Türkiye Yazarlar Birliği ve Zaman Gazetesi'nin desteğiyle çekilecek belgesel için Can Dündar ile anlaşıldı.
Belgesel'in organizasyonunu bizzat Ekrem Dumanlı yürütüyor.
Can Dündar Türkiye Yazarlar Birliği'nin yaptığı organizasyonlarla 10 il dolaştı. Türkiye Yazarlar Birliği en ufak detaya kadar Dündar'a yardımcı oldu.
Siyasi görüşü bilinen Can Dündar'ın Said-i Nursi belgeseli için Fethullah Gülen Cemaati ile anlaşması, çalışmasının tepkiye neden olması bekleniyor.
İşte geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili olarak Zaman'da yer alan haber:
CAN DÜNDAR SAİD-İ NURSİ'NİN BELGESELİNİ ÇEKECEK
Can Dündar, Zaman'ın Turkuaz ekine verdiği röportajda, Said-i Nursi belgeseli için kendisine teklif geldiğini ve bir yıldır görüşme yaptıklarını söyledi.
Bediüzzaman'ın yaşadıkları insana 'Vay Canına' dedirtiyor
Kendisine onca tanım içinden ‘gazeteci’ sıfatını seçen Can Dündar’ı her ne kadar belgesellerindeki ciddi yüz ifadesinden hatırlıyorsak da sohbet anında şen şakrak olabilen birisi. Hatta evde de kelimenin tam anlamıyla çocuğuyla çocuk oluyormuş. Şaşkınlığım bunlarla sınırlı değil. Dündar saçına 40 yıldır tarak değdirmiyor, el yordamıyla hallediyormuş.
Can Dündar kimdir; araştırmacı, tarihçi, televizyoncu, yazar, gazeteci, belgeselci mi yoksa aşk gurusu mu?
(Gülüyor) Önce gazetecidir. Diğer tanımlar onun üzerine inşa edilmiş, yakıştırılmış, bir kısmı da uydurulmuş şeyler. Allah kimseye aşk gurusu gibi bir mertebe vermesin. Aşkı karnımda gezdiren biri olarak aşk gurusu değil, kanguru olabilirim. (Gülüşmeler)
Düşündüğünden çok gördüğünü yazan birisisiniz. Bilgi sahibi olduğunuz şeyler araştırmak için okuduklarınızla mı sınırlı?
Bu büyük oranda gazetecilikten yazarlığa geçişin sıkıntıları. Ben hâlâ kendimi gazeteci olarak görüyorum, gözlem öne çıkıyor. Ama tabii bir yazardan beklenen düşünsel şeylerdir. Kamuoyunun çok bilmediği akademik yönüm var. Halen ODTÜ’de medya üzerine master düzeyinde ders veriyorum. Çizgi roman da okurum. Hatta oğlum Ege ile beraber yazdığım bir de çocuk kitabım oldu. Telif gelirini beraber yedik.
Milliyet’teki yazılarınız hep hayatın pozitif yönlerine bakan birisinin kaleminden çıkmış izlenimi veriyor. Oysa pozitif olanı seçtiğinizi düşünüyorum. Gazetecilik negatif olana yoğunlaşmaz mı?
Belki refleks olarak onları görme alışkanlığım vardır. Ben insanlığın iyiye gidebileceğine inanan bir görüşteyim. Medyanın ‘her şey felakete gidiyor’ halini yaymasının çok ciddi sonuçlar yarattığını düşünüyorum. Hayat öyle bir şey değil. Peş peşe felaket haberlerini arka arkaya dizmek insanları otorite ve faşizan bir değnek arayışına itiyor.
Köşenizin ismi neden yalnızlığı çağrıştıran ‘Ada’?
Yalnızlıktan ziyade, ana karadan kopuk ve bağımsız olmayı çağrıştıran, başka dünyanın mümkün olduğunu gösteren bir şey. Yalnız değilim, çok da hazzetmem.
Bir adaya düşseniz yanınıza kesinlikle almayacağınız ilk üç şey?
(Düşünüyor) Ne zor sorulardır bunlar Allah’ım! Benim için en zor şey bir şeylerden vazgeçmek. Bu soruda bile hayatımdan üç şeyin eksik olmasını kabullenemedim. (Gülüşmeler) Serdar Turgut’u bile okumak isteyeceğimi düşünüyorum.
Yazıları en çok forward edilen yazarlardansınız. Forward’ların melankolik efendisi olmak ve kadınlar tarafından okunmak nasıl bir duygu verir insana?
(Gülümsüyor) Sonuçta insanlarda duygudaşlık yaratmak için yazıyoruz. Sanal tarikata dönüşmemesi kaydıyla insanların bunu başkalarıyla paylaşmasında sorun yok. Ama bunu sadece kadınlar yapar yaklaşımını yazarlık açısından sınırlayıcı bulurum. Maço olmamaya çalışan bir yazarım, maçolardan da hiç hazzetmem. Çünkü kadınlar içinde büyüdüm. Aile, halalar, teyzeler, hala-teyze kızları... Gezmeler, içmeler, kaplıcalar filan... (Gülüşmeler) Dolayısıyla kadın tabiatına yatkın olduğumu düşünüyorum.
E-postamıza neredeyse her gün bir yazınız düşünce, imzanızın ‘Fwd: Can Dündar’ olduğunu düşünüyor insan. Her gün birinin yazısının size gelmesi bir gıcıklığa yol açmaz mı?
Buna hak vermemek mümkün mü? Bana da kalpli, çiçekli yazılar geldiği zaman siliyorum. Son dönemde bu nedenle az yazdığımı fark ettim. Bir süre sonra internette aşk yazıları dolaşan bir adam oluyorsunuz. Ama sizin yeniden yazmamanız bunu etkilemiyor, eski yazılar dolaşıyor. (Gülüşmeler) İnternet ile başım dertte. Sinir bozucu, tehlikeli bir şey, o kaos ortamında yazılarım çarpıtılmış, kısaltılmış olarak ya da başkasının imzası ile geziyor. Yayılan bir yalanı toparlamanın imkanı yok. Bu yüzden şimdi web sitesi yaptırıyorum.
Arkadaşına Can Dündar yazılarıyla birlikte kedi, kalp resimleri göndermeye başlayan biri orta yaşı geçmiş midir?
(Gülüyor) Bizim gençliğimizde hazır şablon aşk mektubu vardı. Ben de bazen onu hissediyorum, bir tür hislere tercüman olma hali. Ama başka tercüme bürolarının da olduğunu düşünüyorum. (Gülüşmeler) Tek bir dile tercüme edilmek rahatsızlık verici.
Eşiniz de yazılarınızı forward eder mi?
Yok öyle bir şey yapmaz. O tür yazılarımı sevdiği kanısında değilim, çok takdir ettiğini düşünmüyorum. Eşim daha ciddi şeyler okur. (Gülüşmeler) Onun okudukları ile kendi yazdıklarımı kıyaslayınca mahcup oluyorum.
Serdar Turgut, ‘Kötü kalpli olduğum için Can Dündar’ın yazılarını okuyamıyorum.’ diyor. İyi kalplilerin yazarı mısınız?
Bu, kötülere özgü bir özelliktir belki. Beni Serdar Turgut’un diline düşürenler kahrolsun. İnternet bir süre sonra hataları düzeltmeye çalıştığım bir yere dönüştü.
Orta yaşını geçmiş bir baba olarak kendinizi eşinize mi, yoksa çocuğunuza mı yakın bulursunuz?
Erkeklerin çocuk, çocukların da politikacı olduğunu düşünüyorum. Hangi çıkar çevresiyle ilişki kurabileceğini bilir çocuk. Erkeklerin çocuk olduğunu, hiç büyümediklerini düşünüyorum.
Ama bir yazınızda da kadınların çocuk olduğunu savunuyordunuz?
Ha o benim yazım değil mesela, internette dolaşıyor ama. (Gülüşmeler) Oğlumla ikinci çocukluğumu yaşıyorum. Çocuk sahibi olmuş erkek, çocukluğundaki bir sürü eksik şeyi telafi eder, ben tam olarak onu yaşıyorum. Kadın büyütme refleksli yetişiyor. Erkek ise şımarık ve oyuncu. Ben de evde çocuğum.
Show TV’nin anchorman’lik teklifini, haber saati oğlunuz Ege’nin banyo saatine denk geldiği için mi reddettiniz?
Dillendirmeyi ayıp buluyorum. Dışarıdan anchorman’lik çok önemli görülebilir; ama benim için bir kanalda haber sunmak cazip değil. Teklif geldiği dönemde oğlum da olmuştu, oğlumun büyümesini görmek istedim. Ali Kırca’nın ya da Reha Muhtar’ın göremediğini düşünüyorum. Çocuğunuzun banyo halini bir daha yaşama şansınız yok, haber bültenini şimdi de sunabilirim. Çalışmak bizi en temel insani özelliklerimizden mahrum ediyorsa manası yok.
İnsan sizi Ankara’ya da pek yakıştıramıyor, İstanbul’da yaşadığınızı sanıyor. İstanbul’la alıp veremediğiniz ne?
İstanbul’u seven biriyim, orada yaşamak da isterim; ama çalışma koşullarını sevmiyorum. Biz Ankara’da yürürken sırtımızı duvara dayamak zorunda değiliz. Şehir büyüdükçe hançerler daha çok ışıldar. İstanbul’da yaşamak için hırs gerekir, benim o kadar hırsım yok. Hayat burada daha kolay; ama bir yazar için Ankara’da olmak eksikliktir. Hem buradaki huzuru hem de İstanbul’daki kaosu isteyen biriyim, hayatın her dakikasında debeleniyorum. Bunu kaybediş olarak görmeye başlarsanız daha çok acı veriyor.
Can Dündar’ın saçları neden hep dağınık, pantolonları ütüsüz?
40 yıldır saçıma tarak değmiyor. El yordamıyla hallediyorum. (Gülüşmeler) Giyim kuşamla da alakam yok. Bir pantolonla bir ay gezdiğim olmuştur. O yüzden TV’ye uzağım. TV bana neyi giymem gerektiğini empoze eden bir alet. Fikir bazına gelmeden çelişiyoruz daha. Yetiştirilme hatası olduğu için evde ampul takamayacak kadar beceriksizim.
Her başarılı erkeğin cüzdanında bir kadın mı vardır?
Vardır, bende yüzde 100 var. Evlenmeden önce bütün kazandığımı çarçur eden bir adamdım. Eşim göçmen, neyim olduysa evlendikten sonra oldu.
Eşiniz sizi ‘boncuğum’ diye mi seviyor?
(Gülüyor) O değil; ama ben ona diyorum.
Hangi belgesel üzerine çalışıyorsunuz?
Neşet Ertaş belgeseli montaj aşamasında. Mülkiye belgeselini bitirmek üzereyiz. Bu kadar Atatürk lafı edilen bir ülkede Atatürk belgeseli bile henüz yapılamadı. Said-i Nursi üzerine bir teklif var, ona da çalışıyoruz.
Bediüzzaman’ın sizin için belgesel değeri taşıyan özelliği nedir?
Ayrıntıları çok tartışmak istemem; ama İslam’ı ele alış biçimi ideolojik olarak beni ilgilendirdi. Medreseden esarete uzanan bir hayatı var, dünyanın neresine gitseniz bu bir belgesel konusudur. Bakıyorsunuz hem I. Meclis’te var, hem padişahın yanında hem de Adnan Menderes ve askerî dönemde var. Görüşlerini yayış biçimi de önemli. Bugünün internet koşullarında gerçekleştirilebilecek bir şeyi o dönemin zor şartları içinde yapmış birisi. Birçok açıdan bugüne kadar çoktan yapılması gereken bir belgesel. Düşünce sistematiğini anlamak için çok şey okumak lazım. Yazılarına kapandığın zaman da sizi çok ayrı dünyalara götürüyor. Öte yandan ne yaşadığını anlamak için de çok az belge var. Bir yanda onu baş tacı edenler, bir yanda nefret edenler var. Bugünün siyasetine ciddi yansımaları olan birisi. Onu gerçekten yaşadığıyla anlattığınız zaman ‘vay canına’ dedirtiyor. Kaç kişi onun Meclis’te konuştuğunu, Atatürk’le diyaloglarını bilebilir ki? Bugünün Türkiye’sinde ona inanan insanlar ve devam eden bir gelenek var. Bu açılardan çok etkileri olacağına inanıyorum, yeter ki hakkıyla yapalım.
Belgesel şu an hangi aşamada?
Bir yıldır görüşüyoruz. Bir ay öncesinde Mardin, Siirt, Urfa ve Van bölgelerini gezdik, mekanları gördük, kabaca çekimlerini yaptık. Doğrusu, bunu yapmayı çok arzu ediyordum. Türkiye’nin tarihinde önemli bir isim. Fakat efsane ve tevatür çok. Onları ayıklayıp gerçeğe ulaşmada sorunumuz var. Biz de kendi araştırmamızı yapıp kendi gözlemimizi de ortaya koyalım istedik. İlk elden tanıklara ulaşmaya çalışıyoruz. Yaptığımız zaman dört başı mamur, belgeye dayanan bir belgesel olacak.
Elinizdeki fiziki şartlarla, Bediüzzaman’ın yaşadığı metafizik halleri nasıl aktarmayı düşünüyorsunuz?
Biyografi yanını ön plana çıkarmaya gayret ediyorum. Ne yaşadığını anlatıp, düşünce sistematiğini, söylediklerini uzmanların da yardımıyla hayat hikayesinin içine yerleştirmeyi amaçlıyorum. Biz burada daha çok yaşadıklarını anlatmak derdindeyiz. Mezarının açıldığı gün orada olan gazeteciden tutun da ölürken başındaki insanın tanıklığına başvurarak gerçek anlamda ne yaşadığını fotoğraflamaya gayret ediyoruz. Biyografide ciddi bir yol aldık. Önümüzdeki yıl hazır olur, biter.
Belgesel, akbabalık duygusu yaratıyor
Bugüne değin kaç belgesel çektiniz, belgesel çekmenin sıkıntıları nedir?
İnanın bilmiyorum, 15 yıldır yapıyoruz. Her sene birkaç belgesel yapıyoruz, bazısı 20 bölüm. Hiçbirinde tatmin olmadım. Çünkü her gün yeni belge ve tanıklar çıkıyor, geriye dönüp bakınca eksikleri görüyorsunuz. Bu ülkenin ve problem olan konuların doğru dürüst belgeseli yok. Söylemde ve belgeye ulaşmada sıkıntı var. CHP’nin belgeselini yapayım deseniz, onun bile arşivi yok. Her şeyi belgeleme hastalığı, akbabalık duygusu yaratıyor. Benim ev belgeyle dolu.
Sizin belgeseliniz çekilse neyi merak ederdiniz?
100 yıl öncesi ile 100 yıl sonrası arasında nereye oturduğumu bilmek isterdim.
Özel belgesel siparişleri oluyor mu?
Yeni yetme bir pop sanatçısı ‘parasını vereyim, belgeselimi yap’ diyor. Ailelerinin ya da şirketlerinin belgeselini yaptırmak isteyenler oluyor. Tanıtım filmini, belgeselden ayırmak gerekiyor.
Belgesel sinema filmi çekmek istemez miydiniz?
(Gülüyor) Büyük bütçelerle çalışmadık, kendime açtığım alanda bir şeyler yapıyorum. Sinemanın düş gücü beni çok çekmeye başladı. Bu alanda bir şey yapmayı arzu ediyorum. Konusu yine insanlar ve tarih olur sanırım.
MHP’lilerden nefret eden birisi olarak MHP’nin belgeselini yapmak ister miydiniz?
Elbette. Artık hayata tapınmalar ve nefretlerle bakmıyorum. Geçenlerde 12 Eylül’le ilgili belgeler toplanırken, ‘MHP katılmasın’ dendi. ‘Ne demek’ dedim ya, ‘MHP, 12 Eylül’ün bir tarafı değil mi? Mamak’ta dayağı onlar da yedi. Ders aldılar, şekil değiştirdiler.’ En çok belgeselini yapmak istediklerimden birisi MHP, teklif gelse memnuniyetle yaparım. Ancak benden tanıtım filmi istememeliler. Meseleye iyiler-kötüler diye bakarsanız belgeseli yapılacak az şey kalır. Sırtlanları yaparken ne yapacaksınız o zaman? (Gülüşmeler)
Yorumlar A.SAMET BİR İNSAN HAKKINDA FİKİR SAHİBİ OLMAK İÇİN O İNSANI İYİ TANIMAK LAZIM GELMEZ Mİ?SAİD NURSİ HAKKINDA KÖTÜ KELİMELER YAZANLAR ONU İLK ÖNCE TANISIN.YARGISIZ İNFAZI ANCAK ZAVALLILAR YAPAR.HAYIRLI YILLAR DİLERİMnur Hayata at gözlükleriyle bakan insanlar, hiç bir şeye hoşgörüyle, tarafsızca bakamazlar. Bunun kanıtı da işte yapılan basit ve bayağı yorumlar. Önce gerçek said nursi kimdir bunu öğrenin. Nurculuk nedir?
Hadi diyelimki bu akımı tasvip etmiyorsunuz, Öyleyse saygı duyacaksınız. Herkes hayata kendi istediğiniz gibi bakmak zorunda değildir. can dündara teklif gelmiş, oda çekiyor ne var ki bunda. Hem said nursinin belgesellerinin çekilmesi çok çok gerekli bir şey. Ama tabii gerçekleri anlatırsa. Risale-i nur eserleri 12 ciltten oluşuyor. Said nursinin tüm düşünceleri, yaptığı hareketlerin sebepleri hepsini kendi yazarak anlatmış. Bu şekilde kulaktan dolma bilgilerle insanları karalamak insan olan insana yakışmaz bence... NUMAN6 EY BU MUHTEŞEM HABERİ ANLAMA KABİLİYETİNİ İÇİNDE BARINDIRAMAYAN ALLAHIN SAFLARI; ZATEN NE ÇEKİYORSAK SİZİN BASİRETSİZLİĞİNİZDEN DOLAYI DEĞİLMİ.YILLARDIR SAİD NURSİ NİN MUHTELİF TARZLARDA BELGESELLERİ ÇEKİLİYOR AMA BU BELGESEL SUNUCULARININ DÜNYA GÖRÜŞLERİNDEN DOLAYI YEDİKLERİ GERİCİ YOBAZ BAĞNAZ YAFTALARININ OLUŞTURDUĞU KREDİ KAYBI MÜNASEBETİYLE ETKİ ALANI BELLİ BİR KİTLENİN DIŞINA ÇIKAMIYOR.DÜŞÜNSENİZE(PARDON)BU YAPIMIN KAZANDIRACAĞI VİZYONU BU HAREKETE GETİRECEĞİ PRESTİJİ ANLAMAYA HİÇMİ MUKTEDİR DEĞİLSİNİZEDİP ARSLAN EY BU MUHTEŞEM HABERİ ANLAMA KABİLİYETİNİ İÇİNDE BARINDIRAMAYAN ALLAHIN SAFLARI; ZATEN NE ÇEKİYORSAK SİZİN BASİRETSİZLİĞİNİZDEN DOLAYI DEĞİLMİ.YILLARDIR SAİD NURSİ NİN MUHTELİF TARZLARDA BELGESELLERİ ÇEKİLİYOR AMA BU BELGESEL SUNUCULARININ DÜNYA GÖRÜŞLERİNDEN DOLAYI YEDİKLERİ GERİCİ YOBAZ BAĞNAZ YAFTALARININ OLUŞTURDUĞU KREDİ KAYBI MÜNASEBETİYLE ETKİ ALANI BELLİ BİR KİTLENİN DIŞINA ÇIKAMIYOR.DÜŞÜNSENİZE(PARDON)BU YAPIMIN KAZANDIRACAĞI VİZYONU BU HAREKETE GETİRECEĞİ PRESTİJİ ANLAMAYA HİÇMİ MUKTEDİR DEĞİLSİNİZiyiki iyiki Can Dündar çekecek,Yoksa tüketmedikleri hiç bir şey kalmadı bu dindar geçinenlerin,bununda ...çıkarırlardı.Sayın dündardan birde ihlas finanszedelerin bir belgeselini çekmesini bekliyorum.Çünkü haramzade işadamlarının arkasında feryatları duymadan nasıl yatabiliyorlar,ben merak ediyorum.6yıldır parasının peşine düşen kişilere,telefonlarda nasılda istihzalı konuşuyorlar,bir mudi gibi bir hakkını arasın hiç bir yetkilinin muhatab çıkmadığı bu insanlarında bir belgeselini yapsınlar.ama nerde o cesaret...Zibidi mi, Zübük mü Said-i Kürd-i sizin neyiniz olur? Bu site Fethullah'ın neyi oluyor? can Dündar adam mı? Onun çekeceği belgesel Said-i Kürd-i'yi adamdan mı saydıracak? Vah zavallılar.. Vah.. yazılan yorumları bile yayınlama cesaretiniz yok, Cumhuriyet'e ne cesaretle muhalif olmaya kalkışıyorsunuz, irtifa kaybınız çok büyükyayınlayın Bana laf atan kişilik boş boş geziyorsun demişsin. ben avukatım hukuk fak. çok iyi derece ile bitirdim. gel notlarımı göstereyim ayda da 100 milyonluk kitap okurum onuda söyleyeyim...
ikincisi hiç can dündar yazısı okudun mu demişsin okudum araplar bize ne yaptı diye yazısı nı okudum sonra yazın güney sahillerinde türkler kürt göçmenleri tek tek öldürecek diyen yazısını okudum.bu yazıları sen okudun mu ????? okudun ve can dündarı beğeniyorsan ve müslümanım diye geziyosan ve bediüzzaman belgeseli yapmasına gönlün razıysa ne diyeyim
ben sözümün arkasındayım bu cemaatler hizmet eden insanların üzerinde yükseliyor bu belgeseli çekecek çok iyi adamlar da var yetiştiremediyse zaten onun ayıbı. can dündar ın bediüzzaman belgeseli çekmesi abilerin komplekslerinin bir ürünüdür. bediüzzaman ı millete can dündar la sevdireceksiniz yani bediüzzaman can dündar ın himmetine muhtaç öylemi..
şahsi olarak çapına yetişemiyeceğin adamlara laf atma çok meraklıysan adını e mailini adresini yaz benim boş gezip gezmediğimi anlarsın... Tabi çapın yeterse... benim fikrime yorum yapacağına kendi fikrini git can dündar ın bahsettiğim yazılarını oku sonra gel... sn yayınlayın a beğenmiyorsan sen çektir belgeseli kardeş. yüce türk büyüğü hoca nasreddin ne demiş parayı veren düdüğü çalır demiş demi. şu ezbercilikten bir kurtulun artık kimseyi ezbere destekleyip , ezbere de yermeyin. sen can dundarı hiç okudun mu? (lütfen kendine doğru cevap ver. okudun mu?) peki hiç belgesellerini izledin mi?. pekii hiç dinledin mi?? tabi dinlememe ne gerek var gibi kendine layık bir cevap vermezsin umarım. adam işinin erbabı ise, bu belgeseli çekmesinde ne mahsur var. yani bu belgeseli çekmek için illa şahsın ince bıyıklı mı olması mı gerekiyor. sende işinin erbabı ol sonrada sana nazım belgeseli çektirsinler. sen yada çevrende işinin erbabı kim var. sabahtan akşama kadar boş boş işlerle uğraş sonrada can dundara laf at. adam çalışıyor allahın verdiği aklını fikrini kendince bildiğince maksimumda çalıştırıyor. yani kardeş "lisanı haliyle zikrediyor" adam....can dündar Miki olmak ile miki filminde rol almak arasında bir fark olmalı. Bu işi de ancak Can Dündar yapabilirdi..kenan kenani kardeş koskoca Fatih Sultan Mehmet de;o ünlü topları bir Macar'a döktürmüştü.ALLAH yetenek verirken bu Müslüman bu değil die dağıtmıyorki.antoni QUİN Çağrıda Hz. HAMZA EFENDİMİZİ OYNAMIŞTI.tabi keşke bizden biri yapabilseydi keşke.yayınlayın yorumu lütfen yayınlayın
nur cemaatleri bir said i nursi belgeseli çekecek adamı bu güne kadar yetiştiremediyse bu işi bıraksın. değerlere sahip çıkma deniyor siz önce yetiştirdiğiniz değerlere/insanlara sahip çıkın islamiyet hakkındaki fikirleri belli olan birine Bediüzzaman belgeseli çektirmek için insanın aklından zoru olması gerekir ayıp ya bu hizmet sizinle rezil oluyor... bediüzzaman ın kemikleri sızlıyor
2001 yılında verdiği ifadeler Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Tuncay Güney, Kanada'dan yaptığı açıklamalarla hala gündeme damgasını vurmaya devam ediyor.
Ekranlardaki altın fırtınası bu akşam start alıyor. Yarışmacı olmak isteyenlerin telefonları kilitllediği Yazı-Tura’nın sunucusu Aysun Kayacı, yarışmada güzelliğinden çok bilgisiyle öne çıkacağını söyledi.
NEW York Times Gazetesi’nin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, özellikle Pakistan’daki Fethullah Gülen okullarına büyük övgü yağdırdığı ünlü yazısından sonra, bu defa da Türkiye’deki türban sorununa el attı.
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan 'travestiler kraliçesi' lakaplı Seyhan Soylu ve oyuncu Nurseli İdiz'in yeni bir 28 Şubat süreci için zemin hazırlamakla suçlandığı öğrenildi.
Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13.7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama'dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için yarın çalıştırılacak.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...