal kırıklığına uğratan, aynı zamanda bir zamanlar ekmek yediği ve bu günleri görmesini sağlayan çevreyi beğenmeyen kişi, sizin sayenizde pirim yapıp popülaritesini arttırmasın. Bırakın (Affedersiniz) pisliği size bulaşmasın.(Böyle şerliler şecereleriyle muhataplarını boğarlar) Bırakın günah işleme özgürlüğünü tatsın doya doya...semih gunesli ahmet hakana en iyi tarifi hasmet babaoglu yapmis
ruhu yavsak demis
amiral gemisine binenlere buyu mu yapiyorlar nedir bilmiyorum ama ahmet bayagi bir efsunlanmis agzindan cikani kulagi duymuyor hele hele imam hatip dusmanlarinin ne denli guclu argumanlari oldugunu soyleyiopde onlari saymaya baslayinca tamam demdim bu herif efsunlanmis. IHL nin hala meslek lisesi oldugunu kaidnlarin imam olamayacagini dolayisi ile hatip de (hatibe mi demliydim) olamayacagini soyluyor. sanki islamiyet sadece erkekler icinmis kadinlarin islam dinini ogrenmeye ihtiyaclari yokmus gibi konusuyor. tek kelime ile zirvaliyor. anayasa din egitimini garantiye almismis da imam hatipleri kapatinca disnzi imansizlarin soyleyecek bir seyi kalmazmisda
bu herif uzaydan mi geldi yahu? yoksa cok iyi bir paraya ruhunu da mi satti? Gungor AYdemir AGZINIZA SAGLIK.
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: