Medyatik Magazinel İlişkiler ve Muhafaza Edemediğimiz Gençlik
Herkesin yazdığı bir konu üzerine yazmak adetim değildir, ama şöyle bir etrafıma bakınca; tüm arkadaş efradımın ve çevremin onun videosu bunun fotoğrafı, şunun bilmemnesi sevdasına düştüğünü farkettim. Binaenaleyh bu konular üzerine birşeyler söylemek, üzerime farzı ayn oldu.
Ne zaman tv'nin tuşuna baksak görüyoruz ki, ana haber bültenleri içine kadar sirayet etmiş, bir magazin furyası; malum mevsim yaz; bazılarının kanı kaynıyor, orası burası oynuyor. Bu tür programların reyting almasının temel nedeni, merak konusunda sınırları aşan Türk kadınları ve azımsanmayacak kadar et meraklısı Türk erkekleridir...
Bu aralar gündeme, tabii ki magazin gündemine, şöyle bir göz atarsak görüyoruz ki, Hülya Avşar - Kaya Çilingiroğlu girdabına katılmış, Hamile Feraye, Kaya'nın rahat durmayı her hafta don değiştirir gibi değiştirdiği one-night-stand durumları (en azında 3 kişi eder), Ali Murat Güven, aşk itirafları ile girdaba ağır top olarak katılan İbo. Hey Allah'ım, sen bunlara akıl fikir ver...
Diğer gündem maddemiz, Pınar Altuğ ve taallukatı... Önce askerdeki kocasını nisbet kocasının kankası Tony, sonra bilmem ki, sonra internetten download ettiği bir çocuk, sonra 20li yaşlarında daha bıyıkları terlememiş bir çocuk daha, sonra liseli bir çocuk, sonra bizim evin karşısında yuvadan bir haylaz oğlan... Liste uzayıp gider, ama nerde bizim iyi aile annesi, düşünceli, feminist ablamız... Noldu yerinde yeller esiyor...
Sonra en bomba gündem konusunda Ali Kırca ve basına sızan video. Basın bu tür videolara çok açtır, ama söz konusu Ali Kırca olunca bazı medya bir hafta beklemiş, yayına girmemişti; sonra görüntüleri servis eden arkadaş dayanamayıp bir e-posta furyası ile bombanın fünyesini ateşleyiverdi. Hemen mahkeme kararı filan çıkartılıp, dağıtım-yayın yasağı getirilmesine rağmen, internet denizinin dalgaları çoktan Ali Baba'yı ünlü yapmıştı. Farklı tarzı ile izleyenleri hayretler içinde bıraktığını hepimiz biliyoruz, ekşi sözlük'ün bile yaz aylarında normal olarak düşen entry performansına büyük katkıda bulunduğunu görüyoruz, saol Ali Kırca... Ama uzun bir süre Ali Kırca'nın haber sunması gibi bir durum olmayacağını umuyoruz, aksi takdirde haberleri izlerken ne kadar içler acısı durumlar olsa da, Ali Kırca'yı görüp bıyık altında sırıtacağımız kesindir, Cem Yılmaz esprileri hemen hatrımıza geliveriyor tabii...
Dünya Lübnan-İsrail krizi ile uğraşa dursun, İran uranyumunu zenginleştirsin, ABD ve BM Türk askerini Lübnan'a göndere dursun, bizim durumumuz bu. Bir elimizde ayna, umurumuzda mı dünya!!!
Toplumu en kolay yoldan yozlaştırıp, şahsi saplantıları ve gayri meşru ilişkileri özel hayat kavramı ile örtüveriyoruz. Sitemizde Ali Kırca haberlerinin altındaki yorumları görünce, yüzümde acı bir gülümseme oluşuyor. Vay Türkiye vay...
Ecdadımızdan ya da ahlaktan dem vurmayacağım ama, toplumumuzu ve bilhassa gençleri, işte böyle yozlaştırıyoruz. İstanbul'un muhafazakar semtlerinde dolaştığımda yozlaşmışlığı, görünüşe aldanmamanın gerektiğini hemen görüyorum. İlhan Selçuk'un yakında zamanda yaptığı açıklama aklıma geliyor bu gezintilerimde, 'Başörtüsü takmak insan hakkı değildir', abuk subuk, delice bir söylem ama, gelse benimle iki tur atsa, haksız davasına daha mantıklı söylemler bulabilir. Gençlerin içler acısı halini görüp, belki ansızın akıllanabilir. Sol kesimin ve sol düşüncenin kredisini sonuna kadar kullandığı toplumumuzda, sağ ve muhafazakar kesim ise maskeli balo şeklinde oylarını arttırmaya, belki de ceplerini doldurmaya çalışıyor...
Yorumlar Yunus Onurlu Toplumun kanayan bir yarasıdır gençliğimizin hali! Gençlik ne yazıkki çoğunlukla topla uyutulan, düşünme yetisi kurutulan, felsefe ve siyasetten bihaber yığınlar haline getirildi. siteyi 8sutun.com'daki bir arkadaşın yorumundan keşfettim.Erol Kavas'ın görüşlerine aynen katılıyorum.
"Öz kaçınca geldi kabuk, revaçtadır eli çabuk, önümüzü görmez olduk, gözümüzü kaybettiler!; Sofralarda haram aşlar, utancından titrer taşlar, yokuş biter yokuş başlar, düzümüzü kaybettiler!..." Hasan DemirBurak Dost Bu guzel yazidan dolayi tesekkurler. Hissiyatimiza tercuman oldunuz. Saygilarimla.Hayal Gören Sizinle aynı fikirdeyim Erol Bey.Şahsi saplantıları olanlar,gerçek aşkı inkar eden gayri nizami hayat tarzlarına özenenler hüsrana uğrayacaklardır.Nazmi Başyiğit Tam kitabın ortasından diye bir tabir var ya... İşte öyle bir yazı olmuş Erol Bey. Bu sayfayı, Türkiye kamuoyunu boş konularla meşgul edenlerin kulağına küpe diye takmak lazım. Bu yazınızdan dolayı tebrikler ve teşekkürler...Edibe Cansever Mehmet Bey,Siz MSN'de yazıştığınız dostlarınıza Türkçe dersi mi veriyorsunuz?Harikasınız,bir tanesiniz,can tanesisiniz,sizi alkışlıyorum.Güzel Türkçemize başka nasıl katkıda bulunulabilir!Muallime Öğretmenler de hata yapabilir.Cümle düşüklüğü olmuş.'Biraz ilgi çekmek için' olacaktı doğru cümle.Görüyorsunuz ya Mehmet Bey insanlar hata yapabiliyorlar(mış).Muallime Bence Erol Bey bu ibareyi bilinçli olarak'saol'şeklinde yazmıştır.Bazen yapılır bu şekilde;biraz ilgi çekmek, okunduğu şekliyle yazılabilir ,çünkü mizah da içeriyor yazı.İçeriğini sorarsanız Asiye Zehra'yla aynı fikirde olduğumu söylerim.MEHMET HANCIOĞLU Bendeniz MSN de yazışırken eş dost ve arkadaşlardan saol ibaresi kullanan olduğunda kendimce düzelttiğimi sanarak onlara güzel Türkçemizi kullanalım lutfen onun yazılışı SAĞOL dur diyorum ...
Şİmdi Erol Kavas ın metni içinde de bir saol ifadesi görünce sorma ihtiyacı hissettim... hangisi doğru...!???Asiye Zehra Okuduğum 'en aklı başında 'yorum.Siz ara sıra yazın Erol Bey.Selamlar...Canzonette Denizin dibine doğru gidiyoruz.Ümitsiz de değiliz,çünkü dibe vurunca,yukarı çok hızlı çıkılır.
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: