İyi ki iyibilgi var. Yoksa Ertuğrul Özkök’ün Başbakan Erdoğan ile iki saati bulan görüşmesinin ne anlama geldiği her halde anlaşılamazdı. Önceki gün iyibilgi Özkök’ün kıpırdanmalarına dikkat çekmişti. Şimdi pazılın parçaları birleşiyor: iyibilgi Özkök ile Erdoğan görüşmesini yazıyor…
İYİBİLGİ
Bir yayın grubunu en mutlu eden şey her halde şu olmalı: Türkiye’yi izliyorsunuz, konuşmaların satır aralarına odaklanıyorsunuz, kim aslında ne demek istedi, yorumluyorsunuz ve ortaya çıkardığınız resmi okurlarınıza sunuyorsunuz. Daha sonra gelişmeler sizi doğruluyor. Siz tarihin önünden gidiyorsunuz.
İyi ki iyibilgi var. Çünkü önceki gün yaptığımız şu analiz şimdi yapılan bazı görüşmelerin ne anlama geldiğine ilişkin önemli ipuçları veriyor. Tam da bu analizde söylediğimiz gibi, amiral gemisinin kaptanı Özkök pozisyon belirlemeye çalışıyor. Daha doğrusu “411 el kaosa kalktı” manşetinin sahibi dümen kırıyor. Ergenekon operasyonunu sorgulayan manşetleri bir kenara bırakıyor. Artık Hürriyet’te ne Ergenekon ne de kapatma davasıyla ilgili haber bulmak güç. Özkök köşesinden uzlaşı çağrısı yapıyor.
İşte Özkök’ün dönüşen bu tavrının son noktası Başbakan Erdoğan’la baş başa görüşme talebi. Basına yansıyan bilgilere göre Ertuğrul Özkök Başbakan Erdoğan’la görüşmek istedi. Erdoğan’ın talebi kabul etmesi üzerine dün Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinde iki saati bulan görüşme gerçekleşti. İkili baş başa iki saat ne konuştu? Ne görüştü?
Bir ihtimal: Özkök, kendisine gelen ve bugün köşesinde yayınladığı “anti-Ergenekon terör örgütü” ile ilgili mektuptan rahatsız oldu ve Başbakan’la bunu paylaşmak, Türkiye’yi karanlığa çekmeye çalışan diğer örgütlerin varlığından Başbakan’ı haberdar etmek istedi. Bu bir ihtimal, ancak düşük bir ihtimal. Çünkü Özkök’ün o bilgileri Başbakan’a iletmesine gerek yok. Özkök’ün elindeki “ciddiye alınamayacak” mektuplar kriminal vaka. Başbakanla paylaşılmaktan çok terörle mücadele şubesiyle paylaşılması gerekiyor.
İçeride ne konuşulduğu ile ilgili ikinci ve güçlü ihtimal: Uzlaşı…
Özkök’ün bir haftadır fikir değiştirdiği, manşetlerinden Ergenekon operasyonunu “sulandıracak” haberleri vermekten vazgeçtiği, “411 el kaosa kalktı” çizgisinden uzaklaştığı, bir dönemde… Sık sık “artık Türkiye uzlaşmalı” mesajını vurguladığı bir dönemde gerçekleşen görüşmede başka bir meselenin gündeme geldiğini düşünmek zor görünüyor.
Peki, ama Özkök neden uzlaşı istiyor? Türkiye’nin gereksiz yere enerji kaybettiğini düşündüğünden mi? Kaosa kalkan eller şu anda yaşadığımız gerilimin köşe taşlarından birisiydi. Neden şimdi yaşananların “gereksiz enerji kaybı” olduğu düşünülüyor? Şimdi değişen ne?
Bu soruların yanıtı cevap bekliyor, ancak Özkök’ün çağrısı yanıt bulmuyor da değil. Bakın dün çok ilginç bir gelişme daha oldu. Özkök’ün talebi üzerine dün Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’de gerçekleşen ve iki saati bulan görüşmesinin ardından, Erdoğan Zaman Genel Yayınyönetmeni Ekrem Dumanlı’yı çağırdı. Büyük bir ihtimalle Erdoğan, Özkök’ün kendisine sunduğu “uzlaşı” formülünü Ekrem Dumanlı’ya aktardı. Bugün Zaman gazetesinde Hüseyin Gülerce’nin kaleminden yayınlanan “Ertuğrul Özkök’e açık mektup” başlıklı yazı dün yaşanan ziyaret trafiğinin bir sonucu gibi. Gülerce “uzattığın uzlaşı elini tutacağız, seni destekleyeceğiz” diyor.
Kapatma davası ve Ergenekon operasyonları gölgesinde Türkiye ilginç bir uzlaşmaya gidiyor. Daha önce kaos vurgusu yapanlar mevzilerinden beyaz bayrak çıkarıyor. Türkiye, kapatma davası nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, her halde ılıman denizlere yelken açıyor. Dünkü iki görüşme uzlaşmanın basın ayağı için oldukça önemliydi. Şimdi uzlaşmanın diğer ayaklarının gündeme gelmesi beklenmeli…
Elbette şunu da vurgulayalım: iyibilgi uzun bir südüredir, dünyada oyunun kuralının yeniden belirlendiği, çok kutuplu yeni dünya düzeninin temellerinin atıldığı, bölgemizde Türkiye'yi yakından ilgilendiren önemli gelişmelerin ortaya çıktığı bir dönemde ülkemizin iç gerilimlerle enerji kaybetmesine karşı çıktı, tüm kesimleri Türkiye için bir araya gelmeye, geleceğimizi birlikte şekillendirmeye çağırdı. Bu yüzden "uzlaşı" önerisi kimden gelirse gelsin, Türkiye'nin yararına olacak tüm adımları kararlılıkla izleyeceğimizi beyan edelim. Elbette, uzlaşmanın ne anlama geldiği tartışmasını detaylı bir şekilde yaparak.
Çünkü, aslında Özkök'ün de tahmin ettiği gibi, uzlaşma "demokratik yürüyüşten geri adım" anlamına gelmiyor. Demokrasiden vaz geçmenin uzlaşısı olmaz. Laiklikten vaz geçmenin uzlaşısı olmayacağı gibi... Demokrasi ve laiklik Cumhuriyet'in temel değerleriyse, bunların üzerinde pazarlık yapılamaz. O halde Ergenekon operasyonu bu uzlaşının bir parçası mı? Hayır... Peki, kapatma davası? O da değil. Öyleyse ne?
Yorumlar E.Dağıstan Konuşturana ve hadiselere bakıp konuşanlara odaklanmazsan meselenin özünü kaçırmazsın kardeşim. Doğan grubunun azmasında ve yüz bulmasında az etkili olmadı AKP. Bu yapılan operasyonlar da devlete ait, AKP'ye değil, oraya yapılması gereken işlerin yürümesine engel olmayacak,sağda solda konuşanlara bakmayacak vitrini düzgün, karizmatik herhangi birini oturtsalar başbakanlığı yürütebilir, yeter ki millete zıt gitmesin, zıt gidenlere de iltimas geçmesin. Benim tipten kaybederim, gördüğün gibi laf çok icraat de yok :)m.alumert dağıstan ne kadar çok konuşuyorsun.sen başbakan olsana.Yusuf Alper Neyin pazarlığını yaptı bu Ertuğrelekon efendi acaba başbakanla... Bugün ZAMAN hazetesinde H.Hülerce Ertuğrul Özköke çağrıda bulunuyor insafa davet ediyor (!!!).. Boşa kürek sallıyor sayın Gülerce... Ertuğrul efendi ve avanesinde de iki davranış sözkonusudur muhataplarına karşı..1-Kendileri güçlü ise ellerinde kullanacakları enstrümanlar var ise muhataplarını hizaya getirecek insafsızca , pervasızca, hoyratça ,kuralsızca kullanır yok etmeye ezmeye çalışırlar... Gazetenin manşetlerini de alt sayfalarını da , köşelerini de bubi tuzakları gibi cümle tuzakları ile rakiplerine saldırırlar... Bazan gülümserken başka bir noktadan enseye akrep atarlar... ..........2- Yok başedemeyeceklerini anlayınca da binbir zillet ile , sırnaşma ile biz öyle değil böyleyiz , dostuz mesajları iletirler.Aracılar bulurlar Muhatabını inandırmaya çalışırlar bir süreliğine ses kesse bile ilk fırsatta sokarlar.. TIPKI AKREP İLE SU KAPLUMBAĞASININ HİKAYESİ GİBİ... Akrep ve Kaplumbağa karşıya geçecekler... Akrep yüzemez kaplumbağaya der ki beni karşıya geçirir misin? Kaplumbağa der ki sana belli olmaz sen akıllı durmaz beni sokarsın... Akrep der ki olur mu seni sokarsam ben de boğulurum... Neyse kaplumbağanın sırtına biner suyun ortasına doğru dayanamayıp fıtratı gereği bi güzel iğnesini kaplumbağanın kafasına batırıverir.. Kaplumbağa serzenişte bulunur hani söz vermiştin der.. Akrep de NE YAPAYIM DAYANAMADIM SOKTUM.. İSTESEM DE VAZGEÇEMEM BU BENİM YAPIM BÖYLE FITRATIM BÖYLE DER... İşte Ertuğrul Özkök efendi ve çevresi gerek AKP'ye karşı gerek zıt gördükleri bütün çevrelere karşı, islami cemaatlere karşı tutumu böyledir... Sayın Hükümet yetkilileri de sayın Gülerce ve Ertuğrula dostluk eli uzatan Ekrem Dumanlı dikkat etsinler Ertuğrul efendi ne eder ne yapar fıtratının gereğini yerine getirir tıpkı Ertuğrulun Patronu Aydın Doğan gibi...E.Dağıstan Yaptıkları onca pisliğin üzerine son zamanda bir kısım sulandırmadan ve örtme operasyonundan sıkıştıkları için vazgeçtiler diye eğer Erdoğan bunlarla canciğer kuzu sarması olup vergi borcunda millete atılan kazığın bir benzerini yine millete ve memlekete bunlar için atacaksa, yiyeceği tekmeye şimdiden hazırlansın. Başka adam mı yok adam gibi şu memlekette başbakan olacak ? Milleti sata sata yola devam edecek birileri illa lazımsa başkası da bulunur.
ABD'de yaşayan Amishler, dünyadan tecrit edilmiş bir hayat sürüyor. Elektriksiz yaşıyor, at arabası kullanıyor, TV ve bilgisayardan uzak duruyor. İşte Amishler'in izole hayatı...
Ünlüler geçmişlerini inkar ediyor. Örnek Ebru Şallı... Ünlü manken, "İstanbul'da hangi semtlerde oturdunuz?" sorusuna 'Bebek ve Etiler' yanıtını verdi. Oysa Şallı, ünlü olmadan önce Feriköy'de gecekonduda yaşıyordu.
Gülben Ergen'in içi dışı bir!!! İşte Hürriyet'in en çok okunan haberi!!!
Ne Orman yangını, ne YAŞ kararları, ne de Ergenekon... Gündeme bomba gibi düşen ikinci Sibel Can vakası haberi Kıbrıs'tan geldi!
Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur. Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: